|
Kemal Bey (? -
...)
Boğazlıyan Kaymakamı. Sirkeci Gümrük
Müdürlüğünden emekli olan, Yunanistan
Teselya Yenişehir eşrafından Arif Beyin
oğludur. İstanbul Kadıköyde dünyaya
gelmiştir. Hukuk öğrenimini
tamamladıktan sonra Yozgatın Boğazlıyan
ilçesine Kaymakam olarak atanmıştır.
Ermenilerin dış ülkelerden aldığı
yardımlarla isyan ettikleri, Doğu
Anadoludaki köy ve kasabaları
bastıkları, yağmaladıkları dönemde bu
göreve gelmiştir.
XIX.yüzyılın sonlarında
Ermenilerin Hınçak Komitesi Yozgatta
büyük faaliyet göstermiştir.
Boğazlıyanda propaganda yaparak Yozgat
Mutasarrıfı Leon Efendi aracılığı ile
İngilizlerle bağlantı kurup, İstanbul
Hükümeti üzerinde baskı kurmaya
çalışmışlardır. Bu arada Ermeni çeteleri
Yozgat yöresinde soygunlara başlamıştır.
Ermenilerin Anadoludaki faaliyetlerinin
artması üzerine Osmanlı Hükümeti Tehcir
Kanununu çıkararak casusluk ve vatan
hainliği yapan köy ve kasabaları
boşaltmış ve diğer yerlere sevk
etmiştir.
Osmanlı Hükümetinin bu kanununu
dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915te
Yozgatın Boğazlıyan ilçesini ateşe
vermişler, bölgeye gönderilen
jandarmalarla çatışmışlardır. Bu
olayların meydana geldiği sırada
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri
Bakanlığından gelen telgraf emri ile
Ermenilerin 24 saat içerisinde bölgeden
çıkarılarak Suriyeye sevk edilmelerini
uygulamak istemiştir. İstanbul Hükümeti
İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan
isyanına neden olanların
cezalandırılmasını istemiştir.
Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat
Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni
tehcirinde görevini kötüye kullanarak
ölümlere sebep olduğu iddiası ile
yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni
komiteciler çoğunlukta olduğu gibi
İngiliz yüksek komiserliği de bir çok
yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine
mahkemede sanık olan Kemal Bey ve
avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir
savunma yapmıştır:
Düne kadar hakimler heyeti halinde olan
sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi
sıfatını almış bulunuyorsunuz.
Ermeniler tarafından öldürülen
dindaşlarının ve soydaşlarının matemi
Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve
her gün gelen kara haberlerin halkı
tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur.
Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne
geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriya
memleketin asker kuvvetinden mahrum
kalmasına güvenerek facialar meydana
getirmekten çekinmiyorlardı.
Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen
bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine,
Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri
facialara şahit olmuş, bazı asker
kaçaklarının tecavüzü ihtimal
dahilindedir. Ancak, savaşta
yenilişimizin aleyhimizde meydana
getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla
iddia makamının da isteği üzerine,
kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı
sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz
kurban seçmekte değil, ancak hak ve
adaletle hüküm vermek vicdani görevini
taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka
kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin
tertipçisi ve idarecisi olarak benim
gibi küçük bir memur bulunacak değildir.
Kemal Beyin bu sözlerinden sonra yalancı
şahitler, olayları gerçekmiş gibi
anlatarak Kemal Beyi iftira
etmişler.Buna karşılık Kemal Bey de:
Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa,
ben ne bunların söyledikleri Keller
köyüne gittim ne de oradan geçtim.
Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri
cinayetlerden de haberim yok. Hele
parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol
kesmek; rica ederim.
Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şemi bir
işi yapacak bir insan tasavvur
edemiyorum. Esasen, birini ispat
edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan
ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey
olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu
mevzuda hiç bir şikayetçi gelmemiştir.
İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu
şikayetlerle karşılaşıyorum demiştir.
Mahkeme bu şekilde devam ederken,
İngilizler
ve
Ermeniler
Kemal Beyin asılması için Mahkeme
Başkanı Hayret Paşaya baskı
yaptıklarından,
Hayret Paşa istifa etmiş yerine Nemrut
lakabıyla anılan Mustafa Paşa
getirilmiştir.
İstanbula getirilen Beyazıtta Bekirağa
Bölüğünde hapsedilen Kemal Bey 8 Nisan
1919da idama mahkum olmuş, ancak Padişah
Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da
Şeyhülislamın fetvası ve İngilizlerin
baskısı
ile Kemal Bey İstanbula getirilerek,
Beyazıt Meydanında idam sehpasına
çıkarılırken son sözü sorulduğunda;
halka dönerek:
Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk
memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim.
Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir.
Sizlere yemin ederim ki,
ben
masumum.
Son sözüm bugün de budur, yarın da
budur.
Ecnebi devletlere yaranmak için beni
asıyorlar.
Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun
adalet demiştir. Bunun üzerine halk
Kahrolsun böyle adalet
diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey
sözlerine devamla:
Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk
Milletine çocuklarımı emanet ediyorum.
Bu kahraman millet, elbette onlara
bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize
zeval vermesin. Amin. Borcum var,
servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna
yetim bırakıyorum. Yaşasın Türk
Milleti... demiştir.
Kemal Beyin idamı İngilizlerin hiç
beklemediği şekilde büyük tepki ile
karşılanmış, Kadıköyde büyük bir cenaze
töreni yapılmıştır.
TBMM 14 Ekim
1922de çıkardığı özel bir kanunla
Milli Şehit
olarak kabul etmiş ve Boğazlıyanda bir
mahalle ile bir okula Milli Şehit adı
verilmiştir. Ayrıca her yıl ölüm
tarihinde, anıtı dikilen Boğazlıyanda
anma günleri yapılmaktadır.
Bu
yazının alındığı bağlantı adresi:
http://www.kenthaber.com/Yozgat/Bogazliyan/IzBirakan/kemal_bey.aspx
|