mutebellig.sitemynet.com
GAFLETTEN UYARIŞ Boş Sayfa Boş Sayfa Foto Albüm Boş Sayfa Linkler Sayfam

GAFLETTEN UYARIŞ

allah-kabe.jpg

AMERİKALI GREEN MÜSLÜMAN OLDU

18375_1_.jpg





Almanca kursunda tanıştığı Din Görevlisi Adem Armağan`ın verdiği kitapları merakla okuyan Jeremy Green, İslamiyeti seçti

ANSBACH- Alman bir bayanla tanışarak evlenmeye karar veren 24 yaşındaki Amerikalı Jeremy Green, 9 ay önce dünya evine girerek eşi ile birlikte Almanya`nın Ansbach kenti yakınlarında Heilsbronn kasabasına yerleşti.

Bir at çiftliğinde seyis olarak çalıştığını söyleyen Green, Almanca dilini fazla bilmediği için Ansbach Akademisi Almanca dil kurslarına katılarak Almanca öğrenmeye başladı. Sınıfta, iki ay önce görevli olarak Ansbach`a gelen (İGMG) Ansbach, Ayasofya Camii Din Görevlisi Adem Armağan ile tanışarak Green, Armağan`ın verdiği İslamiyetle ilgili İngilizce kitapları okumaya başladı. Müslüman olmaya karar veren Green, Kimsenin tesiri altında kalmadım. İslam dini oldukça mantıklı geldi bana diyerek Müslümanlığı seçtiğini açıkladı. Ayrıca huzuru bulduğuna inandığını söyleyen Green, Çok mutluyum. İslamın şartlarını elimden geldiği kadar yerine getireceğim dedi.

Muhammed ismini aldı

Adem Armağan, Amerikalı Jeremy Green`in Müslüman oluş öyküsünü şöyle anlattı: Almanca dil kursunda tanıştık. Kendisi sevecen bir arkadaş. Kendisine `hangi dine mensupsunuz` diye sordum. `Hiçbir dine mensup değilim` dedi. Müslüman ve din dersi öğretmeni olduğumu ve İslami okullarda okuyarak buraya görevli geldiğini anlattım. İslamiyetle ilgili İngilizce kitap versem okurmusunuz dedim. Teşekkür ederek kitabı bir ayda okuduğunu çok etkilendiğini söyledi. Muhammed ikinci bir kitap istedi ve Peygamber Efendimizin hayatı ile ilgili hadisi şerif kitabını da okumaya başladı. Daha sonra Müslüman olmaya karar verdiğini söyleyerek. Kendi isteği üzerine Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu. Din görevlisi Adem Armağan ise Muhammed adını alan Amerikalı vatandaşa İngilizce mealli Kur-an`ı Kerim hediye etti.www.haber5com

ENGLISHI QURAN TRANSLATİONS


"Successful indeed are the Believers,-

Those who humble themselves in their prayers;

Who avoid vain talk;

Who are active in given Zakat;

Who guard their modesty,

Except with those joined to them in the marriage bond, or (the captives) whom their right hands possess,- for (in their case) they are free from blame,

But those whose desires exceed those limits are transgressors;-

Those who faithfully observe their trusts and their covenants;

And who (strictly) guard their prayers;-

These will be the heirs,

Who will inherit Paradise: they will dwell therein (for ever)."
(23.Sura,The Believers,1-11) ReadTheQuran.org





KUR'AN AHLÂKI İLE AHLÂKLANMAK

Kur'an ölüler kitabı değil, diriler kitabıdır. Cahiliyyenin öldürdüğü hayatları diriltmeye gelmiştir. O'na inananlar, O'nunla amel edip hükümlerini uygulayanlar, hayatta iken hayatta olanlardır. Kur'an, hikâye kitabı değil, hüküm ve hükümet kitabıdır. İnsanlar arasında hüküm etmek, onun hakkıdır. Onun bu hakkını başkasına vermek, ona hıyanette bulunmaktır. Allahû Teâla buyurur:Biz sana Kitap (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki; insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma! (Nisa Sûresi / 105)

Rabbimiz buyuruyor:
İşte Bu kitap(Kur'an), bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
Onlar ki; gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah yolunda) harcarlar. (Bakara Sûresi / 2-3)
Bu ayet-i kerimede geçen takva, şeytan ve şeytanî güçlerin telkinlerinden, ilkelerinden Allah'a sığınmak anlamındadır. Takvanın bir mânâsı da, Kur'an düşmanlarına karşı İslâmî cephede yer alıp sipere girmektir. Yani fiilen Kur'an hizmetinde bulunmaktır. Kur'an'ı hayattan mahkûm etmeye çalışanlara karşı oluşturulan İslâmî cephede yer almayan ve sipere girmeyen, Kur'an'ın hidayetinden istifade edemez. Kur'an'ın hidayetinden istifade etmeyen de Kur'an'ı anlayamaz.

Elbette ki Kur'an, anlaşılmak için okunur. Zira Allahû Teâla'nın, Rasûlullah (s.a.v)'e Kur'an'ı indirmesinin amacı, onu insanlara duyurması ve iletmesidir. İnsanlar da kendilerine duyurulan ve iletilen bu mesajı anlamak ve uygulamakla yükümlüdürler. Zira hayatlarını Allah'ın istediği istikamette düzenlemekle sorumlu tutulan insanlar, bunu ancak kendilerinden isteneni anladıkları zaman yerine getirebilirler...Kaynak:Mustafa Çelik.www.habervaktim.com

İMAM-HATİP OKULLARI VE ÖNEMİ

İslâm, tam anlamıyla ilim dinidir.Bilenle-bilmeyeni eşit kabul etmeyen ve ilk emri "oku" olan tek din İslâm´dır.

İslâm Dini´nin en güzel öğrenildiği eğitim kurumlarından birisi ve en önemlisi İmam-Hatip Okullarıdır.Bazı kişiler "İmam-Hatipli Başbakanı içimize sindiremiyoruz." demektedir.İmam-Hatip mezunları da, yarı aydın, İslam´a ve Müslümanlara kin kusan,Laiklik adı altnda din düşmanlığı yapmayı alışkanlık haline getiren sözde aydınları içine sindiremiyor.İmam-Hatip mezunu olmaktan gurur duyuyoruz.İmam-Hatip Lisesi rozetini ölünceye kadar yakamızda ve kalbimizde taşımak bizler için bir şereftir.Bu okullardan vatanını,milletini seven,insanlığa faydalı
yeni bir altın nesil yetişmiştir."Mızrak çuvala sığmaz."Bunu kimse inkar edemez.

Adana İmam-Hatip Lisesi´nde okurken,duvarda çerçeve içindeki bir yazı: "Bilenlerle-bilmeyenler bir olur mu?"Zümer Suresi 9. Ayet´in Meâli, hatırımdan hiç çıkmaz.

İmam-Hatip Liselerinin ilme ve ilim adamına verdiği bu büyük değer sebebiyledir ki bu okullardan binlerce dini ilimlerde ve diğer ilim dallarında bilim adamı,devlet adamı ,ülkemize faydalı aydınlar yetişmiştir,
Görülüyor ki,dini ilimlerin olduğu gibi,fenni ilimlerin kapısını da ülkemize açmakta başarılı olan İmam-Hatip Okullarıdır.Bu başarı inkar edilemez bir gerçektir.
Bazı karanlık güçler ne zaman ki,İmam-Hatip Okulu mezunlarının önüne ve bu okullara engeller koymuşlar,çözülme başlamış,toplumda ahlak erezyonu artmıştır.Gölge etmeyin, ihsan istemiyoruz.
Türkiye´de din eğitiminin en temel ve yaygın alanı İmam-Hatip Okullarıdır.İmam-Hatip Okulları din eğitimi alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
"İnsan ve toplumu araştırma konusu yapan bilimler,mahiyet ve fonksiyon hakkında farklı görüşlerde olmakla birlikte,dinin ferdî ve sosyal bir ihtiyaç olduğu hususunda ittifak etmektedirler.Din eğitimi ve öğretimi çocuğun dine olan ilgisini hissettirdiği andan itibaren, iyi organize edilmiş eğitim ortamlarında,insanın gelişim özelliklerine,öğrenim-öğretim ilke, teknik ve yöntemlerine uygun olarak verilmelidir.Aksi halde insan dini ihtiyaçlarını giderememe huzursuzluğunu yaşayacaktır."Bunun içindir ki,İmam-Hatip Okulu öğrencilerinin sayısı artırılmalıdır."Modernizmin yeterince mutlu edemediği,post-modernist düşüncelerde veya çeşitli dini grup ve cemaatlarda inanma ihtiyacını karşılama arayışında olan günümüz insanının dîni problemlerine köklü çözümler ancak bilimsel çalışmalarla bulunabilir, dini ihtiyaçları sağlıklı karşılanabilir."
Dini ihtiyaçları sağlıklı karşılamanın yolu İmam-Hatip Okullarından geçmektedir.Bu okulların kıymeti iyi bilinilmelidir.Adem Armağan.

STRESİ DİNİ İNANÇ TEDAVİ EDER

Stresin günümüzün bir rahatsızlığı olduğuna dikkat çeken Doç Dr Sefa Saygılı şunları söyledi: "Eskiden kişiler birbirine yardım ederdi. Herkesin bir güveneceği dostları komşuları vardı. Geniş ailelerin yerini çekirdek aileler aldı. Akrabalık bağları azaldı. İnsanlar birbiriyle rekabet eder hale geldi. Eskiler kötü bir şey olduğunda bu da geçer "Ya Hu" derdi. Ancak günümüzde akrabalık bağları zayıfladı. Yardımlaşmanın yerini rekabet aldı. İnsanlar yaşamlarını erteleyip başka alanlarla ilgilenmeye başladı. Daha önceleri ölümle barışık yaşanırdı. Bu yüzden mezarlar yaşanılan mekânların içindeydi. Ancak zamanla ölümler insanın en büyük kâbusu haline geldi. Bu yüzden günümüzde insanlar ölümü hatırlamamak için mezarları şehirlerin dışına yapmaya başladı. Bu da stresi arttırdı."
Stresi azaltmanın yöntemlerini de sıralayan saygılı "Allah'ın varlığına inanmak. Gözyaşı dökmek. Elimizdekilere şükretmek. Yaptığımız işten zevk almak. Olaylara bel bağlamamak. Hayatımıza anlam katmak. Kendimize zaman ayırmak. Gülümsemek. İnsan sıcaklığı, güzel dostluklar, başkalarına yardım etmek vb stresi azaltır" diye konuştu.(cihan haber ajansı)

BİRLİKTE RAHMET AYRILIKTA AZAB VARDIR

Rahman ve Rahıym Olan Allah'ın Adıyla.Üzülerek ifade edelim ki,bu gün yeryüzündeki müslümanların büyük bir kısmı çile ateşinde yanmaktadır.Bir tarafta,Filistin'de,Afganistan'da,Irak'ta ve daha birçok ülkede olduğu gibi müslümanlar;imanlarını,vatanlarını,namuslarını,hürriyetlerini koruma,kurtarma savaşı vermektedirler.Diğer tarafta ise,yine Müslümanların büyük bir çoğunluğu,kendi öz yurtlarında,kendi öz vatanlarında,imanlarının,ibadetlerinin ve topyekün İslam'ı yaşama isteklerinin korkunç bir baskı altında tutulmasını acı acı seyretmektedirler.
Müslümanlar,bütünüyle İslam'a dönmeden,birlik beraberlik olmadan,Allah'ın ipine(Kur'an'a)sarılmadan,Saadet ve mutluluğa kavuşamıyacaktır.Adem Armağan

İSLAMIN DÜNYA GÖRÜŞÜ

Beşerin uzun tarihi boyunca bu kadar büyük evsaflı olarak tanıdığı yeğane akide,"islâm" akidesidir.
İnsan hayatının bütün dallarını kapsayan, misilsiz ve tek akide, islâm akidesidir.
Onun vazifesi, hayatın bir tarafını mesele edinip,diğer taraflarını ihmal etmek;bir gediği tıkayıp öbürlerini açık bırakmak değildir.O,"Kayser'in hakkı Kayser'e,Allah'ın hakkı Allah'a"demiyor.
O'na göre mal,mülk ve bizzat Kayser'in kendisi de Allah'a aittir.Tebasından herhangibirine verilmemiş olan hak,Kayser'e de verilmemiştir.
İslâm akidesi,insanın ruhunu ele alıp bedenini ve aklını ihmal etmez.Bireye bakıp topluma bakmamazlık etmez.O akide,insan hayatına,damarların vucuda yayılışı gibi yayılmıştır.Ve insan hayatının her zerresini kaplamıştır.Kaynak:Seyid Kutub

KÜFRETMEK MÜSLÜMANA YAKIŞMAZ

İnternette yayınlanan yazılara gönderilen e-maillerin bazısını okuyorum ve birilerinin yerine yerin dibine geçiyorum. Medenî insan, paylaşmadığı bir fikri, görüşü, inancı elbette protesto ve tenkit edebilir ama medenî ve olgun şekilde eder.

Küfr etmek, hakaretler savurmak, âdi ve bayağı bir üslup kullanmak, seviyesizlik yapmak Müslümana yakışmaz.

Diyelim ki, medenî ve olgun bir Müslüman yanlış yazan bir zatı tenkit edecek. Şöyle bir üslup kullanmalıdır. Muhterem beyefendi (veya sayın bay)... Yazınızı okudum ve bu kadar kısa bir metne bunca yanlışı nasıl doldurabildiğinize doğrusu şaştım. Elbette düşünce hürriyeti vardır ama siz anladığım kadarıyla bile bile yanılıyor ve yanıltıyorsunuz. Acaba bu yazdıklarınıza kendiniz inanıyor musunuz?.. Madde madde yazarak ve gerekçe göstererek, yazınızdaki on yanlışı aşağıya sıralıyorum. Acaba bunlardan dönmek faziletini gösterebilir misiniz? Saygılarımla...

Birçok vatandaşın e-maillerinden anlaşıldığı üzere halkımızın bir kısmı imla ve gramer kurallarını bilmiyor.Kaynak:M.Şevket Eygi.

MÜSLÜMANLARI ALDATMAYA ÇALIŞANLAR

Kimi insanlar var ki; `Allah'a ve Ahiret gününe inandık " derler, ama aslında inanmamışlardır. Bunlar Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar, ama bunun farkında değildirler. Onların kalplerinde hastalık vardır, Allah da bu hastalıklarını arttırmıştır, bu yakıncılıkları yüzünden onları acı bir azab beklemektedir.

Onlara "yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın" denildiği vakit "Biz yapıcı, düzeltici kimseleriz" derler. !yi bilesiniz ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat bunun farkında değildirler. .

Onlara "Halk nasıl iman etti ise siz de öyle iman edin" denildiği zaman "Biz hiç beyinsiz ayaktakımı gibi iman eder miyiz?" derler. Asıl beyinsiz ayak takımı kendileridir, ama bunu bilmiyorlar.

Onlar müminler ile karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Fakat şeytanları, elebaşları ile başbaşa kaldıkları zaman "Biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz" derler. Aslında onlarla alay eden ve kendilerini azgınlıkları içinde debelenmeye bırakan Allah'tır. Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın alan kimselerdir. Bu yüzden yaptıkları ticaretten kazanç elde edememişler ve de hidayete erememişlerdir.

Bu tablo, o günlerin Medine'sinde canlı bir realite olarak gerçekten vardı. Fakat zaman ve mekân sınırlarını aşınca; bu tablonun, insanlığın bütün kuşakları boyunca tekrarlanan, yeniden yaşanan bir örnek olduğunu görürüz. Bu tür münafıklara toplumların üst tabakasını oluşturan kesiminde rastlanır.Kaynak:Seyyid Kutub.

ANNEDEN, BABADAN VE CANDAN İMTİHAN

Allah Teala Buyuruyor ki:" Ey müminler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz. Kimler böylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler.

De ki; "Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım-akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'dan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez."Kur'an-ı Kerim,Tevbe Suresi 23-24.Ayet.

Bu inanç sistemi, içine girdiği kalbi başka bir şeyle paylaşmaya katlanamaz. Kalp, ya sırf ona ait olur, ya da ona hiç baştan yer vermez. Bu âyetlerin vermek istedikleri mesaj müslümanın ailesinden, akrabalarından, eşinden, çocuklarından, malından, çalışmasından, dünya nimetlerinden ve meşru hazlardan kopması, ya da dünyanın bütün güzel şeylerinden el-etek çekerek yalnızlık köşesine kapanması değildir. Hayır, asla bu inanç sisteminin tek istediği şey, insan kalbinin sırf kendisine bağlı olması, sevgisine başka bir şeyi ortak etmemesi, egemen ve buyurucu konumda olması, hareket ettirici ve itici bir rol oynamasıdır. İnanç sistemine bu rol tanındıktan sonra müslüman, hayatın bütün güzelliklerinden yararlanabilir, bütün çekici hazlarından payını alabilir, bunun hiç bir sakıncası yoktur. Yalnız müslüman bütün bu güzellikleri ve hazları, inancının gerekleri ile çatıştıkları anda tümü ile silkeleyip atmaya hazır olmalıdır.

Bu iki yolun ayırım noktası şuradadır: Acaba egemenlik bu inanç sisteminde mi, yoksa dünya hazlarında mı olacak? Söz önceliği bu inanç sisteminin mi, yoksa şu dünya nimetlerinin birinin mi olacak? Müslüman, kalbinin inancına sımsıkı bağlı olduğundan emin olduktan sonra çocuklarından, kardeşlerinden, eşinden, akrabalarından yararlanabilir; mallar, ticarethaneler, evler edinebilir; israfa kaçmaksızın ve gurura kapılmaksızın yüce Allah'ın yarattığı güzelliklerden ve çekici hazlardan payını alabilir. Bunun hiç bir zararı, hiç bir sakıncası yoktur. Hatta o takdirde bu yararlanma İslâmca hoş görülen bir "müstahap''tır. Çünkü bu yararlanma bir tür şükürdür, bu nimetleri kulları onlardan yararlansın diye bağışlayan yüce Allah'ın cömertliğini bir anlamda onaylamadır; O'nun rızık vericiliğini, nimet bağışlayıcılığını, karşılıksız sunuculuğunu hatırlatan bir fırsattır.

Şimdi âyetlerin ayrıntılı açıklamasına geçiyoruz:

"Ey müminler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz."

Böylece kalp ve inanç bağı kopuk olunca kan ve soy bağları da kopuyor. Yüce Allah'da birleşen yakınlığın dostluğu geçerli olmayınca aile birliğinden kaynaklanan yakınlığın dostluğu da geçerliliğini yitiriyor. Demek ki, öncelikli dostluk yüce Allah'a yöneliktir. Bütün insanlık bu ortak dostlukta kaynaşır. Bu dostluk olmayınca ondan sonra başka dostluk kalmaz. İp kesilmiştir, halka kopmuştur. Okuyoruz:

"Kim böylelerini dost edinirse onlar zalimlerin ta kendileridir."

Buradaki "zalimler" "müşrikler" anlamındadır. Demek ki, kâfirliği müminliğe tercih eden aile bireyleri ve akrabalarla dostluk ilişkileri sürdürmek, imanla bağdaşmaz bir müşrikliktir.

Bir sonraki âyet bu ilkeyi belirlemekle yetinmiyor. Bunun yerine bütün insanlar arası ilişki, bütün dünyalık nimet ve tüm haz türlerini ayrıntılı biçimde gözler önüne sererek hepsini terazinin bir kefesine ve bu inançla onun gereklerini öbür kefesine koyuyor. Âyette sözü edilen babalar, evlâtlar, eşler, akrabalar, kan, soy, akrabalık ve eş ilişkileri; mallar, ticarî ilişkiler insan fıtratındaki arzu ve istekleri; gönül açıcı evler, konaklar, köşkler, hayatın nimet ve hazlarını temsil ediyor. Terazinin öbür kefesinde ise Allah sevgisi, Peygamber sevgisi ve Allah yolunda cihad etme aşkı var. Bütün gerekleri ve sıkıntıları ile cihad. Beraberinde getirdiği bütün yorgunlukları ve argınlıkları ile cihad. Yolaçtığı bütün baskı ve mahrumiyetleri ile cihad. Birlikte taşıdığı bütün acıları ve fedakârlıkları ile cihad. Ucunda karşılaşılacak yaralanmaları ve şehit düşmeleri ile cihad. Bütün bunlardan sonra "Allah yolunda girişilmiş" cihaddır. Şöhretten; dillere düşmekten, ortalıkta boy göstermekten; pohpohlanmaktan, övünmekten, caka satmaktan, kendini beğenmişlikten; yeryüzü halkının saygısından, insanlar arasında parmakla gösterilmekten, törenlere ve gösterilere konu olmaktan arınmış bir cihaddır. Yoksa sahibine ne ödül kazandırır ve ne de sevap. Şimdi âyeti okuyoruz:

"Dedi ki; `Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabalârınızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'tan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız, Allah emrini, gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz."

Haberiniz olsun bu iş zordur. Haberiniz olsun, bu son derece büyük ve önemli bir iştir. Fakat bu odur, sözünü ettiğimiz iştir. Aksi halde:

"Allah, emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz."

Yoksa fasıkların, doğru yoldan çıkmışların akıbetine uğrarsınız:

"Allah, yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez."

Bu arınmışlık, bu ortak tanımaz bağlılık sadece müslüman fertlerden istenmiyor. Müslüman toplumdan, İslâm devletinden de ayni şey isteniyor. Buna göre ne müslüman toplum ve ne de İslâm devleti inanç sisteminin ve Allah yolunda cihad etmenin üzerine çıkan hiçbir ilişkiye, hiçbir çıkara önem vermemeli, itibar etmemelidir.

Yüce Allah, bu yükümlülüğü müminlerin omuzlarına bindirirken fıtratlarının bu yükü taşıyabileceğini biliyordu. Çünkü "Yüce Allah, hiçbir kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemez." Yüce Allah'ın, müminlerin fıtratlarının mayasına bu yüksek düzeyli fedakârlık ve katlanabilme enerjisini katmış olması, O'nun kullarına yönelik bir rahmetidir. İnsan fıtratının mayasında bu fedakârlıktan duyulan yüce hazzın bilinci vardır, insan fıtratı bu hazzı, yeryüzünün tüm hazlarına değişmez. Bu haz Yüce Allah ile ilişki halinde olmanın hazzıdır, yüce Allah'ın hoşnutluğunu ummanın hazzıdır, zayıflığı ve başkalarının ayakları altında itilip kakılmayı aşmanın hazzıdır, etin ve kanın ağırlığından kurtularak ışıklı ve aydınlık ufuklara tırmanmanın hazzıdır. Eğer insan fıtratı yerçekiminin baskısı altında kalırsa bakışlarını yüce ufuklara dikince bu baskıdan kurtulup yükselişe geçmenin özlemli umudunu tazelemiş olur.

Daha sonraki iki âyette duygular ve anılar canlandırılıyor. Müslümanların yakın zamanlarda yaşadıkları bir dizi olay gözler önüne getiriliyor. İnsan gücü ve savaş araç-gereci bakımından yetersiz oldukları bazı savaşlarda yüce Allah'ın kendilerine yardım ettiği vurgulanıyor. Ayrıca kendilerine "Huneyn" savaşı hatırlatılıyor. O gün müslümanlar sayıca kalabalık olmalarına rağmen ilk aşamada bozguna uğramışlar, fakat sonra yüce Allah onlara kendi gücü ile yardım etmişti. O gün Mekke'yi fetheden İslâm ordusuna sadece iki bin yeni müslüman olmuş, acemi asker katılmıştı. Yine o gün müslümanlar sayıca kalabalık oluşlarına, savaş araç-gereçlerinin bolluğuna güvenerek bir süre için Allah'a bağlılıklarını gevşetmişlerdi. Bunun üzerine savaşın ilk aşamasındaki bozgun başlarına geldi. Amaç, yüce Allah'a bağlılığın, O'nunla ilişkileri sağlam tutmanın, zaferi hazırlayan asıl faktör olduğunu; sayı ve araç-gereç bolluğunun ortadan kalktığı; mal, kardeş ve evlât desteğinden yoksun kaldıkları zamanlarda bu faktörün yanı başlarında olmakta devam edeceği gerçeğini müminlere uygulamalı bir ders vererek öğretmekti.Kaynak:Seyyid Kutub



O

İSLAM VE MÜSLÜMANLAR

Adem Armağan


İslam,insanlığı kurtuluşa,saadete,huzura çağıran yüce bir dindir.İnsanlığın ve İslam Ülkelerinin kurtuluşu için tek çıkar yol,Kur´ana sımsıkı sarılmak,dağılıp parçalanmamaktır.İslam kardeşliği etrafında bütünleşip,kaynaşmaktır.
Tarih şahittir ki,inançları sarsılmış,dini ve milli değerleri yıkılmış,birlik beraberlik ve kardeşlik sütunları devrilmiş bir milletin ayakta durduğu görülmemiştir.


İslâm ülkelerinin çoğunun başındaki devlet adamları gayri müslimlerin piyonu olduğu için birçok müslüman ülkede müslüman kanı akmakta! gövde durumunda olan müslümanın başı koparıldığı için Filistin,Irak,Afganistan v.s.İslam Dünyası halkının kanı akmakta halkın tepkisiyle sorun çözülememektedir.Siz, başı koparılan koyun´un başına,keçi başı koyarsanız düzen olur mu?uyum olur mu?İşte bunun içindir ki,İslâm Ülkeleri birbirine destek olamıyor.Birbirine köstek oluyor!Filistin´de müslüman katliamına seyirci olan İslâm Ülkeleri gaflet uykusundan ne zaman uyanacak! "Balık baştan kokar,bunu bilmemek Seyrani gafilin ahmaklığından."diyen şair ne güzel söylemiştir."Kurtlar çoban olursa o sürünün hali nasıl olur.""Bu Kitap(Kur´an-ı Kerim) sana, ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir."Yasin Suresi,6.Ayet

"Kâfirler, birbirlerinin yandaşları, koruyucularıdırlar. Eğer aranızda bu sıkı dayanışmayı gerçekleştirmezseniz yeryüzünde fitne ve büyük bir kargaşa çıkar."(Enfal,73.)

Hz.Muhammed (s.a.v.) uyarıyor: Sizi yemek gibi yiyecekler! Ne olacak sizin haliniz, gün gelecek ve siz bir kabın içindeki yemek gibi olacaksınız. Diğer milletler sizi yemek için üstünüze üşüşecekler. Tıpkı bir kabın içindeki yemeği bitirmek için sofraya üşüştükleri gibi.Bu sözleri Hz. Peygamber söylüyordu. Karşısında sahabesi oturuyordu, sözler sahabe üzerinde şok etkisi oluşturdu. Sordular hayret ve dehşet içinde: "Ey Allah´ın Resulü! O gün, yani diğer milletlerin, güçlerin, kültürlerin oyuncağı haline geldiğimiz gün sayımız az mı olacak, azlığımızdan dolayı mı bu utandırıcı duruma düşeceğiz?" Peygamberimiz hayır dediler: "Tam aksine, o gün sayınız çok olacak ama sizi Vehn, korku ve zayıflık kuşatacak. Bu nedenle de bu hale geleceksiniz." Sahabe bir daha sordu: "Vehn nedir ey Allah´ın elçisi!" Peygamberimiz cevap buyurdular: "Ölüm korkusu ve dünyaya aşırı tutkunuz." (Ahmed, müsned, II, 259; 278; Ebu Davud, İbn Mace, Tıbb, 5) Hz.Muhammed(s.a.v)başka bir Hadis-iŞerif´te şöyle buyurmuştur:"Birlikte rahmet var,ayrılıkta azab vardır." Müslümanlar,bütünüyle İslam´a dönmeden,birlik beraberlik olmadan,Allah´ın ipine(Kur´an´a)sarılmadan,Saadet ve mutluluğa kavuşamıyacaktır.

BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR



"Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız."(Kaf Sûresi,16.Âyet)

Ayetin başındaki "Andolsun ki insanı biz yarattık" ifadesi, bu ifadenin dolaylı anlamının gereğine işaret etmektedir. Şöyle ki: Bir aleti yapan elbette ki onun yapısını ve sırlarını başkalarından daha iyi bilir. Halbuki o, sözkonusu aletin yaratıcısı değildir. Çünkü o aletin ana maddesini o yaratmamıştır. O halde şekil vermekten ve onu monte etmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aleti yapan, onun sırrını ve yapısını bildiğine göre, insanı yoktan var eden, ona varlık niteliği kazandıran ve yaratan yaratıcı neleri bilmez? Elbette insanoğlu aslında yüce Allah'ın kudret elinden çıkmıştır. O halde insanoğlu, bütün benliği, niteliği, ve sırları ile, kendi ana kaynağını, çıkış noktasını, halini ve varacağı yeri bilen yaratıcısının önünde apaçık ortadadır.
Kaynak:Fi Zılalil Kur'an

adem.jpg

SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WELCOME

Adem Armağan

PLEASE MESSAGE WRİTE

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

Web Adresi:

Mesaj:

http://beyanulkuran.blogcu.com/

http://islamsaadettir.blogcu.com/

http://kuranvetoplum.bir.tc/

http://altinsayfalar.wordpress.com/

www.genclerlebasbasa.blogspot.com/

www.habesistanahicret.blogspot.com/

www.medineyehicret.blogspot.com/

www.mesnevibahcesinden.blogspot.com/

http://islamagiris.tr.gg/

http://www.kevser.org

http://www.islamiweb.net

ENGLISHI QURAN TRANSLATİONS

"It was We Who created man, and We know what suggestions his soul makes to him: for We are nearer to him than (his) jugular vein.

Behold, two (guardian angels) appointed to learn (his doings) learn (and note them), one sitting on the right and one on the left.

Not a word does he utter but there is a vigilant Guardian.

And the stupor of death will come in truth: "This was the thing which thou wast trying to escape!"

And the Trumpet shall be blown: that will be the Day whereof Warning (had been given).

And there will come forth every soul: with each will be an (angel) to drive, and an (angel) to bear witness.

(It will be said:) "Thou wast heedless of this; now have We removed thy veil, and sharp is thy sight this Day!"

And his Companion will say: "Here is (his Record) ready with me!"

(The sentence will be:) "Throw, both of you, into Hell every contumacious Rejecter (of Allah)!-

"Who forbade what was good, transgressed all bounds, cast doubts and suspicions;

"Who set up another god beside Allah: throw him into a severe chastisement."

His Companion will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far astray."(50.Sura,16 -27)

ASR SÛRESİ ENGLISH TRANSLATİONS

"By the Time,
Verily Man is in loss,
Except such as have Faith, and do righteous deeds, and (join together) in the mutual enjoining of Truth, and of Patience and Constancy."(Qur'an,103.Time Sura)

ÂYET MEÂLİ
"Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir. İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir."
(Meâric: 34-35

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyada zulme uğrayanlar, kıyamette mutlaka kurtuluşa ulaşacaklardır. Hz.Muhammed (s.a.v.)

Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin tabaktan hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de ümmetin en hayırlılarını seçer.Hz.Muhammed(s.a.v).(Ramuz, 39/10)

İlimsiz ibadette, tefekkürsüz Kur'an tilâvetinde hayır yoktur. (Hz. Ali r.a.)

Ümmetimin (nafile)ibadetlerinin en faziletlisi Kuran-ı Kerim-i Okumaktır.Hz.Muhammed.(s.a.v.)


"Hiçbiriniz kendisi için istemediğini (Mü'min) kardeşi için istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olamaz."Hz.Muhammed(s.a.v.)

Kendini 'hak' ile meşgul etmezsen, bâtıl seni işgâl eder. (İmam Şafi)

"Hicretin en faziletlisi,Allah'ın sevmediği şeyleri terk etmektir."Hz.Muhammed(s.a.v.).

VECİZE

İMAN UĞRUNA
Volkan gibi lav atmış,ne susmuş ne sönmüşüm. Ben bu iman uğruna çılgınlara dönmüşüm.
(N.Fazıl Kısakürek)

Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o, kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
(Hz.Ali R.A.)

Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı, ölümünden sonra anılmaz.
(Şeyh Sadi)

Dini dışlayan bilim topal ve yarı aydın yetiştirmeye mahkumdur!Adem Armağan.

Cevizi kırıp özüne inemeyen, hepsini kabuk zanneder.
(İmam Gazali)

İslâm'ı irtica sananlar,İslâm'ı inceleselerdi, mürteci olduklarının farkına varırlardı.Adem Armağan

" Aptalların tatili tembelliktir, bitmez."Einstein

ŞİİR

İSLAM'I YAŞAMAK
Durmayın! engelleri aşıp geçin,
İslam'ın özgür dünyasını seçin.
İslam'ı yaşa,iş düşüyor başa,
İslam düşmanlarına,olma maşa!
Filistinde insanlar acımasızca ölüyor!
İslam ülkeleri gafletle seyrediyor!
İsrail yahudisi vahşete doymuyor,
Mazlumun duası kabul olmuyor.
Adem Armağan.

"Anladım işi sanat Allah'ı aramakmış,Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış." Necib Fazıl Kısakürek

Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...Alem aldatmaksa maksad,aldanan yok,nafile!Kaç hakiki Müslüman gördümse,hep makberdedir; Müslümanlık,bilmem amma,galiba göklerdedir!M.Akif Ersoy

MESNEVİDEN DERS ALMAK

"Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!Başkalarının kusurlarını örtmekte gece gibi ol!cömertlikte akarsu gibi ol!öfkeli zamanında ölü gibi ol!tevazu ve mahviyette toprak gibi ol!Olduğun gibi görün;Göründüğün gibi ol.!..
Her kim edebden nasibini almamışsa,o insan değildir.Çünkü insanla hayvan arasındaki fark,edebdir.Gözünü aç da Allah'ın kitabı olan Kur'an-Kerim'e dikkatle bak!Göreceksin ki o,ayet ayet edebden ibarettir."Mevlana Celaleddin Rumi.

Akıllı kimse,kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan(hazırlık yapan) dır."Hz.Muhammed(s.a.v.)

ENGLISHI QURAN TRANSLATİONS (İNGİLİZCE KUR'AN,İHLAS SÛRESİ MEÂLİ)


Say: He is Allah, the One;

2
Allah, the Eternal, Absolute;

3
He begetteth not, nor is He begotten;

4
And there is none like unto Him.Adem Armağan.Kaynak:(Read the Quran.org).






GÜNAH İÇİN İLAÇ

Beyazıd- i Bestami Hazretleri akıl hastahanesinin önünden geçerken, bir Doktorun havanda ilaç dövdüğünü görerek: Çok günahkarım, der. Bunun için de ilaç var mı? Doktor daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir hasta, pencereden seslenir.Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalb havanında tevhid tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir, göz yaşı ile yoğur. Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye. Göreceksin hastalığından eser kalmayacak.Bestami hazretlerinin gözleri dolar ve Ya Rabbi, der. Şu dünya hastanesinde ne doktorlar var.Adem Armağan.

GAFLETTEN UYARIŞ



"Bu Kitap(Kur'an-ı Kerim) sana, ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir."Yasin Suresi,6.Ayet.

Gaflet kalpleri karartan bir haslettir. Gafil olan bir kalp görevini savsaklar. Algıdan, etkilenmekten ve hakkı kabul etmekten çok uzaktır. Böyle birinin karşısına hidayetin delilleri çıkar veya kendisi ona rastlarsa onları algılayıp kavrayamaz. Bu deliller karşısında kılı kıpırdamaz ve onları kabul etmez. Bundan dolayı, Hz. İsmail'in soyundan gelen, onun arkasından hiçbir peygamber görmeyen ve nesiller boyu bir uyarıcı ile karşılaşmayan böyle bir topluluk için en uygun olan ikazdır. O halde kendilerine ve atalarına bir önder gelmemiş gözleri kapalı gafilleri ancak ikaz uyandırabilir.

Sonra yüce Allah, bu gafillerin akıbetleri ile, Allah'ın kaderi gereği başlarına gelen belaları açıklamakta ve bunların Allah'ın ilminden gizlenemeyen yaptıkları ve yapacakları kötü hareket ve kalplerindeki bozuk niyetlerine bir ceza olarak verildiğini açıklamaktadır.Kaynak:Seyid Kutub



İNANANLAR ÜSTÜNDÜR

Sözlerin en güzeli olan Allâh kelamı Kur'anın Asr Sûresinde:"Asra yemin ederim ki,insan gerçekten zarardadır.Ancak iman edip iyi işler yapanlar,birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır."Buyrulmuşken,müslümanlar niçin geri kalmıştır?İslam Dini, "inanıyorsanız üstünsünüz."derken,günümüz müslümanları niçin üstün konumda değildir? Bu soruların cevabı,İslam'dan yüz çevirmektir.

Maalesef,bugün yeryüzündeki müslümanların büyük bir kısmı çile ateşinde yanmaktadır.
"Din ilerlemeye engeldir." sözü koskoca bir yalandır.İki günü birbirine eşit olan zarardadır.Diyen İslâm,ilerlemeyi emretmiştir.
Müslümanların maddi ve manevi alanda geri kalmalarına sebep,dış güçler ve onların piyonu olan bazı devlet adamları ve sözde din bilginleridir.

İNANIYORSANIZ MUTLAKA GALİPSİNİZ

Bu geniş açıklamalardan sonra güçlendirmek, teselli etmek ve sağlamlaştırmak için surenin akışı müslümanlara yönelmektedir:

"Sakın gevşemeyiniz karamsarlığa kapılmayınız; eğer mümin iseniz üstün gelecek olan taraf sizlersiniz"Âl-i İmran,139.Âyet.

Uğradığınız zayıflıktan dolayı gevşemeyin. Başınıza gelen musibetlerden ve kaçırdığınız fırsatlar yüzünden üzülmeyin. Üstün olan sizsiniz. Herşeyden önce akide üstündür; çünkü, siz sadece Allah'a secde edersiniz. Onlarsa, O'nun yarattıkları şeylerin kimine ya da bazısına secde ederler Hayat metodunuz üstündür; çünkü siz Allah'ın gösterdiği metoda göre hareket ediyorsunuz. Onlarsa Allah'ın yarattıkları insanların hazırladığı metoda uymaktadırlar. Üstlendiğiniz rol üstündür; çünkü siz, bütün insanlığın önderliğini elinizde bulunduruyorsunuz, topyekün insanlığın öncülerisiniz. Onlarsa metodtan uzaklaşmış ve yoldan sapmışlardır. Yeryüzündeki konumunuz üstündür; Çünkü Allah'ın size vadettiği yeryüzünün mirası sizindir, onlarsa yokluğa ve unutulmaya yuvarlanıp gideceklerdir. Şayet gerçek müminlerseniz, üstün olan sizsiniz. Gerçekten inanıyorsanız, gevşemeyin, üzülmeyin! Cihad, imtihan ve arınmadan sonra sonucun sizin olması için yaralar almanız ve yaralanmanız yüce Allah'ın bir kanunudur.Kaynak:Seyid Kutub.Adem Armağan.







DÜNYA SEVGİSİ VE ÖLÜMDEN KORKMAK

Hz.Muhammed (s.a.v.) uyarıyor: Sizi yemek gibi yiyecekler!

Ne olacak sizin haliniz, gün gelecek ve siz bir kabın içindeki yemek gibi olacaksınız.

Diğer milletler sizi yemek için üstünüze üşüşecekler. Tıpkı bir kabın içindeki yemeği bitirmek için sofraya üşüştükleri gibi.Bu sözleri Hz. Peygamber söylüyordu. Karşısında sahabesi oturuyordu, sözler sahabe üzerinde şok etkisi oluşturdu.

Sordular hayret ve dehşet içinde: "Ey Allah'ın Resulü! O gün, yani diğer milletlerin, güçlerin, kültürlerin oyuncağı haline geldiğimiz gün sayımız az mı olacak, azlığımızdan dolayı mı bu utandırıcı duruma düşeceğiz?" Peygamberimiz hayır dediler: "Tam aksine, o gün sayınız çok olacak ama sizi Vehn, korku ve zayıflık kuşatacak. Bu nedenle de bu hale geleceksiniz."

Sahabe bir daha sordu: "Vehn nedir ey Allah'ın elçisi!" Peygamberimiz cevap buyurdular: "Ölüm korkusu ve dünyaya aşırı tutkunuz." (Ahmed, müsned, II, 259; 278; Ebu Davud, İbn Mace, Tıbb, 5).Adem Armağan.

VEDA HUTBESİ VE YOLDAKİ İŞARETLER



(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:



"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür."



"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.

Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

Ey insanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.

Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

- Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

- Zina etmeyeceksiniz.

- Hırsızlık yapmayacaksınız.

İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "

Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:

"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! " Kaynak:www.diyanet.gov.tr



HADİSLER

Dünyada zulme uğrayanlar, kıyamette mutlaka kurtuluşa ulaşacaklardır. Hz.Muhammed (s.a.v.)

Cennetin etrafı mekârihle (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) sarılmıştır. Cehennemin etrafı da şehevi (nefsin arzuladığı, cazip) şeylerle sarılmıştır.

Ümmetime (Müslümanlara) zor gelmeyeceğini bilseydim, her abdest alışta dişlerini fırçalamayı emrederdim.

Sizin en hayırlınız Kur'an-ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir.

Allah'a ve Ahiret gününe imanı olan hayırlı söz söylesin veya sussun.

İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o devirde kişi ele geçirdiği helalden mi yoksa haramdan mı kazandığına aldırmayacak.

Çocuklarınızı, Peygamberinizin sevgisi, ehl-i beyt sevgisi,Kur'an sevgisi ile eğitiniz...

Bir hastayı ziyaret eden mü'min, cennette nimetlere kavuşur.

İnsanların hatalarının çoğu dilinden meydana gelmektedir.

Dedi-kodu, kardeşini arkasından hoşlanmadığı şekilde anmaktır.

"Mü'min, mütemadiyen rüzgarın eğici tesirine maruz bir bitkiye benzer. Mü'min, devamlı belalarla başbaşadır. Münafığın misali de çam ağacıdır. Kesilip kaldırılıncaya kadar hiç ırgalanmaz."Hz.Muhammed(s.a.v)

Anket

Sitemi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda