TJ’ in Hikayesi

Bunun çok üzücü bir hikaye olduğunu biliyorum ama bu TJ’in hikayesi. MPSli çocukların ebeveynlerinin bilmesini istediğim, onların çok özel olduklarıdır. Tanrı onları bu meleklere bakmaları için seçti. Sonunda yalnızca siz ne kadar özel olduğunu anlıyorsunuz.

KANADA MPS TOPLULUĞU AYIN ÇOCUĞU: TJ'in hikayesi

Kocamla yeni bebeğimizin doğumunu bekliyorduk. Oğlumuz 23 Şubat 1990’da doğdu ve Tristian Jonathan adını verdik. Doğumundan kısa süre sonra 60 gün boyunca yoğun bakımda kaldı. 18.inci günde PDA adı verilen bir kalp ameliyatı geçirdi. Uzun süre hastanede kaldığından dolayı hemşireler onu o kadar iyi tanıdı ki ona Tj diye seslendiler.

TJ 1,5 yaşında pnömani geçirdi. 14 gün boyunca hastanede kaldı ve bu arada kalbinde ve dalağında büyüme fark edildi.

Bu noktada kocamla boşandık. Bir çok test yapıldı ve sonunda TJ’in Mukopolisakkarid Hastalığına yakalandığı söylendi. Teşhisi koymuşlardı ama bana daha fazla bilgi verebilecek kadar bilmiyorlardı. Manchester Willink Ünitesindeki Dr. Ed Wraith ile temasa geçmemi salık verdiler. TJ’yi Dr. Ed Wraith’in onu Hunter çocuğu olarak tanımladığı Manchester’a götürdüm. Bana TJ’in genç öleceğini söylediğinde harap oldum.

Güney Afrika’ya dönünce bu korkunç haberle uzlaşmaya çalıştım. Ben tam gün çalışıyordum ve komşum Connie TJ’ ye bakıyordu.İkinci yaş gününden sonra bademcikler ve lenf bezleri alındı. Anestezi konusunda sorunlar vardı ve kendine gelmesi beş saat sürdü. Hastanede geçen iki haftadan sonra eve geldi ve tekrar gülmeye başladı. Ama benim için onu dışarı çıkarmak çok zordu.

İnsanlar durup ona bakıyordu,bazıları güldü bazıları acı verici yorumlarda bulundu. Bir süre sonra TJ’in özel bir çocuk olduğunu fark ettim. Yatarken hep gülerdi ve sabah bir gülümsemeyle uyanırdı. O hep çok meşgul bir küçük çocuk oldu. Her şeyi aynı anda yapmaya çalışırdı. Ertesi yıl tekrar Ed Wtraith’i görmeye gittim ve TJ’in hiperaktif olduğunu söyledim. Onu beş dakika yalnız bırakamazdınız ve o 15 dakikada çevresindeki herkesi yorgun hale getirirdi.

Ed Wraith gülümsedi ve ,Elbette o meşgul bir çocuk Lynn , çok fazla yapacağı şey ve bunun için çok az zamanı var’ dedi. Bu sözlerden sonra onun hiperaktivitesine yenilenmiş bir saygıyla baktım.

Onun her doğum gününü özel yapıyorduk. Yetişkinlerle oynamayı severdi,onları eğlendirir ve etkilerdi. Kendi yaşındaki çocuklarla hiç oynamazdı. Her yıl Ed Wraith’i Manchester’de ziyaret ettiğimizde Derian Hosu Misafirhanesinde kalırdık. TJ misafirhaneyi severdi.

Bebekler konusunda hep yardımcı olurdu,bezlerini taşır,emzik ya da biberonlarını verirdi. Bebeklere gerçekten özen gösterirdi ve işini ciddiye alırdı. Mutfakta yemek işine de yardım ederdi ve giysilerin ve çarşafların katlanması konusunda harikaydı. Misafirhanede çok eğlenirdik. TJ tavşanlar kaçabilsin diye kapıyı açardı . en çok bakım ekibinin onları yakalamak için koşturmasına gülerdi.

TJ’in özel bir ödülü vardı insanları görebilirdi.İnsanların mutlu mu üzgün mü olduklarını her zaman bilirdi. Sezgisi insanların duygusal sağlıklarına uyum sağlamıştı.çizgi filmleri sevmezdi. En sevdiği film ,Robın Hood(Kevın Costnerlı)’du. TJ bu filmi günde iki kez izlerdi ve favori şarkısı Everything I Do(Bryan Adams)’ idi.

Bu şarkı aynı zamanda Robın Hood’un ana şarkısıdır. Her gece yatmadan önce bu şarkıyı dinlerdi. Uykuya dalana dek ellerini saçlarımın arasına koymayı severdi. Sevimli bir çocuktu ama asla kimseye sarılmaz ve kimseyi öpmezdi. Favorileri vardı. Yabancılarla konuşmaz ülkemizdeki siyahları selamlar onlara dostça davranırdı. Onlar onu bir şekilde büyülerdi. Belki de sezgisi ona onların kendisini yargılamaksızın olduğu gibi kabul ettiklerini söylüyordu.

Kriket,rugby ve futbol oynardı. Koşuştururken çabuk yorulmasına rağmen spor konusunda çok iyiydi. TJ sahip olduğuyla mutlu olan bir çocuktu;hiç dahasını istemez,bir oyuncak için mızmızlanmazdı. Çok sayıdaki toplarını ve yumuşak oyuncaklarını sevmesine rağmen eski oyuncaklarıyla oynamayı severdi. Bazen yastığının altında kriket topuyla uyurdu.

G.Afrika’daki,bir dileğe Ulaşma Vakfı bana geldi ve TJ’in rüyasını sordu. Ben onun sadece Tanrı’nın ona verdiği kısa zamanda mutlu olmak istediğini biliyordum. O Disneyland’a gitmeyi ya da bir futbol yıldızıyla tanışmayı istemezdi. Hayır TJ sahip olduğuyla yetinirdi. Bana komşumuza ve sevgiye sahipti. Sevgi konusunda çok istekliydi. Sahip olduğunuz her şeyi vermenizi beklerdi ve size on katıyla geri verirdi. Yeni yerlere gitmeyi hiç istemedi.

Arka bahçesinde tanıdık, sevdiği insanlarla beraber oyuncaklarıyla oynayabilmeyi tercih ederdi. Uçakları ve uçmayı severdi. Trenleri de severdi ama en çok sevdiğirlandacı müzik videolarını ileri geri sarabildiği evini severdi. Favori videosu Dominic Kirwan, Daniel o’Donnel ve Charlie Landsbrough karışımıydı.

Yedi yaşında konuşmayı kesti ama hala onun işaret diliyle anlaşabiliyorduk. Ne zaman aç ya da susamış olduğunu söyleyebiliyordu. Kısa süre sonra yürümeyi kesti. Bu benim için çok zor bir zamandı. Niye olduğunu anlamaya çalıştım. TJ etrafta koşmayı ve bir şeyleri kendisi yapmayı severdi. Bunlara rağmen onun eşsiz ve özel karakteri değişmedi.

O sevginin her şeye kadir olduğunun kanıtı olan harika bir çocuktu. Yürüyemez ve konuşamaz olmasının ötesindeki gerçeği görebiliyordunuz,hala o sıcak ve güzel gülümsemeyi görebiliyordunuz. Gözlerinin kendine has bir gülümsemesi vardı. Sizinle konuşurken bile ,siz onun ne diyeceğini veya düşündüğünü biliyormuşsunuz gibi.

Connie ve ben yeni sessiz çocuğumuza alışıyorduk. Bazen birilerinin onu hatıralarıyla beraber insanlardan ve gerçeklerden uzak yaşayabileceği güvenli bir kutuya koyduğunu hissederdim. Belki de küçük oğlumu daha büyük şeylerden koruyan doğanın kozası. Onun için yıllardır topladığım resimlere defalarca bakardı.

TJ artık kendi bardağını tutamıyordu ve yutma sorunları yaşıyordu. Yedi buçuk yaşında yemeğini sıvılaştırmaya başladım. Hala insanların bizi ziyarete gelmesinden çok hoşlanıyordu. TJ’e bir tekerlekli sandalye aldım ve o çok sevdi.

Hafta sonları onu favori hayvanlarına bakmak için hayvanat bahçesine götürürdüm. Atlar favorisiydi ve develeri severdi. Daha küçükken onlara seslenirdi ve kulaklarına fısıldardı. Onlara hangi hikayeleri anlattığını bilmiyorum bu onun sırrıydı. Ona ,banyoya taşımak sorun olmaya başladığında birde yıkama sandalyesi aldım.

Sekiz buçuk yaşındayken sara krizleri geçirmeye başladı ve ben onu sık sık iki üç gün kaldığı hastaneye götürmek zorunda kalmaya başladım. Dişlerinde sorunları vardı ve çok pnömani oluyordu. Çok sık başı ağrıyordu bazen de elleri. Krizlere alışmam uzun zaman aldı çünkü acısını azaltmak için hiç bir şey yapamıyor ve kendimi zavallı hissediyordum. Yapabildiğim yalnızca onu elimden geldiğince rahat ettirmekti.

Dokuzuncu doğum gününde dik oturamıyordu ve biz fotoğraf çekerken onu desteklemek zorunda kalıyorduk. Odada yalnız kalmak istemiyordu ve gözleri sürekli sizi takip ediyordu. Ağlayamadığını fark ettim. Favori videolarını seyrederken elinizi sıkı sıkı tutuyordu. Bütün gün yatağında ya da salondaki divanda yatmaktan yatak yaraları açıldı. Her kremi ve tedaviyi denedim ve nihayet,çay ağacı yağı’ imdadımıza yetişti.

14 EYLÜL 1999’da işten gelince onunla oturdum,konuştum onu öptüm. Ona baktığımda sanki benim içimden beni tanımadan baktığını gördüm. Geceleyeceği hastaneye götürdüm. Onun yorulmuş olduğunu onun gitmesine izin vermem gereken zamanın gelmiş olduğunu anladım.

Tanrı’dan TJ ile daha fazla zaman dileyemezdim. Zaten çok fazla vermişti. O kadar anı,anlatacak o kadar hikaye, o kadar hatırlanacak şey. Ben hastaneden ayrılırken TJ bana son cesur bir gülücük verdi ve ertesi gün 13:10’da 9 yaşında öldü.


2/5 2006: Emre gözleri normalde açmıyor.


2/5 2006: Emre her zaman yatıyor.


6/12 2004: Emre kız kardeşi Deniz ile birlikte.


21/11 2004: Emre düşmesin diye yerde oturur.


6/12 2004: Hala denğesi var ve isterse de koltukta oturabilir!


6/12 2004: Bazen düşünüp duruyor diye görünüyor.


21/11 2004: Dikattini çekmek için yaklaşıyoruz ve bazen onu güldürebiliriz!

Bu harika çocuklara bakalım! Aşadaki resimler MPS society UK'den ödünç aldık.



Sizin böyle güzel resimleriniz de varsa bize de gönderin!