MOLOZ PARK / KİTAP TANITIM YAZISI

"deniz kenarında, moloz parktı adı çocukluğun…
             kenarı olmayan bankları boş acının
                        artık hiçbir anne uğramıyor ıssız sevinçlere
                                  artık anneler… artık çok yorgun!" - S. Aylin Antmen


Güneyin poyraz yanığı yüzlü insanlarının kenti Silifke'de Göksu nehri 
kenarındaki güz parkında, bir bankta oturuyorum. Kargodan birkaç saat 
önce aldığım "Moloz Park"  adlı şiir kitabını tutuyorum elimde. Tepemde 
dinelen söğüt ağacı eğilip merakla bakıyor kitaba, bir sarı yaprak 
düşürüyor ayaklarımın dibine. Alıp özenle kitabın arasına koyuyorum. 
Park dile gelip "ben moloz değilim, bak deniz değil nehir kenarını 
yurt seçtim, ama benim de kenarlarım yok, ben de çocuğum" diyor. 
"Beni sayma, oturduğuma aldanma, acının boş banklarını 
duyumsayabiliyorum"  diye yanıtlıyorum. 
 
Kitap güzel ve karakteristik bir el yazısıyla adıma imzalanmış, 
şiirin son perilerinden biri olan sevgili S.Aylin Antmen tarafından. 
Güz göğünü anımsatan sarı hülyalı bir kapak, ilkin alıp götürüyor 
insanı o hüzün dönümlerine, doğanın kendini öldürmeye hazırlandığı, 
en karamsar olduğu o yaprak dökümü süremine.. Kitaba adını veren 
"Moloz Park"ın harflerinin arasına tek tek dizeler yerleştirildiğini 
görüyorum, ki çok çok küçük (ama içeriği ve şiirselliği çok çok büyük) 
olan bu dizeleri okuyabilmek için büyüteç kullanmak gerek. Ben de 
üşenmeden bir büyüteç bulup okuyabildiğim bu güzel dizeleri size 
aktarıyorum:
 
M/ gerisinde, pullarını sıyırır tüm solungaçlıların O/ ürperdi 
ipince ve o gün doğdu hades… L/geldim yeraltının, koynuna serilmeye; 
kam ışığımı çağırdı ateş içinden; O/ acı sularla küllenen bedenimin 
huşu içinde zamanda yankılanmasını izledim. Z/öğlen uykularında bal 
arıları gibi vızıldıyordu hayat bahara yetme dal rüzgarın oynaştığı 
hışırtılarını işliyordu/sesi doldu omuz başıma. P/çıkarken şehrin 
karanlığına güneş teslim etti sıcağı, ellerine  A/yüzü olmayan 
melunlar, biçim lütfedilmiş biçimsizlik  R/dişi tırpanların öğdüğü 
gelecekçi düşlerimizin rahminden ırmak olmalı bir ağzın  K/rüzgara 
tuttuğunda elbisen yapışmasın üzerine leke gibi istemem.

Kitap ön ve arka kapağı dışında tam 80 sayfa. Bazı şiirlerdeki uzun 
dizeler nedeniyle küçük punto yeğlenmiş. Sayfa numaraları yukarıda, 
soldaki numaraların sağında, sağdaki numaraların ise solunda küçük 
dik bir çizgi var. Sayfalara görsel bir güzellik katmış..
Aykut Osman Antmen'e adanmış olan yapıt Liman Yayıncılık tarafından 
şiir dizisinin turuncu serisinin birinci kitabı olarak yayımlanmış. 
Yayın yönetmenliğini ise sevgili şair dost Cengiz Orhan yapmış. 
Cengiz'i ve bu tür üretimlerin gizli kahramanlarından sayılması 
gereken kapak/dizgi uygulamacılarından biri olan  Ferdi Aydın'ı 
yürekten kutlamalı.. Ser Matbaacılık'ın da hakkını teslim etmeli..

"Işık dolu yarınlara" diye biten güzel bir sunu yazısından sonra, 
"İçindekiler" sayfası geliyor. Kitaba adını veren "Moloz Park" 
şiirinin adının, öteki şiirlerden ayrılması için bold (kalın) 
yazıldığını görüyoruz. İlk şiirden önce,  "ellerim çiçek 
kesilmemeliydi / savaşın ortasında" dizeleri beni alıp götürüyor 
Felluceli, Filistinli çocukların savaş ortasındaki acı 
gülüşlerinin yanına, "ellerimiz silaha dönüşmeliydi, fakat 
barış kurşunu atan çiçekten silaha"  diye mırıldanıyorum kendi 
kendime üzgüyle.. S.Aylin Antmen gibi duyarlı, uzun soluklu, 
küresel üstü şairlerin varlığını, gittikçe çığ gibi çoğaldıklarını 
düşündükçe yurt ve dünya barışı adına umutlanıyorum.
Dayımın ölümü nedeniyle gittiğim 2005 yaz ortası İstanbul'unda,  
S.Aylin Antmen,  Cengiz Orhan ve  Selçuk Erat'la tanıştığım günü 
düşünüyorum. Sevgili dayıma karşı son görevlerimi yerine getirdikten 
sonra, Silifke'ye dönmeden önce bir günümü şair arkadaşlarıma 
ayırmıştım. Cengiz'in bürosunda toplanmıştık, İstiklal Caddesinin 
Sadri Alışık Sokağına sapan köşesinde karşılamıştı beni Aylin. 
Ne güzel söyleşmiş, şiirler okumuştuk. Sonra da Mis Sokakta 
yönetimevi olan Şair Çıkmazı dergisini ziyaret etmek istemiş, 
ama sevgili Nilgün Polat ve Adnan Acar'ı bulamamıştık. Öğle 
yemeğini sevgili Selçuk Erat'ın yanında yemiş, birlikte 
fotoğraflar çektirmiştik. O gün, yakında şiir kitabının 
çıkacağını muştulamıştı S.Aylin Antmen.  Türk şiir ve 
edebiyatına güzel bir yapıt kazandıracağını gözlerindeki 
pırıltıdan, içi içine sığmayan sevecen ve heyecanlı yapısından, 
ipeksi konuşmalarından anlamıştım.

Beş bölüme ayrıldığını saptadığım kitaptaki şiir sayısı 
42. Kitabın arka kapağında Cengiz Orhan'ın betimlediği gibi; 
S.Aylin Antmen'in şiirlerinde ilk göze çarpan özellik, 
anlamların devinimini en ince ayrıntılarıyla yakalayıp eşsiz 
bir sözcük süzgecinden geçirerek şiirlerinde okuyucuya 
hissettirmesi, tinsel derinliğin ve düşünce gücünün izini 
sürmesi, okuyucuyu yüzeyde tutmaması. Zaman zaman köklerini 
antik dünyaya, mitolojiye salan, felsefe taşlarında bilenen 
özgün şiirleriyle gerçekten derin yazıyor şair. Her şiir 
kendi içinde bütünlük taşıdığı gibi, tüm kitaba yayılan bir 
bütünlük de söz konusu. İmgeler yerli yerinde kullanılmış, 
alışılmamış bağdaştırmalar yeğlenmiş, "şiir dizeyle yazılır" 
savını doğrulayacak denli ustaca işlenmiş dizelerle örülmüş şiirler..  
Aslında "Moloz Park" kitabını daha kapsamlı bir mercek altına alıp, 
masaya yatırarak incelemek, bütün şiirleri tek tek ele alarak 
irdelemek, ne demek istediğini, nasıl yazıldığını ortaya koymak 
gerekir. Çünkü burada tanıtmaya çalıştığımız yapıt, daha kapsamlı 
poetik bir incelemeyi gerçekten hak ediyor. Yayın hayatına son veren 
"Yaşayan Yarın" dergisinin yayın kurulu üyeliğinden ve "Litterature" 
dergisinin bir dönem genel yayın yönetmenliğinden de tanıdığımız 
S.Aylin Antmen'i gelecek  yıllarda çok büyük bir şair olarak 
anacağımızı çok iyi biliyorum.

"Moloz Park"taki şiirlerden seçtiğim birkaç dize S.Aylin Antmen'in 
şiiri hakkında daha iyi fikir verecektir:

"Ölümün kokusuna sinen çiçek ol / Bilgiyi doğur Yıldız Çocuğu" - 
"İnci Tohumu" adlı şiirden.

"her çocuk içinden susar / eli şeker kanayan çocukların / çavdar 
tarlalarına / giremeyişlerine - "Eskizlere Yazılmaz Hüzün" adlı şiirden.

"marcia duvarının az ilerisinde / öldüğü yerden doğardı elleri - 
"Marcia Duvarı" adlı şiirden.

"oyuncak gülüşlerim / sulu sepken akardı / gemilerim batarken" - 
"Yengeç Sevişmeler" adlı şiirden.

"ekose gülüşleri var tanrınızın / en olmasız, tiz bir ses / 
belleklere/ uykularda bölük pörçük sırıtan / güz çeşmesinde 
bir dilek oturması / akan suya ters dualar, ondandır - 
"Dilek Oturması" adlı şiirden.

"kesti ellerini yeryüzü, göğe sustu adam sesini / kadın dudaklarından 
içirdi usulca yataklaşan ırmağın sütünü" - "Döşsevi - I -" adlı şiirden.

"akmak sel gibi ateşin yataklarına / artakalanımızdan hamaklar kurup 
ağrıyan sırtımıza / sallanmak kendi üzerimizde / hiç yanmadan, 
kesmeden ince ip; / ayak parmaklarımızı / bir sıvı biçmek 
varlığımıza hayattan… - "VIII. Ateş Parkı" ndan.

"ellerini bağışladı Tanrı göğe, bileklerinden sızdı
Gözyaşı. Düştü yüze;  -  " 'Yüz Dünya' Üzerinde Yaratılışın 
Şiiri" adlı şiirden.


1981 İstanbul doğumlu olan ve şimdilerde, şiirler içinde yatan 
sevgili Can Yücel'in cennet mekanı olan Datça ile İstanbul 
arasında mekik dokuyan S.Aylin Antmen'i bu özgün ve titiz 
çalışması nedeniyle kutluyor, nice yeni şiir kitaplarına 
adını ve yüreğini yazdırmasını diliyorum.

* Moloz Park: Aylin Süreyya Antmen'in şiir kitabı

A.Uğur Olgar

[ Mor Taka, Sayı:  ] 







  
                  







yazılar / anasayfa

>>Original Musiqi: "Vals Del Recuerdo" / Quinceanera - Richard Clayderman <<