morelli.sitemynet.com
sanat

Türk Dünyası
Yansımalar
Avrupa Türkleri
Fransa
Eğitim ve Dil
Danışma Hattı
Başvuru
Irkçılık
Haklar
Gurbet
Gurbet Çiçekleri
Seçtiklerimiz
Fide Erken
Sanat ve Turizm
Dostlar
Adresler
AKP Dönemi
Türk Dünyası

Türk Dünyası


Cavit YURT'la iftihar ediyoruz!

PKK’nın yapamadığını AKP Hükümeti yapıyor

Onur YURT'la iftihar ediyoruz!

AKP hakkında inceleme başlatıldı


Gurbette Türk Dünyası

Avrupa Türkleri hakkında gözlemler

NEREDEN GELDİK,
NEREYE GİDİYORUZ?

Yakup YURT

Yakup YURT

Önce Ankara Antlaşması imzalandı, sanırım 1962 yılında. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Devletleri arasında. Otuzbeş yaşını aşmamış - Cahit Sıtkı boşuna dememiş yolun yarısı eder diye - olma birinci koşul. İkincisi ve en önemlisi de Avrupalıların seçtiği hekimden sağlam raporu almak. Sırım gibi Anadolu yiğitleri doldular trenlere, vapurlara, otobüslere ve böylece başladı umuda yolculuk. Elde küçük bir valiz, cepte birazcık para. Geride kaldı yaşlı atalar, gözü yaşlı çoluk çocuk.
Almanlar davul zurna ile karşıladı "misafir işçilerini". Yani kalıcı değil, biraz kalıp gidici. Bana gel, suyunu ver limon gibi ve sonra ülkene dön posa olarak der gibi birşey. Belçikalılar ise "göçmen işçi" dediler onlara. Aile birleşimi kapılarını açık tuttular baştan beri. Yani gel yerleş, kur evini, getir karını ve çocuklarını da buraya. Ve çocuk yapmaya devam et, çünkü çocuk parası vereceğim sana bol bol, dört çocuktan sonra vergi de ödemeyeceksin dendi onlara. Doğum oranı ölüm oranından daha düşük Belçika'da. Yerli nüfus yaşlanıyor, demografi (nüfusbilim) bozuk, faal nüfus yenilemiyor kendi kendini... Bizim kadınlar bireysel özgürlüklerini, vücut özerkliklerini, ekonomik bağımsızlıklarını aldılar bir kez 68 kuşağının etkisiyle. Erkeklerimiz onları seçmiyor, onlar erkek seçiyorlar. Yatıyorlar, ama çocuk yapmıyorlar. Ekonomilerimizi sizlere muhtaç ettiler, çok ayıp doğrusu!
Biz sizden fazla bir şey beklemiyoruz. Bizimkilerin yapmak istemediği pis, tehlikeli, sağlığa zararlı, ağır işleri yapın yeter. Bak iyi para vereceğiz sizlere, boşuna değil herhalde. Akıllı, mantıklı, duygulu, kültürlü, tahsilli olmanıza gerek yok. Yapacağınız işler bunları gerektirmez. Kömür ocaklarında, metallürjide, kimyada, inşaatta, fabrikalarda gece postalarında çalışacaksınız nasıl olsa. Toz yutacaksınız, kaza geçireceksiniz, meslek hastalıklarına yakalanacaksınız. Önemli mi canım? Paranızı vereceğiz dedik ya ! İtaatkâr olun yeter. Sosyal haklar cennetinde yaşatacağiz sizi. Hem siz haram sevmezsiniz. Kısa sürede otomobiliniz de olacak. Ehliyetinizi postacı kutunuza atacak. Karınız yoksa veya gelemediyse hiç üzülmeyin. Bizim sarışınlar sizin kara bıyıklarınızı çok seviyorlar - özellikle paralarınızın ödendiği günlerde! Hey gidi güçlü Türk erkekleri, gösterin bakalım kendinizi (burada Ali Desidero'nun traş bıçağı reklamından esinlendim). Kore'de de sırtınızı sıvazlayıp benzeri şeyler yaptırmadık mı size? Kore nire, Türkiye nire? Hem çok istiyordunuz Avrupa'ya girmeyi. 1566 da yorulup Viyana'dan dönmediniz mi? Buyrun şimdi içeri.
Anladınız değil mi? Bizim bir çift kola ihtiyacımız var sadece. Düşünme ve duygusallık gerekmiyor. Belçikalı bir sosyolog (toplumbilimci) bir televizyon programında aynen şöyle dedi :"Biz onları kol olarak getirttik, fakat şimdi anlıyoruz ki kalpleri de varmış. Hayret doğrusu!" Çok çalışın, kötü ve ucuz yaşayın, para biriktirin, ülkenize dönünce adam muamelesi yapsınlar. Hem senin ülkende "paran kadar konuş", "kaç paralık adamsın", "köşeyi dönme" gibi deyimler çok sık kullanılıyormuş.
Avrupa ile entegrasyon mu, uyum mu, bütünleşme mi? O da neymiş? Sen buraya çalışmaya geldin. Unut öyle şeyleri. Onları zamanı geldikçe yavaş yavaş konuşur, yavaş yavaş çözeriz. Haydi sen işine bak. Kendi mahallende otur, kendi kahvelerine git, kendi dilini konuş. Sen buraya bizimle konuşmaya gelmedin ki! Senin yerin belli, rolün belli. Hem ne pislik yapacaksanız kendi aranızda yapın, bize dokunmayın, uzaktan sevelim birbirimizi. Bizim alt tabaka sevmese de sizleri, ekonomi kurmaylarımız çok memnunlar sizlerden. Her yerde Türkler çok çalışkan, çok dürüst insanlar diye söz etmiyorlar mı? Siz boş verin o birkaç besleme ırkçının dediklerine, yaptıklarına, yaktıklarına...
Korkmayın biz gereğini yaparız. Burada demokrasi var, insan hakları var. Derdinizi anlatmanız için tercümanlar var. Buraya gelmek için can atanlar var, hayatını tehlikeye atanlar var, iltica edenler var, sahte evlilik yapanlar var, kaçaklar var, hapiste yatanlar var, sınırdışı edilenler var, sömürenler var, sömürülenler var, uçaklar var, gemiler var, cenaze dernekleri var... Olacak o kadar... sizde TV programı değil mi? Hem şunu bilin ki bizim buradaki işler iyi gitmezse, sizin oradaki işler hiçbir zaman düzelmez. Sizinkiler tarım ürünü, işgücü, gelin, damat ihraç ediyorsa, bizimkiler de savaş ihraç ediyor. Çok çabuk dolduruşa geldiğinizi de biliyoruz ayrıca. Sonra yediririz sizleri sizlere. Ona göre ayağınızı denk alın, dediğimizi yapın, ukalalık istemez! Hem biz size gerçekten hayranız, ama gizli bir hayranlık bu. Helâl olsun size. Nasıl başardınız şu 20 senedir % 100 enflasyon ile yaşamayı ve bu arada % 5-6'lık bir kalkınma mucizesini? Hem bu arada Nataşa'ları da ihmal etmeden, hakkını her yönüyle vererek ve de karşılığını alarak. Kayıtsız ekonomi, çocukların çalıştırılması, hayali ihracat, uyuşturucu trafiği, sokak çocukları, boğaz köprüsünden atlayanlar, dama çıkanlar, başbakanlık önünde soyunanlar, vergi kaçıranlar, yurtdışına kaçanlar...bunların hepsi faso fiso. Sizin başarılarınızı çekemeyenler uyduruyor bütün bunları! Biz kulak asmıyoruz. Siz de asmayın. Sıkmayın tatlı canınızı.
İlk hedefiniz çaktırmadan Belçikalılaşmaktır. İleri!..

Yazan : Yakup YURT
Brüksel Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdindc yeminli tercüman
Brüksel, 1 Nisan 1999


NOT : Ufak tefek yerel farklılıklara rağmen, bu yazının içerdiği ve sunduğu fotoğrafın yurttaşlarımızın yaşadığı tüm Avrupa ülkeleri için de geçerli olduğuna tüm içtenliğimle inandığımı belirtmek isterim. Bizler gerekli ve yeterli bilinç düzeyine ulaşmadıkça ve haklarımızı savunmak için yerel gerçeklere uygun şekilde örgütlenmedikçe, her zaman, orada ve burada, bizleri gütmek isteyenler olacaktır. Unutmayalım ki güdenler, kötü bile olsalar, çıkarlarını insan haysiyetinin üstünde gören insanlardır. Güdülmeyi kabullenenler ise insanlık bilincini yakalamak için yeterince gayret göstermeyen veya gösteremeyen teslimiyetçi zihniyet
sahipleridir. Benliğimizi korumaya evet, evrenselliği inkâra hayır !..

CAVIT YURT VE ONUR YURT

KIRGIZİSTAN'DA
MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Doç. Dr. Mehmet YÜCE

Doç. Dr. Mehmet YÜCE

Kırgız Cumhuriyeti 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasının akabinde değişik dini gurupların faaliyetlerine sahne olmaya başlamıştır. İnsanların maneviyatındaki inanç
boşluğunun ve dini bilgi eksikliğinin yanı sıra ülkede demokratik sistemin tanıdığı özgürlük ortamının sunduğu imkânlar bu tür faaliyetlerin yaygınlaşmasını hızlandırmıştır. Bu durumu çok iyi değerlendiren batılı misyoner teşkilatları özellikle Kırgızistan'ı faaliyet alanı olarak seçmişlerdir. Bunun sonucunda Kırgızistan'da mantar biter gibi misyonerlik kuruluşları bitmeye başlamıştır. 1996 yılının verilerine göre Kırgızistan'da 200'ün üzerinde misyoner kuruluşu faaliyet gösterirken, bu rakam 2001 - 2002 yılında 1212'ye ulaşmıştır. Bu sayının 839'unu Hıristiyanlığın değişik mezheplerine ait guruplar oluşturmuştur. Misyoner kuruluşların köken itibariyle başta Amerika olmak üzere Almanya, İngiltere, Fransa ve Kore ile bağlantıları bulunmaktadır.

Misyonerlik faaliyetlerinde bulunmak üzere gelen misyonerler Kırgızistan'ın her bölgesine dağılmakta ve her biri ayrı birer cemaat oluşturarak devletin resmi organları tarafından tescil edilmektedir. Böylece kendilerini halkın tepkisine karşı da güvence altına almaktadırlar. Misyonerlik faaliyeti yapan gurupların çoğunluğunu Protestanlığın muhtelif kolları oluşturmaktadır. Her ne kadar bu gurupların inanç esasları, faaliyet alanı ve kullandıkları metotlar farklı olsa da aynı amaç için çalıştıklarından dolayı aralarında bir sürtüşme söz konusu olmamaktadır. Olukça organize bir şekilde çalışan bu guruplar birbirlerinin faaliyet alanına girmeden ve birbirlerine engel olmadan aynı hedefe doğru ilerlemektedirler. Mükemmel sayılabilecek bir programla hareket eden misyonerler 27 Ekim 2001 tarihinde Bişkek'te düzenledikleri konseyde Kırgızistan'daki bütün Protestan kökenli guruplar ve yeni dini hareketler birleşerek "Bütün Hıristiyan Menşeli Gurupların Kırgızistan'daki Birliği" adı altında bir konfederasyon oluşturmuşlardır. Böylece konfederasyona üye olan Protestan menşeli dini misyoner guruplar ve onların değişik adlar altındaki vakıfları, eğitim kurumları Kırgızistan'daki misyoner faaliyetlerini daha organize şekilde yürütme imkânına kavuşmuşlardır. Kırgızistan'da faaliyet gösteren başlıca Misyoner Cemaatleri şunlardır: Baptistler, Evangelistler, Yahova Şahitleri, Adventistler, Pyatidesyatnikler (Ellinci Gün Hıristiyanları), Presbiteryenler, İsus Hristos Kilisesi, Hayat Kaynağı Gurubu, Ümit Işığı Gurubudur.

Kırgızistan'da en yaygın misyoner grupların başında Baptistler yer almaktadırlar. Baptistler, Kırgız Türkünün sosyal ve ekonomik yönden ezilmiş olan kesimlerine maddi yardım yapmak suretiyle faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu konuda özellikle Alman misyonerlerin faaliyetleri ilk sırada yer almaktadır. Kırgızistan'da sosyal ve kültürel alanda çok büyük miktarda paralar harcayarak halkı kendine çekmeye çalışmaktadırlar. Baptistler, özellikle halk arasından maddi açıdan problemli, geçimini zorla sağlayan aileleri, dul kadınları ve yetimleri hedef almaktadırlar. Almanya'dan gelen bu misyonerler, halka yardım ederken, "bu yardımları size biz vermedik bunları size Tanrı İsa gönderdi" diye telkinde bulunmaktadırlar. Baptistler Kırgızistan'da gerçekleştirmeye çalıştıkları plan dahilinde Kırgızistan'ın Issık Göl, Karakol ve Karabalta şehir sakinlerinin muhtaç ve fakir olan kısmına da çok büyük miktarda maddi yardımlarda bulunmuşlardır. Gençler üzerinde yoğunlaşan Baptistler, Kırgızistan'ın değişik okullarından öğrencileri dinlenme kamplarına göndermek için 1997 senesinde 70 000 Alman markı sarf etmişlerdir. Yine Kırgızistan'da açtıkları İncil Okuluna 500 000 civarında alman markı harcadıkları söylenmektedir.

Kırgızistan'da yaygın bir diğer grup ise İsus Hristos Kilisesidir. İsus Hristos Kilisesi, Hıristiyanlık tarihinde ortaya çıkan yeni guruplardan biri olarak bilinmektedir. Bu gurubun Amerika'da ortaya çıkan Pyatidesyatniklerden esinlenerek meydana geldiği kaynaklarda bildirilmektedir. Fakat bu gurubun ortaya çıkışıyla ilgili kesin tarihi bilgiler bulunmamaktadır. Kırgızistan'da tespit edildiği kadarıyla bu gurup kendine Kırgızca Daniyar Taalayev lakabını veren Amerika'lı birisinin ideolojisi üzerine kurulmuştur. Onun fikrine göre, Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın İslam dinine üstünlük sağlaması gerekmektedir. Ona göre Hz. Muhammed Müslümanlardan İncil'i öğrenmelerini talep etmiştir. Kuran da Müslümanlara İncil'i öğrenmeleri için gönderilmiştir. Daniyar Taalayev buna benzer fikirlerini Kırgızistan'da rahat bir şekilde yayabilmektedir. Ona Amerika'da eğitim gören Vasya Kuzin adlı yerli bir Rus yardım etmektedir. şu anda bu akımı Vasya Kuzin yönetmektedir. Vasya Kuzin vaazlarının birinde: "Kırgızlar kıyamete kadar Tanrı tarafından lanetlenmiştir. Bu yüzden onlar, bulaşıcı hastalıklarla hastalanırlar. Bundan kurtulmanın tek yolu İsus Hristos Kilisesine gelip katılmaktır." diyerek Kırgızları etkilemeye çalışmıştır. Kırgızistan'da bu gurubun iki ayrı cemaati bulunmaktadır. Biri Rus dilinde diğeri de Kırgız dilinde konuşan cemaattir. Rusları Vasya Kuzin, Kırgızları da Talasbek ile Tilek isimli şahıslar idare etmektedir. Bu gurubun Kırgızistan'ın değişik bölgelerinde resmi olarak çalışan 18 kilisesi ve gayri resmi olarak çalışan 7 kilisesi bulunmaktadır. Bunların çoğu Kırgızistan'ın Kuzey bölgesindedir.

Milli ve manevi değerlere sahip Kırgız Türkleri ülkelerinde faaliyet gösteren misyonerlik faaliyetlerine karşı büyük tepkiler göstermektedirler. Zaman zaman bu kimseler ile misyonerler arasında kavgalar yaşanmaktadır. Hıristiyan misyonerlerinden rahatsız olan insanlar her fırsatta onlara karşı mücadele etmektedirler. 1994 senesinin Mayıs ayında Atbaşı köyünde Kırgız Baptistler ile Kırgız Müslümanlar arasında çeşitli sebeplerden dolayı büyük bir kavga yaşanmıştır. Netice-i kelam, bağımsızlıktan önce sadece Müslümanların ve Ortodoks Hıristiyanların bulunduğu Kırgızistan, bağımsızlıktan sonra bir anda Batılı misyoner gurupların cirit attığı bir ülke haline dönüşmüştür. Şu anda bu misyonerlerin sayesinde Hıristiyanlığı tercih eden Kırgız vatandaşlarının toplam sayısı on bin ile on yedi bin arasında olduğu tahmin edilmektedir. Hiç de azımsanmayacak bu oran Kırgızistan'da ciddi tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Dünya Gündemi, 30 Nisan 2006

AKP ve anayasa ihlalleri!

Sosyal Güvenlik konusu

Üzeyir Lokman ÇAYCI

181 gün geçti dilekçeme hâlâ cevap vermediler!

¤ AKP'li yöneticiler ne yazık ki halka, emeklilere, işçilere ve gurbetçilere açılım yapmıyorlar!
¤ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hak sahiplerine sosyal güvenlik hizmeti ve
Vatandaşlarımıza hak ettikleri kaliteli hizmet verilmiyor!
¤ Anayasa ve kanunlar görev ihmalleriyle açık açık çiğneniyor!

Sosyal güvenlik nedir?

Sosyal güvenlik, kelime olarak sözlüklerde : «Sosyal sigorta, sosyal yardım vb. araçlarla halkın sosyal durumunu güvence altına alma» şeklinde açıklanmaktadır.

İşte yetkililerin sözleri

Sözl Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. M. Emin ZARARSIZ : «Sosyal güvenlik, anayasamız ve kanunlarla belirlenmiş vazgeçilemez bir insan hakkıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak Kurumumuz; vatandaşlarımızın doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonra da hak sahiplerine sosyal güvenlik hizmeti vermektedir.» demektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER de : «Değerli Mesai Arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak göreve başlamış bulunmaktayım. Sizlerin de yakından bildiği gibi; çalışma hayatı ve sosyal güvenlik tüm vatandaşlarımızı yakından ilgilendiren önemli hizmet alanlarıdır. Vatandaşlarımızın hak ettikleri kaliteli hizmetlerin sürdürülmesi önemlidir.
Ancak, çağdaş bir çalışma hayatı ve sosyal güvenlik sistemi için yapılması gereken pek çok yeni çalışma ve atılması gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Takım halinde, çalışma hayatımızın kalitesinin geliştirilmesi yönünde çaba sarf edeceğiz.»

Görevleri

Sosyal Güvenlik Kurumunun görevleri :
Sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına alacak, sosyal sigortacılık ilkelerine dayalı, etkin, adil, kolay erişilebilir, aktüeryal ve malî açıdan sürdürülebilir, çağdaş standartlarda bir sosyal güvenlik sisteminin gerçekleştirilmesi amacıyla kurulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumunun görevleri 5502 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre şunlardır : Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık uygulama programlarını dikkate alarak sosyal güvenlik politikalarını uygulamak, bu politikaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak.

1. Hizmet sunduğu gerçek ve tüzel kişileri hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirmek, haklarının kullanılmasını ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini kolaylaştırmak.
2. Sosyal güvenliğe ilişkin konularda; uluslararası gelişmeleri izlemek, Avrupa Birliği ve Uluslararası kuruluşlar ile işbirliği yapmak, yabancı ülkelerle yapılacak sosyal güvenlik sözleşmelerine ilişkin gerekli çalışmaları yürütmek, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaları uygulamak.
3. Sosyal güvenlik alanında, kamu idareleri arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlamak.
4. Bu Kanun ve diğer kanunlar ile Kuruma verilen görevleri yapmak.

Anayasa ihlalleri

«Anayasa'nın 60. Maddesi :
A. Sosyal Güvenlik Hakkı
Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.»
Sosyal Güvenlik Kurumu görevini yapmıyor!

Fransa'da emekli olabilmek için Türkiye'de geçen hizmet sürelerimi birleştirmek istediğime dair, Fransa, Mantes la Ville postanesinden 16.05.2009 tarihinde RK 29 557 601 7FR kayıt numarasıyla ile Ankara Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğüne gönderdiğim taahhütlü dilekçeme 14.11.2009 tarihine kadar 181 gün geçti hâlâ cevap alamadım.

05.10.2009 tarihli BİLGİ EDİNME BAŞVURUMLA, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince istediğim bilgi veya belgeler bana gönderilmiş olsaydı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gerekli soruşturmayı başlatmış olsaydı ben bu yazıyı yazmayacaktım.

1) Cevabın bu kadar uzun süre gecikmesinin sebebinin açıklanması
2) Bu gecikmenin sosyal güvenlik konusuyla ve aldıkları sorumluluklarla veya veballerle bağdaşıp bağdaşmadığı ilgili kanun hükümlerine göre belirtilmelidir.
3) Yurt dışındaki işçilere gereken ilginin gösterilmemesinin sebepleri açıklanmalıdır!

«Anayasa`nın 40. Maddesi :
XV. Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması
Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.»
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı kurumlarda İletişim bozukluğu bulunmakta ve çalışanlar denetlenmemektedir.
Gönderilen emailler geri dönmektedir.
Telefonlara cevap verilmemektedir.
Kurum çalışanları görevlerini yapmamaktadır.

Fransa Mantes la Ville postanesinden RK 38 612 979 5 FR taahhüt numarasıyla 28.08.2009 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Makamına gönderdiğim şikayet dilekçem işleme konulmamış ve posta alındı kartı da bana bugüne kadar iade edilmemiştir. Bu konuda tarafımca Fransa'da ilgili posta kurumuna müracaat yapılmış ve tutanak tanzim ettirilmiştir.

«Anayas'nın 36. Maddesi :
A. Hak Arama Hürriyeti

Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.»
Aynı konu Fransa Mantes la Ville postanesinden RK 37 339 873 7 FR taahhüt numarasıyla 29.08.2009 tarihinde Ankara Yargıtay Başsavcılığı Makamına da tarafımca suç duyurusunda bulunulmuş ve bir gün sonra gönderdiğim halde imzalı alındı kartı zaman geçmeden bana gönderildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. M. Emin ZARARSIZ hakkında acilen dava açılmalı ve bu iki kişinin derhal istifa etmeleri sağlanmalıdır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. M. Emin ZARARSIZ hakkında acilen dava açılmalı ve bu iki kişinin derhal istifa etmeleri sağlanmalıdır.

«Anayasa'nın 62. Maddesi :
B. Yabancı Ülkelerde Çalışan Türk Vatandaşları

Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.»
Uluslararası bir çok ödül almış bir sanatçıyım. Devleti yönetenlerin ilgisizliği sebebiyle bana en ufacık destek verilmediği gibi mevcut haklarım ve emekliliğim için gerekli evrakların gönderilmesi dahi engellenmektedir.

«Anayasa`nın 64. Maddesi :
XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması

Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.»

Yeminlerine de sadakat göstermiyorlar!

«Anayasa'nın 81. Maddesi :
2. Andiçme

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler :

"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.

Sadece Anayasa ihlalleri olarak değil, insan hakları ihlalleri olarak da karşı karşıya olduğum bu ilgisizlik kamuoyuna, ilgili kurumlara, duyarlı yetkililere önemle duyurulur.
Saygılarımla.

Mantes la Ville, 14.11.2009

MENEM

Bağlarda bahçevan dağda dervişem
Dosdoğru bir yoldan gelip gitmişem
Rengarenk açmışam elvan kokmuşam
Kardelenem hem nergizem gül menem

Gönülden gönüle oldum amade
Kimine doluyam kimine bade
Kiminde coşmuşam kiminde sade
Sevdirenem hem ol akl-ı kül menem

Yaşamı olmuşam var olan canda
Canların cananı canda her anda
Yedi iklim çar köşede mekanda
Canverenem toprak menem yel menem

Bülbül güle hayran, havada turna
Menem Kafdağı'nda dolaşan Anka
Sultan Süleyman'a gelen karınca
Seyredenem binbir donda hal menem

Sevdada yanarım ateşi menem
Ferhat'ın Mecnun'un bir eşi menem
Şirin'in Leyla'nın güneşi menem
Nakşedenem ol güzelde al menem

Arifler meclisi şevk'le kurulur
Budak'ın dalında goncalar durur
Aşk şerbeti bu meydanda sunulur
Meşk edenem arı menem bal menem

Ali Kaykı
Hannover, 19.10.2009

ENTRER

ali dibo