ŞİİRDE ADALETSİZLİK DUYGUSU

"İnsanların çoğunda adalet sevgisi,
  adaletsizlik korkusu    yüzünden vardır." 
                   La Rochefoucauld 
 
 
Adalet nedir? Gerçek adalet var mıdır? Adalet tanrıçası Themis, 
Türk şairlerine yeterince eşit davranabilmiş midir? Bu sorulara 
yanıt verilebilmesi adalet kavramının kökenbilim anlamının ve y
apısının incelenmesine bağlıdır. Bu açıdan baktığımızda adalet 
kavramının gerçeğe ve ülküye yönelen başlıca iki yönü olduğunu 
görürüz. Herkesin (her şairin) insan olma onuru ile yaradılışına 
dayanan iç ve düşünce temizliğinde hak, töre ve insanlık duygularına 
karşılıksız bağlanışında beliren ülküsel anlamda adalet, hukukun 
ulaşmaya çalıştığı yeri belirtir. Gerçek anlamda adalet ise tümüyle 
bir uygulama sorunu olup, yasalarla ve yasaların uygulanmasıyla 
yakından ilgilidir ve burada amaç toplum (şairler) için en yararlı 
sonucun gerçekleştirilmesidir. Kuşkusuz kavram, gerçekliğe yönelen 
yanı ile daha geniş ve kapsamlı olarak geçerlidir. 
 
Toplum içinde barış, uyum, eşitlik, haklılık ve düzen yaratma gibi 
görevleri olan adalet, hukukun özü ve amacıdır. Herkesin (her şairin) 
yasalarla tanınmış hakkını vermek, yasalarla verilmiş haklara ilişmemek 
gibi sözlük anlamları yanında hukuku uygulayan devlet örgütlerini ve 
eşitlik ilkesini de betimleyen adalet, çok yönlü ve göreceli bir kavram 
olup, sözlükte verilen açıklamalar adalet kavramını tam olarak 
karşılayamamakta, adaletin yasalar ötesindeki boyutlarına ışık 
tutamamaktadır. Çünkü yasaların (şiir teamüllerinin) tam ve doğru 
uygulanması bir anlamda adaleti sağlar, ama her anlamda adalet 
için yeterli değildir. 
 
Doğal hukukçuların geliştirdiği bir kavram olarak toplumda yerleşen 
adalet duygusu ile birlikte gelişen karşıt bir duygu olan adaletsizlik 
duygusu ise günlük yaşam deneylerinden ortaya çıkan çok daha güçlü bir 
duygudur. Yaşam gerçekleri ve uygulamadan doğan sorunlar bu duyguyu sürekli 
beslemekte ve geliştirmektedir. Bu ise, adaletsizlik duygusunu doğuran 
nedenleri ortadan kaldırmak ve aksamaları önlemek konusunda adaleti önemli 
kılmaktadır. Adaletsizlik duygusu genel yasaların ve özel kararların canlı 
bir yapıcısı ve biçimlendirici unsuru olup, kaba güce karşı hukukun galip 
gelmesine yardım eder. 
 
Bu açıklamaların ışığında, Türk şiirinde gerçek anlamda adaletin var 
olduğunu söyleyebilir miyiz? Büyük kent-taşra ayırımının yapıldığı, 
zaman zaman taşranın acımasızca yerden yere vurulduğu, şairlerinin 
köylü kurnazlığı ile suçlandığı bir şiir ortamında eşitlikten ve 
düzenden söz edilebilir mi? Büyük kentte yaşayan şairlerin her türlü 
şiir etkinliğinde ve ürünlerinin dergilerde yer bulması konusunda 
taşradaki şairlere göre birkaç adım önde olduğunu söyleyemez miyiz? 
Taşrada yaşayan bir şair - kentli bir şair olsa da, çünkü bir kavram 
olarak taşralılığı şiirdeki sığlığın ve hamlığın betimleyicisi olduğunu 
bilsem (yine de taşra yerden yere vurulmayı hak etmiyor) ve taşrada 
yaşayan birçok değerli kentli şairin varlığından haberdar olsam da - ağzı 
ile kuş tutsa büyük kentin eski ve önemli bazı dergilerinde kendine yer 
bulabilir mi? Bazı dergilerce genç şairlere önem verme adına, şiire 
sonradan başlamış daha yaşlı fakat yüreği ve şiiri genç şairlerin ürünlerine
- ne denli güzel ve çağcıl olsa da - yer verilmediği/verilmek istenmediği 
bir gerçek değil midir? Ne yazık ki, bugün bazı yayınevleri genç şairlerin 
dışında kimsenin kitabını basmamaktadır, ki bunun mantığını anlamak güçtür. 
Önemli olan fiziksel yaş değil, şiir yaşıdır. Ülkemizde ve dünyada şiire 
kırkından sonra başlayan ve yeni şiirin izin süren yüreği çok genç şairler 
vardır. Bir şiirin yalnız tek bir dergiye gönderilebileceği, bir dergide 
basılan şiirin artık asla başka bir dergiye gönderilmemesi gerektiği, 
gönderildiği takdirde bunun etik olmadığı, yalnız gönderildiği derginin 
malı görülmesi gibi burjuva-mülkiyetçi bir anlayışı da şiirdeki 
adaletsizliklerden saymalıdır. Kanımca bu, son derece benmerkezci, 
sahiplenmeci ve ipotek altına almacı gerici bir yaklaşımdır, Şairin 
özgürlük alanını, iyi bir ürününü birkaç yerde yayımlatarak daha çok 
okurla buluşma, paylaşma isteğini ortadan kaldırmaktadır. 
 
İşte genel anlamda ve özel olarak da şiir bağlamında diyebiliriz ki, 
artık toplumun her kesiminde adalet duygusu yerini yavaş yavaş adaletsizlik 
duygusuna bırakmaktadır. Şiirde de, eşitlik ve düzeni etkileyecek olan, 
büyük kentin eski, köhne, kalıplaşmış, şaire üstten bakan, yanaşılmaz 
gücüne karşı hukukun galip gelmesine yardımcı olacak olan ve adalet 
duygusuna adaletsizliğin önüne geçilebilmesi için önlem alma içeriğini 
kazandıracak olan bu adaletsizlik duygusudur ve bu sürecin işlemesini 
beklemekten başka yapacak bir şey yoktur.

A.Uğur Olgar

[ Andız, Sayı: 9  ] 







  
                  







yazılar / anasayfa

>>Original Musiqi: "Vals Del Recuerdo" / Quinceanera - Richard Clayderman <<