oyhanhasan.sitemynet.com
Edebiyat Penceresi Oyhan Hasan Bıldırki Öteki Türk Ülkeleri Edebiyatı Denemeler Masallarım Hikâyelerim Şiirlerim Mensur Şiirlerim Türk Destanları Kitaplarım Hakkımda Yazılanlar Atatürk Foto Albüm Öteki Sitelerim

Öteki Türk Ülkeleri Edebiyatı

TÜRKÇE ŞİİRLER

Türk Edebiyatı'ndan Seçmeler

ÇIKARIN SIRTIMDAN BU ADAMLARI

Gazabım özüme ar gelir benim
Ben dağım, zirveme kar gelir benim
Adamlar sırtıma ar gelir benim
Çıkartın sırtımdan bu adamları

Bilenler olanı danışmaz bana
Karışır güya ki karışmaz bana
Bence bu adamlar yaraşmaz bana
Çıkartın sırtımdan bu adamları

Dilleri uzundur amma kardılar
İnsanlık önünde bir hasardılar
Bunlar çok pahalı adamlardılar
Çıkartın sırtımdan bu adamları

Ne susmak, ne dinmek isteyirem ben
Ahıma ısınmak isteyirem ben
Özümü giyinmek isteyirem ben
Çıkartın sırtımdan bu adamları

Kısmet A.(Kum Saati, Azeri Edebiyatı)

YÜREKLE SOHBET 2

Sen beni aşikar görmek istedin,
Ben sana uykuda penah getirdim.
Sen bana kalbini vermek istedin,
Ben sana bir yığın günah getirdim.

Günahım arkamca yürümeseydi,
Belki öz gölgemde yata bilirdim.
Ümit kanatlarım erimesiydi,
Uçup güneşe de çata bilirdim.

Varlığım, yokluğum düşüp gözümden,
Ne kadar istersen azap ver bana.
Ben niye küsmüşüm özüm özümdün
Belki sen bilirsin cevap ver bana.

Sözümü işitip kulak assaydın,
Özümü en hoşbaht adam sayardım.
Bana günahımı bağışlasaydın,
Ben sana dünyayı bağışlayardım.

Onsuz da karadır üzüm yanında,
Aklım hislerimin esiri olur.
Bilirim talihin imtihanında,
Ömür kıymetimin kesiri olur.

Elnare Shems
Azerbaycan
Oyhan Hasan Bıldırki
Uyarlama

KERKÜK DESTANI-SENDE KERKÜK
* Berhudar Ramazan Çeşme

Mende dert sende Kerkük,
Can bedende kararsız,
Al kalsın sende Kerkük,
Bir gün olur kurtulluğ,
Hem biz hem sen de Kerkük.

Türkmen menem, sanma bulamam çare,
Cehennem olsan da söner gidersin,
İndiririm koca gökleri yere,
Silinir tarihten döner gidersin.

Sana derim coni, alçaktan alçak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak!

Kutsaldır bu toprak, doludur şehit,
Destanlaşan hilâl, yıldızlar şahit,
Türk'ün şamarıyla alırsın öğüt,
O zalim tahtından iner gidersin,

Mehter marşlarımız çaldı çalacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Barış dedik barış, neden duymadın?
Telafer'de çoluk çocuk koymadın,
Bunca kan döküldü, hâlâ doymadın,
Bir gün bu acılar diner, gidersin,

Türkmen'ler ebedi, özgür olacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Soyun bozuk senin, ismin de takma,
Kalleşçe, kahpece köy basıp yakma,
Türk'ün toprağına, yan gözle bakma,
Zulüm uçağına biner gidersin,

Çıktığın inlere dönersin ancak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Düşmanla bir olup pusular kurdun,
Çocuğu, dedeyi, nineyi vurdun,
Kimdir senin soyun, neredir yurdun?
Ölüm makinesi dener gidersin,

Defol be!.. Türk oğlu namaz kılacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Deneme sabrımı dağlardan yüce,
Zavallı yaratık, cüceden cüce,
Türk'ün güneşiyle biterse gece,
Bölük bölük, biner biner gidersin,

Ezan'ım, Kuran'nım, Hak okunacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Utanmadan insan hakları dersin,
Yüz yıldır mazlumun hakkını yersin,
Dilerim Allah'tan belanı versin,
Kukla kroyu da yener gidersin,

Berrak çeşmelerden sular akacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Felek qoydu göç edeğ,
Yurda qarşı suç edeğ,
Doğrudan Türkmeniysağ,
Toplanağ bir güç edeğ,

'Bindi yara
Bağrımda bindi yara,
Kerkük'ün bir daşını,
Değişmem bin diyara,

Yar varmaram,
Yar üstü yar, varmaram,
Kerkük çin başım getse,
Yadlara yarvarmaram,

Asla yalvarmaram yada yabana,
Men kurban olayım güzel vatana,
Haydi doğrul gayri, ey baba, ana!
Gözlerden yaş silen gül Kerkük menem,
Yurdu kutsal bilen yiğit Türkmenem.

Bedre'den, Kifri'den selam getirsem,
Musul, Telafer'de derdi bitirsem,
Erbil'de dostlarla el ele versem,

Hoyrat hoyrat, türkü türkü gözde nem,
Bidenem, Kerküklü yiğit Türkmenem.

Hoştur Altunköprü meyletmez kine,
Tuzhurmat türbedar içindekine,
Mendelli'den çıkıp can Hanekine,

Türk'ün töresini taşır da annem,
Seslenir: "Hay oğul!.. Yiğit Türkmenem."

Karatepe özüm, Türkçe'dir adı,
Dünyada zalimlik kime yaradı,
Defol Viyetnamın kahpe avradı,

Atam burda yatar, burda sülâlem
Tarihlere destan yazan Türkmenem.

Kerkük bensiz ben Kerküksüz olamam,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak,
Zulme boyun eğip sessiz kalamam,

Er Rahîm feryadım, duydu duyacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Kerkük'ten ne caydık ne de vazgeçtik,
Bedeni yok saydık kefeni biçtik,
Şehit'e söz verdik, şahadet içtik,

Sabır kazanımız, taştı taşacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Bin yıldır kardeş kro ne oldu sana,
Tavırların şimdi düşmandan yana,
Gözü dönmüş kro doymuyor kana,

Kerkük'teki evin bir gün yanacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak!

Eşkıya Türkmen’e kalleşçe vurdu,
Yaktı kül eyledi güzelim yurdu,
Uyardı uyuyan bu koca kurdu,

Zalimin güneşi, battı batacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Yetmedi batıdan yediğin kazık,
İnsan olamadın. Yazık çok yazık,
Haram olsun sana verdiğim azık,

Nankör boğazına, durdu duracak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Türkmen diye nice aydını astın,
Çocukları kestin köyleri bastın,
Türkmen'in yurdunu, almaksa kastın,

Vatan diye sana, mezar olacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Eğer aklın varsa Türkmene çatma,
Sözlerim sanadır yabana atma,
Toprağıma pis kanını bulatma,

Durdurun savaşı, çok kan akacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Bir şafak vaktine umut yükledik,
Ecdadımız gelir diye bekledik,
Fitne, fesat, kin, şüphe etmedik

Türkmen'in çilesi, doldu dolacak
Kerkük, Türkmen ili Türkmen kalacak.

Hele düşün kimdir bizim soyumuz,
Ezelden ebede, diktir boynumuz,
Barışa kardeşe, açık koynumuz,

Rahim tapusuna, mührü vuracak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Batı gelmiş çıbanları kaşıyor,
Günden güne sabrımızda taşıyor,
Osmanlılar kanımızda, yaşıyor,

Dedem derdi Türkmen, özgür olacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Lozan antlaşması, maddesi boldu,
Tümü yalan çıktı, müddeti doldu,
Şartlarda değişti, geçersiz oldu,

Masadaki oyun, hileli bacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Rumlarda Kıbrıs’ta zulum yapardı,
Çocukları keser, köyler yakardı,
Türk'ler adaya Asker çıkardı,

Ölüm saçan namert bela bulacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Kıbrıs Zaferini, bayram eyledik,
Kurtuluş sırası, Türkmen’de dedik,
Usanmadık yılmadık, mertçe bekledik,

Goncalar yüreğe, kökü salacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Beni yalnız görüp, öksüz de sanma,
Uyan hınzır uyan, aldanma yanma,
İnsansan adil ol, nefsine kanma,

Türk'ün destanını, tarih yazacak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Bebeler nineler, al'a boyandı,
Bıçakta kemiğe, geldi dayandı,
Artık tek yumruğuz, Türkmen uyandı,

Balyozu beynine, vurdu vuracak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Ejderha olsan da korkmam ben senden,
Bu can cıkmadıkca fani bedenden,
Resul ister ise ne gelir elden,

El Halk'ın izniyle şanlı bu sancak,
Kerkük, Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Artık tek Türkmeni kandıramazsın,
Bir yola çıkarsak durduramazsın,
Assan da kessen de yıldıramazsın,

Bağımsız hürriyet, benimdir ancak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Savaş mertçe olur, cephelerde kal,
Kahpe askerini, çayırlara sal,
Çanakkale'ye bak, ibretini al,

Tarih tekerrürdür, tekrarlanacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Ey Ulu Türkoğlu, Türkmen askeri,
Senin soyun Oğuz boyundan beri,
İman et, birlik ol, al bu zaferi,

Kim bu çılgın sana zincir vuracak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Düşman pusu kurmuş, boz bu oyunu,
Hatırla atanı, Tuna boyunu,
Üzme şehitleri, asil soyunu,

İlahi adalet, haktan bulacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Asırlardır tüter, sönmez bu ocak,
Ayyıldız ebedi dalgalanacak,
Ezan seslerimiz hiç susmayacak,

Türkler bir gün elbet öcün alacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Dua ile arşa, yükseldi sesler,
Müslüman eli'ni, korur melekler,
Ya Allah, Bismillah, Allahuekber,

Kılınç kından çıktı, kırıldı nacak,
Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak.

Bayrakta yıldıza, aya Maşallah,
Türk'ü, Müslüman'ı, Korusun Allah,
Ya Allah Bismillah, Vallah ve billâh,

Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak,
Türk yurdu düşmana, Mezar olacak,

Kerkük Türkmeneli, Türkmen kalacak,
Rahman Hakkı için, Türkmen kalacak.

Berhudar Ramazan Çeşme

Anadilimiz Türkçe ile bizim sevdamızı anlatan öteki Türk şairleri

Bu şiir, Türkiyenin Kurtuluş Savaşına atfen, Büyük Şair Mağcan Cumabay tarafından Kazakistan'da yazılmıştır."

UZAKTAKİ KARDEŞİME

Uzakta ağır azap çeken kardeşim!
Solmuş lâleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim!

Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim!
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim!
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim!

Ey pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay,
Bağrında yürümedik mi serâzat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?

Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altay'ın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?

Akmadı mı bizim için dupduru bulak,
Şarıldayıp şarıl şarıl dağdan inerek,
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı burak!

Altay'ın altın günü nazlanarak
Gelende, sen pars gibi bir er olarak,
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak!

Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam,
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam,
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı;
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan?

Kurşunlar genç yüreğime saplandı,
Günahsız taze kanım su gibi aktı,
Kansız kalıp, kuruyup bayıldım,
Karanlık hapse sıkıca kapattı.

Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı,
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı,
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay'ı!

Ey pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk'ün pars gibi yüreği varken
Korkak kul mu olduk düşmandan sinen.

Kudretli olmak isteyen Türk'ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Yürekteki ateş söndü mü, kurudu mu?
Damarında kaynayan atalar kanı?

Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Lâyık mı kul olup durmak? gel gidelim
Altay'a atadan miras Altın tahta.

Mağcan CUMABAY

ALTAY BURAGAN
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ)

ADIM KIBRIS

Adım Kıbrıs, soyadım Yeşilada.
Uzanırım Akdeniz'in engin koynuna,
Açarım yelkenlerimi esen tatlı rüzgara.
Beşparmak ellerimi uzatmışım
Sonsuz maviye,
Yağmur duasındayım.

Adım Kıbrıs, ufacık bir adayım
Gelirim tarih denen sonsuz başlangıçtan.
Karanlık, uzun koridorlarında bu gelişin
Kah ağlamışım, kah gülmüşüm,
Yedi kez ölmüş, gömülmüşüm.

Adım Kıbrıs, kaç yaşındayım bilen yok
Nice uygarlıklar yaşadım, sayan yok.
Her yeni çağ beni
Yükseltti bir basamak daha
Başım eriyor Senthilaryon'a.

Adım Kıbrıs, Akdeniz çocuğuyum
Yazın iyice bronzlaşırım
Yakıcı sıcağında Mesarya'nın,
Özlemini duyarım, onlarca yıl boyunca
Islık sesinin, gökkuşağının.
Adım Kıbrıs, barışı arıyorum.
Önce taştı, sopaydı silahlarım
Uçan kartallardı
Gökyüzünün fatihi.
Top oldu, tank oldu dayanağım
Şimdi adı barış güvercinidir
Süzülen,
Beşparmaklardan
Mesarya Ovası'na.

Adım Kıbrıs, portakal çiçeğiyim
Salarım kokularımı,
Bir uçtan bir ucuma.
Bademim, bazen beyaz çiçekli
İri zeytin danesiyim
Yuvarlanırken Kantara eteklerinden.
Köpük köpük Akdeniz'im
Koşarken kıyılarına,
Bazen de bir Sarhoş Zeybeği'yim
Çıkınca oyun alanına.

UÇTU UÇTU * Fahri Celal

Petekte bal qaldırım
Eğilmiş dal qaldırım
Uçtu uçtu[1] dağ uçtu
Az qaldı el qaldırım

Meni salsav[2] sele sen
Sora aflığ dile sen
Uçtu uçtu oynasav[3]
Neler uçmaz bilesen[4]

Bülbüllerim saynasın[5]
Xoruzlarım baynasın[6]
Uçtu uçtu oyunun
Oynamıyan oynasın

Bir daş taptım[7] daşımnan
Yaşlı gördüm yaşımnan
Uçtu uçtu qanatsız
Eqlim uçtu başımnan

Şekerden bal qaldırın
Düşmüş bir dal qaldırın
Deseler Fahri uçtu
İnanın el qaldırın

Fahri Celal
(Kerkük, 1940)
(Yurt, 1068,12.3.1992, s. 7)

[1] Bir çocuk oyunu
[2] Salsan
[3] Oynasan
[4] Bilirsin
[5] Ötsün
[6] Ötsün
[7] Buldum

ISIK GÖL EZGİLERİ
* Asker Karıbayev

"Ceek appak, köl da appak, baarý appak,
Cürdük biz kumduu ceekti köpkö taptap.
Ayluu tün, nur camýngan köldün körkün,
Cürsöm ee, cürögümö tereñ saktap."

Sahil akpak, göl de akpak, her şey akpak,
Yürüdük biz kumlu sahilde uzun süre dolanarak.
Aylı gece, nur örtünmüş gölün ihtişamını,
Yaşasam keşke, yüreğimde derinlere saklayarak.

Sahil akpak, ayak altında kar kütürder,
Göl dans eder, dalgaları rüzgârla oynayarak.
O gece uzun vakit birlikte olduk,
ıhtişamlı gömgök gölün sahilinde dolanarak.

Kütürder akpak karı ayağımın altındaki,
Biz dolaştık akpak nurdan giysi giyip.
Ümütler akpak nurla karışarak,
Hayaller dalgalar dokunup kaçarak.

Sahil akpak, aylı gecede göl de akpak,
Geliyorum şiir ucunu bir bir saplayarak.
Aylı gece, nur örtünmüş gölün ihtişamını,
Saklayabilir miyim acaba uzun süre saklayarak.

***

Dostum sen, aysız gecede görmüşmüydün,
Gölün ihtişamını, çalkalanmakta olan karanlık...
Rüzgâr da yok, hışırdayarak vuran dalga da yok,
Dolaşırsın yıldızları rehber yaparak.

Gökte de gölde de dolu yıldız,
Dalgalanıp hayâline gark olursun.
Sonsuz bir boşlukta gezer gibi,
Kendin bu hayatta alp olursun.

Dostum sen, aysız gecede görmüşmüydün,
Gölün ihtişamını, çalkalanmakta olan karanlık...
Rüzgâr da yok, hışırdayarak vuran dalga da yok,
Dolaşırsın yıldızları rehber yaparak.

***

Ak buzlu Ala Dağ'ı uyandırarak,
Doğudan atarken yaz tanı.
Tan vakti ak incisini oynatarak,
Isık Göl'ü seyre daldı tan atarkenki ihtişam.

Güneş ışıkları değer değmez nurlanarak,
Bir acayip gölün üstü, aynası.
Bazen akpak dalgaları hırçınlaşarak,
Azametine yetmez olur sözün gücü...

***

Ak köpük saçarak gölün dalgası,
Ta derinden kumunu dağıtıp atarak.
Tutayım desem yine elim bomboş,
Kalırım fakat gizem dolu bir sır tutarak.

Fakat sen kendini üzme, sıkılma
Gidemezsin benim sözümü dinle.
Hayatın senin bekitildi güzellikte,
Alp Ala Dağ sarıp sarmalar seni...

***

Alıkul'um fikirler yüzüp derinden,
Ak sezimini sana vermiş meğerse.
Şairler gibi düşünceye gömülmüşüm ben,
Kaplasa da beni boş kaygı bazen.

Şairlerin yüreği de senin gibi,
Bazen dalgalanıp bazen sükunet bulur.
Dalgalarından çokça ver şiir ekleyip,
Dalgalanmayacaksan dursana birazcık...

***

Önümde kum, karşımda güneş ışığı,
Huzurun beşiğinde salladı.
Alp seziminin gücünden öte güç var mı,
Kendine çekse gölün altın incisi.

Ben o an hem duruldum, hem de gevşedim,
Eriyerek civa gibi tüm bedenim.
Boş kalan bir kayık misali sallandım,
Göğsüme sığmaz oldu kut denilen...

***

Yağmur senin ak yüzünü okşayarak,
Ak inciler parlar senin tüm bedeninde.
Bahar yağmuru gıdıklar seni,
Eğlenceni derinlere taşır gibi.

Rüzgârsız yağmur düşse sağanak,
Sen de ben de huzura kavuşuruz.
Kara bulut başka yere göçer diyerek,
Ben gökyüzüne şüpheyle baktım.

***

Bu gölün sabahını söyle, gecesini söyle,
Bedenine huzur veren farklı bir şey.
Otlaktan dönen ineklerini gözleyip,
Çocukları beklemekte olan alaca karanlık...

Türlü resimler çizip ak bulutlar,
Oraya buraya hareket eder kümelenerek.
Geceyle birlikte gider göçmen kuşlar,
Gölün arzusuyla gideceği yer göl sahili...

Asker Karıbayev
Kırgızistan

cicekler.gif

DURNALAR

Bir saat havada kanat saklayın,
Rahmedin didemde yaşa, durnalar!
Katarlaşıp hansı yerden gelirsiz,
Kakkıldaşa kakkıldaşa durnalar!

Bu ellerde her gün dökülür kanlar,
Yavaş yavaş geçin sesiniz anlar,
Laçın yatağıdır bizim mekânlar,
Korkuram sürbenüz çaşa durnalar!

Diyar-ı gurbette müddetdi varam,
Gece gündüz vatan deyip ağlaram,
Men de sizin kimi garip-ü zâram,
Eylemeyin menden hâşa, durnalar!

Men sevmişem onun çemen düzünü,
Nasip olar bir de görem yüzünü,
Yoksa, danışırsız vatan sözünü,
Verip siz ne baş başa, durnalar!

Zâkir'em, od tutup alıştı ciğer,
Var ise cânândan siz de bir haber,
Tegafül etmeyin, Alah'ı sever,
Dönmesin bağrınız dâşa, durnalar!

Kasım Bey Zâkir
(Azerbaycan Şuşa 1774-1857)

GÖZLER NE GÖZLER

O terlan bakışın kurbanı canım,
Boy çekip gözlerin gözler, ne gözler!

Amacı sinemi növgî-müjganın
Koyup nişaneye gözler, ne gözler!

Ne gelettir düşüb üz arasına,
Onu bilmek olmaz, üz, arasına.

Eğer kevvas isen, üz arasına!
Bir gök akır önden gözler, ne gözler!

Tecellasan, buyur Sina dağına,
Eğer görsen meni Sina'da gına,

Koyma rakip baksın sine dağına,
Yamandır gözleri, gözler, ne gözler!

Yeni aydı, amma ne sevdası var,
Noksanına bak, gör ne sevdası var.

Hiç bilmezem başta ne sevdası var,
Ağlar, ağlar, deyer gözler, ne gözler!

Nebati kül oldu, yandı Sina'da,
Bu alevden bir od düşsün sana da,

Deyemezem, nece deyim sinada,
De görüm, görmüsen gözler, ne gözler!

Ehvel olma, bir noktadır her üçü,
Bir dövrede dolanırlar her üçü,

Nebati'nin sultanıdır her üçü,
Bir idü men deyen gözler, ne gözler!

Seyid Ebülkasım Nebati
(Azerbaycan Karacadağ 1812-?)

DELİ ALİ

Gün kimi âlemi tutubdu adın,
İğitler sultanı, hanı Del'Âlı.
Pirim Şahı Merdan verip muradın,
Artırıb şövketi, şanı Del'Âlı.

Suzeni götürüp minende ata,
Felek ehsen deyir boya, busata,
Nare çekip tepinende saldata,
Sel kimi akıtr kanı, Del'Âlı.

Namertler elinden çekirler haşa,
Namuslu iğitsen, seni yüz yüşü,
Tüfengin güllesi işliyir daşa,
Tek kaytarır yüz düşmanı, Del'Âlı.

Meclisinde duran canlar sağ olsun,
Hemişe meclisde bu damağ olsun,
Serdar bağışlasın, üzün ağ olsun,
Sen süresen bu devranı, Del'Âlı.

Elesger'in toy işi var elinde,
İşi teher tapınır Göyçe Elinde,
Senin kimi merd iğidin yolunda,
Kurbandı aşığın canı, Del'Âlı.

Aşık Elesger
(Azerbaycan 1821-1926)

Yukarı Git

Türk Edebiyatı'ndan Seçmeler

Türk Edebiyatı'ndan Seçmeler'e ulaşmak için yukarıdaki bağlantı adresine tıklayın.