ANA SAYFA    VİDEOLAR     ZİYARETÇİ DEFTERİ KİM NEREDE?  ORTAKÖYLÜLER FORUMU ELEŞTİRİ,GÖRÜŞ,ÖNERİ CANLI SOHBET


 

KİM NEREDE? (TABLO OLARAK)

KASABA  TARİHÇESİ

TARİHİ DEĞERLERİMİZ

ORTAKÖYCE

KASABA BÜYÜKLERİ

RESİMLER    1- 2- 3

OKULUMUZ

BELEDİYE

MUHTARLARIMIZ

ETKİNLİKLER

ŞEHİTLERİMİZ

BARAJ

HABERLER   

BAYRAMLAŞMA

SİZDEN GELENLER

SİTE TASARIMI

LİNKLER

RADYO GICIM

NOSTALJİ

MANİ-TÜRKÜ-HİKAYE-ŞİİR

MANİ-TÜRKÜ-HİKAYE-ŞİİR
 

                           B İ R   S E R G İ    H A  T I R A S I

Bu olay 1957– 1958  yılları arasında  Yolların yapılmadığı zamanlarda,at arabası, traktörün hiç bulunmadığı zamanlarda  yaşanmış olduğu dikkate alınarak yazılmış olduğunu hatırlatmak  isterim.

En lüks ulaşım ve nakliye aracının eşek,katır ve beygir olduğunu düşünürseniz bir günlük  serginin ne kadar meşakkatli olduğunu  anlatımlarımdan kolayca anlayabileceksiniz.(Bizim yaşlarda ve daha yukarıda olanlar, bu anlatacaklarımı mutlaka yaşamışlardır.)

Eylül  ayı içinde sergilerin tam kızıştığı zaman Hançalar düzünde sergiyi serdik, hava iyice karardı, sergiye yardıma gelen eşe dosta akrabaya siz gidebilirsiniz artık biz eşyaları toplayacağız dedik,evin erkekleri ve çocuk olarak ben  kaldım en azından pırtı asılırken eşeği beygiri tutarım diye beni de bıraktılar.Sergiciler eve dönmek üzere yola çıkınca  ;

Babam  : Arif  keleterleri say bakalım dedi,  bende üst üste 10  arlı yığarak

Sayıyorum  hep 34 çıkıyor,iki keleter eksik görünüyor baba dedim,babam hışımla geldi yığılmış keleterleri saydı o da 34 çıkardı,ağabeyim pırtılsrın etrafını dolaştı,içi koyunlar için alınmış yeşil yaprakla dolu bir keleter buldu

Bana da dediki Hadi garık aralarını bir dolaş ara gel dedi,hava tam kararmadı ama içimde hafifce bir korku var.Lokurcumlu bağın arasında hem yürüyorum, hem de yatay ve dikey garık aralarından bakıyorum.

Bağın alt tarafında bir bağın dibinde keleteri buldum,yarı yerine kadar üzüm dolu,bağırdım, AĞAAAAAAAAA, keleteri buldum gel dedim,Ağam

Hemen geldi keleteri götürdü,babamda lancada artan batırma suyunu iki saplı

Bidonlara doldurmaya başlamış bile, iki bidon doldu, lancanın dibinde bir tas kadar kaldı onu da döktü. Ağabeyimde yılmış keleterleri harar’ın içine koyarak ağızlarını bağlamaya çalışıyor,Yiyi içecek ile ilgili malzemeleri anam

Torbalara ve heybeye yerleştirmiş hazır,Hatta haranı dığan gibi kapları da saman torbasına yerleştirmiş, yüke asılmaya hazır.önce beygir’i çektik yüke,keleterleri, lancayı  batırma suyunu  velhasıl ağır eşyaları beygir’e yüklemeye gayret ediyoruz. Eşşekle akşama kadar keleter çektik yoruldu, bi de yola yüklü iken yatma huyu var, onun için eşşeğe az  eşya bıraktık, kalan keleterler, torbalar,heybe, boş senek ve ırgat, zor zahmet eşyaları yükledik,yola koyulduk.Eyirle yolu çok dik ve dar,biraz zorda olsa eyirleyi de indik çıktık,eşşek yolda yatmadı,bozalana çıkınca yatsı ezanı okunmaya başladı, Biz daha cemali’nin musluğun oradan derebağa saptık, ertesi gün srgiyi bozgeride sereceğimiz için pırtıları bozgeriye bırakacağız. Fazla uzatmayalım tangır tungur bozgeri ye vardık eşyaları sergi yerinin kenarına indirdik,Boş bidonlarla senek ırgat gibi su gaplarını aldık, ertesi günü tekrar doldurup geleceğiz.Eşyaları indirdikten sonra eşeğe babam bindi beygire de ağabeyimle ben bindim,eve dönüyoruz diye hayvanlarda hızlandı, eve çabucak vardık,anam hala uyumamış,ertesi günü yenilecek yemeklikleri yağı tuzu hazırlıyordu, Beygi’rin götünden indim, hemen uyumak için yattım, ağabeyim de hemen gaveye gitti, babam hayvanları bağladı, yemini suyunu verdi, koyunlar için getirdiğimiz yeşil yaprakları koyunların önüne attı,yassı namazını da kılarak yattı.

Sabah annem erkenden kalkmış babamı da uyardı,hazırlık yapılacaktı, anam bi gucak yufka ekmek getirdi başladı suloamaya,babam, batırma suyu için yağ potasa  eksiklerini tamamladı,geçerken goc pınardan dolduracağımız

Su kaplarını hazırlamış merdiven’in dibine koymuş,anam yemekliklerden eksiklikleri tamamladıktan sonra memet amcamlara gidecek onlara boşta fazlanız varmı (ödünç geçirme) demeye gidecek oradan da teyzemlere gidecek onlara soracak,velhasıl o gün bağın bitmesi için birkaç kişi bulmaya çalışacak, inanın  ödünç geçirme de olsa bu zaman da insan bulmak o kadar zorki, herkes ayı işi yapıyor herkesin işi en az bir ay gibi bir zaman zarfında bitirmek zorunda,herzaman tufanda yağmur yağıyor diye millet sergisini tufan dan önce bitirmek istediği için insanlar kendi işine koşuyor.Üç beş kişi daha bulundu, kapının önüne hazırlanan eşyalar bir bir eşşek ve beygir’e yüklenirken dolacak su kapları (Bidon, ırgat ve senek) yüklerin en üstüne asıldı,  Goca pınarın önünden geçerken boş kaplar  dolduruldu, eşyaların büyük bir kısmı akşamdan bozgeriye bırakıldığı için yüklü olan beygir  ve eşşeğin üstüne binilebilir,çünkü bozgeri baya uzak,şimdiki gibi toz duman olmaz (Traktör olmadığı için)herkes yola koyulmuş sergi sereceği bağın yolunu tutmuştur.Öyle oldu biz de bağa vardık eşyaları indirdik, anam hemen taşlardan bir ocak yaptı çorbayaaı apişirmeye başladı bile. Babam Hançalar düzünden gelen batırma sularını lanca ya boşalttı,belli bir derceye gelinceye kadar, potasa ve zeytin yağı ilava ederek,su tuttu, batırma suyunu hazırladı,üzüm yolucular, eynele durmuşlar bile, ağabeyim eşşeği keletere goşmuş, keleter çekmeye başlamış, babam çuvaldan yapılmış peştamalını kuşanmış,üzüm batırmaya başladı ,anam hem yemek pişiriyor,hem de  cevizin dibinde tırmık ile yemek yenecek yeri hazırlıyor. Anam ağabeyime bağırıyor,hadiiii yemekler pişti soğumadan gelin  diye,biraz sonra millet toplanır.Cevizin dibine babam da sergi leğenine iki keleter daha boşaltır, süzülsün diye o iki keleteri de batırır gelir cevizin dibine.inan o çorba ve bulgur pilavının yanında çakıllar’ın acı biberini yemek insana ömür verir tadı hala damağımda yemeğin üstüne aliminyum tastan bir tas su içtinmi yediğinin yarısı et olur.
Genel olarak sergiye gelince bağın sergisi bititrilir,biraz geçte olsa bittikten sonra apar topar akşam yemeği yenir,dünkü eşya toplama işi tekrar edilir, ne zamana kadar, sergiler bitene kadar, eşya götürülecek bağ kalmadığı zaman sergi de biter, üzüm kuruduktan sonra toplamak pek sorun olmuyor, naylon çuval veya çarşafın üzerinden kürüyerek alabiliyorsun, benim çocukluğum da üzüm toprağa serililrdi ,toplamak o kadar zahmetli olurdu ki o tane toplamak varya adama gına gelirdi.Neferne sermek de çok zor olmazdı,  çünkü az olduğu için usanmadan iş biterdi, hatta biz neferneleri bir yerde topladık, nasıl olsa bir iki kere yağmur yerdi, su vermesi kolay olurdu.Neferneler çok ıslanırsa tüccar almazdı bizde kestane ile değişirdik öyle değerlendirirdik,Bir zamanlar köyde kestane kaynatıp tenekede sıcacık kuru üzüme değiştirirlerdi o da güzel olurdu,(İki üzüme bir kestane)

Ben portakalın tane ile satıldığı zamanı da biliyorum,bir ya da iki portakal ile hasta ziyaretine gidildiğini kaç kişi hatırlıyor.? Ibırış’a iki cep üzüm götürürdük o da bize halkalı şeker verirdi .Küpün altından delip üzümünü satarak sinema ya giden insan bile bilirim, bir filmi 4 gün üst üste  seyereder-

Sen tabi küp de üzüm bırakmazsın,ıbırış’a cep cep satarsın.Siz hiç Çalı pilidinin arkasına kibrit takarak kirlengiç gibi çevirdinizmi ? (zini de ) Siz hiç çitlik ağacımdan toma yaptınızmı ?  Çarşaf ipliğine sararak döndürdünüzmü ) Nazarlık olarak çitlikten muska yaptınınızmı ?

DARI Sapından ŞAPILDAK YAPARAK Şapıldattınız mı ?Eski sergilerden eser kalmadı insanlar traktörsüz sergiye gitmez,hava kararmadan evde olması lazım.Her şey modernleşti.

Sevgili köylülerim, bir sergi hatırası yazımla eskilere bir dönüp bakarsan çoğunuz bu meşaggatli günleri mutlaka yaşamışsınızdır,bende o günleri sizlere hatırlatmak adına yazdım.Umarım okurken birazcık gülümse seniz bile

Mutlu olurum. Hoşca Kalın sağlıklı kalın, kendinize iyi bakın.

SAYGILARIMLA, Arif Ekici  , 0 533 574 51 54  K Ü T A H Y A



07.10.2009, KÜTAHYA

H   a    r    m    a    n

1955  - 1957  YILLARINDAN BİRİNDEYDİ AMA TAM  HATIRLIYAMIYORUM,  HARMAN ZAMANI GELMİŞTİ, AYLARDAN TEMMUZ AYI, AİLECEK  HARMANA GİDECEĞİZ, BABAM, ANNEM İKİ AĞABEYİM , ABLAM VE BEN. BİR ÇİFT ÖKÜZ VAR, BİR KATIR VE BİR ADET DE EŞEĞİMİZ VAR. HACONUZ ÇEŞMESİNİN ALTINDAKİ TARLA BİZİM, HATTA TARLANIN  ALTINDAKİ DÖŞŞEK  (5  Dönüm tarla) TARLA DA BİZİM,  İKİSİNE DE BUĞDAY EKİLMİŞ , EKİNLER OLMUŞ BİÇME ZAMANI GELMİŞTİ. BABAM VE ANAM MUTAD HAZIRLIKLARI YAPMIŞLAR, GİDECEĞİZ .ORADA 10 - 15 GÜN KALARAK HARMANI  KALDIRIP GELECEĞİZ, ( Harman şimdiki  gibi 2-3 günde bitmez  bir tarlada en az 10 –15 gün kalırsın) ONA GÖRE EVDEN YİYECEK VE MUTFAK EŞYALARI İKİ HEYBEYE  VE  TORBALARA DOLDURULMUŞTU.İKİ SENEK BİR IRGAT, BİR KIRMIZI BODUÇ, 2-3 TANE ALİMİNYUM TAS.( KÜÇÜK TÜP ÇAYDANLIK , ÇAY BARDAĞI V.S DERDİ YOKTU , ÇÜNKÜ  O ZAMAN KARA ÇAY YOKTU, ÇİÇEK OLARAK BİLDİĞİMİZ  ILGAZIDAN TOPLANAN OT ÇAYI VARDI.(Kimse uğraşmaş ve yoluğunu  da hissetmez.)ONU DA ORAYA GÖTÜREMEZSİN. O zamanlar tiryaki olup da bağa tarlaya götüren birini bilirim TOPAL HALİL AMCA (Naci ve Norinin babaları)   KAHVALTILARDA  YA BULGUR PİLAVI YA DA TARHANA ÇORBASI OLUR, İÇİNDE BİRKAÇ TANE KURU BİBER OLUR   O  DA YEMEĞE LEZZET VERİR. DOMATES PATLICAN BİBER ZAMANI OLDUĞU İÇİN KAVAK DERESİNDE  YETİŞTİRDİĞİMİZ SEBZELERDEN  (DOMATES,PATLICAN,BİBER,PIRASA TURP SOĞAN GİBİ ŞEYLERE PARA VERMEYİZ  BOLCA TOPLAYIP  GÖTÜRÜP YERİZ.ERTESİ  GÜN SABAH SERİNLİĞİNDE  EŞYALARI  ÇIKARDIK

EŞEK İLE KATIRA SARACAĞIZ.  HANAY ALTININ  BİR KENARINA DA DÜVEN, HARAR VE  ÇUVALLARI AYIRMIŞLAR, DÜVEN SÜRME İŞİ BAŞLIYACAĞI ZAMAN AĞABEYİM KATIRA ASIP GELECEK HEM DE UFAK TEFEK UNUTULANLAR VARSA GETİRECEK. KÜÇÜK  AĞABEYİM DAMDAN ÖKÜZLERİ ÇIKARDI, BEN YAVAŞ YAVAŞ GİDEYİM SİZ GELİRSİNİZ DEDİ. BİZDE EŞEK İLE KATIRA PIRTILARI ASMAYA BAŞLADIK. TOPLANDIK YOLA ÇIKTIK TARLA UZAK (Kızılbük deresinin üstünde)HACONUZ ÇEŞMESİNİN ALTINDA YAYA EN AZ  1,5  - 2   SAATTEN AŞAĞI VARAMAZSIN. VELHASIL  İKİNDİ SULARINDA TARLAYA İNDİK AĞABEYİMDE ÖKÜZLERLE GELMİŞ  YOL KENARINDA HAYVANLAR  OTLAMAYA BAŞLAMIŞ  BİLE. EŞYALARI DAMIN ÖNÜNE İNDİRDİK,ANNEM İLE ABLAM   DAMIN İÇİNİ ÇALI SÜPÜRGESİ İLE GÜZELCE SÜPÜRMEYE BAŞLADILAR, BABAM TARLANIN KENARINDAN  TARLAYI BİR KEŞFETTİ, ÇOCUKLAR EN AZ  ONBİR GÜNLÜK İŞİMİZ VAR  TARLA PEK OTLANMAMIŞ, TEK TÜK ACIMIKLAR VAR AMA ÖNEMLİ DEĞİL DEDİ.YOLDA  ÇEŞMEDE SENEKLERLE    IRGAT  İNDİRİLMİŞTİ AĞABEYİM DOLDURMUŞ, ARİİİİİİİF EŞŞEĞİ AL GELDE SULARI GÖTÜRELİM  DİYE BAĞIRDI ,BENDE EŞŞEĞİ GÖTÜRDÜM. BABAM OCAKTA HEM SACAYI İÇİN YER, HEM DE  TAŞLARDAN OCAK YAPIVERİYORDU ANNEME. ÇÜNKÜ AKŞAM YAKINDI, YEMEK YAPACAKTI  YEMEK YENECEKTİ, BABAM BİZLERE DAMIN ÜSTÜNDEKİ BÖLÜKTEN Tarladan) EKİN YOLMAYA BAŞLAYIN DİYE SESLENDİ.  ANAM ZATEN ÇOCUKLAR  YORULDU GELDİ  BUGÜN EKİN YOLMAK FALAN  YOK DEDİ.ANAM AĞABEYLERİME     SESLENEREK, HADİ AŞAĞIDAKİ TARLAYA GİDİNDE ARMUT TOPLAYIP GELİN DEDİ, ONLARIN CANINA MİNNET HEMEN İKİ TORBA ALARAK GİTTİLER. BANA DA SENDE GİT ÇAMLIKTAN ODUN TOPLA DA YEMEĞİN ALTINDA YAKALIM DEDİ. BENDE  GİTTİM ODUNLARI BİR YERE TOPLADIM GUCAK GUCAK DÖRT KERE GİDEREK  DAMIN ÖNÜNE ODUNLARI YIĞDIM. BABAM BOŞ DURMUYOR DAMIN ÜSTÜNDEKİ TARLADA BİR AHLAT AĞACI VARKİ OLDUKÇA BÜYÜK, ONUN DİBİNDEKİ EKİNLERİ EL ORAĞI İLE TOPLUYOR. GECE ÖKÜZLERİ O AĞACIN DİBİNE BAĞLAMAK İÇİN;. TARLAMIZIN  BİTİŞİĞİNDEKİ TARLANIN(Teyzemlerin  EKİNLERİ YOLUNMUŞ; EŞEK İLE KATIRI DA ZİKKE İLE AYRIK KÜMELERİNİN ÇOK OLDUĞU ALANA ÇAKIVERMİŞ, HAYVANLARDA GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE.  OLMALARI TABİKİ İYİ OLUR.

YEMEKLER  PİŞMİŞ ACILI TARHANA ÇORBASI, PIRASA YEMEĞİ VAR  ALİMİNYUM TASA PEKMEZ DOLDURULMUŞ, BEZ KESEDE KURU PEYNİR, BABAM TURP SOYMAYA BAŞLAMIŞ BİLE ABLAM BİR TABAĞIN İÇİNE YIKANMIŞ YEŞİL BİBERLERİ KOYARAK GETİDİ. İKİ AĞABEYİM OMUZLARINDA DOLU ARMUT TOBALIYLA BİRLİKTE GELDİLER, ANAM “VAR MI DAHA?” DİYE SORDU, AĞABEYİM ESPRİ YAPARAK GÜNDE BİR TORBA YEMEK ŞARTIYLA SEKİZBUÇUK GÜN YETER DİYE CEVAP VERDİ. O YORGUNLUKTA NASIL YEMEK YENİLECEĞİNİ  İZAH ETMEYE GEREK YOK  YUFKADAN KÜREK YAPIP ÇORBAYA DALDIRDIN MI  PEK GÜZEL OLUR.YEMEĞE SANKİ HEPİMİZ SALDIRDIK  ÜSTÜNEDE PEKMEZ İLE KURU PEYNİRİ YEDİNMİ , KIRMIZI TOPRAK BODUÇTAN BİR TAS SU İÇMENİZ GEREKİR.. BİR FİNCAN TÜRK KAHVESİ İLE BİR BARDAK ÇAYIN YERİ AYRI FAKAT   NERDEEE

KAHVALTIDA ÇAY OLMADIĞI GİBİ KAHVE HİÇ OLMAZ, BEN EVİMİZDE FİNCANIMIZIN OLDUĞUNU  TAM  HATIRLAMIYORUM. ZARRAFIN KAHVE DE GILIÇ BEY , (Öğretmen) SAPI KIRIK FİNCANDAN KAHVE İÇTİĞİNİ GÖRDÜM.

EVLERİ ÇOĞUNDA KAHVE FİNCANI FİLA OLDUĞUNU SANMIYORUM.

TARLAMIZIN BAŞINDA TAŞ DUVARDAN YAPILMIŞ BİR DAMIMIZ VAR.İÇİNDE OCAK VAR, ( ÜSTÜ GARA ÖRTÜ  SUYU GEÇİRMEYEN GEREN  TOPRAĞI DÖKÜLMÜŞ, HARMANDA DAMIN ÜSTÜNE  KİLİM ÇUL ÇUVAL ,SERİLEREK ÜSTÜNE YATAK SERİLEREK YATILIR. ZATEN SABAH ERKEN EKİN YOLMAYA KALKILACAĞI İÇİN GÜNEŞTEN  KİMSE ZARAR GÖRMEZ BÜYÜKLERİM, BİRAZ BANA TOLERANS GÖSTERİRLER, EN KÜÇÜK BEN OLDUĞUM İÇİN BENİM ÜSTÜME GÜNEŞ DOĞAR. BENDE YATAKTAN KALTIKTAN SONRA  YATAK TOPLANIR KALIN BİR ÖRTÜ İLE SIKICA ÖRTÜLÜR İÇİNE BÖCE BÖRTÜ GİRMESİN DİYE DİKKAT EDİLİR

YEMEKLER ORADA(Damın içindeki ocakta) YAPILIR. ÇEŞMEYE DE YAKINIZ. TARLAMIZIN  ÜSTÜNDE HACONUZ ÇEŞMESİ VAR BİRAZ AZ AKAR AMA BEN BAŞINDA BEKLİYEREK SENEKLERİ VE IRGATI DOLDURURUM, ÖKÜZLERİ DE AHIRDAN SULARIM,ÖĞLEYİN ŞABANLARIN ORADA BULUNAN ÇİTLİK AĞACININ DİBİNE BIRAKIRIM ORADA DİNLENİR VE YATARLAR.HER SENE AYNI ŞEYLERİ YAPTIĞIMIZ İÇİN BUGÜNKÜ GİBİ   HATIRLIYORUM

ŞABANLAR  BİRAZ İLERDE TARLA KOMŞUMUZ, (şaban fati dayı gil) ONLARIN DA TARLANIN BAŞINDA DAMLARI VAR DÜVEN SÜRMEK İÇİN HARMAN   YERLERİ VAR.
                                               ONLARDA EN KISA ZAMANDA GELEBİLİRLER. OĞLANLARIN  HÜSEYİN MURAT VE KEMAL DİYE ÜÇ OĞLU VAR, MURAT BENİM ARKADAŞ;  KIZLARI VAR ABLAMIN ARKADAŞI. HAYVANLARIN SON KONTROLLERİ YAPILDIKTAN SONRA DAMIN ÜZERİNDE UYUYACAĞIZ,  DAHA İLK GECEMİZ, YATTIĞINDA YILDIZLARI GÖRÜYORSUN, KÜÇÜK YILDIZLARDAN OLUŞAN (SAMANYOLU) DA SANKİ BİZİM TAM ÜSTÜMÜZDE, SIVIK ÇALI  KÜMELERİNİN İÇİNE GİZLENMİŞ (cırcır)ÇEKİRGELERİN ÖTMELERİ ÖNCELERİ KULAĞA GÜZEL GELİYOR. HİÇ DURMAKSIZIN (REKLAM ARASI BİLE VERMEDEN) ÖTMELERİ SIKICI OLUYOR.(Hiç yorulmuyorlar)

GÖZLERİMİ AÇTIĞIMDA GÜNEŞ  TAM ÜSTÜME GELMİŞTİ, HAVA  SICAKTI, BİZİMKİLER EKİN YOLMAYA BAŞLAMIŞLAR BİR İKİ EYNEL ÇIKMIŞLAR BİLE; EKİNİ EL ORAĞI İLE YOLUYORUZ, TARLALAR TAŞLIK OLDUĞU İÇİN KOSA VE TIRPAN ÇALIŞMAZ,  HARMANDA ÇOK KALMAMIZIN NEDENİ DE BU.  BÜTÜN TARLALARIMIZ TAŞLI OLDUĞU İÇİN EL ORAĞINA MECBUR KALIYORUZ. İŞ KENDİNİN OLDUĞU İÇİN FAZLA DİNLENME  (mola)VERİLMEZ, BEN ARADA SIRA DA KIRMIZI BODUÇTAN SOĞUK SU DAĞITIRIM ,ÖKÜZLERİ KONTROL EDERİM, EŞEK İLE KATIRI AYRIĞI BOL OLAN YERLERE DEĞİŞTİRİRİM, BU İŞLERİ YAPARKEN DE YAVAŞTAN ALDIMMI EYNELDE PEK KALMAM . KAYATARMIŞ OLURUM. BAZEN AĞABEYİM ÇAĞIRIR TAMDA DİBİNE EYNELE  KOYAR YANIMDAN AYRILMAYACAKSIN DİYE TEHDİT EDER. BİRAZ SONRA SU TÜKENDİ BEN  IRGATI DOLDURUP GELEYİM SUYUMUZ YEMEKTE YETMEZ DİYEREK KAYTARMANIN YOLLARINI ARARIM.

SABAHIN ERKEN SAATİNDE(serinlikte)BAŞLIYAN  EKİN YOLMA İŞİ ÇOK KISA ARALIKLARDA DİNLENİLEREK DEVAM ETMEKTEDİR. KISA DİNLENME ARALIKLARINDA ARMUT KAVUN KARPUZ  VE YENİ ERMEYE BAŞLAMIŞ  ALACA(ÜZÜM) YENİLİR. BEN ÇALIŞIYOR GÖRÜNMEK İÇİN, EKİN YOLUCULARIN  YAPTIKLARI DESTELERİ  MUNTAZAM BİR SIRAYA KOYARAK YAĞMURDA ZARAR GÖRMEYECEK YERLERE  H E L K  YAPAR, RÜZGARDA UÇUŞMAMALARI İÇİN BULABİLDİĞİM TAŞLARI HELK’İN  ÜSTÜNE SIRALARIM.

ÜÇ GÜN OLDU GELELİ  EPEYE İŞ YAPILDI  HATTA BİR ARA BABAM  BİZ  BU İŞİ   9  VEYA  10   GÜNDE BİTİRECEĞE BENZİYORUZ DEDİ. ÖĞLE YEMEĞİNİ YEDİK YİNE EYNELE DURDUK EKİN YOLMAYA BAŞLAMIŞTIK Kİ, YUKARIDA YOLDA GELENLERİN OLDUĞU BELLİ OLDU GELENLER KALABALIK,  BABAM TAŞLI YOLDA  HAYVANLARIN AYAK  GÜRÜLTÜSÜNDEN

GELENLER HERHALDE ŞABAN FATİ  GİL DEDİ. GELENLER ÇEŞMENİN YANINA KADAR GELMİŞLERDİ, ONLAR OLDUĞU ANLAŞILDI, BİR ÇİFT ÖKÜZ, BİRKAÇ TANE  KARAKEÇİ, İKİ EŞEK  BAYAĞI GÜRÜLTÜLÜ PATIRTILI GELİYORLARDI.

BENİM ARKADAŞ MURAT  TARLANIN BAŞINA UĞRAMADAN BANA UĞRADI , ARTIK BUNDAN SONRA ÖKÜZ GÜDERKEN SU DOLDURURKEN ARMUT TOPLARKEN BERABER OLURUZ DİYE SEVİNÇLİYDİK. GEL GİT AYAK İŞLERİNDE AİLEMİZE YARDIMCI OLDUKTAN  SONRAKİ ZAMANLARDA MURAT İLE BERABER  SAPANLA KUŞ VURURDUK  ÖKÜZLERİ  GÜDERİZ   V.S.

BİZ ÜST TARAFTAKİ TARLANIN YOLMA İŞLEMİNİ BİTİRMEK ÜZEREYİZ, BABAM DEDİKİ, BÜYÜK AĞABEYİME  .. SEN KÖYE GİT DÜVEN VE HARMAN MALZEMELERİNİ ALGELDE BİZİM EKİN BİR HARMANDA OLMAZ İKİ SEFER DÜVEN SÜRERİZ DEDİ.  AĞABEYİM AKŞAMÜZERİ KÖYE GİTTİ GECE EVDE KALACAK YARIN  MALZEMELERİ KATIRA SARIP GELECEK. BİZDE BU                                                                                                                                                                                                                            AKŞAMÜZERİ HAVA SERİNLEYİNCE HARMAN YERİNİ DÜZELTİP, TAŞLARINI ATALIM, KÖSTEBEK EVLERİNİ DÜZELTELİM , BÜYÜK KURUMUŞ OTLARI DESTERE İLE DİBİNDEN KESELİM DEDİ. BİZ ABLAMLA  HEM KAYTARMAK BABINDA HARMAN YERİNE GİDELİM OTLARI KESELİM, HARMAN YERİNİ DÜZELTELİM  DEDİM, İKİ SAAT OLMADAN BİZ O İŞİ YAPTIK, ANNEM VE BABAMLAR SERİNLİKTE  YOLMAYA DEVAM EDİYORLAR. ARA VERMEDEN     YOLUNMUŞ OLUP DESTE YAPILAN EKİNLERİ TOPLAYARAK İKİ TANE DAHA HELK YAPTIK. GÜNLER BÖYLE DEVAM EDİYOR. İKİ GÜN SONRA YUKARIDAKİ TARLA TAMAMEN BİTECEK, EKİN SAPLARINI HARMAN YERİNE TAŞIYARAK BİR HARMAN YAPACAĞIZ, HEPSİ ÇOK OLACAĞI İÇİN BİRAZ BIRAKIP AŞAĞIDAKİ RARLANIN EKİNİ İLE BİRLEŞTİREREK BİR HARMAN DAHA YAPACAĞIZ.

ERTESİ GÜN ÖĞLEYE DOĞRU, AĞABEYİM KÖYDEN GELDİ EŞYALARI GETİDİ. DÜVENİ HEMEN HARMAN YERİNE İNDİRDİK,ÇUL ÇUVAL VE HARARI DA DAMA GETİRDİK. YUKARIDAKİ TARLADAN ANCAK BİR GÜNDE BİTECEK KADAR EKİN KALDI BİR TARAFTAN HARMAN YERİNE BİR HARMANLIK EKİN GÖTÜRELİM BİR TARAFTANDA EKİN YOLUNSUN AĞABEYİMLE BEN DESTE ÇEKMEYE BAŞLADIK   10  YÜK KADAR OLUNCA BABAM HARMAN YERİNE GELEREK  EKİNLERİ DÜVEN SÜRÜLECEK HALE GETİRMEK İÇİN YABA İLE YAYARAK DÜZELTTİ. ERTESİ GÜNÜ AKŞAM OLMADAN DA YUKARIDAKİ TARLANIN YOLMA İŞİ BİTTİ HATTA BİRAZ ERKEN BİTTİDE ANAM ÇOCUKLAR BUGÜN AŞAĞI TARLAYA İNMEYİZ DİNLENİN DEDİ. BABAM DA HARMAN YERİNDE SON RÜTUŞLARI YAPTI, İKİ YÜK DAHA DESTE GETİDİK TAMAMLADIK.ORTA HALLİ  5  HELK KALDI AŞAĞIDAKİ TARLANIN EKİNİ İLE BİRLEŞTİRİLİLP BİR DÜVEN DAHA SÜRÜLECEK.

ERTESİ GÜNÜ BABAM VE AĞABEYİM ÖKÜZLERİ ALARAK HARMAN YERİNE GİTTİLER. BİZLERDE SADECE İÇME SUYU ALARAK AŞAĞI TARLARAYA GİTMEYE HAZIRLANIYORUZ, YEMEK DAMDA YAPILACAK VE DAMDA YENİLECEK AKŞAMLARI DAMIN ÜSTÜNDE YATILACAK.NEYSE İÇME SULARINI ALARAK AŞAĞI TARLAYA İNDİK ARMUT AĞACININ DİBİNE EŞYALARI  KOYDUK.AĞABEYLERİMİN GÖK DİYE TOPLAMADIKLARI ARMUTLARDA SULANMIŞ, BİRKAÇ TANE TOPLADIM VE DAĞITTIM. YIKAMADAN MİDELERE İNDİRDİK, ORASI  O  KADAR UZAKKİ, MİKROPLAR GİDEMEZ DİYE YIKAMADAN YEDİK. AĞABEYİM ÜZÜLMEYİN  İLERDEKİ İKİ AĞACA HİÇ DOKUNAMAZ.   BURANIN EKİNİ BİTİNCEYE KADAR ARMUTLAR BİZE YETER DEDİ. İNANIN GÜN GEÇTİKÇE GÜNLER UZAYOR,

SICAKLAR ARTIYOR, EKİN YOLMA İŞİ DE ZORLAŞIYOR. DAHA HARMANDAKİ EKİN EN AZ   4  VEYA   5  GÜNDE ERİYEREK  SAMANA DÖNER. VAY O SICAKTA ÖKÜZLERİN HALİNE. GÜNLERİMİZ BİRBİRİNDEN PEK FARKLI GEÇMİYOR, EKİN YOL, DESTE YAP , H E L K  YAP, HARMANA GÖTÜR V.S. İŞLER DEVAM EDİYOR.

ÖKÜZLER HARMANA   KOŞULUNCA BENİM KAYTARMA İŞİ DE BİRAZ ZORLAŞTI, ÖKÜZ GÜDÜYORUM YAKITMAYA GİDİYORUM DERKEN GÜNÜ YARISINI KAYTARIYORDUM, BİZLER YİNE OTURMAYA FIRSAT BULUYORDUK, ANAM BİZ TAM OTURURKEN YEMEK  İŞLERİYLE UĞRAŞTIĞI İÇİN EN ÇOK O YORULUYOR. AŞAĞIDAKİ  TARLA DAKİ EKİN YOLMA İŞİ DEVAM EDİYORKEN. BABAM BİR GÜN ÖNCE, DÜVEN  İYİCE BİR ISLATTI, ÇIKAN ÇAKMAK TAŞLARININ YERİNE YENİLERİNİ ÇAKARAK  DÜVEN YENİLENDİ.

HARMAN  İÇİN ÇOK ÖNEMLİ İMİŞ. DÜVENE ÖKÜZLERİ KOŞTULAR BAŞLADILAR HARMANIN ÜSTÜNDE DOLAŞMAYA EKİNLE BİRAZ  YASLANINCAYA KADAR   HARMANIN ÜSTÜNDE GEZİNMEK

OLDUKÇA ZOR OLUR.     EKİN YASLANDIKTAN SONRA DÜVENİN ÜSTÜNE (Çatal odundan yapılan düven eşeği ile boksalık konulur).

Düven eşeğinin üzerine binersin ) BAŞLARSIN DÜVENİN ÜZERİNDE DOLAŞMAYA, ELİNDE EFENDERE OLUR , UCUNDA MIDIL(ÇİVİ ) VARDIR, HARMANI TERKEDEN ÖKÜZE DÜRTTÜĞÜN ZAMAN ÖKÜZ HARMANIN İÇİNE GİRER. ZAMAN ZAMAN HARMANI YABALARLA AKTARMA YAPARSIN ERİMEYEN SAPLARI HARMANIN ALTINDAN ALIP HARMANIN ÜSTÜNE ÇIKARARAK  DÜVEN SÜRMEYE DEVAM EDERSİN. BUĞDAY BAŞAKLARININ ERİDİĞİNE KANAAT GETİDİĞİNDE SAPIN SAMAN OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜNDE  HARMANI TOPLAYIP  (T ı n a z ) YAPARSIN  TINAZIN ŞEKLİNİ RÜZGARIN EN ÇOK ESTİĞİ YÖNE DOĞRU YAPARSIN Kİ HARMAN SAVURURKEN SIKINTI OLMASIN DİYE.

EKİN İLE SAMANI BİRBİRİNDEN AYIRMAK RÜZGAR GÜZEL ESERSE BİR GÜNDE OLUR, RÜZGAR ESMEZSE ALLAH SABIR VERSİN İKİ KÜREK ATMADAN RÜZGAR KESİLİR.SAVURMA İŞİ DE BİTTİKTEN SONRA SAMANLARI  HARARA,  EKİNLERİ DE ÇUVALA DOLDURARAK DENK YAPARSIN. İKİ HAYVANLA BİR TARAFTAN DA SAMAN VE EKİNLERİ KÖYE TAŞIRSIN.  AŞAĞI TARLADAKİ EKİN YOLMA İŞ ÇABUK BİTSİN DİYE  BENİ DÜVENDE YALNIZ BIRAKIP EKİN YOLMAYA GİDERLER. BENDE FIRSAT BULDUKÇA ÖKÜZLERİ DÜVENDE DİNLENDİREREK BOLCA EKİN  YEMELERİNİ SAĞLARIM, ZAVALLILAR ÖĞLEYİN ÇEŞMEDEN BİR SEFER SU İÇMEYE GİDİYORLAR, ONDAN SONRA AKŞAMA KADAR DÜVENİ DOLAŞTIRIYORLAR. 14  GÜN OLDU BURAYA GELEİ DAHA EN AZ  5  GÜN DAHA BURADAYIZ.KÖYE EKİN VEYA SAMAN TAŞIMAYA ÇOĞU ZAMAN BEN GİDERİM EŞEĞE EKİN KATIRA DA SAMAN YÜKÜ SARIVERİRLER BEN ONU KÖYE GÖTÜRÜRÜM KAHVENİN ÖNÜNDEN  GEÇERKEN BİRİNE RİCA EDERİM (Yükü beraber indirelim diye) YÜK İNDİRMEYE YARDIM EDER. BEN TEK BAŞIMA YÜK İNDİREMİYORUM. ÇOĞU ZAMAN DA ŞABAN MURAT İLE BERABER GETİRİRİZ  KÖYE SAMAN VE EKİNİ İKİ KİŞİ OLUNCA DAHA RAHAT OLUR (Can yoldaş) KORKMADAN GİDİP GELİRDİK.

BU SAMAN VE EKİN TAŞIMALARINDA EYİRLE YOKUŞU BAŞIMIZIN BELASI, HEM ÇOK İNİŞ HEMDE ÇOK YOKUŞ YOLUN BAZI YERLERİ DAR, SAMAN YÜKÜ BAZEN KAYALARA DEYEBİLİYOR. SAMAN YÜKLÜ EŞEKLERİ DEVİREN ÇOK OLUYOR AMA BEN ÇOK ŞÜKÜR O KABUSU YAŞAMADIM  HAYVAN DEVRİLSE KALDIRAMAM,  YÜKÜ İNDİREMEM  YOL ÇOK BAYIR HAYVAN ÇAY’A UÇABİLİR. O  ZAMANLAR YOLLARDA MUSLUK  VE ÇEŞMELER VARDI, YOLCULAR  SUSADIĞI ZAMAN TOPRAK KÜPLERDEN TAS  İLE SU İÇEBİLİRLER. ŞİMDİ ÇEŞMELER KURUDU, MUSLUKLAR YIKILDI (musluktaki toprak küplere taşıma  içme suyu koyarlardı)  **** ÜMMÜ PINARI, CAMALİNİN MUSLUK, GURU PINAR, GARGA,ÇİNTİ, HACONUZ ÇEŞMESİ, GARACİN PINARI. AVDAN, ASAR ÇEŞMESİ, DAŞLICADAKİ MUSLUK. V.B.

SAMAN ÇEKERKEN SUSADIĞIN ZAMAN KISA ARALIKLARLA SU İÇEBİLECEĞİN YERLER OLURDU. ŞİMDİ HARMAN  KALMADI Kİ, VELEVKİ OLSA BİLE, PATOS MAKİNALARI, DAHA GELİŞMİŞ SAMANI EKİNİ AYIRAN DÖVER  BİÇER  MAKİNALARI VAR. EYİRLE YOKUŞU OLDUKÇA DÜZELDİ. GENİŞLEDİ   DÜVENLER KALMADI, ÖKÜZLERİ YEMEYE BAŞLADIK.EŞEKTEN KATIRDAN SUCUK YAPIYORLAR. HER TARAFA PİKAP MOTOR TAKSİ VE TRAKTÖRLE EN KISA SÜREDE  GİDİLEBİLİYOR.

ATALARIMIZ BU ZOR ŞARTLARDA BİLE  ÇALIŞARAK EVE EKMEK GETİRİP MUHTAÇ OLMAMIŞLAR. DÖVER BİÇERİN    (3) SAATTE YAPTI İŞİ BİZ AİLECEK  ONSEKİZ  GÜNDE YAPTIK EZİYETİ CABA.  BEN BU HATIRAMI BİZDEN SONRA GELENLERE  (nesillere) BİR NOSTALJİ BİR ESTANTENE OLARAK KALSIN   ve  GÜLÜMSESİNLER DİYE KALEME ALDIM ..İNŞALLAH SIKILMAMIŞSINIZDIR.

ŞİMDİ BENİM HARMAN İÇİN  18  GÜN KALDIĞIM YERİ ANCAK BALIK TUTMAYA GİDENLER GÖRÜYOR. EKİLİP BİÇİLMEDİĞİNDEN DAĞ OLMUŞ. BARAJIN ŞİŞKİNLİĞİDE OLDUĞUNDAN İMAR EDİLMESİ SAKINCALI ALAN OLMUŞ. BİZİM ZAMANIMIZDA ÖTEN GECE VE GÜNDÜZ CIRCIRLARI, ÇEŞMENİN AHIRINDA ÖTEN KURBAĞALAR, PALAZLARINI OTLATMAYA ÇIKARAN KEKLİKLER VARMI ACABA........?

AKLIMA GELMİŞKEN YAZAYIM DEDİM, BİZ HARMANDA İKEN   ENAZ 30  -  40 EŞEK İLE DERDE DEVA İÇİN GÜLLÜ HAMAMLARINA GİDEN ZEYVELİLERİ SIK SIK GÖRÜRDÜM.  BİZİM TARLANIN KENARINDAN

GEÇERLER. AŞAĞIDA GIZILBÜK KÖPRÜSÜNDEN ÖTE YAKAYA GEÇEREK

GÜNEY İLÇESİNİN BİR KÖYÜ OLAN GÜLLÜ HAMAMLARINA GİDERLER,BİR HAFTA ON GÜN KALDIKTAN SORA AYNI GÜZERGAHTAN DÖNERLER. BİZ BAZEN HAMA GİDEN  (konvoy halinde  25 veya 30  eşekli ) EKİBİN   DÖNÜŞÜNE KADAR HATTA DAHA FAZLA TARLADA KALABİLİRİZ. ÖTE YAKANIN ODUNU MEŞHURDU, ÇOK KIYMETLİ İDİ.  GÜZEL YANARDI, BİZ TARLADA İKEN HERGÜN BİRKAÇ KİŞİ  ÖTE YAKADAN ODUN İLE GELİRDİ. HAYLİ UZAK O KADAR YÜK İLE KÖYE KADAR ODUN GETİRMEK KOLAY OLMASA GEREK.

BUNLARDA GEÇMİŞE AİT BİR HATIRA OLARAK GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GEÇTİ.(Küçük anı olarak yazdım.)   İKİ SEFERDE SÜRDÜĞÜMÜZ HARMANIN EKİN VE SAMANLARINI KÖYE TAŞIDIK.  SON OLARAK ANAM  BADASI TOPLA ÇELMİKLERİ DE BİR ÇUVALA DOLDUR ONU  TAVUKLARA VERELİM DEDİ .  BÖYLECE BU SENENİN HACONUZ HARMANI DA BURADA DÜĞÜMLENMİŞ OLDU.  ŞABAN MURATLARIN HARMANIN BİTMESİNE  DAHA  BİRHAYLİ VAR. BENDEN SİZLERE DİLİMİN DÖNDÜĞÜ KADAR AKTARKAMAYA ÇALIŞTIM HATIRAMIN SONUNA GELDİM.


ARİF EKİCİ , EMEKLİ,( ORTAKÖYLÜ HACİLLEZ ARİF )

0533 574 51 54   K ü t a h y a

BEN DE ORTAKÖYLÜYÜM 

NAMAZ’I KURAN’I ORUC’U RAMAZAN’I AKTÜLÜ’DEN OKUDUK,

DAMÜSTÜNDE OTURMAYA, KİLİM ÇUL VE ÇUVAL DOKUDUK,

ELEKTRİK YOK, SOBA YOK, ISINIRDIK HEP OCAK BAŞINDA,

ETRAFINI ZOR AYDINLATAN ,BİR GANDİLİMİZ VARDI TAHTA GAŞINDA.

 

ASARDA, GALEDE, GÜDERDİK,GİRİT GEÇİSİNİ GOYUNU,

ÇAYDAN YADA ÇEŞMELERDEN İÇİRİRDİK ÖĞLE SUYUNU,

KISKANÇLIK,HASETLİK YOKTU,ARKADAN KAZMAZDI KUYUNU,

ADIM ADIM ÖĞRENDİK, DAĞLARDAKİ KEÇİLERİN YOLUNU.

 

KOMŞULARIMIZ, GÜCCÜK HALİL,GÜCCÜK SAYIT,SARAYLI MEMET,

EKİNLERİ BİÇERKEN, YAPARDIK, DESTE’DEN ÖNCE DEMET,

TADINA DOYULMAZDI HARMANDA, PİLAV İLE YOĞURT YEMEK,

BOŞ KALDIK MI TOPLANIRDIK,BELEDİYE KAHVESİ OLURDU DENEK.

 

YAZ GÜNÜ IRGATTAN,SENEK’TEN,ILIK ILIK SULARI İÇTİM,

HAFTALARCA HARMANDA, EL ORAĞI  İLE EKİNLERİ BİÇTİM,

GURU PINARIN SUYUNU İÇTİM,İNAN DAVUL GİBİ ŞİŞTİM,

DÜVENİN ÜSTÜNDE DÖNERKEN,UYUKLADIM BAŞAŞAĞI DÜŞTÜM.

 

DÜĞÜNLER GÜZEL OLURDU,DÜĞÜN EVİNE DİKİLİR İLK GÜN DOLAK,

ÜMMECİ GELİRKEN,DÜĞÜN SAHİBİ KESERDİ BİR ADET OĞLAK,

BİLMECEDEN ODUN KESİLİR, YÜKLENİRDİ YİRMİ OTUZ EŞEĞE,

ENAZ ÜÇ TAVUK İLE UZUN ÖTEN BİR HOROZ KONUYORDU KEŞGEĞE.

 

GÜZEL OLAN GÜNLERDE GİDİLİRDİ,TARLALARA VEYA BAĞA,

YAMUR, ÇAMUR OLUNCA DA , ODUN YAPMAYA GİDERDİK DAĞA,

İLKBAHAR’DA HARİKA OLUR KÖYÜMÜZ,BAMBAŞKADIR DOĞA,

BİR İKİ TANE ANCAK OLURDU KÖYDE,DAMIZLIK BOĞA.

 

KURAKLIKTAN KURUDU,ÜMMÜ PINAR,GARGA VE GARACİN’İN SUYU,

BAHADINLAR KÖYÜ, CULFA’DAN GÖTÜRDÜ HEP İÇECEĞİ SUYU,

BİR ZAMANLAR ÇOK MEŞHURDU,GÜZELDİ,BULGURLU’NUN SUYU,

BEKLEMİYORDUNUZ DEĞİLMİ,BENDE BULUNAN BU ŞAİR’ANE HUYU.

 

AT KOŞUSUNA GELİRDİ, MEDELE, GÜLLÜ, UŞAK VE EŞME’DEN,

ATLARINI YAKITIRLARDI, DEVAMLI AKAN İKİ OLUKLU ÇEŞME’DEN,

BİR LOKMA EKMEK İÇİN KÖYLÜMÜZ, HERGÜN BAĞ BAHÇE İŞİNDE,

BİR YÜK ODUN İLE GELİRDİ, ERGEN NORİ HER DAĞA GİDİŞİNDE.

 

KAVUNU KARPUZU YEDİK,TAZE NOHUDU ATEŞTE ÜTTÜK,

GATIRLARI ATLARI ,GALE’DE,DOMAŞA’DA TABAKCI’DA GÜTTÜK,

OKUMAK İÇİN  ÇAL’A AÇIK KAMYOLARIN SIRTINDA GİTTİK,

DÜVEN SÜRERKEN,HARMANDA EFEDEREYİ ÖKÜZLERE DÜRTTÜK

 

SARMA İÇİN KALİTEDİR,MARKADIR,ÇEKİDEKSİZ ÜZÜM YAPRAĞI,

YORULDU ARTIK,YADIMCI OLMUYOR,ALMAÇIBIĞIN TOPRAĞI,

İKİNCİ KIRKIMDAKİ KOYUN YÜNÜNÜN ADINA DENİRMİŞ  YAPAĞI,

PEKMEZ GAZANI İLE TAVA’SININ  NEDEN OLMUYOR ACABA KAPAĞI

 

BÜYÜK SÖZÜ DİNLE,OTURMA SAKIN,YAZIN YAŞ’A, KIŞIN TAŞ’A,

ECEL GELDİMİ GÖTÜRÜYOR,NE GENÇLİĞE BAKIYOR NE DE YAŞ’A,

GENÇLER, DÜĞÜNLERDE TOPLANIYORLARDI DAMÜSTÜNDLERİNDE GAŞA,

SİZ SİZ OLUN,SAKIN SU KATMAYIN PİŞMİŞ OLAN HER AŞ’A.

 

SUCUK DENİLİNCE AKILA,GELİYOR MEŞHUR SUCUK BEŞLER

NE KADAR TEŞEKKÜR ETSEK AZDIR SİZE,TÜRKER KARDEŞLER,

‘ORTAKÖYLÜ ‘OLMAK BİR AYRICALIK,NE MUTLU BİZLERE,

ALLAH SAĞLIK,MUTLU YAŞAM,BOL BOL PARA VERSİN SİZLERE.

 

OKULLAR OLMASA,KOLAYCA YÖNETİLİRMİŞ,TÜRKİYE’DE MAARİF,

KİMLER  ANLAR ACABA? ‘GALA İLE GICIM’ I ‘ YAPSAN  T A R İ F

YAZILACAK ÇOK AMA,NOKTAYI KOYDU ŞİMDİLİK HACIİLLEZ  A R İ F .

                                                                          ŞİİRİ YAZAN : ARİF EKİCİ
                                                                                                                EMEKLİ MUHASEBECİ
                                                                                               KÜTAHYA

Kayınvalidem Cennet Köse'ye ithafen yazılmıştır...

CENNET KADIN

Cennet kadın Köse Süleyman karısı.
Cefa ile geçti ömrün yarısı.
Abdest, namaz, oruç kalan gerisi.
Cennet kadın cennetlik anacığım.

Cahil idi ağzı dua ederdi.
Durmaz hergün dergaha giderdi.
Oturup haline bin şükrederdi.
Cennet kadın cennetlik anacığım.

Hasta olmaz hiç doktora gitmedi.
Çalışır yorulmak nedir bilmezdi.
Halinden de hiç şikayet etmezdi.
Cennet kadın cennetlik anacığım.

Baba görmedi bir şehit kızıydı.
Şikayet etmez haline razıydı.
Ona göre Allah tan bir yazıydı
Cennet kadın cennetlik anacığım.

İyi yaşadı seksen dokuz oldu
Günlerden bir gün ani hasta oldu.
On iki gün deyince hemen öldü.
Cennet kadın cennetlik anacığım.

Makamı Cennet ruhu şad olsun.
Bütün haklarımızda helal olsun.
Herkeze onun gibi nasip olsun.
Cennet kadın cennetlik anacığım.

                                                         Arslan KURT
                                                         17.10.2005

 

KOCA SEYİT

Havran nahiyesi, Çamlık köyünden gitti askere;

Dokuz sene sonra nasip oldu ona tezkere.

 

Aç yattı, tok kalktı, koştu cepheye;

Minnettardır Türk milleti onun gibi askere.

 

Biricik yavrusu oldu, adını Ayşe verdiler;

Kör olsun yokluğun gözü, ona haber veremediler.

 

Arı Burnu’nun yolu dimdik yokuştur,

Babacığının öldüğü ona malum olmuştur.

 

Yüzbaşı Hilmi, Niğdeli Ali sağ kalmıştı tabyada,

On üç arkadaşı şehit olmuştu aynı bataryada.

 

Okudu öğrendiği duaların en alasını, en hasını;

Mermiyi sırtlarken duydu tüm kemiklerinin çatırtısını.

 

Zırhlı gemisi vurulmuştu tam ön kısmından,

Tanrıya şükürler gönderdi Cevat Kumandan.

 

Sorulunca dileği garibin bir fazla tayın oldu,

Geminin batışıyla düşmanın kanı dondu.

 

Taltif edildin Seyit’im rütben onbaşı,

Tüm şehitlerimiz olsun sana kabir yoldaşı.

                                          
                                                                       Süleyman KIRKAPLAN

                                                    KASIM 2007

ULU ÇINAR
 

Yükseliyoruz yücelere, yıldızlara kadar
Birimizin gövdesi ak, diğerleri karaya çalar
Dev iki kol gibi mavilere açılır en büyüğümüz
Evlere yüksekten bakarız, adimiz ulu çınar

  

Milyonlarca barış eli beş parmaklı yapraklar
Yeşilden yeşile sevgimiz dallardan tasar
Yüzlerce kus yuvası, sesli  küpemiz olur salınır
Can dostu yedi oluklu pınar koynumuzda çağlar

 

Komşularımız da var, birlikte gelmiştik bu yöreye
Kırsalda kaldılar, biri batıda, biri doğuda, biri güneyde
Benim gibi pınarları da var, cana can katan
Sürüler, yorgunlar, çobanlar yatar gölgelerinde

 

Haberler var bizden onlara, onlardan bizlere
Sağ olsunlar, sonsuz şükran gelenlere gidenlere
Yaşasın Akça Yel, Kara Yel, Poyraz ve Seher Yeli
Yaşamak ne güzel candan söyleşilerle birlikte

 

Meyvemiz yok, fakat dallarımızda dinlenir, güneş bile
Doyururuz gönüllerini her mevsimde gölgemizle
Gün doğumundan, gün batınıma dek gözlere nuruz
Akar yedi oluklu pınarlarımız şakrak türkülerle

 

Gece gündüz dallardan besteler yayılır çevreye
Pınar bazen çınlar, bazen gürler o bestelerle
Bizimdir, binlerce serçenin dinmeyen sevda türküleri
Kumru sesleri, ezanlar yürek titretir ikindi yelinde

  

                Muhterem Orhan

Bir yer ki..

Bir meydan ki...
Biz dinlesek o söylese...
Bir yer ki, her an benimle göz göze
Bir türkü, sanki doyulmayan. ,'

 

 

Koltuklan var, yaz kış tastan
Ulu çınarların da var, kuşlara vatan
Türküler akar yedi oluklu pınarlardan
Hayaller midir kızların testisinden tasan?

 

 

Düğünler burda başlar, burda biter
Atlar yarışır, at üstünde gelinler
Toprağı, zeybek oyunlarında titrer
Mutluluk ışıldar ürkek bakışlardan.

 

Burda yüzlerce yıl var ki
Dualarla uğurlanır vatan bekçileri
Dalgalanır halkın hür iradesi
Buruk sesidir tarihin duyulan.

 

 

Tüm yollar bu meydana çıkar
Coşkuyla; kutlanır bayramlar
Milli gurur, çocuk seslerinde çınlar
Devlet, millet alanıdır bu alan.

 


Şimdilerde yerinde yeller eser
Adları kaldı, anılar uçtukça uçar
Gönlümde yeşil bir nur kaldı ki yandıkça yanar
Kalbimle birlikte hala ufkumda titrer.

                                                                         Muhterem Orhan

                                                YAĞMUR YERİNE MEMUR YAĞSIN

 

Yıl 1965, Denizli iline bağlı Çal ilçesinin Ortaköy beldesinde yaşanmış gerçek olaylardan alınmıştır.

 

Ortaköy beldesi halkının geçim kaynağı yalnızca üzüm üreticiliği dediğimiz bağcılık tarımına bağlıdır. Ne var ki, yıl yıldan kötü gitmekte ürün para etmemektedir. Bir de üstüne üstlük bağlarda görülen mantar hastalığı ortalığı kasıp kavurmakta, tüm bağlar kurumaktadır. Halk büyük bir geçim derdi sıkıntısına düşmüş, gençler evlenemez olmuş, artik rençperlik dediğimiz çiftçilik fakirliği ifade eder olmuştur. İste bu yıllarda bu sıkıntıları yasayan ana-babalar çocuklarını okullarda okutmak için varını yoğunu harcamaya başlamışlardır. Çocukları okuyup memur olacak ve  en azından devlet kapısından az da olsa ama devamlı bir maaş alacaklardır. Tüm umutları, özlemleri  memurluk mesleğindedir.

 

Tabii, tüm bunları beldeye gelen öğretmenlerin yasam şartlarını gördükten sonra öğrenmişlerdir. Daha önceki yıllarda üzüm iyi para etmekte çiftçinin geliri yüksek ama memurun geliri onlarınkinin yanında çok az kaldığı için memurluğu ikinci sınıfta görmekte idiler. Bu yüzden evliliklerde mali mülkü yani bağı çok olan, iyi ürün kaldıran kişiler gözde ve el üstünde tutulurlardı. Kısaca, 1965 yıllarından önceki yıllar “Çiftçi Yılı”,  1965’ten sonraki yıllarda “Memur Yılı” diye adlandırılır Ortaköy beldesinde.

 

Ortaköy beldesi iste böyle bir okuma yarışına başladığı yıllardan sonra ki, bölgenin en çok okuyan insan sayısına ulaşmıştır. Simdi 2000’li yıllardayız ve Ortaköy beldesinde okuma yazma oranı %100’ü bulmuştur. Aynı zamanda Ülkenin hemen her yerinde en yüksek makamından tutunda en düşük makamına kadar çeşitli devlet dairelerinde, özel sektörde mutlaka karşınıza bir Ortaköy’lü çıkabilmektedir.

 

İşte tüm bunların başladığı 1965’li yıllara geri dönüyoruz simdi. Beldede yasayan belki okuması yazması bile olmayan su an adini bile anımsamadığım ama Duran Şakir’in eşi olduğunu bildiğim komsumuz sayılan bir kadın vardı. Benim de evlenmemiş yetişkin ablalarım vardı evde. Onların da kız arkadaşları vardı. Babam memur olduğu için sık, sık onlar bizim evde ablamlar la toplanırlar örgü örerler veya babamın ablamlara aldığı tezgahlarda yolluk dokurlar sohbet ederlerdi. Ben o zamanlar on beş yaşında Lisede okuyordum beni küçük çocuk saydıkları için, benden çekinmezler ve aralarında  her konuyu konuşurlardı.

 

Yine toplandıkları bir gün Duran Şakir'in eşi de gelmişti yanlarına. Sohbete öyle dalmışlardı ki benim orada olduğumu bile unutmuşlardı. Duran Şakir'in eşi bir ara kızlar size bir şey söyleyeceğim beni iyi dinleyin dedi. Tüm kızlar işlerini bıraktı. Ortalığa bir sessizlik hakim oldu. Can kulağı ile dinlemeye koyuldular.

 

“Bakın kızlar, memurlara bir bakin. Çal’dan çörek (Fırın ekmeği) alıp geliyorlar, ekmeği bıçakla kesiyorlar ve öyle yiyorlar. Hanginiz ekmeği bıçakla kesip yiyorsunuz. Yufkadan başka bir şey yemiyorsunuz. Oysa memurla evlenseniz ekmeği bıçakla kesip yiyeceksiniz. Ne bağ dibi çapalayacaksınız, ne toz toprakla boğuşacaksınız. Benimde kızlarım var hadi simdi hep birlikte Allah’a dua edelim ALLAH'IM NE OLUR GÖKTEN, YAĞMUR YERİNE MEMUR YAĞDIR”.

 

Tüm kızlar hep birlikte “AMİN ağzına sağlık teyzeciğim” diyerek gülüşmüşlerdi. Ama içlerinden geçen de aslında bir memur bulabilmekti.

 

O, yıllar Ortaköy delikanlıları köylerinden kız alamaz olmuşlar, kızlarda nereli olursa olsun ne memuru olursa olsun boynu kravatlı biriyle evlenir olmuşlardı.

 

O zamanlar köyün gençlerinden olan Kalaycı Mehmet diye anılan, Mehmet Kalaycı Çal’da Ortaokulda okumakta az buçukta şairimsi bir yanı bulunmaktadır. İşte tüm yaşanan bu acıklı gülünç (Trajikomik) hallerden etkilenmiş olmalı ki şimdi okuyacağınız destansı şiiri yazmıştır.
 

 

Takunyası vişneden

Su getirir çeşmeden

Maşallahın var güzel

Ortaköy’de birsin sen
 

Gözü odun kömürü

Seni alan memurun

Kısa olsun ömrü
 

  Ortaköy’de üzümler

Ne idi o güzeller

Memur diye beklerken

Buruştu dalda güller
 

    Gözü odun kömürü

    Seni alan memurun

    Kısa olsun ömrü 
 

Rençper sizden farklı mi

Hazır para tatlı mi

Rençperden de kaldınız

Sizi kime satmalı
 

      Gözü odun kömürü

      Seni alan memurun

      Kısa olsun ömrü
 

Dul kocalar ne halde

Alsınlar birer tane

Yalvarın dul kocalara

Kalmadı başka çare
 

      Gözü odun kömürü

      Sizi alan rençperin

      Uzun olsun ömrü 
 

H.Hidayettin TUNCER

Kuşadası

BUGÜN TADIM YOK GÜLÜM

Ey sevgili
Yangın yeri gibi
Yüreğim
Bedenim yorgun
Bakışlarım dalgın
Sevgileri bile
Söylemez oldu dilim
Bu gün tadım yok gülüm
Bu gün tadım yok
Depreşti sanki
Tüm dertlerim
Umutlarım solgun
Yasamım durgun
Alici kuşlar gibi
Başucumda dönüyor ölüm
Bu gün tadım yok gülüm
Bu gün tadım yok

H.Hidayetdin TUNCER/Kuşadası

BENİM ADIM ÖĞRETMEN


Bazen
Bir ışık olurum karanlığa
Bazen
Sımsıcak bir yürek acılara
Bazen de
Bir sevgi olurum
O el değmemiş
Gül bahçelerinde
Bilgilerle süslerim çevremi
Benim adim ÖĞRETMEN
Öğretirim
Tüm öğrendiklerimi
Belki
Yılda bir gün
Belki
Gördüğünüzde
Belki de
Çocukluk yıllarınız
Aklınıza düştüğünde
Anımsarsınız beni
Ama ben
Hiç unutmam
Bir bir anımsarım
Tüm öğrencilerimi
Benim adim ÖĞRETMEN
Hani şu
Size
Okumayı yazmayı öğreten
Yolunuzu yüreğinizi
Aydınlatan
Sonra da
Unutulup giden

H.Hidayetdin TUNCER

HER GECE IŞIĞIMLA GELECEĞİM SANA

Her gece ışığımla geleceğim sana
Bazen
Bir yıldız olacağım gökyüzünde
Bazen ay
Bazen de
Bir mehtap olup doğacağım
O güzel gözlerine
Rüzgârlarda savrulan
YAĞMUR bulutlarında
Göz yaslarım ıslatacak
Belki tenini
Kim bilir belki de
Sevgilerim dolacak
Sımsıcak yüreğine
Sevda türküleri söyleyeceğim
Sen uyurken başucunda
Umutların özlemlerin
Düşlerin olacağım
Uykusuz gecelerine
Salacağım tüm ışığımı
Denizin dalgalarına
Yakamozlarda göreceksin beni
Ve bir gün günbatımında
Kızıllıklar içinde
Veda edeceğim sana
Sonra da
Kaybolup gideceğim sessizce
Bilinmeyen bir yere
Ama ben yine de
Her gece ışığımla geleceğim sana

H.Hidayetdin TUNCER/Kuşadası

Köyümüzün düğünlerinde Damat ve arkadaşları gece geç saatlerde kız evine ve akrabalarına giderek mani söyler hediye isterler bu adetimize ADAM KALDIRMA denir.

                  
                                             Manimiz şöyledir

             BEYEFENDİ KALK BAKALIM
             KANDİLLERİ YAK BAKALIM
            KÖĞTÜYÜ CEVİZE KAT BAKALIM
             UYANINDIK BEYEFENDİ

             ULU CAMİ DİREK iSTER
             DAYANMAYA YÜREK iSTER
             BENİM GÖNLÜM HOŞTUR AMA
             ARKADAŞLAR BAKLAVA iSTER

            ŞEKERİM VAR EZİLECEK
            TÜLBENTLERDEN SÜZÜLECEK
            ÇOK BEKLETME BEYEFENDİ
            ÇOK YERİM VAR GEZİLECEK

            KARA KOYUN KUZULADI
            DÖRT YANINA DİZİLEDİ
            ÇOK BEKLETME BEYEFENDİ
            AYAKLARIM SIKILADI

           EVLERİNİN ÖNÜ İĞDE
           İĞDENİN DALLARI YERDE
           BEYEFENDİ HANAY EVDE
           UYANINDIK BEYEFENDİ

          BEYEFENDİYİ UYANDIRALIM
          GÜL YASTIĞA DAYANDIRALIM
          BAKLAVA BÖREK BEĞENDİRELİM
          UYANINDIK BEYEFENDİ
 

 MANİLER

Çal'dır dedikleri
Üzümdür yedikleri
Pek hoşuma gidiyor
İne... dedikleri

Çökelez'in taşına
Çıkamadım başına
Yukarıseyit'in kızları
Kaldı kendi başına

Pamuk ektim dallandı
Kozaları sallandı
Çallıların kızları
Beşibirliğe aldandı.

Çökelez'in tepeleri
Oturmuş efeleri
Ben seni seviyorum
Hazırla küpeleri.

Dürnük'te boldur üzerlik
kız sende mi güzellik
Ahmet Ağa yazdırmış
Ak gerdana nazarlık

Ak üzüm aklığı
Sılanın ıraklığı
Benim garip kalışım
Nişanlımın yokluğu

Çal benim durağım
Ben anamdan ırağım
Eller anam dedikçe
Buruktur benim yüreğim

 

Kemal KAPUTOĞLU'nun köyümüz için yazmış olduğu şiir.Kasabamıza ilk defa gelecek olan bir yabancıya kasabamızı nasıl tarif edersiniz? Bu soruya bir şiirle cevap verdik bakın bakalım beğenecek misiniz?

                                                              ORTAKÖY

Kooperatif tarafından gelirsen
Darbaz durağına var abey
Hava sıcak susuzluktan ölürsen
Soğuk akan Taslı çeşmesini sor abey

Az yürürsen aşağıya varılır
Belediye kahvesinin önünde durulur
Ali’nin kahveye girmezsen darılır
İki dakika soluklanıp dur abey

Goca Camidir Ortaköy’ün merkezi
Pek güzel olur yazın Çınar’ın gölgesi
Kulun değil Cenabı-Hakk’ın yapısı
Goca Çınar'ın haşmetini gör abey

Çamlığın yolu yakın yürürsün
Yol kenarı mezarlıktır görürsün
Yatanlara bir Fatiha okursun
Emin AKÇAÖZ burada yatar bil abey

Pazarı var Cuma günü kurulur
Esnafını dolaşırsın haz olur
Pazarlıksız satış olmaz naz olur
Hiç acıma gene eder kar abey

Petrolden yukarı sağa dönüp düz gitmen
Mezarlığa varma sakın az gitmen
Ağustos ayında Havuzlu Park’ta çay içcen
Serin havanın kokusunu duy abey

Köylümüz H.Avni KIRKAPLAN'in(OKKA AVNİ) Ortaköy İçin yazmış olduğu şiir

                    
Ortaköy

                 
 Her etrafın dağlardır
                   Her etrafın bağlardır
                   İçinde on çeşme vardır
                   Köyüm senden ayrılamam

                   Sular akar pınarında
                   Kumru öter çınarında
                   Gençlik kokar baharında
                   Köyüm senden ayrılamam

                  Garp tarafın bilinmez
                  Şimal boyun Menderes
                  Cenubun ilçe merkez
                  Köyüm senden ayrılamam

                                   
H.Avni Kirkaplan

ZEİDEM TÜRKÜSÜ  VE  ÖYKÜSÜ


Bekir Hocaların gelini, Hacı Mahmutoğlu'nun kızı Zeide' imiş. Bu aileler çok tanınmış zengin kişilermiş. Zeide'nin kocası askere gitmiş. Görümcesinin kocası yani eniştesi Zeide'nin peşine düşmüş. Beraberken görenler olmuş.Kaynanasına söylemişiler.Kaynanası kızın babasına söylemiş.
Babası da Zeide'ye " Seni kuyu. göl temizler" demiş.Evlerinin önünde Bekir Hocalar Kuyusu varmış.Zeide'yi bu kuyuya kendisi atmış.

  
 ZEİDEM TÜRKÜSÜ

Bayram geldi izine de yaklaştı
Eniştemde enseme daplaştı
Karşı karşıya gözler ulaştı
Uyan ey sevdiğim gel neler oldu

Kuyuda bileziği dar geldi bana
Kuru iftiralar zor geldi bana

Kuyu da dibinde alsınlar
Ağıllara koysunlar Zeyde kadının ölüsünü
Bursalara sarsınlar

Kuyuda bileziği dar geldi bana
Kuru iftiralar zor geldi bana
Hocam beni su yüzüne bağladı

Gözlerimden kanlı yaşlar ağladı
Askerdeki yarime kara haber yolladı
Uyan ey sevdiğim gel neler oldu
 
ÇAKIR MERYEM TÜRKÜSÜ VE ÖYKÜSÜ

1932 yılında Yukarıseyit köyünde güzel bir kadın olan Meryem adında biri gözlerinin yeşil olmasından dolayı Çakır Meryem namıyla tanınırdı. Köyde sakin bir hayal sürdürürken bütün Türkiye'de olduğu gibi Yukarıseyit'te de eşkıyalar türemeye başladı. Bunlardan biri Peynircili Mustafa ve arkadaşı Çallı Ferik Osman'dı. Bunların dedikleri dedik vurdukları vurduk olduğundan gündüzleri dağda geceleri bu kadının evinde geçirirlerdi. Bir ara evi jandarmaların basması ile kaçmaya çalışan iki eşkıya da vurulur. Ferik Osman kendi köyüne gönderilir, Peynircili Mustafa köyün dışına bırakılır.Bunun üzerine Çakır Meryem eskiyalar üzerine bu türkü yakılır.
ÇAKIR MERYEM TÜRKÜSÜ

Kahpe felek değirmenin döndü mü
Bağın bahçen sular ile doldu mu
Ben yaparım sen yıkarsın bendini
Döne döne nöbet bana geldi mi

Peynirci'den gelir bizim yağımız
Söyle Çakır Meryem nedir derdimiz
Bir orduya yeter bizim dördümüz
Aldırıyor Çakır Meryem Osman'ı

Kalın olur Çökelez'in çamları
Sıra sıra Peynirci'nin damlan
Çırpına çırpına çıkmaz canlan
Kalk gidelim be Mustafa'm dağlara

Attım attım Çökelez'e dayandı
Peynircili al kanlara boyandı
Çakır Meryem uykudan da uyandı
Aldırıyor Çakır Meryem Osman'ı

Matinimde kundağından kırıldı
Ferik Osman bayram günü vuruldu
Çıkma diye Meryem hanım sarıldı
Aldırıyor Çakır Meryem Osman'ı

 

 

SPEEDCOUNTER.NET - free counter!
outils webmaster
 

 

ANA SAYFA    VİDEOLAR     ZİYARETÇİ DEFTERİ KİM NEREDE?  ORTAKÖYLÜLER FORUMU ELEŞTİRİ,GÖRÜŞ,ÖNERİ CANLI SOHBET

İletişim : ortakoybeldesi@hotmail.com

Sitenin Tüm Hakları Saklıdır.Mehmet TÜRKER ve Şafak Şakir TÜRKER'e Aittir.
Sitede
Yer Alan Veriler İzin Alınmadan Başka Yerlerde Kullanılamaz.
2007