|
Tevabil Kaynar
Web Siteme Hoş Geldiniz
İnsanlar ve İnsanlıl için en güzel eylem sade ve samimi olmaktır. Tevabil Kaynar
Her duyduğun söyleme ; Söz bilirsen, bir söz söyle ondan ibret alsınlar ! Söz bilmezsen sükut et seni adam sansınlar...
Kambur'um çıktı okudunuz mu ?
Almak istermisiniz?
Eğer isterseniz temini için gereli bilgiler yan tarafta.
(24.08.2008) Temmuz aynın 24'ünde Zara da Elma ağaçları çiçek açtı. Aynı ağaçta yenecek durumda meyvelerde var. Rıza'nın evinin önünden bir örnek resim...
mynet myysite
Tıkla! Tıkla! Seç .
Bir mahalli seçimi daha geride bıraktık; Kazananlar oh çekti, kaybedenler ah vah çekti. Fanatikler yoruldu, sıradan vatandaşlar içmeden sarhoş oldu. Yorulsakta demokrasilerde seçme ve seçilme hakkı vatandaşın temel görevlerindendir.
İlçemizden altı adayımız vardı. Sağlıklı, ilkeli, seviyeli bir yarış yürüttüler. Kuru vaatler verenlerde oldu, gerçeği görüp seviyeli olanlarda İşin zirvesinde olanlar gibi birbirlerini aşırılıklara kaçıp fazla yıpratmaya da çalışmadılar. En güzeli, olması gereken de bu
Kazanan başkandan beklentilerim var. Her seçimde olduğu gibi. Bu beklenti sadece oturduğum mahalle için. Bu kutsal görevi bırakan başkandan da yallar önce aynı beklentileri yapar diye ummuştum.
Mahalli seçimlerde ben hiçbir zaman parti gözetmedim. Siyesi yapıma ve düşünceme ters olan partilere ve kişilere de oy verdim. Çünkü gelen hizmet çok az da olsa bana da yansıyacak fikrine inananlardanım.
Mahalle olarak on yıl önce pislik ve çamur içinde yüzüyorduk, şimdi gene aynıyız. On yıl içinde öyle garip uygulamalar gördüm ki! Söylemeye, yansıtmaya utanıyorum. Gene de bir kaçını utansam da yazacağım;
Başka mahallelere yeni çöp bidonları konurken toplanan eskileri bizim mahalleye getiriliyordu.
Diğer mahallelerin sokaklarına parke taşlar dizilirken bizim mahalle çöp yığınlarına teslim ediliyordu.
Belediyeden temizlik işçileri evime kaçak su aramaya geliyordu. Hem de benim evimde kaçak su olmadığını bilen yakın komşularım geliyordu. İşin garibi gelenlerin evlerinde yıllarca kaçak suyu olanlar. Benim evin önünden kaçak sineklerin bile geçemeyeceğini çok iyi bilenler.
Bir gün sayın belediye başkanımıza durumu aktardım, birde durumu anlatır dilekçe verdim. Şikâyetçi olduğum beyi ödüllendirdi. Sağ kolu yaptı.
Oturduğum evin beyannamesini vermeye gittiğimde geçmiş yıllara ait vergileri vermemi istediler. Başka evim yok tek evim var devlet bu hakkı bana tanımış dediğimde, Ev babanın üzerine dediler. Babamda emekliydi dediğimde ya mirasçıları dediler. O zaman söylemedim ama babamın sekiz mirasçısı var onlarında beş tanesi emekli.
Yeni seçilen Sayın Hüsamettin Gürsoy ve ekibinden tek ricam var, bu mahalle ilçenin girişinde. İlçeye gelen yerli ve yabancı konukların gözü bu mahalleye takılıyor.
Yüksek okul dâhil liselerin tamamı, ilköğretim okullarının yarısına yakını, üç öğrenci yurdu, Şehir stadı, Kaymakamlık lojmanı, polis lojmanları bu bölgede. İlçemizden ataması yapılan Kaymakamlarımız, polis memurlarımız, yurtlarda kalan yabancı öğrenciler gittikleri yerlerde hakkımızda neler anlatacaklar acaba? Milli bayramlarımız, önemli günlerimiz ve festivallerimiz ağırlıkla burada kutlanıyor.
Adı köy olan yaz mevsimlerinde üç beş kişinin gelip kaldığı yerleşim yerlerimizin bile yolarının asfaltlandığını biliyorum. İlçenin girişindeki bir mahalle çamur, pislik içinde yüzüyor.
Mahallede iki sefer kadastro çalışması yapıldı. Kamuya ait yollar, kamusal alanlar vatandaşın arsalarına katılmış vaziyette. Geçen seçimde de muhtar adayı oldum. Kaldırımları söküp arsalarınıza katıyorsunuz dediğim içinde tabi havamı aldım. 104 Evler olarak tanınan bölümde Konutların tapuları 281 ile 300 metrekare olarak görünüyor. Adamların işgal ettiği yere bakıyorsun 600 metrekare. Yol kenarındaki kaldırım için ayrılmış yeri arsasına katmış. Yolu tamamen işgal etmiş arsası göstermiş.
Her yıl Kamuya ayrılan yolu bile üçer beşer metrekare mahalle camisinin arsasına katarak Camiye bile günah işletmişler.
Vatandaşın biri çocukluğunda köyünden ayrılmış İstanbul'a gitmiş. Gençlik yıllarında bir köyümü ziyaret edeyim diye dönmüş. Köyüne araba gitmediği için bir eşek temin etmiş, köyün yolunu tutmuş. Yolda sıcak vurunca uykusu gelmiş bir ağacın dibinde biraz uyuklamış. Eşeğini de bir ağaca bağlamış. Uyandığında eşeğini bulamamış. Yaya yoluna devam ederken kendi köyünden şehirden dönen tanımadığı birisi gelmiş yetişmiş. Tanışmadan sonra çok kibar bir Türkçe ile “amcacığım çemenderi gül ağacına bağladım fili firar etmiş görmedin mi? diye sormuş söylenenden köylü bir şey anlamayınca tekrar ettirmiş. Delikanlı biraz daha kibar itinalı Amcacığım yatarken Çemenderi gül ağacına bağladım Fili firar emiş görmedin mi?” deyince köylü gence kuvvetli iki tokat atmış. Gencin gözü fal taşı gibi açılmış! Amca eşeği kuşburnu ağacına bağlamıştım kaçmış görmedin mi? Köylü “gördün mü oğlum işte öyle gittiğin yerin dilinden konuşacaksın der ve eşeğine genci bindirir ahbap olur köyün yolunu tutarlar Benim komşularımın dilinden de belki bir anlayan çıkar umuduyla
Arada gene muhtar adayı mısın diyenler de oldu. Bu tür tatsız tuzsuz birine oy verilir mi hiç?
Muhtar seçileceksin; Gelirine üç beş kuruş daha katmak için gidip maaşını alacaksın, resmi dairelerin evraklarının dağıtılmasına yardımcı olacaksın, Devletin verdiği yardımı arabası, maaşı olanlara dağıtacaksın. Sonrada gidip keyfine bakacaksın Vatandaş kamuya ait yerleri işkâl etmiş muhtarı ilgilendirmez. Kaldırımları sökmüş arsasına katmış kötü bir şey mi yapmış, gayrimenkulünü büyütmüş diyeceksin
İlçemizin yeni yöneticileri hayırlı olsun Başarılı olmalarını dilerim. Seçilenlerden beklentim; Bu köylüymüş, şehirliymiş, zenginmiş, yoksulmuş, nüfuzluymuş, sırtı kalınmış, arkasında dağ varmış, yanında nüfuzlu insanlar varmış demeden tarafsızlıklarını hep muhafaza etmeleri Bir de bu mahalleye çekidüzen vermeleri.
Birde önerim var: Bu bizim ilçemiz yöneticilerine değil. Ülkemizin tüm insanına ve yöneticilerine. Seçimlerde artık sandık sistemini bitirmeliyiz. Bilgisayar en uzak yerleşim yerlerimize kadar ulaştı. Çocuklarımız okuma yazma öğrenmeden bilgisayar öğreniyor. Üç beş bilgisayar programcısının hazırlayacağı iyi bir sistemle seçimler daha masrafsız olarak hilesiz, eksiksiz yapılabilir.
TIKLA SEÇ! (ELEKTRONİK SEÇİM) Dönemi başlatılmalı. Seçimlerde harcanan milyarlar da Eğitime ve ekonomiye aktarılmalı.
Site: http://tevabilkaynar.sitemynet.com E-mail: tevabilkaynar@mynet.com 30.03.2009
Düşün;
Şansını kendin yarat, pısırık olma!
Kimseye eğilme, ısırık olma
Ciddiyet gerek, sırnaşık olma!
İyi düşün, sonra pişman olma.
Her dili tatlıya, gülene aldanma.
Beline hâkim ol, gördüğüne sulanma.
Köpeğe kızıp, çalıyı dolanma.
Bulduğunu ye, boşa yalanma
İleri gitme; Vururlar burnuna.
Geride kalma; Çalarlar kıçına.
Kimseye batma, her yerden çıkma.
Sakın ola, yenik düşme gururuna
Dedikodu edip, ortalığı kaynatma!
Her şeye kafayı takıp, oynatma
Akıl danelik edip, yaş yere yatma.
Karşındakilerin de İNSAN olduğunu
Unutma!
(Yazarını bulamadığım için özgünüm)
Geçti Bor'un Pazarı
Başta kavak yelleri estiği günler hani!
Umduğumuz neşeler, şerefler ünler hani!
Beklenilen alaylı, şanlı düğünler hani!
Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye
Sende cevher var imiş, onu herkes ne bilsin.
Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin.
Şöyle bir dairede müdür bile değilsin.
Ne çıkar, öğrenmişsin mesehassı piy diye
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye
Bilmem ki ne olmaktı senin gayen maksadın,
Fare gibi kitaplar arasında yaşadın.
Ne dans ettin eğlendin, ne de sevdin kız kadın.
Kim dedi hey serseri gençliğine kıy diye,
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye
Gönül ne çalgı ister, ne eğlence, ne de dans.
Ne güzel kadınların önünde reverans.
Kapandıkça kapandı bunca yıldır kahpe şans.
İhtiyarlık gölgesi, perde çekti dideye,
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye
Fırsatı iyi kolla, sakın olma dangalak.
Genç iken vur partiyi, durma ye keyfine bak.
Sonra iç şampanyalar, viskiler, bardak bardak
Dokunuyor üç kadeh şimdi bizim mideye,
Geçti Bor'un Pazar, Sür eşeği Niğde'ye
Hasanın böreğine vaktinde yetişmeli.
Hiç durmadan gövdeye atıştırıp şişmeli.
Yanıpta kavrulmadan mükemmelen pişmeli.
Sonra seni almazlar hiçbir yere çiy diye,
Geçti Bor'un Pazarı sür eşeği Niğde'ye
Namdar Rahmi Karatay
(Hilmi YÜCEBAŞ' ın Hiciv ve Mizah Edebiyatı'ndan alınmıştır)
Gazetezara Takvimi
Bazı insanlar vardır; yağlama, yıkama, tavlama, pofpoflama, pışpışlama gibi eylemleri çok kibar ve yerinde yaparlar. Bu tür bireylere halk arasında ağzından bal akıyor, ne hoş sohbet insan. derler. Bu işi yaparken niyeti, amacı kötü bile olsa çevresindekiler hoş sohbetinden dolayı onu hoş karşılarlar. Bu türlere yumuşak diken de denir. Çaldığı boyanın türüne, sürdüğü yağın kalitesine de bakılmaz.
Ben, yağ çekme, boya sürme işini oldu-bitti hiç beceremedim. Günümüz koşullarında bu özellik geçerli olmayan, sıcak bakılmayan bir meziyet olarak kabul edilir.
Halk arasında laf uzayınca çıkar ağzındaki baklayı, ana fikrini söyle. Gulkun altındaki civcivlerin sayısını söyle gibi terimler kullanılır. Okuyucularım; ister bakla desin, isterse yumurta, isterse civciv desin. Ben onu beğendim. O iki gencin iki yıl emek verip göz nuru döküp hazırladığı GAZETEZARA TAKVİMİ
Onun için de:
Ben varım!
Sen varsın!
O var!
Doğup büyüdüğüm ilçem Zara var İlim var
Benim gibi sade ve sıradan olan birçok insan var Birçoğunu yakından tanıyorum. Oradakilerle birçok ortak yaşantımız var.
Onlarla Kızılırmakta çimdik, birçokları ile Denizinyazı da biyon eştik, kırsalında kenger topladım, susuz parmak da ışkın devşirdik, bacalarda aşık oynadık, Tekke'sinde duvarlarına taş yapıştırdık, düğününde göbek attık, mahallesinde saya gezdik, bayramında el öptük, cenazesinde birlikte ağıt söyledik.
Gençler hazırlarken bir tür çile, dağıtırken başka tür bir rezalet yaşadılar. Sayın İbrahim Özel ve Osman Sarıyıldız bana kızmasınlar. İçeriği biraz daha Zara'ya has olabilirdi. Temelin yerini Keresteci Halla, Cücü Mehmet, Arabacı Celal gibi Zara'nın eski kulağı kesikler alabilirdi. Zara mizah yönüyle örnek ilçelerden birisidir.
Siz benim çocukluğumda yaşasanız Berber Arslan'ı, Gücük Edip'i, Arabacı Hayrullah'ı Gice Dayı'yı bir görseydiniz bu takvim daha da görülmeye değer olurdu. Bekçi Başı İsmail amcanın çocukları kovaladığı zamanları bir hatırlayabilseniz
Torunları ile bacalarda aşık oynayanları bir görseydiniz, Molla Hamdi'nin hanında birbirini parmaklayan yaşlıları izleseydiniz. Deli Vehbi'nin kumar masasında bir otursaydınız. Allı Emine'nin küfürlerini bir duysaydınız biz neymişiz derdiniz.
İleriki yıllarda daha güzelini yapacaklarına da güvenim sonsuz. Çünkü onlar genç olmalarına rağmen bu ilçenin mizahı ve kültürüyle yoğruluyorlar.
Yıllarca yerleşmiş bir söz bu ilçede hep söylenmiştir.
Zaralı: Ya söyler! Ya çalar! Ya oynar!
Değerli basın mensubu gençler, başarılarınızın devamını dilerim.
28 Şubat, 2009, Zara
Geçmişe Özlem
Dışarıdan Zara'yı hayal edenler,
Zara dan bezip göçenler,
Sizin hayalinizdekiler yok artık.
Kızılırmak, Habeş Çayı, Acı Irmak eskisi gibi akmıyor,
Hanlar, hamamlar yok,
Atlar eşekler çıkmıyor.
Bacalarda aşık, tura oynayan bulamıyoruz,
Mezbaha eskisi gibi kokmuyor,
Şimdi artık gölde çimip,
Dağda seyran olmuyor.
Küçük köprüden geçip, mısır çalmak tarihe karıştı,
Huy kesene giden yok,
İnsanlar hastaneye, doktora alıştı.
Cingoros kapandı, Efür öldü,
Pezuk turşusunu ineklere verdiler.
Çerkez Ömer'i, Mühübe Hala'yı unutuverdiler.
Vasfi'yi, Nami'yi, Doktor Şinasi'yi,
Kimse tanımıyor.
Internet kafeler, CD ler çıktı.
Poşa Osman'ın zurnasını kimse duymuyor.
Kışın ekmek fırınında göbek atan,
Yazın çayda yatan,
Yok artık...
Tükürüklü köfteyi, kül bastı eti,
Mumbar dolmasını kimse yemiyor,
Fotoğrafçı Rüştü öldü;
Körüklü makineyle kimse resim çekmiyor.
Topal Cemal de öldü;
Artık önüne gelen pozer tamirine gitmiyor.
İnsanlar modernleşti kimse kafasına taş yemiyor.
Değirmenler un fabrikası,
İpteki uzun ekmekler somun oldu.
Sizin düşleriniz, özlemleriniz;
Akan zaman içinde boğuldu.
Geçmişinizi unutmayın sorgulayın,
Onları bilgisayar çağı ile de yorumlayın...
Örtülü Siyaset
Yanlışlar yerleşince doğru gibi görünür:
İlköğretim okullarında eğitim programlarının içinde sosyal kollar vardır.
Kızılay Kolu, Kitaplık Kolu, Spor Kolu, Kooperatifçilik Kolu gibi Okula giden çocuk eğitimini tamamlar hayata atılır. O kolların devamını yaşantısında bulur. Kendisini bu tür faaliyetler içindedir artık.
Köyü güzelleştirme derneği.
Cami yaptırma derneği.
Minare yaptırma derneği.
Altı nokta körler derneği.
Köylüleri birleştirme derneği.
Muhtarlar derneği.
Yaşlıları Koruma Derneği.
Emekli memurlar derneği.
Engellileri koruma derneği.
Köyleri kalkındırma derneği.
Dul kadınlara eş bulma derneği. Daha ne orijinal adlar altında dernekler.
Bu dernekler gelişir tüylenir, federasyonlar başlar, onlarda büyür konfederasyonlar başlar. Her geçen gün yenileri kurulur.
Türkiye Cumhuriyeti nin Anayasası, ceza yasaları, vatandaşın haklarını koruyan sosyal içerikli birçok yasa var. Devletin resmi mahkemeleri var. Vatandaşın haklarını ve sosyal kuruluşları koruyan kollayan güvenlik birimleri var. Bunun dışında yasaların ulaşamadığı yerlerde yasalar kadar etkili binlerce yıllık yerleşmiş gelenekler var. Değişik renkte ve türde ki bu kurumlar her geçen gün çoğalır. Onlara eklenen yenileri türer
. Ben hep düşünüyorum nedir bunun, sebebi Yorumda yapmak istemiyorum. Bir küçük öykü anlatacağım. Yorumunu okuyucularım yapsınlar;
Yıl 1985 Merhum Hasan Hüseyin Diler ile ilkel bir iş yerinde çok kötü şartlarda radyo ve saat tamiri yaptığımız bir iş yerimiz vardı. Devlet memuru olduğumuz halde yan gelir elde etmek için çalışıyorduk; Bir gün iş yerimize bir dernek başkanı geldi. Elindeki radyoyu kontrol ettim, çıkış transistorları yanıktı. Fiyatını sordu arkadaşım 2,5 YTL olduğunu söyledi. Bu ücretten biz sadece 25 kuruş kazanacaktık. Radyoyu yaptım, parasını gelir öderim dedi, çıktı gitti. Bir daha da uğramadı. Arkadaşım bir iki sefer haber gönderdi. Para gene gelmedi. Günlerden gene bir gün o derneğin yöneticilerinden birisi saatini yağlatmak için geldi. Durumu ona da anlattık. Yardımcı olamayacağını belirtti. Kinayeli kinayeli de gülüyordu. Israrlarımıza rağmen hiçbir şey söylemedi. Gene uzun zaman geçti. Gene bir gün arkadaşım söylenerek dükkâna girdi. Bey için sana ilginç bir öykü anlatacağım diyordu.
Güya o radyo başkanlığını yaptığı derneğinmiş. Bize ödemediği 2,5 YTL'yi dernekten tahsil etmiş, birde sahte senet düzenlemiş. Arkadaşımın yerinede imzalamış. Derneği kendisi değil de biz dolandırmışız durumuna düşmüşüz.
O derneğin ilk başkanı merhum babammış. Babam öldüğünde üvey annem babamın cebindeki bir miktar parayı ve iki banka cüzdanını saklamıştı. Kardeşim Naci paranın saklandığını fark edince üvey annemin sandığını zoraki açtırdı. Sandıktan iki banka cüzdanı bir miktar para çıktı. Parayı ve cüzdanları saklaması için diğer kardeşimin hanımına teslim ettik. 10 Gün sonra kardeşimin hanımı cüzdanlardan birinin bize ait olmadığını sahinübinin bulunması için getirdi. O cüzdan o derneğe aitmiş. Götürdük Muhtar Cemal'e (Topal Cemal'e) teslim ettik. Gerisine gene yorum yapmak istemiyorum.
Ben öğretmenim, uzmanlık alanımda o yönde; Hiç tereddüt etmeden yorumda yaparım, kırmadan dökmeden her eleştiriye de açığım. Aklıma hemen birkaç yıldır, birinci sınıflarda uygulanmaya çalışılan harf öğretimi ve bitişik el yazısı geliyor. Üzerinde ısrarla da duruluyor. Eğitim sistemimizin yönü ne taraf çevriliyor Öğrendiğimiz bitişik el yazısını hangi bilgisayarda kullanacağız.
Sayın İsmail Kaya kadar güzel yazı yazamasam da kendi çapımda okunaklı bir bitişik el yazısı yazabiliyorum. Bu güne kadar da kullanma alanı hiç bulamadım.
Torunum yeni okuma yazma öğrendi. Zaman zaman bilgisayarda çalışırken yanıma geliyor.
Dede bizim el yazısından senin bilgisayarda hiç yok ya diyor. Çocuğa ne yanıt vereceğimi bilemiyorum. Bu sistem yanlış desem çocuğun kafası karışacak. Okuluyla öğretmeniyle ters düşecek. Yapılan iş doğru desem bilimsel gerçekler beynimi kemiriyor. Bize hep bütünden parçaya doğru öğrenme ilkeleri verildi. Ben okumayı harfle öğrendim. Okuttuğum sınıflarda 4. Sınıflarda sınıfın yarısına yakının da okuma sürati benimkinden fazla oluyordu. Bu bilimsel bir gerçek harf öğretiminde sürat olmuyor. Okuma yazma biraz erken oluyor ama ömür boyu da insan okuma özürlü oluyor..
Binlerce öğretmen de buna alet ediliyor. Öğretmen devlet memuru; Bunu uygulamam deme olanağına da sahip değil. Siyasi erkin emirlerini uygulamak zorunda.
Bu hatalı sistem yerleşince, doğru gibi görünmeye başlayınca, nasıl sökülüp atılacak hiç düşündünüz mü? 14.03.2008
Tabi ki! Gereği de O...
Resimlerimi süsleyip çerçeveleyip asacaklar.
Hakkımda methiyeler, övgüler yazacaklar,
Arkamdan dedikodu edenlere kızacaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Ben öldüğüm zaman!
Bir taneydi, muhteremdi diyecekler.
Mezarıma, süslü mermer taşlar dizecekler,
Arasına lale, sümbül, nivik ekecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Mezarlık evim olduğu zaman!
Olgundu, nüktedandı, hazırcevaptı diyecekler.
Şakacıydı, bir garipti, güler yüzlüydü bilecekler,
Ben bu Dünya dan göçtükten sonra görecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Acınacak hale geldiğim zaman!
Zekiydi, mertti, inattı diyecekler.
Mezarım başında saz çalıp eğlenecekler,
Bayram da, yas da hatırlayıp, gülecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
İşe yaramaz hale geldiğim zaman!
Kahvede, pazarda, çarşıda övecekler.
Sözüm ona değil, deyip, sövecekler,
Ah deyip yalandan gözyaşı dökecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Anılardan silindiğim zaman!
Yöresel, tarihe, yöresel kültüre de yazacaklar.
Bunu niye yazdın, diyene de kızacaklar.
Ne söyleyip, ne yaptıklarına da şaşacaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Hatırlanamadığım Zaman!
Boyumu, şeklimi, şamalımı unutacaklar.
Toprak yutunca, masal gibi anlatacaklar,
Var mıydım? Yok muydum? Karıştıracaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Tanıyanlara masal olduğum zaman!
Merhum Şinasi Korkmaz'ı Saygıyla Anıyorum! (05.01.2009)
|