saadetaksoy06.sitemynet.com

1- islam ahlakı
2-müslümanın vasıfları
3-gerçek müslüman
1-yaşlıya saygı
2-yaşlıların yaşadığı sıkıntılar
3-sabır
4-yalan
1_KORKAKLIK
2_İMANI TEHLİKEYE SOKAN GÜNAH
3_SORUMLULUK
4_ŞÜKÜR
5_YETİMİ GÖZETMEK
6_KÜS VE DARGIN DURMAK
7_ÇALIŞMAK
1_ŞÜKÜR
2_ALAY ETMEK
3_KİMSEYE YÜK OLMAMAK
4_CÖMERTLİK
5_ACELECİLİK
6_CİMRİLİK
7_AFFETMEK
1_KÖTÜLERDEN UZAK DURMAK
1_BİŞRİ HAFİ HAZRETLERİ
1_imanın şartları
2_ALLAHIN VARLIĞINI BİLMEK
1_insanların ahlaksızlığa özendirilmesi
2_bu davet herkese
3_çoğunluğa uymak
1_dinin ahlak üzerinde etkisi
2_suçu kendimizde arayalım
kuran ahlakı

1- islam ahlakı
2-müslümanın vasıfları
3-gerçek müslüman


saadetbilge_tıklayın

besmele.jpg

İSLAM AHLAKI

Allah Rasülü: Kişinin dindeki hissesi ve yeri ahlakından anlaşılır.. buyurur. O halde bütün davranışlarımızda ticaretimizde konuşmamızda komşuluğu-muzda her konuda ahlaklı davranmak zo-rundayız. Ahlak ve zarafet bütün gönül güm-rüklerinde geçerli pasaporttur. Bal toplamak isteyen, arının kovanını çiğnemez. Hiçbir kalbe de kapısı kırılarak girilmez.Yine unut-mamak gerekir ki, bir demet gül, bir harman ottan iyidir.!
Hatalarını düzeltmede dolaylı yol kullanıl-malı. Şunu yap, yada yapmayerine, Şu işi şöyle yapsak daha iyi olamaz mı demeli. Doğrudan doğruya emir vermek yerine, so-rular sorarak istekleri yerine getirmek gerekir. Her insan da gördüğünüz en küçük gelişmeyi taktir etmeli ve bunu samimi bir şekilde yapmalıyız. Bir insanın saygısını kazanırsanız onu kolaylıkla yönetebi-lirsiniz.
Çinli bir düşünür; Planınız bir yıl içinse pirinç ekiniz. Planınız on yıl içinse ağaç diki-niz. Planınız yüz yıl için-se insan yetiştiriniz di-yor. Hammaddesi düz-gün fakat adresini şa-şırmış birini gördü-ğümüzde bundan ne güzel müslüman olur diyerek onun hidâyeti için dua etmeliyiz. Başkalarının hayatlarına güneş saçanların kendi hayatları da nurlanır.
İnsanların gönlüne girebilmek, inancımız açısından onu kazanmak zannedildiği gibi çok edebi laflar etmekle, güzel konuşmakla elde edilecek bir marifet değildir. Eğer bir gönle girmek, bir adamı kazanmak istiyorsak ahlak ve zarafeti elden bırakmamalı, her ko-nuda ahlaklı davranmak zorundayız. Meş-hur Yahudi ibni Sellam peygamberimizin yüzünü görür görmez; Bu yüzde yalan olmaz diyerek müslüman olmuştur. Seni beni gören kaç kişi bize imrenerek, bize gıpta ederek hatalarından vaz geçti, kendimizi sorguya çekmemizde fayda var.
Kendi düşüncelerimizi başkalarına kabul ettirmeye çalışmak doğru bir davranış değil-dir. Tavsiyede bulunarak karşınızdakilerin bunu anlamasını sağlamak daha akıllıcadır. Bize düşen fikirlerimizi canlı bir şekilde ortaya koymaktır. Tartışmamak en büyük tar-tışmayı kazanmaktır. Birde meselelere baş-kasının gözüyle bakmaya alışmalıyız. Peygamberi-mizin ahlakı diğer insan-lardaki gibi gelişen bir özelliğe değil, vahyî oldu-ğundan başından sonuna kadar istikrarlı ve üstün bir ahlaktı. Bu ahlaka sahip olan her şeyi kazanır.

MÜSLÜMANIN VASIFLARI

Allahtan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tevbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar.
Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alış veriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiplerine saygı gösterir.
Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister.
Riyakârlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allahtan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur.
Allahü teâlâ, Kuran-ı kerimde, inananları şöyle tarif etmektedir:
(Rahim olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selamet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler.] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar.] Onlar, yâ Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Cehennem azabı devamlıdır ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır derler. Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allaha şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlar. Allahın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zina etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır. Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sahibidir. Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allahü teâlâya [tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] döner. Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.]) [Furkan 63-73]

bww114934yu.gif

İnsanların, sağlam ve rahat, neşeli yaşamaları ve ahirette sonsuz mutluluğa kavuşmaları için Allahü teâlâ, insanlara gerekli bütün nimetleri yarattı. Bunlardan nasıl yararlanacağımızı, nasıl kullanacağımızı, Peygamberleri aracılığı ile gönderdiği kitaplarında bildirdi. Bu bilgilere Din denir.
İslamiyetin koyduğu kurallar, sadece ahirette değil, dünyada da rahat içinde yaşamaya sebep olur. Bir ateist bile, İslam ahlakına uygun yaşarsa, dünyada rahat ve huzur içinde olur. Mesela, bir eczanede yüzlerce ilaç vardır. Her ilacın kutusunda tarifesi vardır. İlacı, tarifeye uygun kullanan, yararını, tarifeye uymayan zararını görür. Yeni bir makine, cihaz imal edilince, içine prospektüsü [tarifesi] konur. O cihazı yapan, aletin sağlıklı çalışabilmesi için nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilir. İnsanları yoktan yaratan da, onun sağlıklı çalışabilmesi için ne yapması gerektiğini elbette bilir. Kuran-ı kerimde, (Yaratan hiç bilmez mi) buyuruluyor. (Mülk 14)
İşte İslam ahlakına uygun yaşayan insan, inanmasa bile Allahın yarattığı nimetlerden fayda görür.
Branşında uzman olan bilim adamı, incelediği zaman İslamiyetin o hususta bildirdiği kuralın faydalarını bulur. Yabancı bir bilim adamı diyor ki: Namazdaki hareketler beden için çok faydalı jimnastik hareketleridir. Gün gelecek, [Bağnaz olmayan] doktorlar bunu reçetelerine yazacaklardır.
Oruç, zekat, sadaka [yardımlaşma], sünnet olmak, temizlik, az yiyip az içmek, az uyumak, istişare, kanaat, tevekkül, sabır, kul hakkı, adalet için yazılıp çizilenleri çok kişi biliyor. Bunların tam ve en iyi şekli İslam ahlakında vardır. Bir ateist bile bunları uygulasa dünyada faydasını görür. Müslüman olarak uygularsa, o zaman kalbinde sevgiden hasıl olan Allah korkusu da olacağı için, hiç kimse olmasa bile, hiç kimse anlamasa bile, hiç kimse yakalayamasa bile, bu kurallar dışına çıkmaz, başkasına zarar vermez. Veriyorsa, sevgisinde, kusur var demektir. Bunun suçu da kurallarda değil, kendisindedir.
Kurallara uyabilmek için beden ve ruh sağlığı çok önemlidir. Rahat, huzur buna bağlıdır. Bunun önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Halbuki bu 1400 küsur yıldır İslam ahlakının temeli olup, emir ve tavsiyelerin başında yer almaktadır. Bir hadis-i şerifte İslami bilgilerin beden ve ahlak bilgisi olarak ikiye ayrıldığı, bu ilimler içinde bedeni koruyan sağlık bilgisi ile ruhu koruyan din ahlak bilgisinin önemi bildirilmektedir. Demek ki her şeyden önce, ruhun ve bedenin zindeliğine çalışmak İslamiyetin emridir. Hatta İslamiyet, beden bilgisini, din bilgisinden önce öğrenmeyi emrediyor. Çünkü, bütün iyilikler, bedenin sağlam olması ile yapılabilir. İslamiyette ruh temizliği esastır. Yalancı, hilekâr, insanları aldatan, haksızlık eden, insanlara yardım etmeyen, büyüklenen, yalnız kendi çıkarını düşünen bir kimse, ne kadar ibadet ederse etsin, hakiki bir Müslüman sayılmaz.