sarikecililer.dernegi.sitemynet.com
ANASAYFA
HABERLER
HABERLERDE BİZ
DERNEĞİN AMACI
RESİMLER
İLETİŞİM

HABERLERDE BİZ


logo_payof.gif

imperiaflex_0_0_0.jpg

Yörükler çadır kuracak yer bulamıyor
Son göçerkonar Yörük aşiretlerinden Sarıkeçililer, arazilerin ve geçiş yollarının daralması, köylülerin baskısı nedeniyle çadır kuracak yer bulmakta zorlanırken, yetkililerin kendilerine yaşamlarını sürdürebileceği alanlar, yaylalar göstermesini istiyo

Sarıkeçililer Yaşatma ve Dayanışma Derneği Başkanı Pervin Çoban, göçebe olarak yaşayan Yörüklerin sonuncusu olduklarını söyledi.

Orta Asya'dan Anadolu'ya gelip yerleşen Oğuz boylarından olan Sarıkeçililerin, eski göçebe kültürünü çadırlarda yaşayarak sürdürmeye çalıştığını ifade eden Çoban, geçimlerini keçilerin eti, sütü ve yününden sağladıklarını anlattı.

Yaz aylarında Konya ve Karaman'ın, kış aylarında ise Mersin'in yaylalarında kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürdüğünü dile getiren Çoban, son yıllarda kendilerine yönelik yerleşik düzene geçmeleri konusunda büyük baskı olduğunu bildirdi.

Çoban, kendileri gibi göçerkonar Yörükler olan Honanlı, Karakeçili, Tekeli, Karakoyunlu Yörüklerinin yıllar önce baskılar nedeniyle yerleşik düzene geçtiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

Bizim işimiz hayvancılık. Yerleşik düzene geçince elimizden ne gelir? Şehir hayatında hangi işte çalışabiliriz? Karaman'da eve yerleştirilen 50 aile zamanla evini bırakıp yeniden yaylalara çıktı. Bunlar düşünülmeden bizi yerleşik düzene zorluyorlar. Ormanlık alanların ve köylerin sınırlarının genişlemesine bağlı olarak çadır kuracağımız alanlar ve geçiş yollarımız daraldı. Çadır kuracak yer bulamıyoruz. Hayvanları otlatacak meralar birden yok oldu.

DEVELERLE GÖÇEN SON YÖRÜKLER
Yaylalarda çadır kurdukları için kendilerini taş ve sopalarla kovan bazı köylülerin pınarlarından su bile içmelerine izin vermediğini savunan Çoban, köylülerin ve belediyelerin baskılarının artık dayanılmayacak boyutlara ulaştığını bildirdi.
Özellikle şu anda çadır kurdukları Mersin'in bazı bölgelerinde Yörüklere yönelik çirkin davranışlarda bulunulduğunu çadırların yıkıldığını ileri süren Çoban, "Develerle göçen, kıl çadırlarda yaşayan, koyun ve keçilerden geçimini sağlayan kültür hazinesi son Yörükler Sarıkeçililere bunlar yapılmamalı. 150 aile olarak göçebe hayat süren Yörükler içinde askerliğini yapmamış, tek suç işlemiş bir kişi bile yok. Bizi neden dışlıyorlar? dedi.

DEVELERLE ANKARA'YA
Çadır kurdukları bazı yerleri boşaltmak zorunda kaldıklarını ifade eden Çoban, göçebe Yörüklerin ne yapacağını şaşırdığını söyledi.

Devletin kendilerine yer göstermelerini beklediklerini vurgulayan Çoban, "Biz bir kültürüz. Bize destek olunmalı. Bize kış ve yaz aylarında yaşayacağımız yerler gösterilsin, bedeli neyse devlete ödeyelim. Kimse bize dokunmasın. Biz para, gıda, giyecek yardımı, saray ya da köşk istemiyoruz. Çadır kuracak yer arıyoruz. Yerleşik düzene geçmemiz yolunda baskılar artar, bize çıkış yolu bulunmazsa develerimizle Çankaya'ya yürüyeceğiz" diye konuştu.


ATLAS BELGESELİ EKRANI FETETTİ

Türkiye'nin en iyi gezi, coğrafya ve doğa dergisi Atlas ile Kanal D tarafından hazırlanan Keşifler Atlası adlı belgeselin ilk bölümü, büyük ilgi gördü. Keşifler Atlası, ilk bölüm olmasına rağmen en çok izlenen 100 program arasında 28'inci oldu. Dizinin ikinci bölümü 4 Nisan Pazar günü saat 17.00'de, yine Kanal D'de yayımlanacak. Dizinin ikinci bölümünde yüzlerce yıldır Toros dağları'nı yurt edinen son göçer Yörük aşireti Sarıkeçililer konu ediliyor. Toroslar'ın vahşi ve benzersiz güzellikteki yaylalarında yaşayan Sarıkeçililer'in doğayla biçimlenen yaşamları, benzersiz görüntülerle anlatılıyor. Yönetmenliğini Handan Türkeli'nin yaptığı dizinin kameramanlığını Turhan Yavuz, Françoise Pierrot ve Haluk Göl üstlendi.

logo01.gif

hayat.jpg

Hayatları göç üzerine kurulmuş

Ne savaş, ne açlık, bu göç başka göç! Anadolu'da yaşayan Yörükler geleneklerini yaşatmakta kararlı gözüküyor. 21. yüzyılda halen 19. yüzyıldaki gibi develeri ile göç eden Sarı keçililer, 200'den fazla aile, bin 800'e yakın nüfus ile bu göçlerine devam ediyorlar.
Develeri, at ve eşekleri ile keçi sürülerini önlerine katarak sahilden yaylaya, yayladan sahile göçmeye devam eden Sarı keçili aşireti, yüzyıllardır süregelen bir geleneğin, bir toplumsal hayat biçiminin son örneği. Sarı keçililer, siyah kıl çadırlarında konaklayıp, çıra ve fener ışığında aydınlanarak, geceleri ocakla ısınarak hayatları için her şeyi yanlarında taşıyarak göçüyorlar. Develeri ile göç eden Sarı keçililer, 200'den fazla çadır 1.800'e yakın nüfusu oluşturuyorlar. Bir Sarı keçili olan Abdurrahman Bakırcı oğlu, "Kadınlarımız göçerken doğurur, birçok kadın doğumda ölmüştür. Ölenlerimizi göç sırasında en yakın köye giderek dinî törenlerimizi yaparak gömeriz. Nüfusa bile kayıt olmadan doğup ölenlerimiz çoktur. Çocuklarımız okul nedir bilmez." diye özetliyor hayatlarını.
En büyük sorunlarının göç ederken geçecek yol ve hayvanları için otlak olduğunu belirten Sarı keçili Mehmet Göbüt, "Yolda oğlaklar yürüyemez. Yaylım yok. Memleket bütün dikim oldu. Millet tarlasına sahip oldu. Yoldan devamlı davar kovalarız. Sabahtan çıktık; ancak öğle saatinde sıcakta konabildik. Su yok, bizim şartlarımız çok zor. Atalarımız, dedelerimiz zamanında yer genişmiş, Ot bolmuş. Bir yere geldiler mi oradan kimse çıkartmaya kalkmazmış. O günler hep böyle sürecek zannetmişler. Amma şimdi öyle değil. Hayvanlarımızı geçirecek yol bulamıyoruz." diyor. Mut'un Hacımuhlu köyü civarında görüştüğümüz çilekeş Sarı keçili kadınlardan Gülizar Teyze bize bazı hastalıklar için kullandıkları ilaçları anlattı. Kulak hastalığına tavşanın yağının iyi geldiğini anlatan Gülizar Teyze, "Göz hastalığına tatlı hamur sarılır. Baş ağrısına yaş patates iyi gelir. Akrep soktuğunda öldürür yerine sararlar." diye anlattı.