|
....UNUTAMADIGIM EN GÜZEL ŞARKI İDİ BANA AGLADIGIN EFKARLI SESİN.....
Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.
Bir martı kanadında... Ve ben denizin en koyusunda hüznün içinde dalgalar arasında,suskunum... Yüreğim suskun... Herşey sessiz ve yokmuş gibi... Yokmuşum gibi... Hissedemiyorum sensizliği nefes alamıyorum... Bir şey geliyor boğazıma; Yutkunamıyorum... Durgunlaştım... Sebebi yok sensiz olan hiçbirşeyin sebebi olmadığı gibi bununda bir sebebi yok... Yaşayamadık ki biz, olmadı yarım kalan hikayeler öylece kalakaldı... Bitiyor cümleler ve artık sonuna geliyor zaman yavaş yavaş... Yaşadığım heran ve ben artık sonundayım bu hayatın... Sonu gelmekte hüznüm bu sevdanın... Sen bir hüzün kuşu ben bir sevda yolcusu... "GiDiYoRuM GiTMeLiYiM"..Bu, sana son kez bakışım belki. Gözlerimle son kez okşayışım saçlarını, göz yaşlarını son kez silişim. Bu camın arkasından da olsa, son kez hissedişim ellerini.. Evet, gerçekten hissettim. O an, ellerim otobüsün penceresini yırtmaya çalışırken güçsüzce, sen de ellerini koydun ya hani cama O an hissettim, ellerindeki göz yaşlarının ıslaklığını kendi ellerimde.
Hani bir gece, beraber yağmurun yağışını seyretmiştik. Dışarıda buz gibi hava vardı, her bir yağmur damlası tokatlıyordu camı, rüzgar bir o yana bir bu yana çarpıyordu önüne gelen her şeyi acımasızca. Ama ben, pencerenin önünde, seninle güvendeydim.
Ama şimdi bak, pencerenin arkasındayım artık. O korkunç fırtına burada. O acımasız rüzgar, çok uzaklardaki acıları getirip yüreğime fırlatıp gidiyor. İçime düşen her bir damla ok gibi saplanıyor bulduğu yere ve her saplanışta bir göz yaşı uzayıp kopuyor gözlerimden. Camın arkasında yalnızım, ve sen diğer taraftasın, ve ben güvende değilim.
Birbirine kenetlenmiş bakışlarımız. Bana söylediğin son söz: Seni hep bekleyeceğim bıldırcınım Ama gözlerinde, yıllar geçse de bekleyeceğin birine değil de, son kez görüyor olduğun birine ait bakışlar var. En ufak bir umut, en zayıf bir ışık yok geleceğimize dair. Olsun bitanem En azından tesellim şu ki; biten bir güzelliğin süzülerek akıp gitmesine değil içimdeki bu korkunç acı. Senden ayrı düşerken, çaresizliğimize lanet ediyorum, beraber geçirdiğimiz günlere değil.
Bak bitanem Yağmur başladı. Belki senin küçük nazlı bıldırcının camın dışındaki yağmurda ıslanmıyor ama, diğer taraftaki fırtınada paramparça oluyor.
Otobüs hareket ediyor, gidiyorum işte Sakın el sallama bana. Gözümde kalan son görüntü; yağmurun altında kalmış, diğer yarısı kopartılmış, kanayarak arkamdan el sallayan yarım bir gönül olmasın Eğer ihtiyacın olduğunda sana yardım edecekse, yüreğimi bırakıp gidiyorum sağ avucunun içine. Ne yaparsan yap; ister unut beni, ister başkasını sev Ama sakın o küçücük yüreği avuçlarının arasından bırakma bir yerlere. Çünkü biliyorum ki o minik yürek, bir benim göğsümde atar, bir de senin avuçlarının sıcaklığında
Hoşça kal umudum....
Sabah ayazı dokunur
Gül yaprağına
Bu ayrılıkta bana dokunur, gitme
Sevgi bağına Baykuşları tünetme
Allah'ını seversen gitme
En büyük aşk imkansız olanmış
En büyük aşk, yalanmış derim
gidersen,gitme
Sabah ayazı dokunur gül yaprağına
Bu yüzden dağları sis kaplar
Ve bu yüzden çiçekler büyümez
Açmaz tomurcuklar
Bak yalvarıyorum gitme
Allah'ını sever sen gitme
Beni buralarda perişan etme
Alışamam gidişine
Teninin kokusu u özlerim
Yüreğim bir kurşun gibi ağırlaşır
Şarkılar yaralar
Şiirler öldürür beni gitme
Beklemek ölümden ötedir
Bilmezsin sen gitme
İstersen çay koymayı unut, kızmam
Gözlerinde içerim kahvemi
Yakma sobayı,sinemde ısıtırım seni
Daha önce ricada bulunmadım kimseye
Ama sana yalvarıyorum gitme
Yüreğim ökseye tutulmuş
Çırpınan yaralı bir kuş
Ben saksıda kuruyan çiçek
Gidersen bu can ölecek gitme
Allah'ını seversen gitme
.........ÖLÜRÜM HASRETİNLE.......
Bir adım öteye geçemediğimiz uzaklarda,umitlerin umitsizliğinde bağrımıza ateş düşürüp sinemizi yakan,çaresizlikti bizi bağlayan Gecikmiş zamanın çaldığı saatte,Bütün özlemlerin buluştuğu yerde
Yol gösteren sessiz rüzgarlarda savrulduk.Bir imkansızlığın öyküsü yaşadığımız..Yağmurların bile eskitemediği yanık bir türkü,bir armağandır bu aşk erişirken sabaha gecem.Sonsuzluğa açtı bendeki sen her bakışta görünenden fazla işledin yüreğime
oysa sadece seyirci
kalacakmışım ellerine
Yakıp kavuracakmış
hasret günden güne
Günümü ay ederek
bekleyecekmişim
Bir gün ansizın
gelirsin diye
Uzaklarda ve bir okadar yakınlarda
Bir yüz görümlüğü sen için sevdim.
Güzel bir rüyaymış farzet..gözlerindeki ben gibi sakla yüreğimi..ÖZLERKEN SENİ SAKLARIM ÖZLEMLERİMİDE YÜREĞİMİ SAKLADIĞIM GİBİ...
mevsim sonbahar
yağmur yağıyor buralarda
en acı hüzünlerle dolu gözlerimle
yollara bakıyorum
yüreğimden yüreğine giden yollara
gün yine efkar günü
dalıp umutlarımı
gizlediğim kaldırımlara
yine gülden kırmızı
senli hayallerdeyim
aklımdan çıkmıyor gülüşlerin
gözlerimden gözlerini kaçırışın
ve aslında herşeyi söyleyişin
bak ordasın işte oracıkta
aynı yerde duruyorsun..
hiç değişmedi yerin
ne rüzgarlar esip savurduda
yüreğimin kıyılarını.
hiç bir rüzgar körükleyemedi
sana olan sevdamı..
ben hala mahkum gözlerinde
ben yine aynı sevdalı
Yağmurlarını da biliriz,rüzgarlarını da kılıç keskinliğinde...
Dilini de biliriz,yumuşacık...
Yüerğini de biliriz sıcacık...
Ağlamalarına şait olmuşsuzdur karanlık köşe başlarında yalnız...
Haykırışları gönlümüze saplanmıştır arada, en acımazızları gibi okların...
Şarkılarını da biliriz en hazin makamlardan söküp aldığı...
Sevdalarını da okumuşluğumuz vardır yakılası dizelerinde...
Gülüşümüz de olmuştur arada toz pembe...
Bir serçeliğini bilmezdik,saçak altlarına sığınmış sağnaklardan kaçışan...
Bir de mahkumiyetini çalanları bilmezdik satır aralarından...
Bir bildiğimiz vardır,yiğitlikse yiğit,savaş ise savaş,dostluk ise dostlukta vardır...Yarım yamalat değil,var ise tam vardır.kanadı kırık kuşlar gibiyim özgürlüğüm olan göglere gidiyorum....KUŞUNNN YOK OLUYORR..
Bir avuç güneşinle karanlıklarımı ezmeyeceksen; bırak dilinde ıslanacak son dua, gözbebeklerinde akan son damla olup
toprağa ben sarılayım. Ben ellerimi uzattım yüreğine; nefesinden ya yokluğunu yolla yalnızlığa sarılayım ya da gözlerini yolla delice yüreğine soluyayım..
Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme,gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel.. PUSU DURAN ELLERİNE SANA AGLARIM YALNIZLIK GELİR YA BENDE KALIR TUTSAKLIGIN...BİDE GİDERKEN YÜZÜNÜN GİDERKEN ISLAKLIGI
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte
geceden yarım kalan hayalinle
farklı bir boyuttayım, yarı uyanık
yarı uykulu....baktığım her köşede
gördüğüm her nesnede,
tutuklanıyorum............
kahverengi gözlerinle
Yine kilitlendi yüreğim,
aklımda kalan en son halinle
kalbime bin çeşit renkle,
nakış nakış işlediğim senle
güneşin rengiyle sevgimi
umudun mavisiyle
umudumu süslercesine
Rüzgar ve fırtına arasındaki
fark gibi yaşıyorsun içimde.....
küçük bir çocuğun gözyaşları gibi
mavi mavi pınarlar gözlerimde
ne kadarda çok yağmurlar
yağıyor yüreğime
Dünyanın en zor bulmacasını
çözercesine........
süzülüyorsun titreyen kalbime
yeryüzüyle, gökyüzünün
büyük sevdası gibi....
bir gülün masum ve temiz
aşkı gibi....
Bir hazan yaprağı gibiyim
soluduğum her nefeste sen
söküp atıp vazgeçilmişlikleri
çığlık çığlığa haykırmak istediğim
inatla dillerimin sessizliğine
Seviyorum seni......
bir başka kaçıyorum
geceden..
gözü yaşlı
yüreğimde isimsiz
bir sancı
dolanmakta
tenim yangın
yeri
bir başka
saklanıyorum geceden
ay düşende
ben gözlerine
hükümlü
bir başka
korkuyorum geceden
çaresiz içine
eriyorum
sensizlik acımıyor
bana..
bir yanım yavaş
yavaş
ölmekte
hüzün yağmurları
altında ıslanmayı
sevdik biz
içimizde bölük
hasretimizle
gecelerimiz öksüz
ayışığına yetim
sisli sabahlarda
mavilere giden
yolları karşı
pencerelerden
seyretmeyi sevdik biz
iki büklüm
sevdamızla
acıların kıyılarında
oturmayı sevdik biz çocuk düşlerimizle
Yine nefessiz kaldigin bir ortami anlatiyorsun.Anlatiyorsun ama bizide nefessiz birakiyorsun.Ayni hüznü yasadim su an.Birde Umut ve onun dönüsünden bahsetsen diyorum..
Sevda yanığı gönlüm
gidişinle beni karanlıklara
gömerken sen başka
sevgilerde yeşermektesin
başka hava soluyorsun bensiz
bense nefessiz yaşıyorum
bu koskoca şehirde
her sabah aynı kabusa
uyanıyor gözlerim
güller soluyor icimde
yokluğun hoyrat bir ruzgar
sensizliğimin sokaklarında
bir elveda ile ayrıldı ellerimiz
yetiremedik sevdamızı
ayrı düştü yollarımız
''ahın kaldı sevda yanığı gönlümde
SEN CENNETİM''
gökyüzü ağlıyor
ben ağlıyordum o gece
sana değil hayallerine akar gözyaşlarım
silmesende olur...
gözyaşımı yağmurlarda gizledim
ne olur gelme....
terk etme beni acıya
taşımaz yüreğim
baharlar ertesi
senden kalan bir hicran yarasına daha
ne olur gelme sevme beni bir daha
bir sevda var yüreğimde
git diyor....
uzansamda dokunamadığım....
ayaza kesmiş sevdalar çıkar
dokunsamda saramadığım...
gidememm...
yok sığınağım...
sarılamam yabancı sevdalara....
sen sandığım.....
DENİZ YILDIZLAR VE BEN BEKLİYORUZ......
Hep ertelenen bir an, hiç yaşanmamaya mahkumdur.
Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır.
Mevsimleri sayarsak, ömür baharsız tükenir gider.
Sevdiğinizi bulmak ya da bulduğumuzu sevmek tercihi en zor olan iki seçenektir bu sınavda...Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde, sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz? Ufukta görünen o ki,
mutluluk tek kişiliktir aslında.Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun.Aşkın da sevdiğin kadar büyüktür, sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, o hasreti yalnız tüketirsin.
Karşılık bulmuyorsa sevda, umut değil, kendini hükümdar sanan köleler üretir, dönemezsin. ama boşa geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirlerin de değildir.
Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler, sırdaşlığını hiç terk etmez.Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar, o gül solarken.Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden, hep aynı acıyı çeker.Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğin, zannettiğin yerler birer duraktır aslında.
Ve sen yolculuğunu gönüllü olarak bitirmişsindir o durakta.
Güneş hep geç kalırmış gibi gelir, sen bir havada mevsimlecaktır belki.Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi, yüreğini teselli etmek de sana düşer.
Her şeye rağmen ürkütmesin seni bu sevdanın ateşi.
Her yangın önce başladığı yeri yakar. Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde, yıllar geçse de senin adın yazar.
Ve bil ki sevdiğim, uslanmaz ruhum yaşadıkça seni sever, seni sevdikçe yaşar...
ansızın bir gece vakti
sokak lambasının donuk ışığı
altında yüreğime mavileri açanım
yenik düşmüş benliğimle masumane
gözlerine sürgün olduğum gözlerinde
ayışığını bulduğum, karanlığımı
örten beni göğsüne çekenim
hani aynı yolun yolcusuyuz
diyerek kollarımdan tutmuştun ya
hani sıcak bir yağmur gibi
üzerime yağmıştın. siyahi bulutlara
aldırış etmeden başucumda
yıldızım olmuştun ellerinde aşkın
incileri avuçalarıma düşmüştün ya
bir sevda filizlenmişti yüreğimde
rüzgarın esintisinde sen vardın
düşüncelerim seninle süsleniyor
kalbim senin için çarpıyordu
gece suskunluğunu
bozmuş seninle büyüleniyor
seni yaşıyordu
sanki hep seni beklemiştim
bu şehirde geleceğini bilir gibi
ama içimde bir korku vardi
sebebini bilmediğim, her ne
pahasına olsun yaşanacaktı bu sevgi
sonunda ayrılık bile olsa
...yaşanmanlıydı! .......
tıpkı gelişin gibi ansızın oldu gidişin belkide
hiç uzanamamıştım sevgine
şimdi gökyüzünde kaldı gözlerin başım yükseklerde hep sana bakacağım,
seni hep içimde saklayacağım seni bende yaşatacağım
gözyasım mavidir benim..
yarın hatırlama beni...
haftaya da...
yıllar sonra hatırla
arkana bakmadan cekip gittiğini
boynumun büküklüğünü
ve oynadığımız oyunları
içinde ihanet olmayan oyunlarımızı
kahrol!...
ya da hayır
acı cekme sen...
istemem...
senin tırnagın kırılsa,
benim kalbim sökülür yerinden
sen göremezsin gözlerimdeki yasları...
acılarımı göremediğin gibi
mavidir benim göz yasım
tıpkı gökyüzü gibi...
Karsimdasin iste...
Bana bakmasan da oradasin, görüyorum seni.
Ah benim sevdasinda bencil, yüreginde saglam sevdigim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbasi oldu yüregim.
Tikandigim o an,
Elimi nereye koyacagimi sasirdigim o an iste,
Aklimdan o kadar çok sey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boslukta, ben darda kaldim.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldim.
Bir senfoni vardi kulagimda çalinan,
bitti artik hepsi...
Köseme çekildim, hani hep kaldigim köseme.
Bakis açim belli oldu yine.
Geride kalan, ardindan bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarim dahi kalmadi benim.
Daglara çarptim her esisimde.
Yollara küfrettim her gidisinde.
Demistim sana hatirlarsan:
Önemli olan zamana birakmak degil,
zamanla birakmamak tir..
Simdi bana, geçen o zamanin
Unutulmaz sancisi kalir
Gittigim eger bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
Seni öyle sevmişim ki kendimi kaybetmişim. Her şeyimi senin için hiçe saymışım. Bu nasıl olur.? Nasıl bir başkasını kendinden daha fazla sevebilir insan? Bunu anlamıyorum şu an. Gözlerinde kendimi görüyorum., rüyalarımda seni. Artık yoksun yanımda. Ben var mıyım hayatta ? Varım, bedenim yaşamaya devam ediyor. Çünkü henüz ölmedim, ama bir sor gerçekten yaşıyor muyum diye. Gerçeği bir sor. Var olmak ne demek. ? Sadece bana kalmış yaşam kalıntıları mı ? Yoksa senin de içinde olduğun bir bütünlük mü? Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok. Sen vardın da anlamı vardı. Sen bendin. Ben ise sen. Senle biz elmanın iki yarısı değildik. Elmanın ilk yarısıydık. Diğer yarısı hiç umurumda değildi.
Gülüşün..... Beni öldüren ve can veren gülüşün. Her şeye değerdi. Güneş kadar aydınlık, Şaşal su kadar saf. Sen neydin? Hala çözemedim. Ayrılık sebebini bile bilmiyorum. Ama sen neydin.? Gündüzüme güneş, karanlık geceme dolunay olmuştun. Gözlerim kapalı yürüyordum sen yanımda yokken bile. Ya şimdi.... Güneşin kendisi bile aydınlatamıyor yolumu. Halbuki güneşi kendime enerji kaynağı bilirdim. Şimdi güneş "benim yapacak bir şeyim kalmadı artık" diyor. Ay bile bana bakmıyor artık. Geceme ışık olmuyor.
Tek yapabildiğim içip içip sızmak. O zaman bana alkol çare oluyor. Ama bilirsin. Ben, sen varken içmezdim. Hem de ağzıma bile almazdım. Şimdi tek dostum ve de düşmanım alkol. Sanki seni unutuyormuşum gibi. Hayır asla. Seni unutmak mümkün mü? Nasıl bir dere yatağını bilmez. Aktığı yer meçhul olsa da. O dereden ben su içmişim. Serinlemişim. Yaz günü buz gibi suyunla serinlemişim.
Sen benim her şeyimsin. Her şey olmak nasıl bir duygu bilir misin? Her şey ve de hiçbir şey. Sen varken her şeydim. Dağları delecek gücüm vardı. Okyanuslar aşacak gücüm. Ama şimdi yoksun. Ve ben her şeyimle beraber hiçbir şeyim. Hiç im. Hiç olmayı hissetmiyorum şu an. Zaten hiçim. Sabah kalkıp bugün yeni bir hayat var diyemiyorum. Çünkü sen yoksun. Sen yoksan yeni bir günün ,hayatın ne anlamı var.? Sensiz geçen bir saniyenin ne anlamı var?.
Şimdi meçhule giden bir gemi gibiyim. Hangi limandasın bilemiyorum. Rüzgar bile yardımcı olamıyor artık. Eskiden yelkenlerime eserdi tatlı tatlı. Şimdi Okyanusun ortasında kaldım. Pusulam sendin. Sende yoksun şimdi. Ne yapacağım ben. Nasıl yaklaşacağım, sığınacağım bir liman bulacağım? Sen benim tek sığınağımdın. Rotası belli olmayan gemiye rüzgarda yardımcı olmazmış. Bana da olmuyor. Rotam sendin. Ama hayat bunu kabul etmedi. Şimdi ben ne yapayım. ?
Biliyorum sen bu yazıyı hiçbir zaman okumayacaksın. Cevabın da yok . Olamaz da. Ama biliyorum, rüyalarına giriyorum. Sen de benim rüyalarımdasın. Ne olur, bana yol göster. Es bana doğru. Seni her halinle sonsuza kadar seviyorum seveceğim de. Ahh keşke yanımda olsaydın da sana son kez de olsa sarılabilseydim. Seni kemiklerini kırarcasına sarabilseydim. Ne olurdu sanki.
Ama nafile. Her şey için çok geç. Seni bana yazan kalem de kurudu, ayıran kalemde. Yeniden yazmamız artık mümkün değil. Ben hiç olmaya mahkumum,denizlerde kaybolmaya mahkumum. Ama sen her şeye değersin. Sevgi denizinde ben boğulurken, sen bilmediğim yollarda yürüyeceksin. Bilmediğim sularda serinleyeceksin.
Ahhh keşke güneş beni anlayabilseydi. O zaman belki sıcaklığı ile cansız bedenimi yok ederdi de ben de sonsuz huzura kavuşurdum.
Uzaklardan bir ses olmani isterdim, bir selam, bir nefes... "Üsüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmani isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarilmani... En karanlik yerinde düslerimin çikip gelmeni isterdim. Kinali bir bahar gibi, umut isigi olmani isterdim hayatima... Gelseydin ve yaslasaydim basimi omuzuna, aglasaydim doya doya ... Geçerdi üsümesi yüregimin, geçerdi üsümesi içimin, kirpiklerimde yagmurlar dumanlanmazdi biliyorum...
Seninle sulari yesil bir irmagin kiyisinda bulusmak, saçlarinin kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin solugundan içmek, sana sarilmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramizdaki bütün yollar kapali... Bütün dallar kesik... Yoklugun buz gibi soguk... Üsüyorum... Yüregim de donmus sanki. Gözlerimde...
Atesler içinde bedenim... Öyle bir üsüme ki, hiç bir sey isitmiyor artik. Bütün uzuvlarim uyusmus. Ezip geçiyor ruhumu acilar...
Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi. Kirpikleri kirilan bir zamanin teninde, agrili siirler topluyorum gecelere simdi...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir atese dokunmaktir; yakmaktir yüregini yanginlarda. Ama ben üsüyorum. Yoklugun buz gibi soguk. Yakacak bir seyimde yok
Agliyorum, buza dönüsüyor gözyaslarim Agliyorum, akip gidiyor gözyaslarim çaglayanlara Bakakaliyorum ardindan çaresiz
Ah! bir el olsan dokunsan alnima, oksasan saçlarimi bir anne sefkatiyle.. Geçerdi agrisi basimin, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydin bahçemde, koklasaydim nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydin gözlerime, çekip alsaydin içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasil sevinirdi yüregim, nasil sevinirdi dudagimdaki gelincik, kapimdaki akasya...
Susuyorum artik derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yapragi gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konusmaya, anlatmaya anlasilmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almani yalnizligimi, hicranimi bir tilsimla...
Yüregim kanrevan, dikenler acimasiz, ayaklarim kirik kosamiyorum artik doruklara, menzil uzak...
Gel. Yüregim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayagim ol, canim ol... Gecem - gündüzüm ol... Aglayan gözlerim ol her damlada yeniden dogur beni, yeniden dogur umudumu. Her öldügümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özledigimi anlatayim yeryüzündeki bütün canli cansiz varliklara, ne kadar çok sevdigimi ...
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, siirler sislenmeden... Islenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...
Yoksun iste, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor simdi.
Sen beni hiç sevmedin ki, lanetlenmiş bir hastalığı saklar gibi seni içimde saklamamı, gözlerinin benim için büyülü bir hapishane olmasını, göz kapaklarımın içine resmini çizmemi, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, hiç bitmeyen bir kitap gibi sürekli seni okumamı, duygu yüklü bir bulut olarak içimde dolaşmayı, seni her şeyinle sevmemi, sevdin. Yaptığım her şeyi bırakıp kirpiklerini seyretmemi, gördüğüm her şeyi herkesi sana benzetmemi, cennetten gelmiş olmayı ve sürekli bir ay parçasına benzetilmeyi, sevdin.
Sen beni hiç sevmedin ki, bir bakış bir simge bir duruş olmayı, güzelliğini anlatırken sözlerin yetersiz kalmasını, İstanbul gibi kadın olmayı, sevdin. İlk okunduğunda su gibi ezberlenen ve bir daha asla akıldan çıkmayan şiir olmayı, hayallerini yüksek sesle kurmayı ve onların anında gerçekleşmesini, sevdin. Seni sevmek için gözlerinin büyülü sessizliğinde seni beklememi, hayatta tanıdığın bütün kadınların toplamı olmayı, yeryüzünde daha önce hiç kurulmamış cümlelerle sana aşkımı anlatmamı, sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, bir sabah kulağına şiirler fısıldayarak seni uyandırmak istememi, seni ilk gördüğüm andan beri kendimi bir ölü gibi hissetmemi sevdin.
Hayal dünyamın hayal kahramanı olmayı, üç kişilik cehennem bir masada, üç kişilik bir aşk yaşamayı, her fal öncesi tuttuğum dilek olmayı, sevdin. Hayatımın tek gülümseyen yüzü olmayı, sana sanat eseri gibi özenle yaklaşmamı, ufak bir gülüşüne kalbimi ipotek vermemi, sevdim. Sen beni hiç sevmedin ki, sen gidince Mersin in yalnızlaşmasını, yokluğunda büyümemi, yokluğuna alışamamayı, zamanları mesafeleri aşan bir sevgiyle sana bağlanmamı, içimi titretmeyi, sevdin. Kaç kere terk etsek de birbirimizi, aradığımız her şeyi yine birbirimizde bulmayı, güzelliğinden gözümü alamamayı anlatamamayı, giderken bıraktığın gölgene aşık olmamı sevdim.
Sen beni hiç sevmedin ki, uzun hasretin, bitmeyen eksilmeyen bir sevdanın mektubunu yazmamı, çengelli bir iğne gibi seni kalbimde taşımayı, sen yokken sana çiçekler almamı sevdin. Sen yokken sensizliği sevmemi, bana bıraktığın aşk gibi her şeyi yarım yaşamamı, acı çektikçe yazı yazmamı ve olmayan bir aşkın bitmeyen acısını çekmemi sevdin.
Sen beni hiç sevmedin ki, hasretini sahiplenmemi, sensizken yalan dolan şeyler yaşamamı, hayatta en çok seni sevmemi, seni özlememi, her baktığım yuzde seni aramamı, seninle aynı uykuyu uyumak istememi sevdin. Ezberimi bozmayı, herkesin yanmak istediği bir cehennem olmayı, bir sabah "kalbimin bir parçasını koparıp gittiğinden beri" devam eden anlamsız, rahatsız, hasret ve özlem dolu uykumdan uyandırmayı, sevdin.
Sen yokken içimde bitmeyen bir hasreti yaşatmamı, sana olan aşkımdan sayfalarca yazılar yazmamı, sana beyaz bir melek gibi davranmamı sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki, her gittiğinde seni sevmeye devam etmemi ve her döndüğünde beni yine aynı aşkla bulmayı sevdin. SEN BENİ HİÇ SEVMEDİN,SENİ SEVMEMİ SEVDİN ....
!!....SÖYLE SON KURŞUNU KİME SIKAYIM....!!
Gonlunu ezelden talan etmişler girdim tümden yıktım dersin taş üstünde taş kalmadıda yetmedi 3 kurşun sıktım dersin.
Suçu Neydi denilirse çok sevdide bıktım dersin kalbi zaten çok yanıyordu bende yaktım dersin.
Sevmemişti benden önce nankör dersin vefasızlığını kurtarir bu acidim oluruna baktım dersin kalbi yanıyordu bende yaktım dersin.
Yalnız sen değildin en hain sendin kaderim ya ben hep hainleri sevdim al işte hepsini buraya serdim söylesene hangi kurşun senindi.
Ne kurşunlar çıktı bilsen bu tenden ne aldinsa helal hoş olsun benden yazıktır davacı olursam senden söylesene hangi kurşun senindi.
Aşkımız kendine kurban ister haydi şu kurşuna bi adres göster sanmaki vicdanım ateşe kes der.
Söylesene son kurşunu kime sıkayım ben terk eden sanamı beni yalnız koyup giden kaderemi
Takvimlerin alayı hesap gününde al işte ne var ne yoksa önünde dar geliyor bana yer gök dar bugün duyulacak acı haber var bugün söyle son kuşunu kime sıkayım ben.
Hala unutmadım ihanetini...Kalbimin kıyamet alametini...Veresiye al git emanetini...Söylesene;hangi kurşun senindi....?
ZOR OLAN HANGİSİ?
Gitmek mi zor, yoksa kalmak mi?
Kacmak mi zor, yoksa oldugun yerde ruzgara karsi savasabilmek mi?
Veda mi zor, yoksa bir veda cumlesine katlanmak mi?
"Benim Afrika'm" filminde ki bir diyalogdan kalan
veda tanimlamasi geldi su an aklima;
"Veda;gidenin cesareti, kalanin ise sabri ile olculur" demisti aktrist aktore...
yada aktor aktriste, canlandirdiklari karekter ile!!!
Vedanin gelisi dunden belli degil midir?
Aleni bir sekilde goz kirpan alamete neden yurek kapali kalir, zor geldigi icin mi?
Zor gelmesi yurekle beraber gozun de kapanmasini mi gerektirir?
Goz kapandiginda bilmez mi ki,
agriyacak olan yuregi susleyecek olan yine kendi salgisi olan gozyaslaridir!!!
Bir veda edildi, dilde!!!
Yurek istememisti ancak dil duramadi...
oyununa geldi, gururunun!!! bekleyemedi, gidenin dilinden dokulecek sozcukleri...
kirilmisligini katti yureginin kelimelerine...
kirdi kendi ile birlikte, birlikteligi!!!
Adi bile konmamisti aslinda, daha ufacikti...
nazardan korunmasi icin dile dusurulmemisti...
emekleme donemine gelebilseydi belki basaracakti yurumeyi!!!
cift tarafli istem olmadan , dayanaksiz nasil yuruyebilirdi ki???
Gitmek zor......
Kaçmak zor......
Veda zor.........
Kendi yaptigin seylere katlanmak cok zor...
donusu basaramayacagini bilirsin, eylem kendindedir...
"Sabir" dileme zamanidir, kendine!!!
Ani kurtarmak kolaydir, onemli olan sonra gelecek olan anlar toplulugudur....
Bir "Elveda" dedi, bu yurek...
umarim geceleri uzunluguna uzunluk katmaz...
umarim, mutlu olur....
Kırılmıstı bir kere çin vazosu...
parcalanmamıstı ama kırılmıstı!!!!
Bir anahtar deliginin ardina gizlenmis cenneti, gozlerinin ovalarina seren kelimelerimi arayacaksin yorgun kagitlarin suskun nefeslerinde.Bulutsuz duslerin, yildizsiz gecelerin ardinda takilip ruzgarlari avuclarinda ciplak denizleri senin gozlerin icin yaktigim satirlarimi ozleyeceksin.Encok yuregine dokundugum "yuregimi" ozleyeceksin.Yuregini yildizlara yaslayip ozlemi demleyeceksin gecenin karanlik caydanliklarinda. Hasretim buyuyecekdamarlarinda , duvarlar dilini yutmuscasina suskunlugun maskesini giyinecek.Beni arayacaksin bensiz cumlelerin sen kokan satirlarinda .Bir sigara daha yakacaksin dumanini daglarin yuksek yamaclarina yolladigin. Kesmyecek bir daha . Kulluklerde oldurdugun sigara izmaritlerinle sonmeyecek hasretim. Seni simdiden ozledigim gibi sende " beni" ozlyeceksin.Her dokunusumda saclarina gelincikleri seren ellerimin kucuklugunu arayacaksin avuc iclerinde.Temmuz gecesi sebebsizce usudugunde titreyen tenine gozlerimi sermemi dileyeceksin. Hasreti kanatip ozleyeceksin.Belkide encok parmak uclarinin usumuslugune gozyaslarimi ateslere rehin verdigim gozbebeklerimi ozleyeceksin.
Bilme buralarda perisan oldugumu..Senli dusuncelere daldigimda, yastigimin gozyaslarimla islandiginida bilme..Senden kalan herseyi kutulara kaldirdim.. Seni hatirlatan.. Senin sevdigin.. Senin bildigin herseyi..Belki dedim.. Belki alisirim yokluguna..Soylesene, mumkunmu.. Aklimda hayalin, kalbimde izin varken alismak yokluguna..Sensiz ictigim kolanin tadi yok bunuda bilme! Her gece kan ter icinde uyaniyorum, sen yoksun diye isyanlar ediyorum.. Bunuda bilme..Simittende, simitcilerdende nefret ediyorum artik.. Bunuda bilme..Sensiz oluyorum ben.. Anliyormusun..Bunuda bilme!
Sildim..
Bugün beş itibariyle sildim her şeyi..
Her..ve Şey
Hayatımda her olup şeyleşerek yok oldun sen
Çok değil bugün..
Evet evet dört saat önce..
Tıpkı senin yaptığın gibi..
Sebepsiz bir dört saatin sonunda sildim tüm resimlerini
Seni attım kalbimden ..
At_tım?..
Yalan söyleyemem..
Atmadım ama başlangıcı yaptım..
Dörtlü saatler ardına sakladığın cesaretini buldum ve ben o cesaretle yok ettim senli geçmişimin son izlerini..
Hatıralar kalsın bir yerlerde derken ve ağlarken delice
Sildim
Bugün beş itibariyle her şeyi sildim
Her ve Şey..
Hayatımda her olup şeyleşerek yok olmayı başaran ilk insan..
Seni dörtlü saatlerin ardından..
Tıpkı senin gibi..
Tıpkı yaptığın gibi..
Aniden ve sessiz terk ettim
Dörtlü saatlerin ardında bıraktım seni..
Senin yaptığın gibi...
sus gönlüm.Çok dile getirme.Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.
Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.
Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdımİnan bana Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz
Sus gönlüm.Bu kışın bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus
Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuku buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus
Sus gönlüm.Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.
Sus gönlüm.Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.
Sus gönlüm.Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
Sus gönlüm.Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun
NALAN ERSOY
Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!
Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?
Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.
Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...
ben senden uzaktayım sevgili,
çok özledim sıcak tenini,
bir gün dönecek misin geri,
yoksa ben mi gelip alayım seni,
sevgili;
sen benim yüreğimsin,
ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
of ne zordu bu aşk(!)
seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
aşk değil bu bir sürgün,kaçak
sakın arkaya dönme,
sakın sakın,
çünkü o an anlayacaksın
sana olan sevgimi,
seni seviyorum....
|