Sayın Hüseyin Akın,

 

30/01/2007 tarihli Milli Gazete'deki yazınızı üzülerek okudum. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmadığınızı düşünerek, size, bu bilgilendirme mailini  göndermeye karar verdim.

Yazınızda okullarda rehber öğretmenlerin olduğu halde neden sınıf rehber öğretmenlerinin görevlendirildiğini sormuşsunuz. Okul rehber öğretmenleri aldıkları akademik eğitim çerçevesinde daha spesifik olan; ergenlik sorunları, okul başarısızlıkları, arkadaş ilişkileri, iletişim teknikleri, çevreye uyum gibi konularla ilgilenmektedirler. Sınıf rehber öğretmenlerin görevleri ise sınıflarındaki sorunlu öğrencilerin tesbitini yapmak ve pedegojik formasyon bilgileri dahilinde çözebilecekleri sorunlarsa çözmek, çözemiyorlarsa okul rehber öğretmenlerine bildirmektir.

 

İkinci bir konu "Geçen gün Zaman gazetesindeki köşesinde aynı konuya değinen Mümtaz Türköne soruyor: “Bugün, özellikle devlet okullarında rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri tamamıyla iptal edilse, bu kadrolar ve görevler kaldırılsa bir eksiklik hissedilir mi?”" sorusuna verdiğiniz bilimsellikten uzak, sıradan cümlelerle ifade ettiğiniz "Kesinlikle hiçbir eksiklik hissedilmez." cevabına değinmek istiyorum. Beyendi siz eğitimin neresindesiniz bilmiyorum ama ben okulda uğraştığım ve çözümüne yardımcı olduğum sorunlara baktığımda olay hiçde sözünü ettiğiniz gibi görünmemektedir .Kaç öğrencinin evden kaçmasına bir şekilde engel olduğumuzu, kaç öğrencinin intihar etmesini engellediğimizi, kaç ailenin iletişim sorununu çözerek (buraya dikkat edin lütfen) boşanmaktan vazgeçirdiğimizi, bazı öğretmenlerin pedegojik formasyon eksikliği dolayısı ile öğretmenlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan davranış kalıpları nedeniyle eğitimden kopma noktasına gelen çocukların bir şekilde eğitime devamını sağladığımızı size  burada uzun uzun anlatmak isterdim ama bunu gerek duymuyorum.Belli ki bu konularda had safhada bilgi eksikliğiniz bulunmakta.

 

Yine yazınızda değindiğiniz "“İllerde Rehberlik Araştırma Merkezi adıyla var olan merkezler acaba ne işe yarar?” İsterseniz bunun da cevabını ben vereyim: Rahat ortamları seven, kalabalıktan sıkılan, problem istemeyen uzmanlara dinginlik sağlama ve tabii ki bir de tabela!" Beyefendi bu konuda da yanılıyorsunuz. En yakınınızdaki bir rehberlik araştırma merkezine gidiniz ve oradaki arkadaşların bir çayını içiniz ve hangi ortamlarda ve yoğunlukta çalıştıklarını izleyiniz. Bu şekilde bilgi eksikliğinizi giderebileceğinizi ve bu yazdıklarınızdan dolayı pişmanlık duyacağınızı sizde göreceksiniz.

 

Diğer bir konu bizleri teorisyen olarak nitelendirmektesiniz ve teori ile pratiğin farklı olduğunu ifade etmektesiniz. Bu konuda da teoriyle ve pratiği nasıl birleştirdiğimizi ve sınıf içinde nasıl etkili davranış kontrolü sağladığımızı görmenizi isterim. Burada asıl sorun öğretmenlerin pedegojik bilgi noksanlıklarıdır. Sizin teori dediğiniz şey bilimsel gerçeklerdir. Normal şartlar altında, pedegojik formasyonu tam öğretmenler tarafından uygulandığında teori ile pratik arasında önemli bir sorun bulunmamaktadır. Ama nedense hiç kimse bu konu üzerinde durmamaktadır.

 

Sonuç olarak okullardaki neredeyse tüm sorunların sorumlusu ilan ettiğiniz rehber öğretmenlerin ellerinde boyacı küpü yoktur ki sorunlu öğrenciyi batırsın çıkarsın ve sorunu çözsün.Rehberlik bir ekip işidir.Bu ekibe okul, aile, öğrenci, çevre herkes dahildir.Başarıda, başarısızlıkda bu ekibindir . Eğer bir sorun varsa siz dahil hiçkimse kendini soyutlayamaz.

 

Beyefendi, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz. Ama üzülerek belirtiyorum ki siz bu hataya düştünüz. Şimdi bize bir özür borcunuz var.Hem de bu yazıyı yazdığınız yerde gazetedeki köşenizde. Aksi halde haksız bir şekilde itham ettiğiniz, sayıları onbinden fazla olan rehber öğretmenin kul hakkı boynunuzdadır.

 

Esen kalın...

 

Ahmet GÜNAY

Psikolojik Danışman

AktuelPDR Editörü

 

 

Ana sayfa