|
N A S I L B İ L İ R D İ N İ Z ?
Doğu Perinçek :
Nedense elini her attığını kurutan, ne Rusya’ya nede Çin’e yaranabilen
sonunda PKK’nın legal partisi olma çalışmalarını da eline
yüzüne
bulaştıran, hemen hemen tüm sol gruplarca “CIA” ajanı olmakla suçlanan,
kendini sol adına tarihi bir misyonla görevli hissedip kendisine karşı
gelenleri rahatlıkla “polis, MİT” olmakla suçlayabilen islama iftira
edenleri korumak gibi özel bir misyonu olan bu şahıs “dolar yasaklansın”
diye kampanya yaptığı sıralarda ABD malı bir araba ile dolaşmakta idi.
Kesin olan bir şey varsa o da onun her zaman istihbaratla ve İslam
düşmanları ile hep iyi olduğudur.Nedense bu din düşmanı adam kendisine
verilen yeni görev gereği AB karşıtı tüm parti ,dernekleri bir arada
siyasi,dini görüşlerine bakmadan birleşmeye çağırmaya başladı...takip
ediyoruz!Daha da ilginci artık Ülkücülerle elele " kızıl elma " peşine
düşmüş olması...Takibe devam !
Ve son salvo:
İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek,
bir zamanlar her türlü faili meçhulün sorumlusu olarak gösterilen İran'a
artık toz kondurmuyor.Perinçek'in İran hakkındaki görüşleri Beşiktaş Elif
Düğün Salonu'nda katıldığı panelde tartışmaya yol
açtı. “Atatürk devrimlerini koruyabilmek için İran'a ihtiyacımız var. İran
düşmanıysanız Atatürkçü olamazsınız.” diyen Perinçek, katılımcıların “Bugüne
kadar boşuna mı ‘Mollalar İran'a diye bağırdık.” tepkisiyle karşılaştı.
(29.01.2006
)
Ve beklenen son:
Perinçek parti tüzüğünden Mao adını da çıkardı...Neye sadık kaldı kı
...!?Daha önce Kıprıs'taki Türk askerine işgal gücü derken şimdi de
Denktaş ile kolkola ulusalcılık oynuyor....Bakalım O'nu ne zaman satacak !
( 22.08.06)
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, "Türk devrimini kabul eden
milliyetçi ve halkçıların da İşçi Partisi çatısı altına girdiğini"
söyledi. Kurmaylarıyla Sabah gazetesini ziyaret eden Perinçek,
Türkiye'nin öncelikle probleminin artık laiklik değil, bağımsızlık
olduğunu, bu süreçte İP'in yelpazesinin de değişip genişlediğini savundu
(Sabah : 09.09.06)
ASLINDA BU
BİLE TEK BAŞINA " LAİKLİK " DİYE YAPILANLARIN BU ÜLKENİN
BAĞIMSIZLIĞINI TEHLİKEYE DÜŞÜRMÜŞ OLDUĞU " ANLAMINA GELMEZ Mİ !?
En büyük dinsizlik destekçisi - Biri öldü,diğerini de nasılsa
Cumhuriyet kaptı.!- Perinçek,“Ben değişmedim. 40 yıldır Hz. Muhammed’in
devrimci olduğunu savunuyor ve namaz kılıyorum” dedi. İP’in hızla
büyüdüğünü kaydeden Perinçek, “Hz. Muhammed yıllardır sadece peygamber
yönüyle tanıtıldı.Biz onun devrimci yönünü de ortaya çıkartıyoruz.O
putları yıktı,İşçi Partisi’de çağımızın putlarını yıkacak ”diye konuştu(Yeni
Şafak01.09.06)
  
|
|
Bi Öyle
|
|
Bİ Böyle..!
|

|
|
 
 
Gazeteci kimlik le öyle mi..Hadi canım ..şu gülüşlere ,samimiyete
bak..!
|
|
1990 sonra Perinçek seçim propagandası için
Demirel'e çıktığı bir televizyon konuşmasında Güneydoğu bölgesi için
KÜRDİSTAN adını kullanır.
"Kürt sorununa çözüm demokratik, federal, emekçi
cumhuriyetidir. (Doğu Perinçek, 2000'e Doğru Dergisi,
15 Eylül 1991)
Terörist Abdullah Öcalan'ın DGM savcıları tarafından İmralı
Cezaevi'nde alınan ifadelerinden
"Doğu Perinçek bana 'siz
bu şekilde muvaffak olamazsınız, benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha
doğru olur' şeklinde telkinlerde bulunuyordu."
Olağanüstü hal ile ilgili Perinçek'ın
2000'e, doğru dergisinde olağan üstü hal valisi Sayın Ahmet Okçuoğlu
için şu başlığı kullanır'' Hoş geldiniz Sömürge Valisi''
. “Gerilla barınmasın diye Ordu orman yakıyor”, “Kürdün
ateşle imtihanı”, “Şeytan üçgeninde Kürtler”, “Kürt milli ordusu
kuruluyor” “Karar Kürt halkının: Referandum”... vs. gibi haberlerle bir
zamanlar yayın organları PKK’nın propanganda aracına
dönüşmüştü...
|
|
Bu gün " Kürt sorunu diye bir sorun yoktur ...dış
güçler ülkeyi
parçalamak için Kürt, Alevi ve Ermeni sorununu icat
ediyorlar." diyor...Devam:
2000’e Doğru Dergisi’nden;
-Türk askerleri Cudi de kimyasal silah kullanıyor (23.Temmuz 1989)
-PKK ordulaşıyor: Doktor Baran, komando taburuna meydan okuyor: “Gelin
buradayız” diyor. Karakol komutanı erzaklarını PKK ile paylaşıyor.(6
Ağustos 1989)
-“Dağlarda Gerilla barınmayasın” diye Ordu, orman yakıyor (3 Eylül
1989)
-Öldürülen PKK gerillaları efsaneleşiyor, kimse öldüklerine inanmıyor.
( 24 Eylül 1989)
-PKK kamp komutanları anlatıyor: Hedefimiz çocuklar değil (3 Aralık
1989)
-Nusaybin’de Kürt intifadası ( 18 Mart 1990)
-Gerillalar Onbaşı’yı dağa kaldırdı (1 Nisan 1990)
-Hakkari’nin küçük generalleri ( 21 Mayıs 1990)
Bu haberlerin yanı sıra 2000’e Doğru’da, Abdullah Öcalan tıpkı
Atatürk’ün Kocatepe’deki fotoğrafına benzetilerek dağda çekilmiş
fotoğrafına yer verildi.(22 Ekim 1989)
Ayrıca bugün medyanın gündeminde olan PKK’lı Yücel Halis cezaevinde
olduğu 1991 yılında, 2000’e Doğru aracılığıyla dağdaki teröristlere
mesajlar gönderdi. ( 1 Eylül 1991)
Uzatmayalım bu durum 20 Ekim 1991 seçimleri öncesine kadar devam
etti.Dergi o dönem Kürtlerin partisi HEP ile ittifak yapabilmek için
kolları sıvadı ve haber yapmaya başladı:
-Taban birlik istiyor (25 Ağustos 1991) vs.
Ama Sosyalist Parti HEP ile ittifak yapmadı.HEP, SHP ile ittifak
yaptı.Ve bundan sonra 2000’e Doğru da HEP’i hedef alan haberler
yapmaya başladı. HEP yöneticileri acımasızca yerden yere vuruldu.SP
seçimlerden umduğunu bulamadı; binde 3 oy aldı.Bundan sonraki dönem
soğuklukla geçti. 2000’e Doğru dergisi artık Öcalan’ın “objektif ajan”
iddiasıyla öldürdüğü PKK’lıları yavaş yavaş haber yapmaya başladı. (10
Kasım 1991) 15 Aralık 1992’de PKK’nın yayın organı Berxweden de, Doğu
Perinçek ve Aydınlıkçıları hedef alan bir makale çıktı. Ve yollar
ayrıldı.YANİ:Doğu Perinçek’in sağcı olduğunu vurgulamamızın nedeni,
ideolojiyi değil siyaseti merkeze alan bir politikacı olduğu
içindir.Bizim isteğimiz, Perinçek’in dün söylediği ve yazdığını bugün
hemen değiştirmesindeki kurnazlığının sebebini anlamaktır. (Örneğin;
Kıbrıs meselesi, İttihat Terakki’ye bakış, 12 Eylül’ü ele alış, sola
bakış, Eşref Bitlis vs) Yukarıda yazdığımız gibi Perinçek dün PKK’nın
psikolojik harp merkezi gibi çalışmıştır.Bugün ise “PKK’yı MİT kurdu”
demektedir. |

1976 yılında yayımlanan “Kıbrıs Meselesi” adlı eserinden:
“Türkiye’nin
Kıbrıs’ı işgalinden sonra halkların birbirine kırdırılması,
görülmedik bir noktaya ulaşmıştır..(sayfa:32)Kıbrıs topraklarının
neredeyse yarıya yakını Türkiye’nin işgali altındadır...
Türkiye hükümeti Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra ülkenin bağımsızlığa
kavuşmasının önündeki esas engel haline gelmiştir.” (sayfa
33-34)Rumların terk ettiği mallara, Faşist Denktaş yönetimi
tarafından el konulmasını sağlayacaktır...(sayfa 65) “..Rauf
Denktaş gibi emperyalist işbirlikçisi faşistlerin baskısı
altındaki Kıbrıs’ın emekçileri üzerindeki baskısı devam etmektedir.”
(sayfa 66)
|
|

Şimdi her yerde Denktaş ile...!
|
|
|
|
Arabası ABD malı !
Oğlu - Mehmet'i -1996'ta American Field Service (AFS) - Soros'un Vakfı !
- bursu ile okutur |
|
 |
"İttihatçı komprodorlar, milli azınlıklar
üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı.
Doğuda yüz binlerce Ermeni'yi katletti. Geri
kalanlarını da yurtlarından sürdü. Arap ve Kürt
milliyetçilerine çeşitli baskılar uyguladı.
(TİİKP
Savunma sf.154)
|
Şimdi "
Talat Paşa Komiteleri " kurar, Ermeni iddialarına karşı mücadele
eder!
|
|


|
BİR ZAMANLAR İSLAM DÜŞMANLARININ
BİRİCİK
KORUYUCUSU VE SIĞINAĞI OLAN DOĞU PERİNCEK
1997’de 28 Şubat süreci: “Tanklar
hipodromda resmi geçit yapılsın diye mi satın alınıyor
zannediyorsunuz?” diyen Perinçek;
Perinçek Müslümanım
diyemedi
(Tempo Dergisi
07.09.2006)
"..Peki Müslüman mısınız? Bunlar provokasyon
sorularıdır. Ben Müslüman olan Türk milletinin bir ferdiyim. Türk milleti
Müslüman"dır ve ben de onun bir üyesiyim. Dolayısıyla Müslüman olmuyor
musunuz? Bakın bunlar tamamen
kışkırtıcı sorular. Politikacıların önüne hep dini istismar etmek, bu
yoldan milleti aldatmak yolları açılmıştır. Bu sorular hep bunu kışkırtan
sorulardır. Beni ülkede laiklik ve Atatürk devrimi için uzun yıllar
mücadele eden bir insan olarak böyle tongaya düşürmek oralarda bir takım
profiller çizmek falan… Ben bu tuzaklara düşmem. Onu söyleyeyim..
Hz. Muhammed"i “Benim peygamberimdir ve kutsal kitabımızda işaret
edilen elçidir” inancıyla mı seviyorsunuz. Bakın ben bir bilimsel sosyalistim. Her şeye tarihsel bakarım..." |
|
|

|
Şimdi AMGT'ından bile medet umar hale gelen eyy Perinçek...! Sen istediğin
kadar "matematiksel hesap" yap - O ve çevresi ne demek istediğimizi bilir!
- Sende bu geçmiş, bizde bu tattırdıkların (...) varken... Durum
hayli ümitsiz...!!!


Son ETÖ davası konusuna hiiç girmiyoz !!!
Bedri Baykam'dan Perinçek'e ;
TIKLAYINIZ
!

|
Deniz
Gezmiş:
Gençliğin verdiği heyecanla ve sonunu düşünmeden yaptığı atılımla sol
hareketi hedefine ulaştırmak yerine yaptığı illegal eylemlerle derin
güçlerin ekmeğine yağ sürüp bir cephe kurmuş, ama birkaç gencin ölümüne
neden olmaktan ileri gidememiş, yakalanacağını anlayınca etrafına
rastgele ateş etmiş, büyük elçilik koruması N. Selçuk ve V.Çınar’ı silah
ile yaralamış, Gemerek’te bir polisi (S.Metin) yine silah ile yaralamış, ABD’li
erleri evlerinden kaçırmış- tek iyi ve kansız eylemi....-, Yusuf Küpeli’nin birlikte eylem teklifini reddecek kadar oportünist ve BEN’ci,
emek iş bankasını soyan bir soyguncu, “GÖSTERİCİ” (Ünlü solcu Yalçın Küçük’e ait bir
ifade) yaptığı yoldaşlarınca da eleştirilen ( Mustafa Yalçıner: "Pratikte
halktan kopuk, maceracı bir çizgi ", Yusuf Küpeli, Osman Saffet Arolat,
Doğu Perinçek:" Maceracı", Yalçın Küçük: "Ütopyacı..." ), hakimin ne iş
yaparsın sorusuna: Devrimciyim (yani işi, sayesinde ekmek kazandığı
mesleği devrimcilik olan ) yaptığı eylemlerle sol hareketi sekteye
uğratan, bölen bu şahıs yolunda gittiği CHE gibi genç yaşta hayatını ,
bilmeden sekteye uğrattığı davası yolunda feda etmiş , idamından önce dini
telkini reddedip , gözlerini bu dünyaya kapatmıştır.Deniz Gezmiş'in
yaptığı illegal eylemler derin devlet tarafından kullanılıp , sol harekete
baskı unsuru olarak kullanılmış, dolayısı ile sol harekete en büyük
zararı da o vermiştir !Aslında bunu bizzat Deniz'de farketmiştir.İşte
babasına yazdığı son mektup: "...kitaplarımı
küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim
adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle
uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, ..."Kendisi de farketmiştir
yolunun yanlışlığını ama geç kalmıştır...Yazık !
Not: Bu eleştiriler Deniz'in asılmasını haklı gördüğümüz anlamına
asla gelmemektedir, ama haksız yere asılması da onun hatalarını asla göz
ardı edeceğimiz anlamına gelmemektedir.Nasıl ki Rahmetli Adnan Menderes
haksız yere asıldığı halde sol kesimce hala daha acımasızca
eleştirilebiliyorsa aynı mantaliteyi biz Deniz için uygulamaktayız
wesselam!
CHE:
Çocukluğunda yakalandığı “astım” hastalığının etkisiyle
“hayatım her an son bulabilir, bari dolu dolu ve sesli olsun” şeklinde
özetlenebilecek yaşam felsefesini ilke edinen doktor, gezgin, komünist ve
ekonomist (!), devrimci , şair ve katil, elçi, ulusal banka yöneticisi,
tarım reformcusu, yazar, çapkın, komutan, gerilla... ama asla (fidel kadar
bile) realist olamayan, eşi Hilda’ya evlenme teklifine: “ sen sağlıklısın,
ennen baban da sağlıklı yani seninle evlenmemde bir sakınca yok” diyerek
yapan (kendisi ise astım hastasıydı), “Hilda’yı kızı ile terk edip,
devrimi yaptıktan sonra bir başka kadınla evlenen hemde eski eşine haber
bile vermeyen, cinselliğe freud’çu bir açıdan bakıp, “hiç kimse bir
erkeğin ömrünün sonuna kadar aynı kadınla yaşamak zorunda olduğunu
söyleyemez. İnsan kendi kendini böyle sınırlayan tek HAYVAN’dır.” Diyen,
Sancti SPİRİTUS’ta alkollu içkiyi ve piyangoyu yasaklayan (....), kendi
silahı ile kendini yanağından vuran, ünlü ekonomist ve filozof
BETTELHEİM’in ekonomi ile ilgili realist önerilerini hep “merkezci
tutuculuğu” ile reddeden, arkadaşı Polatiki’ya “paran yoksa banka soy”
diyen (bu sözünü deniz ankarada icra eder !), hamile bıraktığı ALEİDA ile istemeden evlenen ,
gerilla’cılığı
sırasındaki sevgilisi
KGB ajanı çıkan bir
şahsiyet.
(Bolivya
Günlüğü'nden çıkan sonuçlar :)
“Che”
nin mücadele alanı olarak seçtiği Oriente, 1953 toprak reformundan hayli
kazançlı çıkmış Bolivya’nın önemli bir tarım bölgelerinden biriydi.
Ülkedeki asıl devrimci güç olan maden işçileri ise Oudorde Oldo Piaro’da
toplanmışlardı. Bugün Marxistlerce “tarihi bir hata” olarak nitelendirilen
Che’nin bu maden işçilerini mücadeleye sokmak yerine kır gerilla savaşına
köylülerle başlamasının gerçek nedenleri ise hiç bir zaman tam olarak
bilinememiştir.Yoldaşlarına göre Bolivya'daki
hataları:
a) halk savaşını karikatürleştiren öncü-artçı kısır döngüsü ile, b)
partisiz devrim çizgisi ile, c) üs bölgesiz gerilla eğrisi ile, d) sınıf
ittifakı sınırlarını daraltarak kolu-kanadı kırılmış cephe anlayışı ile
devrimci-Marksizm ile tam bir karşıtlık halindedir.Ne İsa'ya ne Musa'ya
yaranamadan gitti ...!
Not:Che'nin emperyalizme karşı mücadelesi güzel bir davranış olarak
belleklerde yer alsa da o emperyalist hayat görüşü kadar insan
doğası ve haklarına aykırı bir ideolojiyi de hayata hakim kılma çabasında
olduğunu asla unutmamak gerekir...Komünist
Küba'nın hali ise ortada !

MAO:
Mao ekonomiyi güçlendirmek için "Büyük İleri Adım" hamlesini başlattı
:Amaç
dünyanın en büyük çelik ve buğday ihracatçısı ülke olmaktı… Hiç kimse daha
önce çiftçilere tohumları basitçe 2-3 kat daha yakın ekip hasatlarını üçe
katlayabileceğini söylememişti. Ama bu yeni teknik pratikte başarısız
oldu: tohumlar birbirlerine karıştı ve birbirlerinin yeterli güneş ışığı
ve toprak besini almasını engellediler. . Ama herkes MAO'dan korkuyordu ve
sonuçta kimse ona fikrinin işe yaramaz olduğunu söyleyemedi.Sonuçta tarım
bitti…Mao ayrıca çiftçilere
evlerinin bahçesinde çelikleri eritmek için ocaklar kuracaklardı ve onlara
üretim kotası verilecekti. Kotaları karşılamak için, cahil köylüler ne
bulurlarsa eritmeye başladılar: menteşeler, kapı kolları, araçlar,
çekiçler vs. Hepsi eritildi ve hükümete teslim edildi. Bu işe yaramaz
çelik kamusal alanlarda, köprü ve baraj gibi, kullanıldı. Ve tabi, süpriz
değil, bu kötü dizayn edilmiş yapıların çoğu yıkıldı veya terk
edildi…Sonuç :Kıtlık. "İnsanlık tarihindeki en kötü kıtlık"...Kimi
uzmanlar ölü sayısını neredeyse 43 milyon olarak verir.1958 yılından
başlayarak, 3 yıl boyunca, Çin'i tarım üretimi dibe indi. Bütün nüfus
bundan etkilendi. Çin'de yaşayan herkes açlık çekiyordu. Ama en kötü
etkilenenler dağlık Henan eyaletinde yaşayanlardı. 1959 yılında, buradaki
çiftçiler üretim kotalarını karşılayamayınca, yerel hükümet çiftçilerin
hasatlarını sakladığını söyledi ve onları "halk düşmanı" ilan etti. Bu
bölgeye saklı buğdayları bulmaları için askerler yollandı…işkence yapıldı
ve binlercesi öldürüldü. Askeri güçler kaçışları engellemek için tren
istasyonlarını ve yolları gözetim altına aldı.1961 yılında Mao'nun artık
pes etmekten başka seçeneği kalmamıştı. Gururunu bir kenara bıraktı ve
uluslararası pazardan buğday satın aldı. Komün sistemini sona erdirdi ve
kanıtlanmış tarım metodlarına döndü. Evlerin bahçelerinde kurulan çelik
üretim sistemi son buldu. Politik anlamda, "Büyük İleri Adım" projesi
Mao'nun korkunç bir kişisel yenilgisiydi.Ağustos 1966’da ise Mao
“Kültürel Devrimi” başlattı…11 milyon öğrenci Kızıl Muhafızlara katıldı
…Mao’nun Savunma Bakanı öğrencilere görevlerinin geleneksel kültür ve
felsefeye ait her izi yok etmek olduğunu söyledi.Tahmin edileceği gibi,
Kızıl Muhafızlar işe öğretmenleri ve okul yöneticilerini öldürülerek
başladı. Daha sonra Tibet tapınaklarını yıktılar. Yabancı diplomatlar linç
edildi. Sırada sanatçılar, akademisyenler, ve diğer entelektüeller vardı.
Ve ne zaman Mao eski bir yoldaşını lanetlese, Kızıl Muhafızlar o kişiyi
öldürmeyi bir görev sayıyordu. Ve ne zaman işkence yapacak veya öldürecek
düşmanları bitse, bu gruplar kendi aralarında sokak çatışmalarına
başlıyordu.Baskı ve cinayet dalgaları üç seneden fazla sürdü. Milyonlarca
insan öldürüldü ve ekonomi dibe vurdu. Kültür Devrimi, Mao’nun 1976
Parkinson hastalığından ölüşüne kadar son hızla devam etti.5 yıl sonra Çin
Hükümeti Kültür Devrimi’nin aşırıya kaçan uygulamalarını kınayan bir
bildiri yayınladı.“Bazı sorulara Cevaplar” adında bir bildiride aynen
şöyle yazıyordu:“Kültür Devrimi’nin uygulanması sırasındaki hatanın en
büyük sorumlusu yoldaş Mao Zedong’dur. Problemlerin doğru analizini
yapmaktan çok uzak olmasının yanında, doğru ve yanlışı da karıştırdı. İşte
onun trajedisi burada yatıyor.”Son özel doktorunun açıklamalarına göre O :”
Ahlaksız,sübyancı,acımasız” bir zalimdi…!Kapitalizmin yeni kıblesi Çin'den son haber :Unisef’in son raporuna göre Çin’de maden
ocaklarında her yıl ,ucuz işçi olarak çalıştırılan on binlerce çocuk zor
şartlar sonucu hayatlarını kaybetmektedir…!
(İ)kinci Adam
:TC'nin ilk solcularını hapislerde inim inim inleten, IMF'den ilk borç
alan, Marshall planı gereği ABD yardımlarını kabul eden,yurdumuzda
dağıtan, Nazım'ı yıllarca hapis yatırtıp açlık grevleri
yaptırtan,dönemin solcularını ( Mesela 2 nisan 1948'de Sabahattin Ali'yi)
derin devlete öldürten, Atatürk ölünce
resimlerini devlet dairelerinden kaldırtan, paralardan resmini çıkartan ve
kendi resimlerini astırıp paralara basan,Cumhuriyet gazetesini defaatlerce kapattıran,Refik Saydam'a :" Devlet teşkilatımız A'dan Z'ye kadar bozuktur."
dedirttiren bir mekanizma ile devleti yöneten, Atatürk ölmeden hemen önce
Atatürk'e " daha bu ülke ne kadar sarhoş masalarından idare edilecek" sözü
üzerine " Unutma ki seni de bu makamlara bir sarhoş getirdi " cevabını alan
ve sonunda başbakanlık koltuğundan Atatürk'ün emri ile el çektirilen,yerine
Bayar getirilen, Atatürk'ün
direktifi ile kendinden sonra başbakan olmasını istediği Celal Bayar'ın
başbakanlığına , meclisi
askeri birliklerce çevirtip,engel olan, hileli seçimle kendini başbakan ilan ettiren,
"tek parti döneminde kendini örneklerine sadece komünist ülkelerde ancak
rastlanan bir mantık ile , 26 Aralıktaki CHP kurultayında "oy birliği " ile
milli ve "ebedi şef" ilan ettiren,1944 yılında :" 10 yıl içerisinde Türkiye'de ilköğretim davasının
çözüleceğini açık ve kesin olarak görebiliyoruz." diyen,4 Aralık 1945 ,cumhuriyet Görüşler adlı dergiyi komünistlikle suçlarken Aynı gün Tan
Gazetesi izinli gösteri bile yapılamayan İstanbul'da , sahibi sertellerin önceden
uyarmasına rağmen yakılır,yıkılır.Baş aktör CHP il
başkanı ve milletvekili Alaettin Tiritoğlu vardır. Bayar'a göre
:hırslı , kinci, Atatürk'ü sevmeyen, davranışlarında samimi olmayan ve kendisinden
sonra başkanlık koltuğuna oturduğu için Bayar'ı af etmeyen biri olan ...45
seçimlerinde hile yaptıran, dış politika kaygılarının ön planda rol oynadığına
tepeden inme demokrasi teşebbüsü sonunda hilesiz bir daha seçim kazanıp başa
gelemeyen zat...Kim mi..nereden bilelim..!Ama O zatla hiiiç bir
ilgisi olmayan bir son haber:Cenazesinden
önce heykelini kaldırmışlar
Ata'nın Dolmabahçe Sarayı'ndaki heykeli
ölümünden sekiz gün sonra devlet tarafından söktürüldü.İNÖNÜ REİSİCUMHUR
OLDU VE...Dolmabahçe Sarayı arşivinde yeni bulunan
belgelere göre, Atatürk'ün cenazesi saraydaki katafalktayken,
18 Kasım 1938'de bir karar alındı. "Saray mimarı F. Akyal"
imzalı belgede, heykelin palangalarla söktürülüp hamallarla
bilinmeyen bir yere taşınması için izin isteniyor. Devlet
işlem için 25 lira 80 kuruş ödedi.Dolmabahçe Sarayı'nın arşivinde yeni bulunan
bir belge, Atatürk'ün saraydaki bir heykelinin devlet
tarafından 1938'in 18 Kasım günü 25 lira 80 kuruş harcanarak
palangalarla söktürüldüğünü ve hamallara taşıtılarak
bilinmeyen bir yere gönderildiğini ortaya çıkardı. İşin tuhaf
ve acı olan tarafı ise, bu işin İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı
seçilmesinden sonra ama Atatürk'ün cenazesi daha
kaldırılmadan, sarayın muayede salonunda katafalkta durduğu ve
yüz binlerce vatandaş tarafından gözyaşlarıyla ziyaret
edildiği sırada yapılmış olmasıydı..Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye'de
geçmişte de hep sıkıntılı olmuş ve seçim öncesinde ortam hep
gerilmişti. Ama, Çankaya'nın yeni sahibinin belli olmasından
sonra bazı kişiler ve çevreler "kral öldü, yaşasın kral"
havasıyla yeni cumhurbaşkanının etrafında pervane gibi dönmeye
ve eski devrin hatıralarını silmek için birbirleriyle yarış
etmeye başlamışlardı. Bu yarış,
ikinci cumhurbaşkanının seçiminden hemen sonra, yani
Atatürk'ün Çankaya'sına İsmet İnönü'nün yerleşmesinden sonra
da yaşanmış ve iş Atatürk'ün cenazesinin defnedilmesi bile
beklenmeden, Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir heykelinin söktürülüp
hamallara taşıtılarak ortadan kaldırılmasına kadar varmıştı.
Atatürk'ün saraydaki heykelinin yok olması konusu, Dolmabahçe
Sarayı'nın arşivinde yeni bulunan bir belge sayesinde ortaya
çıktı. 10 Kasım 1938'de vefat eden Atatürk'ün cenazesi
Dolmabahçe'nin muayede salonunda katafalkta durduğu sırada,
belgeye göre yine aynı salonda bulunan bir heykelinin
söktürülmesi konusunda bazı resmi yazışmalar yapıldı ve devlet
25 lira 80 kuruş harcayarak heykeli ortadan
kaldırdı.HAMAL BİLE TUTMUŞLAR Bugüne kadar bilinmeyen bu heykel hadisesinin
ayrıntıları, sarayın arşivinde yeni bulunan belgelere göre
şöyleydi: Türkiye Cumhuriyeti Reisicumhuru Mustafa Kemal
Atatürk, 1938'in 10 Kasım sabahı saat dokuzu beş geçe
Dolmabahçe Sarayı'nda son nefesini verdi ve Ankara'da hemen
ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi,
cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü'yü seçti. Ankara'da seçim
yapıldığı sırada, Atatürk'ün tahnit edilen naaşı da Dolmabahçe
Sarayı'nın muayede salonunda, yani sarayın Osmanlı
padişahlarının katıldığı törenlerin yapıldığı en büyük
salonunda katafalka kondu ve halk, Atatürk'ü bir hafta boyunca
gözyaşları içerisinde ziyaret etti. Cenaze 19 Kasım sabahı
Dolmabahçe'den alınarak Sarayburnu'na götürüldü, Zafer
torpidosuna konarak açıkta bekleyen Yavuz zırhlısına
nakledildi ve zırhlının İzmit'e taşıdığı cenaze, oradan trenle
Ankara'ya götürüldü. Atatürk'ün tabutu 20 Kasım günü Meclis'in
önünde katafalka kondu ve ertesi gün yabancı temsilcilerin de
katıldığı çok büyük bir törenle Etnografya Müzesi'ndeki geçici
kabrine yerleştirildi. Ama, cenaze daha Dolmabahçe Sarayı'nda
katafalkta bulunduğu sırada, 18 Kasım günü bir başka iş daha
yapılmış ve muayede salonuna bir sene önce önceden
yerleştirilmiş olan Atatürk heykelinin, dışarıdan hamal
getirtilerek kaldırılmasına karar verilmişti. YEDİ KURUŞLUK FATURA İstanbul'da
Topkapı Sarayı dışında kalan saraylar, Osmanlı Hanedanı'nın
mensuplarının 1924'ün 3 Mart'ında Türkiye'den sınır dışı
edilmesinden sonra Millet Meclisi'ne bağlanmıştı. Dolmabahçe
Sarayı da bu karardan sonra teşkil edilen "Milli Saraylar
Müdürlüğü" nün idaresindeydi. Milli Saraylar'ın tam adını
bilmediğimiz ve sadece "F. Akyal" ismini
ancak imzasından okuyabildiğimiz mimarı, 18 Kasım günü,
Atatürk'ün cenazesi henüz katafalkta bulunduğu sırada Milli
Saraylar Müdürlüğü'ne bir yazı yazdı ve muayede salonunda
bulunan heykelin cerr-i eskal ile, yani bir
tür vinç olan palangalarla kaldırılmasına izin verilmesini
istedi. F. Akyal'ın yazısında, kaldırma maliyetinin 25 lira 80
kuruş olduğu ifade ediliyordu. Dolmabahçe Sarayı'nın
arşivlerinde bulunan konuyla ilgili ikinci belge 22 Kasım 1938
tarihini taşıyor. Belge, Galata'da, kalafat yeri 52 numarada
faaliyet gösteren ve pik, hurda demir ve maden ticareti yapan
Sait Sapmaz tarafından çıkartılmış bir
fatura... Sait Sapmaz, Milli Saraylar
Direktörlüğü'ne gönderdiği faturada heykeli kaldırmak
için yaptığı masrafları sıralıyor ve takım kirasına 10 lira
harcadığını, "ameleye" yani işçilere 12 ve
nakliyede kullanılan kamyona 3 lira verdiğini, işçileri
getiren vasıtaya da 80 kuruş ödediğini yazıyor, Atatürk'ün
heykelinin kaldırılması işinin 25 lira 80 kuruşa mal olduğunu
ifade ediyor. Beş ve iki kuruşluk pulların da yapıştırılmış
olduğu faturanın altında "Mustafa Alcan Ticarethanesi"
nin kaşesi ile mimar
"F. Akyal"ın
masrafı tasdik için attığı imza da bulunuyor. Büyük Millet
Meclisi'ne bağlı Milli Saraylar Müdürlüğü, Atatürk'ün
saraydaki heykelini naaş henüz defnedilmeden, üstelik
katafalkta bulunduğu ve yüz binlerce vatandaş tarafından
gözyaşlarıyla ziyaret edildiği sırada ve işte bu şekilde ortadan
kaldırmıştı.Sabah
Gazetesi Yazarı Murat Bardakçı
:28.01.2007
T.D.
:İlkokulu bile dışarıdan bitiren , aldığı klasik dini eğitim ile yüzyıllar önce yazılan eserlerden hareket ederek ,
günümüzde “ islam’ın can
çekiştiğini “ iddia eden, pozitif bilim , modern fizik, fen, tıp’tan
habersiz, dinsizliğin yılmaz savunuculuğu rolünü üstlenen , İSLAMA SALDIRIRKEN KAYNAK GÖSTERDİĞİ
KİTAPLARDAKİ BAŞKA
İDDİALARINA CEVAP OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜ HALDE GÖRMEMEZLİKTEN GELEN , modern bilimin varlığını her an
ispat ettiği Tanrı inancını bir kova su ve bir süpürge ile halleden , kara
cahil ,HAM ATEİST , iftiracı
, bildiğini gizleyip bilgi karaborsacılığı yapan
biri
E.A. :
Okuduğu toplam 5-10 dini
eseri , İslam’la ilgili yazdığı tüm kitaplarda , alakalı – alakasız kaynak
gösteren , oldukça cahilliği
kitaplarından taşan , subjektif bir
yazar.
İ.A. :
Bir tıp profesörü ne kadar
iyi bir astronot olabilirse , kendi hukuk profesörlüğü diploması ile , dini eser yazma
hakkında da o kadar söz
sahibi olabilecek olan , yazdığı eserde “ hadis “ alanındaki temel
bilgilerden bile yoksun olduğu anlaşılan , kocaman (!) kitabında toplam
3-4 tartışmalı hadis
dışındaki tüm bölümleri zaten daha önceleri açıklanıp cevaplanmış olan ,
hadis ilminin “ h” harfini bilmeden hadis temelli bir eser yazan
biri.
KÜBA:“Sınır tanımayan gazeteciler örgütü( RSF) ki
olcu gazetecilerin uluslar arası örgütüdür, Küba’da 30 gazetecinin bir
yılda mahkum edildiğini açıklarlar! “Ülkemiz fahişeleri bizlere çok para
kazandırıyor “ sözü ise hala belleklerdedir…Castro'nun...
Son Haber :Bağırsak ve mide kanaması
geçirerek ameliyat olan 80'lik Küba lideri, başkanlık
yetkilerini bir süreliğine 75 yaşındaki Savunma Bakanı kardeşi Raul'a verdi
(Milliyet:02.07.06) YAHU SOL PATISAHLIK MAKAMINA KARSI DEGIL MI...NE
BU BOYLE BABADAN OGULA GECER GIBI...50 SENEDIR BI ADAM YETISTIREMEDI MI
YERINE ...BU KADAR MI BECERIKSIZDI...YOKSA " DUSMANI VAR, GUVENDIGI
AKRABASINA DEVRETTI, " DERSEK PATİŞAHLAR AYNI ŞEYİ YAPINCA NEDEN KIZIYODUK...ADAM
ANCAK OLECEKKEN AYRILDI BAŞKANLIKTAN...!SAKIN KIMSE :" EMPERYALIZME
KARSI YAPTIGI CIKISLARDAN DEM VURMASIN...O EMPERYALİZME KARŞI NE YAPTI 50
YILDIR ASIL ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BU!!!
ALIN SİZE İRAN 30 YILDIR AMBARGO'DA 10 YILI
SAVAŞLA GEÇTI VE ŞİMDİ ATOM BOMBASI YAPMAK ÜZERE , İNSANSIZ UÇAK YAPTI VE
UZAYA MEKİK GÖNDERMEK ÜZERE, YAPTIĞI- SATIN ALDIĞI DEĞİL !- ŞAHAB FÜZELERİ
DE CABASI...! - AMAÇ İRAN REKLAMI YAPMAK DEĞİL, KIYASLA
HAYALI MAZERETLERDEN İNSANLARI ARINDIRMAK ! --
CUMHURİYET GAZETESİ :Nazi Almanya'sının
yükseldiği dönemde Cumhuriyet gazetesinin nazi taraftarı yazıları yüzünden
3 aylığına kapandığını biliyor mu idiniz..Cumhuriyet'in 1940 yılı 26
temmuz,30 temmuz,31 temmuz,27 haziran 1941 tarihli sayılarına bakan
dlillerini bol bol görür!...7-8 mart ve 13 nisan 1947 cumhuriyet ise
sol karşıtıdır: " Ankara gençliğinin kızıl probagandayı protestosu
haber yapılır...3 nisan 1948 tarihli Cumhuriyet :"Komunistlerin tasfiyesi için
özel bir kanun isteriz" ...Ya şimdinin sol kalesi bu
gazetenin sahibi Nadir Nadi'nin anılarındaki şu cümlelere ne demeli: 1939 yazında Rus rejımı faşizmden daha totaliter bir niteliğe bürünmüştü...Batının değer ölçülerini benimsemeden nasıl batılı olabilirdik ?Bir savcı temsil ettiği zihniyeti gizlemiyordu :Her milletin kendine özgü bir
ahlak anlayışı vardır.Fransa da suç olmayan bir sanat eseri Türkiye'de ahlaka
aykırı bulunabilirdi.Atatürk devrimlerini bir kalemde toptan yıkabilecek feci
bir zihniyetti bu...-Kültürler arası farklılıgı reddedip tamamen izolasyon,
erime taraftarı bir zihniyet!Acaba hangisi tehlikeli!-Edinburg'un yaşlı
belediye başkanı bizden kendi halk türkülerimize ve oyunlarımıza dair
örnekler vermemizi istemişti.Bilmiyoruz dedik.- bu yazar "Dostum Mozart "
diye eser vecektir zamanla...Kendi kültürüne yabancı , yabancı kültürün
emrine amade ! Ya AB için e düşünüyor sizce bu gazete sahibi :11 Eylül tarihli Cumhuriyette Nadir Nadi'nin yazısından alıntı :
" Bugün Avrupalılık denince , din birliğinden bahsetmeyi artık gülünç
buluyoruz...1949 yılında AB konseyi kuruldu.Çok istiyorduk bizde bu kurulda yer
edinmeyi...Avrupalı değil mi idik..latin harflerini
kullanıyorduk..laiktik..cumhuriyetçi idik...O zamanki Times gazetesi,
başyazısı :"Avrupalılık fikri her şeyden önce bir kültür birliğine , hiç
değilse bir kültür yakınlığına dayanıyor..." diyerek daha o ilk
andan itibaren bu teşebbüsü yadırgarken ve bu zihniyet günümüzde artık
iyice gün yüzüne çıkmışken, aydınımızın kafa yapısı ve bakış açısındaki at
gözülük farkedilebiliyor mu bilemiyoruz !Anılarına devam : "Mareşal Fevzi çakmak'ın Cenazesi :Cenaze bir top arabasına konacak, herkes
program gereğince sırasını alacak, bando ölüm marşını çalarken, alay ağır
adımlarla harekete geçecekti.Fakat Tekbir sesleri ile kendinden geçen çogunluk,
program morogram dinlemiyordu...Mareşali sevgili askerleri değil,
başı bozuk bir kalabalık uğurladı..." - Görüyorsunuzn di mi "resmi "
programı sevgili ilan etti,halkın sevgi selini ise başı bozukluk !-
Ya peki
Nadir Nadi'nin 1950 seçimlerinde
Demokrat Parti listesinden Bağımsız Muğla Milletvekili seçilince
gazetesinin de dolayısıyla DP’li olduğunu biliyor muydunuz !?
Listeye bakar mısınız...Kemalist, Nazist, Sosyalist, şimdi ise Ulusalist...:)
Sırada ne var !?
Doya doya yüzüne tükürsünler
Türkçenin büyük şairi Nâzım Hikmet, görüşleri
nedeniyle bir zamanlar büyük nefret tertiplerinin hedefi olmuştu.
1951 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan fotoğrafının altına
'Resmini teksir ettirip dağıt ki millet doya doya yüzüne tükürsün'
diye yazılmıştı
( Radikal :07/01/2007)

ÇYDD-ADD
: HEP AYNI İSİMLER: ŞENER ERUYGUR-NUR SERTEL-TÜRKAN SAYLAN
- ORTAK
ÖZELLİK :" MİSYONERLİK !"
1-Eruygur AB fonu kullandı ADD karıştı
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Şener Eruygur ile Yönetim
Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nur Serter'in ulusalcı kesimin sert
eleştirilerine hedef olan Avrupa Birliği (AB) fonlarından yararlanması
ortalığı karıştırdı. ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut Özyürek, Eruygur ile
Prof. Serter'i, yöneticisi oldukları Çağdaş Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) üç
proje için AB'den 700 bin euro para almasına onay vermelerini eleştirdi....Muhalefetin
sert eleştirileri karşısında karar alamaz hale gelen yönetim, olağanüstü
genel kurul kararı aldı.Serter
şunları söyledi: ... ÇEV çok olumlu işler yapmış bir vakıftır.
( Zaman:03.04.2006 )
2-PROTESTAN
MİSYONERLERİ ( SEV-ÇEV-ÇYDD ):
SEV, Sağlık ve Eğitim Vakfı : Projenin
Adı: İşten Eve Sağlık: Genç İşçiler ve Eşleri İçin Cinsel Sağlık
Eğitim ve Bilgilendirme Merkezi .Tarih: 03.04.2006 . AB’den Aldığı Para: 191.000 Avro
. Açıklama:2005 yılının başında, Üsküdar Gazetesi sahibi Adnan Odabaş,
gazetesinde, ‘Bağlarbaşı’nda Misyoner Okulu’ ve ‘Başbakan’a Misyoner
Komşu’ başlıklı iki haber yazdı. Adnan Odabaş, bu haberlerinde şu
bilgileri veriyordu: SEV (Sağlık ve Eğitim Vakfı) ile
Prof. Dr. Türkan Saylan’ın başkanlığını yaptığı Çağdaş Yaşamı
Destekleme Derneği (ÇYD) işbirliği içindedirler.SEV,
Dünya Kiliseler Birliği’ne bağlı Amerikan Board ile ilişkilidir,
aynı binada çalışmaktadırlar. Amerikan Board’un bünyesinde bulunan
Protestan Kilisesi, 1830 yılından beri Türkiye’de faaliyet
göstermekte ve emrindeki Bible House (İncil Evi) Şirketi ile
misyonerlik faaliyeti yürütmektedir. SEV, Türkiye’de
Protestan misyonerliği yapmaktadır.Adnan Odabaş’ın Üsküdar
Gazetesi’nde çıkan bu haberleri üzerine SEV mahkemeye başvurdu ve
Üsküdar 4. Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak Adnan Odabaş’tan 30
milyar TL. manevi tazminat talep etti. Mahkeme, MİT (Milli
İstihbarat Teşkilatı)’den bilgi istedi. Olaylar şöyle gelişti: 2 Mayıs 2005 tarihinde MİT, mahkemeye gönderdiği yanıtta,
Amerikan Board’un İncil Evi (Bible House) Şirketi aracılığıyla
Türkiye’de Protestanlığın yayılması için uğraş verdiğini doğruladı.
MİT, Mahkemeye gönderdiği raporunda; Üsküdar SEV İlköğretim Okulu,
Üsküdar Amerikan Lisesi, İzmir Amerikan Lisesi, İzmir SEV İlköğretim
Okulu, Tarsus Amerikan Lisesi, Tarsus SEV İlköğretim Okulu ve
Gaziantep Amerikan Hastanesi’nin Amerikan Board ile bağlantılı
olarak çalıştığını da bildirdi. MİT’in Mahkemeye gönderdiği raporda,
son yıllarda mülk edinmeyen Amerikan Board Heyeti’nin tasarrufu
altındaki mülklerini de SEV’e devrettiği ve faaliyetlerini SEV
aracılığıyla yürüttüğü bilgisi de yer almaktaydı. MİT’ten
gelen bilgileri değerlendiren Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12
Aralık 2005 tarihinde verdiği kararda, SEV’in 30 milyar TL. tazminat
talebini reddetti. Mahkeme kararını değerlendiren Üsküdar
Gazetesi sahibi Adnan Odabaş şunları söyledi:“Gazetemizde
yer alan haberlerin hepsi MİT raporuna ve Tapu Kadastro
Müdürlüğü’nden aldığımız belgelere dayanmaktaydı. SEV, bunların
yalan olduğunu iddia ediyordu. Haklılığımız mahkeme kararıyla ortaya
çıktı.”Adnan Odabaş, SEV’in, Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ve
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile ilişkisi olduğunu da
anlattı ve şu çarpıcı açıklamayı yaptı:“Bunlar hep birlikte
çalışıyor. Bunlar 20 Nisan 2001 tarihli MİT Raporunda sabittir.” Adnan Odabaş’ın Nisan 2005’de bir kitabı çıktı: ‘Dikkat
Misyoner Geliyor’. Bu kitapta şu bilgiler yer almaktaydı:
1.
Yaşar Yaşer’in başkanlığını yaptığı SEV (Sağlık ve Eğitim Vakfı) ile
eşi Gülseven Yaşer’in başkanlığını yaptığı ÇEV (Çağdaş Eğitim
Vakfı), birlikte çalışmaktadırlar. 2. Başkanlığını Gülseven
Yaşer’in yaptığı ÇEV, deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi
projesi hazırlayarak Amerikan Board’dan parasal yardım talebinde
bulunmuştur. 3. Başkanlığını Prof. Dr. Türkan Saylan’ın
yaptığı ÇYDD, Atatürk ilke ve inkılaplarını kalkan olarak kullanıp,
birçok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para toplamış, ilgili
bakanlıklardan izin almaksızın yurt dışından parasal yardım
almıştır. ÇYDD başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, Hıristiyan
kökenlidir. Şimdi, buraya kadar anlatılanları kısaca
özetleyelim:
SEV, Türkiye’de Hıristiyan Protestan
misyonerliği yapmaktadır.ÇYDD, SEV ile birlikte
çalışmaktadır.ÇEV de SEV ile birlikte çalışmaktadır. SEV
ile birlikte Türkiye’de Hıristiyan Protestan misyonerliği yapan ÇEV,
aynı zamanda bir deprem projesi için de Amerikan Board’dan para
yardımı istemiştir. ÇEV’in para yardımı istediği Amerikan Board,
Dünya Kiliseler Birliği’ne bağlıdır. Amerikan Board’un bünyesinde
bulunan Protestan Kilisesi, 1830 yılından beri Türkiye’de faaliyet
göstermektedir ve emrindeki İncil Evi (Bible House) Şirketi
aracılığıyla misyonerlik faaliyeti yürütmektedir. Şimdi, bir
de ÇEV (Çağdaş Eğitim Vakfı)’nın Yönetim Kuruluna bir göz atalım: ÇEV, Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu:Yönetim
Kurulu Başkanı: Gülseven Yaşer
2. Başkan: (E) Org. Şener Eruygur
- Yönetim Kurulu Üyeleri: Prof. Dr. Nur Serter,
Prof. Dr. Necla Ara, Pınar Tünenç, (E) Tuğgeneral İdris Koralp,
Yusuf Güsar, Leyla Pekcan.
20 Nisan 2001 tarihli MİT
raporunda Protestan Misyonerliği yaptığı kesinleşmiş Çağdaş Eğitim
Vakfı (ÇEV)’in 2. Başkanı (E) Org. Şener Eruygur, 25 Haziran 2006
tarihinden beri Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin Genel
Başkanıdır!
20 Nisan 2001 tarihli MİT raporunda
Protestan Misyonerliği yaptığı kesinleşmiş Çağdaş Eğitim Vakfı
(ÇEV)’in Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nur Serter, 25 Haziran
2006 tarihinden beri Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin Genel
Başkan Yardımcısıdır! (
Yılmaz Dikbaş
,Araştırmacı-Yazar ,27 Eylül 2006)
3-Çağdaş Yaşamı
Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Türkan Saylan,
Türkleri barbarlıkla suçladı.
Teknik Üniversitesi
Maçka Yerleşkesi'nde 'Türkiye'mizin çağdaşlaşma sürecinde laiklik' konulu
toplantıda konuşan Saylan, Türk milletinin tarih boyunca hep yakıp
yıktığını öne sürdü..."Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız,
başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız.Şimdi kendi yaptıklarımızı
yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık..." Çocukların namaz kılmasını değil, bale
yapmasını istediklerini dile getiren Saylan, şunları söyledi: "Türkiye'nin
bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin Arap ve İran
âdetlerinin gelmesine karşıyız. Çocuklarımızın sıra üstünde namaz
kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. İnancın insanların iç
dünyasında saklı olmasını istiyoruz."Konuşmasında Gençlik Korosu'nu
yöneten müzisyenin isminin Muhammed olmasından yakınan Saylan, "Gençlik
Orkestrası'nı yaratan ve yöneten arkadaşımızın ismi Muhammed.
Düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?" yorumunu yaptı.(
Zaman :12.04.2007)
4-'Cumhuriyet
Mitingi'ni organize eden Atatürkçü Düşünce Derneği'nin
(ADD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nur Serter'in, Hazreti
İsa'nın ruhuyla veya bizzat kendisiyle temas ettiklerine
inanan bir tarikatın üyesi olduğu iddia
edildi.Nur Serter'in Hıristiyan bir tarikata üye olduğu iddiasını
Sabah Gazetesi yazarı Murat Bardakçı dün köşe yazısında dile
getirdi. 'Hazreti İsa'dan sonra sıra Tandoğan'da mı?' başlığı
ile gündeme gelen yazıda Bardakçı şöyle dedi: "İstanbul'da,
1970'li ve 80'li senelerde Sevgi Birliği isimli bir grup
vardı. Grup parapsikoloji ile yani hipnotizma, manyetizma, ruh
çağırma ve bedensiz varlıklarla temas etme gibisinden işlerle
uğraşırdı. Başlarında Refet Kayserilioğlu adında bundan birkaç
sene önce vefat eden röntgen mütehassısı bir doktor
bulunuyordu. Mürit sayısı yüksekti ve müritler o yılların
İstanbul'unun kalbur üstü isimleriydi. Dr. Refet Kayserilioğlu
'Beyti Dost' isimli bir 'ruh' ile temas ettiklerini söyler,
adı bir cins kebabı çağrıştıran Beyti Dost'tan medyum
vasıtasıyla aldığı tebliğleri grup üyeleriyle paylaşır ve
bunlarla ilgili kitaplar yayınlardı." O tarihlerde grubun bazı toplantılarına da katıldığını
söyleyen Murat Bardakçı, grubun lideri ile röportaj yaptığını
ve Refet Kayserilioğlu'nun Hazreti İsa'nın ruhunu taşıdığı,
'Beyti Dost'un da aslında Hazreti İsa olduğu ve talimatlarını
Refet Bey vasıtasıyla yazdırdığı iddialarını reddetmediğini
yazdı. Kayserilioğlu'nun 'Sevgi Dünyası' adında aylık bir
dergi çıkardığını ve bu derginin yazarlarından birinin Nur
Serter olduğunu ifade eden Murat Bardakçı, Serter'in ruhçu
Sevgi Dünyası dergisinde bilgelik, kehanet ve Nostradamus
bahislerinde yazılarının çıktığını anlattı.Sevgi Dünyası dergisi yetkililerinden Rauf Yektay ise 1970'li yıllarda dergilerinde yazı yazan kişinin
İstanbul Üniversitesi eski rektör yardımcısı ve ADD Başkan
Yardımcısı Nur Serter olduğunu doğruladı.(17
Nisan 2007)
|
5-
Prof.Arat
bilim hırsızı: Çağlayan'daki Cumhuriyet
Mitingi'yle herkesin tanıdığı bir isim olan Sivil Toplum
Kuruluşları Birliği (STKB) Başkanı Prof. Dr. Necla Arat, bilim
hırsızı çıktı.1981'de üç ayrı İngilizce kitaptan aşırdığı bilgilerle
hazırladığı kitapla profesör olmayı planlayan Necla Arat'ın,
218 sayfalık kitabının 200 sayfasının tamamen intihal (aşırma)
olduğu ortaya çıktı. Kitabı değerlendiren kurulun hazırladığı
raporu inceleyen bilim jürisi de, etik üzerine çalışmalarıyla
bilinen Arat'ı 6 ay üniversiteden uzaklaştırdı. Üniversiteden
6 ay uzaklaştırma cezası alan Arat, intihal nedeniyle 1981'de
kavuşamadığı profesörlük unvanını 1988'de almayı başardı.
Konuyla ilgili soruları yanıtlayan Necla Arat ise, 20 yıldır
bu konu hakkında kendisine defalarca iddia yöneltildiğini
ifade ederek, "Bununla ilgili yazılanlar benim için önemli
değil" dedi. İntihal iddialarıyla ilgili elinde Danıştay
kararları bulunduğunu anlatan Arat, kararların ne yönde
olduğuna ilişkin bilgi vermekten kaçındı.
( Bugün:05 Mayıs 2007 ) |
 |
NOT :BAZILARININ ADLARI REKLAMLARINA DEĞMEYECEĞİ İÇİN VERİLMEMİŞTİR !
TÜM SOLCU ARKADAŞLARA BİRKAÇ SORUM VAR
1)...Solcular neden ‘‘gelir dağılımı’’
vurgularını unuttular, anlamıyorum. Onların önerileri -sakın bana
devletleştirme demeyin- nelerdir, bilmiyorum. 2)
Küresel dünya bilişim-teknolojisini öne çıkardı. Solcu
arkadaşlar hálá neden ‘‘emeğin kol gücüne dayanan analizler’’
yaparlar, yine anlamam.Tamam, küresel dünyaya karşılar ama
karşıt politikaları nelerdir, en azından ben bilmiyorum. 3)
Solcuların tarım politikalarının -sakın destekleme
alımları demeyin- ne olduğu da belli değil. 4) Herkese
bedava eğitim, fakir olanın zengin olanın eğitimini finanse
etmesi sonucunu verdiğine göre, solcuların eğitim
politikaları nelerdir?
5) Rusya'nın , Çekoslovakya'yı işgali , anti emperyalizmin şampiyonu ilan edilen
yine bu Sovyet rusyanın emperyalist nazi almanyası ile zamanında
anlaşmaya yapma, Komünist Çin'in işçi hakları olmaksızın tüm
dünya'daki emperyalist kapital semayedarlarının yeni merkezi olmasını,
nasıl karşılıyorsunuz acaba...Dünya'nın öbür ucundaki
Afganistan,Irak,Sonra Suriye..vs işgal yapma çalışmaları günümüzde canlı
canlı yaşanırken, Küba gibi yanı başındaki çıbana (!) neden
dokunmaz hiç düşündünüz mü acaba...Liste uzun ...bunlar tadımlık sadece,
anlayana babından !
Gelen
maillerden bir kaçı ve cevaplarımız
"valla cürretiniz şaşılmayacak
gibi değil böylesi iftiralarla bir yere varamazsınız.özellikle deniz
gezmiş hakkında bulunduğunuz itamlardan dolayı sizi kınıyorum
" yagmura....@mynet.com
SELAM..CURETIMIZ
SASILACAK DUZEYDE OLABILIR..AMA SIZIN KASTEDDIGINIZ ANLAMDA DEGIL TABII..
ARKASINDA O KADAR MALI DESTEK VE BIR O KADAR ISBIRLIKCISI BULUNULAN IKI
GRUBA - MISYONER VE ISLAM DUSMANLARINA - KARSI FIKRI BAZDA - ONLAR FUZE
ILE VURURKEN DUNYANIN DORT BIR TARAFINDA MUSLUMANLARI- KOLAY DEGIL TABII...NEYSE
GELELIM ASIL KONUYA: DENIZ HAKKINDA YAZILANLARIN HEPSI " SOL KITAP VE
KISILERDEN " ALINTIDIR...NERDE BIR YALAN-IFTIRA VAR...SILAH ELINE ALDI,
AMACI KANLI BIR DEVRIM IDI- ADAM YARALADI - KATLIAMLAR YAPAMADAN
YAKALANDI - SECTIGI YOL ILE- SILAHLI MUCADELE ILE- SOL ARAKETE EN BUYUK
ZARARI VERECEK OLAN BIR OLAYLAR ZINCIRININ ILK HALKASINI OLUSTURDU-
OKUSA, AVUKAT OLSA...FIKRI MUCADELE ETSE, KLUP KURUP EGİTİM İLE
FIKIRLERINI ASILASA IDI SIMDI SOL TURKIYE DE COK DAHA IYI YERDE IDI...NE
YANI PKK KURTLERE ZARAR VERMEDI MI ... HANGI SILAHLI GRUP TURKIYE DE
SAVUNDUGU DUNYA GORUSUNE AGIR DARBELER VURULMASINA NEDEN OLMADI KI...BU
YAZILARI OLUMLU ELESTIRI OLARAK ALGILAYIP DERS ALINACAGINA HALA "SLOGAN,
MIT-EFSANE-..." ILE ZAMAN HARCANIYOR...SOLA DA YAZIK , INSANLARIMIZA
DA....SELAMLAR
" Siz
Deniz Gezmiş'i, Doğu Perinçek'i yani tüm solcuları kötüleyecek söylemlerde
bulunuyorsunuz. Ondan sonra da misyonerlik hakkında yan gelip
oturuyorsunuz. Sizin o kötülediğiniz solcular bugün misyonerliğe, karşı
çıkan tek gruptur.Kaçınız çiğ gibi büyüyen ev kiliselerine karşı
çıktınız... " kurnazh ...@hotmail.com
SELAM .KARDESIM. SENIN
O MISYONERLERE SAVAS ACTIGINI SOYLEDIGIN D. PERINCEK BI AZMANLAR PKK
USAKLIGI ICIN AYAKKLARINA GITTI.NE CABUK UNUTTUN...ASIL ONEMLISI DE
MISYONERLERE GUYE SAVAS ACAN BU DINSIZ KAFIR, TAM 15 SENE ONCE O
MISYONERLERIN ISLAM HAKKINDAKI FIKIRLERINI , TURK YAZARLAR VASITASIYLA TUM
TURKIYE YE YAYIP INSANLARIN ISLAMDAN SOGUMASINA - VE BIZIMDE BU SITEYI
ACMAMIZA - NEDEN OLDULAR...PERINCEK KIM DINI SAVUNMAK KIM...O SADECE ONA
VERILEN ROLU OYNUYOR O KADAR...MAOCU- PKKCI- ANTIMISYONER... VE SEN PKK
YA KIZIP ONU SAVUNUYOR, ISLAMA SALDIRAN ESERLERI BASAN YAYINEVI SAHIBI
OLDUGUNU GOZARDI EDIP ASIL MISYONERLERE SAVAS ACAN - VE MISYONERLERCE
SUREKLI TAKIP EDILIP ACIGI ARANAN- BU SITEYE KIZIYORSUN...BI YERDE BI
AKSAKLIK VAR YA NEYSE... HADI SELAMLAR
" BUNUDA SİTENİZDE CEVAPLAYIN:SİZİN NE OLDUĞUNUZU ANLAMADIM.ADNAN OKTARIN ÇAPULCULARISINIZ GALİBA.DİN VE
İMAN SİZLERİN TEKELİNDE GALİBA.DOĞU PERİNÇEK KADAR, DENİZ GEZMİŞ KADAR TAŞ
DÜŞÜRSÜN RABBİM BAŞINIZA.SİZ EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİLERİ İLE MÜCADELE EDENLERİ
ELEŞTİRECEĞİNİZE HARUN YAHYA TAKMA ADLI DİN TÜCCARI ADAMINIZLA İLGİLENİN. SONRA
DA FETTULLAH GÜLEN HOCA EFENDİNİZE SORUN BAKALIM AMERİKADA NELER YAPIYOR. BÖYLE
SAÇMALIKLARI YAZACAĞINIZA PEYGAMBERİMİZE AĞIZA ALINMAYACAK SÖZLERİ SÖYLEYEN PAPA
GELDİĞİNDE BİRŞEYLER YAPSAYDINIZ. SİZİN GİBİ DÜŞÜNENLERİN YAPACAĞI TEK ŞEY
ALEYHİNDE KONUŞUP KONUŞUP SONRADA PAPANIN ELİNİ ÖPMEK. " kbirade...@hotmail.com
dostum bızı basta hem bır kefeye
koyamadıgınızı ıfade edıyorsunuz sonra da adnan hocacı veya fetullahcılıkla
ıtham edıyorsunuz..ne adnan hoca ıle bır kere bıle yuzyuze geldık ne de fetullah
hocayız...BIZLER SADE MUSLUMANLARIZ!!! BIZ INTERNETTE MISYONERLERE CEVAP VEREN ILK SIRADAKI
SITELERDEN OLMA OZELLIGINE SAHIPKEN SIZIN ITHAMLARINIZ COK SACMA BIZCE...AYRICA
YAPTIKLARI ILE PAAYA HIZMET EDEN - ISLAMA SALDIRAN YAZARLARA KOL KANAT GERIP
ONALRI DESTEKLEYEN VE ESERLERINI BASIP INSANLARI ISLAMDAN SOGUTUP MISYONERLERIN
KUCAGINA ATAN - PERINCEKI SAVUNUP BIZLERE CESITLI ITHAM - ONYERGI IFADELERINDE
BULUNMANIZ BENCE BUYUK BIR IKILEM GOSTERGESI...UMARIM SIZE YETERI CEVAP
VERMISIZDIR ..SELAMLAR
Milyonlarca kişinin inandığı değerleri benimseyen ve devrim uğrunda
mücadele etmiş birisini yani che'yi nasil karalarsiniz?KARALAMIYORUZ...TAMAMEN
ONU ANLATAN VE REKLAMINI YAPAN KITAPLARDAN DERLEDIKLERIMIZ BUNLAR!KARSI
OLAN KITAPLARI ISE ASLA OKUMADIK...HATALARINI SIRALADIK...SOYLER
MISINIZ..ONUNLA ILGILI YAZILANLARDAN HANGISI YALAN ..SOYLEDIKLERI MI YOKSA
YAPTIKLARI MI...!MESELA SEN KENDINI "1 HAYVAN" OLARAK MI
NITELIYORSUN..OYLE ISE ZATEN MUHATABIMIZ DEGILSINIZ!
mao olmasaydı çin olmazdı.mao'nun zaferi çinin kurtuluşudur.şuanda çesitli
ülkelerde maoist ideoloji benimseyip bu uğurda savaşan insanları hiçe
sayamazsiniz.bu arada çinin nüfusu 1 milyarın üzerindedir.mao zamaninda
yani 1949'larda besyüz milyonu buluyordu.mao'dan sonra gelen komünist
partisinin yönetiminden kaynaklı bu tür sorunlar ortaya cıkmıştır.mao
ölmeden önce de uyarmıştır.
Mao
bir diktatörü..Haa yok mu iyilikleri tabıı kı var..milyonlarca -
emperyalistlerin uyuşturucuya alıştırdığı insanı , çoğunu idamla da olsa -
o illetten kurtarmıştır...:) Ama şu an Çin batılı sermayenin
kümelendiği yer olmuştur..Çin ekonomisi o kadar iyi olsa idi bu
sonuç olmaz dı di mi ..!?Komünizm ise komünizm, maoizm ise maoizm..50
yl uygulandı ama ülkenin geldiği nokta ortada...Aynısını Stalinistlerde
yapıyor..Gorbaçov ODTÜ'ye gelince yerli solcular onu protesto
etmişti..ne garip değil mi..kendi ülkesinde - baskı ile bile - tutmayan
ideolojilere bizim ülkemiz insanı kurtarıcı olarak sarılıyor...Yazık..Hala
yerli değerlerimizin farkına varılamadı...:(
TURAN DURSUN kavradı tanrının
olmadığını ama siz kavrayamadınız maalesef.din bizi dinsizleştiriyor.neden
o insana kıydınız."DiN,BiZi DiNSiZLEşTiRiR.
TANRI YOK ÖYLMİ ..:D ..WALLA HER GÜN BİİİN BİRAZ DAHA VARLIĞINI
KATMERLEŞTİREREK İSPATLADIGI YÜCE YARATANI SÜPÜRGE VE KOVA İLE
YAPTIGI DENEY (!) İLE REDDEDEN ADAMI HALA SAVUNUYORSUNUZ HA..BELLİ..SITEMIZI
HIIIC OKUMAMISSINIZ..BIR DE UNUTMAN ! : " NEDENO INSANA
KIYDINIZ" DEMISSINIZ...INKAR EDEN DINSIZ BIR KAFIR OLABILIRSINIZ ..HOSGORULU
OLABILIRIZ AMA "IFTIRAYA ASLA MUSAMAHAMIZ YOKTUR!" ...ONU DERIN
GUCLERIN , KULLANIP ISI BITTIKTEN SONRA ÖLDÜRDÜĞÜNÜ ANLAMAMAK
ICI NSADECE ATEIST OLMAK MI YETIYOR YOKSA NE...!? SIZ HIC MI DUNYA
ISTIHBARAT TARIHI, YERALTI ÖRGÜTLERİ, MAFYA-ISTIHBARAT-SERMAYE-POLITIKA-BASIN...ILISKILERINI
OKUMADINIZ...BOSVERIN EN IYISI..SIZ ..SIZE YUTTURULAN SEYLERE
BEYNINIZI KIRAYA VERIP HAYATINIZI ZIYAN EDINIZ...BIZE OKUYAN , ARASTIRAN
INSAN LAZIM...!!!
"ERDOĞAN AYDIN sizin değiminizle 5-10 dini kitap okuyupta o kadar kitabı
yazmamıştır.sizden çok çok din konusunda bilgisi vardir.PARDON BIZ NE
ZAMAN TANISTIK...!? YAZDIKLARIMIZDAN KACINI OKUDUNUZ KI...? HEM
KAYNAK OLARAK KENDI VERDIKLERININ SAYISI TOPLAM BU KADAR..BIZE NE
KIZIYONUZ...!!!
DOĞU PERiNÇEK kesinlikle solcu değildir.O seçimlerde oy kazanmak ugruna
milliyetçilik üzerinden propoganda yapan bir şahsiyet nasil olurda solcu
olabilir.oportunist tavirlariyla ne mal olduğu ortaya çıkmıştır.resimlerde
de ortada zaten.bu arada tüm devrimcileri de ayni kefeye koymayin lütfen.
E ŞİMDİ BAŞKALARI DA ONU SOLCU DIYEREK BIZE SALDIRIYOR..SIZ DE ONU
SOLCU KAUL ETMIYORSUNUZ...SOYLER MISINIZ YA ASLINDA HEP BEN HAKLI ISEM..YA
SIZ PARCA PARCA DOGRUYU IFADEDIYOR , SADECE DOGRUNUN BIR PARCASINI
YAKALAYABILDI ISENIZ..!?
siz tarikatçiler bize saldırarak propaganda yapmaya
çalışıyorsunuz.misyonunuz bu.lütfen bizi propagandalarınıza alet etmeyin.SERITA-TARIKAT
CIZGISININ ASLA SOLA SALDIRARAK PROBAGANDA YAPMAYA IHTIYACI YOKTUR!SITEMIZDE
AKSINE SOLA OLAN YAKINLIGIMIZ ACIKCA IFADEDILIR..- TABII YALAKALIK VEYA
EZILMISLIK PSIKOLOJISINDEN UZAK OLARAK!- AKSINE YUKARIDA ADI
GECENLER ISLAMA- VEYA DIN KURUMUNA DIREK VEYA DOLAYLI -
SALDIRMAKTADIRLAR...BIZ CEVAP HAKKIMIZI - KISA , OZET CUMLELERLE
-KULLANIYORUZ! BU ARADA DINE SALDIRARAK KENDI DUNYA GORUSUNUN
KIM PROBAGANDASINI YAPIYOR BI DAHA DUSUNUNUZ LUTFEN!!!
gemi2...@yahoo.com.tr
DEVAMI
|