Beslenme alışkanlıklarımız genellikle,aynı öğünde yenilen çok çeşitli yiyecekleri insan midesi sindirebilir şeklindedir.Ancak sindirim olayının fizyolojik kimyası dikkate alındığında, sindirim olayından sonra vücudun ne kazandığı ve ne kaybettiği çok önemlidir.İyi beslenme, açlık duygusunu bastırmak için ayak üstü atıştırmak ya da aynı anda canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir; Belirli yiyeceklerin birlikte yenilmesi yiyeceklerin yeterince sindirilmemesine, midede asit oluşumuna, toksinlere neden olmaktadır.Trofoloji, yiyeceklerin birbirleriyle etkileşimini inceleyen bilim dalıdır; birbiriyle bağdaşan uygun yiyeceklerin seçilmesinin temelinde sindirimi sağlayan enzimlerin kimyası önemli yer tutar.Proteinli yiyecekleri sindirim için asitli ortam gerekirken, karbonhidrat ve nişastalı yiyecekler bazik ortama ihtiyaç olmaktadır; Et ve patates, hamburger ve kızartmalar, yumurta ve tost en kötü yiyecek kombinasyonların başında gelir.
Nişastadan dolayı ağızda başlayan pityalin salgısı etin sindirimi için gereken pepsin ve diğer asidik salgıları olumsuz etkiler. Ortaya çıkan indol, skatol, fenol, hidrojen sülfit, fenil propiyonik asid gibi toksik maddelerdir.
Yiyeceklerin birbiriyle etkileşimi konusu yüzyıllardır üzerinde çalışılan ve yaşamsal deneyimlerle doğruluğu kanıtlanan bilimsel deneyimlere dayanmaktadır.Genellikle tavsiye edilen;proteinle sebze veya karbonhidrat ile sebze grubunun birbiriyle bağdaştığı, protein ile karbonhidrat grubunun birlikte bağdaşmadığı şeklindedir.
Kavun ve karpuz hiçbir grupla bağdaşmadığı için yemeklerden 3 saat sonra yenilmesi, limonun ise; domates, salatalık, süt ve yoğurt ile bağdaşmadığı için farklı zamanlarda , en az 1 saat aradan sonra, tüketilmesi tavsiye edilir. Diğer yandan sindirim kimyasının dengelerini bozduğu nedeniyle yemek sırasında su içilmesi hiç tavsiye edilmemektedir.
İyi beslenme, besin değeri yüksek yiyeceklerin aynı öğünde tüketilmesi demek değildir.