mustafababuroglu.sitemynet.com
avatar15.gif

Anasayfam
Forum Sayfam
Zeytincilik
Tahıllar
Bagcilik
Aricilik
Balli Bitkiler
Hayvancılık
Sebzecilik
Yem Bitkileri
Meyvecilik
Zirai Mücadele
Alaşehir
Tepeköy
Kişisel Sayfam
Menzil Köyü
Tarım Linkleri
Gazeteler
Dosya Paylaşım
İletişim

Meyvecilik


ayva_068.jpg

AYVANIN KISA TARİHÇESİ

Ayvanın anavatanı, Hazar denizi dolayları, Kuzey Batı İran ve KUZEY ANADOLUDUR. AYVA meyvesi çok eski çağlardan beri bilinmekte ve tüketilmekte idi. Ayva yetiştiriciliği Milattan önce Anadolu'dan Yunanistan ve İtalya'ya geçmiştir. Milattan önce 650 yılında Yunanistan da yetiştirildiği ve oradan diğer Avrupa ülkelerine yayıldığı tarihi araştırmalardan anlaşılmaktadır. Ayvaya bu gün Avustralya hariç tüm dünya ülkelerinde rastlanabilmektedir.Şu anda Dünyada ayva üretiminde Ülkemiz birinçidir.2000 yılı verilerine göre Dünyada ayva üretimi toplam 382 000Ton. ÜLKEMİZ 100 000 Ton İLE DÜNYADA BİRİNCİ,İkinci sırada olan Çin 85 000 Ton,üçünçü sırada İran 36 000 Ton,dördüncü sırada
Fas 30 000 tondur.

AYVANIN EKONOMİK DEĞERİ
Ayva meyve olarak ülkemizde hak ettiği değeri bulamamıştır. Ancak ayvanın ekonomik değerini anlayan ülkeler ,bizim ülkemizden ithal ettikleri ayvayı gereği şekilde değerlendirebilmektedirler.Ayva meyvesinin , yapraklarının boya ve kozmetik sanayiinde kullanılmakta. Meyvesi doğrudan tüketildiği gibi çok çeşitli reçelleri ,marmalatı,kompostoları, tatlıları, pastaları yapılarakta tüketilmektedir. Ayva tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Son yıllarda ülkemizde ihracatı yapılan meyveler arasına girerek yetiştiriciliği önem kazanmıştır.


AYVANIN BİLİNEN BAŞKA ÖZELLİKLERİ VARMIDIR


Ayva Allahın insanlara lütfettiği binlerce harika meyvelerden biridir.Herşeyden önce bir vitamin deposudur. Yaprakları dahi kaynatılıp içildiğinde soğuk algınlığına ve öksürüğe iyi geldiği bilinmektedir. Yine bu suyun içilmesiyle ishalin kestiği de bilinmektedir. Çağımızın hastalığı olan şişmanlığa karşı bile ayva diyeti ile karşı koymak mümkündür. Meyvesini yiyerek tüketilmesi, sindirimi daha düzenli çalıştırdığı hatta mideyi yormadığı,varsa ishali kestiği bilinmektedir. Kansızlığa iyi geldiği, kan dolaşımını rahatlattığı,stresi yok edip yürek ferahlattığı da bilinmektedir. Ayva çekirdeğinin suyu tıpta, göz intihabını giderici olarak kullanıldığı bilinmektedir..Ayva kokusunun hoş olması kozmetik sanayiinde kullanılmakta, çekirdeğinin de şampuan ve saç parlatıcı olarak kullanılmakta olduğu bilinmektedir.



100 GR. AYVANIN BESİN VE VİTAMİN DEĞERLERİ


Kalori 57 kcal
Protein 0.4 gr
Yağ 0.1 gr
Karbonhidrat 15.3 gr
Kalsiyum 11 mg
Demir 0.7 mg
Fosfor 17 mg
Potasyum 197 mg
Sodyum 4 mg
C vitamini 15 mg


AYVA YETİŞTİRMENİN ÖN ŞARTLARI

Eğer bulunduğunuz yerde:
1.İklim ılımansa.Rakım 10 ila 1000 metre aralığında ise.
2.Toprak kumlu tınlı ve geçirgense.
3.Toprak taban suyu 1,5 metreden daha derindeyse.
4.Toprak ph 8 in altındaysa.
5.Çevrenizde ölümcül bulaşıcı hastalık (ateş yanığı gibi) yoksa.
6.Toprakta makro ve mikro elementlerdeki eksiklikler giderilebilecek durumdaysa.
7.Hastalık ve haşerelerle mücadele etme istek ve azmi varsa.
8.Meyve üreticisi olarak kendinizi yenileyebilme azmi varsa.
Size ayva yetiştirişçiğini tavsiye edebilirim. Bu günkü şartlarda yukarıda saydığım özellikteki toprağınız varsa ve siz de de meyve yetiştirme şevk ve heyecanı varsa dekardan 5 ila 6 ton arası ayva üretebilirsiniz.

Maddi getirisine gelince: Geçmiş yıllarda çok iyi idi.Son yıllarda getirisi malesef gittikce azalmaktadır. Hatta 2005 yılında çok ama çok zarar ettik.Ayvanın 2005 yılı verilerine göre üreticilere 1kg maliyeti aşağı yukarı 250 000-300 000TL dir.Oysa üreticilerin sattığı fiyat 1kg 150 000 - 200 000 arasında.Önümüzdeki yıllarda bu yıl gibi olursa büyük bir özenle ve umutla yetiştirdiğimiz bahçelerimizi sökmek durumunda kalacağız.Çiftçilerin bir sözü vardır:Derlerki çiftçi gelecek kırk yılın umuduyla yaşarmış. Şimdilik umudumuzu gelecek yıllara aktardık.İnşallah gelecek yıllar umduğumuzu buluruz.Tüm üreticilerin Allah yardımcısı olsun.
EŞME AYVASI

ALTIN AYVA

TEKKEŞ AYVASI

2005 Ekim 20 Ayva Toplayan KIzlar
AYVA ÇEŞİTLERİ

Ben burada ayva çeşitleri üzerinde geniş olarak durmayacağım. Ancak şu kadarını da söylemeden geçemiyeceğim.Benim bildiğim çeşit olarak ondan fazla. Ama çeşit olarak çok daha fazlası olduğu kesindir. Dünyada üzümün 3500,şeftalinin 3000,elmenın 6500 den fazla çeşidinin olduğunu düşünürsek ayvanın da benim bildiğim çeşitlerinden çok daha fazlası olduğu muhakkaktır.
Ülkemizde tutulan ve en fazla üretimi yapılan ve de ihracatı en çok yapılan çeşidi EŞME çeşididir. Bu çeşit, hem yemesi hem de görünümü, benim bildiğim çeşitlerin içinde en iyisi.


AYVA DİKİMİ

Genellikle kare dikim yapılır. Ben de öyle yaptım. Ancak şimdi yapsam üçgen dikim yaparım. Üçgen dikimde zirai ilâçlamalarda ilaç zayiatı daha az olmaktadır.
Çukurlar derinlik50cm, genişlik 50cm olması yeterli. Fidelerin gövde çapları 1cm olması idealdir. 1,5 cm olarsada çok büyük sakıncası yoktur. Ayva diğer meyveler kadar narin ve hassas değildir. Ben 4 yaşındaki ayva ağaçlarını söküp başka yere diktim. Çapları 5-6 cm kadardı. Hepsi tuttu ve iki yıl sonra 7 yaşındaki emsallerine yetiştiler. Burada önemli olan fidenin alındığı yerden söküldükten sonra çok bekletmeden dikilmesidir. Dikilmeden önce toprak tahlilinin yapılması ve makro ve mikro elementlerden eksiklikler varsa dikimde ona göre gübre kullanarak eksikliğin telafi edilmesi, fidenin gelişimi için önemlidir
Dikim yılı içinde hava şartlarına göre salma sulama yapılması gerekir.


BİR YIL SONRA

Kış budaması yapılıp. Bu ilk budama,ağacın ileriki yıllardaki şeklini belirleyeceği için çok önemlidir. Değişik budama şekilleri vardır. Ayvada en uygun budama şekli benim tecrübelerime göre TAC (goble) budamadır. İlk yıl sürgünler üç yada dört çatal kalacak şekilde yapılmalı ve sürgünler kesinlikle kısa kesilmemelidir. Her yıl yada en az iki yılda bir toprak tahlili yaptırılmalı ve gübreleme ona göre yapılmalı. İlk yıl mücadele olarak pirecik varsa mücadelesi yapılmalı.

İKİ YIL SONRA

İlk iki yıl benim tecrübelerime göre bahçeye diktiğiniz fideler sağlıklı ise pirecik mücadelesinden başka zirai mücadeleye gerek yok. Haşere ve hastalıklar genellikle 3. Yılda başlıyor. Ölümcül hastalık olan ateş yanığı bile çevrede ateş yanığı hastalığı ne kadar yoğun olursa olsun ilk iki seneden sonra bahçemize geliyor.Budmada goble şekli vermeye devam edilir.

ÜÇ YIL SONRA
Artık bahçemiz getiri yapacak yaşa geldi. Bu nedenle yetişkin bir ayva bahçesinde yapılan zirai faaliyetler aynen yapılması gerekir.Bu faaliyetlerden biriside her 3-4 yılda bir,bir dönüm ayva bahçesi için 4-5ton ahır gübresi atmaktır.Ayva ağacının kökleri çok yüzlek olduğu için, kök seviyesinin besin değerini yüksek tutmak gerekir.Bu nedenle çiftlik gübresini mutlaka kullanması gerekir.


YETİŞKİN BİR AYVA BAHÇESİNE BANA GÖRE YAPILMASI GEREKEN ZİRAİ ÇALIŞMALAR

1.Kış budamasından sonra yüzde 2,5 göztaşı.
2.Toprak tahliline göre fenni gübreleme tavsiyelerine uyma ve 3-4 yılda bir çiftlik gübresi kullanmalı.
3.Gözler uyanırken dodinli ilaç (monilyaya karşı)
4.Pembe goncada carbandazinli;
5.Çiçeklerin %30 açtığında thıophonate methyl
6.Ayvalar leblebi badar olduğunda carbandazin
7.Ayvalar fındık kadar olduğunda metalik bakır 100 litre suya 500gr ateş yanığı ve kahverengi lekeye karşı
8.3 hafta sonra 100 litre suya 300gr bakır,100gr manep; bu ilaçlama ağustos sonuna kadar hava durumuna göre 15 gün ile 25 gün arasında devem edilecek.
9.Eğer bulunduğunuz yerde Tarım teşkilatının erken uyarısistemi yoksa ilk iç kurdu mücadelesini Mayıs ayının ilk haftası başlamalısınız.İlk ilaçlamaya METHİDATHİON etkili madesini içeren bir ilaçla başlamalısınız.Bundan 17 veya 20 gün sonra CHLORPYRIFOS-ETHYL etkili maddesini içeren ilacla ilaçlamalısınız.Bundan sonraki ilaçlamalara aşağıda iç kurdu bölümünde yadığım ilaçlarla devan etmelisiniz.
10.Pirecek mücadelesine,pirecik haşeresi görüldüğünde ACETAMIPRID,CHLORPYRIFOS-ETHYL gibi ilaçlardan biriyle ilaçlamalısınız.

İÇKURDU MÜCADELESİ


İçkurdu denilen haşere bir küçüçük kelebeğin yumurtaklarından çıkan kurtlardır.Bu kurtlar yumurtadan çıktıktan sonra 4 ila 8 saat içinde ayvanın kabuğunu delerek içeri girerler.İçkurdu senede üç nesil verebilir.Birinci nesil genellikle Mayıs ayı başlarında olur.Birinci nesil içkurdu kelebekleri yumurtalarını güneş batarken yaprak üzerine ya da sapına tek tek bırakır.İkinçi nesil içkurdu kelebeği ise yine güneş batarken bu sefer yine tek tek her meyvenin üzerine bırakır.O nedenle ikinçi nesil zararı daha çok olur.İkinci nesil genellikle Temmuz ayı içinde olur.Üçünçü nesil havalar içkurdu üremesine uygunsa bazı yıllar oluşabiliyor.
İçkurdu mücadelesine ben mayısın ilk haftasında başlayıp 17 ila 20 gün arayla Eylül ayına kadar devam ediyordum.Eğer bulunduğunuz yerde Tarım Müdürlüğünün erken uyarı sistemi varsa ona uyulmalı. Ben ilk ilaçlamada supracide ,20 gün sonra dursban 4 ,20 gün sonra karete,decis,arivo,matodor,imparator,fastak,deltharin gibi ilaçları 20 gün ara ile Eylül ayı başına kadar kullanıyordum.Artık bizim ilçemizde de erken uyarı sistemi olduğu için ben de ona uyuyorum.

AYVADA PİRECİK VE MÜCADELESİ
Ayva yapraklarında,genellikle de taze sürgün yapraklarında,ilkbaharda başlayıp hasata kadar uzayan zaman diliminde pirecik denilen yaprakların alt yüzlerinde ikamet edip yaprağın suyunu emen haşerelerdir.Genellikle yeşil renkte olup gözle rahatlıkla görülürler.Bilhassa genç yaprakların suyunu ediklerinde yapraklargeriye doğru kıvrılarak büzüşür.Doğal görünümünü kaybeder.Ağaç zayıf düşer.Bu durum ağaca uzaktan bakıldığında dahi fark edilir.Bu haşereye karşı piyasada satılan bir çok zirai ilaç var.Hepside çok etkili.Son yıllarda cıkan hekplan,goldplan gibi ilaçlarda hem çok etkili hem çok ucuz.

AYVADA EN ÇOK GÖRÜLEN HASTALIKLAR

Ayvada Monilya

MONİLYA:
Bana göre ayvada ateş yanığından sonra en tehlikeli mantari hastalık. Bazı yıllar %90 na varan ürün kaybına neden olabilen bir hastalık. Ayva çiçeklerinde ve taze sürgünlerde mart,nisan,mayıs aylarında görülür. Sürgündeki görünümü yapraklar önce buruşur sonra koyu kahve rengi olur sonra kurur.Çicek ve meyvelerde ise çiçek taç yaprakları buruşur sonra kararır meyvelerde ise önce meyvenin bir noktası koyu kahve rengileşir.Sonra oradan çürür. Sonra meyve dalda kurur.
Zirai mücadelesini yukarıda yazmıştım. Yazdıklarıma ilaveten hastalıklı sürgün ve meyvelerin toplanıp yakılması gerekir.


Ayvada Kahverengi Leke Hastalığı

KAHVERENGİ LEKE


Yağışlı geçen yıllarda çok görülür. önce yaprakta yuvarlak hudutları bariz başlangıçta kırmızımsı-kahverengi sonraları siyahlaşan lekeler meydana gelir. Her lekenin ortasında daha koyu bir noktacık vardır.Mantari bir hastalıktır.Ayvanın depoloma ömrünü çok kısaltır.Görüntüsünden dolayı da Pazar değeri çok düşer. Ayvalar fındık kadar olunca ben yukarıda yazdığım bakırlı ilaçlar kullanıyorum.



ATEŞ YANIĞI


Ayvada en tehlikeli bakteriyel bir hastalıktır. Kesin tedavisi yoktur. Dünyada ilk 1780 yılında Amerika kıtasında görülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde de ilk1985 yılında Afyonda görülmüş oradan tüm yurdumuza yayılmıştır.Hastalık çiceklerde,genç sürgünlerde,ana dal ve gövdede görülebilir.Genç sürgünlerde en belirgin görüntüsü:sürgünün ucu baston gibi kıvrılır.Sürgündeki yapraklar bakır rengini alır.Bu renk kışa kadar bozulmadan durur.Hatta o kadar canlı renktir ki insanın dikkatini çeker.Dallarda ve gövdede oluşan ateş yanığı hastalığı ile diğer mantari hastalıkları birbirinden ayırmanın basit yolu şudur:Eğer ağacın kabuğu içe doğru çökükse, bu ateş yanığıdır.Eğer ağaç kabuğu dışa doğru kabarıksa, bu da mantari hastalıktır. Bakırlı ve manepli ilaçlarla mücadele yapmaya çalışılsa da kesin tedavisi yoktur. İlçemizde her yıl binlerce ayva ağacı bu hastalıktan kurumaktadır. İlaçla mücadeleden çok kültürel tedbirler etkili. Hastalıklı dal yada ağaçların sökülüp yakılması gerekir. Hastalığın en hızlı yayıldığı ortam 27-30 derece hava sıcaklığı ve yüksek nem.14-22 derecelerde yüksek rutubette de hstalık belirtilerini göstermeye başlayabilir.

MEMELİPAS


Ayva yaprak ve meyveside görülen dikenli sarımtırak ve kırmızımtırak bir mantari hastalıktır.Ayvada çok büyük zararlara sebep olmaz. Yinede hastalık görüldüğünde yüzde birlik bordo bulamacı atmak kesin çözümdür. Tabii hastalık devam eder veya tekrar nüksederse hastalık yok edilinceye kadar ilaçlamaya devam etmek gerekir.

AYVADA BORDO BULAMACI VE METALİK BAKIRLAR BİRÇOK HASTALIĞA KARŞI AĞACI GÜÇLENDİRİYOR,KORUYOR,TEDAVİ EDİYOR.ANCAK ZİRAİ BİLİM ADAMLARI BAKIRIN AĞIR METAL İYONU İÇERDİĞİNİ, BU NEDENLE SIK KULLANILMASININ, TOPRAK KİRLİLİĞİNE NEDEN OLABİLECEĞİNİ SÖYLEMEKTEDİRLER.1882 YILININ SONLARINDAN BERİ TARIMDA KULLANILAN BU İLACIN, ETKİSİNDEN HİÇBİRŞEY KAYBETMEDEN BU GÜNLERE KADAR GELMESİ DE AYRICA ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BİR KONUDUR.BU GÜN, HASTALIK VE ZARARLILARA KARŞI KULLANILAN DİĞER KİMYASALLAR, BİR KAÇ YILDA ETKİSİNİ KAYBEDİYOR VE İNSANLARI BU NEDENLE YANİ ARAYIŞLARA SEVKEDİYOR.AMA BAKIRLI İLAÇLARDA BEN BUNU GÖREMEDİM.23 YILDIR KULLANIYORUN,23 YIL ÖNCE ETKİSİ NEYSE, BU GÜN DE O.
Burada borda bulamacı ilcının tesadüfen nasıl bulunduğunuda anlatmadan gecemiyeceğim.Ben uzman bir ziraatcıdan duydum.Bakın şöyle olmuş.1800 lü yılların sonlarına doğru bir Avrupa ülkesinde (bu ülke yanlış hatılamıyorsan Fransa) bir üzüm üreticisinin, yol kıyısında bir bağı varmış.Gelen geçen yolcular, bağdan üzüm aldıklarından, üretici çok zarara uğrarmış.Üretici düşünmüş taşınmış, bağın ilaçlanarak zehili olduğu izlenimini vermek için, bakır sülfat ile kireci karıştırıp bağın asma yapraklarının her tarafına atmış.Bağ, ilacın mavi olan rengini almış. Bağ masmavi bir görünüme bürünmüş.Bu rengi gören yolcular bağın zehirli olduğunu düşünüp üzün almamışlar.Üretiçide zarara uğramamış.
İşin esas ilginç olan kısmı bundan sonraki kısmı.O yıl bu üreticinin dışındaki tüm bağlarda mildiyö hastalığı oluşmuş.Bir tek bu üreticinin bağında olmamamasının nedeninin, bakır sülfat ile kirecin karışımından olduğu anlaşılmış.Bu karışım oradan tüm dünyaya yayılmış.Tesadüfen bulunan bu ilaç,o gün bu gün bağcılıkta, mildiyö hastalığına karşı kullanılan, en önemli ilaçtır.

ARMUT VE ÇEŞİTLERİ


JUNE BEAUTY :
Yalova şartlarında Haziran ayı sonlarında olgunlaşan en erkenci armut çeşididir. Meyvenin güneş gören tarafı pembe yanak yapar. Hasat gecikirse unlulaşma meydana gelir. Erkencilik en büyük avantajıdır.

JUNE GOLD :
Temmuz ayının ilk haftasında olgunlaşır. Meyveleri yuvarlağa yakın şekilli, güneş gören meyveler koyu kırmızı renkli ve az suludur. Erkenci olmasına rağmen orta iri meyveli bir çeşittir.

AKÇA :
Yerli çeşitlerimiz içersinde en erken olgunlaşan, meyvesi küçük, tatlı, ve sulu bir çeşittir. Temmuz ayının ilk haftasında hasat edilir. Yeme olumunda meyve sarımsı açık yeşildir.


WILDER :
Temmuzun ikinci haftasında toplanır, ağaçları kuvvetli büyür, erkenci olan çeşitler içersinde meyveleri iri olan ve Marmara bölgesi için tavsiye edilen bir çeşittir. Hasat gecikirse unlulaşma meydana gelir.

BAHRİBEY :

MUSTAFABEY :
Temmuz ayının ikinci haftasında hasat edilen ağaçları kuvvetli büyüyen yerli çeşitlerimizdendir. Meyvelerin güneş gören tarafları kırmızı renk yapar.



WILLIAMS BOWEY :

COSCIA :
Ağaçları kuvvetli büyür ve temmuz sonunda hasat edilir. Meyveleri orta irilikte kalın kabuklu sulu tatlı ve çok az kumludur. Yeme olumda açık sarı renklidir.

BEURRE PROCOCE MORETTINI :
Ağaçları orta kuvvette büyüyen iri meyveli yabancı bir çeşittir. Temmuz ayının üçüncü haftasında toplanır. Meyveleri ince kabuklu tereyağı tipinde sulu ve güneş gören yüzü pembe renklidir.

SANTA MARIA :
Ağaçları orta kuvvette büyür ve ağustos ayı başında hasat edilir. Meyveleri tereyağı tipinde, iri, sulu, tatlımsı ve yeme olumunda çok açık sarı renklidir.

STARKRIMSON :
Ülkemizde yetiştirilen kabuk rengi sıvama kırmızı olan tek çeşidimizdir. Ağustos ayının ikinci haftasında olgunlaşır. Ağaçları orta kuvvettedir. Meyvesi tereyağı tipinde, sulu, tatlı olup yeme olumu kısa sürelidir.

Güzlük Çeşitler
BEURRE BOSC :

BEURRE HARDY :
Ağustos sonu Eylül başında hasat olumuna gelir ve orta kuvvette gelişme gösteren ağaçlara sahiptir. Meyveleri orta irilikte çok sulu, tatlı ve kısmen paslıdır. Ayva anacı ile çok iyi aşı uyuşması gösterdiği için uyuşmazlık gösteren armut çeşitlerine ara anaç olarak kullanılır.

MOONGLOW :

Kışlık Çeşitler
KIEFFER :
Sağlıklı ağaçlar meydana getirir ve kısmen armut ateş yanıklığı hastalığına dayanıklıdır. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. İri meyveli sulu ve depolamaya uygun bir çeşittir. Erken çiçeklenmesi bazı bölgeler için dezavantaj olabilir.

DEVECİ :
Ağaçları orta kuvvette büyür ve yarı yayvan gelişir. Armut ateş yanıklığı hastalığına hassas bir çeşittir. Meyveleri çok iri, basık şekilli, ince kabuklu, sulu, az tatlı ve depo ömrü uzun olan bir çeşidimizdir. Meyveler ekim ayında hasat olumuna gelirler.

ANKARA :
Özellikle orta Anadolu’ da yaygın olarak yetiştirilen en önemli kışlık yerli çeşitlerimizdendir. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. Meyveleri orta irilikte, sulu ve tatlıdır.

im003043-2_small.jpg

BADEM VE ÇEŞİTLERİ


GARRIGUES :

ÖZELLİKLERİ :
Orta-Geç Çiçeklenir. Verimli bir çeşittir. İç meyve ağırlığı 1.1 gramdır. Randımanı %29'dur. İkiz meyve yapmaz. Garrignes çeşidi ile döllenir.


NONPARIEL :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir. İç meyve ağırlığı 1.2 gramdır. İkiz meyve oranı %' 4 dür. Randımanı %63 dür. Teksas ile döllenir

FERRAGNES :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir. İç meyve ağırlığı 1.4 gram'dır.Randımanı %32'dir. İkiz meyve yapmaz. Ferraduel ile döllenir.

CRISTOMARTO :

ÖZELLİKLERİ :
İtalya orijinli bir çeşittir.Çiçek tomurcukları bir ve iki yaşlı dallarda oluşur.İç randıman %20-25 civarındadır.İkiz badem oranı %10-30 arasındadır.İç bademleri çok iri; kalitesi ortadır.Kabuğu serttir.

FERRASTAR :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir.İç randımanı % 20-25 civarındadır.İkiz badem oranı % 8-10 civarındadır.Tozlayıcıları Ferragnes ve Ferraduel'dir.

YALTINSKI :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir.İç meyve ağırlığı 1.4 gramdır.Randımanı %' 32'dir.İkiz meyve oranı %'44'dür.Prımorskı ile döllenir




bademyetistiriciligi@mynet.com

nar2.gif

NAR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Nar çok yıllık, çalı formunda bir bitki olup çok kuvvetli bir kök sistemine sahiptir.Bitki çok gövdeli ve sık dallıdır. Çiçekleri erkek-dişi ve erdişi olup küre şeklinde iri bir meyvesi vardır. üstten hafif basık olan bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin bir meyvedir.Tadı: Tatlı, mayhoş, ekşi gibi çeşitli dir. Nar bitkisinin adaptasyon kabiliyeti yüksektir. Genelde tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen, -10 oC'ye kadar dayanabilmektedir

çeşitli iklim ve toprak koşullarında yetişip , bakımı kolaydır. dalında uzun süre kalabil mesi ve depoda muhafaza edilebilmesi pazarlamassı için kolaylık sağlar bir meyve türüdür.Ülkemizin bir bölümü narın anavatanı içinde bulunmakta ve üretimi yapılmaktadır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

A-İklim İsteği

Nar yıllık ortalama 500 mm lik yağış istemekle birlikte bu
yağışın çoğuna ilkbaharda ihtiyaç gösterir. Yazın yağan
yağmurlar meyve kalitesini bozmakta, olgunluğa yakın dönemde yağan yağmurlar meyve kabuğunu çatlatmakta olup, bu zamanda iyi sonuç vermemektedir. Meyve oluşumu döneminde kuru hava koşulları en kaliteli mey venin oluşmasını sağlayarak pazar değerini arttırmaktadır. Nar bir güneş bitkisidir, bahçe tesisinde ve yeterli ışıklan ma koşullarına dikkat edilmelidir
B- Toprak İsteği

Nar toprak isteği bkımından fazla seçici değildir. Silisliçakıllı, kumlu, kireçli, killi ve ağır killi gibi çeşitli toprak tiplerinde nar yetiştiricili yapılabilmektedir. Tuzluluğa orta derecede dayanıklıdır.Toprak alkali veya asit olabilir. Bazı meyvelerin aksine aşırı toprak nemine dayanıklıdır. Narda optimal gelişmekuru ve sıcak hava koşullarına karşılık derin geçirgennemli ve serin topraklarda görülmektedir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

A- Çeşit seçimi

Nar yetiştiriciliğinde, çeşit seçimi oldukça önemlidir. Çeşit seçiminde dikkat edilen konular: bölgeye adapte olmuş o yörenin iklimine, hastalıklara dayanıklı, verimi iyi, meyveleri insanların göz zevkine ve damak tadına uygun ve taşımaya dayanıklı olması gibi özelliklere göre seçim
yapılır. Çeşit seçiminde ticari amacına göre sofralık yada endüstri çeşitlerinin yetiştirilmesine
karar verilmelidir.Ayrıca, bu çeşitlerin meyvelerinde irilik kabuk rengi ve kalınlığı, dane rengi, yumuşak çekirdeklilik, sululuk gibi özellikleri ihtiyaca cevap verebilmelidir. Yurt içinde sevilen nar çeşitleri hafif mayhoş veya tatlı çekirdeksiz ve iri meyveli olanlardır. Avrupa ya ihracat için özellikle kabuk ve dane rengi kırmızı ve mayhoş çeşitler seçilmelidir. Arap ülkelerine ihracat için ise tatlı narlar tercih edilmelidir. Ayrıca nar suyu veya nar ekşisi elde etmek için yine kırmızı daneli ve ekşi mayhoş narlar uygumdur.

B-Bahçe Tesisi

Toprağın nar yetiştiriciliğine uygunluğuna bakıldıktan sonra tesviyesi yapılmalıdır. Öncelikle yaz aylarında pulluk tabanını kırmak için dipkazan çekilir.Daha sonra pullukla derin sürüm yapılır.
Sonbaharda döneminde ise 40-60 cm derinlik ve çapta dikim çukurları açılır.çukurlar üst toprak ve yanmış çiftlik gübresi karışımıyla doldurulur, yabancı otlar temizlenir.Narda dikim aralıkları 2 m ile 6 m arasında olmalıdır. Bunun yanında kapama nar bahçelerinde en yaygın olarak kullanılan
dikim aralıkları 2.5 x 4 veya 3 x 4 m dir. Sıralar kuzey -güney doğrultusunda olursa güneş vehavalanma daha iyi olacaktır. Nar bahçesi, doğrudan çelikle yada köklü fidanlarla kurulabilir. Ancak, çeliklerin doğrudan bahçeye dikilmesi çeşitli bakım güçlükleri ve verim kayıplarına yol açacağından nar çeliklerinin bir fidanlık parselinde köklendirilip bir yıl süreyle burada bakımları sağlandıktan sonra boylama yapılarak bahçeye dikilmeleri daha iyi sonuç verecektir.

Nar fidanları sonbaharda yaprak dökümünden başlayarak kış ayları boyunca ve erken ilkbaharda dikilebilir. Kışları çok soğuk geçmeyen bölgelerde sonbahar dikimi daha uygundur. Dikim yapılırken fidanın çelik kısmında tırnak kalmışsa kesilir. Zayıf sürgünler alınır, fazla uzun kökler kısaltılır. Sürgünün 50-60 cm den tepesi alınır. Sürgün yeterince boylanmamış, zayıf gelişmişse
dikimden hemen sonra 2-3 göz üzerinden kesilerek gelecek yıl için kuvvetli sürgün oluşumu sağlanır. Sonra daha önce toprak - gübre karışımı doldurulmuş çukurdan fidanın çelik kısmının tamamı toprak içinde kalacak kadar karışım alınır. Fidan buraya yerleştirilerek tekrar aynı toprak gübre karışımı ile takviye yapılır. Fidan diplerindeki toprak ayakla iyice bastırılır. Can suyuvermek üzere etrafına küçük bir çanak yapılır. Çok rüzgarlı bölgelerde karşılıklı iki herek çapraz olarak fidana yaklaştırılarak bağlanır. İyi bir nar fidanında kök sistemi kuvvetli teşkil etmiş olmalıdır.
Son olarak hazırlanan çanaklara en az yirmişer lt. can suyu verilerek dikim tamamlanır,hava yağmurlu da olsa bu can suyunun verilmesi gerekmektedir.


Bakım

A-Toprak İşleme

Genç nar bahçelerinde ilk yıllar derin toprak işleme aletleriyle iki yönlü sürüm yapılır. Daha sonraki yıllarda iş genişliği az dar olan bahçe traktörleriyle ve diskli tırmık rotovatör, kazayağı gibi toprağı yüzlek işleyen aletlerle sürüm yapılabilir. Ağaç dipleri gerekirse el aletleriyle çapalanabilir. Yabani ot kontrolünde istenirse ot öldürücü ilaçlarda kullanılabilir.

B-Gübreleme

Her türlü gübrenin uygulanmasında toprağın fiziksel ve kimyasal yapısı ağacın durumu iyi gözlenmeli, toprak ve yaprak analizi yaptırdıktan sonra gübre uygulamasının yapılması en doğrusudur.Narlarında organik gübrenin gelişme, verim ve kaliteye önemli ölçüde etkisi bulunmaktadır. Narlara verilecek çiftlik gübresi iyi yanmış olmalı ve dekara 2-3 ton sonbahar-kış aylarında bütün bahçeye kaplayacak şekilde verilmeli ve çapa ile toprağa karıştırılmalıdır. Nar için yeşil gübreleme yapılması da yararlı sonuçlar verir. Bunun için bakla, fiğ gibi bitkiler nar
bahçesinin tamamına ekilir. Ekimi yapılan bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bahçe
sürülerek bitki toprağa karıştırılır. Bu bitkilerin toprağı azotça zenginleştirmesi bakımından da olumludur.

Azot nar için önemli bir maddedir. Azotlu gübre sürgün gelişimi ve meyve büyümesini etkiler. İlk yıllarda ağaç başına 50 - l00 gr saf azot (amonyum sülfat) olarak (250 - 500 gr) verilmesi oldukça iyi sonuç vermektedir.Tam verime geçtikten sonra bu miktar ağaç başına 200 - 300 gr (amonyum sülfat) olarak, (l - l,5 kg)olmalıdır.Azotlu gübreler erken ilkbahar ve yaz aylarında
olmak üzere 2 dönem verilmektedir. Yukarıda belirtilen miktarın 2/3 ü mart ayında l/3 ü
ise haziran-temmuz aylarında verilmelidir. Gübrelemeden sonra ağaç hemen sulanmalı yada önce çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.Fosforlu gübreler ise narın çiçeklenme meyve tutumu ve kök gelişmesini etkiler. Narların fosfor ihtiyacı tam verim çağında l00-200 gr saf fosfor (trible süper fosfat) olarak yaklaşık (250 - 500 gr) olarak belirlenmiştir. Fosforlu gübreler kış aylarında
dal uçlarının ulaştığı bölgelerde 20 - 30 cm derinlikte ağaç çevresinde açılan 4 - 6 adet çukura verilerek üzeri kapatılır

C- Sulama

Nar yetiştiriciliğinde yağışların yeterli olmadığı her dönemde sulama zorunludur. Sulamanın az ve sık yapılması gerekir. Genel olarak şubat - mart aylarında odun gözlerinin sürmesinden eylül - ekim aylarında meyve oluşumuna kadar sürekli olarak toprak nemi korunmalıdır.
Özellikle odun gözlerinin sürmesi çiçek tomurcuklarının oluşması,tohum bağlaması ve meyve gelişimi dönemlerinde olmak üzere 3 dönemde yeterli toprak nemi mutlaka sağlanmalıdır. Bahçenin toprak yapısına göre sulama aralığı 7-10 gün olmalı Ancak yaz aylarında sulama sıklığı ve miktarı artırılmalıdır.

Meyvelerin son olgunlaşma döneminde hasattan 10-15 gün önce sulama kesilmelidir.Sulamaya devam edildiği taktirde narlarda büyük sorun olan kabuk çatlamalarını görülür. Nar bahçelerinde genelde çanak usulü sulama uygulanır. Mümkün ise modern sulama sistemlerinden olan damla sulama alttan sulama, sızdırma usulü sulama sistemleri uygulanmalıdır. Bu sistemlerin ilk yatırım giderleri fazladır. Uzun vadede ise işçiliksiz ekonomik az su kullanımı gibi büyük faydalar sağlamaktadır.

D- Budama

Şekil budaması ilk 2-3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan önce yapılır. Dikimden sonra dipten çıkan kuvvetli 3-4 sürgün ana gövde olarak seçilir ve tepeleri 50-60 cm kesilerek alçak taçlanmaları sağlanır. Ana gövdelerden çıkan birinci ve ikinci dallarda da 2.-3. yıllarda tepe alma yapılarak taç teşkili tamamlanır.

Verim Budaması:

Narlar genel olarak 2. ve 3. yıllardan itibaren meyve vermeye başlarlar. Narlar verime yattıktan sonra meyve verecek dallarda uç alma yapılmamalıdır. Bu dönemde seçilen 3, 4 gövde dışında çıkan dip sürgünlerin sürekli olarak temizlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca taç kısmında görülen obur dallar dipten kesilip, taç teşkili için gerekirse uç alınarak
dallanması sağlanmalıdır. Sık taç meydana gelmiş ise güneşlenme ve havalanmayı sağlamak için genel bir seyreltme yapılmalıdır. Budamada zayıf kurumuş, hastalıklı dallara öncelik verilmelidir.

Geliştirme Budaması:

Narların verimlilik süreleri çeşitli şartlara göre değişmekle birlikte ortalama 20 - 30 yaşlarına kadar sürer. Ancak kök boğazından yeni çıkan sürgünlerle nar l00 yılı aşkın bir süre verimliliğini sürdürebilir. Bu durumda yaşlı gövdeler dipten kesilerek yeni sürgünlerin oluşumu teşvik edilir. Bu sürgünlerle aynı yollarla yeni gövdeler teşkil edilerek ağaç gençleştirilir. İstenirse gençleştirme işlemi her yıl her ağaçtan l-2 gövde kesilerek kademeli olarak yapılır. Bu şekilde bahçeden kesintisiz olarak ürün alınması mümkün olabilir.

E- Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

En önemli hastalık bazı mantarların nar meyvelerinde çürümelere sebep olmasıdır. Bazı klasik kültürel işlemler uygulanarak hastalıklar büyük ölçüde önlenebilir.Olgunluğa yakın bir dönemde fungusit uygulaması yapılması depolanacak meyvelerin uzun süre çürümelerini engellemektedir.
Narların en önemli zararlıları sıçanlardır ve özellikle tatlı narlarda ve olgunluğa yakın dönemlerde zarar verirler. Yaprak bitleri, nar beyaz sineği, unlu bit, kabuklu bitler, kırmızı örümcekler, Akdeniz meyve sineği, nar içi kurdu, toprak altı zararlıları gibi genel zararlılarda narlarda görülür.

Hasat Ambalajlama ve Depolanması

A-Hasat

Nar hasatı, çeşitlere ve bölgelere göre değişsede genellikle ağustos sonunda başlayıp kasım ortalarına kadar devam eder. Narın çiçeklenme dönemi uzun olduğundan dolayı olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu yüzden nar hasadının 2-3 defada yapılması gere kir. Hasatsonbahar erken donlarından ve yağışlardan önce bitirilmelidir.Hasat sırasında meyveler üzerinde 1-2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla kesilmelidir. Özellikle hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten ve darbelerden korunması meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kalitesi artar. Kasalara dizilirken iki sıradan fazla dizilmemelidir.

B- Ambalajlama

Narların seçme ve boylamasının elle yapılması daha uygun olup meyveler birbirine değmeyecek şekilde paketlenmesine dikkat etmek gerekmektedir.

C- Depolama

Narlar meyve kabuğunun özel yapısı dolayısıyla çeşitli koşullarda 4 - 6 ay süreyle depolanabilir. Narların depolanmasında en emin ve en az kayıpla ulaşılacak başarı modern soğuk hava depolarıdır. Sıcaklık ve nisbi nemi ayarlanabilen bu depolarda 1-2o C'de %85-90 nisbi nemle meyveler muhafaza edilebilirler.




rokksana.jpg

KAYISI YETİŞTİRİÇİLİĞİ

1. Tarihçesi ;

Kayısının Batı Çin'den kaynaklandığı sanılmaktadır. Sibirya'da dayanıklı türleri bulunur. Memleketimizin tabiatı ve klimatolojik şartları kayısı ağacının yetiştirilmesine elverişli olduğundan her yıl dikim sahasının artışı yanında verim arzu edilen seviyeye yükselmemiştir.
Kayısı ; kurutulmuş, konserve ve taze olarak yıl boyunca tüketilebilen bir meyve türüdür. Kuru kayısı dışsatımında Türkiye ilk sıralarda yer almakta ve bu pazarın %80'ini elinde tutmaktadır. Yurdumuzda başta Malatya , Erzincan olmak üzere, pek çok ilimizde nefis kaysılar yetişir. Kaysının ekonomik değerine göre etüdü gerekir.

2. İklim İsteği ;

Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan iklim bölgelerinde yetişen kayısı meyvelerinin yüksek kalitede olgunlaşabilmesi için yaz aylarında atmosferin kuru olması gerekmektedir. Havası nemli ve ilkbahar mevsimi sisli geçen yerlerde çil hastalığına (Sclerotinia) tutulur ve meyve kalitesi düşer.
Kayısı ağacının gövde ve dalları kış aylarında –35 dereceye kadar düşen soğuklara dayanmaktadır. Kayısı çiçekleri ıslak olmak şartıyla –1 dereceye kadar düşen ısılarda mukavemet ederler. Kayısı fidanları 3-4 yaşlarında meyveye dururlarsa da, iklim ve toprak şartlarına göre daha geç ürün alınması mümkündür. Aşırı kış soğukları, ilkbahar geç donları, yaz aylarının serin ve yağışlı geçmesi kayısı üretimini olumsuz etkiler. İlkbaharın geç donlarından olumsuz etkilendiği için ova ve çukur yerlerden ziyade yamaç , sırtlar ve havalanabilen yerler tercih edilmelidir. Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya sislerin oturduğu çukur yerlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih edilmelidir.
3. Toprak ve Su isteği ;

Kayısı, derin, geçirgen, havalanan, dağların bol güneş gören Güneye bakan eteklerinde ,sıcak ve kurak geçen bölgelerde, besin maddelerince zengin olan ince dokulu,orta kireçli topraklarda iyi yetişir.Nematod lu topraklarda yaşayabilirler. Yüzeysel kökler oluşturan kayısı ağaçları için bahçe çapası, yabancı, rakip bitkilerden arındırma büyük önem taşır. Sonbaharda toprak tavında iken iklim bölgelerine göre Ekim-Kasım ayları içerisinde 15-20cm. derinliğinde pullukla işlenir veya bel ile bellenir. Böylece sonbaharda toprağı işlenmiş olan kayısı bahçeleri kışın yağan yağmur ve kar sularını daha iyi bir şekilde tuttuğundan ağaçlarda da sıhhatli ve meyveleri daha bol ve kaliteli olur. Kayısı bahçeleri ilkbaharda 10-15 ve yaz aylarında ise 8- 10 cm .den fazla derin olmamak suretiyle yağmur ve sulamalardan sonra işlemek çok faydalı olacaktır. Sonbaharda kayısı bahçesi pullukla işlenirken toprağın havalandırılması için bol yağmur ve sulamalardan sonra 2-3 gün geçmiş olması gerekir. İlkbaharda toprağı işlenmiş olan bahçeler yağmurlardan daha çok faydalanırlar. Kayısı ağaçları genel olarak sudan hoşlanmaz. Ancak meyvelerin irileştiği ve olgunlaştığı yaz devresinde sulanması gerekmektedir. Sulama sırasında suyun 1,5- 1,80 m . yani köklerin en çok bulunduğu toprak bölgesine ulaşması istenir. Sık sık yüzeyden yapılan sulamalar meyve ağacına zarar verecektir. Kurakları uzun süren bölgelerde özellikle hasattan sonra sulamaya önem verilmelidir. Genelde kayısı ağaçları meyilli arazinin eteklerine dikilir. Su tutan ve derin topraklara dikilmiş olan kayısı ağaçları zamk çıkarmakta ve çok miktarda çiçek ve meyve dökümü yapmaktadır. Kışı şiddetli geçen bölgelerde kayısı ağaçlarının sulanmasını iyi bir şekilde ayarlamak icap eder. Genellikle kayısı ağaçlarının sulanmasına Mayıs ayından itibaren başlanarak ağaç 22 Ağustos tarihine kadar her 20günde bir tekrarlanması ve 26 Eylül'e kadar devam ettirilmesi gerekir.

4. Gübreleme ;

Bahçelerde geçici örtü bitkisi yetiştirilmesiyle ağaçların organik madde ihtiyaçları büyük ölçüde karşılanmış olur. Kayısı bahçeleri için her üç yılda bir dönüm başına 3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi uygun olup, suni gübrelerden her yıl ağaç başına her ağacın yaşı için 100 gram hesabı ile verilmesi faydalıdır. Gübre olarak şeftali ve eriklerdeki isteklerle aynı olsa da kayısının potaslı gübreleri sevdiği anlaşılır ; Fostorlu gübreyi daha çok “transplantasyonlarda” vermek lazımdır. Fosforlu gübreler sonbaharda ağacın gövdesinden itibaren 1- 1.5 m . dışına açılacak bir ark içerisine bant şeklinde verilmesi, azotlu gübrelerinde ilkbaharda mart başında 1/2sini, mayıs başında 1/2sini olmak üzere serpme şekilde verilmesi gerekir. Çinko fosfat eksikliği yapraklarda anlaşılır. Bilhassa sulamayla yıkanan topraklarda bunu iyi kontrol etmek gerekir. Güneşin de bu hususta etkisi vardır. Kireçli topraklarda demir eksiği görülür; bu sararan yapraklardan anlaşılır; fakat bunu kalsiyum-potasyum-demir kombinezunu ile izah etmek lazımdır. 0.003'ten fazlası tuz zehirlenmesine yol açar. Gübrelemeden önce mutlaka toprak tahlili yapılmalıdır.

5. Hastalık ve Zararlılar,

Kayısı ağaçlarında görülen hastalık ve zaralılar, kızılleke(yanıklık),kabuklu bit,tırtıllar , monilya ve yaprak bitleri olarak bilinirler.Bazı hastalıklarla mücadele kış aylarında başlamalıdır. İlkbahar aylarından itibaren yine hastalık ve zararlılarla mücadeleye devam edilmelidir.


imperiaflex_0_4_10.jpg

ERİK YETİŞTİRİÇİLİĞİ


1. Tarihçesi ;

Erik çeşitlerinin tarihçesi, gelişmesi ve günümüze kadar korunmasında Anadolu gen kaynağı olmuştur. Erikler Asya-Avrupa, Japonya-Çin ve Kuzey Amerika kökenli türleri olmak üzere 3 gruba ayrılır. Ülkemizde erik üretimi taze tüketilen çeşitler ile yapılmaktadır.Bazı bölgelerimizde kurutmalık çeşitlerde yetiştirilmektedir.

2. İklim isteği ;

Erikler çeşitlerine göre genel olarak değişik iklim şartlarında yetiştirilebilir. Can erikleri ılıman, Avrupa erikleri kışı daha soğuk geçen soğuk ılıman, Japon erikleri ise kışı soğuk geçmeyen ılıman veya sıcak ılıman iklimlerde en uygun şekilde yetişirler. Bu nedenle; erik ağaçları, çeşitlerine göre tüm bölgelerde yetiştirilebilir. Birçok meyve türünde olduğu gibi erikte de soğuklama ihtiyacı vardır.
+7 derecenin altında can erikleri 400-500saat, Japon erikleri 600 saat, Avrupa erikleri ise 1000 saatin üzerinde soğuklama ihtiyacı duymaktadır. Erken çiçek açan Can ve Japon eriklerin çiçeklenme ve genç meyve döneminde soğuğa ve dona hassasiyet göstereceğinden kış ve ilkbahar donlarının sık olduğu bölgelerde yetiştirilmesi sakıncalıdır. Avrupa erikleri Japon çeşitlerine göre soğuğa karşı daha dirençlidirler. Bazı çeşitlerin uyku döneminde –40 dereceye kadar dayanabildiği bilinmektedir.

3. Toprak ve Sulama İsteği ;

Toprak bakımından erik ağaçları fazla seçici değildirler. Toprağın çok kumlu olduğu durumda erik ağacının ömrü kısa olur. Bu tür topraklarda Japon çeşitleri tercih edilmelidir.Organik madde bakımından zengin , yeterli miktarda neme sahip topraklarda çok iyi derecede gelişme sağlarlar.Aynı zamanda ağır, Killi orta derecede kireçli ve taban suyu yüksek arazilerde de yaşadıkları bilinmektedir. Erik ağaçlarının toprak sürümleri sonbaharda yapılmalıdır. İlkbaharda toprak tava gelince şubat sonu veya mart ayı içinde ot mücadelesi yapılarak, sulama kanalları açılıp, ağaçların dipleri çapayla işlenmelidir. Yazın da sürüm yerine, yüzeysel toprak işlemeleri yapılır. Erik ağaçları saçak köklü olduklarından ve kökler yüzeysel geliştiklerinden, bunların su istekleri derin köklü meyve türlerine göre daha fazladır. Yazları kurak geçen bölgelerde erik ağaçları düzenli olarak sulanmalıdır. Yeterli su ihtiyacını alan ağaçlardaki meyve kalitesi de daha yüksek olacaktır.

4. Gübreleme ;

Gübre bakımından eriklere dengeli besin hazırlanması gerekir. Bölge koşullarına göre, yaprak ve toprak tahlilleri hesaba katılarak gübrenin temin edilmesi ve miktarının saptanması önem kazanmaktadır. Gübrenin miktarında ağacın yaşı , verim durumu , toprak yapısı ve ekolojik koşullarda etkilidir. Bahçede bitki örtüsü olması halinde gübrenin önemi daha da artmaktadır. Kimyasal gübrelerden fosfor ve potaslı gübreler kış başında; azot gübresi olarak kullanılan sülfat da kış sonunda ilkbahar gelişmesi başlamadan önce verilmelidir. Azotlu gübreler ağacın gelişimi üzerine; bor ve kalsiyumlu gübreler ise meyve kalitesi üzerinde etkilidir. Bu gübrelerden başka dekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi tavsiye edilir..

5. Seyreltme;


Tüm meyve ağaçlarında olduğu gibi erik ağaçlarında seyreltmenin önemli bir yeri vardır.Bu seyreltmeler zamanında yapılmalıdır. Düzenli seyreltme yapılan ağaçlar, kaliteli meyveler oluştururlar, aynı zamanda bir sonraki yılın meyve çiçek gözlerinin de sağlıklı oluşmasına faydalı olurlar. Bu seyreltmeler genelde insan gücü ile yapılır.Kimyasal ve mekanik olarak ta seyreltilebilir.

6 .Hastalık ve Zararlılarla Mücadele;

Erik ağaçlarında, Monilya,Yaprak delen,Meyve iç kurdu,yaprak bitleri,san jose, kırmızı örümcek,kökteki nematod ve kanser gibi hastalık ve zararlılar görülmektedir. Bu hastalık ve zararlılarla mücadeleler zamanında yapılarak kontrol altına alınmalıdır. Erik ağaçlarına sonbaharda yaprak dökümünden hemen sonra %3 lük , ilkbaharda da gözler kabarmadan %1 lik bordo bulamacı yapılır. Bu arada san jose ye (kabuklu bit) karşı kışlık yağ mutlaka kullanılmalıdır.Kışlık yağ uygulaması gözlerin uyanmadan , hava sıcaklığının 5 derece olduğu zaman atılmalıdır. Bu uygulama üç yılda bir tekrarlanmalıdır. Diğer hastalık ve zararlılarla mücadele çiçeklenme sonrası başlanmalıdır.

gdust1_small.jpg

ŞEFTALİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Seftalinin ana vatanının Doğu Asya ve Çin olduğunu düşünülmektedir.Oradan İrana gelmiş, Yunanlılar ve Romalılar MÖ 1000 yıllarında bu meyveyi tanımışlardır. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliği birkaç ilimiz dışında tüm illerde yapılabilmektedir. Şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgeler içerisinde Marmara Bölgesi başta gelmektedir.

İklim İstekleri

Şeftali değişik iklim şartlarına uyabilen meyve türlerinden biridir.Şeftali yetiştiriciliğini sınırlayan faktörlerin başında düşük kış sıcaklıkları, çeşidin soğuklama ihtiyacı ve ilkbahar geç donları ile düşük yaz sıcaklıkları gelmektedir. Kış sıcaklığının - 18oC ile -20 C'ye düştüğü yerlerde gözler ve sürgünler donar, - 25 C'de ise ağaçlar donabilir. Şeftali çeşitlerinin kış soğuklama istekleri 250 ile 1250 saat arasıdır. Çeşitler kış soğuklama ihtiyacını tamamlayamadığında ağaçlar çiçek tomurcuklarını ve çiçeklerini döker ilkbaharda çiçeklenme geç ve düzensiz olur bunun bir sonucu olarak da ürün alınamaz.. Şeftali erken çiçek açan bir meyve olduğundan çiçekler açıldıktan sonra meydana gelen ilkbahar geç donlarından çok zarar görürler. Ayrıca Yaz sıcaklığının düşük olduğu yerlerde meyvelerin olgunlaşması gecikir ve meyve kalitesi düşer. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgelerde yaz sıcaklığı şeftalinin isteklerine uygundur.
Toprak İstekleri
Şeftali için toprak isteği asıl üzerine aşılı anacın isteği anlamındadır. Şeftali şeftali anacı üzerinde tınlı, milli, süzek, kumlu killi, çakıllı ve çabuk ısınan alüviyal toprakları sever. Toprak pH'sı 6-7 arasında olmalıdır. Kumlu topraklarda yeterli sulama ve iyi gübreleme ile şeftali yetiştirilebilir. Ağır, nemli ve soğuk olan killi topraklarda yetişen ağaçların sürgünleri iyi pişkinleşemediğinden kış soğuklarından zarar görerek ağaçlarda zamklanma oluşur.
Bahçe Tesisi
Şeftali bahçeleri genel olarak, 1 yaşlı fidanlarla kurulur. Fidan dikimi tercihen sonbaharda yapılır. Ancak kışı soğuk geçen yerlerde ilkbahar dikimi tavsiye edilir.Dikim derinliğinde en iyi ölçü fidanları fidanlıktaki derinliğinden daha derin dikmektir. Pratikte aşı yerinin toprak yüzeyinde kalması ile derinlik aynıdır.Fidanların kökleri sökülürken hasar görmemeli koparılmamalı ve yaralanan kısımlar yara üzerinden kesilmelidir. Gövde yüksekliği isteğe bağlı olup bodur olarak yetiştirilecek ağaçlarda ortalama 0.70 -0.80 cm en uygunudur.Bahçe tesisinde, öteki meyvelerde olduğu gibi derin bir toprak işlemesi şarttır. Bahçede ağaçlar arasında anaca ve toprak şartlarına göre 5 x 5 m veya 6 x 6 m mesafe uygundur.

Yıllık Bakım İşleri

Toprak İşleme: Sonbahar, erken ilkbahar, ilkbahar sonu ve bazen de yaz mevsimi içinde olmak üzere bir yılda 4 sürüm yapılır. Ağaç dipleri belle işlenir. Ucuz olması nedeniyle yaz aylarında yapılması gereken toprak işlemesi yerine ot biçme uygulanabilir.
Sulama: Sert çekirdekli meyveler arasında en fazla su isteyen bitki şeftalidir. Meyvelerde çekirdek teşekkülünden sonra suya ihtiyaç vardır. Su ihtiyacı ise iklim ve toprak özelliklerine göre farklılık gösterirler. Meyve hasadından önceki sulamalar meyvelerin irileşmesine ve renklerinin koyulaşmasına etki eder.
Gübreleme: Şeftali bahçelerinde ürün yolu ile topraktan alınan besin maddelerinin tekrar toprağa verilmesi gerekir. Verilecek gübre miktarının yaprak ve toprak analizleri ile belirlenerek uygulanması en geçerli yöntemdir.Şeftali bahçeleri kurulurken bir öncelikle bir temel gübreleme yapılır. Şeftali bahçelerinde iyi bir gübreleme ahır gübresi veya yeşil gübreye ilaveten
ticaret gübrelerinin uygulanması ile olur. Üç yılda bir dekara 1,5-2,5 ton hesabıyla ahır gübresi veya ekonomik olmadığı hallerde her yıl yeşil gübre verilerek toprağın organik madde içeriği artırılmalıdır.Suni gübrelerden her yıl ağaç başına her ağacın yaşı için 100 gr. hesabı ile (Örneğin: 5 yaşındaki ağaca 500 gr) verilmesi faydalı olur. Fosforlu gübreler sonbaharda ağacın gövdeden itibaren 1-1,5 m dışına açılacak bir ark içerisine bant şeklinde verilmesi, azotlu gübrelerinde ilkbaharda mart ayı başında 1/2 si, mayıs ayı başında da 1/2 olmak üzere serpme şeklinde verilmesi gerekir.

Budama: Şeftali ağaçlarında iki tip budama uygulanır. İlki:Yeni dikilen fidanlarda şekil budaması yapılır. Şeftali ağaçlarına goble veya değişik doruk dallı şekil verilir. Kurak bölgelerde doruk dallı şekil vermek uygundur.Diğer budama ise mahsule yatmış şeftali ağaçlarında uygulanan mahsul budamasıdır. Şeftalilerde meyveler buket dalları ve bir yıllık sürgünler üzerinde meydana gelir. Bu nedenle her yıl yeni sürgün teşekkülünün sağlanması gerektiği için sert budama uygulanır.İyi bir budama yapabilmek için dal çeşitlerinin ve üzerinde bulunan gözlerin (çiçek gözü, odun gözü) durumu dikkate alınmalıdır. Budama esnasında çiçek ve odun gözlerini karışık şekilde taşıyan dallar bırakılmalı, yalnız çiçek gözü taşıyan dallar kesilmelidir.Budama uygulamalarında gerekiyorsa önce kalın dal kesimi yapılmalı sonra ana dallar üzerindeki dallar seyreltilmelidir. Ana dallar üzerinde 20-25 cm ara ile çıkış yerleri ve yönleri farklı dallar bırakılmalıdır. Bırakılan dalların uzunluğu 50-60 cm den fazla ise 1/3 oranında uçları kesilmelidir. Ana dalların uçları bir yan dal üzerinde kesilmeli, uç kısmında birbirine yakın iki veya daha fazla dal bırakılmalıdır.

anna2000a_small.jpg

ELMA YETİŞTİRİÇİLİĞİ


1. Tarihçesi: Anavatanı Kafkasya olan elmadan mutasyon değişimler sonucu çeşitli kültür elmaları elde edilmiştir. İnsanların MÖ.6000 yıllarında elma yetiştirmeye başladığı bilinmektedir. Ticari olarak kullanılan çeşitler doğal seleksiyon, mutasyon ve hibritleme yolu ile elde edilmiştir. Gelişen teknolojiye
göre gen teknolojisi (Biyoteknoloji) ile çeşitli zenginlikler elde edilmiştir.
2. İklim Şartları: Elma bir serin iklim bitkisidir. Kış aylarında -40 dereceye kadar gövde ve -30 dereceye kadar dal ve dalcık dayanması vardır. Elma yetiştiriciliğini tehdit eden ilkbahar geç donlarıdır. İlkbahar geç donları olan bölgede bahçe tesisi kurmak risklidir. Donların en etkili olduğu alanlar; çevreye göre çukur, rüzgar sirkülasyonu hiç olmayan veya yetersiz olan alanlar, vadiler ve taban arazileridir. Elma ağacı yazları 40 derece ve üzeri olan bölgelerde iyi gelişme göstermez. Elma ağaçlarında en önemli unsurlardan biride kış soğuklama isteğinin karşılanmasıdır. Bu ihtiyacının 7 derecenin altında devam eden sıcaklıklardır. Soğuklama ihtiyacını alamayan ağaçlarda fiziksel bozukluklar, düzensiz çiçeklenme ve meyve tutumunun az olması gibi olumsuz durumlar görülebilir.
3. Toprak ve Su İlişkisi: Elma ağacı, çeşitli topraklarda yetişiyor olsa da genelde; ağır killi karakterli, ağır kireçli , taşlı ve çakıllı, taban suyu yüksek olan topraklar için pek uygun değildir. Özellikle klon anaçlarına aşılı ağaçlar için kesinlikle uygun değildir. Elma yetiştiriciliğinde en uygun toprak çeşitleri; tınlı, kumlu, sıcak, geçirgen ve organik madde yönünden zengin olan topraklardır. Bununla beraber toprak rezervinin derin olması ağacın gelişmesi ve sağlığı açısından olumlu yönde etkiler.
Elma ağaçlarında kökler derinlere ulaştığından susuzluğa tahammüllüdürler. Tabi bu susuzluğa dayanıklılık her toprak yapısı için geçerli değildir. Ağaçtaki meyve tutumu, ağacın yaşı, anacı ve çeşidine göre değişir. Özellikle klon anacı üzerine aşılı ağaçlara mutlaka sulama yapılmalıdır. Bu sulamalarda damla sulama tekniği kullanılmalıdır.

4. Seyreltme: Meyve seyreltmesi meyvelerin çok olduğu yıllarda mutlaka yapılmalıdır. Bu seyreltme ağacın bir sonraki yıl için meyve gözlerinin hazırlanması ve o yılki meyvelerin kaliteli olmasına etkili olacaktır. ağacı yormayacak, ancak kalitenin yüksek ve her yıl düzenli meyve alımını sağlayan etkendir. Haziran dökümünden sonra yapılmalıdır. İki meyve arasında 12-20cm mesafe kalacak şekilde bırakılmalıdır. Bu seyreltmeler genelde insan gücü ile yapılabildiği gibi kimyasal olarak da yapılabilir.
5. Gübreleme : Elma bahçelerine gübrelemeden önce mutlaka toprak tahlili yapılmalıdır. Bu tahliller doğrultusunda ağacın yaşı, büyüme gücü, toprak yapısı ve üzerindeki meyve tutumu dikkate alınmalıdır. Kimyevi gübrelemelerde ağaçlara verilecek gübreler zamanında yapılmalıdır. Hasat sonrası verilecek gübreler ağaçlara zarar verecektir. Bir diğer gübreleme de yanmış çiftlik ve organik gübre kullanımıdır. Bu çiftlik gübreleri sonbahar-ilkbahar döneminde dekara 2-3 ton yayılarak yapılmaktadır. Bu gübreleme sayesinde toprak organik madde yönünden zenginleştirilip yumuşak ve tavlı kalması sağlanır.
6. Hastalık ve Zararlılar : Elmada en çok problem teşkil eden karaleke, külleme ve memeli pas adını verdiğimiz hastalıklar görülür. Bunlarla bilinçli ve programlı mücadele yapılmalıdır. Zararlı olarak başlıca Meyve iç kurdu, göz kurtları, akarlar, yaprak bitleri ve bir çok zararlı ile toprak altı zararlıları da vardır. Bunlarla mücadele zamanında yapılmalıdır.

Başlıca Elma Hastalıkları ve Mücadele Yolları

A) Karaleke Hastalığı ; Yurdumuzun her bölgesinde yaygın bir hastalıktır. Çiçeklenmeden hemen sonra yapraklarda meydana gelir. Elmalarda genellikle yaprakların üst yüzeyinde önce yuvarlak sonra intizamsız önce yağ lekesini andıran yeşilimsi siyah sonra grimsi koyu kahve renklerine dönen lekeler oluşur.

Mücadelesi; Program halinde sırasıyla yapılmalıdır.
a) Gözler uyanmadan önce bordo bulamacı ile ilaçlanır,
b) Gözlerin patlama devresi kimyasal mücadele,
c) Yapraklar fare kulağı dönemi kimyasal mücadele,
d) Pembe tomurcuk devre ilaçlaması,
e) Çiçek taç yapraklarının %80'i döküldükten sonra,
f) Meyveler fındık büyüklüğünü aldığı dönem ilaçlaması,
g) Bundan 15-20 gün sonra tekrarı yapılmalıdır.
B) Külleme Hastalığı ; Gözlerin kabarmasından hemen sonra yeni sürgünlerde özellikle yaprakların alt yüzünde çiçek tomurcuğu ve çiçeklerde bilhassa sürgün uçlarında beyaz unlanmış gibi bir tabaka halinde görülür. Mücadelesi ; Mantari bir enfeksiyon olan külleme hastalığı mücadelesi, kara leke mücadelesi ile birlikte yapılmalıdır.
C) Memeli pas Hastalığı ; Yapraklar da deforme ile toplu iğne ve kibrit çöpü başı iriliğinde tümsek ve çukurcuklar ile kendini gösterir. Tahribatı mildiyu benzerliğindedir. Mücadelesi ; Kara leke ve külleme program mücadelesi yapıldığında bununla da mücadele yapılmış olunmaktadır.
Elmada Başlıca Zararlılar ve Mücadele Yolları
Elma İç Kurdu ; Kelebek yumurtalarını oluşan meyve üzerine bırakır. Buradan çıkan kurtçuk meyvesi delip içeri girer. Büyümesini sürdüren meyve yarayı kapatır kurtçuk içerde zararını sürdürmeye devam eder. Bu aşamadan sonra yapılacak ilaçlama fayda sağlamayacaktır.Mücadelesi ; Çiçek taç yaprakların %80'i dökülünce başlanmalı 15 gün ara ile program halinde sürdürülmelidir. Gözlem istasyonu olan bölgelerde kelebekler inricar edince başlanan mücadele daha etkili olur. Akarlar (Kırmızı Örümcek) örümcek hariç diğer zararlılarla mücadele elma iç kurdu mücadelesi yapıldığında bunlarla da mücadele yapılmış olunur. Bunlar (Yaprak biti-Göz kurdu-Ağ kurdu vb) Akar ,kabuklu ve pamuklu bitler şayet görülürse ayrıca zirai mücadelesi uygulanmalıdır .


hpim6740_small.jpg

PORTAKAL & MANDALİNA YETİŞTİRİÇİLİĞİ VE ÇEŞİTLERİ


NOVA

1942 yılında ABD'de Gardner tarafından Klemantin mandarini ile Orlando tanjelosunun melezlenmesi sonucu elde edilmiş ve gerekli incelemeler ve araştırmalardan sonra yetiştiricilere 1964 yılında tanıtılmıştır. Türkiye'ye 1967 ve 1973 yıllarında yapılan introduksiyonlar ile girmiştir. Soğuğa dayanıklı bir çeşittir. Ağaç tacı geniştir ve oldukça verimli bir çeşittir. Ağaçları büyük, kuvvetli, parlak yapraklı ve dikenlidir. Meyveleri orta büyüklüktedir. Çekirdekli olması arzu edilmeyen bir özelliğidir. Çekirdek sayısı döllenmeye bağlı olarak değişiklik gösterir. Oldukça büyük ve lezzetli meyvelere sahiptir. Meyve eti kalitesi çok yüksektir. Meyve kabuğu parlak portakal renkli ve hafif pürüzlüdür. Kabuk meyve etine sıkı bağlıdır. Meyveleri hafif basık şekilli, genişliği 73.86 mm , uzunluğu 63.50, ağırlığı 172.42 gr'dır. Meyve eti koyu portakal renginde, sulu ve lezzetlidir. Şeker miktarı %11.20, asit miktarı%1.03'dir, şeker / asit oranı ise çok yüksektir. Kabuk kalınlığı 3.96 mm , ete sıkı bağlı ve soyulması çok kolay değildir. Puflaşmadan uzun süre ağaç üzerinde kalabilir. Olgunlaşma zamanı Kasım ayıdır . Ağaç üzerinde oldukça uzun süre kalabilir. Taşınmaya ve depolamaya uygun bir çeşittir. Son yıllarda piyasanın aranılan çeşitlerinden biri olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde hızla yayılmaktadır. Dünyada ise İspanya ve İsrail'de yetiştirilmektedir. Verimli bir çeşit olup periyodisiteye eğilimi azdır.

FREMONT

Fremont mandarin çeşidi ABD'de Dr. Jr.Furr tarafından Klemantin ve Ponkan mandarinlerinin melezlenmesi sonucu elde edilmiştir. 1967 ve 1973 yıllannda ABD'den yapılan introduksiyonlar ile Türkiye'ye girmiştir. Tüm dünyada sadece Türkiye'de özellikle Adana – Mersin Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan bir çeşittir. Koyu kırmızımsı, parlak ve pürüzsüz kabuğu 3 mm'dir. Olgunlaştıktan sonra kalitesini kaybetmeden yaklaşık 3 ay (Mart ortalarına kadar) ağaçta kalabilir. Depolama ve taşımaya elverişlidir. Meyve kabuğu hasat döneminde koyu kırmızı-portakal renkli, parlak ve düzgündür; kalınlığı 3.01 mm 'dir. Kabuk meyve etine sıkı bağlıdır. Kolayca puflaşma görülmez. Taşımaya ve depolamaya elverişlidir. Meyveleri yuvarlak şekilli, genişliği 55.00 mm , uzunluğu 47.06 mm , ağırlığı 75.91 gr'dır. Meyve eti koyu portakal renkli, yumuşak ve lezzetlidir. Olgunluk döneminde, usare miktarı % 43.87'dir. Suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM) % 13.01, titre edilebilir asit miktarı (A) ise % 1.39, SÇKM/A oranı 9.78'dir. Meyve başına 11.38 adet çekirdek düşmektedir. Bu çeşidin olumsuz yönleri çok çekirdekli ve suda çözünebilir kuru madde miktarı ile asitliğin beraberce yüksek olmasıdır. Periyodisite gösterir. Çok erken yaşlarda meyveye yatar. Bu özelliği yetiştiriciler tarafından aranılan bir çeşit olmasına yol açmıştır. Ağaçlar, olgunluk dönemine eriştikten sonra, fazla meyve tuttuğundan dolayı meyveler küçülür; bu nedenle seyreltme yapılmalıdır. Ağacı genellikle kuvvetle ve dikine büyür. Dalları hemen hemen dikensizdir. Orta erkenci bir çeşittir. Olgunlaşma zamanı Aralık ve Ocak aylarıdır. Olgunluk ilerleyince kalite pek bozulmaz. Türkiye'de 1970 - 1980 yılları arasında özellikle Doğu Akdeniz bölgesinde hızlı bir gelişme göstermiştir. Yetiştiriciliği daha çok. Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracata koşut olarak gelişmiştir.

OKTSU

Miyagawa (Japonya'da, Satsuma Grubu içinde üretimi en çok yapılan erkenci çeşitlerden biridir.) çeşidinin Poncirus trifoliata (Üç Yapraklı Portakal) ile kontrollu tozlanması sonucu oluşan meyvenin tohumlarından 1940 yılında nüseller olarak Japonya'da elde edilmiştir. Meyveler Miyagawa çeşidinden biraz daha büyük yapılı olup, kabuk pürüzsüz diğer satsuma çeşitlerine göre meyve kabuğu daha ince ve hafiftir. İspanya'da yaklaşık 15 Eylül'de hasadına başlanan ve Satsuma grubundan olan Clausellina çeşidine göre, Okitsu çeşidinin dış kabuk renklenmesi biraz önce oluşur. Bu sayede pratikte Okitsu, erken dış renklenmesi sayesinde Clausellina'dan bir iki gün önce toplanabilir. Genç ve güçlü dalları dikenlidir. Satsuma grubu içinde sadece Okitsu bu özelliğe sahiptir. Satsuma Wasse (Erkenci Satsumalar) grubu içinde dallarında dikenleriyle, daha güçlü görünüşlü, daha dik gelişen ve vejetatif aksam olarak daha yeşil yapraklara sahip bir çeşittir. Meyve büyük ve yassıdır. Tadı hoş ve iyi kalitededir. Çok erkencidir. Verimlidir. Taşınması ve pazarlanması sırasında olumsuzluklara karşı diğer satsumalara göre daha tolerantır.
ORTANIQUE
İlk olarak 1920 yılında Jamaika'da ortaya çıkmıştır. Bir mandarin ve portakal hibritidir. En çok yetiştirildiği ülkeler Jamaika, İsrail, Kıbrıs ve Fas'tır. Daha az olarakta diğer ülkelerde yetiştirilir. Bugün özellikle Kanada, Fransa ve İngiltere pazarında çok iyi bilinmektedir. İspanya'da ilk olarak 1989 yılında virüs ve virüs benzeri hastalıklardan ari olarak üretimine başlanmıştır. Ağaç orta büyüklükte, hemen hemen dikensiz ve yapraklar normal büyüklüktedir. Meyve üretimi iyidir ve ağaç daha çok görünüş olarak Fortuna'ı andırmaktadır. Meyvelerin büyüklüğü iyi olup genelde satsumadan daha iyi bir görünüşte ve hafif yassıdır. Kabuk kalın ve bazen meyve etine yapışıktır. Fakat meyve kolay bir şekilde soyulabilir. Yüzey kısmı pürüzsüz ve dip kısmı noktalıdır. Olgunlaşan meyvelerde dip kısım parlak turuncu sarı bir renktedir. Meyve eti turuncu ve tadı güzeldir. Bazen her bir meyve 10 kadar çekirdek içerebilir. Meyve suyu içeriği usare için kullanılan diğer çeşitlerden % 15 daha fazladır. Hasat donemi Mayıs ayıdır.

DOBASHI BENI
1980'li yıllarda California'da üretime baslanmasiyla, Cukurova'da gundeme gelmeye baslamistir. Son yıllarda İspanya'da Clausellina'ya olan ilgi azaldığındanö Dobashi Beni'nin erkenci Satsuma olarak dikimleri artmıştır. Ülkemiz için yeni çeşitlerden biridir. Agaclari gucludur. Turunçgil çeşitleri arasında soğuğa en dayanıklı çeşitlerden biri olarak bilinir. Genç ve güçlü dalları küçük dikenlere sahiptir. Erkenci bir çeşit olan Dobashi Beni'nin'nın hasat dönemi Eylul-Ekim aylaridir. Depolama ve taşımaya elverişli, verimli bir çeşittir. Kabukları incedir. Yüksek kalitede tada ve dokuya sahiptir. Ülkemizde ihracatı en fazla yapılan mandarin çeşitlerinden biri olmasi beklenmektedir. Ortalama agirligi 120-140 gr'dir. Okitsu'ya gore daha cekici bir renge sahiptir (orange) ve daha suludur. Kolayca soyulur ve şekerlidir. Şeker miktarı %9,2, asit miktarı %0,74, şeker/asit oranı ise 12,7'dir. Taşınması ve pazarlanması sırasında ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı diğer Satsuma çeşitlerine göre daha dayanıklıdır. Halen ülkemizde üretilen turunçgil çeşitleri arasında en erkencilerden biridir







01.jpg

KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

1-) KİVİ ÖZELLİKLERİ ve ÜRETİCİ ÜLKELER :

Actinidia cinsine ait türlerin kaynağı doğu Çin dir. Çin den 1900lü yılların başında bir miktar tohum Yeni Zelandaya götürülmüştür. Bu tohumlardan elde edilen bitkiler arasından yetiştirilen çeşitler elde edilmiştir. Bütün Dünyada yetiştirilen çeşitlerin orijini Yeni Zelanda;dır. Hayward çeşidi ülkelere göre % 70-98 oranında üretimde yer almaktadır. Hayward ve diğer tüm çeşitler Actinidia deliciosa türüne dahildir. Actinidia tür ve çeşitleri, kuvvetli gelişen, kışın yaprağını döken sarılıcı asmalardır. Yetiştiriciliğinde asmalar direk ve tellerle desteklenirler. Çardak şeklinde terbiye edilebilmesi, ticari yetiştiricilik yanında ev bahçesi yetiştiriciliği için de çok uygun türler olduğunu gösterir.

Dünyada Kivi Meyvesi Yetiştiriciliği:

Kiwifruit, 1970li yıllardan sonra da Akdeniz;in kuzey ülkeleri, Avustralya,Güney Afrika, Şili, Kaliforniya, Japonya gibi birçok ülkede yetiştirilmeye başlanmıştır. Yeni bir tür olmasına karşılık üretiminde büyük artış hatta patlama olmuştur. Öyleki İtalya, Fransa ve Kaliforniya gibi bazı üretici ülkelerde 1980-90 arasında 2 yılda bir üretim alanı ikiye, üretim miktarı 3;e katlanmıştır. İtalya;da 1970lerde başlayan üretim 1990larda yıllık 200.000 tona yaklaşarak Yeni Zelandayı geçmiştir. Üretim, üretici ülkelerin iç tüketimlerinde, çoğunlukla da dış satımda değerlendirilmektedir. Üretimin % 40-70’i dış satımla değerlendirilmektedir. En önemli ithalatçı ülkeler ise başta Almanya olmak üzere kuzey ve orta Avrupa ülkelerdir.

Kivi yetiştirme çalışmaları Yalovada bulunan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde devam etmekte ve çok olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Tüketicide Üretim ve Tüketimi :

Türkiyede henüz ticari amaçlı kivi üretimi çok yenidir. Bu nedenle tüketilen meyvelerin hemen tamamı ithal yoluyla sağlanmaktadır. Ticari amaçla kurulan, Orhangazi, Bursa ve Karamürsel yörelerindeki ilk bahçelerden birkaç yıldır ürün alınmaktadır.

2-) BİTKİ ÖZELLİKLERİ :

Kivi asmaları sarılıcı-tırmanıcı bitkilerdir. Toprak üstü aksamı çok kuvvetli değildir. Kök yüzlek ve saçak kök yapısındadır. Çoğunlukla toprağın 0-40 cm derinliğinde bulunur. Ancak uygun koşullarda 1-1.5 m derine gidebilir. Kılcal kökler hızlı gelişir ve yenilenir.

Gövde, sarılıcı asma gövdesidir. Genç yaşlarda gevşek ve kırılıcıdır. Gövde kendi ağırlığını taşıyamaz. Bu yüzden dikimden itibaren herekle desteklenmelidir. Şekil budaması ile dik ve düzgün gövde oluşturlması önemlidir. Gövde derin kış soğuklarından (-13 C ce daha aşağı ) zararlanır ve çatlar.

Sürgünler, 1 yaşlı çubukların gözlerinden sürerler. Sürgün ucu kırmızı tüylüdür. Sürgünler çok kuvvetli büyürler. Yaz ortasına kadar 2-3 m uzunluğa ulaşırlar.
Çiçeklenmeye kadar körpe ve gevşek olan sürgünler rüzgarla dipten kırılırlar. Büyümesi yavaşlayan sürgünlerin uçları herhangi bir desteğe veya kendilerine tutulur ve kıvrılırlar.

Çiçekler, dekoratif yapılıdır. Taç yaprakları beyazdır. Bir asmada yüzlerce çiçek bulunur. Tek tek veya 3lü gruplar halinde oluşurlar. Erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde bulunur. Yapısal olarak bahçe tesisinde dişi çiçek-li bitkilere mutlaka tozlayıcı (erkek-babalık ) bitkiler gereklidir.

Normal olarak çiçek ve meyve dökümü olmaz. Tozlanan bütün çiçekler meyve tutar. Bu yüzden kış budamasında yeterli sayıda göz bırakılmalı veya seyreltme ile meyve yükü dengede tutulmalıdır.

Meyve yıllık sürgünlerde tek tek veya 3lü gruplar şeklinde olur. Üst kabuk ince ve kahverengi tüylerle kaplıdır. Hasat olumunda 60-150 gr arası ağırlıkta olur. Meyve eit yeşil renkli ve çok çekirdeklidir, yüksek oranda (100-300mg/100gr.) C vitamini içerir. Ayrıcı P, Fe, K, ve Ca gibi mineraller ve bazı enzimlerce zengindir.

Ticari olarak bütün Dünyada % 80 100 oranında Hayward çeşedi ve Tomuri, Matua veya diger tip veya klomlar kullanılır.

Kivi asmaları Mart sonu- Nisan başında uyanır. Mayısın sonu- Haziranın ilk haftasında çiçek açarlar. Hasat Ekimin ikinci Kasımın birinci yarısında yapılır. Aralık ortasında yaprak dökerler.

3-) İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ :

Toprak İstekleri :

Kivi asmaları saçak ve yüzlek ve köklü olduğundan süzek, hafif ve derin topraklarda iyi gelişir. Killi, ağır (Su tutan ) ve taban suyu yüksek topraklarda sonuç olumsuz olur. Asitli topraklarda iyi gelişir. Toprak PH;sı tercihen 5.5-7.0 arasında olmalıdır. Toprakta en çok % 8 kireç olmalıdır. Organik maddece zengin topraklarda sonuç olumlu olur.

İklim İstekleri : Actinidia asmaları vegestasyon dönemi uzun bitkilerdir. Gözlerinh uyanmasında yaprak dökümüne kadar 240-260 gün don olmayan gelişme süresi ister. İlkbaharın geç donlarında sürgünler zarar görebilir. Bitkiler sürekli ve sert rüzgar alan yörelerde gelişemez. Verim yaşındaki bitkiler kışın -13 Cye kadar dayanabilirken genç bitkiler daha yüksek (-4, -6 C ) sıcaklıklarda zararlanabilir.

4-) TESİS TEKNİĞİ

Dikim Planı ve Dikim :

Kivi tesisinde fidanlar iklim ve toprağa bağlı olarak 4x5, 5x2, 4x3 gibi değişik aralıklı ve mesafelerle dikilebilir. Kış soğuklarının derin olmadığı yörelerde ( Doğu Karadeniz ) sonbahar dikimi yapılabilir. Aksi halde ilkbahar dikimi yapılmalıdır. Dikimde çukurlar derin açılmalıdır. Dikim de tercihen 2 yaşlı fidanlar kullanılma- lıdır. Fidanların gövdesi 8-12 mm çapında ve iyi olgunlaşmış olmalıdır. Saçak kökler bol ve temiz (nematodsuz) olmalıdır. Dikimde fidanlar sürgünleri 3-4 gözden kesilir.

Destek Sistemi :

Kivi asmalarının gövdesi kendi ağırlıklarını taşıyamadıkları için direk ve tellerle desteklenerek yetiştirilirler. Direklere yeniden 1.60-1.80 m yüksekten 1,5 uzunluğunda bir kol bağlanır. Bu kol üzerinden 30 cm aralıklı 5 sıra tel çekilir. Teller sağlam ( 3 cmO ) ve paslanmaz (galvenize ) olmalıdır. Direkler ağacı veya beton 10-12 cm çapında ve 2.20 2.40 m uzunluğunda olmalıdır. Çapraz kollar ağaçtan ( 5x8 cm )veya demir / lık köşebent veya 3 cmO boru) olabilir. Sıralar kuzey ve güney uzanımında olmalıdır.

5-) BAKIM İŞLEMLERİ

Su ve Sulama :

Asmalar yüzlek köklü, buna karşılık çok ve büyük yapraklı olduğundan su isteği fazladır. Doğu Karadeniz Bölgesi dışında yağış durumuna göre Haziran-Eylül arasında sulama gerekebilir. Bu dönemde sulama aralığı 2-7 gün arasında değişir. Su, çok önemli yörelerde damlama, diğer yörelerde minisprik (asma altı yağmurlama ) sistemleri ile verilmelidir.

Toprak İşleme :

Kökler yüzlek ve toprak sürekli nemli olacağından toprak işleme yapılmaz veya çok yüzlek yapılır. Birçok bahçede sıra araları otlu (yeşil örtü ) dur, sıra üzerlerinde yabancı otlar ilaçlarla kontrol edelir.

Budama :

Ürün bir yaşlı, ürün çubuklarından alındığından budama ve yükleme çok önemlidir. Asmalarda 5 yaşından sonra gelişmeye göre kış budamasında 100-400 göz bırakılır. Çubuk uzunlukları 6-18 gözlü olabilir. Bitkilerde sıkışıklığı azaltmak ve güneşlenmeyi artırmak için yaz budamaları da uygundur. Kış ve yaz budamaları esasları bağcılıktakine benzer.

Gübreleme :

Asmlar topraktan her yıl fazlaca makro ve mikro besin elementleri kaldırılır. Bunların düzenli olarak toprağa verilmesi gerekir. Dikimden önce dekara 2-3 ton verilecek çiftlik gübresi 3-4 yıl aralarla tekrarlanmalıdır. Kivi asmaları mineral madde noksanlıklarına duyarlıdır. Özellikle K, Mğ,Zn ve Fe noksanlıkları sık görülür.

Soğuktan Korunma :

Genç Kivi asmalarının gövdeleri kış soğuklarından saman ot, çuval gibi malzeme ile korunabilir. İlkbahar geç donlarından korunmanın en etkili yolu ile minisprik ( yağmurlama ) sistemleridir. Ancak kış soğukları nadir olarak bitki kaybına yol açar. Üst aksam donsa da toprak içinde ki uyur gözlerle asma tacı yenilenir.

Arı Kovanı Bulundurulması :

Etkin bir tozlama ve meyve tutumu için çiçeklenme zamanı bahçede arı kovanı bulundurlmalıdır. Erkek çiçeklerin polenleri arılarla dişi çiçeklere taşınırlar. Rüzgarla tozlanma çok az olur.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele :

Kivi asmalarının diğer bazı kültür bitkileri gibi piriyodik ilaçlamayı gerektirecek
hastalık ve zararlısı yoktur. Bir çok bahçede çok az ilaçlama yapılır veya hiç yapılmaz. Bununla birlikte çevredeki konukçu bitkilerden gelecek veya toprakta mevcut hastalık
etmeni veya zararlılara karşı dikkatli olunmalıdır.

6-) VERİM VE HASAT

Tesiste 2 yaşlı fidanların kullanılması halinde, dikimin 3. Yılından itibaren verim alınmaya başlanır. Doğal olarak ilk yıllar az olan verim bitki gelişmesine paralel artar. Asmalar tam verim yaşına 6-7 yaşında girerler. Bitki başına verim uygun çevre ve bakım koşullarında 40-50 kg a çıkar. Bu durumda dekara verin de 2-3 tonu bulur. Ancak bütün bitkilerde olduğu gibi verim ile kalite arasında denge korunlamalıdır

ÖZET :

Kivi son 20 yılda birçok ülkede üretimi hızla gelişen bir meyve türüdür. Sarılıcı ve tırmanıcı bir asma türüdür. Bu yüzden direk ve tellerle desteklenerek yetiştirilir. Ticari yetiştiricilikte büyük çoğunlukla Hayward çeşidi ve tozlayıcıları (Tomuri, Matua ) kullanılır.

Actinidia adaptasyonu geniş olan bir türdür. Bu yüzden farklı ekolojilerde yetiştirilebilir. Yetiştiriciliğini düşük kış sıcaklıkları ( 13 C ve aşağı ), ilkbahar geç donları ve sürekli rüzgar kısıtlar. Vegatosyon dönemi 230-260 gün sürer. Yetiştirileceği topraklar derin, süzek, az kireçli olmalıdır. Bakım işlemlerinin en önemlisi sulama ve budamadır. Bitkiler orta bünyeli topraklarda bile susuzluğa ancak 7-10 gün dayanabilir. Budama ise meyve yükü ile ürün/yaprak ilişkilerini doğrudan etkilediğinden önemlidir.

Tam çiçeklenmeden 140-160 gün sonra hasat edilen kivi meyvesi, ancak olgunlaştıktan sonra yenebilir. Pra-tikte genel olarak burada belirtilenlerden daha yüksek verimlere ulaşır. Hasat olumuna gelen meyvelerde görünür bir değişiklik olmaz. Meyve sertliğini korur, renk değişmez, tüyler dökülmez. Diğer ülkelerde suda çözünür kuru madde en az % 6.2 olunca hasat edilir. Bu da refraktometre ile belirlenir. Sertlik ise 8-10 kg/cm2 civarındadır. Ancak geç hasat edilen meyvelerde kalite daha yüksektir. Bu yüzden suda çözünür kuru madde
( SÇKM )nin %8.5-9 da hasat edilmesi önerilir.

Hasatta meyve sapı dalda kalır, meyve sapsız toplanır. Çiçeklenme eli hasat
arasında 140-160 gün geçer. Hasat edilen meyve hemen yenemez. Yeme olumuna
gelmesi için mutlaka olgunlaştırılması gerekir. Olgunlaşma oda sıcaklığında ( 20 C )
7-15 günde tamamlanır. Yeme olumuna gelen meyvelerde sertlik 1 kğ/cm2, SÇKM de % 13.5-15 arasında bulunmalıdır. Hasattan sonra meyveler kolaylıkla ve uzun süre depolanabilirler. Nemli ve serin ortamda 2 aya kadar kolaylıkla saklanabilen meyveler
soğuk hava depolarında (0-0.5 C sıcaklık, %90 nem) 6 aya kadar muhafaza edilebilir.

cilek5a.gif

ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ



GİRİŞ

Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisidir.Çilek meyvesi gerçek bir meyve olmayıp yenen kısmı 40-60 kadar pistilin birleştiği çiçek tablasıdır.

Çilek yüzeysel kök yapan otsu bir bitkidir.Kökler iyi drene edillmiş(süzek)topraklarda 60-70 cm’ ye kadar iner.Ağır topraklarda ise kökler yatay büyür.

Çileğin kök gövdesi ya da taç kısmı : çok kısalmış bir gövdedir.

Çilek yaprakları 2/5 düzeninde spiral olarak dizilmiştir.İlkbaharda havalar ısınınca patlayan embriyonik yapraklar 2-3 hafta sonra tam büyüklüğe erişir.Her yaprağın 1-3 ay ömrü vardır.

Kollar (stolonlar)yaz boyunca yeni yaprakların koltuklarındaki tomurcuklarından oluşarak gelişirler.

Çilekte çiçekler salkım şeklindedir.Buna değişmiş gövdede denilebilir. Çilekte iyi tozlanma gereklidir.İyi tozlanmış meyvelerde şekil bozukluğu olur.Tozlanmadan sonra meyve genelde 30-35 günde olgunlaşır.


ÇİLEĞİN GÜN UZUNLUĞUNA DUYARLILIĞI



Çilekte kısa günde çiçek gözleri, uzun günde kol gelişimi olur.Bu sebeple çilekte verim ile gün uzunluğu ijgilidir.Bu sebeple bir bölgeye uyan çeşit,diğer bölgeye uymayabilir.

Çiçek gözü oluşumunda gün uzunluğu ile sıcaklık ilişkisi ve çeşit özelliği bağlantılıdır.



ÇİLEK BİTKİSİNDE SOĞUKLANMA İHTİYACI



Soğuklamanın verim üzerine etkisi tartışmalı olmakla birlikte, kalite üzerine olumlu etkisi olduğu kesindir.Çileklerin soğuklama ihtiyacı 400-500 saat olarak belirlenmiştir.



ÇİLEK ÇEŞİTLERİ



Yetiştirici çilekçiliğe başlamadan önce Pazar durumunu incelemelidir.Üretici reçel, marmelat ve meyve suyuna uygun bir sanayi çeşidinin Pazar şansını yüksek görürse, ona uygun çeşit seçmesi gerekir.Bazı bölgelerde çileğin dondurularak dışsatımı gelişmiştir.

Yetiştiricinin dikkat edeceği diğer hususlar ise;

-Çeşidin bölgeye uygun olup olmadığı,

-Verimliliği,hastalıklara dayanıklılığı,

-Pazarın aradığı çeşit olup olmadığı,

-Taşımaya dayanıklılığı,

-Bitkisinin kuvvetli olup olmadığı konularıdır.

Eğer seracılığa uygun çeşit düşünülmüyorsa,erkencilik çok önemlidir.Bazı bölgeler için son turfanda hasad önemlidir.Çilek bahçesi çeşidi karışmamış fidelerle kurulmalıdır.

ALİSO

Meyve iri, meyve eti sert, verimli, tat kalitesi orta,bitkisi kuvvetli,meyvenin saptan kopması oldukça kolay, erkenci ve serada yetiştiriciliğide uygun bir çeşittir.Meyve uçlarında şekil bozukluğu görülür.Reçel, marmelat ve meyve suyuna oldukça uygun, sarılığa oldukça duyarlı bir çeşittir.Kışları ılık bölgeler için uygundur.

TİOGA

Orta mevsimde olgunlaşır.Meyve iri, verimli ,meyve eti çok sert ,tat kalitesi orta ,derin dondurma ve gıda sanayii için oldukça uygun ,meyveninsaptan kopması güç ,botrisite dayanıklı ,sarılığa duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.Taşımaya dayanıklıdır.

POCAHONTAS

Erken - orta mevsim çileği ,derin dondurmaya ve sanayiye uygun, tad kalitesi orta ,meyvenin saptan kopması.

kolay ,meyve eti sert ,sarılığa dayanıklı ,meyve çürüklüğüne duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.

YALOVA-9

Aliso ve Arnavutköy melezidir. Erkenci ve seraya uygun bir çeşit olup ,Akdeniz bölgesi için önerilir.Meyve eti sert ,verimli ,koku ve tadı iyi ,meyvenin saptan kopması güç,bitkisi kuvvetli olup sarılığa dayanıklıdır.

YALOVA -15

Tioga ve Arnavutköy melezidir. Meyve eti sert ,verimli tat ve kokusu çok iyi ve yerli çeşitlerimizi aratmayacak aromaya sahiptir.saptan kopması çok kolay,bitkisi kuvvetli ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı,derin dondurmaya uygundur.akdeniz bölgesi dışında tüm bölgelere önerilir.

YALOVA -104

Çok verimli ve iri bir çeşittir.Meyve eti oldukça serttir. Koku ve tadı yabancı çeşitlerden iyidir. Bitkisi çok kuvvetli olup ,sarılığa dayanıklıdır. Derin dondurmaya uygundur.Ilıman bölgeler için uygundur. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.

BALCALI-1

Uzun konik koyu kırmızı renklidir. Meyve eti serttir,meyvenin saptan kopması zordur,sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygundur. Verimli bir çeşittir.

BALCALI-2

Köşeli uzun ,parlak kırmızı, meyve eti sert ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Akdeniz iklimi için uygundur. Verimli ve orta erkenci bir çeşittir.

BALCALI-3

Uzun konik ,parlak koyu kırmızı, meyve eti sert ,meyvenin saptan kopması zor, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı, meyve çürüklüğüne orta derecede dayanıklıdır. Çok erkenci ve örtü altı sebzeciliği için uygundur.

DOUGLAS

Konik,kırmrzı ,meyve eti sert,saptan kopması kolay,aroması iyi,sofralık ve derin dondurmaya uygun bir çeşittir. Sarılığa duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Tüm bölgelerde yetiştirilir,verimlidir.

DANA

Uzun konik ,parlak kırmızı, meyve eti orta sertlikte ,saptan kopma kolaylığı orta,,sarılığa dayanıklılığı orta ,aroması orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklı sofralık bir çeşittir . yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.

BRİO

Konik kırmızı ,meyve eti sert, iyi aromalı ,meyvenin saptan kopması zor sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.

216

Yuvarlak konik ,kırmızı meyve eti sert, saptan kopması orta derecede aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Çok erkenci, çok iri meyveli ,yüksek verimli, yaprak leke hastalığına duyarlıdır.

PAJARO

Konik ,koyu kırmızı, meyve eti çok sert, meyvenin saptan kopması zor , aroması çok iyi ,sofralık bir çeşittir. Sarılığa orta derecede duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Orta mevsimde hasat edilen ,çok verimli, orta-iri meyveli bir çeşittir.

CHANDLER

Konik ,kırmızı,meyve eti sert, saptan kopması zor, sarılığa orta derecede duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Orta erkenci ,yüksek verimli, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesine uygundur.

SELVA

Konik ,kırmızı ,meyve eti sert ,saptan kopma derecesi ortadır. Sarılığa duyarlılığı orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması orta sofralık ,yüksek verimli, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerine uygun bir çeşittir.

RED CHİEF

Uzun konik ,koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor, sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı ,derin dondurma ve sanayiye uygun ,iyi aromalı bir çeşittir.

HONEOYE

Konik koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zordur.Aroması iyi ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Derin dondurma ve sanayiye uygundur. Soğuk bölgelere uygun bir çeşittir.

LESTER

Konik, koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması iyi derin dondurma ve sanayiye uygundur.


AÇIKTA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Çilek -10 oC ‘ye kadar yetiştirilebilir. Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman ,kuru yaprak gibi materyalle örtülerekdondan korunması gerekir. Çilek yetiştiriciliği için en uygun toprak ; süzek, kumlu-tınlı ve hafif topraklardır. Kireci fazla topraklar çilek için uygun değildir. Toprak PH’ sı 7.0 - 7.5 olan topraklarda önemli bir problem yaratmamaktadır.

Çilek , toprak kökenli mantarsal hastalıklara karşı duyarlı olduğu için dikim yapılacağı toprağın bu hastalıklardan ve nematod yönünden temiz olması gerekir. Bunun için bir önceki mevsimde buğday, arpa gibi tahıl ekilmiş araziler tercih edilmelidir. Böyle topraklar bulunmadığı taktirde toprak metilbromit ,vapam,kloropikrin gibi ilaçlarla fümige edilmelidir.

Toprak derin işlendikten sonra dekara 3-4 ton çiftlik gübresi atılmalıdır. Ayrıca dekara 30-35 kg kompoze gübre verilmelidir.

Büyük arazilerde karık pulluğu ile,küçük alanlarda ise elle 60-70 cm genişliğinde ,20-30 cm yüksekliğinde masuralar açılarak toprak dikime hazır hale getirilir. Çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar dikimi ,kış dikimi,yaz dikimi,sonbahar dikimi olmak üzere 4 dikim zamanı vardır.


İlkbahar Dikimi

Kışları soğuk geçen bölgelerde genellikle Nisan ayında yapılan bir dikimdir. Bu dikimde frigo fideler veya fidelikte Ocak - Şubat aylarında sökülmeyip bekletilen fideler kullanılır. Bu fideler Mayıs ve Haziran aylarında az miktarda çiçek açarak meyve verirler. Bunların esas ürünü 1 yıl sonraki Haziran ayındadır. Bu bitkilerin 1 yıl boyunca su ,besin maddesi ihtiyaçları karşılanmalı ve hastalık ve zarlılardan korunmalıdır.

Kış Dikimi

Kışları ılık geçen yerlerde yapılır. Dekara yaklaşık 8000 adet bitki dikilir. Dikimler fidelikten sökülen yavru bitkilerle yapılır. Akdeniz Bölgesinde kış dikimi için en uygun zaman Ekim 15 - Kasım 15 arasıdır. Ilkbaharda açıkta Mart ortasından itibaren ürün alınmaya başlanır .Ayrıca alçak ve yüksek tüneller altında çilek yetiştiriciliği yapılırsa, ,açıkta yetiştiriciliğe göre yaklaşık 15 -30 günlük erkencilik sağlanır.

Kış dikiminde fidelerin tutma yüzdeleri yüksektir. Bitkilerin sulanması önemli sorun yaratmaz. Kış dikiminin ikinci yılında ,teknik ve kültürel önlemlerin iyi alınması ,hastalık,zararlı ve yabancı otlarla iyi mücadele edilmesi halinde verim yaz dikimi kadar yüksek olabilir. Dikim sıra üzeri ve sıra arası 25 x 30 cm olmak üzere yapılır.

Yaz Dikimi

Frigo bitkilerde yapılır. Bu dikim sisteminde verim kış dikimine göre 2-3 kat daha fazladır. Ancak ürün kış dikimine göre biraz geç kalmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaz dikimi için en uygun zaman Temmuz 15 - Ağustos 15 arasıdır.-20 OC ‘den çıkartılan frigo fideler bir gece suda bırakılır. Sonra dikim yapılır. Fideler sıra üzeri ve sıra arası 30 x 32 cm olarak dikilir. Yazın sulama büyük problem teşkil eder. Dekara yaklaşık 6200 adet bitki dikilmektedir. Bütün yaz ve sonbahar aylarında büyümelerine devam eden bitkiler giderek kuvvetlenmekte ve kışa 5-10 gövdeli olarak girmektedirler. Böyle bitkiler kış soğuklarınakarşı dayanıklı olmaktadırlar. Tesis edilen bölgeye göre bu bitkiler Şubat -Mart aylarında bol çiçek açar ve meyve vermeye başlar .Akdeniz kıyı kesiminde ürün Haziran- Temmuz ayına kadar devam eder . bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan ortalama 3-8 ton ürün alınmaktadır.

Akdeniz bölgesinde uzun yıllardan beri yapılan araştırmalar yaz dikim sisteminin bütün öteki sistemlerdenüstün olduğunu göstermiştir.

Sonbahar Dikimi


Bu dikim sisteminde fideler ,Eylül-Ekim aylarında fidelikten sökülerek asıl yerlerine dikilmektedir. Meyve erken ,kalite ve verim düşük olmaktadır. Bu dikim sisteminde yetiştiriciliğin ısıtılan sera veya yüksek tünellerde yapılması gerekir.

FİDE DİKİMİ

Fideler serin ve nemli havalarda dikilmelidir. Fide açılan çukurlara tam kök boğazı seviyesinde dikilir. Dikimden önce kök (8-10 cm kalacak şekilde ) ,taç tuvaleti (2-3 genç yaprak kalacak şekilde)yapılarak bitkilerin tutma oranı arttırılır. Dikimden sonra cansuyu verilir. Yaz dikiminde bitkiler 15 gün ,günde en az 3 defa olmak üzere çok iyi sulanmalıdır.

Yaz dikiminde dikimden 6-8 gün sonra açan çiçekler koparılmalıdır.

ÇİLEK BAHÇESİ BAKIMI

Çilek yetiştiriciliği sırasında yabancı otların çıkmaması ,erkenci, temiz ve kaliteli ürün elde etmek için masuralar; siyah plastik ,buğday sapı, çam iğneleri gibi örtü materyali ile örtülmelidir (malçlama). Malç olarak en çok kullanılan materyal siyah plastik örtülerdir.

Çilek aşırı suya karşı duyarlı bir bitkidir. Aşırı sulama sonucu sarılık ve mantari hastalıklar ortaya çıkar. Sulama suyunun tuzluluğu 5.0 milimost ‘ dan fazla olursa kullanılmamalıdır. Sulama yöntemleri yağmurlama , karık sulama ve damlama sulamadır. Damlama sulama kontrollü olduğu için en ideal sulama yöntemidir. Bu yöntemin yapılamamadığı yerlerde yağmurlama sulama yapılmalıdır.

En iyi gübreleme toprak ve yaprak analizine dayalı olarak yapılandır.Çiçekler açar açmaz dekara 20 kg amonyum sülfat verilir. Gübreleme ;çiçekten sonra bir ay aralıklarla dekara 20 kg amonyum sülfat olmak üzere her ay yapılmalıdır. Toplam olarak dekara 100-120 kg amonyum sülfat verilir.

Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği verim yönünden önemlidir. Çıkan kollar vakit geçirilmeden temizlenmelidir. Aksi halde verim düşer.



HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE


Çilek hastalıkları kökte, meyvede ve yaprakta görülür . Kök hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak fümigasyonu veya sterilizasyonu şarttır.

Meyve çürüklüğüne karşı meyve tutumundan sonra birkaç defa sistemik mantari ilaçlar atılmalıdır. Meyve çürüklüğünün fazla görüldüğü yerlerde alçak ve yüksek tünellerin ,plastik ve cam seraların havalandırılmasına önem verilmelidir. Ayrıca yaz dikimlerinde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri geniş tutulmalıdır.

Çilek zararlıları olan kırmızı örümcek ,yaprak bitleri,dana burnu, kadı lokması ile mücadele yapılmalıdır.

Virüs ve nematod problemlerinden kurtulmanın en iyi yolu ise sağlıklı fide ile bahçe tesis edilmesidir.



HASAT VE AMBALAJ

Hasat günün erken saatinde yapılmalıdır. Uzak pazara gönderilecek çileklerde meyveler ¾ oranında kızardığı zaman hasat edilmeledir. Çilek ; meyveden tutmadan,meyve el ayasında kalacak şekilde, sapı tırnakla 1 cm kalacak şekilde kesilerek derilmeli ,1/2 ve ¼ kg’ lık plastik kaplar ile pazara gönderilmelidir.

250px-citrullus_vulgaris.jpg

KARPUZ YETİŞTİRİÇİLİĞİ

Karpuz tek yıllık bir bitki olup kolları toprak yüzeyinde 3-4 m kadar uzayabilir.Susuz tarım şartlarında kökler olduk ça derine insedesulu tarım şartlarında saçak kökler daha
çok 40-50 cm derinlikte yoğunlaşır.İri top şeklindeki mey veleri ise tatlı ve suludur.Karpuz tarımı, dünyada ve ülke mizde oldukça geniş bir alana yayılmıştır.Dünya karpuz
üretiminin %20’si Türkiyede yapılmaktadır. İklim isteği Karpuz, sıcak ve ılıkman iklimde yetişir. Soğuklardan çok etkilendiği için yetişme devresinde don tehlikesi olmama lıdır. Tohum ekiminde toprak sıcaklığı 12 ° C’nin üzerin de olmalıdır. Nem oranı fazla olan yerlerde hastalıklar görülebilir. Toprak İsteği Karpuz yetiştirmek için derin, geçirgen su tutma kapasi tesi yüksek kumlu-tınlı veya tınlı kumlu topraklar seçilme lidir. Ağır killi topraklar ve hafif topraklarda çok iyi bir gübreleme ile karpuz yetiştirilebilir. Drenajın yetersiz oldu ğu ve tabansuyu seviyesinin 1 m’nin altında bulunduğu yer lerde başarı sağlanamaz.

Yetiştirme tekniği

Ekim Nöbeti Antraknoz ,Fusarium ve mildiyö hastalığının görüldüğü tarım alanlarında en az üç yıl ekim nöbeti uygu lanmalıdır.
Toprak Hazırlığı
Karpuz yetiştiriciliğinde toprak hazırlığına sonbaharda ilk yağışlardan sonra başlanmalıdır. İlk yağışlardan sonra toprak tavda iken derin sürüm yapılmalıdır. Eğer yağışlar gecikirse yağışları beklemeden derin sürüm yapılabilir. Derin sürümün arkasından kesekleri parçalamak için kültüvatör veya diskharrow ile ikileme yapılır. İkinci toprak işleme dönemi ise Şubat - Mart ayları olup uygun toprak tavında kültüvatör ile toprak işlenerek arazi ekim ve dikime hazır hale getirilir. Ekimden önce tarlada otlanma görülürse tekrar kültüvatör ile toprak işlemesi yapılabilir.

Ekim veya Dikim

Ekim

Karpuz yetiştirilecek arazide ekimden önce sıra arası 2 m olacak şekilde karık pulluğu ile karıklar çekilmeli ve Bu karıkların kenarına tek taraflı olarak ve sıra üzeri 75 cm olacak ocaklara ekim yapılmalıdır. Her ocağa 2-3 adet tohum bırakılıp Tohumların üzeri 5-6 cm toprakla örtülerek hafifçe bastırılmalıdır. Genelde araziye ekim ilkbaharın ortalarında yapılmaktadır. Çıkıştan sonra ocakta fidelerden uygun olan iki adedi bırakılır. Daha sonra bir adet bitki bırakılır.

Fide Yetiştirerek Dikim

Karpuz tarımında erkencilik için fide ile yetiştiricilik yapılabilir. Bunun için
10x13 cm ebadındaki altı delinmiş plastik torbalar kullanılır. Bu torbalar iyi
karıştırılmış harç ile doldurulur. Harç yapmak için hacim olarak 1 ölçü bahçe toprağı
1 ölçü iyi yanmış ahır gübresi ve 1 ölçü kum iyice karıştırılır.İlkbaharda Harç dolu torbalara karpuz tohumları 4-5 cm derinliğe ekilir. Her torbaya tohumun kalitesine göre 1-2 adet tohum bırakılır. Bu torbalar süzgeçli kovalarla sulanarak seralar veya yüksek tünellere konur. Torbalarda yetişen fidelerde yabancı ot temizliği yapılıp sulaması yapılır. Normal şartlarda fideler 30-45 gün içinde dikime hazır hale gelir.
Dikime hazır hale gelen fideler alınıp 2 m sıra arası ve 75 cm sıra üzeri olacak şekilde daha önceden kültüvatör ile sürülmüş ve karık pulluğu ile karıkları açılmış olan tarlaya dikilir. Plastik torbalardan fideler çıkarılırken fide toprağının dağılmamasına özen gösterilmeli ve dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.

Gübreleme

İyi bir karpuz yetiştiriciliği için gübreleme gereklidir. Sonbaharda derin sürümden sonra 3-4 ton/da ahır gübresi atılarak kültüvatörle karıştırılmalıdır. Kimyasal gübre olarak da 15-18 kg/da N ve 10 kg/da P2O5 verilmelidir. Fosforlu gübrenin tamamı ve azotlu gübrenin 1/3’ü ekim veya dikimden önce atılarak kültüvatörle karıştırılmalıdır. Azotlu gübrenin 1/3’ü çiçeklenme devresinde 1/3’ü ise meyveler 5-65 cm çapında olduğunda verilmelidir.

Sulama

Verimin yüksek ve kaliteli olması için bitkikök bölgesinde yeterli nemin bulundurulması gerekir bu nedenle karpuz yetiştiriciliğinde sulama yapılmalıdır. Karpuz fideleri tarlaya şaşırtıldıktan sonra iyi bir can suyu verilirse bitkiler uzun süre sulamaya ihtiyaç duymadan gelişme gösterirler. Fideler küçükken fazla sulama yapılırsa gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Meyve oluşum dönemine kadar mümkün olduğu kadar az sulama yapmak gerekir. Meyve büyüklüğü 5-6 cm olduktan sonra normal sulamalar yapılmalıdır. Bu devreden itibaren 15 günde bir sulama yapılmalıdır. Sulamalarda 0-90 cm toprak derinliği tarla kapasitesine getirilmelidir.Verimden azaldığında sulama kesilmelidir.

Bakım

Karpuz tüplerden başlayarak bakıma ihtiyaç duyar. Tüplerde yabancı ot temizliği gereklidir.Fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra yapılacak olan birinci ve ikinci sulamadan sonra çapalama yapılmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir. Bitkilerin kolları geliştikten sonra çapa işleri yapılmamalıdır.

HASAT, HARMAN VE DEPOLANMASI

Karpuz hasadı meyve sapına bağlı bulunan kulakçıklar kuruduğunda, meyve sapı inceldiğinde ve meyve kabuğu olgunluk parlaklığına ulaştığında elle yapılmalıdır. Karpuzlar hasat, depolama ve taşıma sırasında zedelenmemelidir.

Depolama üst üste fazla konmamalı ve depolarda fazla bekletilmeden kısa sürede pazara sunulmalıdır.

Gerekli kültür önlemler alındığında karpuzdan sulu şartlarda 5.000- 6.000 kg/da verim alınabilmektedir.

kavun6.jpg

KAVUN YETİŞTİRİÇİLİĞİ


Kavun tek yıllık bir bitkidir. Gövdesi tüylü bir bitkidir. Gövdesi tüylü, kolları sarılıcı ve yaprakları 5 lobludur. Kavun bitkisi iki tip çiçeğe sahiptir. Bunlar erkek çiçekler ile dişi çiçekler veya erselik çiçeklerdir. Erkek çiçekler ana kollar üzerinde, dişi veya erselik çiçekler ise yan kollar üzerinde bulunur. Kavunun çiçek tozlarının taşınma sında bal arıları önemli rol oynarlar.

ÇEŞİTLER

Üretilecek olan kavun çeşidi yüksek verimli, hastalıklara ve nakliyeye dayanıklı olmalıdır. GAP Bölgesinde Arava, Polidor ve Galia iri meyveli olarak Yuva kavun çeşitlerinin yetiştiriciliği yapılabilir.

İklim İsteği

Kavun, sıcak ve ılık bir iklim bitkisidir. Uzun yetişme süresi boyunca güneşli, sıcak ve kuru bir hava ile yeterli toprak nemi ister. Nemli bölgelerde mantari hastalıklara yakalanma ihtimali yüksektir. Yetişme devresi içerisinde don tehlikesi olmamalıdır.

Toprak İsteği

Kavun yetiştiriciliğinde ağır killi ve asitli topraklar uygun değildir. PH’sı 6-8 olan su tutma kapasitesi yüksek, drenajı iyi ve hastalıklardan ari olan topraklar uygundur.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Ekim Nöbeti

Kavun tarımının yoğun olarak yapıldığı yerlerde solgunluk gibi hastalıklardan korunmak için münavebe uygulanma lıdır. Aynı arazide iki yıldan fazla üst üste kavun yetiştiril memelidir. Bölgemizde kavun + pamuk + hububat + 2. ürün veya kavun + pamuk + mercimek + 2. ürün münave besi uygulanabilir

Toprak Hazırlığı

Kavun yetiştiriciliğinde toprak hazırlığı sonbaharda ilk yağışlardan sonra başlamalıdır. İlk yağışlarda toprak tavda iken sürüm yapılabilir. Derin sürümün arkasından kesekleri parçalamak için kültüvatör, goble-disk veya diskharrow ile ikileme yapılmalıdır.

İkinci toprak işleme dönemi ise Şubat-mart ayları olup toprak tavında kültüvatör ile toprak işlenerek arazi ekim ve dikime hazır hale getirilir. Ekim veya dikimden önce tarlada otlanma görülürse tekrar kültüvatör ile toprak işlemesi yapılabilir.

Ekim veya Dikim

1. Ekim

Kavun yetiştirilecek arazide ekimden önce sıra arası 2 m olacak şekilde karık pulluğu ile karıklar çekilmelidir. Bu karıkların kenarına tek taraflı olarak ve sıra üzeri 75 cm olacak şekilde ocaklara ekim yapılır. Her ocağa 4-5 adet tohum bırakılmalıdır.
Tohumların üzeri 5-6 cm toprakla örtülerek hafifçe bastırılmalıdır. Bölgemizde araziye ekim 20 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında yapılmalıdır.

Tohumlar 5-15 gün içinde çimlenerek toprak yüzeyine çıkarlar. Çıkıştan sonra uygun olan iki adet bitki ocakta bırakılır. Daha sonra bir adet bitki bırakılır.

.2. Fide Yetiştirerek Dikim

Kavun tarımında erkencilik açısından fide ile yetiştiricilik yapılabilir. Bölgemizde fide ile, yetiştiricilik ile, ekim ile, yetiştiricilik arasında 15-20 gün kadar erkencilik sağlanabilir. Fide yetiştiriciliğinde 10x13 cm ebadındaki altı delinmiş plastik torbalar kullanılır. Bu torbalar iyi karıştırılmış harç ile doldurulur. Harç yapmak için hacim olarak 1 ölçü bahçe toprağı, 1 ölçü iyi yanmış ahır gübresi ve 1 ölçü kum iyice karıştırılır.

Harç doldurulmuş olan torbalara kavun tohumları 4-5 cm derinlikte konur. Her torbaya 1-2 adet tohum bırakılır. Bu torbalar seralar ve yüksek tünellere konarak süzgeçli kovalarla sulanır. Bölgemizde tüplere tohum ekimi 5-15 Mart tarihleri arasında yapılmalıdır. Torbalarda yetişen fidelerin zaman zaman yabancı otları alınır ve sulaması yapılır. Normal şartlarda fideler 30-40 gün içinde araziye dikime hazır hale gelir.

Dikime hazır hale gelen fideler kültüvatör ile sürülmüş ve karık pulluğu ile karıkları açılmış olan araziye sıra arası 2 m ve sıra üzeri 75 cm olacak şekilde dikilmelidir. Plastik torbalardan fideler çıkarılırken fide toprağının dağılmamasına özen gösterilmelidir. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.

Gübreleme

Başarılı bir kavun yetiştirmek için organik maddesi yüksek toprakları sevdiğinden çiftlik gübresi uygulanmalıdır. Çiftlik gübresi sonbaharda derin sürümden sonra dekara 3-4 ton atılarak kültüvatör ile karıştırılmalıdır. Kimyasal gübre olarak 15-18 kg/da N ve 10 kg/da P2O5 verilmelidir. Fosforlu gübrenin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı ekim veya dikimden önce atılarak kültüvatörle karıştırılmalıdır. Azotlu gübrenin diğer yarısı ise bitkiler kol atmaya başladığında fidelerden 15-20 cm uzağa bant şeklinde verilmelidir.

Sulama

Kavun fideleri tarlaya şaşırtıldıktan sonra iyi bir can suyu verildiğinde bitkiler uzun süre sulamaya ihtiyaç duymadan gelişme gösterirler. Uygun toprak tavında ekim yapılarak kavun yetiştirilen arazilerde de meyve oluşumuna kadar fazla sulamaya gerek yoktur. Ancak toprakta yeterli nem yoksa aşırı olmamak üzere sulama yapılmalıdır.

Meyve oluşum döneminden sonra sulamalar sıklaştırılmalıdır. Bu devreden itibaren 12-15 günde bir sulama yapılmalıdır. Sulamalarda 0-90 cm toprak derinliği tarla kapasitesine getirilmelidir. Meyve olgunlaşma döneminde sulamalara dikkat edilmelidir. Bitkiler ve meyveler sulama suyuna mümkün olduğu kadar temas ettirilmemelidir. Sulamalarda karık, damla ve yağmurlama yöntemleri kullanılabilir. Sulamalara bitkiler verimden düşmeye başladığında son verilmelidir.


. Bakım

Kavun yetiştiriciliğinde fideler tüplerden çıkışlarından itibaren bakım yapılmalıdır. Tüplerdeki fideler zaman zaman sulanmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir.
Fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra yapılacak olan birinci ve ikinci sulamaları takiben çapalama yapılmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir. Bitkilerin kolları geliştikten sonra çapa işlemi yapılmamalıdır.

Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

Solgunluk

Tohumun çimlenmesinden itibaren tüm gelişme döneminde görülebilen bu hastalığa çeşitli mantarlar neden olur. Çimlenen tohum toprak yüzeyine çıkmayabilir, çıkan genç fidelerde sararma ve ölüm görülebilir. Fidelerin kök boğazı ve kılcal köklerinde yaralar ve çürümeler meydana getirerek ölüme neden olur.

Bu hastalık gelişme devresinde kol atma, çiçeklenme ve meyve oluşum döneminde de görülebilir bitkinin kol uçlarından başlayarak yaprak ve tüm bitkide çökme meydana getirir. Hastalık bitkilerin kök boğazında açık ve koyu kahverengi yanıklıkla birlikte bazen bu kısımlarda zamklaşma görülür.

Hastalıkla kültürel mücadele olarak hastalıklı bitkiler sökülmeli ve münavebe uygulanmalıdır. Kimyasal mücadelesinde ise bitkiler kol atmaya başladıktan sonra 2 veya 3 defa %0.1 dozda Benomly 50 veya % 0.2 dozda Thiram 80, %0.1 dozda Maneb 80 karışımından dip yıkaması şeklinde her köke 600 ml. İlaçlı su verilmelidir.

Külleme

Bitkilerin özellikle yaşlı yapraklarında parça parça yuvarlak lekeler belirir meydana gelen bu lekeler zamanla birleşerek yaprağı, yaprak sapını ve gövdeyi kaplar. Önce beyaz toz şeklinde görülen bu yerler sonradan koyulaşır ve bitki gelişimini durdurur.

Kimyasal mücadeleye hastalık belirtisi görüldüğünde toz kükürt, ıslanabilir kükürt Benomly, Thiophanate, Carbendazim ihtiva eden ilaçlardan biriyle başlanmalıdır. İlaçlamalar 10 gün arayla 2-5 defa tekrarlanmalıdır. Sistematik ilaçlar ise 20 gün arayla uygulanmalıdır.

Antraknoz

Yapraklarda esmer veya siyah renkte yuvarlağa yakın lekeler halinde belirir. Bu lekeler birleşerek muntazam olmayan şekilde büyür ve yapraklar parçalanarak kurur. Tüm bitkiyi etkilediğinde yaprak sapı ve meyvelerde esmer ve hafif çukurlu lekeler halinde görülür. Meyvelerdeki bu renkler daha sonra kavuniçi rengine dönüşür.

Hastalık görüldüğünde kültürel, tedbir olarak bu bitkiler sökülmelidir. İlaçlı mücadelesi ise hastalık belirtisi görüldüğünde Zıneb veya Maneb’li ilaçlarla yapılır. Tohum ilaçlamasında Thıram veya Mancozeb kullanılır.

Karpuz Mozaik Virüsü

Karpuzlardan yaprak bitleri ile taşınır. Hastalık belirtisi yapraklarda kabarcık şeklinde açık ve koyu yeşil lekeler, kıvrılmalar ile sürgünlerde bodurluk olarak ortaya çıkar. Çiçeklerde kıvrılma ve fonksiyon bozukluğu, meyvelerde ise lekeli şekil bozukluğu şeklinde görülür. Bitkiler hastalığa erken yakalanırsa gelişme durur ve meyve vermez.

Bu hastalıkla mücadele için temiz tohum kullanılmalı ve taşıyıcı yaprak bitleri ile mücadele edilmelidir.

Hıyar Mozaik Virüsü

Kavunda büyük zarar yapan bir hastalıktır. Yapraklar açık yeşil sarı beneklidir. Tüm bitkiyi bodur bırakan bir hastalıktır. Bitkilerin meyve tutumu az ve meyvelerin kalitesi bozuktur.
Hastalığın ilaçlı mücadelesi yoktur. Taşıyıcı olan yaprak bitleri ile mücadele edilmeli sertifikalı tohum kullanılmalıdır.

Tel Kurtları

Tel kurtlarının uzun, parlak, sarı-kahverengi renkli larvaları tohumlara ve genç fidelerin köklerine zarar verir. Köklerin içine girerek galeriler açar ve fidelerin ölümüne neden olur. Tel kurtlarının larvalarına karşı Diazinon, Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlardan biri ile ekimden önce toprak ilaçlaması yapılır. Ayrıca Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlarda tohum ilaçlaması yapılır.

Yaprak Biti

Bu zararlılar yaprak altlarından sürgün uçlarından ve büyüme konilerinden bitki özsuyunu emerek zarar yaparlar. Yaprakların kıvrılmalarına ve bükülmelerine sebep olurlar. Yaprak bitleriyle ilaçlı mücadele Malathion, Fenitrothion, Endosülfan, Carbarly içeren ilaçlar kullanılır.

Kırmızı Örümcekler

Oval şekilde olan ve zor görülebilen bu zararlılar yapraklardan bitki özsuyunu emerek zarar yapar. Yaprakların alt yüzeyinde ergin, larva pimf ve yumurtaları bir arada bulunur. Zararlıların emdiği yapraklar sararır, kıvrılır ve kururlar. Kırmızı örümceklerde kimyasal mücadele Malathion, Eromophos, Dicofol, Tetradifon, Binapeoryl içeren ilaçlardan biri kullanılır.

Kavun Kızıl Böceği

Bu zararlı 6-7 mm boyunda demir kırmızısı renginde çok hareketli ve uzun bir yapıya sahiptir. Larvaları ince uzun olup büyüdüğünde 10-15 mm boyunda ve sarımsı limon renktedir. Erginleri bitkinin yapraklarında, larvaları ise köklerde zarar yapar.

Kavun kızıl böceğinin erginlerine karşı Carbaryl, Bromopos, Malathion, Diazinon içeren larvalarına karşı Endosülfan içeren ilaçlar kullanılır.

Kavun, Karpuz Telli Böceği

Ergin üstten yarım küre şeklinde görülen kanatlarının üzerinde altışar adet siyah renkte lekeler bulunan ve uğurböceğine benzeyen bir böcektir. Ergin kırmızımsı renkte olup larvaları kavuniçi renginde oval ve geniştir. Larvaların üzeri dikenimsi kıllarla örtülüdür. Erginler kışı yaşadığı bitki artıkları arasında geçirerek Haziran ayında yumurtalarını bitki yapraklarının altına kümeler halinde bırakır. Erginler çiçek, meyve özü ve genç sürgünlerde, larvalar ise yapraklarda zarar yapar.

Kimyasal mücadelesinde Carlbarly, Bromophos, Malathion ve Diazinon içeren ilaçlar kullanılır.

Kavun Sineği

Larva döneminde zarar yapan bir zararlıdır. Larvalar meyvelerin çekirdek evinde tahribat yapar. Larvaların meyve içindeki artık ve pislikleri ile dışarı çıkarken açtıkları deliklerdeki çürümeler meyvelerin kalitesini bozar.

Kavun sineğine karşı birinci ilaçlama meyveler fındık büyüklüğünde iken Carbarly, Fenthion, Diazinon, Malathion ve Endosulfan içeren ilaçlarla yapılır. İkinci ilaçlama birinci ilaçlamadan 15 gün sonra yapılmalıdır.

HASAT, HARMAN VE DEPOLANMASI

Meyveler tam olgunlaşma devresinde hasat edilmelidir. Olgunluğa gelmiş kavunlar saplarında elle koparılmak veya bıçakla kesilmek suretiyle hasat edilirler. Hasat işleri sabah yapılmalı ve küçük yığınlar halinde toplanan kavunlar güneşte fazla bekletilmemelidir. Kavunlar hemen pazara veya depoya sevk edilmelidir. Eğer kavunlar depoda uzun süre saklanacaksa zaman zaman ters çevrilmelidir.

VERİM VE MALİYET
Kuru koşullarda Adıyaman yöresinde ortalama kavun verimi 1.300 kg/da iken sulu koşullarda Harran Ovasında Çukurova Ziraat Fakültesinin yapmış olduğu araştırmada pazarlanabilir verim 2.683 kg/da bulunmuştur.
GAP bölgesinde sulu koşullarda kavun maliyetleri konusunda herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü tarafından Adıyaman’da yapılan araştırmada kuru koşullarda kavun yetiştiriciliği için 16.15 sa/da insan işgücü ve 1.68 sa/da makine işgücüne ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir.


Kaynak:GAP WEB

image002.jpg

KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

İlk kültüre alındığı yer Anadolu olarak bilinmektedir.Yaklaşık olarak 1500 civarında kiraz çeşidi bulunmaktadır ve ıslah çalışmaları ile günden güne çeşit sayısı artmaktadır. Kiraz memleketimizin her yöresinde yetiştirilebilmektdir.Kirazda Ülkemiz koşullarında ağaç başına alınan verim 25 kg civarındadır. Üretimimizin %10 gibi düşük bir miktarı ihraç edilebilmektedir. ülkemiz kiraz tarımına uygun olmakla birlikte ancak uygun arazi seçimi, araziye uygun anaç seçimi çeşit seçimi,ilk yıllarda şekil verme terbiye budama, sulama, gübreleme, toprak işleme tozlayıcıların dikimde mutlak planlanması,yabancı ot kontrolü, hastalık zararlılarla mücadelenin uygun olarak yapılması halinde ihraç vasıflı kiraz üretimimizin artması mümkündür.

BAHÇE TESİSİ
İleriki yıllarda karşılaşılabilecek birçok problem bahçe tesis ederken bazı hususlara dikkat edilirse önlenebilir. Bu dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

* Şiddetli rüzgarlara (özelliklede kuzey ruzgarları)açık yerler olmamalıdır.

* Eğimli ve yamaç yerler seçilmemelidir.

* Tesis öncesi toprak numunesi alınıp tahlil yaptırılmalıdır.
*Kiraz soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyve olduğu için yüksek yerlere tesis edilmelidir.
* Don tabanı oluşturan yerlere kurulmalıdır.

*Taban suyu yüksek yerlere kurulmamalıdır.

Kışın -20 C’nin altına düşmeyen bölgeler seçilmelidir. önceki bol yağışlar o yılın ürün kalitesine, hasattan sonraki yağışlarda gelecek yılın ürün kalitesini etkilemektedir. Kiraz, soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyvedir.


Anaç Seçimi :

Kuş Kirazı (Prunus avim ) : Ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir anaçtır. Dikine ve kuvvetli büyür, büyük taç yapar. Uygun şartlarda uzun ömürlüdürler. Geçirgen derin, organik maddece zengin topraklarda verimli tınlı,daha iyi yetişir. Kirece mukavemeti azdır. Göz aşısı ile uyuşması iyidir. Toprak ve arazi yapısı uygun olursa 6*6, 6*5 m. aralıklarla
dikilip ilk yıllardan itibaren şekil verilmeli ve budama yapılmalıdır. Terbiye ve budamaya fazla dikkat edilemeyecekse biraz daha geniş dikilebilir.

İdris ( Prunus mahalep ) : Daha az su verilebilen arazilerdeki kiraz bahçesi tesisinde uygun bir anaçtır. Daha çok
vişneye anaç olarak kullanılır.

*Taç küçüktür. Kuş kirazının %75-80’i kadar.

*Kökler daha derine gider.

*Süzek ve kumlu toprakları sever. Kuş kirazına göre kirece daha dayanıklıdır.

* Aşı uyuşmazlığı gösterebilir.
* Yüksek (60-65 cm.) den aşılandığında bodurlaştırıcı etki artar, fakat pratik olmadığından pek uygulanmamaktadır.

Genellikle Prunus mahalep ile kurulan kiraz bahçeleri için 4x5, 5x5 m. dikim mesafeleri uygundur. Vişne bahçeleri
için ise 4x4, 4x5 m. gibi aralıklar önerilebilir.

Kiraz yetiştiricilinde problemlerin önemli bir bölümü ,henüz bahçe kurulurken yapılan hatalardan
kaynaklanmaktadır. Bu hatalar:Tek çeşitle bahçe kurulması, ilk yıllarda ağaçların terbiye edilmemesi , derin dikim gövde yaralanmalarının önemsenmemesi şeklinde sayılabilip bunlar, ileriki yıllarda ağacın verim ve sağlığını etkilemektedir. Tek çeşitle bahçe kurulması yetersiz döllenmeye veya hiç döllenmemeye sebep olmaktadır. Ben düşmeden hasada kadar olan sürede yağmur çatlaması zararına karşı tek çeşitle bahçekurulmaması gerekmektedir. Her kiraz bahçesinde en az 4-5 çeşitbulunmalıdır. Çeşitlerin seçiminde ise birbirlerini dölleyebilir nitelikte olmasına dikkat edilmelidir.


ÇEŞİT SEÇİMİ

İyi bir verim için birbirini iyi dölleyebilir çeşitlerin bulunması, ekolojik faktörlerden kaynaklanan riskin azaltılması,
1,5 aylık bir süre boyunca pazara kiraz sunulabilmesi, hasatta işçilik v.b. gibi yönlerden dolayı sıkışmamak için iyi
bir çeşit planlaması gereklidir.

Türkiye’nin ihracat şansı en fazla olan ve en popüler çeşit 0900 Ziraattir. Fakat yinede 0900 Ziraatın dölleyi
cilerinin kiraz tarımında planlanması zorunludur.Dölleyicileri genellikle Bigerreau Gauçher,Nnoble Starks Gold, Lambert
Vista ,Merton Late,Jübile’dir. 0900 Ziraat değişik bölge isimleriyle ülkemizde yaygındır.Uluborlu Napolyonu,Dereçine
Napolyonu,Akşehir Napolyonu,Malatya Dalbastı,Allahdiyen,Salihli ve M.Kemal Paşa Napolyonu gibi değişik adlarla anılmaktadır.Fakat yapılan çalışmada tüm napolyon diye adlandırılan bu kirazlarımızın aynı olmadığı yalnız sinonim
olduğu anlaşılmıştır.
Dölleyici :Kiraz bahçelerinde temel sorunlardan birisi, döllenme problemi ve bunun bir sonucu olarak verim azlığı ve verim düzensizliğidir.Verim azlığı ve verim düzensizliğinin başka sebepleri de olmakla birlikte en önemlisi doğru dölleyici planlamamasıdır.


YER SEÇİMİ

Kiraz; kulanılan anaç ne olursa olsun taban arazileri sevmez. Taban suyu olan bölgelerde kiraz tarımı yapılamaz.
Geçirgen ve organik maddece zengin olan toprakları sever. Don çukurlarından zarar görür. Yüksek yerlerde, güney bölgelerde
erken donlardan çiçekler zarar görür. Kışı -20 C’nin üstünde olan bölgelerde dallarda ve köklerde don zararı olabilir.


TOPRAK HAZIRLIĞI

Kiraz dikiminden önce arazi tesviye edilmeli,Ağustos-Eylül ayında 90 cm. aralıkla dip kazanla baklava dilimi şeklinde sürdürülmelidir. Kısmi taban suyu veya su birikme gibi problem sözkonusu olursa 40-50 m. aralıkla hendekler oluşturulmalıdır.

Anaç Seçimi :

sulama imkanı bulunan ve kireç oranı düşük topraklarda kuş kirazı anacı kullanmalıdır. Kireç bir miktar bulunuyorsa ve sulama imkanı az ise kökü derine daha fazla inen idris anacı kullanmalıdır.
Dikilecek fidanlarda gövde sağlam olmalı yara olmamasına dikkat edilmelidir.Kök bölgesi saçak durumu iyi olmalıdır. ; İleride fidnla gelebilecek hastalıkların sorun teşkil etmemesi ve çeşit ve anaç karmaşasıyla karşılaşılmaması için
Fidanlar ismine doğru ve sertifikalı yerlerden temin edilmelidir. Dikim aralığı:Arazi yapısına uygun anaçların seçimine müteakip; P.Avium(Kuş kirazı) 6x6 m.,6x5m. aralıklarda, P.Mahalep (İdris) anacı için ise 6x5m.,5x5m. ve
4x5m. gibi aralıklarla dikilmelidir.

Fidan Dikimi :

Fidanların erken temin edilip sonbaharda dikimi daha iyi sonuç verir. Fidan dikiminde fidan çukurlarına bir kürek yanmış ahır gübresi ve/veya her fidan çukuru için 100 gr. Triple Süperfosfat ile 100gr. Amonyum Sülfat da dikim toprağına kaıştırılma lıdır. Sonbahar dikimlerinde don tehlikesi oluşacak olursa malç uygulaması ile korunur. Dikim öncesi yaralı kök kısımları ve uzun yan kökler kesilmeli ve köklere fungusit uygu laması yapılmalıdır. Bu işlem kök tuvaleti diye tanımlanır. Aşı noktaları toprak seviyesi üzerinde olmalıdır.Dikimde herek kullanılmalıdır.

Tepe Kesimi :

Tepe kesimi ,Gözler iyice kabardığında yapılırsa yeni oluşacak ilk kat dallarımız daha geniş açılı oluşur. Tepeler aşı gözü takılan tarafın karşı yönünde bulunan uygun bir gözden 70 cm. civarında kesilmelidir.

Terbiye ve Budama:

Yerden 45 cm. lik mesafedeki dalların tamamı temizlenir. Kiraz ağaçlarının nihai büyümesi sonunda 4 veya 5 kat oluşturulmalıdır.her katta en az 3, en fazla 5 yan dal bırakılmalıdır.Yan dalların gövdeye düşey aralığı 20 cm. olmalıdır. Neticede toplam 17-21 yan dal oluşturulmalıdır.ilk yıllarda yapılan budamalar şekil vermede çok etkilidir. Aynı zamanda erken verimliliği sağlar (genç kısırlık dönemini azaltır). İleriki yıllarda budama ile kalite ve verimi artırır. Kış budaması dormant dönemde yaz budaması ve hastalıklı dalların çıkarılması işi temmuz sonuna kadar sürebilir.

Toprak İşleme :

Toprak işleme 10-12 cm. derinlikte olmalıdır.Gübrelerin toprağa karışması,toprağın havalandırılması kış yağışlarından faydalanma ,yabancı ot kontrolü, nemin muhafazası benzeri yararları vardır. Sonbaharda yüzlek bir toprak işleme yapılma lıdır. Bu işlem kiraz sineği mücadelesindede etkilidir. Son yıllarda modern tarım uygula malarında ,alttan işleme (Kaz ayağı) yırtarak işleme ve sıfır toprak işleme daha yaygın olarak uygulanmaktadır. Derin sürüm kesinlikle yapılmamalıdır.Bu durumda yabancı otlar ot ilaçları ile kiraz sineği mücadelesi ise ilaçlama ile yapılır.

Dikim aralığı :

Kiraz tarımı yapılan yerlerde dikim aralığı genellikle fazladır.Bu nedenle bahçenin ilk yıllarında ara boş kalmasın diye ara tarımı yapılmaktadır.

Toprak Analizi İçin Toprak Örneği Alınması Bu işlem bahçe tesis edilmeden yapılma lıdır daha sonraki yıllarda ise zaman zaman örnek alınmalınır. Bahçe tesisinden önce toprak burgusu veya belle örnek alınır. Belle V şeklinde açılan kuyularda 0-30cm, 30-60 cm. ve 60-90 cm. den alınır. Örnek 8-10 ayrı yerden alınmalıdır. Her derinlikten alınan örnekler kendi arasında ayrı ayrı harmanlanmalıkaba taş ve benzeri maddelerden temizlenmelidir. Her derinliği temsilen 1 kg. civarında numune bez torbalara konulma lıdır. İçine ve dışına çiftçi ismi, yer mevki ismi yazılı etiketler kurşun kalemle yazılmalıdır. İleriki yıllarda yalnızca 20 cm. derinlikten alınan numuneler gübreleme için yeterli olacaktır.

Yaprak Örneği Alınması :

En uygun yaprak örneği tam çiçeklenmeden 2-3 ay sonra alınır. Ağaçların iyi güneşlenen omuz hizasındaki uç sürgünlerinin orta yaprakları sapı ile birliktealınır. Örnekler düz bir hat teşkil etmeyen ağaçlardan alınmalıdır. Bu şekilde 20-25 ağaçtan 100’er yaprak alınır.

Toplanan yapraklar bez veya kağıt torbalara etiketlenerek konmalı ve hemen labaratu vara ulaştırılmalıdır. Numunelerin bekletilmesi doğru değildir. Fakat bekletilmesi zorunlu ise buzdolabında veya buz kaplarında muhafaza edilmelidir.

Gübreleme :

Gübreleme toprakta eksikliği tahlillerle bilinen bitki besin elementlerinin takviyesidir. Önceleri yapılan yanlış gübrelemeler veya besin kilitlenmesi olaylarından kaynaklanan ve toprakta varlığı tahlillerle bilindiği halde ağaçta eksikliği görülen elem entler mevcut olabilir.
Bunun önlenebilmesi için gübrelemede;

- Kullanılacak gübre amaca ve usulüne uygun olarak verilmelidir.
-Gübre uygun zamanda verilmelidir.
-Bitkinin ihtiyacı kadar gübre verilmelidir.


Verilecek gübre miktarını saptarken gözönünde bulundurulması gereken hususlar:

- Toprağın yapısı ,Ağaçların yaşı ,Ağaçların gelişme durumları ,Sulama miktarı ve sulama şekli
Bitkilerin verim miktarı ,Anacın cinsi ,Ahır gübresi uygulamaları, vb.

Gübreleme;

sulama, budama ve toprak özellikleri ile çok değişsede ölçü olarak 1 yıllık sürgünlerin uzunluğu bir fikir oluşturmalıdır. Şöyleki meyveye yatmamış ağaçlarda 60-90 cm. arasındaki sürgünler gelişmenin olumlu seyrettiğini gösterir. Sürgünler 90 cm.den fazla ise gereksiz azotuygulamasına veya fazla sulamaya bağlıdır.Sürgünler 60 cm. den kısa ise su ve azot
noksanlığındandır.Yetişkin kiraz ağaçlarında 40-60 cm. arasında sürgünler var ise gelişme normaldır. Sürgünler bu ölçülerden kısa ise yeterli beslenme yoktur. Doğal gübre olarak dekara 2-3 ton ahır gübrelemesi yeterli olacaktır. Verimdeki bir ağaca ortalama değer olarak her yıl2-3 kg. Amonyum Sülfat, 1 kg. Triple Süper Fosfat , 1 kg.. Potasyum verilmelidir.fosfurlu ve potasyumlu gübreler bölgesel iklim ve alışkanlıklara göre Sonbahar veya erken İlkbahar daazot uygulmaları ise erken İlkbaharda birinci dilimi, çiçek dökümünden sonra ikinci dilim ve hasattan sonra üçüncü dilim uygulanır. Ağaçlarda gübreleme ; İz düşümü gübrelemesi ve bant sistemi gübrelemesi şeklinde uygulanmaktadır. Yaprak gübreleri ağacın bitki besin elementi eksiklikleri de gözönüne alınarak güvenilir firma ürünleri kullanılabilir.

Sulama:

Kirazlarda sulama , fidan dikimindeki Cansuyu ile başlar. Dikimlerin İlkbahar veya Sonbaharda yapılması gözönünüe
alınmaksızın cansuyu verilir. Ülkemiz koşullarında genellikle ben düşme dönemine kadar İlkbahar yağmurları ile su ihtiyacı
karşılanmaktadır. Kurak giden yıllarda sulama müdahalesinde bulunulmalıdır. Kiraz, çok suyu da kuraklığı da sevmez. Bu şartlar gözönünüe alınarak sulama planlanmalıdır. Kurak giden yıllarda çiçeklenme esnasında toprağın yeterince nemli olması sağlanmalıdır. Ben döneminden hasada 4-5 gün kalıncaya kadar kirazlar susuz kalmamalıdır. Bu dönem aralığında toprak hafifçe nemli tutulabilirse ,istenen irilik ve kalite sağlanabilir. Yetişkin ağaçlarda kök boğazı çevresi sulanmamalıdır.
Sulama düzeni oluştururken, bitki gövdesinden 2-3 m. dışarıda setler yapılır. Bu setlerin içi değil dışına su verilmelidir. Çünkü suyu alabileceği kök bölgesi o kısımdadır.Bu sulama sistemi ile kök dağılımı teşvik de edilmiş olacaktır. Ağır topraklarda su miktarı az ve sulama aralıkları daha uzun olmalıdır. Damlama veya mini spring le sulama yapılmıyorsa , sulama tavaları kısa tutulmalı göllenmeden diğer tavaya geçirilmesi daha uygundur. Fazla su kloroza neden olur.

Sonbaharda yağışlar az olursa kısmen sulama yapılmalıdır.Hasattan hemen önce yapılan fazla sulama meyve iriliğin teşvik
etsede ,meyve eti sertliği ve tadı olumsuz etkilediği gibi ağaç sağlığı açısından da sakıncalıdır. Hasattan sonra da verilecek su yeni oluşan çiçek gözlerinin gelişimine de faydalı olacaktır. 13-Tozlayıcı (Dölleyici): Bahçe planlanırken 8 ana çeşide 1 adet dölleyici dikilmelidir. Genellikle 0900 Ziraat ana çeşidimiz de şu kiraz çeşitleri dölleyici olarak
kullanılabilir:Starks Gold, merton Late,B.Gauçher, Noble, Jübile dir. Verim yaşındaki dölleyici sorunu bulunan bahçelerde, uygun aralıklarda ağaçların bazı dalları çevirme aşısı ile dölleyici çeşitler aşılanabilir. Böylece propleme kısmen çözüm bulunmuş olur.




karli-orman.gif

CEVİZ


İçerdiği gümüş iyonuyla da beyin için mükemmelliğini tamamlıyor. Çünkü vücudumuzda gümüş iyonuna ihtiyaç duyan tek organ, beynimiz.
Ülkemizin hemen hemen her köşesinde yetiştirilen cevizin sağlığımız için önemi, içerisindeki besin elementleri sayesinde ortaya çıkmaktadır. Ceviz ağaçlarının evlere çok yakın dikilmemesi ve etrafı kapalı ceviz bahçelerinde saatlerce şekerleme yapmanın sakıncalı olduğuna dikkat çekseler de, kökü, yaprakları, kabukları ve meyveleriyle tam bir şifa kaynağı olduğu artık herkes tarafından bilinmektedir.
''Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik, antifungal, antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, antialerjik özellik gösterir, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, ve anormal antikor oluşumunu engeller.
Ceviz tam bir kalp damar dostu. Sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının bilimsel çalışmalarla belirlendiğine işaret ederek, cevizi diğer sert kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliklerin, ''Omega 3'' ve ''Omega 6'' gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içermesi, bu asitlerin, vücut tarafından sentezlenmemesi nedeniyle gıdalarla alınması zorunludur. Sahip olduğu bu özellik, cevizin tüketimini vazgeçilmez kılmıştır. Ceviz, diğer sert kabuklu meyvelerle kıyaslandığında en yüksek Omega 3 yağ asidi miktarına sahiptir'' dedi.
Damar dostu, antioksidan ve yaşlılık engelleyici, içerdiği E vitamini şeker hastalığının gelişimini engeller; kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine faydalı olur, prostat kanserinden korur.
Akşamları bir adet ceviz meyvesi kırılarak, kabuğu, kıkırdak dokusu ve meyvesi ile beraber yarım bardak suyun çerisinde bekletildikten sonra, sabah aç karnına suyu süzülerek içilir, meyvesi de yenirse kolesterol ve kan şekeri düşmektedir
Yapılan çalışmalarda, haftada toplam iki üç avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yemeyenlere göre yüzde 50 daha az olduğu görüldü. Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağların kalbi koruduğuna dikkat çeken uzmanlar, cevizin yaprağının da şifalı olduğunu, yaprağından yapılan çayın, kronik mide ve bağırsak nezlesine iyi geldiğini belirtiyorlar. Yaprağı haşlanıp, suyu ile saçlar yıkanırsa kepeklenmeyi önler. Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırmaktadır.
Faydaları saymakla bitmeyen cevizin, köklerinden çok iyi silah kabzası yapılmaktadır. Cevizin 1000 yıla kadar yaşadığı ve nesiler boyu meyve verdiğini hiç unutmayalım. Her gün ceviz yemeye de özen gösterelim.
Ceviz kolestrol içermez, doymamış yağ içeriği ise yüksektir. Ceviz yağının % 58'i linoleic asit, % 12' si ise linolenic asitten oluşur. Bu iki yağ asidi sağlıklı bir yaşam için gereklidir.


Ceviz çok değişik şekillerde tüketilmektedir. Çerez olarak, pasta ve bisküvi sanayinde, parfüm sanayinde, reçel, helva yapımında, boya, tanen, plastik ve kauçuk endüstrisinde, yağ olarak, ilaç sanayinde, sucuk, samsa, pestil yapımında tüketilmektedir. Ayrıca kerestesinin son derece kıymetli olmasından dolayı da oymacılıkta bu yönde aranan materyallerin başında ceviz gelmektedir.

Başta A.B.D. olmak üzere bir çok ülkede son yıllarda yapılan araştırmalarda bazı kalp rahatsızlığı olan hastalara özellikle ceviz önerilmektedir. Kalp ve kolesterol bakımından bazı sağlık problemleri olan kişilere cevizin iyi gelmesi son yıllarda cevizin önemini daha da artırmıştır.

Ceviz çok değişik şekillerde tüketilmektedir. Çerez olarak, pasta ve bisküvi sanayinde, parfüm sanayinde, reçel, helva yapımında, boya, tanen, plastik ve kauçuk endüstrisinde, yağ olarak, ilaç sanayinde, sucuk, samsa, pestil yapımında tüketilmektedir. Ayrıca kerestesinin son derece kıymetli olmasından dolayı da oymacılıkta bu yönde aranan materyallerin başında ceviz gelmektedir.

Başta A.B.D. olmak üzere bir çok ülkede son yıllarda yapılan araştırmalarda bazı kalp rahatsızlığı olan hastalara özellikle ceviz önerilmektedir. Kalp ve kolesterol bakımından bazı sağlık problemleri olan kişilere cevizin iyi gelmesi son yıllarda cevizin önemini daha da artırmıştır.


STANDART CEVİZ ÇEŞİTLERİNDE ARANAN ÖZELLİKLER:

Ağacın erken meyveye yatması,

Periyodisite göstermemesi

Ağacın verimli olması

Soğuklar ve güneş yanıklığına karşı dayanıklı olması,

Ağacın sağlıklı bir gelişme göstermesi,hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olması,

Meyve iriliği, tüketimi taze olarak yapılacak ceviz tipleri için çok iri (çap ortalaması 38.1 mm.'den büyük) kurutmalık cevizler için iri-orta (çap ortalaması 29.1 mm.'den büyük) meyve şekli düzgün oval; iriliği mütecanis, kabuklu tane ağırlığı 10g'dan fazla olması gereklidir.

Meyve kabuğu açık ve parlak renkli,düzgün iki parçanın birbirine sıkıca yapışmış olması, ince olup kolayca kırılması gereklidir.

İç kabuktan kolaylıkla bütün olarak çıkmalı , iç randımanı %50'den , iç ağırlığı 5 g'dan fazla,iç rengi çok açık olmalıdır.İç, kabuk boşluğunu tamamen doldurmalı , büzülme yapmamalıdır.Ceviz içinde bulunan total yağ miktarı kuru maddenin %70'inden çok olmamalıdır.


Cevizin Faydaları

İçerdiği fosfor ve kalsiyum nedeniyle zihni yorgunluğu giderir, kemik ve dişleri güçlendirir.
Potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.
Magnezyum içerdiği için kasları rahatlatıcı
Kırmızı kan hücrelerinin biçimlenmesine,akciğerlerden dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan ve kansızlığı önleyen "demir"açısından, oldukça zengin bir besin maddesidir.
Bal ile karıştırılıp tüketildiğinde soğuk almış mideye iyi gelir
Damar sertliğini önler.
Enerji sağlar.
Şeker hastaları için hayati önemi olan insülini artırır
Verem mikrobuna karşı korur.
Ceviz yağı, mide ve bağırsakları temizleyerek, yumuşak kalmalarını sağlar.
Hazmı zor olduğundan karaciğeri rahatsız olanlar ceviz yememelidir.
Mayıs ve haziran ayında çiçek açan ceviz ağacı bünyesinde yağ, tuz, albümin, karbonhidratlar, gümüş iyonu, sodyum, potasyum, B1, B2, B3, B6 ve E vitamini barındırır.
Yaklaşık 20 değişik türü olan ceviz ağacının, meyvesi kuruyemiş olarak tüketilen türü "adi ceviz " olarak bilinir ve Türkiye'nin hemen hemen her yöresinde yetişir.
Sert kabuğun içinde yer alan ceviz içi, yüzeyi çok kırışık bir beyin görünüşündedir.
Yüksek oranda protein ve yağ içeren ceviz içi, kuruyemiş olarak tüketilmesinin yanı sıra, şeker hastalarına besin olarak da verilir.
Basur için faydalı olduğu rivayet edilmekte ve bunun için balla karıştırılarak yenilmesi tavsiye edilmektedir.
Aromatik kokulu yaprakları kabızlığa, iştahsızlığa, kan temizlenmesine ve hazımsızlığa karşı yararlıdır.
Ciğere, mideye ve dimağa kuvvet verip ağız kokusunu da giderir.

SELENYUM TAM BİR KANSER SAVAŞCISIDIR
Selenyumca zengin gıdalar; deniz ürünleri başta olmak üzere beyaz mantar, böğürtlen, ceviz, selenyum miktarı fazla olan topraklarda yetişen bitkilerde selenyum miktarı fazla olur. Bitki yaşlandıkca selenyum miktarı artar.

Selenyum doğal renkli bitkilerde (kırmızı elma, kırmızı turp, kırmızı havuç v.b) kabukta bulunur. Araştırmalara göre kırmızı renkli bitkilerde selenyum miktarı iç kısmına göre (renksiz) daha fazladır.

Asit topraklarda selenyumun hareket etmesi toprağın Ph'sına ve toprakta Al ve Fe'in bulunmasına bağlıdır. Bu tip topraklarda selenyum, demir ve alüminyumla çözünmeyen bileşikler oluşturur.
CEVİZ ŞEKER HASTALIĞINA İYİ GELİYOR


Ceviz, kanda zararlı kolesterolün birikmesini önler, Yüksek kolesterolü düşürür. Damar tıkanıklığında ve şeker hastalığının tedavisinde kullanulmaktadır. Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağlar kalbi korumaktadır. Cevizde bulunan flavanlar kalp damarlarını açıcı ve rahatlatıcı özellik taşımaktadır.
Akşamdan bir adet ceviz meyvesi kırarak, kabuğu kıkırdak dokusu ve meyvesi ile beraber yarım bardak suyun içerisinde bekletildikten sonra, sabah aç karnına suyu süzülerek içilir, meyveside yenirse, kolesterol ve kan şekerini düşürmektedir.Ceviz midenin çabuk acıkması ve hazmi kolaylaştırmak için yenmektedir. Sindirim sistemi bozukluğunuda giderir.

Ceviz Yağının Bileşimleri
Yağ asitleri, tota (61,2 g) 100 %
Doymuş, total (7,6 g) 12 %
Palmitic (5,4 g) 9 %
Staeric (2,2 g) 4 %
Arachidic (0,1 g) 0 %
Monodoymamış, total (11,0 g) 18 %
Oleic (10,8 g)
Gadoleic (0,2 g) 0 %
Polydoymamış, total (42,6 g) 58 %
Linoleic (35,2 g) 12 %
Linolenic (7,4) 12 %


Ceviz hayvansal protein kaynağı yerine geçebilen ve yüksek oranda doymamış yağ içeren önemli bir bitkisel besin kaynağıdır. Bilimsel araştırmalar diyetli bitki besinleri ile düşük riskli kalp krizi ve kanser arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermiştir. Ceviz sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır.

Barselona'da ceviz araştırmalarında, 49 hiper kolestrollü hasta, eşit kalorili iki besinle beslenmişlerdir: Günlük 50 g ceviz ile beslenmeden sonra LDL % 9 oranında düşmüştür. LDL deki PUFA içeriği ise % 15 artarken MUFA içerigi % 12 azalmıştır. LDL trigliserid ve kolesteril ester fraksiyonları nitelik bakımından LDL posfolipidlerinden (% 10) daha fazla ( % 40 ve % 30 sırayla) zenginleşmiştir. Kalp damar sağlığı ceviz tüketimiyle ilişkili bulunmuştur.

hpim0138_small.jpg

DUT YETİŞTİRİCİLİĞİ

İKLİM İSTEĞİ:

Dut, ılıman sıcak bölgelerin bitkisidir. Yetiştirildiği yerde hava sıcaklığının mayıstan eylül ayına kadar 13 derecenin altına düşmemesi gerekir. Türkiye'nin pek çok yeri bu sıcaklık ortalamasına uygun olduğu için ülkemizin meyve ağacı yetiştirilen hemen her yerinde dut ağacı da yetiştirilebilir. Ayrıca dut ağacının yetiştirildiği yer bol güneşli olmalıdır.

TOPRAK İSTEĞİ:

Dut ağacı, en iyi tınlı, kumlu-tınlı ya da killi-tınlı topraklarda yetişir. Toprağın pH değeri 6,5-7 olmalıdır. Ama, dut ağacının dikildiği yerde, taban suyu toprak yüzeyine yakın olmamalıdır.

SULAMA:

Dut ağaçları, toprağı nemli olduğu sürece iyi gelişir ve ürün verimi artar. Yaz mevsiminde, sıcak ve kurak dönemlerde ağaca iyi gelen toprak nemini korumak üzere ağaçlara sulama yapılması gerekir. Bu şekilde dut ağaçlarının ürün verimi %50 kadar artırılabilir. Ancak dut ağaçlarına verilecek su tuzlu olmamalıdır.

GÜBRELEME:

Dut ağaçlarının iyi gelişmesi ve ürün veriminin artırılması için azotlu, fosfatlı ve potaslı fenni kompoze gübrelerin verilmesi gerekir. Bu öğelerden biri eksik verilirse istenen gelişme ve verim artışı sağlanamaz. Gübreleme için bahçemizde yapılacak yaprak ve toprak analizlerine göre verilecek gübre değerleri saptanır. Gübreler ilkbahar, yaz ve sonbaharda üç kezde verileceğinden, üçe bölünür ve buna göre ağaçlara gübreleme yapılır.


BUDAMA:

Bahçemize dikilen dut fidanları gelişmeye başlayınca şekil budamaları, ürün vermeye başladıklarında da ürün budamaları yapılmaya başlanır. Ağaçların gelişimi ve ürün vermesi bakımından budamanın doğru yapılması büyük önem taşıdığından, uygulamanın dut ağaçlarını iyi tanıyan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi yerinde olur.

HASAT:

Dut ağaçları, meyveleri olgunlaştığında altına temiz bir örtü yayılarak ve ağaç dalları sallanıp meyveleri düşürülerek hasat edilir. Dut ağaçlarına, hasat uygulamasında kesinlikle sopalarla vurulmamalı ve dallarına zarar verilmemelidir.

HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE:

Dut ağaçlarına dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Beyaz dutun yaprakları idrar söktürücüdür. 7 gr. kadar yaprak 250 gr. suda haşlanıp içilirse hemen etkisi görülür. Karadut daha çok doktorlukta kullanılır. Karadut şurubu ağızda, diş etlerinde meydana gelen iltihapları iyileştirir. Bir parça hatmi çiçeğini haşlayıp içine dut şurubu konularak gargara yapılırsa bademcik iltihapları geçebilir .Küçük çocukların ağız ve diş iltihaplarında en çok kullanılan ev ilacı dut şurubudur. Yutulsa bile hiç bir zararlı etkisi yoktur.
Beyaz dutun yaprakları idrar söktürücüdür. 7 gr. kadar yaprak 250 gr. suda haşlanıp içilirse hemen etkisi görülür. Kara dut daha çok doktorlukta kullanılır. Kara dut şurubu ağızda, diş etlerinde meydana gelen iltihapları iyileştirir. Bir parça hatmi çiçeğini haşlayıp içine dut şurubu konularak
gargara yapılırsa bademcik iltihapları geçebilir .Küçük çocukların ağız ve diş iltihaplarında en çok kullanılan ev ilacı dut şurubudur. Yutulsa bile hiç bir zararlı etkisi yoktur

TAZE DUTUN BESİN DEĞERİ

Dut; iyi bir enerji kaynağı, bebeklerin ve çocukların büyüme ve gelişmesinde çok değerli bir besin maddesi ayrıca astım bronşit gibi hastalıklara iyi geldiği ve kan yapıcı özelliği ile vaz geçemediğimiz önemli bir meyvemizdir.
Taze veya kuru olarak da tüketilen dutun içinde çeşitli organik asitler, pektin ve şeker vardır.
Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı üç su bardağı su ile kaynatıp içilirse iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.
Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur.
Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar.
Kara dutun yaprakları ve kabukları kaynatılıp elde edilen sıvı ile gargara yapılırsa boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Ancak kara dut kabız yapabilir.
Sabah aç karnına olgunlaşmış beyaz dut yer ve üzerine su içerlerse bağırsaklarının çalışmasını sağlamış olurlar. Ancak bu durum abartılırsa bu kez de ishale sebebiyet verebileceği bilinmelidir
Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir.



100 gr. taze dut meyvesinin içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 93 kalori: 0,9 gr. protein; 19.8 gr. karbonhidrat; 1,1 gr. yağ; 0,9 gr. lif; 60 mgr. kalsiyum; 1.1 mgr. demir; 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,07 mgr. B2 vitamini; 0,2 mgr. B3 vitamini ve 17 mgr. C vitamini.

o Akdutun yaprakları ateş düşürücü ve idrar söktürücüdür: Bu etkileri sağlamak için taze dut yaprakları ya da havadar ve gölge yerde kurutulmuş dut yapraklarından iki tatlı kaşığı alınır. Üzerine bir bardak kaynar su dökülerek 15-20 dakika demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan günde 2-3 kez birer bardak içilir.

o Karaduttan yapılan şurup, ağız ve boğaz hastalıklarına, özellikle çocuklarda sıkça görülen pamukçuğa iyi gelir: Bunun için hafif sulandırılan karadut şurubuyla derin derin gargara yapılır.

o Karadut ağacının kökü ya da kök kabuğu müşkül etkisi gösterir, tenya düşürücü olarak da kullanılır: Bu etkileri sağlamak üzere, ağacın kök ya da kök kabukları suyun içinde kaynatılır. Elde edilen dekoksiyondan günde iki kez birer bardak içilir.

o Karadut'un yaprakları kaynatılıp suyu içildiğinde şeker hastalarına iyi geldiği ısrarla savunulmaktadır.

Taze veya kuru olarak da tüketilen dutun içinde çeşitli organik asitler, pektin ve şeker vardır.
Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı üç su bardağı su ile kaynatıp içilirse iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.
Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur.
Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar.
Karadutun yaprakları ve kabukları kaynatılıp elde edilen sıvı ile gargara yapılırsa boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Ancak kara dut kabız yapabilir.
Sabah aç karnına olgunlaşmış beyaz dut yer ve üzerine su içerlerse bağırsaklarının çalışmasını sağlamış olurlar. Ancak bu durum abartılırsa bu kez de ishale sebebiyet verebileceği bilinmelidir
Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir.

KUŞBURNU YETİŞTİRİÇİLİĞİ

Kuşburnu Rosaceae (gülgiller) familyasındandır. Kuşburnunun tarihi gülle eş zamanlı olduğu söylenir. Halk arasında Yabangülü, Şillan, Deligül, İtburnu, Gülburnu, Gülelması gibi adlarla adlandırılan kuşburnunun yaşam süresi çok uzun. 300 yıllık kuşburnu çalılarına rastlanılmasına rağmen ekonomik ömrü 30-40 yıl kadardır. Dünyada 70 kadar türü bulunan kuşburnunun, ülkemizde 27 türü mevcuttur. Bilhassa orta ve doğu Anadolu kırsalından toplanan kuşburnu meyveleri aile ihtiyacı için kullanılmaktadır.
Gen merkezi Anadolu olmasına rağmen ülkemizde son yıllarda konuşulmaya başlanmıştır. Özellikle Karadeniz kırsalında yoğun olarak yetişen kuşburnunun, Gümüşhane'de adına festivaller düzenleniyor. Büyük şehirlerde ise daha çok çay olarak tüketiliyor. Boya sanayinden gıdaya, peyzajdan erozyona kadar pek çok alanda kullanılan, çok amaçlı bir bitki. Kuşburnu meyvelerinin sanayide kullanımı ülkemizde 1990'lı yıllarda başlamıştır. Gümüşhane, Tokat, Samsun, Kastamonu, İzmir gibi illerde kuşburnu işleyen sanayiler kurulmuştur. Ülkemizde teknik anlamda kuşburnu yetiştiriciliği yapılmadığından bazı işletmeler yurt dışından kuşburnu ithalatı yapmaktadırlar.
M.Ö'ki yüzyıllarda kuşburnunun çiçeği ve meyvesi çeşitli hastalıklara karşı tedavi edici olarak kullanılmıştır. Hipokrat zamanında iltihaplara karşı, ortaçağda ve daha sonraki dönemlerde kan tükürmelere, dişeti kanamalarına, böbrek ve safra taşlarına, tenyaya, yılancık hastalığına karşı kullanılmıştır.
Kuşburnunda bulunan C vitamini portakaldan kat kat fazla (100 gramında 500-1700 mg). C vitamininin yanı sıra A, B1, B2, E, K, P vitaminleri ile protein, mineraller, potasyum, sodyum kalsiyum, magnezyum, fosfor, meyve asitleri ve şeker bulunuyor. Çekirdeğinde ise vanilin vardır.
Kuşburnu Kurusu (%)
Glikoz 10-13,724
Sakkaroz 0,6- 2,4
Yağ 1,7- 2,4
Asitler 3,0-3,6
Uçucu asitler 0,02-0,03
Tanen 2,0- 2,7
Su 38

Lezzetli, tatlı mayhoştur. Tatlılığını veren şekerler bilhassa glikoz, ekşiliğini veren sitrik ve malik asit, kokusunu veren asetik asittir. Rengini veren de karotenoid maddelerdir. Yazın taze olarak yenir. Kışın hoşafı yapılır. Almanlar pastaya katarlar, marmelat yaparlar. İsviçreliler de reçel ve şuruba katarlar. Çayı çorbası da meşhurdur.
Kuşburnu meyvesindeki diğer maddeler de şöyledir
%/mg A vitamini 2,55-6,18
%/mg B vitamini 100
%/mg Ribofilavin 7
%/mg Niasin 330-430
%/mg C vitamini 100-1700
P ve K vitaminleri ve eser miktarda vanilin .
Kuşburnu, enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına karşı, bedenin savunma sistemlerini güçlendirir. Genel güçsüzlüklere ve yorgunluklara karşı kullanılabilir. Besleyici ve güçlendirici, hafif müshil, hafif idrar söktürücü özelliği var. Kabızlık ve safrakesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında rahatlık sağlıyor. Ayrıca, böbreküstü bezlerini çok olumlu etkileyerek önemli hormonların üretimine destek sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmış. Yara iyileştirici ve kanı temizleyici özelliği var. Böbrek ve idrar yolu taşları ve kumlarında, kanlı idrarda, gut hastalığında, soğuk algınlığı ve gripte, bitkinlik durumlarında, rahim kanamasında, mide kramplarında, yanıklarda, yaralarda, yağlı yemeklere karşı duyarlılık durumlarında kullanılıyor.
Kan yapıcı, tansiyon düzenleyici, vücudun hastalıklara karşı direncini artırma gibi özelliklerinin yanı sıra kuşburnu; hemaroid ve ülser gibi hastalıklarda da yararlı oluyor. Şeker hastalarının kullanması öneriliyor. Ayrıca düzenli kuşburnu tüketmek selüliti engelliyor.
Kuşburnu, A vitamini ve karotenoidler içermesi nedeniyle, gece körlüğü ve diğer göz problemlerinin yanı sıra akne gibi bazı cilt bozukluklarını önler. Bağışıklığı artırarak kansere karşı koruyucu etki gösterir. İçerdiği B1 Vitamini; Kan oluşumuna yardımcı olur. Kavrama yeteneği ve beyin fonksiyonlarını geliştirir. Enerji, büyüme ve öğrenme kapasitesi üzerinde olumlu etkileri vardır. Vücudu yaşlanmanın, sigara ve alkolün zararlı etkilerine karşı korur.
Kuşburnu içerdiği yüksek C vitamini nedeniyle dokuların gelişimi ve tamiri için gereklidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre kuşburnunda bulunan likopen maddesi ile yüksek miktardaki C vitamini birçok kanser türünün oluşumunu engellediği ve kanserli hastalarda urlaşmış hücrelerin yanındaki sağlam hücrelerin bölünmesini hızlandırarak kanserli hücrelerin iyileşmesine yardımcı olduğu bildirilmektedir. Yüksek C vitamini içeren kuşburnu, kan yapımında kullanılan yüksek demir iyonlarına sahip besinlerle tüketilmesi halinde, demirin vücuda geçmesini artırır. Ayrıca bağırsaktan kana karışan demiri kemik iliğine taşımaya yardımcı olur. C vitamini azotlu gübrelerden kaynaklanan kanser etkisini yok eder. Azotlu gübrelerin içerdiği nitrat ve nitritlerin karaciğerde kanserojenik nitrozaminlere dönüşmesini engeller. Çağın korkunç hastalığı kanser yönüyle kuşburnuna bakıldığında, önemi çok daha iyi anlaşıldığı ortadadır. Tabiattan toplanan kuşburunlarının besleyici özelliği ekolojik olması nedeniyle çok daha yüksektir.

KUŞBURNU ÇEKİRDEĞİ


Kuşburnu meyvelerinin çeşitli ürünlere işlenmesinden sonra atık olarak görülen kuşburnu çekirdeklerinin çok az bir kısmı, yöre halkı tarafından kırdırılarak hayvan yemi rasyonlarında kullanılmaktadır. Kuşburnu çekirdeklerinde %91.84-92.24 kurumadde, %6.89-8.64 protein, % 1.94-2.09 kül, 0.22-0.44 mg/100g askorbik asit, %6.92-8.60 yağ ve %2-3 eterik yağ bulunmaktadır.
Kuşburnunun meyve ve çekirdeklerinde bol miktarda absisik asit (ABA) varlığından dolayı meyveler kışın dökülmeden kalmakta ve kolay çimlenememektedir.
Kuşburnu çekirdekleri E vitamini ve yağ açısından etli kısma nazaran daha zengindir. Kuşburnu çekirdek yağında en fazla bulunan yağ asitleri linoleik asit (%50.08), araşidik asit (%20.00) ve oleik asit (%19.31)'tir. Kuşburnu çekirdek yağının doymamışlık derecesi linoleik asitten daha fazla olan yağ asitlerini içermemesinden dolayı, bu yağ tat ve aroma bozulmasına karşı dirençli, yani oksidasyon stabilitesi yüksektir. Hayvanlar üzerinde yapılan denemelerle kuşburnu tohumlarının kolesterol ve trigliserid oranını düşürdüğü belirlenmiş, bu nedenle kuşburnunun diyetik insan gıdalarında bir bileşen olarak kullanılabilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır
Kuşburnu yağı; masaj, cilt koruyucu, yaşlanmayı geciktirici, gençleştirici, kırışıklıkları önleyici (özellikle göz ve ağız çevresi), güneş ve sert hava iklimlerinden koruyucu, yaralanmış dokuları iyileştirici ve kalınlaştırıcı (eczacılık) ve hücre yenileyici olarak kullanılmaktadır.
Kuşburnu rengini veren karotenoidler sayesinde antikanser etkisi gösterir.
Kuşburnu kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Özellikle yamaç arazilerde toprağın erozyonla akıp gitmesini önler. Erozyonla mücadele için gerekli yerlere özel olaraj dikilmelidir.
Ülkemizde, doğada kendiliğinden yetişen kuşburunları, içerdikleri vitamin ve mineraller açısından çok besleyicidir. Kuşburnu dünyada en zengin C vitamini kaynaklarından biridir. Yüksek C vitamini ve kırmızı rengini veren likopen maddesi nedeniyle doğal bir kanser savaşçısıdır. Ayrıca ekiminin yapıldığı yerlerde toprağı erozyona karşı korur. Görevli olarak Gümüşhane'de bulunmam nedeniyle kuşburnunu doğada bol miktarda görme ve inceleme fırsatı yakaladım. Edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmaktan kıvanç duymaktayım
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gramında 100-1700mg C vitamini vardır.
İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor. Selüliti engeller


KUŞBURNU MEYVESİNİN KULLANIM ALANLARI


Meyve suyu,
Bebek maması,
Kuşburnu marmelatı,
Kuşburnu reçeli,
Kuşburnu çayı,
Şarap ve likör,
Gıda boyar madde, (karoten, betakaroten)
Yağ, (güneş kremi, şampuan, nemlendirici gibi birçok kozmetik ürününde bu yağ kullanılıyor.)
Gülsuyu ve gül yağı üretiminde,
Ecza sektöründe C vitamini sandozu ve karaciğer ilacı olarak.
Yem fabrikalarında çekirdekleri balık ve kuşyemi üretiminde kullanılıyor.

Ayrıca hurda meyveleri C vitamini bolluğu sebebiyle özellikle Arap ülkelerinde haralara satılıyor. Besin değeri yüksek at yemi olarak kullanılıyor.
Deri sanayinde sepi maddesi olarak da kullanılmaktadır
Kırmızı renkli, yumuşak etli kökleri boya sanayinde kullanılıyor.
Beyaz ve uçuk pembe renkli çiçekleri, kırmızı meyveleri nedeniyle de peyzaj çalışmalarında tercih ediliyor.

Kuşburnu çayı:

Doğal C vitamini içeriyor. Enfeksiyon ve soğuk algınlığına karşı direnç veriyor. Hemoroid, gribal enfeksiyonlar, kolesterol, yorgunluk, varis, romatizma ve dolaşım bozukluklarına iyi geliyor. Özellikle ilkbaharda kullanılması öneriliyor.
Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kuşburnu kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, 10 dakika kadar kaynatılır ve süzülür; veya aynı miktar bitki aynı miktar kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak kuşburnu çayı yeterlidir.
Kuşburnu marmeladı : Bulaşıcı hastalıklara karşı vücudu korur, enzim faaliyetini artırır, kan alyuvarlarını çoğaltır, idrar yollarını düzenler. Her gün 10 gr. yenilirse ihtiyarlamayı geciktirir.
Kuşburnu tozu: Günde 3 kahve kaşığı alınması halinde böbrek taşlarını düşürür.
Çiçeği: Bağırsaklara yumuşaklık verir, iştah açar.

Kuşburnu Hasadı


Kuşburnu meyvelerinin hasadında özellikle vitamin C içeriğinin en yüksek olduğu dönemler gözlenmelidir. Meyveler en yüksek C vitamini oranına fizyolojik olgunlukta ulaşmakta ve bu zaman genel olarak Eylül-Ekim aylarına denk düşmektedir. Bazı Rosa türlerinde ise fizyolojik olgunluk Temmuz-Ağustos aylarında olmaktadır. Olgunlaşma bakımından Rosa canina türü içinde de bir varyasyon mevcuttur. R. rugosa türüne ait meyveler Ağustos sonunda toplandığında 1000 mg/100 g C vitamini içerirken, Ekim ayında toplandığında 47 mg/100 g C vitamini içermektedir. R. tomantosa türüne ait meyveler Ağustos ayında toplandığında 950 mg/100 g, Ekim ayında toplandığında ise 279 mg/100 g C vitamini içermektedir. Kuşburnu meyvelerinin olgunlaşması için geçen süre türlere göre değiştiği gibi aynı tür içindeki tiplerde de değişiklikler göstermektedir.

Sonuç olarak:

Kuşburnu meyvesi başta olmak üzere, çekirdek, çiçek ve kökleri insan ve hayvan beslenmesinin yanı sıra değişik sanayi kollarında da kullanımı yaygındır. Tabiatta kendi halinde yetişmesi onun ekolojik özelliğini artırdığı gibi bebek yaştan ihtiyarlık anına kadar insanın tüketebileceği çok değerli meyve olarak görülmektedir. Kuşburnu içerdiği vitamin, mineral ve karotenoidler bakımından anti kanser özelliği göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında kuşburnunun önemi daha da artmaktadır. Meyvesindeki yüksek C vitamini, çekirdeğinde ideal derecede bulunan E vitamini, rengini veren karotenoidler gibi maddeler kanserle savaşta önemli özelliklere sahiptir. Bu nedenle sık sık kuşburnunun değişik ürünleri özellikle katkısız doğal olanları tercih edilmelidir. Kuşburnu marmelatı, çayı, suyu gibi güvenilir firmaların ürünleri veya kendi imal ettiğimiz ürünleri tüketmeye özen göstermeliyiz. Ülkemizde kuşburnu doğal yetiştirme alanları dışında artık kapama bahçeleri yapılmalı ve kültür çeşitlerinin dikimi artırılmalıdır. Ülkemiz gen merkezi olmasına rağmen, İran başta olmak üzere birçok ülkeden kuşburnu ithalatı yapılmaktadır. Kuşburnu erozyonu önleme özelliği nedeniyle ağaçlandırılan alanlara da dikilebilir. Kuşburnuna sahip çıkmak ancak onun dikim ve kullanım alanlarını artırmakla olur.


Kuşburnu (Rosaceae familyası) meyvesi, insan beslenmesi açısından önemli vitamin, mineral ve karbonhidratları içermektedir. Kuşburnunun besleyici değerinin yanı sıra, çeşitli rahatsızlıklara karşı bünyeyi koruyucu, kısmen de çeşitli rahatsızlıkları tedavi edici özellikleri vardır. Kuşburnu meyveleri gıda sanayinde değişik ürünlere (meyve suyu, reçel, marmelat, püre, komposto, çay) işlendiği gibi bebek gıdaları, meyve suları, yoğurt, süt gibi gıdaların vitamince zenginleştirilmesinde de kullanılmaktadır. Esas olarak pulp kısmı kullanılan kuşburnu meyvesinin, diğer dikkati çeken fakat henüz bilinmeyen çekirdekleri de önemli kullanım alanlarına sahiptir. Kuşburnu meyvelerinin çeşitli ürünlere işlenmesinden sonra atık olarak görülen kuşburnu çekirdeklerinin çok az bir kısmı, yöre halkı tarafından kırdırılarak hayvan yemi rasyonlarında kullanılmaktadır. Yine, ekonomik açıdan değerli olan kuşburnu meyvesinin çekirdekleri yatıştırıcı olarak da kullanılabil-mektedir.

Kuşburnu çekirdeklerinde %91.84-92.24 kurumadde, %6.89-8.64 protein, % 1.94-2.09 kül, 0.22-0.44 mg/100g askorbik asit, %6.92-8.60 yağ ve %2-3 eterik yağ bulunmaktadır.

Kuşburnunun meyve ve çekirdeklerinde bol miktarda absisik asit (ABA) varlığından dolayı meyveler kışın dökülmeden kalmakta ve kolay çimlenememektedir.

Kuşburnu çekirdekleri E vitamini ve yağ açısından etli kısma nazaran daha zengindir. Kuşburnu çekirdek yağında en fazla bulunan yağ asitleri linoleik asit (%50.08), araşidik asit (%20.00) ve oleik asit (%19.31)'tir. Kuşburnu çekirdek yağının doymamışlık derecesi linoleik asitten daha fazla olan yağ asitlerini içermemesinden dolayı, bu yağ tat ve aroma bozulmasına karşı dirençli, yani oksidasyon stabilitesi yüksektir. Bu özelliklerinden dolayı kuşburnu çekirdek yağının "gurme yağı" olarak değerlendirilebilineceği, kullanıma sunulması ile tüketiciye değişik bir yağın sunulmuş olacağı ve ürün çeşitliliğinin arttırılmasına katkıda bulunabileceği belirtilmektedir. Kuşburnu çekirdek yağı, mısır özü, ayçiçeği, susam, kolza ve pamuk tohumu yağı ile aynı sınıftadır. Bu sınıf yağlar çoğunlukla yemeklik, kızartmalık ve salata yağı olarak kullanılabildiği gibi; aynı zamanda shortening ve margarinlerin hazırlanmasında da kullanılmaktadır. Kuşburnu çekirdek yağının da yukarıda belirtilen kullanım alanlarında değerlendirme olanakları vardır.Yine çekirdeklerin içerdiği yağlardan kozmetik sanayinde de faydalanılmaktadır. Yarı kuruyan yağlar sınıfında olduğu belirtilen kuşburnu çekirdek yağının özellikleri nedeniyle özellikle boya ve vernik sanayinde kullanılmasının uygun olacağı görüşü de savunulmaktadır.
Hayvanlar üzerinde yapılan denemelerle kuşburnu tohumlarının kolesterol ve trigliserid oranını düşürdüğü belirlenmiş, bu nedenle kuşburnunun diyetik insan gıdalarında bir bileşen olarak kullanılabilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

Kuşburnu çekirdeklerinden elde edilen yağ dünyanın birçok ülkesinde kozmetik sanayinde yaygın şekilde kullanılmaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinin birçoğunda, bileşiminin büyük çoğunluğunu kuşburnu çekirdek yağının oluşturduğu çeşitli kozmetik ürünleri ticari olarak oldukça yüksek fiyatlardan alıcı bulmaktadır. Kuşburnu çekirdeklerinden elde edilen yağ kullanılarak üretilen ürünleri ve kullanım alanlarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Kuşburnu yağı:

Kuşburnu yağı; masaj, cilt koruyucu,yaşlanmayı geciktirici, gençleştirici, kırışıklıkları önleyici (özellikle göz ve ağız çevresi), güneş ve sert hava iklimlerinden koruyucu, yaralanmış dokuları iyileştirici ve kalınlaştırıcı (eczacılık) ve hücre yenileyici olarak kullanılmaktadır.

2. Cilt koruyucu Kuşburnu Ürünleri

a) Yüz temizleyici kuşburnu yağı

b) Nemlendirici Kuşburnu Kremi

c) Kuşburnu kremi
d) Doğal şifalı Kuşburnu sabunu
e) Doğal kuşburnu yüz losyonu
f) Yaşlanmayı geciktirici kuşburnu kremi
g) Kuşburnu spreyi

Yukarıda maddeler halinde verilen cilt koruyucu kuşburnu ürünleri; yüzdeki lekeleri giderici, hücre yenileyici, yaşlanma belirtilerini azaltıcı, deri elastikiyetini artırıcı,
pigmentasyonu azaltıcı, kılcal damar çatlamalarını önleyici, yumuşatıcı, yara izlerini giderici, güneşten koruyucu, nemlendirici, deri güçlendirici, pürüzsüzleştirici, sivilcelerden koruyucu, ölü hücreleri temizleyici ve yenileyici olarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak kuşburnu meyvesinin pulpuna ilaveten çekirdeklerinin de hayvan yemi olarak kullanımı yanı sıra, gıda sanayinde ve kozmetik sanayinde kullanım olanakları mevcuttur. Ancak, bugüne kadar kuşburnu çekirdeklerinden hayvan yemi olarak kullanımı dışında herhangi bir atılımda bulunulmamış olması ülkemiz ekonomisi açısından büyük bir kayıptır.


bogurtlensiyah.jpg

BÖĞÜRTLEN YETİŞTİRİCİLİĞİ

GİRİŞ
Ahududu, üzümsü meyveler grubundandır. Yabani olarak birçok yerde rastlamak mümkündür. Fakat önemli olan ve tarımı yapılan ıslah edil miş kültür çeşitleridir. Yabanilere oran la bu çeşitler daha verimli, gös terişli ve ekonomik değer leri çok daha yüksektir. Ahududu, Yurdum uzda özellikle Bölgemizde son birkaç yıldır ticari amaçla yetiştirilmek tedir.
Ahududu meyveleri çeşitli şekilde değerlendirilmektedir. Taze tüketildikleri gibi konserve, reçel, marmelat, meyve suyu, pasta sanayii ve likör yapımında kullanılmaktadır. Aynı zaman da bol miktarda C vitamini ihtiva ettiklerinden tedavi edici özelliğine de sahiptir.
Ahududu şoklamaya elverişli olduğu için son yıllarda bölge mizde bazı ihracatçı firmalar dış ülkelere ihracat yapmaktadır. Ülkemiz için çok yeni olan ahududu yetiştiriciliği, özellikle aile işletmeciliği ve iş gücünün değerlendirilmesi açısından gelecek için ümit vericidir.
---Ahududu yetiştiriciliği niçin orman içi köylerine tavsiye edilmektedir:
- Toprak ve iklim koşullan ahududu yetiştiriciliği için daha uygundur.
- Bu bölgelerdeki araziler daha küçük parçalar halindedir. Makineli tarım daha azdır.
- Orman arazilerin meyilli oluşu nedeniyle toprak kaymalarına karşı iyi bir bitkidir,
- Aile tarımına uygundur.
- Karlı bir tarım koludur. Orman tahribatının önlenmesi açısından çok önemlidir.
- Yapılan gözlem ve çalışmalarda en iyi yetiştiricilik 800-1500 metre rakımda olmaktadır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ:

a) İklim istekleri;

Ahududu yetiştiriciliği için en uygun bölgeler, yazları serin ve hasat zamanı yağmur olmayan yerlerdir. Yazları sıcak, kurak ve rüzgarlı olan yerlerde büyüme geriler, meyveler küçük ve çok çekirdekli olur. Çok sıcak bölgelerde yetiştiricilik yapılmamalıdır. Çünkü hasattan önce çok şiddetli sıcaklar meyvelerin olgunlaşmadan yumuşamasına neden olur. En iyi yetiştirici lik yıllık yağış ortalaması 750-800 mm. olan bölgelerde yapılabilmektedir.

b) Toprak İstekleri ;

Toprak bakımından çok seçici değildir. Ancak uygun topraklarda yetiştirildiği takdirde, daha yüksek verim alınır. En uygun topraklar; organik maddece zengin, su tutma kapasitesi yük sek ve iyi direne olabilen topraklardır. Çok hafif, ağır ve kötü direne olan topraklardan kaçınıl malıdır. Hafif asitli topraklar tercih edilmelidir, yani toprak pH sı 6-7 olmalıdır. Toprak derinliği 120-180 cm. olmalıdır. Aksi halde kökler derine inemez ve toprak neminden istifade edemez.

a YERVEYÖNEY:

Ahududu bahçesi kurulurken kuzey yamaçlan tercih edilmelidir. Güney yamaçları ilkbahar donları yönünden tehlikelidir. Ahududu bitkisi -25°C'ye kadar dayanabilmektedir.

4. AHUDUDU BAHÇESİNİN TESİSİ :

a) Toprak Hazırlığı;
Toprak hazırlığı yapılırken fosforlu, potaslı gübrenin tamamı, azotlu gübrenin üçte biri verilir ve derin sürüm yapılır. Azotlu gübrenin geri kalan kısmı ikiye bölünüp, birincisi ilkbaharda çapa ile, ikincisi ise çiçekten sonra verilir.
Toprağı organik maddece zenginleştirmek için dekara 3-4 ton çiftlik gübresi verilmelidir.
b) Dikim;
1) Dikim Zamanı;
Ahududuları, sonbahardan ilkbahara kadar olan devrede, toprak dikime uygun olduğu zamanlarda dikilebilir. Kışlan fazla sert olmayan bölgelerde sonbahar dikimi daha iyi sonuç verir. Bu dikim için kasım ayı uygundur.
Dikim, ilkbaharda yapılacaksa fazla geç kalınmamalıdır. Aksi halde dikimden sonra sıcak ve kurak günler başlayacağından sık sık sulama gerekecektir.
İlkbahar dikimi için en uygun zaman Şubat 15 den sonra Nisan başına kadardır. Kışı sert geçen bölgelerde ilkbahar dikimi tercih edilmelidir.

2) Dikim Aralıkları ;

Dikim aralığı genellikle toprak işleme araçları, terbiye sistemi ve dikim şekline göre değişir. Bölgemizde yapılan çalışmalardan görülmektedir ki, ahududu yetiştiriciliğinde en uygun di kim aralığı 180 -250 cm. dir. Sıra aralan atla sürülecekse 180 - 200 cm., traktörle işlem yapıla caksa 200-250 cm., sıra üzerleri ise 60-100 cm. olmalıdır.

3) Dikim;

Dikim yapılırken eldeki fidanların kurumamasına çok dikkat edilmelidir.Hemen dikim yapılma yacaksa hendeklenmeli ve nemli tutulmalıdır.
Dikim hemen yapılacaksa fidanlar tarlaya kadar nemli çuvallarda veya plastik torbalara konup ağzı iyice bağlanıp getirilmelidir.
İşaretlenen dikim yerlerine çukurlar açılarak fidanlar yerleştirilir, diğer meyve fidanlarında olduğu gibi dikim tamamlanır. Dikim derinliği 15-20 cm. olmalıdır.

5. BAKIM İSLERİ:

a) Toprak İşlemesi;

Toprak işlemesin de esas gaye, ot mücadelesidir, ilkbaharda başlanır ve hasat zamanına kadar toprak işlemesine devam edilir. Sık aralıklarla yapılmalıdır.

b) Gübreleme;
Toprağın su tutma kapasitesinin yükseltilmesi, fiziksel yapısının ıslahı ve bitki besinlerince zenginleştirilmesi için toprağa çiftlik gübresi ile ticari gübreler verilir. Ancak azotlu gübrelere çok dikkat edilmelidir. Çünkü azotun fazlası meyveyi yumuşatarak pazar değerini düşürür. Uygun dozda verilen azot, fosfor ve potasyumlu gübreler meyve rengi, kokusu ve lezzeti üzerinde olumlu etki yapar. Yüksek verim alabilmek için en uygun şekil, ocak usulü veya sıravari gübrelemedir. Her yıl ocak başına 2-3 kg. çiftlik gübresi vermek gereklidir.
Gübre verilirken toprak tahlillerinin yapılması şarttır.

c) Sulama;

Ahududu meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama, önemli faktörlerden biridir, özellikle hasat zamanı daha fazla sulama gerekir. Sulama, karık veya yağmurlama şeklinde yapılır. Ancak hasat döneminde yağmurlamadan kaçınılmalıdır.
Ormaniçi bölgelerde yagışlar daha fazla olduğundan ve yazı serin geçtiğinden sulama ihti yacı en aza düşer veya hiç yapılmaz.

d) Terbiye Sistemleri;

Ahududularında genel olarak 4 terbiye sistemi vardır.
* Destekli ocak sistemi
* Desteksiz ocak sistemi
* Desteksiz çit sistemi
* Destekli çit sistemi
Bölgemizde ve genelde en yaygın şekilde kullanılan sistem, destekli çit sistemidir. Bu siste mde kuvvetli gelişmiş sürgünler 1.5 metre yüksekliğindeki direklere gerilmiş 2 sıra tel arası na yerleştirilerek bağlanırlar.Sürgün boyu 120-150 cm.ye ulaştığı zaman tepelerden kesilirler.

e) Budama;

1) Dikim Budaması;

Dikimden hemen sonra çubuklar 20-30 cm. yüksekliğinde kesilirler Şekil-2).

Şekil - 2 Dikim budaması

İlkbaharda 2-3 veya 4 adet kuvvetli gelişen çubuklar bırakılır, diğerleri dipten çıkarılmalıdırlar (Şekil-3). Ayıklama yaparken bırakılan dallar arasında en az 20-25 cm. kadar bir mesafenin olması gerekir.

2) Kış Budaması;

Ahududular taç kısımları ile 2 yıllık, toprakaltı(kök) kısmı ile çok yıllık bir bitkidir.
Bırakılan çubuklar birinci yıl olgunlaşır, ikinci yıl meyve verdikten sonra kururlar. Bu dallar hasattan sonra veya sonbaharda toprak yüzeyine yakın bir yerden kesilip tellerden temizlen melidir. Kök dibinden çıkan yeni sürgünlerden ertesi yıl için her kümede en kuvvetli geliş miş olan 3-4 bağ bırakılıp diğerleri yine temizlenir. Kış budaması için en uygun zaman sonba har veya ilkbahar başıdır.

3) Yaz Budaması;


Yazın tepe alma yapıldığı gibi fazla dalların da ayıklanması yapılmalıdır. Çok sıcak aylarda tepe alma sakıncalıdır. Ancak tekleme yapılır. Zayıf ve yere yakın dallar kesilir. Genel olarak iri meyveler kuvvetli dallarda 15 cm. uzunluğundaki meyve dalcıklarında olmaktadırlar. O halde budama yapılırken bu, göz önünde bulundurarak fazladan oluşan koltukların bir kısmını temizleyip meyve dalcıklarını kuvvetlendirmek gerekmektedir.
Budama, meyve sayısını biraz azaltsa da, meyvenin irileşmesi ve kaliteyi yükselttiği için pazar değerini artırır. Bu bakımdan budamaya önem verilmelidir.


4. Gençleştirme Budaması;

Ahududularında gençleştirme işlemi de yapılmalıdır. Yıllar geçtikçe kök kısmı yaşlanmaya yüz tutar, yeni dallar azalır ve böylece verimde ve kalitede düşüklük olur. Bunu ortadan kaldırmak için, 5-6 yılda bir ahududularının toprak altındaki yaşlı kök kısmı kesilir. Kesimden hemen sonra ocaklara bol miktarda çiftlik gübresi ve ticari gübre (Azot, fosfor, potas) verilmelidir. Bu işlemle ahududularının ömrü uzatılmış olur. Aynı tesiste 12-15 yıl yetiştiricilik yapılabilir.

ÇOĞALTILMASI:

Ahududuların üretimi en kolay dip sürgünleri ile olmaktadır. Sonbaharda bir kısım köklü dip sürgünleri ana kökten ayrılarak alınır ve dikim yapılır. İlkbahar dikimi de yapılabilir. Ancak taze çıkan dip sürgünler 15-20 cm. boyunda olduğu zaman alınarak dikilmelidir. Aksi takdir de tutma oranı çok düşük olacaktır. Mevsim kurak gidiyor ise sulamak gerekir.

VERİM:

Ahududu yetiştiriciliği, tekniğine uygun şekilde yapıldığında l dekardan 1000-2500 Kg. mey ve almak mümkündür. Ancak, Bölgemizde halen bu miktar dekara ortalama 600-800 Kg. arasındadır.

HASAT:

Ahududu meyveleri saplarından kolayca ayrılmaya başladıktan sonra sabah erken saatlerde hasadı yapılır. Haftada 2-3 defa toplanır. Sıcak ve kuru havalarda daha sık hasat edilebilir. Meyveler küçük plastik kaplara toplanıp büyük kasalara dizilir ve bu şekilde nakliyeye hazır duruma getirilir.
Bölgemiz için henüz yeni olan ahududu yetiştiriciliği, çiftçilerimizin yukarıda belirtilen bütün teknik bakım işlerini eksiksiz yerine getirerek bilinçli bir şekilde yetiştiricilik yapabilmeleri için, en yakın tarım kuruluşlarına baş vurarak uzman elemanların tavsiyesine göre hareket etmeleri yararlı olacaktır

incir1.jpg

İNCİR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Geniş yaprakları, tropikal ağaç görünüşü ile incir(ficus), türünde 600 den fazla ağaç izlenmektedir. Bunların bir kısmının sevilen yemişleri vardır ve en güzelleri yurdumuzda yetişirken bir kısmı süs bitkisidir. Aydın yöresinde kültür bitkisi olarak geniş çapta yetiştirilen incir F.caria L. Dir. Ayrıca tropikal bölgelerin kauçuk ağaçları da bu sınıftandır.

İncir ağacını serbest büyümeye bırakırsanız 30 m kadar boy verebilir. Ağacı genellikle normal boyda budamak, ürününü devşirebilecek boya getirmek gerekir. 1,5-2 metreye budanan ağacın o yıl ürünü alınmaz(ilk ürünü).

İncirin çiçekleri genellikle bir cinsli, bir evcikli, ender olarak iki evciklidir. Çiçek tablası şişmiş ve tepsi gibi çukurlaşmıştır. Çiçekler bunun iç yüzeyinde yer alırlar. Erkek çiçek çevresi 2-6 parçalıdır. 1-2 ve nadir olarak ta 3-6 etamini vardır. Dişi çiçek genellikle 5 parçalıdır. Esas meyve periyant içindedir. Çiçekleri birbirine eşit değildir.

İncir soğuğu sevmez. Isının –10 dereceden aşağı düşmemesi gerekir.

İncir ağacının normal ölçüleri

Özellik____________________Standart____________Bodur

Budanmamış(Boy)___________12 m_______________Bilgi yok
Budanmış(Boy)______________2-7 m______________
Serbest gelişmiş ağaç(Boy)_____7-20 m_____________
Meyve yaşı__________________2-3________________
Ömrü(yıl)___________________100________________
Soğuk isteği(saat)_____________100-350____________
Aşılayıcı(çiçekte)_____________Bazı türler ister______
Şekil verme__________________Mümkün___________
Kaplarda yetişme______________Mümkün___________

ÇEŞİTLERİ:
İncirin çeşitleri oldukça fazladır. Beyaz incirler, genellikle kurutulmak içindir. Sofralık incirler esmer veya patlıcan rengindedir. Yöresel olarak ta incirlere çeşitli adlar verilmiştir. Daha çok sahillerimizde görülen sofralık incirler, patlıcan inciri, torasan inciri gibi adlarla anılırken, kurutulan incirlerimiz nispeten standart sayılabilir. Batı Anadolumuzun, Aydın başta olmak üzere pek çok bölgesinde geniş alanlarda yetiştirilen incir türleri üzerinde geniş araştırmalar yapılmalıdır.

Akdenize kıyısı olan bazı ülkelerde (Yunanistan gibi) incir yetiştirilir. Amerika’da da oldukça önemli ürünler arasında yer alır.

TARIM UYGULAMALARI:
İncir ağacı oldukça çeşitli topraklarda barınabilir. Alkali ve tuzlu topraklarda ürününü kısarken, “uç yanığı” gösterir.

Sürgünlerini yılda ortalama 15 cm kadar geliştiremeyen ağaçlara kışın ortalama yarım kilo saf azot verilmelidir. Mevsim başında yapraklarını gevşek tutan (buruşuk gibi) ağaçlara azot takviyesi yapmak lazımdır. Bazen su veya her ikisiyle yapraklar canlandırılabilir. Ağacın suyunu kısmamak lazımdır.

Budama normal yapılmalıdır. Aşırı budama bodur ağaç geliştirir. Ağacı belirli biçimlerde terbiye etmek mümkündür. Ağaca normal budama ilkelerini uygulamalıdır. Kuru, hastalıklı dalların alınması, birbirini engelleyen dalların alınması, yaşlı ağaçlara gençleştirme budaması yapılması gibi.

Çiçek ve tozlaşma: Bazı türlerde erkek ve dişi çiçek ayrı ağaçlardadır. Bu yüzden aşılamak yada aralara tozlayıcı ağaç dikmek gerekir.

Hasat zamanında taneler saplarından sarkar ve kendi dallarına dayanırlar. Olgunlaşan meyve sapından artık süt çıkmaz. Bu durumda ballanan inciri toplamak lazımdır. Sofralık incir hasat zamanını belirlemek mümkündür. Tadında toplamak, ürünü ekşitmeden sevk etmek için tam kıvamında, kabukları çatlamadan, tane kendini bırakmadan devşirmek gerekir. Kurutulacak incirleri dalında bırakmalı, kısmen kuruyup yere inmelerini beklemelidir. Bu incirler en nefis kuru incir olurlar. Yere düşen kurutulacak incirleri bir iki gün içinde toplamazsanız bozulurlar ve zararlıların tahribatına uğrarlar. İncirler tablalarda kurutulur.

Hastalık ve zararlılara karşı ağaç bakımını ihmal etmemek gerekir. Kökler bir iki tür nematoddan etkilenir. Kök mantarları ağacı etkilemez. Bir takım böcekler bıraktıkları yumurtalarla köklerde hastalık meydana getirirler. Önerilen önlemleri ihmal etmeden almak lazımdır.

Kurutmalık türler: Gök lop incir; meyvesi iri, basıkca, yeşil, kaba damarlıdır.Az tatlıdır. Ufak çekirdekli olup, Eylülde erişir. Kurutmaya iyi gelir. Sarı lop incir; en iyi incirdir. Meyvesi orta irilikte, parlak, açık sarıdır. Eti tatlı ve lezzetlidir, ağacı verimlidir. Her yıl ürün verir.

Sofralık türler: Sultanselim; meyvesi iri, tatlı, yuvarlak, Ağustosta olgunlaşır. Kavak; orta irilikte mor ve tatlı olan incir. Ağustosta derlenir.

Kaynak: Meyvecilik, Ziya Kütevin Eshar Kütevin


BİR BAŞKA KAYNAKTAN..............


İKLİM İSTEKLERİ:
İncir her ne kadar subtropik bir bitki ise de dünyanın ılıman iklime sahip birçok yerlerinde yetişmektedir. Kışları ılık, yazları sıcak ve kuru yerler ister. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olduğu yerlerde yetişir. Meyve doğuşundan hasat sonuna kadar olan mayıs-ekim aylarında daha yüksek ortalama sıcaklıklar ve özellikle meyve olgunluğu ve kurutma döneminde (ağustos-eylül)ayları 30 dereceye kadar çıkan ortalama sıcaklıklar istenir.İncir,Ficus carıca L.,kışın yaprağını döken bir bitkidir.Az miktarda kış soğuklamasına ihtiyaç duyar veya duymaz. Çok kısa devam eden -9 derecenin üstündeki sıcaklıklar zararlı olabilir.Ekim-kasım aylarında -3,-4 dereceye kadar düşen erken donlardan genç ağaçlar zarar görebilir.Ve kışın -6,-8 derecede ölebilir.Mart sonu ve nisanda -1 derece ve daha düşük ilk bahar donları yeni sürgün büyümesini zarara uğratır ve ürün azalmasına sebep olur.Kış sonlarında meydana gelen -4,-7 dereceye düşmeler erkek incirlerde boğa ürünü,dolayısıyla ilek arısının zarar görmesine neden olur.
Optima yıllık yağış isteği 625 mm dir.Yağış miktarının 550 mm nin altına düşmesi durumunda sulanması gerekir.Hava bağıl neminin kurutma mevsiminde %40-45 arasında olması %50'yi geçmemesi gerekir.
TOPRAK İSTEKLERİ
Çok fazla nemli topraklar hariç hemen her toprakta,kayalıklar üzerinde,taşların yarıklarında,hatta epifit olarak başka bitkiler üzerinde yetişir.Kuru incir kalitesi söz konusu olduğunda iklim istekleri gibi toprak istekleri açısından da seçici olur.Derin,kumlu-killi,yeterli organik materyal ve kirece sahip topraklar ister. En iyi gelişmeyi 120 cm.ve daha derin topraklarda gösterir.İncir ağacı kireçce zengin topraklarda iyi gelişir. Toprak reaksiyonu yönünden PH 6-7.8 olan nötr ve nötre yakın topraklar uygundur.Toprak tuzluluğuna az dayanıklı bir bitkidir.
DİKİM:
İncir bahçeleri dogrudan fidan dikerek kurulabileceği gibi çelik dikerekte kurulabilir.Fidan üreten resmi ve özel kuruluşlar genelde talebi karşılamakla birlikte,üreticilerin bir kısmı direkt bahçeye çelik dikerek bahçe tesisi yoluna gitmektedir.Dikimler,köklü incir fidanları ile yapıldığında birinci boy"1-2 yaşında,toprak yüzeyinden 10 cm yukarıda çapı 18 mm'den fazla ve boyları en az 100 cm olanlar"ve ikinci boy "1-2 yaşında,toprak yüzeyinden 10 cm yukarıda çapı 12-18 mm ve boyları en az 75 cm olanlar kullanıl- maktadır" Bu fidanların bir örnek ve bol saçak köklü düzgün,yarasız beresiz gövdeli,hastalık ve zararlılardan arınmış ve adına dogru fidanlar olmasına özen gösterilmelidir.
İncir fidanları,en uygun olarak kış uykusu devresinde,yani yaprak dökümü ile ilkbaharda yeniden su yürümesi arasında kalan devrede dikilebilir.
SULAMA:
İncir ağaçlarının en uygun yağış isteği 625 mm'dir.Yağış miktarının 550 mm'nin altına düşmesi durumunda sulama yapmak gerekir.Yağışların çok yetersiz olmaları durumunda Haziran sonu ve Temmuz başlarında ikinci bir sulama yapma gereği ortaya çıkar.
GÜBRELEME:
İncir yetiştiriciliği için 6-7.8 arasında değişen bir toprak pH'si uygundur.İncir ağacı kireci seven bir bitki olduğu için oldukça yüksek kirece sahip topraklarda yetiştirilebilir.Toprak pH'sinin düşük olduğu yerlerde kireç verilmesi yararlı ve hatta zorunludur.
İLEKLEME:
Döllenme biyolojileri yönünden dişi incirler 4 grup altında toplanmaktadır.
1-Döllenmeye gerek duymadan partonokarpi yoluyla meyve verenler.
2-Meyve vermeleri için mutlaka döllenmesi gerekenler.
3-İlkbahar meyveleri(yelloplar) için döllenmeye ihtiyaç göstermeyip,yaz meyveleri için döllenmeye ihtiyaç duyanlar.
4-İlkbahar meyveleri için döllenmeye ihtiyaç duyup,yaz meyveleri için döllenmeye ihtiyaç duymayanlar.
İncir çiçekleri,incir meyvesi olarak bilinen yuvarlak armutumsu şekilde içi boş bir çiçek muhafazası içerisinde sıra sıra dizilmiş durumdadır.Erkek incirlerde bir çiçek muhafazası içerisinde erkek çiçekler ve bir nevi dişi çiçekler olan gal çiçekleri bulunur.
Erkek çiçekler çiçek muhafazasının ağzına yakın kısımda,gal çiçekleri ise sap tarafındaki kısmında dizilmiş durumdadır.Dişi incirlerde de bir çiçek muhafazası içerisinde yalnız normal dişi çiçekler bulunur. Erkek çiçekler polenleri meydana getirirler.Normal dişi çiçeklerin döllenmesi ile içi dolgun çekirdekler yani gerçek incir meyveleri meydana gelir.
İncirde tozlanma olgunlaşan erkek ve dişi çiçeklerin ayrı ayrı çiçek muhafazaları içinde olması nedeni ile rüzgar ve bal arıları gibi böceklerle olmamaktadır.Doğa bu konuda polen taşımak üzere "İLEK SİNEĞİ" olarak adlandırılan arıcılığı sağlamıştır.
İncir arıcılığı veya incir sineği neslini devam ettirmek ve neslini devam ettirirken tozlanmayı sağlayıp meyve bağlamayı mümkün kılmak şeklinde incir bitkisi ile ortak yaşam sürdürmektedir.Arıcık her yıl üç erkek meyvesi ile karşılıklı zamanlarda meydana gelen üç hayat devresini tamamlar.
Her bir olgun erkek incir meyvesinden çıkan ergin dişiler takip eden meyvenin üzerine gelip içeri girer. Burada incir arıları,yumurta bırakmasına uygun,değişikliğe uğramış dişi gal çiçekleri üzerine yumurta
bırakırlar.Yumurtadan çıkan larvalar bu çiçeklerin ovaryumlarında (Eğe bölgesinde,halk arasında bu ovaryumlara darı denir)gelişir.Erkek arılar dişi arılardan önce yumurtadan çıkar ve dişi arılar gal çiçeklerini terketmeden önce onları döller.Çiftleşmeden sonra ergin dişi arılar takip eden erkek incir dişi meyvesine göç eder.
İşte meyve vermesi için mutlaka döllenmesi gereken dişi incirlerin en önemli ürünü olan yaz ürünlerinin (iyi lopların) döllenmesi amacıyla iyi loplarla aynı zamanda olgunlaşan erkek incirlerin ilek meyvelerin ilek meyvelerinin içlerindeki arıları ile birlikte dişi incir ağaçları üzerine bırakması şeklinde yapılan suni işleme İLEKLEME bu amaçla kullanılan erkek incir meyvelerine İLEK denir.
İlek arıcılığı girmiş,yani döllenmiş meyveler büyümelerine devam eder,döllenmeyen meyveler ise dış yüzeyleri pürüzlü ve damarlı bir hal alır,koyu yeşil renklerini korurlar.Bu meyveler belirli bir süre büyümelerine devam etselerde sonradan sararır,buruşur ve dökülürler.
TAZE İNCİR'İN TANIMI VE HASATI: Tam olgun ,yani yeme olumundaki bir incir meyvesinde kabuk çeşide özgü rengini almış,parlak,esnek ve kolay soyulabilir özelliktedir.Bazı meyvelerde ise olgunlukta ortaya çıkan çizik ve çatlaklar olabilir. Meyve eti tatlı,özlü ve yumuşaktır.
Hasat elle yapılır.Hasat edilen incir saplarından sızacak bir miktar süt cildi tahriş edeceği için toplayıcılar eldiven giymelidir.Ürün sabahın erken saatlerinde,serinlikte toplanmalı güneş ve sıcağa maruz kalmamalıdır.
KURU İNCİR HASADI:
Taze olarak toplanmayan incirler ağaç üzerinde su kaybederler.Buruk denilen bu meyvelerin sap kısımlarında mantarlaşma meydana gelir ve meyveler kendiliğinden dökülür.Yere dökülen buruk incirler ağaç altlarından toplanıp kurutma yerlerine götürülürler.Kuru incir hasadının hergün yapılması gerekmektedir.
SINIFLANDIRMA:
İncirler kilodaki meyve adedi,genel kalite vasıfları ve tiplerine göre sınıflandırılırlar.
1-A Serisi (IŞMALI) incirler:Ballı,yumuşak,kabuğu normal kalınlıkta,lekesiz incirler,
2-B Serisi (KÜREKMALI) incirler:Kalın kabuklu,az ballı,kısmen esmer renkli ve sert incirler,
3-C Serisi (BALLIKARA,LEKELİ)incirler:Glikoz oranı yüksek,mantar hastalığı yüzünden balını dışarı kusmus,
4-Hurda (ENDÜSTRİYEL) incirler:A,B,C serisine girmeyen,çok düşük kalitede incirleri kapsar.
Aydın-İncirliova-Erbeyli İncir araştırma merkezi koleksiyon bahçesin de 272 adet incir çeşidi vardır. Bunlardan bölgenin hakim ürünü olan SARILOP ve SARIZEYBEK kurutmalık çeşittir.Geri kalanlar ise sofralık çeşittir.En önemlileri ;
BURSA SİYAHI,YEŞİLGÜZ,SULTANSELİM,BARDAKÇI,KAVAK,GÖKLOP,SUSAK dır

Kaynak: http://www.geocities.com/efelise/incir.htm

TRABZON HURMASI YETİŞTİRİCİLİĞİ

(Diospyros kaki L.)

Asıl vatanı Trabzon olmasına rağmen maalesef bölgemizde hak ettiği değeri bulamayan bir meyvedir. Trabzon Valiliğinin çıkarttığı dergilerde sık, sık bu meyveden bahsedilmektedir.Bazı illerimizde pazarcıların,Cennethurması adıyla sattıklarını gördüm.
Aralık-Ocak aylarında sarı ve portakal büyüklüğündeki meyveleri toplanarak olgunlaşmaya bırakılarak tüketilmelidir. Aksi taktirde bekletilmeden yenen meyveler ağızda buruk bir tat oluşturduğundan mutlaka olgunlaşması için ( lop haline gelinceye kadar ) bekletilmelidir.
Son yıllarda meyvesi sert iken yenilebilen, ağızda buruk bir tat oluşturmayan Trabzonhurması çeşiti(çikolatalı)nın yayğınlaşmasıyla ,bu meyveye olan ilginin gittikçe arttığı gözlenmektedir .

İKLİM İSTEĞİ:
Trabzonhuramsı bir subtropik iklim meyvesidir.Ağacı kışın yapraklarını döktüğü için
Düşük kış sıcaklıklarına diğer subtropik meyve türlerine göre daha dayanıklıdır.Genel
Olarak -12 dereceye kadar dayanabilmektedir.
Trabzonhurması çeşitlerinin çoğunun kış dinlenme ihtiyaçları 7,2derecenin altında 200-400 saat kadardır.
TOPRAK:en uygun toprak tipi; orta ağır,
Organik maddece zengin ve iyi drene edilmiş derin topraklardır.PH’sı 6,5-7,0 olan topraklarda yetiştiricilik iyi sonuç verir.Bununla birlikte çok hafif topraklardan ,çok ağır topraklara kadar değişik toprak tiplerine de uyum sağlar.
Kireç muhtevası %20 ye kadar olan topraklarda yetişebilir.

(kaynak:derim cilt.7 sayı 1- 1990)



BESİN DEĞERİ
(100gr. Meyvede)
==================
Kalori(cal)............. 63
Protein ............. 0,6
Yağ(gr) ............0,3
ToplamKarbonhidrat(g)...16,1
Kalsiyum(mg).............5
Fosfor(mg) --------------21
Demir(mg) --------------0,2
Sodyum(mg) --------------5
Potasyum(I.U) ---------143
A.vitamini(mg)--------2220
Thiamine(mg) ---------0,02
Riboflavin(mg) -------0,02
Niacin(mg) -----------0,09
C vitamini (mg) ---------9


mustafababuroglu@mynet.com

mailbox2.gif

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın