|
Yüzyıllarca Anadolu harmanı sevgiyi emeği yoğurup yeniden doğurmadı mı, tabiat ana her baharın gelişinde kırları bayırları barış çiçekleriyle kuşatmadı mı, bereketini herkese daha adil dağıtmadı mı, umut nehirlerin denizlere kucaklaşması gibi insanları sarmadı mı o halde bu öfke ne diye?..
Gelin içimizdeki ayrılıkları atalım gelin halaya duralım ve yaşamı yeniden yaratalım. Nasıl mı? Her şeyi bir yerlerde aramayalım eğer ki biz bu topraklarda yaşıyoruz kardeşçesine o halde reçetesi de yüreklerimizde...
Artık "Sanat ve Edebiyat" denilen olguyla kuşatacağız bedenimizi...
*Şiirin engin denizinde yolculuk edeceğiz bazen türkülerle efkarlanacak bazende Nazım ustaya uğrayıp yaşama dair her şeyi paylaşacağız, bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp sanat rüzgarında özgürlüğü hissedeceğiz bedenlerimizde biraz mola verip bulutları bekleyeceğiz kah bir yamacın başında dinleneceğiz kah bir söğüdün gölgesinde.. Çünkü uzun bir yolculuğa çıkacağız tarihin derinliklerine; bizleri tınılarıyla ve ahenkli sesiyle hasreti, acıyı, sevinci, coşkuyu, birlikteliği ve paylaşımı dillendiren kopuzun günümüz deyimiyle bağlamnın tarihsel gelişimini dinleyeceğiz Sn. Erol Parlak'ın sözcüklerinden...
Belki bir türkü yakacağız, belki yaşamı yeniden kotaracağız edebiyatın yedi renkli gökkuşaklarında, belki de umudun ezgisini haykıracağız sarı sıcaklarda....
İyi yolculuklar...
O topraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayıp Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhattır Keremdir ve Keloğlandır. Yol görünür onun garip serine, Analar babalar umudu keser, kahpe felek ona eder oyunu. Çarşambayı sel alır, bir yar sever el alır, kanadı kırılır. Ölmeden mezara koyarlar onu
N.Hikmet
|