seyit.saatci.sitemynet.com
Anasayfam Haber 1 Seyit Saatçi Seyitçe- Seyitçe SEYİTCE Karikatürlerim 1 Karikatürlerim 2 Karikatürlerim 3 Karikatürlerim 4 HABER 2 Haber 3 SERGİ Linkler

Haber 1


Cemal Nadir'in yaşayan yanıyız

"Yeryüzündeki tüm haksızlıkları dert edinen ve tüm sorunlara burnunu sokan karikatür, diğer sanatlara göre biraz daha sivri dilli olduğundan sık sık yargılanır."

AŞKIN Ayrancıoğlu ve Seyit Saatçi... İkisi de yaşamı, baktıkları muhalif pencereden çizgileriyle yorumlayan karikatür sanatçıları. Ancak tek ortak yönleri bu değil. Onlar aynı zamanda bir 'dava'yı da paylaşıyor. Sanatçılar, geçen yıl 5-9 Haziran arasında Sinop'un Boyabat İlçesi'ndeki Halk Kütüphanesi Sergi Salonu'nda açtıkları bir karikatür sergisi nedeniyle "devletin emniyet muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif ettikleri" gerekçesiyle Boyabat Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1 yıldan 6 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Dava, isimsiz bir telefon üzerine harekete geçen Cumhuriyet Savcılığı ve Emniyet Müdürlüğü'nün sergiyi üçüncü gününde basarak Aşkın Ayrancıoğlu'nun 5, Seyit Saatçi'nin 2 karikatürüne el koymasıyla başlar. Biri 6 yıl önce Çankaya Belediyesi'nin 6'ncı Ulusal Karikatür Yarışması'nda "Dost Kitabevi Ödülü" kazanan, diğeri Karikatürcüler Derneği'nin "Beni Burada Arama Anne" adlı albümünde yayımlanan 7 karikatür gözaltında. El konulan karikatürlerin tamamı yıllar önce çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda yayımlanmış, yurtiçi ve yurtdışında pek çok sergide yer almıştı. Aynı sergi daha önce Sinop'un Ayancık İlçesi'nde açılmış ve büyük ilgi görmüştü. Aşkın Ayrancıoğlu soruşturmaya bile gerek duyulmadan yalnızca suçlamalara dayanılarak öğretmenlik görevinden uzaklaştırılır. Ayrancıoğlu daha sonra, Samsun Bölge İdare Mahkemesi'ne açtığı davayı kazanarak öğretmenlik görevine döner.
Davaları komedi sınırına taşıyan ise içerdiği 'devlet faktörü'. Aynı zamanda devlet memuru da olan Aşkın Ayrancıoğlu ve Seyit Saatçi, devletin kaymakamının izniyle, devletin kütüphanesinde bir karikatür sergisi açmış, yine devlet tarafından yargılanmaktadır.
Bu kadarla da kalmıyor. Sanatçılar gözaltında tutuldukları sırada evleri aranır. Aşkın Ayrancıoğlu'na ait çeşitli yasal dergi ve kitaplar, kişisel arşivler, Che belgesel kaseti ve bir de Deniz Gezmiş fotoğrafı "sakıncalı" bulunarak alınır. Ayrancıoğlu hakkında ayrıca Ankara 1 No'lu DGM'de "Bölücü örgüt propagandası yapmak"tan dava açılır. DGM'de görülen davanın sonraki duruşması ise 18 Nisan'da Ankara 1 No'lu DGM'de görülecek. Geçen hafta ise 13 karikatür sanatçısı, Aşkın Ayrancıoğlu ile Seyit Saatçi'ye destek vermek amacıyla Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde "Karikatür Susmaz" başlıklı bir sergi açtı.
Karikatürleri nedeniyle hakkında dava açılan Aşkın Ayrancıoğlu'yla son dönemlerde sıkça gündeme gelen sansür ve karikatür üzerine konuştuk.
-Son dönemlerde sansür ve yasaklamanın sanatın tüm disiplinleri üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Sansür ve yasaklamanın artarak devam etmesini neye bağlıyorsunuz?
Acıların en çok yaşandığı dönemlerde acıları yaşatanların felsefeye, sanata, edebiyata yasaklar, sansürler, cezalar yağdırdığını biliyoruz. Sanat en güzel renklerini özgürlükte açar. Tüm bu baskılara rağmen üretilen sanat da kalıcı olmuştur, olacaktır. Çünkü zaten kafası özgür sanatçılar üretmiştir onu da. Günümüzdeki sansür ve yasakların artmasını da bu bağlamda düşünebiliriz. İktidardan hoşnut olmayan halklarımızın felsefeyle, sanatla, edebiyatla aydınlanıp yolunu bulmasını istemiyorlar.
-Karikatürcüler bu tür olaylarla çok sık karşılaşıyor. Bu konuda mücadele etmesi gereken Karikatürcüler Derneği'nin bir çalışması var mı?
Yeryüzündeki tüm haksızlıkları dert edinen ve tüm sorunlara burnunu sokan karikatür, diğer sanatlara göre biraz daha sivri dilli olduğundan sık sık yargılanır. Sevgili Seyit Saatçi'yle benim karikatürlerim de bu durumdan payını alıyor. Ama yaşanan süreci bütünsel değerlendirdiğimizde görürüz ki gerçekte yargılayan karikatürdür. Karikatürcüler Derneği'nin mücadelesine gelince... Nazım'ın 100. doğum yılı kutlanıyor. Aynı zamanda karikatürist Cemal Nadir'in de 100. doğum yılı. Kültür Bakanlığı'nın Nazım'ın içini boşaltan kutlamaları gibi, Karikatürcüler Derneği de Cemal Nadir'in içini doldurmakla uğraşıyordur... Oysa Cemal Nadir yaşıyor ve sokaktadır. Biz Cemal Nadir'in yaşayan yanıyız ama üyesi olduğumuz dernek bizi göremeyecek kadar sudan sabundan korkar olmuştur. Muhalif olan karikatürün tersine, sisteme gittikçe yakınlaşan Karikatürcüler Derneği'nin bu konumu şaşırtıcı değil bizim için.
-Karikatür muhalif bir kimliğe sahiptir. Ancak günümüzde muhalif özelliğini yitirdiğini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Karikatürde içsel olan muhalif yan bilinçle ve özgünlükle yoğrulunca hedefini buluyordu. Çoğu karikatürist çizdiklerini bir şekilde paraya dönüştürmek istiyor artık. Burada parayı sadece para olarak değil övülme, hayran olunma gibi soyut anlamıyla da kullanıyorum. Karikatürü, yarışmalara katılarak, tekellerin gazete, dergi, televizyon ve kitaplarında çizerek paraya dönüştürmek olanaklı. Böylece karikatür başkalarının koşullandırmasıyla üretiliyor. Bugün sosyalist gerçekçi yöntemle yaratılan muhalif karikatürün -istisnalar dışında- para etmediğini biliyoruz. Paranın çekim gücü, gelecek güzel günlerin çekim gücüne göre daha çekici geliyor çizerlere. Bir de muhalif karikatüre yönelen baskılar olunca kaçış süreci hızlanıyor ve eğlencelik bir karikatür anlayışı çıkıyor ortaya. Onlara sormak gerekiyor; Turhan Selçuk'u kalıcı kılan, bir zamanlar kaburgalarını kırdırtan muhalifliği mi yoksa şimdi kendini tekrar eden çizgileri mi?
-Politik karikatür iktidar çevreleri tarafından baskı altında tutulurken popüler karikatüre karşı farklı bir tutum sergileniyor. Sizce popüler karikatürün siyasal karikatüre engel olan ya da onu gözardı ettiren bir yönü var mı?
Kitlelerin bilinçsizliği sürdükçe popüler olanın niteliksiz olması bir yazgı neredeyse. Popüler karikatür denilince en tipik örnek olarak Leman Dergisi geliyor aklıma. Muhalif gibi algılanan karikatürlerden tutun, eğlencelik ve hatta pornografik karikatürlere kadar geniş bir yelpazesi olan bu ve benzeri dergilerin yarattığı bilinç bulanıklığının elbette siyasal karikatüre olumsuz etkileri bulunuyor. Bilinç bozunumuna uğrayan okurun siyasal karikatürle doğru ilişki kuramadığını görüyoruz. Bu bağlamda siyasal karikatürün kendi okurunu yaratması ve bunu yaratırken popüler karikatürle de hesaplaşarak çoğalması gerekiyor.
-Politik karikatür-sanatsal karikatür ayrımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Konusu ne olursa olsun her karikatürün sanatsal olması gerekir. Bazıları öyle bir ayrım yapsa da ben keskin bir ayrımdan yana değilim. Politik karikatür aynı zamanda sanatsal da olmalıdır. Her karikatürde farklı boyutlarda politik yan bulunabilir. Genellikle politik karikatür gelip geçici, sanatsal karikatür kalıcı olanı anlatmak için kullanılıyor. Bence önemli olan, karikatürü bir defada tüketilip atılacak değil, kalıcı olacak bir içerik-biçimle yaratmaktır.
-Çizgilerinizde sadelikten çok rengi, ışığı-gölgesiyle, işçiliği fazla olan, daha ayrıntıcı bir yöntem izliyorsunuz. Karikatürle resim arasındaki sınır nedir?
Karikatür anlayışımla ilgili saptamanız doğru. Sanat dallarının birbirinden alıp verdiği şeyler var. Ben de karikatürlerimin daha kalıcı olmasına katkısı sağlayacağına inandığımdan resim tekniklerinden yararlanıyorum. Resimle karikatür arasında ince bir sınır kalıyor. O da içerik ve o içeriğin algılanma süreciyle ilgili. Gülme/güldürme edimiyle harmanlanmış içerikteki karikatürün alımlanması daha kolay ve zevkli oluyor. Resim yola çıkarken, karikatür gideceği yere varmış oluyor. Daha önce yazmıştım; resim derinlerde, karikatür yüzeyde. Resim ağırbaşlı, karikatür hırçın.
-Size göre karikatür topluma yön veren bir öğretici midir yoksa, toplumu uzaktan izleyen bir uyarıcı mı?
Toplumu uzaktan izleyenlerin uyarıcılığı ne kadar gerçekçidir? Bütün sanatlar gibi karikatürün de topluma yön veren öğretici yanları var. Bunu yaparken toplumun içindedir ve toplumdan da öğrenmektedir aynı zamanda. Toplumun içinde olduğu için gerçekçidir de.

CEVAHİR KAYIM/İSTANBUL
ÖZGÜR POLİTİKA

19112007212813.jpg

Yılmaz Güney Karikatür Yarışması Sonuçlandı
KARİKATÜR SANATÇILARI CANOL KOCAGÖZ, METE GÖKTÜRK, KAMİL YAVUZ, E. YAŞAR BABALIK, SEYİT SAATÇİ VE AŞKIN AYRANCIOĞLU NDAN OLUŞAN DEĞERLENDİRME KURULU 13 OCAK PAZAR GÜNÜ ŞİŞLİ DEKİ YÜZ ÇİÇEK AÇSIN KÜLTÜR MERKEZİNDE TOPLANARAK YARIŞMAYA KATILAN KARİKATÜRLERİ DEĞERLENDİRDİ.



18.jpg

19.jpg

20.jpg