seyit.saatci.sitemynet.com
Anasayfam | Haber 1 | Seyit Saatçi | Seyitçe- | Seyitçe | SEYİTCE | Karikatürlerim 1 | Karikatürlerim 2 | Karikatürlerim 3 | Karikatürlerim 4 | HABER 2 | Haber 3 | SERGİ | Linkler

Seyitçe-


Gündüzün akında geceler yağdı üzerime kapkara.
Kapanmaz yaralar sardı vücudumun her zerresinin haricindeki o yere.

Kabullenilmeyişlerin ötesinde umudumun kendisini bekler oldu,
görmeyi unutmuş gözler ufka bakarken.

Ne mümkünlerin olduğunu gördüm,
olumsuzlukların yaşamıma aksetmelerinde.

Uyanıkken gördüğüm rüyalar, uykularımda kabusa dönüşüyordu
başımı yastığa koymadığım o zamanlarda.

Boş kadehlerin içindeki meyi yudumladığımda kuruyan dudaklarımın çatlaklarından sızan
kan izi süslerdi ağzımı değdiremediğim
camın kenarını.

Boğazımdan bir lokma bile geçmemişken, boş midemde tokluğu yaşadım karınları sırtlarına yapışık duran kaburgalarını sayabildiğim o vücutları gördüğümde...

Gecenin karanlığının ötesinde duran güneşin tam siper sabaha yatışını seyrettim penceresiz hücremin içinde volta atarken.

Müziğin suskunluğunda halaylar çektik,oynadık
parmaklarımızı şaklatamadığımız kelepçeIi ellerimizle.

Dudakların kıpırdamadığı anlarda uzun uzun haykırdım sesimi duyuramadığım o insanlara.

Yağmurlu bir günde gölgemle dans etti ışığın yansımadığı bedenim.

Hiç görmediğim,tanımadığım birine hasretlendim, hayalimde fotoğrafını tasvir ettiğim boş kağıda bakarken.

......................................................................


MİĞFER

Trenin penceresinden bakan miğferin siperinde,belli belirsiz görünen gözlerin önünden yol boyunca sıralı dizilmiş ağaçları seyirterek yol almaktadır.

Yılların yorgunluğuyla harmanlanmış yaşanmışlığın acısı sanki bir romanın dizeleri gibi bakınca okunacakmışçasına belirginleşmiş yüzündeki çizgilerinde

Tren sondan bir önceki durakta durmuştur. Yavaşça yerinden kalkarak kapıya doğru yönelir. Dışarıda hafiften esen rüzgara doğru uzatır başını.

Miğferini çıkarır, parmaklarını keçeleşmiş saçlarının arasına sokarak geriye doğru yatırmaya çalışır. Miğferini takar, dönüp kompartımana oturur.

Yol boyunca inenlerden sonra kompartımanda geriye sadece kendi kalmıştır. Oturur oturmaz gözlerini kapatır. Biraz sonra dalmıştır.

Bir süre sonra gürültüyle uyanır. Kalkıp camdan dışarıya bakar. Dışarıda trenden inenler eşyalarını almakta, bir kısmı da garı terk etmektedirler.

Yavaşça adımlayarak trenin dış merdivenine gelir. Elindeki çantasını bağlarından omzuna geçirir. Basamaklardan inip yere bastığında bir tuhaf duygu kaplamıştır içini.

Garı terk etmiş şehrin sokaklarında dolaşmaktadır. Yıkık, harabe binaların arasında dolaşan çocukların bağrışmaları biraz ötedeki fabrikanın sesine karışmaktadır.

Ayakta duracak hali kalmamıştır. Birden gözü kararır ve yığılıverir olduğu yere.

Gözünü hafiften zorda olsa aralamaya çalışır. Yatakta öyle uzanmıştır. Elini başına götürdüğünde sargıyı fark eder.

Ne olduğunu hatırlamaya çalışırken yatağın karşısında küçük bir oğlan çocuğunun miğferinin üzerine oturmuş vaziyette görür ve o an o keskin kokuyu duyar. Kızgın ve birazda şaşkın bir halde bakar.

Çocuk tüm sevimliliğiyle kollarını uzatıp gülümseyerek anlaşılmayan kendince birşeyler söylemeye çalışmakta hoş mimikler yapmaktadır.

O an tüm kızgınlığı ve şaşkınlığı kaybolur. Çocukla gözgöze gelirler. Ve yıllar sonra ve de ilk kez sevgi dolu içtenliğiyle gülümser........


Seyit SAATÇİ

MERHABA AĞAÇ

Sonbaharında bir ağaç, tüm yapraklarını dökmüş. Sadece tepede uçtaki dalda sararmış solmuş bir yaprakçık durmakta... Ağaç bir çıban, bir yara gördüğü yaprakçığı söküp atmak istiyor kendinden. Yapraksa üzgün, biraz buruk. Bir müddet sonra esen rüzgarında yardımıyla kopup gidiyor dalından yaprakçık. Ve bir süre sonra rüzgar bu sefer yaprakçığa yardım etmektedir. Yaprak yükselir yükselir ve ağaca tepeden şöyle heybetle bakar.
-Ey ağaç, ben ki seni yeşerttim, dalında kuşları ötüştürdüm, altında çocukları koşuşturdum, yanında sevgilileri buluşturdum. Sense beni sararmış solmuş bu halimle koparıp attın kendinden.
Rüzgarın esintisi hafiflemiş, yaprakçık yavaş yavaş aşağıya doğru inmeye başlamıştır. Ve biran dalıyla göz göze gelir. O an içi burkuluverir, tüm kini ve kırgınlığı
kayboluverir.
-Olsun be ağaç. Sen bende ben sen de güzeli oluşturmuştuk, altımızda insanları kavuşturmuştuk. Bak şimşek çakıyor, biraz sonra yağmur yağacak ben dibine düşecek ıslanacağım ve sonra çürüyecek toprağına karışacağım. Eskiden tepende seni süsleyenken, şimdi kökünde seni besleyen olacağım.

Tekrar merhaba ağaç

.....................................................................

YIL İKİBİNYÜZBİLMEM KAÇ HER ŞEY MAKİNELEŞMİŞ. TEKNOLOJi ÖYLE BİLDİGİMİZ GİBİ DEĞİL,FELAKET İLERLENMİŞ.HANİİ ŞİMDİLERDE İNTERNETLE ÇETLEŞME, CEP TELEFONUYLA MESAJLAŞMA O
VAKİTLER ARTIK SÖZCÜKLERLE DEĞİL ABUK SUBUK SEMBOLLERLE YAPILIR OLMUŞ. ÖYLE OLMUŞ ÖYLE OLMUŞ Kİ,ARTIK DUYGU,DÜŞÜNCE GİBİ ŞEYLER AKLIN DIŞINDA
KABÜL EDİLMİŞ.
HANİ KENDİNE SEVGİMİ, KİNMİ, NEFRETMİ VELHASIL HANGİ DUYGU LAZIM GELİRSE, GİDİYORSUN BASTIRIYORSUN PARAYı ONDAN KONTUR YÜKLETİYORSUN.
ZATI MUHTEREMİN BİRİ HANİ LAZIM OLUR DİYE CEBİNDEKİ SON PARASIYLA GiDİP KENDİNE SEVGİ KONTÜRÜ YÜKLETMİŞ. TAM YOLA ÇIKMIŞ KÖŞEYİ DÖNECEKKİ KARŞISINA MİNİMİNİ, SEVİMLİMİ SEVİMLİ YUMAK GİBİ BİR KEDİ YAVRUSU ÇIKMIŞ. TAM AMAN NE ŞEKER ŞEYSİN DİYECEK OLUP ELİNİ UZATMIŞKİ, BİRDEN GERİ ÇEKİLİVERMİŞ. AMAN AMAN NEME LAZIM LAZIMOLUR...
BİRAZ YÜRÜDÜKTEN SONRA TAM EVİNE YAKLAŞIRKEN TATLIMI TATLI KIVIRCIK SAÇLI ŞEKER KÜÇÜK BİR KIZ ÇOCUĞU KENDİSİNE BAKIP GÜLÜMSÜYORKEN HEMEN ATILIP AMMAAN DİYECEKMİŞ Kİ, AKLINA GELİVERMİŞ. AMAN AMAN NEME.LAZIM LAZIM OLUR.
.DERKEN GÜNLER BÖYLE GELİP GEÇER GÜNEŞ TEPEDE KIZILLIKTAN MAVİLİGE ÇIKSAMMI ÇIKMASAMMI DİYE TEREDDÜTLE TEMBELLİK EDERKEN, BİZİM ZATI MUHTEREM EVİNİN KAPISINI GACIR GUCUR SESLERİYLE ARALAYIP, ÜZERİNDE PARLAK
YALDIZLI ASTRONOT KIYAFETİNE BENZER EŞOFMANI, AYAKLARINDA TEKERLEKLİ PATİLERİYLE SABAH YÜRÜYÜŞÜNE ÇIKAR HANİ BİRAZ İLERLEDİKTEN SONRA ŞAŞKINLIK VE HAYRETLE DONA KALIR.
- AMAN AMAN ODA NE?! ALAMETİ FARİKA(A FISSTTIK GİBİ HARİKA
BİR BAYAN. HEMEN KENDİNİ TOPARLAMAYA ÇALIŞARAK, HAH İŞTE ŞİMDİ TAM KULLANMA SIRASI DEYİP HAMLE YAPAR.
VE BİR SES.
-MAALESEF KONTÜRÜNÜZÜN KULLANMA SÜRESİ ÜÇ AY ÖNCE
DOLMUŞTUR.