|
DİKKAT SANATINIZI ÇALABİLİRLER!
Bundan 3 ay önce (2008 mart başı) bir arkadaşım beni telefonla arayarak lise öğretmeni kardeşinin öğretmenlik yaptığı okulda tiyatro çalışması yaptıklarını, Moliere'in yazdığı "Hastalık Hastası" adlı oyunu çalışmaya başladıklarını, oyunu yönetecek birisini aradıklarını ve beni tavsiye ettiğini yardımcı olup olamayacağımı sordu. Ben de yardımcı olabileceğimi ve beni aramalarını söyledim.
Okulda çalışan öğretmen beni aradı. Kendilerine yardımcı olabileceğimi ve bana ödeme yapabilirlerse haftada 2-3 gün giderek, oyunculara bir taraftan eğitim verip bir taraftan da oyunu yönetebileceğimi, ödeme yapamayacaklarsa da yol masrafımı kendim karşılayarak ancak arada bir uğrayıp danışman olarak yardımcı olabileceğimi söyledim. Okul çok uzaktaydı. Ben Kocamustafapaşa'da oturuyorum, okul ise Ümraniye Kazım Karabekir Mahallesi'nde, 4 toplu taşıma aracı değiştirerek yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra ulaşabileceğim mesafedeydi.Yol masrafımı tahmin edebilirsiniz sanırım. Kendileri ödeme yapabileceklerini ve oyunu yönetmemi istediler.
Bunun üzerine 3 ay boyunca önceleri haftada 2 gün, daha sonraları 3 gün, son günlerde ise daha sık giderek (bu arada da bir işte gece nöbetleri tutarak çalışmaktayım) önceden tiyatro bilgisi olmayan 12 öğrenciyle uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda oyunu çıkardık. Bu arada beni çağıran öğretmen ve bir başka öğretmen de sorumlu öğretmenler olarak her provada yanımızdaydılar. Yapım aşamasında özellikle beni çağıran öğretmen İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan Moliere oyunlarına ait kostümler bulup getirdi. Hafif tamirlerle çok güzel kostümlerimiz oldu. Dekor için düşündüğüm ve kendilerine ilettiğim şekilde koltuklar bulundu. Oyuna eklediğim kabus sahnesi için aksesuarlar tasarladım, koltukları altın yaldız spray boyayla boyadım ve 2-3 gün süren atölye çalışmalarıyla oyuna ait aksesuarları el birliğiyle yaptık.
Provalar boyunca gerek sorumlu öğretmenler gerekse okul müdürü beni sürekli onurlandılar, emeklerimin büyük olduğunu, ben olmasam oyunun bu hale gelemeyeceğini söylediler. Sürekli sırtımı sıvazladılar ve saygı gösterdiler. Buraya kadar her şey gayet normaldi. Oyun artık biçimleniyordu.
Bu arada Profilo Alışveriş Merkezi Liselerarası Tiyatro Şenliği olduğunu öğrendik. Sorumlu öğretmen gerekli formu getirdi.Ben gerekli alanları doldurarak (oyunun adı, yazarı, yönetmenin adı, oyuncuların adı, oyunun kısa özeti v.b) hem baskı alarak elden,hem de e-mail yoluyla kendisine ilettim.Oyunun künyesini,oyun hakkında yazdığım yazıyı, oyunun müziklerini(müzik yerleştirme ve miksajı da benim tarafımdan yapıldı), provalarda çektiğim fotoğraflar ve kostümlerle ilgili yaptığım araştırmalar sonucu bulduğum resimlerle birlikte, hem elden verdim hem de kendisinin diz üstü bilgisayarına kopyaladım. Sonuç itibariyle oyun hakkındaki tüm dokümanlar kendisinde her zaman vardı.
Oyunun oynanmasına çok az zaman kalmasına rağmen ne sorumlu öğretmenlerden ne de 12 oyuncudan davetiyeleri görmediğim gibi sözünü bile duymadım 1 Haziran 2008 Pazar günü oynanacak ilk oyundan birkaç gün önce kendilerinden davetiye istedim. 30 Mayıs Cuma akşamı provadan sonra 5 adet davetiyeyi sorumlu öğretmen bana verdi. Davetiyeye baktığımda "Yönetmenler" diye yazılmış kısımda 2 tane sorumlu öğretmenin adının altında benim adım vardı, üstelik soyadım da yanlıştı "Aygül"yerine "Aygün" olarak yazılmıştı. Ayrıca oyunda başrol olan "Argan" karakterini oynayan oyuncunun soyadı tamamen yanlıştı."Çağın" olması gerekirken davetiyede "Gündoğdu" yazıyordu. Daha da kötüsü 2 tane oyuncunun adı ise hiç yazılmamıştı. Evime doğru giderken otobüste benim adımın sonradan davetiyeyle aynı renkte bir çıkartma kağıtla yapıştırılmış olduğunu gördüm. Bu çıkartmalar sadece bana verilen 5 adet davetiye yapıştırılmıştı. Bunun böyle olduğunu daha sonra kesin olarak gördüm ve öğrencilere sorarak öğrendim. Ama yönetmedikleri halde yönetmenler kısmında iki öğretmenin adı ve davet eden kişi olarak okul müdürünün adı çok doğru bir şekilde yazıyordu. 12 oyuncu, bir yönetmen ve iki sorumlu öğretmenden oluşan ekip davetiyeye göre 12 kişiye düşmüş ve oyunu yöneten kişinin adı hiçbir şekilde, hiçbir yerde yer almıyordu. Bu davetiyeler ki kendileri sürekli bilet diyorlar ve hızla 4 ytl den satılıyordu üstelik. 300 kişilik salona en az 400 kişilik davetiye satılmıştı. Oyunda seyircilerin en az 100 kişisi ayakta kaldı ve üst üste oyun izlediler.
Bu işin normal akışında davetiyenin baskıya girmeden önce bir çıktısı alınıp bu sorumlu öğretmene verilmesi ve onun da gerekirse yönetmene göstererek gerekli düzeltmeleri yaptıktan sonra tekrar düzeltilmiş çıktısını alıp onay vererek baskıya göndermesi gerektiğini herkes bilir herhalde. Üstelik bu davetiye aynı okulun bilgisayar öğretmeni tarafından hemen yanıbaşlarında tasarlanmış. Diyelim ki öyle olmadı ve yanlışlık yapıldı bu nasıl yanlışlıksa oyunu yöneten kişinin adı hiç yok ve "yönetmenler" dikkatinizi çekerim yönetmen değil yönetmenler yazıyor ve iki "sorumlu"öğretmenin adı var. O durumda yanlış davetiyeler iptal edilir ve hemen yenisi bastırılır ve en önemlisi bu durum oyunun yönetmeniyle paylaşılır birlikte çözüm yolu aranır. Bunun saklanmış olması ve oyuncu öğrencilerin susturulmaları bu işin bilerek yapıldığını ve kötü niyet olduğunu gösterir. Ertesi gün yani cumartesi günü oyundan bir gün önce sahne provası ve seyircili prova yapılacak ama bu durumun hesabını sormak üzere salona gittim. Gerekli konuşmaları hem oyuncu öğrencilerle hem de sorumlu öğretmenlerle yaptım. Öğrencilere de baskı yapılmış ve bana söylememeleri tembih edilmiş. Yani 15 kişilik bir ekip olduğumuz sanan ben meğerse tek başınaymışım da haberim yokmuş.
Ben bu durum karşısında gerekli tavrımı koyup hem öğrencilere bana söylemedikleri için hatalı davrandıklarını, hem de iki sorumlu öğretmene bu durumun tek suçluları olduklarını, benim oyun günü gelmeyeceğimi ama yaptığım rejiyi sırf çocukların saflığı, üç aylık emekleri ve heveslerine verdiğim değer nedeniyle kullanabileceklerini am yapılan işin ne kadar yanlış bir ve bu işin sorumlusu ve suçluların da iki sorumlu öğretmen olduğunu yüzlerine uzun bir toplantıyla ilettim. Karşılığında anlamsız savunmalar ve ağlamalar sızlamalar geldi. Çocukların ısrarı sonucunda oyuna ancak oyundan önce sorumlu öğretmenin açıklama yapıp hem benden hem de soyadı yanlış yazılan ve adları hiç yazılmayan 2 oyuncudan özür dilemesi şartıyla gelebileceğimi söyledim ve bunun için söz verildi. Bunun üzerine oyuna gittim oyundan önce gerekli konuşma yapıldı hatta gereksiz bir abartı içinde bana övgüler yapıldı. Oyun sırasında bizzat ses odasında oyunun ses kumandasını yapan bu sorumlu öğretmenin yanında olarak yardımcı oldum oyunun aksamadan tamamlanmasını sağladım. Oyundan sonra ise oyuna davet ettikleri Milli Eğitim Müdürü sahnede bana okul tarafından hazırlanmışolan ve üzerinde bu kez adımın ve soyadımın doğru yazdığı "Moliere'in "HASTALIK HASTASI" adlı oyunun hazırlanmasında vermiş olduğunuz emek ve katkılardan dolayı teşekkür ederiz. 01.06.2008 R.... Ç.... Okul Müdürü" yazan bir plaket, yine oyuna katılımımdan dolayı teşekkür eden bir katılım belgesi ve çiçek verdi. Geceyi Milli Eğitim Müdürü'nün katılımıyla çiçekler içinde (Mili Eğitim Müdürü ve okul müdürüne çiçekler verildi ki çiçeği tiyatro vermez asıl tiyatroya çiçek verilir) oyunculara ve bana sertifikalar ve plaket eşliğinde tamamladık. Bir nebze de olsa gönlüm alınmıştı ama yapılan şey çok kırıcıydı, çok üzücüydü.
Ama olay burada bitmiyormuş maalesef, daha göreceklerimiz varmış. 4 Haziran 2008 Çarşamba günü saat 16.00 da yine Ümraniye Belediyesi Kültür Salonu'nda ikinci oyun var. Saat 15.00’te salonda bu kez ikinci şoku yaşadım. Üstelik Kültür Salonunun sorumlusuna (bana verdiği kartta "Kültür Merkezi Koordinatörü" yazıyor bu kişinin) mail yoluyla, oyun fotoğraflarını ve oyunun künyesini atmış olmama rağmen, Ümraniye Belediyesi Kültür Salonu'nun bastırdığı Haziran ayı etkinliklerinde 1 ve 4 Haziran tarihlerinde A... Ü... Çok Programlı Lisesi "Hastalık Hastası" adlı oyunu da yer almış hem de benim gönderdiğim fotoğraflarla ve orda yönetmen olarak kim yazıyor dersiniz? Orda da bu sorumlu öğretmenin adı var hem de bu kez tek başına, diğer öğretmen arkadaşını da satmış bu kez. Üstelik oyunun üstünde ücretsiz ibaresi var.
Buradan da şu sonuç çıkıyor ki en başta söyledikleri gibi yanlışlıkla yapıldığı büyük bir yalan. Her şey en başından bilerek ve planlanarak yapılmış.
Maalesef bunu yapan insanlar eğitimciler ve bu ülkenin eğitim sistemi ne durumda, kimlere emanet. Bunlar öğrencilere çeşitli dersler veriyor ve öğretmenlik yapıyorlar.
Yapılan şey sanat hırsızlığı, reji hırsızlığı, emek hırsızlığıdır.
Bunu yapanlar köylü kurnazlığı içinde, az gelişmiş ülkenin kasaba zihniyetli küçük insanlarıdır ki bu insanlar sanki nikah ya da düğün salonu edasında tiyatro salonunun giriş kapısında seyirciye kolonya e şeker ikram ettiler.
Bütün bu olanlardan onların hiç bir ders alacaklarına dair umudum yok, hatta ellerine geçen her fırsatta bunu tekrar edeceklerdir. Ama umarım o çocuklar yaşananlardan ders alırlar ve onlara bu 3 ay içinde az da olsa bir katkım olmuştur hayat adına.
15 yıldır tiyatroyla ilgileniyorum. Çok fazla olumsuzluklarla karşılaştım ama ilk defa yönettiğim oyunun rejisi çalındı. Maalesef bu ülkede iyi bir şeyler yapmaya çabalıyorsanız hele hele bir de sanatla ve tiyatroyla ilgileniyorsanız bir çok zorluk ve sanatı kendi kişisel çıkarları için ve isimlerini parlatmak için kullanan insanlarla da mücadele etmeniz gerekiyor. İnadına sanat ve tiyatro yapmaya ve bu tür insanlarla mücadele etmeye devam edeceğim. Çetin Altan' da dediği gibi; "enseyi karartmayalım" değiştirmeye, dönüştürmeye devam edelim. Bir kişi bile kazanmak değerlidir.
Son söz olarak derim ki liselerde oyun yönetecek arkadaşlar dikkatli olsunlar etrafta sanat, reji ve emek hırsızları kol geziyor. Benim düştüğüm duruma düşmemek için kimseye güvenmesinler ve davetiye v.b basılacakların örnek çıktısını mutlaka görsünler.
Sanata gerçekten sanat olduğu için değer veren, kendi küçük isimlerini parlatmaya çalışmak için köylü kurnazlığı yapmaya çalışmayan insanların özellikle de eğitmen ve öğretmenlerin olduğu bir ülke dileğimle.
Tiyatro hayatın aynası değildir, hayat ancak tiyatronun kötü bir taklidi olabilir.*
Ümit Aygül
*Oyun Atölyesi'nin kulisinden alıntıdır.
Görseller için tıklayınız
YUKARDAKİ YAZIMA GELEN TEPKİ MAİLLERİ :
From: "Nimet Köse" (nimet.k@gmx.de)
Sent: Mon 6/16/08 1:24 PM
To: "Ümit Aygül" (umit_aygul@hotmail.com)
---------------------------------------
sayin Umit Bey,
Internetim bozuk.Bu nedenle yanit veremedim.Ben de yillardir haksizliklara karsi guclu olabilme ugrasi veriyorum.Bir kisi bile henuz yanimda yok.Bu aldirissizliklarda herkes mutlaka bir yerlerde yaralanir.
Benim de projelerimi alip kimbilir neler yapiyorlar?Ancak boyle dusunebilirim.Birlikte uretebilmek adina kimseden yardim bulamadim.Ama yanlis isler yapanlarin carki iyi donuyor,siz de goruyorsunuzdur.
Benim oyunlarimi hayata gecirmenizi isterdim elbette.Ancak duzgun dusunceli arkadaslarla bazi islerimi yurutebilecegime inaniyorum.Onlari da bulmak inanin cok zor.Herkes kendi disinda baskasina hayat vermiyor.Adina da sanat deniyor falan .Gorusmak uzere.Yazamazsam lutfen meraklanmayin.Internetim ne zaman acilir bilemiyorum.
Dostca kaliniz.
Saygilarimla.Nimet Kose
From: alpoge@superonline.com
Sent: Thu 6/12/08 8:27 PM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
-----------------------------------
Sayin Umit Aygul,
Degerli kardesim,
Iletinizi birkaç gun once bir hayli sinirlenerek okudum. Kizginliga çaresizlik de karisinca insan bir hayli fena oluyor. Hedefsiz (hedef bulamadiginiz) bir isyan duygusu içinde kahroluyorsunuz.
Birileri (ustelik bunlar bir de ogretmen) bazi seyleri, yazisiz (yazili olmalarina hiç de gerek olmayan) bazi kurallari, bazi davranis biçimlerini, temel bir dusunce yapisini bir turlu ogrenemeyecekler mi?
Soyledigimin anlamsizligini bile bile, "geçmis olsun" diyecegim.
Bu noktada size danismak istedigim, izninizi almam gerektigine inandigim bir konu var.
Ben belli bir sureden beri, bir lisemizde uzun yillardan beri surekli olarak yapilan sahne çalismalarini inceliyorum. Bu arastirma, umuyorum bir yil içinde bir kitap olarak biçimlenecek. Konu beni ister istemez egitimde tiyatro, daha dogrusu lise ogrencilerinin yaptigi tiyatro hususunda genellemelere goturdu. Olasi modellerin uzerinde durmaya basladim. Bu çerçeve içinde sizin yasadiklariniz belirgin bir "ornek olay" oluyor. Bundan kitapta soz etmek, bu oykuyu kisaca kullanmak isterim. Acaba bunu yapmama izin verir misiniz? Istegimde daha belirgin olmak amaciyla sunlari da ekleyeyim: Olayi anlatirken sizin adinizi verecegim ve yolladiginiz iletiye gonderme yapacagim. Ama okulun adini soylemeyecegim. (Zaten iletinizde bu ad yok.) Olay kisa bir ozet halinde ana hatlarinin alti çizilerek aktarilacak.
Bu husustaki olumlu ya da olumsuz dusuncelerinizi yazarsaniz mutlu olurum.
Çalismalarinizda basarilar dilerim.
Sevgiyle
Atila Alpoge
From: sahnetozu@googlegroups.com on behalf of ümit kireççi (umitlila@yahoo.com)
Sent: Wed 6/11/08 10:54 AM
Reply-to: sahnetozu@googlegroups.com
To: sahnetozu@googlegroups.com
------------------------------------
Okullarda bu tarz olaylar cok yasaniyor sevgili adasim. Kabaca "kendi coplukleri" olan alanda Ogretmenlerin oyunlari bitmiyor, bitecek gibi de gorunmuyor. Cocuklarimiz da bunlara emanet ya o da ayri bir sey.
Yalniz okullardaki bu denetimsizlik iki tarafli kullaniliyor. Bir cok tiyatrocu (!) arkadasimiz paralarini alarak ortadan kaybolabiliyor oyun sahnelemeden. Magdur olan cocuklar veheveslerinden bahsetmeye gerek bile yok.
Gecen sene ders verdigim okulun kursa katilan ogrenci sayisini 15'den 38'e yukseltmis yil sonunda da cok keyifli bir gosteri koymustum sahneye. Bu sene bu sayi 55'e yukselmis ama ben askerde oldugum icin baska bir hanim hoca gelmis. Derslerden umdugunu bulamayan (ya da bana alistiklari icin bahane bulan) kursiyerler surekli azalmis ve paralarini odemis, rollerini calismis, kostum bile almis oyuncu kadrosu oyun oynamayi beklerken hocalarinin "turneye" ciktigini ogrenerek yikilmislar. Askerden gelince okuma bayramina hazirladigim ilkogretim 1. sinif ogrencilerime her gittigimde cocuklari yilmis goruyordum. Mudure "ben sahnelerim uygun gorurseniz" dedim ama "parasini aldi gelsin kendi yapsin" yanitini aldim. Oyun oynanmadi, okul da bu hafta kapaniyor.
Anlattiklarinizin benzeri ve aynisi bir cok kez benim de bircogumuzun da basina geldi. Okullar fazlaca denetimsiz ve kalitesiz ogretmenlerin elinde. Buna mukabil meslekdasim oldugunu ileri suren bazi dostlarin yaptiklari da bir o kadar incitici.
Paylasmak istedim. Gecmis olsun.
From: mahir kanyilmaz (mahirkan@yahoo.com)
Sent: Wed 6/11/08 6:49 AM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
--------------------------------
Adamım merhaba,
Yaşadıklarına üzüldüm. Malesef bütün öğretmenler mükemmel hatta iyi değil. Kimbilir nekadar hava yapmışlardır dandik kurnazlıkları sayesinde............
kendine iyi bak.
From: gılman kahyaoğlu (kitibil@gmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 9:22 PM
Reply-to: sahnetozu@googlegroups.com
To: sahnetozu@googlegroups.com
------------------------------------
Sayın Ümit Aygül; yazdığınız yazıyı sonuna dek ve dikkatle okudum Emeğin her türlü istismarı içimde isyana neden olur ama sizin de belirttiğiniz gibi bir öğretim kurumunda öğretmenlerin yapmış olduğu bu davranış içimi daha da acıttı Bir çeşit oyun içinde oyun olmuş işte tiyatro bunun için hep var olmuş ve olacaktır Konudan ders çıkarmak gerek hem bu yazıyı ilettiğiniz hem yaşananlara ramen emeğinizi sakınmadığınız için size teşekkürlerimi iletiyorum Esenlik dileklerimle
From: AYÇA S (ayyyca@gmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 9:22 PM
Reply-to: sahnetozu@googlegroups.com
To: sahnetozu@googlegroups.com
-----------------------------------
MERHABA ÜMİT BEY ,
BÜYÜK HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ OLDUĞUNUZU AKTARDIĞINIZ YAZI VE GÖRSEL BİLGİLERLE GÖRDÜM..PEKİ , BU KONUDA NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ ? MERAK EDİYORUM ?
BAŞARILAR
From: sungur19 (sungur19@gmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 8:01 PM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
--------------------------------------
BÖYLE BİR ŞEY YAŞAMIŞ OLMANA ÇOK ÜZÜLDÜM.KADINLARDA BU TÜR KAPRİSLER HEP VARDIR.HALA ÖĞRENEMEMİŞSİN...
From: lale saraçoğlugil (saracoglugil@hotmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 4:26 PM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
----------------------------------------
yahu nasıl denyo bunlar sen peygamber gibi adamsın be ben olsam sahneyi basardım.emeğede saygıları kalmamış artık emekcilerinde pes.sana kolay gelsin başın darda kalırsa beni çağır nasıl şarlanır gösterem.kocaman öpüyom.
From: banu zdemir (banunun@hotmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 8:07 AM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
---------------------------------------
canım benim, çok üzüldüm ve eğitimin içinden birisi olarak bir kez daha utanç duydum. öğrencilerine ne kazandırabileceklerini sanıyor bu zavallılar.acizler.yetersizler.çapsızlar ve daha aklıma gelen v e dile dökmeyi kendime yakıştıramadığım pek çok sıfat sahibi yaratıklar. aynı mesleği, aynı ülkeyi, aynı evreni paylaşmaktan utanç duyuyorum.
From: devrimkilic@yahoo.com
Sent: Tue 6/10/08 8:00 AM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
--------------------------------------
dostum merhaba yazıyı, senı yakınen de tanıyan bırı olarak oldukcauzuntu ve kızgınlıkla okudum. sastın mı dersensasmadım ama. malesef oyle bır ulkedeyız ve zaten busebeple ulkemızın medenı ulkeler sıralamasında yerıbellı.sonucta ben ve benım gıbı senı tanıyanlar zaten emeksahıbını kendı ıclerınde onurlandıracak ıclerınde onakarsı olan saygıyı buyuteceklerdır.ayrıca calıstırmıs oldugun cocukların hayatındamutlaka cok guzel gelısımler yarattıgına ınanıyorum.veyıllar sonra hatırlayacakları egıtımcı, hıc ogretmenolmamıs olmana ragmen, rejı hırsızı ogretmenlerıyerıne sen olacaksın muhtemelen. sındırılmıs bırulkede, notlarla ogretmenlerıne baglı cocuklara dakızmak haksızlık olur.yanında oldugumu ve yaptıklarınla gurur duyan bırarkadasın oldugumu hısset ıstedım.bu arada bence bu tepkılerını bızle paylasmaktan daote ilce il milli egitim mudurluklerıne kulturbakanlıgı ve mıllı egıtım bakanlıgında ulasabılırsenyetkılılere gondermenı de tavsıye ederım..muhtemelenyoktur ama belkı de bu ıslere duyarlı bırkac kısıvardır gorev basında.yakında gorusmek uzere ( ıstanbulda ya da ankarada )sana calısmalarında basarılar dılıyorum. devrım
From: GİBİ YAPANLAR (gibiyapanlar@gmail.com)
Sent: Tue 6/10/08 6:56 AM
To: Ümit Aygül (umit_aygul@hotmail.com)
---------------------------------------
Sevgili Aygül,
Kesinlikle seni anlıyorum. Lanet olsun böyle eğitimci bozuntularına! Ben ta lisede okurken tiyatro kolu öğretmenleri bunları yapardı demek hala yapıyorlarmış.
SANAT... EĞİTİM... TEMBELLİK... adlı yazım da eğitimci bozuntularına bir göndermedir.
Sevgiler...
Kemal Oruç
www.kemaloruc.com
27 MART
Günümüzde ve ülkemizde hala bazı şehirlerimizde çok zor şartlara rağmen tiyatro yapılabiliyor olabilmesi sevindirici.
Bizim bulunduğumuz kent olan Antalya'da malesef en büyük sorunumuz tiyatro salonu eksikliği. Oyun çıkarıyoruz ancak sahnelemek için boş salon bulmak çok zor. Çünkü yeterli sayıda tiyatro salonu yok. Ama, en azından var ve az sayıda da olsa oyun sahneleyebiliyoruz. Malesef bütün şehir ve kasabalarımız için bu geçerli değil. Bir çok şehir ve kasabada hiç tiyatro salonu yok.
İsteğimiz şehir merkezinde onlarca büyüklü küçüklü gerçek tiyatro salonlarının olması ve bunu bütün Türkiye için istiyoruz.
Devletin ve yerel yönetimlerin öncelikle sahne konusuna el atması gerekli. Özel ve amatör tiyatrolara şimdi olduğundan çok çok fazla destek verilmeli.
Her ilde ve nüfusu belli bir sayıda olan her ilçede ya devlet tiyatrosu ya da belediye tiyatroları kurulmalı. İnsanlara daha çok tiyatro ulaştırılmalı. Devlet tiyatroları daha özerk bir yapıya kavuşturulmalı. Daha üretken hale getirilmeli.
Tiyatro ne kadar çok yere ve seyirciye ulaşırsa tiyatroya olan ilgi de o oranda artar.
Ülke genelinde daha çok amatör tiyatro kurulur. Amatör tiyatroların sayısı ve niteliği arttıkça Türk Tiyatrosuna büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
Devletin çok sağlam ve etkin bir kültür politikası olması gerekir. Kültüre, sanata ve tiyatroya ayrılan maddi kaynağın şimdi olduğundan çok fazla oranda arttırılması gerekir.
Tiyatro yapılan yerlerin, yapanların ve tiyatroların sayısı arttıkça niteliği de artacaktır.
Günümüzde nitelikli tiyatro yapan tiyatrolar var ama gönül isterki ülkenin her yanında yüzlerce nitelikli tiyatrolar olsun.
Tiyatro ve sanat dolu günler dileğiyle...
|
|
"Tarla Kuşuydu Juliet" Broşüründen
ÜÇÜNCÜ ZİL ÇALIYOOOR...
Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi ekolünden gelen tiyatro gönüllüleri tarafından kurulan Üçüncü Zil Tiyatro Topluluğu 2001 yılında yoluna "Fermanlı Deli Hazretleri" adlı oyunla başlamıştı. Amatör tiyatro serüvenimiz o günden buyana, her sezon yeni oyunlarımızla kesintisiz devam ediyor. Altı yılda; "Fermanlı Deli Hazretleri", "Kurban", "Ferhad, Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarı"nın Suyu", "Misafir", "Özgürlük Oyunu-Kadınlar Koğuşu", "Garip Hayvanlar Sirki"(Çocuk Oyunu) adlı oyunlar olmak üzere altı oyun sahneledik.
İşte altıncı yılımızda, 2006-2007 tiyatro sezonunda, yeni bir oyun olan Ephraim Kishon'un yazdığı, Demet Altun'un yönettiği "Tarla Kuşuydu Juliet" adlı oyunumuzla yine sahnedeyiz.
2005-2006 tiyatro sezonunda kurduğumuz eğitim biriminde, 24 katılımcıya diksiyon, hareket-ritm ve oyunculuk eğitimi verdik. Bu birimde eğitim alan katılımcılardan bazıları şimdi oyuncularımız arasında yer almaktadır.
Bugüne kadar oyunlarımızı ücretsiz ya da sivil toplum örgütleri ile işbirliği yaparak sahneledik ve sosyal hayata katkıda bulunmaya çalıştık. Bundan sonrada yolumuza bu şekilde devam edeceğiz.
Çeşitli yerlere turneler düzenledik ve Ankara ODTÜ, Denizli Belediyesi Amatör Tiyatro Festivallerine katıldık.
Tiyatroyu, maddi manevi bağı olmayan, bağımsız amatör tiyatroların daha ileriye götüreceğine olan inancımızla bağımsız ve deneysel tiyatro yapmaya çalışıyoruz.
Tiyatro binalarının yıkılmaya çalışıldığı, yeni tiyatro binalarının çok nadir yapıldığı, amatör tiyatrolara çok az destek verildiği, oyun sahnelemek için salon bulmakta zorluk çekilen, tiyatro yapmanın çok sancılı olduğu bir ülkede her şeye rağmen ve inadına tiyatro yapmaya çalışan bir avuç tiyatro gönüllüsüyüz.
Dileğimiz; daha çok tiyatro salonunun olması, tiyatroya önem verilmesi, sanatın ve tiyatronun önündeki tüm engellerin kalkması, amatör tiyatrolara özellikle oyunlarını sahnelemeleri için tüm kurumların salonlarını açması ve destek olması, daha çok profesyonel ve amatör tiyatronun olmasıdır. Bizler tüm zorlukları aşmak için mücadele ederek yolumuza devam edeceğiz. Her sezon karşınızda olmak için elimizden geleni yapacağız.
Toplumları sanatın geliştirip ileriye götüreceğine inanıyoruz. Gerçekleri ancak sanat yoluyla gösterebiliriz.
Bizler hayatla olan derdimizi tiyatro yoluyla sahneden söylemeye devam edeceğiz.
Bu ülkeye, tüm zorluklarına rağmen tiyatro binası kazandıran Oyun Atölyesi'nin kulisinde de yazdığı gibi;
"Tiyatro hayatın aynası değildir, hayat olsa olsa tiyatronun kötü bir taklidi olabilir."
Ve işte Üçüncü Zil Çalıyoor...
İyi seyirler.
Ümit AYGÜL
|