|
GİTME DUR
Anladım herşey faydasız
Birlikte olmamız imkansız
Aşkımız değil bir çare
Geç olmadan ayrılmalıyız
Nasıl da söylersin bunları
Saymadan geçen o Yılları
Ayrılıktan söz etme ne olur
Alda git gideceksen canımı
Gitme dur ne olur bırakma ellerimi
Ne olur söyle hiç mi sevmedin beni
Yok olur kırılır bu kalbim sensiz şimdi
Ne olur gitme aşkımız bitmesin böyle
Ne olur anla sen halimi
Üzgünüm başka bir çare yok
Ayrılık en doğru karar inan
Gitmeye mecburum bu son veda
Bu kadar kolaymıydı herşey
Yıkıpta gitmek umutları
İnanmam bu sen olamazsın
Kötü bir kabus olsa gerek
Gitme dur ne olur bırakma ellerimi
Ne olur söyle hiç mi sevmedin beni
Yok olur kırılır bu kalbim sensiz şimdi
Ne olur gitme aşkımız bitmesin böyle
ALINTI
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş.Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara.Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim,demiş,görmeyi o kadar çok özledim ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi? Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim,demiş.Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.
Söyledim...duydu anlamına gelmez Duydu...doğru anladı anlamına gelmez Anladı...hak verdi anlamına gelmez Hak verdi...inandı anlamına gelmez İnandı...uyguladı anlamına gelmez, Uyguladı...sürdürecek anlamına gelmez.
ALINTI
AFFET BABACIGIM
Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve 'Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak' diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.
Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu.
Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.
Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, 'Baba bende seninle gelmek istiyorum' diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına 'Baba nereye gidiyoruz? ' diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.
Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü.
Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.
Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.
Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu.
Can: 'Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim? ' diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında 'Beni affet baba.' diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.
Oğlu: 'Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet! ' diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...'Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.
Derleyen Cennet yeli...
Özlemin ,ayrılık acısı ,sensizlik
Ne kadar zormuş aşkım
Masum çiçeklerin sevgisi gibi
Tertemiz olan aşkımız
Yüreklerimizde öylece garip kaldı sevgilim
Ayrı yerlerde ağlayan yüreklerimiz
Aşk gözyaşlarımızla doldu
Bir umut diye beklediğimiz sevgi yolumuzu
Hasret rüzgarları kapladı
Gönüllerimizde birleştirdiğimiz aşk yeminimiz
Sensiz ve bensiz kaldı ; sevgisiz kaldı
Gökyüzündeki yıldızlar artık parlamıyor
Aşk bahçemizdeki çiçekler açmıyor
En acısıda bedenime can veren ruhum
Sensiz yaşamıyor sevgilim.
ALINTI
|