
|
|
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL ISINMA KÜRESEL ISINMA KÜRESEL ISINMA
Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.
Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir
Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.
Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,
yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.
Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.
Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.
Konu başlıkları
1 Etkileri
2 Dünya'nın ısınma tarihçesi
3 Nedenleri
4 Kaynaklar
Etkileri
Laguna San Rafael'deki buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişi, karşılaştırmalı uydu görüntüleriyle görülebilmektedir.II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu 2 kat, buna karşılık enerji kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m3 karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m3 olmuştur. ABD dünya nüfusunun %4'üne sahipken karbondioksit üretiminin %25'ini gerçekleştirmektedir.
The Observer gazetesinin Şubat 2004'te yayınladığı Pentagon'a ait Küresel Isınma Raporu'na göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde Avrupada birçok kıyı kenti sular altında kalacaktır. Guardian gazetesinde 2004 yılında yer alan Küresel Isınma haritasına göre bundan enaz etkilenen bölgeler Türkiye ve Ortadoğu ile kıyı kesimleri hariç Kuzey Afrika'dır.
Dünya'nın ısınma tarihçesi
Ölçümlere göre 1860-1900 periodunda denizde ve karadaki kûresel sıcaklık her ikisinde de 0,75 °C yûkseldi.1979'dan beri kara sıcaklığı deniz sıcaklığının iki katı hızla yükseldi. Uydudan yapılan sıcaklık ölçûmlerine göre alt troposferdeki sıcaklık 1979'dan beri 0.12 ile 0.22 °C arasında yûkselmiştir. 1850'den bir veya ikibin yıl önce dûnya sıcaklığının nispeten daha istikrarlı olduğuna inanılmaktadır.
NASA'nın uzay çalışma enstitüsünün hesplamalarına göre, güvenilir ölçümlerin yapılabildiği 1800'lerden beri 2005 yılı 1998'i geçerek en sıcak yıl olmuştur. Dünya Meteoroloji Organizasyonu ve BK İklim Araştırma Biriminin hesaplamalarına göre ise 2005, 1998 yılının ardından hala ikinci sıradadır.
İklim sistemi içsel ve dışsal(insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb.) nedenlerden etkilenmektedir. Klimatologlar dûnyanın bugünlerde ısındığı konusunda hemfikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.
Dünya'nın atmosferine karbondioksit (CO2) veya metan (CH4) eklenmesi dünya yüzeyinin ısısını yükseltmektedir; sera gazları doğal bir sera etkisi yaratmaktadırlar ve eğer bu etki olmasaydı dünya sıcaklığı yaklaşık 30 °C daha düşük olurdu ve Dünya yaşanılamaz hale gelirdi.
Atmosferdeki CO2 artışı Dünya'nın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe, yerini kara veya açık sular almaktadır. Her ikisi de buzdan daha az yansıtıcıdır ve böylece daha fazla solar radyasyon emmektedirler. Buda daha fazla ısıya, dolayısıyla erimeye yol açmaktadır.
|
|
2070'DE HERŞEY DEĞİŞECEK
Kuzey Kutbundaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Son 30 yılda buzulların yüzde 20si eridi. Kalan buzullar da 1970lere göre yüzde 40 incelmiş durumda ve 2070de tümünün yokolması bekleniyor.
Doğal sistemin yapısından dolayı şu anda 1960larda oluşan kirlenmenin sonuçlarının yaşandığına dikkat çeken bilim adamları, son 20-30 yılda oluşan daha büyük kirlenmeninin sonuçlarının yakında ortaya çıkacağını ve insanlığın tehdit altında olduğunu belirtiyor.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulu, küresel ısınmanın neredeyse artık geri döndürülemeyecek noktaya ulaştığını açıkladı. 114 ülkenin katıldığı uluslararası bir konferansta konuşan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulunun başkanı Rajendra Pachauri, Sadece çok küçük bir fırsat penceremiz var ve o da hızla kapanıyor. Kaybedecek bir an bile yok. Eğer insanlığı kurtarmak istiyorsak, acil ve çok radikal adımlar atmalıyız dedi.
Pachauri, Kuzey Kutup Bölgesinin Ocak ayında normalden 8-9 derece yüksek bir sıcak hava dalgasına maruz kaldığına dikkat çekti. Kasımda açıklanan, 300 bilimadamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbundaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Son 30 yılda buzulların yüzde 20si eridi. Kalan buzullar da 1970lere göre yüzde 40 incelmiş durumda ve 2070de tümünün yokolması bekleniyor.
Rajendra Pachauri, okyanusların ısınması yüzünden mercan kayalarının dörtte birinin de yokolduğunu belirterek,Doğal sistemin yapısından dolayı biz şu anda 1960larda oluşan kirlenmenin sonuçlarını yaşıyoruz, son 20-30 yılda oluşan daha büyük kirlenmeninin sonuçlarını yakında göreceğiz. İnsan ırkının hayatını riske ediyoruz diye konuştu.
Isınmayla ilgili bunca kötü haberin arkasında,fazlasayılmasa bile iyi denebilecek bir haber var,Yeni bir araştırmaya göre Antartika'yı çevreleyen sular,daha önce tahmin edilenden çok daha fazla ısı ve karbondioksit emiyorolsbilir.Bu,küresel ısınma hızının da düşmesi demek.Güney yarımküredeki batı rüzgarları son 30 yıldır güneye kaymakta.Yeni bir iklim modeline göre,güneye kayan rüzgarlar,Antartika çevresindeki suların yüzeyindeki ısı ve karbondioksiti soğuk ve derin sulara iletmede çok daha etkili olabilirler.Araştırmanın yürütüldüğü sırada ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Araştırmaları Dairesi,Jeofizik Sıvı Dinamiği Laboratuvarı,aynı zamanda da Princeton Üniversitesi'nde görevli olan Joellen Russell,yeni bulguların kendileini de şaşırttığını söylüyor."Bu durumun küresel ısınmayı yavaşlatabileceğini düşünüyoruz. Süreci ne durduracak ne de geriye çevirecek;yalnızca artış hızını düşürecek"Daha önceki iklim modellerinin rüzgarlr yönünden eksik kaldığını belirten araştırmacı,günümüz iklim koşullarınınn simüle edilmesi çabalarında bu modellerin,okyanusun sera gazı artışına tepkisi'ni ortaya çıkarmada yanıltıcı olabilecekleri açıklamasını yapıyor. Okyanusta depolanan ısının azalması demek.Aynı şey,en önemli sera gazı karbaondioksit için de geçerli.Ancak.... Atmosfer ısınndıkça okyanusa daha fazla ısı depolanması,ısınan suyun genleşmesi sonucunda deniz düzeyinin daha da hızlı yükselmesine neden olabilir.Okyanusa daha fazla karbondioksit eklenmesi de kimyasını değiştirerek suyu daha asitli duruma getirebilir.Bunun,birçok deniz canlısı için pek de hoş sonuçları olmayacağı açık.
|
|
|
|
|
Birkaç yıl öncesine kadar küresel ısınma denildiği zaman, herkesin aklına ancak korku filmlerinde görülebilen türden korkunç sahneler geliyordu. Gırtlağına kadar sulara gömülmüş Özgürlük Heykeli, veya tropik hastalıklardan kırılıp dökülen Eskimolar, tümüyle suların altında kalmış bir Venedik, kıyamet senaryolarının yalnızca birkaçı. Ancak son yıllarda iklim değişikliklerine ilişkin bilgiler çoğaldıkça, küresel ısınma tehtidinin politik ve bilimsel önlemlerle savuşturulabileceği umudu doğdu.
İnsanoğlunun yüreğine su serpen bilgiler özetle şunlar: Fizik kurallarına göre Güneş ışınları Yeryüzü'ne düştüğü zaman, Yeryüzü aynı miktarda enerjiyi Uzay'a geri yansıtır. Yeryüzü, bu bağlamda kızılötesi ışınları atmosfer içinden geçirir. Burada molekül kümelerinin oluşturduğu bir çeşit ''battaniye'' (başta karbon dioksit olmak üzere), giden radyasyonu bir süre tutarak, Yeryüzü'nün ısınmasına neden olur.
Moleküller seralardaki cam gibidir. Bu nedenle bu olguya sera etkisi adı verilmiştir. Sera etkisi, yeni bir olgu değil; Dünya'nın oluşumundan bu yana hükmünü sürdürüyor. Sera etkisi olmasaydı, Dünya'nın yüzey sıcaklığı -20 derece olurdu ve okyanuslar buz tutardı. Sonuçta Dünya'da yaşam olmazdı.
Böylece gelecek milenyumda sorulması gereken soru, sera etkisinin devam edip etmeyeceği ile ilgili değil, fosil yakıtı kullanmaya devam eden insanoğlunun atmosfere salacağı karbondioksitin sera etkisinde önemli bir değişiklik yaratıp yaratmayacağı ile ilgili olmalı.
Sera etkisine yol açan etmenler bilindikten sonra, gelecek yüzyılda Dünya'nın ne kadar ısınacağı konusunda bir tahminde bulunmak da çok zor olmayabilir. Ne yazık ki bu o kadar kolay değil. Dünya, çok karmaşık bir gezegen; bu nedenle Yeryüzü'nü bir bilgisayar modeline indirgemek o kadar kolay değil. Sera etkisiyle ilgili tüm tartışmalarda, Gezegen'i tek bir modele indirgeyememenin getirdiği bilinmezlik, kesin bir yargıya varmayı güçleştiriyor.
Yine de herkesin birleştiği tek nokta, atmosfere salınan karbondioksit miktarının giderek artması. Bugün günde 360 ppm (parts per million) olan karbondioksit miktarı, 1958 yılında 315 ppm; Endüstri Devrimi'nden önce ise yaklaşık 270 ppm. olduğu sanılıyor.
Buna bağlı olarak Dünya'nın sıcaklığının da son yüzyılda 0.5 derece arttığı tespit edildi. Bu arada yapılan ölçümlere göre 90'lı yıllar yakın tarihimizin en sıcak 10 yılı olarak kayıtlara geçti. Ancak bilimsel çevreler bu konuda çelişkili bir tavır sergiliyor. Kaldı ki değişik cihazlarla yapılan son uydu kayıtları, Dünya'da bir ısınma eğilimi olduğunu yalanlıyor.
Eğer orta derecede bir ısınma olduğu varsayımından yola çıkarsak, insanların bu olgudan sorumlu olup olmadıklarını ve gelecekte Dünya'daki iklimlerin nasıl değişeceğini görmek için bilgisayar modellerinden yararlanmamız gerekecek. Ne var ki modeller, Antartik Bölgesi'ndeki buzullardan, Sahra Çöllerindeki kumların yapısına dek pek çok değişkeni içerdiği için çok karmaşık bir görüntü veriyor.
Bu elektronik simülasyonlarda önemli bir yer tutan bulut veya okyanus akıntıları gibi etmenler hata kaldırmıyor; en ufak bir hesaplama hatası geleceğe ilişkin tahminlerde çok büyük yanılgılara yol açabiliyor. Geleceğe yönelik tüm bilimsel öngörülerde olduğu gibi bilim adamları bu konuda da yetersiz verilere dayanarak önemli kararlar almak zorunda kalıyorlar.
Küresel ısınmaya ilişkin en güvenilir tahminler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nden (IPP) gelmektedir. Bu konsorsiyumda 2.000'den fazla iklim bilimcisi çalışmaktadır. Son yapılan tahminlere göre, 2100 yılında Dünya'nın sıcaklığı 1 ile 3.5 derece arasında artacak. En iyi tahminle artış 2 derece olacak.
Tarihsel ısınma trendine bir gözattığımız zaman M.S. 950 ile 1350 yılları arasında sıcaklığın bugüne göre 1 derece fazla olduğunu görürüz. Bilim adamlarına göre bu zaman dilimi tarihin en düzgün, en zararsız hava rejimine sahipti. Oysa bundan 10.000 yıl önce, son Buzul Çağı'nda sıcaklık bugüne göre 5 derece daha düşüktü.
Geçmişte yaşanan bu sıcaklık dalgalanmaları bugün yaşansa, bazı bölgeler sular altında kalırken, bazı bölgeler kuraklıktan kırılacak ve sonuçta insanoğlu çeşitli hastalıklarla uğraşmak zorunda kalacak. Uygarlık, geçmişte bu değişikliklere maruz kalmış ve ayakta kalmış; ancak benzer değişiklikler bugün meydana gelse etkileri daha hızlı ve daha yıkıcı olacak.
IPP'nin tahminlerindeki bu farklılık insanların havaya saldıkları karbondioksit miktarının bilinememesinden kaynaklanıyor. Çünkü insanların küresel ısınmaya vereceği tepki bilinemiyor. Büyük bir olasılıkla insanoğlu aşırı karbonu kontrol altına alabilecek bir teknoloji üretecek.
Bazıları karbondioksiti kontrol edebilmek için bacalardan salınan gazı yeraltına vermeyi önerirken, kökten çözümden yana olanlar en başta karbondioksit üretimini kontrol altına almanın en akılcı yol olduğunu ileri sürüyor.
Bu görüş 1997'de 84 ulus tarafından imzalanan Kyoto Protokolu'nda dile getirildi. Ancak Amerikan Senatosu bu kararı onaylamadığı için ABD'de arabaların, santrallerin ve fosil yakıtı kullanan diğer kurumların ürettiği karbon miktarına yasal sınırlama getirilemedi.
Küresel ısınma konusuna aşırı tepki vermek ne kadar yanlışsa, gözardı etmek de o kadar yanlış. Alternatif enerji kullanımı ve karbon emisyonunu kontrol altına almak gibi sağduyulu politikaların geleceği garanti altına alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu tür önlemlerin küresel ısınma tehdidini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı şimdilik bilinmiyor, ancak en azından torunlarımız bu kararları aldığımız için bizlere teşekkür edecek.
|
|
|
|
Dünya iklim sistemi çok karmaşık bir bulmaca gibidir. Atmosfer, okyanuslar, okyanus akıntı sistemleri, kutup bölgeleri, ormanlar, çöller, buzullar, yanardağlar, insan etkileri dünya iklim sistemini etkilemektedir. Dünya'da karbondioksit oranında bir artışın meydana gelmesi dünyanın yavaş yavaş ısısının artmasına neden olacaktır. Böylece küresel ısınma dediğimiz kavram ortaya çıkacaktır. Küresel ısınmanın temel nedeni, sera gazlarının artışıdır. Bunların başında su buharı gelmektedir. Ancak insanların su çevrimine karşı yapabilecekleri birşey yoktur. Bunun yanında atmosferdeki öteki sera gazlarını insan etkileri arttırmaktır. Bu etkilerin başında da fosil yakıtlarının kullanılması gerekmektedir. Küresel ısınma bundan yüzelli yıl önce başlamış, bugün itibarıyla hızı artmıştır. Küresel ısınma, dünya yüzeyinde her bölgede aynı ölçüde olmayacaktır. Sıcaklık artışı kutup bölgelerinde daha fazla olacaktır. Neticede dağınık alanlardaki ve kutup bölgelerindeki buzullar eriyecektir. Neticede deniz seviyelerinde yükselmeler olacaktır. Deniz düzeyinin yükselmesi, kıyılarda toprak kaybına sebep olacak, aynı zamanda kıyılara yakın temiz su kaynakları denizle bütünleşecektir. Yazla kış, geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkının azalması gündeme gelebilecek, neticede bütün dünyadaki rüzgar desenleri etkilenecek, fırtınaların sıklığı, şiddeti ve yönleri değişebilecektir. Küresel ısınma neticesinde sıcaklıkların artmasıyla, aşırı sıcaktan insan ölüm oranlarında artışlar meydana gelecektir. Küresel ısınmayla böceklerin yaşam süreleri yaşam süreleri uzayabilecek bu da insanlar için büyük bir tehlike olabilecektir. Örneğin sivrisineğin yaşam süresinin uzaması halinde sıtma hastalığından insan ölümlerinde artış olacaktır. Küresel ısınma deniz sularının da ısınmasına yol açacak ve su içindeki ekosistemde büyük tahribatlar meydana gelebilecektir. Tarım ürünlerinin yetişme alanları ve yetişme koşullarında değişiklikler olacak, iklim kuşaklarında kaymalar olabilecektir. Küresel ısınma yalnızca sıcaklık artışına yol açmayacak yağış düzenleri de değişecektir. Kimi bölgeler aşırı miktarda yağış alırken, kimi bölgelerde aşırı kuraklık meydana gelecektir.
Bugün itibarıyla sera gazlarının üretimi dursa bile, atmosferdekiler sayesinde sıcaklık artışının 20-30 yıl sürmesi beklenmektedir. Başta Çin olmak üzere gelişmiş ülkelerin atmosfere saldıkları sera gazı miktarı her geçen gün artmaktadır. Sera ülkelerin atmosfere saldıkları sera gazı miktarları her geçen gün artmaktadır. sera gazı miktarını azaltmak için, kullanılan fosil yakıtların azaltılması gerekmektedir.
Sonuç olarak; atmosferimizdeki ısı tutan gazların her geçen gün miktarı artmaktadır. Bu da soğuması beklene dünyamızın ısınmasına yol açmaktadır. Şu an itibarıyla küresel ısınmanın ciddi sonuçları kendini göstermemiştir. Önümüzdeki yıllarda çevre koşulları dünya çapında yıkımlara yol açacaktır. Askeri değil ancak ekolojik güvenlik tüm ulusların en çok önem verdiği konu olacaktır. Sizce küresel ısınma ciddi bir problem mi?
Encacımız(sonumuz) hayrola...
Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.
Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir [1].
Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.
Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,
yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.
Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.
Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.
|
|