|
Cihad-ı
Ekber Fetvası ve Başarısızlık Nedenleri
24
Kasım 1914’te ilan edilen ve Osmanlı
Şeyhul İslam-ı başta olmak üzere birçok
kimsenin imzasını taşıyan ve Fatih
Camii’inde okunarak yürürlüğe giren
Cihad-ı Ekber Fetvası İngiltere, Fransa
ve Rusya gibi devletlerin hâkimiyeti
altında yaşayan Müslümanların halifenin
yanında savaşmalarını İslam dinince
mukaddes sayılan “Cihad” görevi kabul
ediyordu.
Cihad-ı
Ekber Fetvası’nın fikir babası Almanya
idi. Almanlara göre Cihad-ı ekber ilan
edilmek suretiyle halifenin manevi
otoritesiyle etkili olunabilecek, her
milletten Müslüman gönüllülerin Türk ve
Alman komutanlar tarafından kumanda
edilmesiyle İslam Âleminin
uyandırılması, Arapların ve Afgan
Emirinin elde edilmesi ve Hindistan’a
nüfuz edilerek 70 milyon Hintli
Müslüman’ın İngilizlere karşı
ayaklanmaları sağlanabilecekti. Nil
Vadisi yoluyla Habeş Müslümanlarına
ulaşılarak bunlar tahrik edilecek ve D.
Afrika Almanya’sına da yardım edilmiş
olacaktı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu
askeri sahada yapacağı katkıdan çok
fazlasını siyasi olarak
gerçekleştirecekti. İngiltere, Fransa ve
Rusya çıkan isyan hareketleriyle
mücadele ederken, Almanlar bu
devletlerin hayati noktalarına indirici
darbeyi vuracaklardı.
İngiltere Osmanlı İmparatorluğu’nun
Almanlarla birlikte savaşa girmesinin
kendisi açısından büyük sorunlar
doğurabileceğinin farkındaydı. Çünkü
Osmanlı İmparatorluğu Suriye ve Irak’ta
bulunan askeri üstleriyle İngiltere’yi
Süveyş Kanalı ve İran Körfezi gibi iki
noktada tehdit etmekteydi. Osmanlı’nın
Mısır üzerine muhtemel bir hareketi ve
Mısırlıların bu harekete iştirakinin söz
konusu olması İngiltere’nin hayatını ve
mukadderatını zor duruma düşürecekti.
Ayrıca bahsi geçen fetva Hindistan’da
yaşayan Müslümanlar arasında da büyük
yankı uyandırabilirdi.
Cihad-ı Ekber’in
ilanına ait fetva 14 Aralık 1914’te
yapılan bir törenle “Mesihat Makamı”nda
alınarak Fatih Camii’ine götürülmüş ve
törenle okunarak ilan edilmiştir.
Osmanlı
İmparatorluğu’nun konuyla ilgili
propaganda faaliyetleri “Teşkilat-ı
Mahsusa” tarafından yürütülmüştür.
Bayannameler Almanya tarafından K.
Afrika, Hindistan ve Kafkasya’ya kadar
geniş bir alanda dağıtılmıştır.
İngiltere kendi
ordusunda yer alan Müslüman askerleri
fetvanın etkisinden uzak tutmak için
kendi memleketlerinden uzak diyarlara
göndermiştir. Ayrıca yerli ve yabancı
ajanları ve sempatizanları da kontrol
altına almaya çalışmıştır. Bununla
birlikte İngiltere gerekli gördüğü
yerlerde sıkı yönetim ilan etmiştir.
İngiltere Cihad-ı
ekber ve İttihad-ı İslam siyasetine
karşı İslam Dünyasının hilafet merkezi
olan İstanbul’a ve Halifeye olan
sempatiyi ve bağlılıkları azaltmak için
Osmanlı Halifelerinin hukuki açıdan
meşruiyetini tartışmaya açarak kafalarda
soru işaretlerinin oluşmasını sağlamış
ve bu doğrultuda neşriyatta bulunmuştur.
Ayrıca İngiliz ordusunda bulunan
Müslüman askerlere yönelik olarak
“halifenin batıcı İttihad ve Terakki
tarafından esir tutulduğunu ve halifenin
bu durumdan kurtarılması gerektiğini”
içeren beyannameler yayınlıyordu.
Başarısızlığın
Nedenleri
Cıhad-ı Ekber
Fetvasının başarıya ulaşamamasının bir
takım nedenleri vardı. Her şeyden evvel
İslam Âlemi ekonomik ve sosyal olarak
büyük bir buhran içerisindeydi. Ayrıca
Müslümanlar muhtelif gruplara ayrılmıştı
ve bu grupların her biri yine bu âlem
içerisinde birbirinden çok farklı
vaziyet ve tesirlere sahip durumdaydı.
Bu dönemde İslam
Âleminde müstakil olarak 3 devlet
bulunuyordu. Bunlardan Afganistan ve
İran İngiltere’nin ve Rusya’nın baskısı
altında bulunuyorlardı.
Cihad-ı Ekber
Fetvasının başarısızlığının en önemli
nedenlerinden birisi de Müslüman
Milletler arasında birlik ve irtibatın
bulunmamasıydı. Toplum içerisinde
yüzlerce grup vardı ve bu gruplar
birbirlerine muhalif emeller ve arzular
taşımaktaydılar. Özellikle Şiilik ve
Vehhabilik gibi bazı mezhepsel oluşumlar
nedeniyle Müslümanlar arasında birliğin
oluşmasının önünde en büyük engeldi.
Fetvanın
başarısızlığının diğer bir nedeni de
Osmanlı İmparatorluğu’nun Hıristiyan
devletlere karşı başka bir Hıristiyan
devletle ittifak yapmış olmasıydı.
Müslüman
Milletlerin halifenin çağrısına cevap
vermeyişi sadece fikir ayrılıklarına ve
manevi unsurlara bağlı değildi.
Müslümanlar idareleri altında
bulundukları ülkelere ve rejimlere karşı
koyacak silah, mühimmat, organizasyon ve
para gibi maddi unsurlardan da yoksun
durumdaydılar.
Cihad-ı Ekber
daveti her ne kadar Müslümanlar arasında
beklenen icabeti görmemişse de savaş
sonrası Müslüman halkların ülkelerini
emperyalist devletlerin işgalinden ve
içinde bulundukları siyasi bunalımdan
kurtulmak yolunda ulaşmış oldukları
şuura ve almış oldukları karara ve
ardlarında İttihad-ı İslam duygusunun
uyanmasında ve ya kuvvet kazanmasına ve
işbirliği düşüncelerinin gelişmesine
katkıda bulunması bakımından oldukça
önemlidir. |