|
° "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar(birbirinin tarafını tutarlar) İçinizde onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstermez."
Maide Sûresi 51'inci âyet
¤ İlahî Nizam isimli eserinin 119. sayfasında İmam-ı Gazâli Peygamberimiz (S.A.)'in bir sözünü nakleder : «Müslüman o kimseye denir ki, insanlar onun elinden ve dilinden ezâ-cefâ görmezler, zarara uğramazlar.
¤ Basri Gocul «Özlü Sözler» isimli kitapçığının 6. sayfasında bir Hint Atasözünü «Sülük sülüğe yapışmaz» başlığıyla nakleder : «İbret ile cihanın ahvâline bir göz at, Göreceksin, kötüler iyilere musallat!»
¤ Basri Gocul «Özlü Sözler» isimli kitapçığının 7. sayfasında Mevlâna'nın sözünü nakleder : «Avcının kuşlara saçtığı dane, Zulme bahanedir, zulme bahane!»
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur
Mustafa Kemal ATATÜRK
Çanakkale'de işgal kuvvetlerinin kimyasal silah kullandıklarına ve bir çok insanımızın bu sebeple şehit olduğuna dair açıklamalar ve belgelerin Genel Kurmay Arşivlerinde bulunduğu söylenilmektedir.
Flash Tv'de 02.04.2005'de yayınlanan Sayın Hulki Cevizoğlu'nun yönettiği "Ceviz Kabuğu proğramında bu konu dile getirilmiştir.
"... Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor.Dünyada hiç bir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri gece-gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Cenab-ı Allah'larından ayırmak için başka ne yapılabilir?"
Müttefik Orduları Başkomutanı
General Jean Hamilton
"Bir asker için mutluluk denen şey varsa ; Türklerle omuz omuza savaşmaktır diyebilirim.
Fakir insanlardı. Buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi. Sağlıksız su içerlerdi. Çamur barınaklarında yatarlardı. Fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı. Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvi bir vatan sevgisi vardır. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim."
Beşinci Osmanlı ordusu kumandanı
Mareşal Liman Von Sanders
Gelibolu belgeseline Herald & Weekly Times editörlerinden Les Carlyon, 18 Mart Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölüm başkanlığından emekli olan Kenan Çelik, Avustralya Savaş Müzesi'nin ordu tarih uzmanı Ashley Ekins, İngiltere Kraliyet Müzesin'den Peter Hart, Princeton Üniversitesi'nden Norman Itzkowitz, Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi'nden Christopher Pugsley, Avustralya Savaş Müzesi'nin baş tarihçisi Peter Stanley,İngiltere Kraliyet Savaş Müzesi'nin Döküman Departmanı'nda görev yapan Nigel Steel danışman olarak katkıda bulundu.
Belgeselin seslendirmesini ise beyazperdenin iki usta aktörü Jeremy Irons ve Sam Neil üstleniyor.
"Gallipoli est le dernier film de Tolga Örnek, réalisateur des fameux documentaires Atatürk, Nemrut et Hittites. La première du film aura lieu à Istanbul le 18 mars 2005 à l'occasion du 90ème anniversaire de la Bataille des Dardanelles. Ce film sera également en vision en Nouvelle Zélande et en Australie à partir du mois d'avril."
"Atatürk", "Nemrut" ve "Hititler" belgesellerinin yönetmeni Tolga Örnek'in son filmi "Gelibolu" Çanakkale Savaşı'nın 90'ıncı yıldönümü olan 18 Mart 2005'te vizyona girdi.
Neden Gallipoli?
¤ 18 Mart akşamı 5 arkadaş Çanakkale Zaferinin olması dolayısıyla basında sıkça yer bulan Gelibolu isimli belgesel filmini izlemeye gittik. Amacımız bu muhteşem zaferi bir kezde belgesel tadında izlemekti.
Evet ortada bir belgesel var ama anlatılanlar hiçte bizim bildiğimiz gibi değilmiş meğerse (!) film tamamen Anzakları yani İngiliz, Avusturalya ve Yeni Zellanda askerlerini anlatıyor.Tamamen Billy, George vb. askerlerin ailelerine gönderilen mektuplarından ve İngiliz yazar ve tarihçilerin yorumlarından ibaret. Türk olarak yorumu sadece 1 kişi o da yaklaşık 30 saniye kadar yaptı. İzlediğim kadarıyla Anzaklar sürekli bize kayıp verdirmişler ama onlardan hep çok az kişi ölmüş.Taraflı tutum şehit mezarlarının gösterimindede var. Filmde mezarlık görüntülerinde nedense hep Anzak mezarları gösterildi. Bu arada Anzakların çekilme sebebi muhteşem Türk askerinin üstün direnişden dolayı değilmişte. Zorlaşan doğa koşulları, hastalıkların yayılması vb. sebeplermiş.
Çanakkale zaferinin en büyük mimarlarından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bile sadece 2 karede 30 saniye olarak bu muhteşem belgeselde (!) yer bulmuş nasıl olmuşsa.
Çünkü ablasına mektup yazan x bir anzak askeri çok daha önemlidir Gelibolu belgeselinde.
Filmin sonuna kadar şimdi, birazdan,az sonra anlatırlar herhalde derken belgesel bitti ama film bittiğinde tüm sinemadakiler burunlarından soluyordu.
Evet 18 Mart akşamı gurur duymayı ve tüylerimizin diken diken olmasını umut ederek gittiğimiz bir filmde gerçekten tüylerimiz diken diken oldu ama sinirden.
Saygılarımla,
Coşkun YILDIZ
Türk dili ve kültürü bir çok kesimde yozlaştırılmaya çalışılıyor. Türk dilini ve kültürünü koruma yönünde en ufacık bir tedbir de görülmüyor.
Yetkilileri uyarıyoruz.
Hamit ERGÜL
Seyircinin tepkisine kızan Gül, Gelibolu filmi için gittiği sinemayı terk etti
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Gelibolu belgeselini izlemek üzere gittiği sinemada sürpriz bir tepkiyle karşılaştı. Bakan Gül, teknik arızadan kaynaklanan gecikmenin faturasını kendisine kesen seyirciye kızarak filmi izlemeden salondan ayrıldı.
.....
Susma Mehmet!
Perde açılır...
Bir asker bir bayrakla sahnenin ortasındadır.
Masa üzerinde kutsal kitap, toprak, Tarih kitabı ve Anayasa bulunmaktadır.
Vatandaş bağırarak içeri girer :
Üzerimize ölü toprağı mı serpildi?
Özümüzdeki kutsallıkları kim aldı?
Konuş Mehmet... Ne olursun susma mehmet!
Vatandaş :
Susma Mehmet gerçeklerden söz et!
Mehmet :
Yağarsa bir partinin
Ya da din tüccarlarının kuruntuları
Milletin üstüne
Gök kızarır... yer titrer
İnsanlar üçüncü plana atılır
Haksızlıkların resimleri yapılır
Ağlaşır insanlar.
Beddualar yükselir...
Acılar üstüne
Türküler söylenir !
Şiirler yazılır...
Vatandaş :
Susma Mehmet çarpıklıkları anlat!
Mehmet :
Kimi onların arkasından gider
Kimi de haksızlığa uğrar
Suçlanır
Tutuklanır
Cezalar verilir
Hapishanelere atılır
Huzurdan... eğitimden... güvenlikten
Hiç bahsedilmez
Behtemsizlik ön plana çıkar
Yolsuzluk, hırsızlık her tarafa yayılır!
Vatandaş :
Susma Mehmet gafilleri tanıt!
Mehmet :
Baykuşlar gibi
Dış güçler tüner devletin üstünde
Değerler yok edilir
Tarih yağmalanır
Geçmiş yargılanır
Zalimler alkışlanır
Hainler konuşur
Güçler susar
Kuvvetler dumura uğratılır!
Kahramanlar suçlanır!
Vatandaş :
Susma Mehmet zalimlerden bahset!
Mehmet :
Bigisiz insanlar yetkilendirilir
Çapulcular iş başına getirilir
Bilginler, alimler, gözde insanlar dışlanır
Yetkiler kötüye kullanılır
Kazalar, olaylar ve cinayetler artar
Musubetler insanların üzerlerine çullanır!
Vatandaş :
Susma Mehmet hainleri ifşa et!
Mehmet :
Düşünceler paslanır
İnsan sevgisi gündemden kalkar
İdrak kaybolur
Atatürkçülük rafa kaldırılır
Bayrak, toprak ve kitap
Kutsallıklarını kaybeder
Bağımsızlık önemsenmez
Yarınlar hiç düşünülmez
Devlet ve kurumlar itibar kaybeder
Demokrasi boşluğa düşer
Anayasa ihlal edilir
Dayanaksız kalır egemenlikler
Cumhuriyet sallanır!
Ülkeyi koruma ve kollama duyarlılığı
Silinir düşüncelerden...
Ortada
Ne dil...
ne din...
ne millet...
Ne de Ordu kalır!
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Ankara, 15.02.2009
|