tevabilkaynar.sitemynet.com

Kaynar Sitesi
Köşe Yazılarım
Zara Hakkında
F.Galerisi
Oyun Ve Skeçler
S.Kütüğü İncelemesi

Kaynar Sitesi


fleurs_autre033_1__1_.gif

0430.jpg

Tevabil Kaynar

Web Siteme Hoş Geldiniz

İnsanlar ve İnsanlıl için en güzel eylem sade ve samimi olmaktır. Tevabil Kaynar

Her duyduğun söyleme ; Söz bilirsen, bir söz söyle ondan ibret alsınlar ! Söz bilmezsen sükut et seni adam sansınlar...

Kambur'um çıktı okudunuz mu ?
Almak istermisiniz?
Eğer isterseniz temini için gereli bilgiler yan tarafta.

mynet myysite

22092009176.jpg

Göçün Nedenleri


Başımdan geçen basit görünümlü birkaç olayla başlayacağım: 08.06.2009 günü Sivas Cumhuriyet Üniversitesi hastanesine hasta götürdüm. Dışarıdan gelen yolcuların arabalarını park ettiği yerde bir vatandaş ile görevli tartışıyordu. Görevli vatandaşa her kaldığın saat için ücret ödeyeceksin. Diyor vatandaş itiraz ediyordu. Yanlarına gittim park yeri ücretinin ne zaman başladığını sordum dört gün oldu dediler. Gazeteci olduğumu söyledim, durumu köşemde yazacağımı belirtim. Görevlinin yanıtı garipti; beyefendi resmimi de çek yanına koy oldu. Daha sonraki günlerde defalarca gittim hep soygun devam ediyordu. Bir gariplik daha göze çarpıyordu. Gösterişli lüks arabaların camına kâğıt konmuyor, çıkarken de makbuz kesilmiyordu. Vur abalıya politikası izleniyordu. Kıyıda köşede arabasına yer bulanlar kurtuluyor, kurallara uyup aracını ayrılan yere götürenlerin anası ağlıyordu.
Bir başka gün: Ankara plakalı arabayla Sivas'a gittim, Yanımda misafirlerimde vardı. Ana caddeler üzerinde park yeri bulamadık. Kuyumcuların olduğu ana caddenin arkasında Caminin önüne arabayı park ettik. Karnımızı doyurduk arabanın yanına gittiğimizde bir bey bekliyordu. Park parası istedi verdik, cama koyduğu kâğıdı aldı, park parasını cebine koydu gitti. O sokakta bir yığın araba park etmişti. Bir göz attım hiçbir arabanın ön camında kâğıt yoktu. Osmanlı devleti zamanında bir dönem İstanbul'a göçü önlemek için toprak bastı parası alınmış. Sivasta da aynısı uygulanıyor. Buna gerekte yok! Biz zaten göçüyoruz, teşvike gerek yok ki
1998 Yılında trafik kazası geçirdim. Ayağıma Cumhuriyet Üniversitesi Tıp fakültesinde platin takıldı. İki yıla yakın kontrollere gittim. Kontroller sırasında bir kaç kez de söyledim. Platinin ucu kemik iliğine değiyor diye İleride hiçbir şey kalmaz dediler. 2004 Yılında platini aldırmaya gittim. Daha kırık bekimemiş dediler. Platinin ucunu kesin kemik iliğine değmesin dedim kabul ettiler. Konuşmadan bir saat sonra bir medikalcı geldi senin platinin ucu kesilecekmiş bizden spiral alacaksın. Fiyatını sordum o günün parasıyla 350 milyon (350 TL) olduğunu söylediler. Bir kaç yere sorduk, sadece makinenin ucu gerekiyormuş. Onunda fiyatı gene o günün parasıyla en pahalısı 50 milyonmuş. (50 TL.) Dışarıdan almaya kalktım. Ameliyatı yapacak ekibin başındaki profesör kabul etmemiş. İllaki o medikalcıdan alacakmışım. Dövüş kavga hastaneyi terk etmek zorunda kaldım. Baş belam olan platinde benimle yaşamaya devam ediyor.
Benim yaşadığım ilçede de bir sağlık ocağı, bir hastane var; İki uzman doktor parmakla sayılacak kadar az pratisyen hekimle çalışılıyor. Her şey saat gibi çalışıyor. Hastanemiz pırıl pırıl. Uzman doktorlar bile hastalarının pansumanını, iğnesini yapabiliyor. Doktor pansuman yapar mı demeyin Yapanlarda var demek ki! Ülkemizin hiçbir sağlık kuruluşunda görülmeyen bir hizmet yürütülüyor. Bu da bizi gururlandırıyor. Zara Devlet Hastanesindeki çalışan hizmetlisinden hemşiresine memurundan Doktoruna kadar hepsine minnet borçluyuz. Koltuklarımızı kabartıyorsunuz. Bu birkaç örek bizi soyanlara veya soyduranlara örnek olur umudundayım.
Bunlara benzer yüzlerce olay sayabilirim. Büyük büyük konuşanlara basit gelebilir ama bir yörenin insanının mutlu olması için önce sağlıklı, olması sonrada iyi eğitilmiş olması gerekir. Dershanelere ve teste dayalı eğitim sistemleri aydın kesimi bile göçe zorlamaktadır. Üniversite bitirip sokakları ölçen nesli burada tutamazsınız.
İnsanlara işkence eden, sağlık gibi çok önemli bir olguda bile insanına madik atmaya çalışan kurumların olduğu yörelerde insanları durması olanaklı değil.
Yanlış tarım politikaları yüzünden Sivasta Bir ölçek buğdayın maliyetinin yarı fiyatına, bir ölçek buğday başka illerden, ilimizde üretilenin yarı fiyatına alınabiliyor.
İlde üretilen yetiştirilen hayvanların tamamına yakını İstanbul'un pazarlarını süslüyor. Hayvan üretiminden elde edilen gelirin çok küçük bir miktarı ilimize ancak dönebiliyor.
Köy dernekleri yöneticileri her yıl bayramlıklarını giyip yeni yetişen nesli büyük şehre taşımaya çalışıyor.
Üretime yönelik tesislerimiz büyük şehirlere taşınıyor. Üretilen ürünler ilimize gelinceye kadar bir kaç el değiştiriyor, bu değişmeden dolayı fiyatlar katlanıyor.
İnternet kafeler yeni yetişen nesli olumsuzluklara itiyor. Çağın teknolojisi Chat yapmaya, oyun oynamaya, dedikodu etmeye kullanılıyor.
Biz de insanımızı başka şehirlere göçürmek için madik üstüne madik atılıyor. Başka İllerde gelen konukların o bölgede kalması için çaba sarf edilirken, bizde yabancıya kazık üstüne kazık atılıyor. Mahalli yöneticilerimiz seçimlerden önce mavi boncuk dağıtıyor. Seçildikten sonra yöremize ucu kırmızı kazık çakıyorlar. Sağlık kuruluşlarımız sağlığımızı korumak yerine bizi soymaktan zevk alıyorlar.

(Ayşe ile Salih)
Bir Söyleşi

Ayşe:
Öğretmenim Salih kente gitti,
Giderken hepimize yemin etti,
Simit, şeker, düdük gönderecek bize,
İstemem dedim, boyalı şeker nemize,
Artık biz köylü, o kentli,
Giderken Mustafa da küfretti.
Orda çamursuz sokaklar varmış,
Evler yüksek, yüksek kavak kadarmış.

Öğretmen:
Ayşe bizim köyün güzelliği de var,
Çağıl çağıl, billur gibi sular akar.
İnekleri mandaları, koyunları, kuzuları,
Gür ormanları, sarıçiçekleri, sulu otlakları,
Tavukları, kazları, cıvıl cıvıl kuşları var.
Bırak kızmayı, karamsarlığı, bunlardan ne çıkar.

Ayşe:
Öğretmenim kızması, darılması var mı?
Kentli oldum diye adam arkadaşlarına tepeden bakar mı?
Otobüse binecekmiş, elektrikli evde yatacakmış,
Kentli çocuklarla sakız, simit satacakmış.
Babası ütülü pantolon giyip, kravat takacakmış.
Kendisi de ayakkabıyla, kısa pantolon alacakmış.

Öğretmen:
Siz hiç büyük kent gördünüz mü çocuklar?
Oralar insanı büyük sorunlarıyla kucaklar.
Birçok şeyi gene var, Salih'in bilmediği,
Mutluların yanın da orda da vardır insanların gülmediği.
İlçemizde, köyümüzde, evimizde olduğuna benzer,
Tüm insanların mutlu olduğu yer ne gezer.

Ayşe:
Öğretmenim Salih gene bur da ki gibi mi olacak?
Üzümü, bisküviyi, şekeri gene elli kuruşluk mu alacak?
Yemekleri ayrı, çayı ayrı bardaklardan mı içecek?
Söyledikleri yalan bizi kandırdı meğerse
Bir elime geçse gösteririm o serseme...

Öğretmen:
Çocuklar mutluluk her yerde vardır;
Sanmayın kentte Salih'in dediği kadardır.
Burada bile mutsuz olduğumuz günler kadar,
Mutlu olduğumuz günlerde vardır.
Biz ona değil, o bize koşmalı,
Çok çalışmalıyız ki köye de ulaşmalı.






_______________________________________________

Tıkla! Tıkla! Seç .

Bir mahalli seçimi daha geride bıraktık; Kazananlar oh çekti, kaybedenler ah vah çekti. Fanatikler yoruldu, sıradan vatandaşlar içmeden sarhoş oldu. Yorulsakta demokrasilerde seçme ve seçilme hakkı vatandaşın temel görevlerindendir.
İlçemizden altı adayımız vardı. Sağlıklı, ilkeli, seviyeli bir yarış yürüttüler. Kuru vaatler verenlerde oldu, gerçeği görüp seviyeli olanlarda İşin zirvesinde olanlar gibi birbirlerini aşırılıklara kaçıp fazla yıpratmaya da çalışmadılar. En güzeli, olması gereken de bu
Kazanan başkandan beklentilerim var. Her seçimde olduğu gibi. Bu beklenti sadece oturduğum mahalle için. Bu kutsal görevi bırakan başkandan da yallar önce aynı beklentileri yapar diye ummuştum.
Mahalli seçimlerde ben hiçbir zaman parti gözetmedim. Siyesi yapıma ve düşünceme ters olan partilere ve kişilere de oy verdim. Çünkü gelen hizmet çok az da olsa bana da yansıyacak fikrine inananlardanım.
Mahalle olarak on yıl önce pislik ve çamur içinde yüzüyorduk, şimdi gene aynıyız. On yıl içinde öyle garip uygulamalar gördüm ki! Söylemeye, yansıtmaya utanıyorum. Gene de bir kaçını utansam da yazacağım;
Başka mahallelere yeni çöp bidonları konurken toplanan eskileri bizim mahalleye getiriliyordu.
Diğer mahallelerin sokaklarına parke taşlar dizilirken bizim mahalle çöp yığınlarına teslim ediliyordu.
Belediyeden temizlik işçileri evime kaçak su aramaya geliyordu. Hem de benim evimde kaçak su olmadığını bilen yakın komşularım geliyordu. İşin garibi gelenlerin evlerinde yıllarca kaçak suyu olanlar. Benim evin önünden kaçak sineklerin bile geçemeyeceğini çok iyi bilenler.
Bir gün sayın belediye başkanımıza durumu aktardım, birde durumu anlatır dilekçe verdim. Şikâyetçi olduğum beyi ödüllendirdi. Sağ kolu yaptı.
Oturduğum evin beyannamesini vermeye gittiğimde geçmiş yıllara ait vergileri vermemi istediler. Başka evim yok tek evim var devlet bu hakkı bana tanımış dediğimde, Ev babanın üzerine dediler. Babamda emekliydi dediğimde ya mirasçıları dediler. O zaman söylemedim ama babamın sekiz mirasçısı var onlarında beş tanesi emekli.
Yeni seçilen Sayın Hüsamettin Gürsoy ve ekibinden tek ricam var, bu mahalle ilçenin girişinde. İlçeye gelen yerli ve yabancı konukların gözü bu mahalleye takılıyor.
Yüksek okul dâhil liselerin tamamı, ilköğretim okullarının yarısına yakını, üç öğrenci yurdu, Şehir stadı, Kaymakamlık lojmanı, polis lojmanları bu bölgede. İlçemizden ataması yapılan Kaymakamlarımız, polis memurlarımız, yurtlarda kalan yabancı öğrenciler gittikleri yerlerde hakkımızda neler anlatacaklar acaba? Milli bayramlarımız, önemli günlerimiz ve festivallerimiz ağırlıkla burada kutlanıyor.
Adı köy olan yaz mevsimlerinde üç beş kişinin gelip kaldığı yerleşim yerlerimizin bile yolarının asfaltlandığını biliyorum. İlçenin girişindeki bir mahalle çamur, pislik içinde yüzüyor.
Mahallede iki sefer kadastro çalışması yapıldı. Kamuya ait yollar, kamusal alanlar vatandaşın arsalarına katılmış vaziyette. Geçen seçimde de muhtar adayı oldum. Kaldırımları söküp arsalarınıza katıyorsunuz dediğim içinde tabi havamı aldım. 104 Evler olarak tanınan bölümde Konutların tapuları 281 ile 300 metrekare olarak görünüyor. Adamların işgal ettiği yere bakıyorsun 600 metrekare. Yol kenarındaki kaldırım için ayrılmış yeri arsasına katmış. Yolu tamamen işgal etmiş arsası göstermiş.
Her yıl Kamuya ayrılan yolu bile üçer beşer metrekare mahalle camisinin arsasına katarak Camiye bile günah işletmişler.
Vatandaşın biri çocukluğunda köyünden ayrılmış İstanbul'a gitmiş. Gençlik yıllarında bir köyümü ziyaret edeyim diye dönmüş. Köyüne araba gitmediği için bir eşek temin etmiş, köyün yolunu tutmuş. Yolda sıcak vurunca uykusu gelmiş bir ağacın dibinde biraz uyuklamış. Eşeğini de bir ağaca bağlamış. Uyandığında eşeğini bulamamış. Yaya yoluna devam ederken kendi köyünden şehirden dönen tanımadığı birisi gelmiş yetişmiş. Tanışmadan sonra çok kibar bir Türkçe ile amcacığım çemenderi gül ağacına bağladım fili firar etmiş görmedin mi? diye sormuş söylenenden köylü bir şey anlamayınca tekrar ettirmiş. Delikanlı biraz daha kibar itinalı Amcacığım yatarken Çemenderi gül ağacına bağladım Fili firar emiş görmedin mi? deyince köylü gence kuvvetli iki tokat atmış. Gencin gözü fal taşı gibi açılmış! Amca eşeği kuşburnu ağacına bağlamıştım kaçmış görmedin mi? Köylü gördün mü oğlum işte öyle gittiğin yerin dilinden konuşacaksın der ve eşeğine genci bindirir ahbap olur köyün yolunu tutarlar Benim komşularımın dilinden de belki bir anlayan çıkar umuduyla
Arada gene muhtar adayı mısın diyenler de oldu. Bu tür tatsız tuzsuz birine oy verilir mi hiç?
Muhtar seçileceksin; Gelirine üç beş kuruş daha katmak için gidip maaşını alacaksın, resmi dairelerin evraklarının dağıtılmasına yardımcı olacaksın, Devletin verdiği yardımı arabası, maaşı olanlara dağıtacaksın. Sonrada gidip keyfine bakacaksın Vatandaş kamuya ait yerleri işkâl etmiş muhtarı ilgilendirmez. Kaldırımları sökmüş arsasına katmış kötü bir şey mi yapmış, gayrimenkulünü büyütmüş diyeceksin
İlçemizin yeni yöneticileri hayırlı olsun Başarılı olmalarını dilerim. Seçilenlerden beklentim; Bu köylüymüş, şehirliymiş, zenginmiş, yoksulmuş, nüfuzluymuş, sırtı kalınmış, arkasında dağ varmış, yanında nüfuzlu insanlar varmış demeden tarafsızlıklarını hep muhafaza etmeleri Bir de bu mahalleye çekidüzen vermeleri.
Birde önerim var: Bu bizim ilçemiz yöneticilerine değil. Ülkemizin tüm insanına ve yöneticilerine. Seçimlerde artık sandık sistemini bitirmeliyiz. Bilgisayar en uzak yerleşim yerlerimize kadar ulaştı. Çocuklarımız okuma yazma öğrenmeden bilgisayar öğreniyor. Üç beş bilgisayar programcısının hazırlayacağı iyi bir sistemle seçimler daha masrafsız olarak hilesiz, eksiksiz yapılabilir.
TIKLA SEÇ! (ELEKTRONİK SEÇİM) Dönemi başlatılmalı. Seçimlerde harcanan milyarlar da Eğitime ve ekonomiye aktarılmalı.


Site: http://tevabilkaynar.sitemynet.com E-mail: tevabilkaynar@mynet.com 30.03.2009



Düşün;


Şansını kendin yarat, pısırık olma!
Kimseye eğilme, ısırık olma
Ciddiyet gerek, sırnaşık olma!
İyi düşün, sonra pişman olma.

Her dili tatlıya, gülene aldanma.
Beline hâkim ol, gördüğüne sulanma.
Köpeğe kızıp, çalıyı dolanma.
Bulduğunu ye, boşa yalanma

İleri gitme; Vururlar burnuna.
Geride kalma; Çalarlar kıçına.
Kimseye batma, her yerden çıkma.
Sakın ola, yenik düşme gururuna

Dedikodu edip, ortalığı kaynatma!
Her şeye kafayı takıp, oynatma
Akıl danelik edip, yaş yere yatma.
Karşındakilerin de İNSAN olduğunu
Unutma!
(Yazarını bulamadığım için özgünüm)


Geçti Bor'un Pazarı


Başta kavak yelleri estiği günler hani!
Umduğumuz neşeler, şerefler ünler hani!
Beklenilen alaylı, şanlı düğünler hani!

Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye

Sende cevher var imiş, onu herkes ne bilsin.
Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin.
Şöyle bir dairede müdür bile değilsin.

Ne çıkar, öğrenmişsin mesehassı piy diye
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye

Bilmem ki ne olmaktı senin gayen maksadın,
Fare gibi kitaplar arasında yaşadın.
Ne dans ettin eğlendin, ne de sevdin kız kadın.

Kim dedi hey serseri gençliğine kıy diye,
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye

Gönül ne çalgı ister, ne eğlence, ne de dans.
Ne güzel kadınların önünde reverans.
Kapandıkça kapandı bunca yıldır kahpe şans.

İhtiyarlık gölgesi, perde çekti dideye,
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye

Fırsatı iyi kolla, sakın olma dangalak.
Genç iken vur partiyi, durma ye keyfine bak.
Sonra iç şampanyalar, viskiler, bardak bardak

Dokunuyor üç kadeh şimdi bizim mideye,
Geçti Bor'un Pazar, Sür eşeği Niğde'ye

Hasanın böreğine vaktinde yetişmeli.
Hiç durmadan gövdeye atıştırıp şişmeli.
Yanıpta kavrulmadan mükemmelen pişmeli.

Sonra seni almazlar hiçbir yere çiy diye,
Geçti Bor'un Pazarı sür eşeği Niğde'ye


Namdar Rahmi Karatay
(Hilmi YÜCEBAŞ' ın Hiciv ve Mizah Edebiyatı'ndan alınmıştır)





Tabi ki! Gereği de O...

Resimlerimi süsleyip çerçeveleyip asacaklar.
Hakkımda methiyeler, övgüler yazacaklar,
Arkamdan dedikodu edenlere kızacaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Ben öldüğüm zaman!

Bir taneydi, muhteremdi diyecekler.
Mezarıma, süslü mermer taşlar dizecekler,
Arasına lale, sümbül, nivik ekecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Mezarlık evim olduğu zaman!

Olgundu, nüktedandı, hazırcevaptı diyecekler.
Şakacıydı, bir garipti, güler yüzlüydü bilecekler,
Ben bu Dünya dan göçtükten sonra görecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Acınacak hale geldiğim zaman!

Zekiydi, mertti, inattı diyecekler.
Mezarım başında saz çalıp eğlenecekler,
Bayram da, yas da hatırlayıp, gülecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
İşe yaramaz hale geldiğim zaman!

Kahvede, pazarda, çarşıda övecekler.
Sözüm ona değil, deyip, sövecekler,
Ah deyip yalandan gözyaşı dökecekler!
Tabi ki!
Gereği de o...
Anılardan silindiğim zaman!

Yöresel, tarihe, yöresel kültüre de yazacaklar.
Bunu niye yazdın, diyene de kızacaklar.
Ne söyleyip, ne yaptıklarına da şaşacaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Hatırlanamadığım Zaman!

Boyumu, şeklimi, şamalımı unutacaklar.
Toprak yutunca, masal gibi anlatacaklar,
Var mıydım? Yok muydum? Karıştıracaklar!
Tabi ki!
Gereği de o...
Tanıyanlara masal olduğum zaman!


Merhum Şinasi Korkmaz'ı Saygıyla Anıyorum! (05.01.2009)

fleurs_autre007_1_.gif

resim_127.gif

domates_9501.jpg

Kim demiş ki Zara da Sebze, meyve yetişmez ! Bu tek domates 1200 gram. Bir Türkiye rekoru... 19.09.2007 Resim : İbrahim Özel

Kitabın fiyatı 15 YTL
Ödemeli adrese gönderilir
Posta ceki hesap numaram: 5054993
Ev telefon : 3468162897
GSM : 5468045706
E-mail :tevabilkaynar@mynet.com
Site adresim :http://tevabilkaynar.sitemynet.com
Kargo veya PTT ücreti alcıya aittir.(posta çeki hesabına 17 YTL olarak yatırılır, 15 YTL'si kitabin ücreti 2 YTL'si kargo ücretidir

Anket

Sitemi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Mesaj:

Özel Siteler

Zara Kültür Araştırma gurubu

Tanju Çataltepe

Sivaslılar Vakfı

Nurullah Okatan

gazetezara

Sivas Postası

Tüm Gazeteler

Naci Kaynar

Resmi Siteler

E-Devlet

Sivas Valiliği

Zara Kaymakamlığı

Zara İlçe Miileğitim Müdürlüğü

Zara Belediyesi

Cumhuriyet Üniversitesi

Ahmet Çuhadaroğlu M.Y. Okulu

Nüfus ve Vatandaşlık G.M.(Kimlik Sorulama)

Çevreli Kasabası(Muhat)


tevabilkaynar@mynet.com

tevabilkaynar.stemynet.com