sircalim.sitemynet.com
Ana Sayfa Vefat Edenler Kim Nerede Sizden Gelenler(Güzel Sözler) KÖY FOTOĞRAFLARI TARIM TAKVİMİ Kaybettiklerimiz Güzel Hikayeler

Ana Sayfa

Köyümüzün Logosu

Selamlama

www.sircalim.com
www.sircalim.com
www.sircalim.com
www.mudurnusırcali.com
www.mudurnusırcali.com
www.mudurnusırcali.com


www.sircalim.com sitesi hakkında
ÖNERİLENİRİZİ RESİMLERİNİZİ ve YAZILARINIZI bekliyorum.


mgungor14@gmail.com
adresine


Köyümüzün Web Sitesi (www.sircalim.com) İçin Para Verenlerin Listesi :

ADI SOYADI

1 Mehmet GÜNGÖR (20,00 YTL)
2 Mehmet ERDOĞDU (10,00 YTL)
3 Fatma GÜNGÖR (20,00 YTL)
4 Adem GÜNGÖR (34,00 YTL)
5 Zafer SEZER (20,00 YTL)
6 Metin ALKAN (20,00 YTL)
7 Mustafa KILIÇBEY (20,00 YTL)
8 Yunus ALTINTAŞ (20,00 YTL)
9 Ali GÜNGÖR (20,00 YTL)
10 Erman GÜNGÖR (25,00 YTL)
11 Sema ÖZTÜRK (20,00 YTL)
ADI SOYADI

12 Mustafa YERLİKAYA 20 YTL.verdi Teşekkür
13 Mustafa ÇAKIR 20 YTL. Verdi Teşekkür
14 Rafet KAZAN
15 İsmail DURSUN
16 Mehmet DURSUN 20 YTL. Verdi Teşekkür
17 Mehmet YALÇIN
18 Hayri GÜREL
19 Ayhan KILIÇBEY
20 Rafet ÖZKAN 20 YTL. Verdi Teşekkür
21 Mustafa MUTLU 20 YTL. Verdi Teşekkür
22 Hüseyin ULU 20 YTL. Verdi Teşekkür
23 Seyfettin SAYIN
24 Alaattin KAZAN
25 Necla BÜLBÜL
26 Ayşe GÜNGÖR
27 Mehmet ÖZTÜRK
28 İlhan ÖNER
29 Zeki KOYUN
30 Hayrettin KAZAN 20 YTL. Verdi Teşekkür
31 Aliye ÇETİN
32 Nazif ÇELİKTAŞ
33 Erkan ERSOYDAN 20 YTL. Verdi Teşekkür
34 Rüstem ERYILMAZ
35 Mehmet EFE
36 Recep ULAŞ 20 YTL. Verdi Teşekkür
37 Mustafa ALTINTAŞ
38 Nihat ÖZTÜRK 20 YTL. Verdi Teşekkür
39 Alaattin GÜNGÖR
40 Oktay YILDIRIM
41 Erkan YERLİKAYA
42 Raşide BAYRAM
43 İsmail BAYRAM
44 Fatma KILIÇBEY
45 Kemal MUTLU 20 YTL. Verdi Teşekkür
46 Fatih YERLİKAYA 20 YTL. Verdi Teşekkür
47 İsmail ÖZKAN 20 YTL. Verdi Teşekkür
48 Zekai SEZER
Toplam (13 Kişi) 260 YTL.
49 UMUT ÇETİN 20,00 TL (Seni Unuttum yeğen ) TOPLAM :229,00 YTL
"Toplanan 489TL.
"240 site ilk yapıldığında verildi
"2009/2010 yılı kullanım ücreti 80 TL.verildi
"kalan 169,00 TL.
(2010/2011) VE (2011/2012)dönemi içinde kalan 169,00 TL kullanım ücreti olarak verilecek

Köyümüzün Web Sitesi (www.sircalim.com) İçin Para Vereceklerin Listesi :


Köyümüzün Sitesi için para vermek isteyenler Mehmet GÜNGÖR veya Mustafa KILIÇBEY e ulaşsın veya mgungor14@gmail.com adresine mail atsın. Selamlar Tüm Sırçalı Köyünden...

Dostlar arasına hasret uçurumu girdiğinde, yıldızlarla ayrılık köprüsü kurduk yürekten yüreğe. Gönlümüzün hasret günlüğüne unutmayı ve unutulmayı hiç yazmadık..

^^ M.Güngör ^^

Karaçalı dan köyümüze  giriş (Mustafa Yerlikaya tarafından eklendi)

100.yil omür  Arif Kamil - Arif Selme

Zafer SEZER tarafından eklendi

Köye giderrrrrrrrrrrr

Orda Bir Köy var SIRÇALI KÖYÜ okuyun lütfen

ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA...
Orda bir köy var. Başınızı kaldırıp kuzey rüzgarlarının estiği tarafa doğru bakarsanız şimal yıldızı gibi sizi selamlayan, size göz kırpan bir SIRÇALI görürsünüz.
Gitmeyeceğiniz kadar uzak, görmeyeceğiniz kadar da değersiz bulursanız Sırçalıyı, güzelliklerini size göstermeye tenezzül etmeyecektir .
Sırçalı Yaylasından, Madanlardan, Kepezden, Hestem'den kopup gelen yeşil orman denizinin bittiği noktada, bir köy vardır işte o köy bizim köyümüzdür.
Uzundere çayını beklemektedir; öte yaka mahallesi, değirmen yanı, eski su değirmenleri..

Düşman başına musallat olası ekonomik şartlar; kiminin oğlunu, kiminin kızını, kiminin torunu gurbete çıkarmıştır.
Sırçalı Köyünün sakinleri gurbetteki çocuklarını ve sevdiklerini bayramlarda, tatillerde, düğünlerde bülbülün güle hasreti kadar bağrına basmak için beklemektedir.

Sırçalı Köyü emekli köyü halini andırır gibidir. Bilesiniz Köyde sizi bekleyen babanız, anneniz, kardeşiniz ve sevdiğiniz vardır. Benden kimse kalmadı diye düşünmeyin ha üzülmeyin sakın! Mutlaka vardır bir hısım bi akraba bi arkadaş, içiniz rahat olsun köyümün insanı beklemektedir sizi..

Bir gün içinizden geçerse; uzaklardan sevmek aşkların en güzeli sözünü unutup da yakından görmeyi düşünür, gözlerinizi dinlendirecek bir manzara arar, gününüz ve yaşamınızdan farklı bir tad almak isterseniz! Mudurnu Yolu Dedeler Sapağından sola dönün ve 12 Km lik virajlı, yokuşlu ve inişli yollardan sonra Sırçalı Köyüne ulaşın!

Yolculuğunuz bittiğinde; ilk anda gördüğünüz sıradan, bildik köy manzarası sizin hayallerinizi boşa çıkarmış olabilir ama Sabırlı olun! Yaz gibi sıcaktır köyümün insanı, akşam ay ışığı altında nereye giderseniz gidin çam kokusu, çekirge sesleri ve dağ kekiği kokularının estiği yöne doğru kendinizi köyümün o eşsiz doğasına bırakın...
Etraftaki yıkılmış, eskimiş yıkılmak üzere olan harabeler Efes harabeleri değildir. O yıkıntılar içinden nice hayatların, nice değerlerin geçip gittiğini (İmam İsmailleri Deli Hüseyinleri Emin Çöneleri Deli Muratları İbrahim Hocaları Topal Ruhileri ve Sıhya Nurettinleri ) düşünür ve geçmişe dalarsınız.Bir süre içinizi önleyemediğiniz bir hüzün sarar ve daha dün gibi kendi yaptığımız tahta arabalara ali tepeden, yukarı köyden, mihre den bindiğinizi hatırlarsınız.

Köyün yoluna takılır da gittiğin yerlere beni de götür derseniz, yaylalara doğru yolculuğunuz başlamıştır bile.. Yolunuz üzerindeki yeni doğmuş oğlak ve kuzuları ile karşılaştığınız çobanlar sizi selamlamaktan tarifsiz haz duyar gururlanırlar.

Kepezden, kendinizi gökyüzüne yakın ve dost hissederken; dört yanınızda seyre daldığınız bütün güzelliklerin ayağınızın altında kaldığını görürsünüz.

Akşam üstü Güneşin veda ettiği saatlerde gönlünüzde farklı bir gün yaşamanın verdiği haz ve içinizdeki huzurla evinize dönebilirsiniz artık...

Unutmayın!...
Bu gün, yarın, sonra gibi ertelediğimiz günlerde belki çok geç olabilir.
Köyde hepimizi seven ve bekleyen kalpler var.

Mehmet GÜNGÖR

Ercesler  mahallesi. (Ekleyen Mehmet Güngör)

İsmail Kocaman (tarafından eklendi)

Köyümüzün Camisi (Mehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

Köyümüzün Doğu tarafının (Mehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

Köyümüzün Ali Tepeden Genel Görünüşü (Mehmet Güngör Tarafından eklendi. 13.07.2008)

Köyümüzün Ali Tepeden Batı tarafı görünüşü (Mehmet Güngör Tarafından eklendi.13.07.2008)

Sek Başından yukarı köyün görünüşü (Mehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

Sek Başından Köyün Genel Görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi.13.07.2008)

Sek Başından Köyümüzün Aşağı Mahalle ve Kirse  görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi.13.07.2008)

Alıç Tarla dan Orta Köyün Görünümü (Mwehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

"Alıç Tarladan" Yukarı Köyün görünümü 2007(Mehmet Güngör tarafından eklendi)

Dedem Kayasından Kirsenin Görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

"Dedem Kayasından" Okul yanı ve Aşağı köyün görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi)

karaçalı ve Ali tepenin görünümü (Keleşler kaşından mehmet güngör tarafından eklendi (13.07.2008)

11.jpg

00131.jpg

00138.jpg

00141.jpg

00105.jpg

00106.jpg

00142.jpg

00143.jpg

0099.jpg

Hayrettin Abim belki köye uzun süre gitmemiş ve hasret kalmış olabilir diye ekledim.Yüce Rabbimden Acil Şifalar dilerim.SELAMLAR

00108.jpg

00104.jpg

0094.jpg

0093.jpg

00112.jpg

00111.jpg

00101.jpg

009.jpg

Kaş tan Yukarı köyün görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi. 13.07.2008)

Dedem Kayasından Muhtar evi ve yaz tarla görünümü (Mehmet Güngör tarafından eklendi.13.07.2008)

00110.jpg

köyümüzdeki orman yangınlarında su almak için  Orman İşletmesi tarafından yapılan kapı yayındaki baraj (19.07.2008 Zafer SEZER tarafından eklendi)

Tüm aramalarıma rağmen Sırçalı köyü tarihi hakkında bilgi ve belgeler bulamadım.Bu yüzden Mudurnunun tarihini yayınladım.

TARİHİ

Mudurnu'nun tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Çeşitli medeniyetlerin ilk yerleşim yeridir. Anadolu'nun Türkleşmesinde büyük rol oynamıştır. İlçe tarihi ve kültürel değerlerle çevrilidir. Yeşilin ayrı bir yeri vardır. Camileri, türbeleri ve eski evleri ile bir açık hava müzesini andırmaktadır. İnsanlarının sıcakkanlılığı, oyalarının inceliği ve zerafeti, tavuğu, helvası ile tanınmaktadır.
Ormanlar, göller, kaplıcalar ve tabii güzellikler ilçeye ayrı bir önem katmaktadır. İlk Türk yerleşiminin Selçuklu döneminde başlandığını bildiğimiz Mudurnu, daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun çekirdeğini oluşturan ana bölge içinde yer alır. Osman Bey döneminde yoğun Türk akınlarına uğrayan Mudurnu, Samsa Çavuş ve Köse Nihal'in rehberliğinde Osmanlı Beyliğinin ilk topraklarına katılır. I. Murat Döneminde, Osmanlı Devletinin ilk düzenli ordusunun temeli olan "Yaya Örgütünü" oluşturan ve yine Osmanlının ilk Maliye Hazine örgütünü kuran Halil Hayrettin Paşa (Çandarlı Kara Halil) Mudurnu'ludur. Şeyh Fahreddi-i Rumi'nin öğrencisi olup, Mudurnu ahi örgütlerinde yetişen Çandarlı, daha sonra Osmanlı'nın ilk veziri olacaktır. Yıldırım Beyazıt döneminde yapılan Yıldırım Beyazıt Camii (1374) ve Yıldırım Beyazıt Hamamı (1382) altıyüz yıldır ayakta durmaktadır. Fetret Devrinde güvenli bir Osmanlı beldesi olarak bilinen Mudurnu, Şehzade Mehmet Çelebi ve Emir Süleyman'a bir dönem sığınak olmuştur. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu, işgal edilmeye başlanmıştır. Mudurnu ve yöresindeki yurtsever güçler, Osmanlı Teşkilatı Mahsus Lideri Kuşçubaşı Eşref öncülüğünde 30 Mayıs 1919'da "Mudurnu Redd-i İlhak Cemiyeti"ni, 20 Ekim 1919'da "Mudurnu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti"ni kurarlar. Anadolu isyanının alevlenmeden söndürülmesini amaçlayan İtilaf Devletleri ve Osmanlı saray yönetiminin siyasi ve dini etkisi ile örgütlenen Hilafet ve şeriat yanlısı gerici kuvvetler, 21 Nisan 1920'de Mudurnu şehir merkezini basarak, Kaymakam Ali Nail'i ve Savcı Salih Zeki Bey'i hapsederler. Kaymakamlık makamına çevre köylülerinden Hacı Hamdi'yi oturturlar. Kuva-i Milliyeciler şehri terkederler. 4 Mayıs 1920'de Mudurnu'ya gelen Çolak İbrahim Bey kuvvetleri Mudurnu'yu hilafetçilerin elinden kurtarırlar. Çevre köylüleri tekrar toparlayan Düzce ve Bolu isyancıları 13 Mayıs 1920'de tekrar Mudurnu'yu kuşatırlar. 13-14-15 Mayıs günleri boyunca devam eden çatışmalar sonrasında, şehir halkı topyekün Kuva-i Milliye saflarında yer alır ve hilafet kuvvetleri dağıtılır.

COĞRAFİ DURUMU

Mudurnu İlçesi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz bölümünde yer alan Bolu İline bağlıdır. İlçe Merkezi, Bolu'dan 50 km. güneybatıda, Hisar ve Kulaklı tepelerinin arasında kalan vadi içerisinde kurulmuştur. İlçe hudutları; Kuzeyinde Düzce İlçesi, kuzeybatısında Hendek İlçesi, kuzeydoğusunda Bolu İli, doğusunda Seben İlçesi, güneyinde Nallıhan İlçesi, batısında Göynük ve Akyazı İlçeleri bulunmaktadır. İlçe Merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 840 m.'dir. Yüzölçümü 1349 km2'dir. Mudurnu'nunkuzey ve kuzeybatısında mozeik, tortul kayaçlar görülür. İlçenin jeolojik yapısını oluşturan ovalar civarındaki köyün adı ile söylenir. Munduşlar Ovası, Pelitözü Ovası, Çapni Ovası, Sarıyer Ovası, Örencik Ovası, Sürmeli vası, Topallar Ovası gibi. Dağ sıraları, batı istikametinde uzanır ve batıdan doğuya doğru yükseklikler artar. Belirgin olarak üç dağ sırası vardır. Birincisi ilçenin en kuzeyinden geçen, Düzce İlçesi ile sınır çizgilerini oluşturan Abant Dağlarıdır. İkinci sıra, Akyazı - Göynük sınırından başlayarak doğuya doğru Akkaya Tepe (1628 m.), Kuzgun Tepe (1651 m.), Alaçam Tepe (1689 m.) ile devam ederek Bolu'nun Aladağ ve Köroğlu sıra dağları ile birleşirler. Üçüncü sıra ise, Göynük İlçesini ortalayıp yükselerek, güneybatıdan Mudurnu İlçesi hudutlarına girerler. Mudurnu İlçesinin merkezinin doğusunda bulunan Hisar Dağı (1384 m.) ve Şehriman Tepeleri (1115 m.) de Mudurnu'ya girişte dikkati çeken iki yükseltidir. Mudurnu Suyu; Ardıç Dağlarının kuzey eteklerinden doğar. Belirli bir kaynağı yoktur. Küçük kaynaklar ve yan derelerden toplanarak meydana gelir. Akşam Boğazında Büyük Su deresiyle birleşir.

ULAŞIM

İlçe merkezi üç ayrı yönden gelen karayollarının birleştiği bir yerde kurulmuştur. Merkezin Bolu'ya olan uzaklığı 50 km. olup, yol asfalttır. İlçeden itibaren 6 km. sonra Abant'a yol sapar. Mudurnu - Abant arası 18 km.dir. İlçenin ikinci yol bağlantısı Nallıhan üzerinden Ankara'dır. Yeni yapılmakta olan E-1 karayolu ile birleştirilerek ulaşım daha da kolaylaşmıştır. Ankara - Mudurnu arası 200 km. civarında ve yolu asfalttır. Üçüncü yol bağlantısı Akyazı üzerinden Adapazarı'dır. Akyazı - Mudurnu arası 70 km. olup Adapazarı - Mudurnu arası 100 km.dir. Bu yolun 18 km.sinde yoldan ayrılarak Göynük İlçesine gidilir.

ÇEVRE ÇEKİCİLİKLERİ VE TUR İMKANLARI

Yıldırım Beyazıt Camii ve Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Armutçular Konağı, Şeyh Tevfik Efendi, Şeyh Fahreddin Rumi, Abdurrahim Tırsi, Karaarslan Baba, Davud-i Halveti gibi insanların türbeleri görülmesi ve ziyaret edilmesi gereken yerlerdir.

GEZİ VE MESİRE YERLERİ

İlçe merkezinde bir park ve orman içlerinde pek çok dinlenme yerleri vardır. Sülük Gölü, Karamurat Gölü, Karayokuş mevkii, Maymuncular, Tereli yaylası halkın tatil günlerinde dinlenme yerleridir.
Karamurat Gölü: Mudurnu - Akyazı yol kenarında Karamurat Köyü yakınındadır. Mudurnu'ya 35 km. uzaklıktadır. Dipten kaynayan ve etraftan inen kaynak suları ile beslenmektedir. İçerisinde Turna ve Kadife balığı bulunmaktadır.
Sülük Gölü:Halk arasında Sülüklü Göl veya Sarıgölcük'de denir. Mudurnu - Akyazı yoluna 9 km. mesafede Akyokuşkavağı köyü hudutları içindedir. Yer kayması sonunda oluşan göl bir set gölüdür ve 55-60 dönüm büyüklüğündedir. Mudurnu'ya 50 km. mesafede bulunan Sülük gölünde Abant Alası, Gökkuşağı ve kırmızı benekli alabalık bulunur. Göl ve civarı en çok bitki ve ağaç türlerine sahip olma özelliğini taşır. Tabiatı koruma alanı ilan edilmiş olan göl ve çevresi koruma altındadır.

SAĞLIK (KAPLICA TURİZMİ)

Babas Kaplıcası: Mudurnu'ya 5 km. mesafede bulunan kaplıca suları, travertenler arasından çıkmaktadır ve su sıcaklığı 40oC'dir. Şu anda 18 yataklı bir tesisin bulunduğu kaplıcada 84 yataklı bir otel inşaatı devam etmektedir. Kaplıcanın özelliği toprak kalevili ve bikarbonatlı sudur. Metabolizma hastalıkları ve hafif diabetliler üzerinde olumlu etkileri vardır. Fiziksel olarak izotermal hipotonik bir maden suyudur.
Sarot Kaplıcası: Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca Köyü hudutları içerisindedir. Bolu vilayeti dahilinde bulunan bütün maden sularından ayrı bir özellik taşıyan kaynak, sıcak ve sülfatlıdır. 66oC sıcaklığındadır. Kaplıcanın kaynağı metamorfik kristalin, serilerin hakim olduğu masifin güneyinde lav damarları arasından çıkar. Acı sular grubuna girer. Fiziksel olarak hipertermal hipotonik bir maden suyudur.

BELİRLİ GÜNLER

Ümran Sülüst (Şeyh-ül Ümran): Kimliği ve yaşadığı zaman hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Halen Şeyh-ül Ümran tepesinde yatmakta olduğu bilinmektedir. Her yıl Temmuz ayının ilk pazar günü Şeyh-ül Ümran bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu günde Kuran-ı Kerim ve Mevlidi Şerif okutulmaktadır. Gelen misafirlere de kazanlarda pişen pilav ikram edilmektedir. Gerek ilçe içinden gerekse çevre il ve ilçelerden katılım çok fazla olmaktadır. Şeyh-ül Ümran Kültür Tanıtma Vakfı Tel:4212595
Ahilik Kültürü Haftası: Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü merkez yürütme kurulu kararı ile Bolu'da Valilik Makamının uygun görüşleri ile de Mudurnu'da kutlanmasına karar verilmiştir. Hafta her yıl Ekim ayının 2'nci Pazartesi günü başlar ve 7 gün sürer. Mudurnu'da Ahiliğin çok eski bir geçmişi vardır. Fetihle beraber, belki fetihten de önce Ahilik Mudurnu'da yerleşmiş ve kök salmıştır. Mudurnu'da bazı Ahi gelenekleri hala yaşamaktadır. Bunlardan her hafta cuma günleri cuma selası ile namazı arasında yapılan esnaf duasını ve yine esnaf arasında "orta parası" adı altında toplanan yardımlardan bahsedilebilir.

MUDURNU SİVİL MİMARİSİ

Mudurnu sivil mimarisini daha çok İç ve Batı Anadolu çevresinde göze çarpan ahşap iskelet sistem evler içerisinde incelemek gerekir. Ev planlarında ortak bir plan motifinin varlığından söz edilebilir. Avlu veya sofa etrafında odalar ve servis mekanları vardır. Odalar arasında kullanma açısından farklılaşma hemen hemen olmadığından, her oda yeme, oturma ve yatma ihtiyaçlarının hepsine cevap verebilir. Evler iki kattan çok değildir. Üst katlar genellikle servisler dışındaki ev yaşantısının bölümlerini içerir. Depoları, ahırı, samanlığı, kileri, fırınevi içeren zemin katlar değişik karakterde ve hep aynıdır. Odaların boyutları hakkında önemli farklılıklar yoktur. İç düzenleme birbirine benzer. Odalarda sedirler bulunur, oda duvarlarının bir diğerinde ise ocak yer alır. İki yanında kandil, lamba vs. koymak için boşluklar bulunur. Odalarda yüklüğün üzerinden de geçen (Yemişlik olarak kullanılan) küçük raflar çepeçevre dolaşır. Ahşap işlemeciliği dış ve iç kapılarda, tavanlarda, ocaklarda, ocak çevresindeki boşluklarda ve dolap kapaklarında göze çarpar. Odaların bu özelliklerine ilave olarak onun belirgin bir mekan olmasını sağlayan, el ürünü kilim, yastık, örme perde ve örtüler bulunur. Mudurnu'nun, eski kasaba dokusundaki sınıfsal farklılıklar bir tek ev hariç, belirgin değildir. Bu ev şimdi Armutçular Konağı olarak bilinen Hakkı Efendiler'in evidir. Ekonomik açıdan o dönemde güçlü olan bu aile, yapı ustalarını İstanbul'dan getirtmiş ve dolayısıyla değişik bir plan türü ile ev inşa edilmiştir. Bu örnek dışında diğer bütün konutlar plan ve diğer özellikleri ile daha sade yapılmıştır.

EKONOMİK YAPI

İlçenin coğrafi konumunun dağlık ve engebeli olması, tarıma elverişli araziyi azaltmıştır. İlçede tarla tarımı yapılmaktadır. Tarımda sebzeciliğin yeri azdır. Genelde üretim ihtiyacı karşılamaya yöneliktir. Son yıllarda geçim kaynaklarının en önemli sektörü hayvancılık olmuştur. Besi hayvancılığının gelişmesi, iyi cins hayvan ıslahı ve kaliteli yem üretimi, hayvancılık sektörünü olumlu yönde etkilemiştir.
Besi Tavukçuluğu : İlçede en önemli gelir kaynağı et tavukçuluğundan sağlanır. 1970'li yılların başından itibaren her geçen gün artan besi tavukçuluğu, ilçeye yurt çapında haklı bir ün sağlamıştır. Her çiftçi ailesinin hemen hemen bir kümesi mevcuttur. Bugün ilçede kümes sayısı 3200'e ulaşmıştır. Yıllık et üretimi her yıl artmaktadır. İlçede besi pilici yetiştiriciliği, entegre tesislerle yapılmaktadır. Çünkü civciv temini, yem temini, ilaç ve pazar sorunları, üreticileri bu yönde çalışmaya zorlamıştır. İlçede Mudurnu Tavukçuluk A.Ş., Köy-Tür, Bolu Tavukçuluk ve Bey Piliç faaliyet göstermektedir. Bunların yanında bazı küçük firmalar da bu tür faaliyetlerde bulunmaktadır. Tavukçuluğun ilçe ekonomisine katkısı büyüktür.
Saray (Depme) Helvası : Tarihçesi çok eski yıllara dayanan, saraylara intikal eden, un, şeker ve tereyağından imal edilen, asıl adı "Depme Helva" olan "Saray Helvası" yurdumuzun her tarafında aranılan ve beğenilerek yenilen gıda maddeleri arasına girmiştir. Saray Helvası, eski yıllarda ve halen günümüzde bazı evlerde büyüklerimiz tarafından yapılmaktadır. Zamanla artan talepe karşılık, fabrikasyon imalata geçilmiştir. Günümüzde başta büyük şehirler olmak üzere, yurdumuzun dört bir tarafına bayilikler aracılığı ile ulaştırılmaya ve tanıtımının yapılmasına çalışılmaktadır


COĞRAFİ KONUM VE KOORDİNATLARI:
Mudurnu Karadeniz Bölgesinin, Batı Karadeniz bölümünde yer alan Bolu iline bağlıdır. İlçe merkezi Bolu'dan 52 km.'dir. Güney batıda Hisar ve Kulaklı tepelerinin arasında kalan vadide kurulmuştur. İlçe 40 derece 19 dakika – 40 derece 39 dakika kuzey enlemler ile 30 derece 50 dakika -31 derece 30 dakika doğu boylamları arasında yer alır.

Kuzeyde Düzce, kuzeybatıda Hendek, Kuzey doğuda Bolu, doğuda Seben, güneyde Nallıhan, Batıda Göynük ve Akyazı ilçeleriyle komşudur. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 840 metredir. Yüzölçümü 1349 kilometrekaredir.

DAĞLAR:
İlçe engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Belirgin olarak üç dağ sırası vardır. Dağlar batıdan doğuya doğru yükseklikleri artarak devam eder. Birinci sıra Abant Dağlarıdır. Doğuda Bolu Dağı silsilesi ile birleşir. İlçenin en yüksek tepesi Esenler (1794 m.) bu silsile üzerindedir. İkinci sıra Akyazı Göynük sınırından başlar. Akkaya Tepe (1628m) Sülük Doruğu (1767 m)Kuzgunkaya Tepe (1651 m) Alaçam Tepe (1689 m) ile devam edip Bolu' da Aladağ ve Köroğlu sıra dağları ile birleşir. Üçüncü sıra Göynük'ten başlayıp Mudurnu ilçe sınırlarında ikinci sıra ile birleşerek kuzey yönünde devam eder. Mudurnu İlçe merkezinin doğusunda Hisar Tepesi (1384 m) Kulaklı Tepesinde (1115 m) yüksekliktedir.

OVALAR:
Mudurnu'nun hemen kuzeyinde hem oldukça küçük, hem de topografik bakımdan tamda ova olarak nitelendirilecek kadar düzlük olmayan bir alan bulunmaktadır. Etrafı yükseltilerle çevrili olan bu küçük alan, akarsuların aşındırması sonucu, vadi genişlemeleri ile oluşmuş bir alandır ve küçük boyutlu bir yarı ova özelliği taşımaktadır.Bu küçük düzlük "Mudurnu Ovası" ismiyle bilinir.

YAYLALAR:
İlçe merkezinin 12 km. kadar kuzeyinde ve Abant gölünün güneyinde yarım daire şeklinde yaylalar sıralanır. Samat, Pelitözü, Örencik ve Cepni yaylaları buradadır. Ayrıca Pirenli, Balıklı, Hıra yayla ve Hacıhalimler Köyü üstünde Tereli yaylaları yazın köylünün hayvanlarını otlatmak için çıktığı, temiz havası, soğuk suları ve eşsiz manzaralı gelikleriyle (yayla evi) yayla ve dağ turizmi yapılabilecek yerleridir.

AKARSULAR:
Mudurnu Çayı; Abant dağlarının güney yamaçlarından doğar, belirli bir kaynağı yoktur. İlk çıkış alanının ormanlık oluşu, buralara düşen yağışların daha fazla oranda yeraltına sızması sonucu Mudurnu çayının suları fazla değildir. İlkbaharda düşen fazla yağışların ve eriyen kar sularının etkisiyle taşkınlar olabilmektedir. Akış yönü batı yönünedir. Göynük sınırlarında doğan Bolatça çayı, Adapazarı ilinde de Sakarya Nehri ile birleşerek Karadeniz’e dökülür.

GÖLLER:

Abant Gölü: Mudurnu'nun 19 km. kuzeydoğusunda, Abant dağları üzerinde, Kuzey Anadolu fay vadisi içinde ve bu fayın etkisiyle oluşmuş tektonik bir göldür. Rakımı 1325 m. alanı 128 hektardır. En derin yeri 17 m. Yeraltı suyu ve yan derelerle beslenir. Abant Gölü Türkiye'nin doğal turistlik değeri en yüksek göllerinden biridir. Bu özelliklerinin en iyi şekilde değerlendirilebilmesi ve korunabilmesi için "tabiat parkı" ilan edilmiştir. Göl civarında konaklamak için 5 yıldızlı 2 tesis vardır. Abant Alası ve 70 civarında endemik bitki türü bulunmaktadır.

Karamurat Gölü: Mudurnu'nun 35 km kuzeybatısında Karamurat Gölü köyü civarındadır. Dipten kaynayan ve etraftan inen sularla beslenir. Kenarları sazlıktır. 50 dönüm büyüklüğündedir. Turna ve Kadife balığı bulunmaktadır.

Sülüklü Göl: Mudurnu’ya 50 km. uzaklıktadır. Adapazarı yolundan, orman yoluyla çıkılır. Tavşansuyu köyü sınırları içindedir. Tabiat koruma alanı olarak tescil edilmiştir. Heyelan sonucu oluştuğu kabul edilmektedir. Çok güzel ve büyüleyici bir manzarası vardır. Gölde Abant Alası, Gökkuşağı ve kırmızı benekli Alabalık vardır.

TERMAL KAYNAKLAR:

Babas Kaplıcaları: Mudurnu'ya 5 km. uzaklıktadır. Su sıcaklığı 37,2 derecedir. Değişik debiye sahip bir çok kaynaktan beslenir. Karaciğer ve Safra kesesi hastalıklarıyla, cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinen kaplıcada 18 yataklı bir tesis bulunmakta olup 138 yataklı üç yıldızlı bir otelin inşaatı devam etmektedir.

Sarot Kaplıcaları: Mudurnu'ya 30 km. uzaklık da Ilıca Köyü sınırları içindedir. Su sıcaklığı 66 derecedir. Bileşiminde karbondioksit olmayan kaplıca suyu, düşük mineralizasyonlu ve kalsiyum sülfatlıdır. Romatizmal hastalıklar, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

İKLİM:
Mudurnu'da ne deniz, ne de İç Anadolu’nun tam karasal iklimi görülür. Bu ara kısımdaki iklim Karadeniz ardı iklimi olarak tanımlanmaktadır. Karadeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında bir geçim iklimi niteliğindedir. Yazları kurak ve sıcak, kışları da soğuk ve sert geçer. Yağışlarda azdır. Maksimum yağışlar kış ve ilkbahardadır.

23 yıllık ortalama veriler ise şöyledir:

Sıcaklık ortalama 92 derece
En yüksek sıcaklık (Ağustos ayı) 37 derece
En düşük sıcaklık (Ocak ayı) 20,5 derece
Donlu geçen gün sayısı 99 gün
Kar örtüsü kalınlığı 87 cm
Nispi nem oranı % 68
Açık hava gün sayısı 103,4 gün
Kapalı gün sayısı 100,4 gün
Yağış miktarı 570,7 mm
Yağışlı gün sayısı 108,2 gün
Karla örtülü gün sayısı 47,2 gün
Sisli gün sayısı 29,8 gün
Kar yağışlı gün sayısı 19,4 gün

DEPREMSELLİK:
Depremsellik, Mudurnu için son derece önemli bir konudur. İlçe arazisinin tamamı birinci deprem kuşağı içinde kalmaktadır.

Türkiye'nin hatta dünyanın da en yıkıcı deprem üreten karasal fay kuşaklarından biri olan Kuzey Anadolu fay kuşağı Gerede, Yeniçağa, Karacasu, Abant hattı ile ilçe arazisinin kuzeyinden geçerek Dokurcun yakınlarındaki iki koldan ayrılarak batıya devam eder.

Yakın tarihte 01.02.1944 günü Gerede-Bolu depremi 7,3, 26.05.1957 günü Abant depremi 7,0, 22.07.1967 günü Mudurnu Vadisi 7,1, 17.08.1999 günü Gölcük-Arifiye 7,4, 12.11.1999 günü Bolu-Düzce depremi de 7,2 şiddetinde olmuştur.

İlçe merkezinin zemininin kaya oluşu, Kuzey Anadolu fay hattına 15 km. uzaklıkta bulunması ayrıca evlerin ahşap ve az katlı olması deprem riskini göreceli olarak azaltmaktadır. Ama aynı sözleri Abant dibi köylerimiz ve KAF hattının geçtiği İğneciler-Tavşansuyu arasında bulunan köyler için söylemek zordur.

MUDURNU EVLİYALARI

FİLİBELİ HACI HAFIZ TEVFİK EFENDİ (1796-1929)
FİLİBELİ HACI TEVFİK EFENDİ M.1796 YILINDA DOĞDU.

İLK ÖĞRENİMİNİ FİLİBEDE YAPTIKTAN SONRA İSTANBUL'A GELEREK 28 YAŞINDA İKEN FATİH MEDRESESİ'NDEN İCAZET ALARAK MEZUN OLDU.İLK GÖREVİNİ İSTANBUL'DA EYÜP SULTANDA ALDI.BİR SÜRE BURADA ÇALIŞTIKTAN SONRA TEKRAR DOĞUM YERİ OLAN FİLİBEYE DÖNDÜ. FİLİBE ŞEHRİNDE 50 SENE KADAR İMAMLIK YAPTI.LAKİN SAVAŞ ÇIKINCA TEKRAR İSTANBU'A DÖNDÜ VE GÖREV İSTEDİ.ZAMANIN ŞEYHÜLİSLAM'I TARAFINDAN BİR GÖREVE TAYİN EDİLECEĞİ SIRADA MUDURNULU HACI TEVFİK EFENDİ (HAKKI EFENDİLERDEN SABRİ KARAÇAYIRIN BABASI ) ŞEYHÜLİSLAMA BAŞVURUP RİCA İLE FİLİBELİ HACI TEVFİK EFENDİYİ MUDURNUYA GETİRDİ.



Şehriman Bayramı 2005

FİLİBELİ HACI DİYE ANILAN HACI TEVFİK EFENDİ,MUDURNU YILDIRIM BEYAZITCAMİİNDE 50 YIL İMAMLIK YAPTI.AYNI ZAMANDA MEDRESE VE CAMİDE KURSLAR HALİNDE DESLER VEREN FİLİBELİ HOCANIN ÇEVRE İLÇELERDEN ÇOK SAYIDA ÖĞRENCİSİ VARDI.FİLİBELİ HACI TEVFİK EFENDİ NAKŞİBENDİ TARİKATI'NA BAĞLIYDI.

HAYATININ 85 SENESİNİ NAMAZ KILDIRMAK VE KUR'AN OKUMAKLA GEÇİREN FİLİBELİ HOCANIN KERAMET SAHİBİ OLDUĞU, FİLİBEDE İKEN MEZALİMİ GÖRÜP YAŞADIĞI,BELKİ BUNUN'DA ETKİSİYLE MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA KUVAY-İ MİLLİYE'YE DESTEK VERDİĞİ SÖYLENİR

.133 YAŞINDA İKEN 26.2.1929 TARİHİNDE VEFAT ETTİ.SAĞLIĞINDA İKEN KENDİSİ GİBİ ULEMA EHLİNDEN OLAN VE MUDURNU'NUN EN YÜKSEK BİR TEPESİNDE YATMAKTA OLAN ŞEYH-ÜL İMRAN 'IN YANINA GÖMÜLMEYİ VASİYET ETTİĞİNDEN BUGÜN "ŞEYH-ÜL ÜMRAN TEPESİ DİYE ANILMAKTA OLAN YERE GÖMÜLDÜ.


Mudurnu Şeyh-ÜL Umran bayramı 02.Temmuz 2005




UMRAN SÜLÜST (ŞEYH-ÜL UMRAN (?)

Kimliği ve yaşadığı zaman hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Rivayetlere göreKarşısında bir misafir olmadan yemek yemezdi. Eger misafirsiz kalırsa daima günlerini oruçlu geçirirdi. Bir gün böylece oruca niyet etti. Lakin akşama dogru bir misafir çıkageldi.O da iftar vaktine az kaldığı ve orucunu bozmamak için misafiri aç biilaç lafa tuttu.şeyh umran o gece rüya gördü. Rüyasında " UMRAN... çok gizli şeyler gördü.Senin bize güzel bir ibadetin vardı.Bizim de sana karşı bir adetimiz...Sen adetini değiştirdin, bizde kendimizinkini değiştirdik...." Umran,üzüntüler içinde uyandı.Bir zaman sonra Sülüs isimli köydeki malı ve mülkü üzerinde, hükümet memurları onu sığaya çektiler.Sıkıldı ve köyünden çıkıp gitti.Bir süre sonra bir başka büyük kişiye misafir oldu. Kendisinin,misafiri ne kadar çok sevdiğini bildikleri için ikramın her türlüsünü gösterdiler.Fakat Şeyh Umran durmadı,bir gün sonra yola çıkmaya karar verdi. Sordular:Niçin birkaç gün daha kalmıyorsunuz? Sizi rahat ettirmek için hizmet ederdik dediler. Cevap verdi:Ben suçlandırılmış bir kimseyim.Beni nimet ve rahat içinde görüp,rızasını kabul etmezse ne yaparım? Bırakın,başımı alıp mihnetime doğru yöneleyim... Ta ki, Onun rızası ne ise tecelli etsin. Ve Umran gitti. Onu bu cevaptan sonra şehrin tepelik bir viranesinde ölü olarak buldular. Haşereler bir kulağını yemişti.Mudurnu ve civarında Sülüs köyü adında bir yerin bulunduğu tespit edilememiştir. Ancak,Umran Sülüsinin halen Şeyh-ül Ümran tepesinde yatmakta olduğu bellidir. Mezar taşında bir kitabe yoktur. Son zamanlarda bir vatandaşın yeni yazı ile bir kitabe yazıp,mezarının başına koyduğu görülmektedir.


MUDURNU'LU ŞEYH FAHREDDİN (FAHREDDİN-İ RUMİ)(?-1460)
Zeyniye tarikatımensuplarındanolup,adı "zeynüddin ebubekir ibn-i Muhammet safi'dir. İstanbul Köprülü kütüphanesinde bulunan Bursa'lı Rumi efendinin "osmanlı müelliflerinden Fahreddin-i Rumi" adlı kitabında asıl adının Yahya Fakih olduğu,maslah olarak Fahreddin'i kullandığı ,Mudurnu'ya yerleşince Anadolu'ya "diyar-ı Rum" denildiği için Fahreddin-i Rumi imzasını kullandığı kaydedilmektedir. Sultan birinci beyazıt devri ulema ve şeyhlerindendir. Horasan'ın rey şehrinde doğmuş,tahsilini orada ikmal ettikten sonra Konya'ya gelmiş ,oradan Edirne'ye sonra Konya'ya gelmiş,oradan Edirne'ye giderek "Müştemil-ül Ahkam" adını verdiği kitabını yazmıştır. İbadetini sürdürmek ve öğrenci yetiştirmek için o zaman ileri bir eğitim ve kültür merkezi olan Mudurnu'ya yerleşmiştir. Günlerini hem bilimsel çalışmalar yaparak,hemde ibadetle geçirirdi. Para karşılığında ibadet adenlerin arkasında namaz kılmazdı. Gece ve gündüz okunacak duaları toplayıp gerekli gördüğü ek ve güzel açıklamalarla bunlardan bir eser meydana getirdi. Ord. Prof. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI "ÇANDARLI Vezir ailesi"adlı eserinde: " Osmanlıların beylik döneminde Mudurnu'lu Şeyh fahreddin'in kadiri tarikatı ulularından olduğundan bahsetmekle :rivayete göre, Orhan Gazi'nin Şeyh Fahreddin'i ziyarete gittiğini ve şeyhe vezir olmasını teklif ettiğini, şeyhin ise vezirliği kabul etmeyerek. Müridlerinden Mevlan Hayreddin'i tavsiye ettiğini bu suretle Kara Halil'in vezir olduğunu " yazmaktadır. Fahreddin-i Rumi, M.1460 yılında Mudurnu2da vefat etmiştir. Mezarı, bugün Kanuni Sultan Süleyman Camii bahçesinde bulunmaktadır

ABDÜRRAHİM TIRSİ(?-?)
Anadolu evliyalarındandır. İznik yakınlarında Tirse köyünde doğdu. Babası Bayazıt Fakih, köyde imamlık yapıyordu. Doğum tarihi belli değildir. Küçük yaşta babası ile iznik'e giderek büyük veli Eşrefoğlu Rumi'nin sohbetlerine katıldı. Eşrefoğlu Rumi'nin "Bu çocugu bize verin,talim ve terbiyesi ile meşgul olalım" buyurması üzerine babasının rızası ile onun yanında kalarak yetişti. Bir süre sonra Eşrefoğlu Rumi'nin kızı Züleyha Hatun ile evlendi. Abdurrahim tırsi, çok ibadet eden,nafsinin arzularını
Yerine getirmeyen,haramlardan kaçan bir zattı.Talebeliğinde,HızırAleyhisselam ile görüşme ve sohbetiyle müşerref olmayı çok istiyordu.Bir gün hocası onu pazara elma almaya gönderdi. Pazardan dönerken yolda bir zat ile karşılaştı. O zat:" sepetini aç, neyin olduğunu göreyim "dedi. Abdurrahim tırsi , sepeti açınca o zat içinden bir elma alıp yoluna devam etti.Abdurrahim Tırsi de hocasının huzuruna gidip sepeti önüne koydu. Eşrefoğlu rumi ,sepete bakınca"Abdurrahim,bu elmalardan biri eksik" dedi. Hocası:"o zatın eteğine niçin yapışmadın?" diye sordu. O da :" O zatın kim olduğunu bilmiyordum" deyince, hocası:" Ya Abdurrahim, Hızır'ı görsem deyip dururdun, fakat bilsem demezdin. O zat Hızır idi. Gördün, fakat bilemedin" dedi. Bunun üzerine Abdurrahim Tırsi: "Ah görsem ve bilsem"diye Eşrefoğlu Rumi'den ricada bulundu. Hocası:" Ey Abdurrahim. Bu gece yaylak denen yere git."buyurdu Abdurrahim Tırsi, gece olup yaylağa gittiğinde,gündüz sepetinden elma alan zatın orada olduğunu gördü. Hak tealaya çok hamd ve senadan sonra Hızır Aleyhisselam da: "ya Abdurrahim , hizmetinde olduğun zatın kadrini ve kıymetini bil. Ondan hayır dua iste" buyurup gözden kayboldu. Bundan sonra hocasının hizmetlerine daha çok gayret ve şevkle koştu ve itina gösterdi. Hocasının vefatından sonra yerine geçip talebe yetiştirmek, insanlara islamiyeti öğretmek için çalıştı. Abdurrahim Tırsi,1520 yılı şubat ayında iznikte vefat etti,hocasının yanına defnedildi. Hre ne kadar Evliyalar ansiklopedisi Cilt:2'de yukarıdaki bilgiler varsada Mudurnu'da Büyükcami Mahallesindeki bir evin bahçesinde bulunan kabrin kitabesi aşağıdaki şekildedir. Bu da Abdurrahim Tırsi hazretlerinin kabrinin Mudurnu'da olduğunu göstermektedir. Tarihin kim bilmez evvelinden deyu keşfeyledi irfan. İrer maksuduna elbet ziyaret eyleyen ihvan görünce kabri. Kutbül arifin tarika-i Kadriye'den Abdurrahim Tırsi hazretlerinin. Merkadi şerifidir.


EL HALVET-İ ÜSKÜDARİ ŞEYH MEHMET TALUİ EFENDİ (1689-1757)
Mudurnu da doğdu.Büyük bir besteci olarak tanınır.İstanbul da Halveti şeyhi Nasuhi Efendi ve oğlu Ali efendi;nin yanında çalıştı. 1742de Halveti tekkesine şeyh oldu. Tasavvufçu olarak ün kazandı. Ömrünün son yıllarında yeniden Mudurnu ya döndü ve Mudurnu da vefat etti. Mezarı ve merkadi,Mudurnudaki Sultan Süleyman Camii (Yeni cami) bahçesindeki türbe içindedir.

DUR YOLCU....!

BİLMEDEN BASTIĞIN BU TOPRAK, BİR DEVRİN BATTIĞI YERDİR....

CANAKKALE SEHİDLERINE

Vurulmus temiz alnından uzanmiş yatıyor;
Bir hilal ugruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar icin toprağa düsmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sıgmazsın.

Ey Şehid oglu Şehid, isteme benden makber,
Sana ağusunu acmış duruyor Peygamber...

Mehmet Akif ERSOY

Fareyi Resim Üzerinde Biraz hareketsiz bırakınca resimle ilgili yazı çıkmaktadır.

Nurettin GÜNGÖR ve  Ailesi

Yukarıdaki Resim 1967 veya 1968 yıllarında Ankara Haymanada Çekilmiştir.

Babamız Nurettin GÜNGÖR 1934 Yılında Mudurnu da dünya ya gelmiştir.Annesi Fatma Babası Mehmet GÜNGÖR dür.Nurettin GÜNGÖR Sıtma Savaş Memuru olarak ilk defa Ankara Ayaş İlçesinde göreve başlamıştır.Sırası ile;
Ankara Haymana İlçesinde
Bolu Mudurnu İlçesinde
Bolu Merkezde Görev yapmıştır.
Annemiz Ferruh GÜNGÖR
Büyük kızı Fatma GÜNGÖR
Ortanca Kızı Ayşe GÜNGÖR DEMİR
Küçük Kızı Aysel GÜNGÖR
Oğlu Mehmet GÜNGÖR
Torunları:
(Pınar - Aslı İNCE * Sabri Fırat DEMİR * İrem - Eren GÜNGÖR)dür.
Köyünü ve Halkını cok seven, karşılıksız herkese yardım eden babamızı 04 Eylül 2001 yılında kaybettik.(ALLAH RAHMET EYLESİN)

07 Temmuz 2005 Tarihindeki Eren GÜNGÖR'ün sünnet düğününde tüm "Güngör ailesi" ve "Sülalesi" bir arada (GÖLKÖY)

Hadiii köy resimlerinizi bekliyoruz....

Ben Mehmet GÜNGÖR
10.10.1966 Mudurnu doğumluyum
Bolu Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünde çalışmaktayım.
Evli ve iki çocuk babasıyım.

Köyümüzde yaşamış ve kaybettiğimiz kişilere ait bilgilerin, gelecek kuşaklara resim ve biyografisinin aktarılması amaçıyla bu site yapılmıştır.
Köy halkının elinde bulunan resimlerin cd veya e-mail ile bana ulaştırılmasını rica ederim.

Mehmet GÜNGÖR
e- mail adresim
mgungor14@gmail.com
Bolu Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü
Tel : 0374 270 35 73
Cep : 0542 655 19 91

Köylü Milletin Efendisidir.M.Kemal ATATÜRK

SİTEMİZİ ZİYARET SAYISI

Anket

Sitemi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda

Lütfen Mesajlaşalım

Lütfen Mesajlaşalım

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Mesaj:

{ Yararlı Linkler }

Sırçalı Köyüne Gider.......(Tıklayın)

(Üstteki yazıyı Tıklayın Sizi Köye Götürsün)

Sırçalı Köyü Uydu Haritası

Bolu Valiliği

Mudurnu Kaymakamlığı

Mudurnu Belediyesi

Bolu Belediyesi

T.C Kimlik Sorgulama

Resmi Gazete

SSK Çalışan Bilgileri

Bolu Günlük Hava Durumu

Faydalı Resmi Kurumlar

Ulusal ve Yerel Gazeteler

Araç/Ehliyet Sorgula

Ne Zaman Emekli Olabilirim

BağKur İşlemleri

Telefon Rehberi

Ssk

TC Merkez Bankası Döviz Kurları

2009 Motorlu Taşıtlar Vergisi

Adrese Dayalı Nufüs Kayıt doğrulama

AMACIM KÖYÜME HİZMET ETMEK
Bu siteyi ben kendi imkanlarımla yapmaya çalışyorum.İlk başta küçük çaplı olarak düşünmüştüm ama daha sonra köy halkı resim ve bilgi gönderirlerse büyük bir site yapmayı düşünüyorum.
Hedefim köyüme faydalı olmak köyümü ve halkını tüm dünyaya tanıtmak kültürel ve ekonomik yönden gelişmek.Benim gibi diğer insanların da,şehir dışında yakınları var onlarlada iletişim kurmuş oluruz.Selamlar sırçalıdan....

Yaptığım araştırmalarda Köyün Eski isminin Madenler köyü veya mevkisi olduğuna dair bilgiler vardır. Sırçalı köyünün ismi cok seneler önce toprak küplerin ve toprak cömleklerin üzerlerine sırça (işleme boyama ve cılalama işi )yapıldığı için bu isim kalmış.

İl : Bolu
İlçe : Mudurnu
Köy : Sırçalı
Muhtar : FEDAİ EFE
Tel No : 0505 5878140

Köyümüz Bolu ile Mudurnu arasında olan şirin bir köydür.
Bolu ya 49 km Mudurnuya 22 km uzakliktadır.
Köyümüz geçimini Küçük ve Büyük baş hayvancılıkla ve orman dan sağlamaktadır.

GÜNGÖR