NE ÇOK KALABALIĞIZ
bir çift gelincik yaprağı koptu
kelebeğin kanat çırpışından
suda kalabalıklaştık ilkyaz soluğu,
üşüyen köpük, yazılmayı bekleyen şiir
usuma doğayı sağmak geldi
sütü taşmış memelerinden, bir yeşil ki
ellerim bak..
bir börtü böcek kavgasından kaçan çığlık
aldı götürdü beni o haziran günlerine
öfkemin sır küpü çatladı
dökülen her anımsamada dillerin oldu - olacak
dillerime değdiremediğim
bütün kuşsuz dallarını budadık
üstünden mürekkebi kurumamış bulutlar geçen
memleket ağacının
tenha bir gülün kıyısında
sarıca arı, taşınmayı özleyen polen
ne çok kalabalığız bu dem..
A.Uğur Olgar
[ Öteki Düşkenar, Kül-Sanat Yayınları, 2008 ]
____________
ANHA MİNHASI YOK BU GORDİON HAYATIN
her tutkulu gecenin tan yağmurunda
rujla aynaya yazdı:
"son tufanındayım bu alize sevişmelerin"
oysa yolgeçen hanlarında pinekleyen satraplar
parçaladı, dudak kıyılarında tropikal gezinen renkleri
ceviz kınası elleriyle
ne aynanın sır(r)ı çözülebildi
ne geceler eksildi açık denizlerdeki
terk edilmiş gemilerin üstünde
tanrının dünyaya gönderdiği ilk günden geriye
kalan neydi, bir içim su gözlerinden,
dillerinden bir süzüm bal, son iklimde
bir tütüm(süz) köz yürekte..
anha minhası yok bu gordion hayatın
A.Uğur Olgar
[ Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Sayı: 29 - eylül 2009 ]
_____________
HANGİ GÜLÜNTÜLERİN İLK GEMİSİSİN ŞİMDİ
son gemi de çekip gitti
arkasında ağlantılı iskeleler bırakarak
çellosuz uğurlama bandosunun
denizbasmanı mersiyesinde tarifsiz bir aşk
yarım yamalak yaşanmış, öznesi saklı,
devrik cümleli bir yaradan sızan..
sevgisiz sevişilmiyor demek, söylemişti
hercai kelebek, konduğunda yüzük parmağıma
atlas çiçeklerinin arasında
kaktüs desem alınırdın belki, oysa farklıydın
dikenli gülden, çatlamış dudaklar için çöl ortasında
bir ıslamlık suyun vardı, cennete en yakın yerdin
baştan çıktığında körelmiş bıçak
arkaik bir iklimin yaşlı rüzgarında
hangi gülüntülerin ilk gemisisin şimdi...
A.Uğur Olgar
[ denizsuyukasesi, Sayı: 39 - temmuz/ağustos/eylül 2009 ]