ozdensan42.sitemynet.com
ANASAYFA 2008 FALIYET PROGRAMI KARATE TEKNIKLERI VIDEO RESIM GALERISI FUNAKOSHI SENSEI KARATEDE ANTRENMAN Karatenin Tarihi Misyonumuz-Vizyonumuz DUYURULAR - HABERLER ANTRENMAN VE SPOR KARATE DO TAEKWON DO KICK BOKS NUNCHAKU

Karatenin Tarihi

Okinawa-te

Karate-Do

Karate-do, Japonca'da "boş" anlamına gelen kara ve "el" anlamına gelen te kelimelerinden oluşur. Karate kelimesinin tam Türkçe tercümesi "boş el" olarak karşımıza çıkar. Buna karşın buradaki boş'luk kökenleri Uzak Doğu düşüncesinde aranması gereken felsefi bir kavramdır. Karete kelimesinin anlam olarak karşılığının "boş zihin" (empty mind) olduğunu düşünmek daha doğru olur. Yol anlamına gelen - do ekinin de gelmesiyle Karate-do herhangi bir kendini savunma uygulaması olması olmasının ötesinde başlı başına bir yaşam biçimidir.

Doğru Karate çalışmasında amaç zihin ve tekniği bir bütün haline getirmeye çalışmaktır. İdmanlarda fiziksel tekniklerin uygulanması, aslında önce zihinde oluşturulan düşüncelerin saf bir ifadesini ortaya çıkartma çabasıdır. Zihinsel konsantrasyonun geliştirilmesiyle fiziksel hareketlerin özü daha iyi anlaşılır. Kişinin uygulamalarının ve tekniğinin gelişmesiyle ruhun ve zihniyetinin geliştirilmesi ve terbiye edilmesi amaçlanır. Örneğin, Karate-do çalışmaları içerisinde zayıf ve kararsız hareketlerin giderilmesi, zihnimizdeki "zayıflık" ve "karasızlığın" giderilmesine katkıda bulunur. Sonuçta bir Karateka'yı (Karate öğrencisi) güçlü yapan salt fiziksel gücü değil vucüt ve zihin koordinasyonunu sağlama yeteneğidir. Bu anlamıyla Karate-do bir yaşam anlayışı haline alır ve kişinin güçlü, sağlıklı ve barışçı bir birey olarak yaşamasını hedefler.

Karate-do yaş, cinsiyet ve fiziksel durum şartı aranmadan isteyen herkesin katılabileceği bir spor çalışması; fiziksel ve zihinsel gelişimi birey olarak gerçekleştirmeye imkân sağlayan bir eğitim yoludur.

Karate çalışması temel olarak üç bölüme ayrılır: Kihon (Temel teknikler), Kata (Formlar) ve Kumite ( müsabaka).

Her bölüme ait teknikler refleks haline dönüşene değin eğitim en temel düzeyde verilir. Kişi, zaman içinde teknik olarak geliştikçe, fiziksel gelişme de gerçekleşir. Bununla birlikte çalışmalar daha yüksek dayanıklılık gerektirmeye başlar. Bu aşamada öğrenci daha ayrıntılı ve zor kata çalışmalarına ve daha hareketli kumite çalışmalarına başlar. Çalışmalar sürdükçe kişi, dayanıklılık, hız ve koordinasyon kazanır.

İdmanlar sırasında Karategi denilen özel ve hafif bir giysi giyilir. Bunun dışında, kişinin kendisini ve çalışma arkadaşını sakatlanma ihtimaline karşı koruyan "ellik" ve "dizlik" kullanılır. Genel kabulün aksine, Karate-do çalışmalarında sakatlanma olayları diğer spor çalışmalarına nazaran daha düşük seviyededir. Kişinin yetkinlik kazanması, hareketlerini ve hislerini kontrol altında tutması ile ölçülür.



Yazılarınızı kolay okunması için elinizden geldiğince kısa tutun

Bu bölüme ürünleriniz ya da hizmetlerinizle ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin. Bilgilerin kısa ve net olmasına özen gösterin. Buradaki bilgiler ziyaretçilerinizi müşteriye çevirebileceğiniz yerdir.

historybook.gif

avatar1964_1.gif

14.jpg

KARATE DO


KARETEDO

KARA :Boş
TE :El
DO : Yol

KARATEDO, Boş El Yolu' dur. Bu, becerinin doğruluğuna ulaşmış,uzun yıllar sistemli ve disiplinli bir eğitim sonucu üstün yeteneklerle yüklü el, DO ile bütünleşerek, asaletin ve alçak gönüllülüğün simgesi haline gelmiştir.

Mücadele sporlarının başlıcalarından olan Karatedo, bugün tüm dünyaya yayılmış, 30 milyon sempatizanı bulunan, Kıtalar ve Dünya şampiyonaları düzenlenen, Olimpiyatlara aday bir spor haline gelmiştir.

Karatedo; ayak, yumruk, dirsek, diz ve diğer vücut kısımlarının vuruş için bilimsel olarak kullanıldığı bir döğüş yöntemidir. Tüm Dünya' da Silahlı Kuvvetler ve Polis örgütleri tarafından benimsenen Karatedo, modern kendini koruma sanatları içinde en popüler usullerden biridir.

Tarih öncesi devirlerde, Sümer, Hitit, Mısır duvar süslemeleri ve belgelerinde resmedilmiş, el ve ayak vuruşları ile yapılan spor türünün varlığını görüyoruz. Daha yakın bir tarihte Orta Asya Türklerinde, Selçuklu ve Osmanlılarda Muşt Zengliği, Tepme, Usullu Vuruş gibi isimler altında vuruşlu sporların yapıldığını ve bunların askeri eğitimlerde kullanıldığını biliyoruz.

Bugünkü Karatedo sporunun Japonlar tarafından sitilize edilerek, Dünya' ya tanıtılmasının uzun öyküsü vardır. Özetle, Budizmi yaymak için Hindistan' dan Çin' e gelen Daruma TAİSHİ, SHAOLİN - SZU manastırına yerleşir. Buradaki Çin' li öğrencilere ağır bir disiplin içerisinde fizik ve mental eğitim verir. Prensip olarak da, Budizme varmak, ruhun kurtarılması ile olur. Beden ve ruh birbirinden ayrılmayan bir bütündür. Fizik yorgunluk, hakiki ışığa varmak için herşeyden fazlası gereklidir der. Shaolin, Kempo, Chuan Fa gibi isimlerle anılan bu yol, zamanla Çin' in milli sporu Kung-Fu ' nun temelini oluşturmuştur.

1600 yıllarında Çin' in Okinawa adasını işgal ile buraya gelen ünlü Kempo' cular OKİNAWA - TE ' yi kurdular. 1869 yılında Okinawa' nın Shuri kentind doğan Funakoshi GİCHİN, 11 yaşından itibaren ünlü ustalardan karate dersleri alarak, o da ünlüler arasına girdi ve 1917 yılından itibaren tüm Japonya' da Karatedo' yu tanıttı ve yaydı. Eski bir Jui Jutsu eğitimi de görmüş olan Gichin, Ju Jutsu ve Kendo tekniklerinden de yararlanarak, karatedo' yu modern bir spor haline getirdi.

1948 yılında Gichin tarafından Japon Karate Birliği, 1955 yılında da Japon Karate Federasyonu kuruldu. 1957 yılnda Gichin' in ölümünden sonra öğrencileri bunu Dünya sanatı haline getirdiler. Modern Dünyamızda kendini koruma için öğrenilmeye çalışılan bu sanat, fizik kuvvet kadar ve ondan daha fazla olmak üzere ruh eğitim ve disiplinini artıran zevkli ve heyecanlı bir spor dalıdır.

Türkiye' de ise Karatedo, 1960' lı yıllara kadar, yurt dışında görevli iken, bu spora sempati duyan subaylarımız tarafından göğüs göğüse mucadele kapsamı içinde, Judo ve Jui Jutsu ile karışık olarak öğretilmiştir.

1962 yılında modern Judo' nun ülkemize gelişi ile beraber, aynı kültürün ürünü olarak Karatedo da girmeye başladı. Judo' nun ilk ustaları ve önderlerinden olan İbrahim ÖZTEK, Namık EKİN, Berkol ÖKTEN, Natık CANCA ve Metin ALTINZİNCİR, çalışmalarında Karatedo' ya da yer vermişlerdir. Judo' nun tanıtılması ve yaılması için yapılan çeşitli gösterilerde Ate Waza, Kime Waza şeklinde teknik ve kırışlar yaparak, Karatedo' yu tanıtmışlardır.

1969 - 1970 yıllarında ülkemizde görev yapan Michael NOVOWİTCH,kurslarında Judo ile birlikte Karatedo, Aikido ve Kendo dersleri de vermiştir. Bu sporların öğrenilmesi ve tanıtılmasında büyük etkisi olmuştur. Novowitch'in öğretilerinden yararlanan sporculardan Hakkı KOŞAR, daha sonra 1970'li yıllarda karateye önem vermiş, bununla beraber Ferhat ÖZSERT, Ahmet DOĞANER ve Enver HANCI gibi sporcular değişik ekollerde yurt düzeyinde karate do sporunu yaymışlardır. Daha sonra yetişen Atilla ÇELİKTÜRK, Hakan ALPAY, Alev ORAL, Ömer DOĞANLAR, Mehmet AYGÜN, Ali KOCA, İsmer TURNA, Aydın İNCE ve Şaban TURAN gibi başarrılı sporcular da Türk karatesinin gelişmesinde ve yayılmasında etkin yol oynamışlardır.

1975 yılından sonra Yahara, Abe, Tomita, Tagashi, Enoeda, Kase ve Ochi gibi Japon ustalar ile Alman Borg'un ülkemizde vermiş oldukları kursların önemli teknik katkıları olmuştur.

Son derece incelik isteyen Karatedo bir zeka sporudur.Ritm, yumuşaklık, çabukluk, çeviklik, refleks ve konsantrasyon unsurlarını bir arada toplar. Bunların tümü geliştirilmeden başarı elde edilemez.

El ve ayak vuruşları ile bloklar ve ayak süpürmeleri şeklindeki tekniklerin çalışılması sırasında rakibe vurulmaz. Rakibin canı yakılmaz ve ona zarar verilmez. Tüm teknikler son derece kontrollü olarak uygulanır. Sinirlilik hali ve kuvvet gösterileri zayıflığa işaret eder.

Türkiyede karatenin gelişimi karateyi sevmek ve sevdirmekle olacaktır. Tüm karate-ka'lar bu misyonun birer temsilcisidirler. Güzel Ülkemizi sevelim, sevdirelim ve bu güzel sporu bu güzel ülkede yaygın hale getirelim...
Sensei Özden KAN

ozdensan42@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın