|
Her Şeyi Var.....
Ama Rakibi Yok...
Sloganıyla 2003 kasım ayında piyasaya çıkan YBR 125 artık sloganına uygun bir motosiklet olduğunu kanıtladı. Hala yok satıyor, alan herkes memnun
Ben nisan ayında aldım YBR mi, ilk aldığımda çok mutlu olmadım çünkü büyük motorla başlamıştım motor kullanmaya hep bir eksiklikler vardı sanki, İlk defa 125cc bir motor kullanıyordum ve motorculukta daha emekleme dönemindeydim. Neyin ne olduğunu daha bilmiyordum ta ki motorumla uzun yola çıkana kadar. 24 temmuzda womenridersle birlikte İstanbul-Şile-Ağva-Kandıra-İzmit körfezi-İstanbul yapınca yolda motorumu ve 125cc bir motorun ne olduğunu anladım. Motorumun limitlerini manevralarını, hiçte küçümsenmeyecek bir motor olduğunu öğrendim. Gerek asfalttan gerekse patika yollarda gittik. Hiç dengem ciddi şekilde bozulmadı. Diğer 125cc ler de yüksek devire çıkıldığında vibrasyonun artığını kolda uyuşmaların olduğundan söz edilirdi,Ben YBR 125 ile hiç böyle bir şey hissetmedim.
YBR 125 Hakkında
2003 kasım ayında çıkanlarla 2004 yılı içinde gelen YBRler biraz farklı 5 farklılıktan bahsedilmişti ben aklımda kalanları sizinle paylaşayım
1- Kasım çıkışlı olanlarda Karbüratör havalandırması yok 2004 te var
2- Kasım çıkışlı olanların ayna demiri 5 cm daha kısa 2004te uzun
3- Kasım çıkışlı olanların koltuk döşemeleri düz 2004 delikli gibi
4- Kasım çıkışlı olanların göstergeleri ışık ve gösterge renkleri birbirinin tam tersi
5- Kasım çıkışlı olanların ön panelinde Yamaha yazmıyor ( göstergelerin yan taraflarında)2004 tekilerde göstergenin her iki tarafında YAMAHA yazıyor
* YBR125 her şeyden önce yeni başlayacak biri için bir numaralı motor..
* Dengeli
* Yapılan bir çok hatayı kapatabiliyor..
* Her türlü yol şarlarına uygun..
* Ekonomik (1 depo benzinle 430 km yol yapılabiliyor)..
* Yamaha; her yerde kolaylıkla parçası bulunuyor..
* Parçaları da çok ekonomik örneğin Kafa grenajı 90 milyon kornası, 4 milyon..
YBR 125 İMLE İLK UZUN YOLUM
Çok çok güzel bi haftasonu geçirdik
Herşey çok ama çok güzeldi kampta yaşadığımız gece soğuğu ve sabaha karşı köpeklerin bi kadını kovalaması dışında tabi (parçalamasıda desek olur)
şimdi tüm olayları baştan anlatayım
Cumartesi sabah saat 10:30 da Mecidiyeköy Teknosanın orada Ayca (f 650) Mine Karahan (EN 500) son anda gelmeye karar veren İlknur (Twıster) ben (YBR 125 ) Eralp (1100 gs) ve Ayca nın arkadaşı Musa(Triumph) ile buluştuk
Bu arada ben çok heyecanlıyım o kadar yol yarı yolda yorulursam ne olacak motoru geri getirecek başka şoförde yok ne olacak bu işin sonu diye acayip heyecan yapıyorum bir de bu köprü heyecanı sarmış beni ilk defa köprüden yalnız gececeğim neyse yavaş yavaş ilerlemeye başladık köprüye geldik benim heyecan arttı tabi ben hızımı 40 a indirdim korkuyom napim. Köprüden çıkışında Ayca nın bi başka arkadaşı Dinceri aldık (1150gs). istikamet dudullu daki benzin istasyonu burada bizi Müge İnal ( GS 500) Özden (YBR 125) Gökce (XL 200) bekliyordu.Bazı ihtiyaçlar giderildi, depolar fullendi ve hızlı arkadaşlar önden yola koyuldular hem kalabalık olmasın yolda rahat olalım diye hemde acemi bizlerin hızları düşük olacağı için Ayca Müge Musa Dincer Özden onlar ayrı bir grup olrak yola çıktılar.
Onlar yola çıkmadan hemen önce Bizim en en hızlı arkadaşlarımız Berna Canyoran va Sinan Şen benzinliğe geldiler tesadüf buya işte onlarda "Şileye yol yapmaya gidiyoruz" diyolar ama yalannnnn GAZLAMAYA gidiyorlardı.
Geride kalan Koruyucular Eralp Terem ve İlknur Ersöz eşliğinde ben (ilk uzun yolum ve faal olarak iki haftadır motor kullanıyorum) Gökçe (motora başlayalı 1 ay oldu kolu çatlak) Mine ( 6. kez gidona geçmesi idi)
Eralpin ve İlknurun eşliğinde 90-100 km/h biz kamp yerine ulaştık. İnanılmaz bi şeydi ama ben o yolculuğu Eralp'ın arkasında yapsam daha fazla yorulurdum hiç yorgunluk hissetmiyordum. neredeyse, ufak tefek pürüzler olsa da kamp alanına kadar yolculuğumuzu sağ salim yapmıştık .
O arada Ludwig adında lüksemburg'tan yola çıkıp Çin'e giden bir adamla tanıştık. Adam 18 aylık yolculuğa tek başına tek motor (BMW-GS) olarak çıkmıştı. Gittiği her yerde de hamakta kalan bu arkadaşı can-ı gönülden kutlamak lazım.. Eee elin insanalrı dolaşıyo biz Yunaistan'a gitmeye kalksak sadece motoru çıkarmak 500 milyondan fazla.. Neyse..
Hemen çadırlar kuruldu denize doğru yol alındı su çok soğuktu ama Karadeniz inanılmaz sakın ve berraktı güneş harika idi denize girenler girdi girmeyenler güneşlendi. Akşam üzeri minenin erkek arkadaşı Kürşat (yamaha warrior 1700), sabah msj atıp kıskandırdığımız Murat (italjet) 15 gündür yollarda olan Dehan evine girip sadece duş ve temiz giysisiler alıp kamp alanına geldi Daha önceden alınan haberlere göre gelmesi beklenen Jale arkadaşımız motorunu dağıtmış (tamir için) toplayamadığı için gelemiyormuş hay Allah....
Kamp olurda kamp ateşi olmaz mı ızgara olmazmı hemen alış veriş ve ateşte ızgarada hazır. Ateşi Dincer yaktı, hayatımda ilk defa yaşadığım bişey Izgara yı ise bir hatun yaptı (AYCA) . Yemek yendi içkiler içilmeye başlandı bi anda herkes bi yerlere dağıldı kimi ateş başına kimi sahile kimi grup halinde oturdu daha sonra bizim grupta sahile indik orada ateş yakmış gitar çalıp şarkı söyleyen bi grup vardı yanlarına oturduk onları dinledik, derken oraki minderlerin üzerine geçtik alkolün etkisi kendini göstermeye başlamıştı espiriler havada uçuşmaya başladı .Karanlığın içinden iki kişi bize doğru yürüyordu ve kim olduğunu anlamadık önce yaklaştıkça aannnaaa onlarda kim Jale ve Uğur (f 650 gs) inanılmaz bi mutluluk oldu bi anda sarıldık öpüştük, kaldığımız yerden muhabbete devam. saat 01:30, 02:00 gibi yattık çok soğuk değil gibiydi bir çoğumuz yaz kampı diye kalın bişeyler getirmemiştİ, gecenin ilerleyen saatlerinde ise DONDUKKKK.
Saat kaçtı bilmiyoruz bi anda köpekler etrafımızda dolanıp havlamaya başladı biraz zaman sonra bi kadın çığlığı ve bağırması biz yattık tabi ne olduğu anlamadık. Saat yedi oldu artık yavaş yavaş kalkmaya başlandı zaten üşümekten ve inanılmaz rutubetten uyuyamıyorduk.
Toplanıldı ve yola koyuduk bu sefer 3 grup oluşturduk Dincer, Ayca, Dehan, Müge Ludwig ve Musa Abi, Özden, İlknur ve Eralp ben Kürşat Mine Gökce Murat koyulduk yollara giti git bi türlü yol bitmiyo allahım bitsin atık falan diye dualar etmeye başladım neyse ki sonunda bitti ama ben bi yada bana da desek olur bi bordo araba hafif bi dokundu ama düşmedim heyecan yaptım tabi. Yarış pisti ni bulana kadar baya bi uğraştık. Oraya vardığımızda bizi diğer Wr'ler bekliyor Tülay Hamide,Habibe (unuttuğum varsa af ola) Ayşin (virago 535) Gamze (ER 5) Benay (virago 250). Yarışları izledik hep beraber tabi Şakir yine harikalar yarattı Şov yaparken yarış kazandı bizim önümüzden her geçiste bize selam verdi tek teker şovları ile yarışı birinci olarak tamamladı. Şakir'in ve grup arkadaşlarının üzerinde Adem Aların bi resminin olduğu t-sırtlar vardı gözlerim doldu o resmi görünce. Şakirin yarışının ardından 5 motorluk bi grup pistte tur attık daha sonra ki yarış ardından tur atmak isteyen tüm motorlu hatunlarla iki tur daha attık. Ve temden evimize döndük
|