orjins.sitemynet.com
İslamEğitimi [OrjinS] | İslamEğitimi [OrjinS] AnaSayfa | İslamEğitimi [OrjinS] AnaSayfa I | Ehl-i Sünnet | Başörtü | Gusül, Abdest, Teyemmüm | Sözde 19 Mücizesi | Sünneti İnkar | Osmanlı'nın Gerçek Yüzü | Değersizlik | Ay Tanrısı | Madde Birlikteliği

Sözde 19 Mücizesi


Kafirlerin Sünneti, 19 Mücizesi

Kafirlerin İslam'a enjekte etmek istedikleri sözde 19 mücizesi

Hurufiliğin çağdaş bir tezahürü de 19'culuk akımıdır.

Amerika'da yaşamış bir Mısır vatandaşı olan biyokimya doktoru Reşat Halife'nin kompütür analizlerine dayanarak icat ettiği '19 Mucizesi' piyasaya ilk sürüldüğünde hayli taraftar buldu kendisine.

Reşat Halife, iddiasını '19' sayısının Kur'an-ın Kodu olduğunu tezi üzerine kurmuştu.

Tarihte çıkan her fırka gibi o da delillerini Kur'an-dan getiriyordu.

Birinci delili 'gizlenmiş sır' anlamına da gelebilen 'Müddessir' suresinin 30. ayetiydi:
'Üzerinde 19 vardır.'

19x74, yani 1406 yıl gizlendikten sonra 1974 yılında Reşat Halife bu 'gizlenmiş sırrı' keşfediyordu.

Neye göre 1406 diye sormak gerekmezdi. Hicrete göre mi, nübüvvete göre mi, surenin iniş yılına göre mi? Ne önemi vardı bunun? 19'un katı hangisine denk geliyorsa ona göre tesbit edilir, olur biterdi.

İki ayeti daha delil gösteriyorlardı 19'cular:
'Ve de ki: Hamdolsun Allah'a. O size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.' ( 1 )
'Biz, onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki onun gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Kendisinin her şeye şahid oluşu, senin Rabbine yetmez mi?'( 2 )

19'culara göre bu iki ayette geçen 'ayet' kelimeleri '19 mucizesi' ne delalet etmekteydi. Bu tefsirin en büyük delili kompütür idi. Böylece, matematiğin evrensel dili sayesinde Kur'an'ın Allah kelamı olduğu dünyaya isbat edilmiş olacaktı.

Ancak hesaplar yapılırken küçük bir sorun çıktı. Bazı kelimelerin sayımları 19 şifresine uygun düşmüyordu. Örneğin 'ism' kelimesi. 19'culara göre bu kelime 19 yerde geçiyordu. Hucurat suresinin 11. ayetindeki 'ismil fusuugu'; Allah için değil fasıklar içindi. Haydi o neyse, fakat Hud / 41 ve Neml / 30 daki besmelelerdeli 'ism' ler niçin alınmamıştı? Eğer onlar da alınırsa sayı 21 eder, Hucurat'takini düşelim; 20 eder. Peki 19 nereden çıkıyordu?

Kompütür aynı yanlışı 'Allah' ismi celalinde de yapmıştı. Reşat Halife'nin arzusuyla, Fatiha'nın besmelesindeki Allah lafzının da dahil edildiği sayımda, sayı 2699 çıkıyordu. ( Gerçekte bu da yanlış. Kur'an-da Allah lafzının sayısı 2703, Fatiha-nın besmelesindekini dahil edersek 2704'tür. 2703 de, 2704 de 19'un katları değildir.) Niçin bir fazla çıkıyordu.?!

Sonunda bunun sırrını bulmuştu Reşat Halife. Kendi kaleminden öğrenelim Allah lafzının neden bir fazla çıktığını:
'Kompütür, tarihi bir suçu, Allah'ın kelamı ile oynandığını, Kur'an-a asılsız iki ayetin sokulduğunu ortaya çıkarıyor...
Büyük bir ihtimalle bu iki ayet Ebubekir, Ömer ve Zeyd'den çok sonra Peygamberin hayranları tarafından Kur'an-a sokulmuştur. Çünkü aşağıdaki şemada görüleceği üzere Kur'an-da bulunan 9 kelimenin sayıları hususunda Tevbe suresinin son iki ayetinde bulunanları katmadığımız zaman 19'un katı rakamlar elde ettiğimiz halde, bu iki ayeti kattığımız zaman elde ettiğimiz rakalar 19'un katı değildir.' ( 3 )
Hurafenin mantığı her yer ve her çağda aynı. Uydurduğunuz hurafeye uymadı diye, hurafenizden vazgeçmek yerine ayetten vazgeçeceksiniz. Buna 'Kur'an-a iman etmek' değil '19'a iman etmek' derler.

Peki, diyorsunuz, hadi Tevbe suresinin son iki ayetini katmayalım. O zaman rakamlar '19 mucizesi' ni doğrulayacak mı? Hayır, yine doğrulamıyor, yine sahtekarlıkla iş götürülmeye çalışılıyor.
Örneğin, Halife'ye göre Kur'an-da 20 adet 'arş' kelimesi var. Tevbe' dekini çıkarınca 19 kalıyor. Oysa Kuran'da 22 adet 'arş' geçiyor. Yusuf / 100 ile Neml / 23 teki 'arş' lar Allah için değil kullar için kullanıldığından sayıma alınmamıştır, deniliyor. Oysa 'ism' kelimesinin sayımında, Reşat Halife, kullar için kullanılan ismü'l-fusuku' yu sayıma dahil etmişti.

19'a uyunca metin ile, uymayınca mana ile sayım, ta ki uydurana kadar.

Aynı şey bir çok kelimenin sayımında da yapılmıştı. Kur'an' kelimesi de bunlarda biri. Kur'an'da 58 kez 'Kur'an' kelimesi geçmesine rağmen Yunus / 15 ayetindeki kelime sayılmayıp, sayı 19'un katına denk getirilmiştir.

İşte garip bir örnek daha : 'v-k-l' kökünden gelen kelimeler Kur'an-da 70 olduğu halde, o, 58 adet bulunduğunu, inkar ettiği Tevbe'dekini çıkarınca 19'un katı olan 57 kaldığını söylemektedir. Bu rakama nasıl ulaştığı gerçekten meçhul. Eğer sadece fiilleri saymışsa bunun sayısı da 42'dir.

Reşat Halife kimi zaman da kendi teziyle çelişkiye düşmektedir. Ona göre 'Rab' lafzı tam 969 adet geçmektedir. Eğer Tevbe'deki çıkarılırsa 968 kalır ki bu da 19'un katı değildir.

En sonunda Reşat Halife ağzından baklayı çıkarmıştır. O, beklenen 'peygamberliğini' ilan eder. 'Reşat Halife / Allah'ın Rasulu' imzasını attığı 'Allah'ın Dünyaya Bildirisi' başlıklı bir metin ile peygamberliğini dünyaya duyurur ve herkesi kendisine inanmaya davet eder. İşte bildirilen bazı pasajlar:
'Allah, rahmetinin bir tecellisi olarak, beni, kendisinden dünyaya bir mesaj sunmakla görevlendirdi ve bu bildiriyi sunmak için gereken özel akli melekelerle mücehhez kıldığı gibi, eşsiz nimetlerini tamda ve onun sonsuz hükümranlığına girerek lutfu keremine mahzar olmakla şereflendirdi.'

......

sunnetvebiadorjins.jpg

Bu bildiriyi olağanüstü bağış yapan şey, Kur'an'ı Kerim'in her ayetinin açık delillerle isbat edilmiş olmasıdır. Benim size Allah'ın elçisi olarak gönderilmiş olduğum zihninizde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kompütürün ortaya koyduğu 19 mucizesiyle desteklenmiştir. Böylece siz, Allah'ın sizinle konuştuğunu anlayacaksınız.'( 4 )

20. yüzyılın bu 'kompütürlü müseylime' si, tek-tük de olsa kendisine iman eden dailer de bulmuştu.
Bu dailerden biri ( Edip Yüksel ) İslam'ın peygamberi Hz. Muhammed'in sünnetini 'şeytani öğreti' olarak nitelerken ( 5 )
kendi peygamberi Reşat Halife'nin sünneti 19 hurafesini, Kur'an'ın dahi kendisine göre yeniden dizayn edilmesi gereken bir 'iman esası' olarak kabul ediyordu.
Tabi bu arada tarihin tüm tahrifçileri gibi tezini isbat için ayetli tahrif etmekten de geri durmuyordu:

'Hani Allah, peygamberlerden misaklarını alıp demişti ki: 'Size kitaptan ve hikmetten pay verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir rasul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz' ( 6 )

Bu ayet 19'culara göre Reşat Halife'yi müjdeliyordu. Fakat, bu sapık zihniyetine göre Muhammed ümmeti aynen öncekilerin düştüğü inkara düşüp bu 'çağdaş peygamberi' ve onun '19 mucizesini' reddediyordu:

'Muhammed'e karşı çıkan taklitçi zihniyet, Muhammed'in ölümünden sonra Muhammed'i putlaştırdı ve Kur'an'da son peygamberden sonra gelecek 'rasul' ile ilgili apaçık ayetler olmasına rağmen, Muhammed'in 'son rasul' olduğunu iddia etti.' ( 7 )

Yine 19'cular tıpkı yukarıda naklettiğimiz 'Yahudi Yöntemiyle' İslam ümmetinin ve dünyanın sonunu hesapladılar. Bu hesaba göre kıyamet 1710 hicri ( 2280 miladi ) yılınca kopacaktır.

Bunu da Kur'an'daki tüm huruf-u mukattaa'nın cifir hesabındaki rakamsal karşılığını alt alta toplayarak buldular. ( 8 ) Tam Yahudiler gibi.
Ne ki başlangıç tarihi olarak bi'set'i değil de hicreti aldılar ki 19 efsanesine denk düşsün. Oysa ki ümmetin tarihi nübüvvetle başlar, hicret ile değil.

Allah bile Peygamber'ine 'sen kim, onu bilmek kim' dediği halde 'Peygemberi putlaştırmak' tan bahseden 19'cular, Allah'ın Hz. Muhammed'e layık görmediği bilgiyi kendilerine layık görerek nefislerini putlaştırmakta bir beis görmezler ve üstelik Allah'ın sınırına tecavüz ederek kıyametin vaktini haber vermeye kalkarlar. Neml / 82 de geçen 'dabbetu'l-arz' ı 'bilgisayar' la te'vil eden 19'cu lar, 'tümüyle topraktaki elementlerden oluşan' bilgisayarın Kur'an'ın 1400 senedir gizleniş sırrını ortaya çıkardığını iddia ederler. ( 9 )

19'cular çok ilginç bir şeyi daha yaparlar. Tıpkı, Kadiyaniler'in, İngilizlerin Hindistan'daki varlığını; Bahailerin, yine İngiliz ve Rusların İran'daki sömürüsünü meşrulaştırdığı gibi, bunlarda Türkiye'de batılıların taşeronluğunu yapan batıcıların varlığını meşrulaştırmaya çalışırlar.

Bu sapık dine göre, Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını kuşatmış bulunan 19 sistemi Fussilet / 53 ayetinde belirtilen işaretlerden biridir. Kur'an'dan başka dini kabul etmeyen mü'minler, bu işaretin anlamını ve önemini kavramakta zorluk çekmezler. Emevi, Abbasi ve Osmanlı huraflerini din edinenler ile insanları putlaştıranlar, elbette bu 'ilahi işadeti' doğru yorumlayamayacaklardı.

A.- Doğum tarihi : 1881 ( 19 x 99 )
B.- Nufus kütük numarası : 19
C.- Nufus cüzdanı numarası : ( 993814 x 52306 )
Ç.- İstanbul Harp Okulunda ilk siyasi fikirlere sahip oluşu: 1900
D.- Harp okulunu Türk subayları arasında 19. olarak bitirid.
E.- Harp akademisinin 57. ( 19 x 3 ) devresine kaydoldu.
F.- Yüzbaşı olarak orduya katılırken 38. ( 19 x 2 ) kişdir.
G. 38.- ( 19 x 2 ) piyade alay komutanlığı.
Ğ. 57.- ( 19 x 3 ) piyade alay komutanlığı.
H.- Albay oluşu: 19 Aralık 1915.
I.- 19 gün sonra Çanakkale'de 19. tümen komutanı oldu.
İ. - Samsun'a çıkarak göreve başlaması : 19 Mayıs 1919 ( 19 x 101 )
J.- Bandırma vapurunda kendisi dahil 19 komutan mevcuttu.
K.- Samsun'da 19 dün kaldıktan sonra Havza'ya gitti.
L.- 4 Temmuz 1919'da Erzurum'a gitti. 19 gün sonra 23 Temmuz'da Erzurum kongresini topladı.
M.- 4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'nden 114 ( 19 x 6 ) gün sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gitti.
N.- Mareşallik ve Generallik ünvanlarını 19 Eylül 1921'de aldı.
O.- 10 Kasım 1938 ( 19 x 103 ) de 57 ( 19 x 3 ) yaşındayken öldü.
Ö.- Cenazesinin nakli ve cenaze namazı 19 Kasım 1938.
P.- Cenaze töreninde 19 notalı 19. Şopen marşı çalındı.
R.- Kendisine verilen toplam madalya sayısı : 19.
S.- En eski meclis kütüğünde sıra numarası: 19.
Ş.- İstanbul Akaretlerdeki ev numarası : 76 ( 19 x 4 )
T.- Bıraktığı nakit miras : 19.000 lira.
U.- İsminin harf sayısı : 19. ( 10 )

M.Kemal'in hayatını kuşattığı söylenen 19 sistemi için yukarıda verilen örnekler, 19'culuğun modern bir üfürükçülük ve sahtekarlık olduğunun en çarpıcı belgesidir. Yapılacak üstünkörü bir araştırma bu sahtekarlığı hemen açığa çıkaracaktır. Biz de bunu yaptık:

* M.Kemal'in doğum tarihi de doğum yeri gibi meçhuldür. 1881, konuyla ilgilenenlerin de bilebileceği gibi uydurulmuş bir tarihtir. Sıradan bir ansiklopedide bile bu malumat bulunabilir. 1878, 23 Aralık 1880, 4 Ocak 1881, 13 Mart 1881 gibi çeşitli tarihler söz konusudur. ( 11 )
* 2. madde deki 'nüfus kütük numarası' uydurmadır, belgesi yoktur.
* 4. madde tamamen saçmadır. Hele 1900 tarihindeki 19'lar mucizenin belgesi sayılacak olursa, 20. yüzyılda ( 1900 - 1999 ) yaşayan herkesin, hepimizin her günü '19 mucize'siyle doludur. M. Kemal'in bilinen ilk siyasal olayı 1905'teki kurmaylık eğitimi sırasında tutuklanıp bırakılmasıdır.
* 5, 6 ve 7. maddeler hiçbir ciddi delile istinad etmemektedir.
* 8 ve 9. maddeler : M. Kemal hiçbir zaman 57. ( 19 x 3 ) alay komutanlığı yapmamış, 38. ( 19 x 2 ) alayın da komutanlığını değil, vekilliğini yapmıştır. ( 12 )
* 10. madde 19 Mayıs'ı ortaya atan F. Fazıl'dır. Aslı yoktur. M. Kemal 1 Haziran'da albay olmuştur. ( 13 )
* Yukarıdaki tarih yalan olunca ' 19 gün sonra Çanakkale'de 19. tümen komutan oldu' 'mucizesi' de yalan oluyor, hem de birkaç kez. Bir kez, M. Kemal 20 Ocak 1915'te Tekirdağ'da 3. Kolordu'ya bağlı olarak kurulacak 19. tümen komutanlığına atanmıştır. 20 Ocak 1915 nere, ' 19 Mayıs 1915'ten 19 sonra' nere? ( 14 )
* 14. maddede, 'Samsun'da 19 gün kaldıktan sonra Havza'ya gitti' deniliyor. M. Kemal'in Samsun'a gelişinden 6 gün sonra 25 Mayıs'ta Havzaya gittiği bizzat kendisi tarafından Nutuk'ta kayıtlıdır. ( 15 )
* 15. madde: Erzurum'a gidiş 4 Temmuz değil 3 Temmuz'dur. Dolayısıyla 19 gün sonra değil 20 gün sonra 23 Temmuz'da Erzurum kongresi toplanmıştır.
( 16 )
* 24. maddedeki 19 bin lira da diğerleri gibi püsküllü yalan. M. Kemal'in has adamı ve Genel Sekreteri H. Rıza Soyak'a göre, M. Kemal'in öldüğünde İş Bankası'ndaki nakit parası 1.519.892.01 liradır. Bu paranın 19.566.80 lirası emeklilik hesabında, 53.453.18 lirası 4 no'lu şahsi hesapta, 1.466.872.03 lirası 2 no'lu banka hesabındadır. ( 17 )
* İsminin 19 harf olması da bir gözbağcılık. Mustafa asıl ismidir. Kemal öğretmeninin verdiği isimdir. Atatürk, soyadı kanunundan sonra M. Kemal tarafından meclise verdirtilmiştir. Eğer meclisin verdiği ünvanları onun adından sayacaksak aynı meclis 'gazi' ünvanını da vermiştir. Bu durumda sayı 23 eder.

19'cuların bu yaptığı görüldüğü üzere tamamen yalan, dalavere ve çarpıtma üzerine kurulu. Bu 25 madde içerisinde tek kesin doğru 13. maddedir. Aynı mantıkla bu kadar yalan dolana da gerek duymadan M. Kemal'in hayatında 10, 15, 20, 29 örgülerine rastlamak da pekala mümkündür. Bu sadece M. Kemal değil hepimizin hayatında vardır.

Örneğin hepimizin ömrünün 19. günlerinde olanları alt alta dizip 'işte 19 mucizesi' demek ne kadar ciddi ise bu da o kadar ciddidir. Alın ben de 29 mucizesi çıkarayım M. Kemal hakkında:

29 Aralık 1904 Harp Akademisine girdi.
29 Ekim 1923 M.K. Cumhuriyeti kurdu.
29 Ekim 1910 M.K.'in Hanya basınında mektubu yanınlandı. Ondan 29 gün önce Trablusgarb'a geldi.
29 Kasım 1929 ( 29 x 96 ) M.K.'in ilk heykeli Amasya'da açıldı.
29 Ocak 1900 ( 29 x 95 ) İT Teşkilatı'yla doğrudan ilişkiye girdi.
29 Ağustos 1919'da Erzurum'dan ayrıldı.
29 Eylül 1918'de, Şam'dan yüzbinlerce askeri zayiat vererek geri çekildi.

Gördüğünüz gibi, hiç yalana başvurmadan dahi böyle tesadüfler çıkarmak zor değil. Buna 'mucize' adını vermek gerekirse, mucize olmayan hiçbir kimse, hiçbir tarih, hiçbir rakam yoktur.

Kur'an'ın Yahudiler için kullandığı 'kelimeleri asıl anlamlarından saptırma' tahrifini 'nebilerin sonuncusu' ( 18 ) ayetinde yapan 19'cular 'nebi' ve 'rasul' kelimelerinin manalarını tahrif ediyorlardı.

Tıpkı Kadiyaniler gibi 'nebi' ile 'rasul' ün anlamlarını takas edip tahrif eden 19'cular, yeni 'rasul' ler türetmek için Kur'an ayetlerinden de delil getirmeyi ihmal etmeyeceklerdir.

Ezanı da 19 kelimeye indirebilmek için, hadisin tamamını reddettikleri halde, Tirmizi ve Nesesi'de geçen zayıf bir hadise sarılan 19'cular ezandaki 'Muhammedurrasulullah' ibaresini, Zümer / 45 ayetini delil getirerek 'putperestlik' olarak yorumlarlar. ( 19 )
19'culuğun en dikkate değer yanı, hurafe üretmede tekelin müfrit sufilerde olduğunu sananların bu yanlış kanaatlerini yıkmasıdır. Hurafe üretmek için ille de gizemci, mistik, klasik ve romantik olmaya gerek yok.

Görüldüğü gibi değil hadisleri , tüm sünneti 'şeytani öğreti' adı altında acımasızca süpürüp, ezanda Peygamber Efendimizin adının anılmasını 'putperestlik' olarak niteleyebilecek kadar modernist ve 'Kur'an'cı', bilgisayara dayalı bir öğreti geliştirecek kadar 'çağdaş' ve 'akılcı', ateist olduğu kendi kaleminden çıkan sözlerle belgelenen M.Kemal'i müjdelenen müceddid ilan edecek kadar 'yenilikçi' ve 'devrimci' geçinen 19'cular da pekala tarihin en mistik hurafe ve hezeyanlarından hiç de aşağı kalmayan bir hurafenin mimarı olabilmektedirler.

Bu durum bir kez daha göstermiştir ki, hurafecilik ve tahrif hiçbir zümreye has değildir. Bu bir mantıktır ki biz buna 'yahudileşme' adını veriyoruz. Bu mantığa saplanan insan, kimi zaman mana, kimi zaman madde, kimi zaman Kur'an, kimi zaman sünnet, kimi zaman gelenek, kimi zaman da çağdaşlık adına ayetleri tahrif, dini tahrip edebilmektedir.

____________________________________________________________
1. 27 Neml / 93
2. 41 Fussillet / 53
3. Dr. Orhan Kuntman, 19 Meselesinin Reddi, İs. Ar. s. 2, sayı:7, s. 11
4. Dr. Orhan Kuntman, Ay., s.22.
5. Edip Yüksel, Müslüman Din Adamlarına 19 Soru, s. 5.
6. 3 Alu İmran / 81.
7. E. Yüksel, Türkçe Kur'an Çevirilerindeki Hatalar, s. 107.
8. Age., s. 124; 125
9. Age., s. 130.
10. E. Yüksel, Müslüman Din Adamlarına 19 Soru, s.70.
11. Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 'Atatürk' md. 1 / 478. Genelkurmay Harp tarihi Başkanlığınca 1939'da basılan 114 sayılı Askeri Mecmua'nın 'fevkalade' nüshasında 1880'dir. Grand Larousse Encyclopedique'e M. Kemal maddesini yazan bilim adamı iki tarih vermiştir: 1880, 1881. Devrim Konseyi Genel Sekreteri ve M. Kemal Derneği Başkanı Mustafa Baydar, 'Doğum yılı olarak 1880'i kabul etmek zorundayız. 19 Mayıs 1881'in hissi nedenlere dayanılarak ortaya atıldığı anlaşılıyor. '8221' Der.
12. Behiç Erkin, Atatürk';n Selanik'teki Askerlik Hayatına Ait Hatıralar, s.600; C. Abbas Gürer, Atatürk'ün Hayatından Yazılmamış Hatıralar, Yeni Sabah, 20.2.1941.
13. E.B. Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, s.123,618; İslam Ansiklopedisi, s. 724; Y. Hikmet Bayur, Atatürk'ün Hayatı ve Eseri, s.79; Celal Erikan, Komutan Atatürk, s. 150; S. Borak, Atatürk, s. 134; Atatürk Biyografisi, s. 13; Uluğ İğdemir, Atatürk'ün Yaşı, s.45; Genelkurmay, Askeri Yönüyle Atatürk, s.38.
14. Bkz: Yukarıdaki kaynakların tümü.
15. Nutuk, 1 / 22; M. Fuat Zübeyroğlu, Yurdumuz, s. 8; S. Nafiz Tansu, İki Devrin Perde Arkası, s. 343; M. Tayyip Gökbilgin, M. M. Başlarken, s. 85.
16. Bkz: Yukarıdaki kaynakların tümü.
17. Mahzar Leventoğlu, Atatürk'ün Vasiyeti, s. 85-88. O tarihte 1 Cumhuriyet altını 7 liradır. Bu para 217127 Cumhuriyet altını etmektedir. Bunun karşılığı bugünkü ( Ekim 1994 ) parite ile yaklaşık 630 milyardır. M. Kemal 1200 cumhuriyet altını maaş alıyordu ( bugünkü parite ile 3,5 milyar ) İş Bankası'nın dörtte biri de kendisinindi. Bu payı, vasiyetle CHP'ye ve yanında tuttuğu Afet, Sabiha, Ülkü, Rukiye, Nebile adlı kızlara bırakmıştı. Age., s.99.
18. 33 Ahzab / 40.
19. E. Yüksel, Müslüman Din Adamlarına 19 Soru, s. 54.

OrjinS@mynet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın