Köşe Yazarımız Yaşar GEBEŞ

14.11.2009

BİR DEĞERLENDİRME

 

Değerli okuyucularım,

 

Öncelikle, 11.11.2009 Çarşamba günü Ankara Grand düğün salonunda yapılan AKKUŞLULAR TANIŞMA- DAYANIŞMA VE EĞİTİME DESTEK ETKİNLİĞİ’ne katılan bütün katılımcılara ve Akkuşlu hemşerilerime en kalbi duygularımla teşekkür ediyorum.

 

Bir eğitimci ve idareci olarak biliyorum ki; bu tür etkinlikler çok kolay bir şekilde gerçekleştirilmez. Emek ister, zaman ister. Her şeyden önemlisi gönüllülük ve özverili bir çalışma ister.

Bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen bütün şahıs ve sivil toplum örgütlerine, bir Akkuş’lu olarak teşekkür ediyorum.

 

Bu toplantının, eksiğiyle fazlasıyla, bir de ilk olması hasebiyle muhteşem olduğu söylenebilir. Bu gecede her ne kadar kalabalık bir katılımcı kitlesi mevcut ise de, Ankara’da ikamet edim de toplantıya katılamayan kitlenin daha çok olduğunu düşünüyorum.

 

Bu toplantı, adından da anlaşılacağı üzere, uzun yıllardır bir araya gelme, hasret giderme imkanı bulamayan insanlarımızı, dostlarımızı bir araya getirmiş, kısa da olsa hasret gidermelerine vesile olmuştur. Sanal alemde tanıyıp, gerçek ortamda hiç yüzünü görmediğimiz gönül dostlarımızın elini sıkma imkanı bulduk. Kimini bıyığından, kimini saçından, kimini saçsızlığından tanıyarak, “aaa… sen de mi buradasın … bey” diyerek kucaklaşma şerefine nail olduk. Bu sebepledir ki, bu toplantı en azından gönül köprülerinin kurulmasında son derece isabetli bir çalışma idi.

 

İnternet sitelerimizin duyurularının dışında, gurbetçi kardeşlerimizin birbirlerini telefon ile arayarak bu toplantıya katılmalarını sağlamaları ayrıca bir heyecan verici oldu. Toplantıyı organize eden görünen kahramanlar kadar, kendi çapında katkıda bulunan ve isimsiz kardeşlerimize de buradan teşekkür ediyorum.

 

Akkuşlu olunca, Akkuş ile ilgili böyle bir gece de elbette ki milliyetçilik duygularımız kabarıyor. Bazen hissi davranabiliyoruz. Bu güne kadar bu anlamlı gece hakkında yazanların yazılarını (yazılanlar az da olsa) okudum. Hep güzel yönden bakmış, bardağın dolu tarafı yazılıp çizilmiş. Elbette ki bu önemli ama bir de başka açıdan bakmak gerekir diye düşünerek bu yazımı yazmaya karar verdim.

 

Katılımcı konuşmacıların ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçenlerin hemen tamamına yakını konuşmalarında olumlu çalışmalardan, Akkuş’un güzelliğinden, kuru fasulyesinden, mısır çorbasından bahsettiler. Daha çok mide ile ilgili sözler edildi. Ruhumun okşandığını, eğitim açlığımın giderilmeye çalışıldığını bana hissettiremediler. Genellikle siyasi ve politik söylemlerde bulundular, tabiri caiz ise bal yoku parmağı dudağımıza sürdüler ama ne balın tadını alabildik ne de bal tasını gösterdiler. Sadece ara gazı verip, hamasi sözlerle gürültüye boğdular. Sanırım ne söylemeye çalıştığımı geceye katılanlar anlamışlardır.

 

Sivil toplum kuruluşlarının konuşmalarını kısa tutarak katılımcıları sıkmamaları olumlu bir düşünce idi. Ancak, orada mevcut hükümetin en gözde şahsiyetleri var iken hiçbir somut istekte bulunamayışları veya böyle bir denemelerinin olmaması bir o kadar olumsuzdu. Gördüğüm kadarıyla toplantı bir şova dönüştü. Akkuş Milli Eğitim Müdürlüğü yaptıklarını, siteler kaç yıllık olduklarını, muhtarlar ise devletin asli görevleri arasında olup da yaptığı birkaç çalışmayı övdü durdu. Kimse NE YAPILABİLİR, NELER YAPMALIYIZ, NASIL BİR YOL TAKİP ETMELİYİZ… bunların konuşulması gerekirken bunlara deyinilmedi.

 

Akkuş Milli Eğitim görevlileri, büyük bir titizlikle istatistikler hazırlayarak slayt olarak bizlere sundular. Emeği geçen arkadaşlarımı kutlarım. Ancak bu veriler rakamlara boğulmadan daha anlaşılır ve daha öz olabilir ve dinleyicilerin ilgisini çekebilmek için hafif fon müziği ile renklendirilebilirdi. Yapılanlar elbette ki sizlerin başarısıydı. Ama, yapılması gerekenlere daha çok ağırlık verilebilirdi. Çayıralan gibi merkezi bir beldenin bir liseye kavuşturulması hususunda bir öneri yapılabilirdi. Hazır siyasiler de varken, fiziki ve sosyal şartlar kısaca özetlenerek, isteklerde bulunulabilirdi.

 

Sade vatandaş olarak katılan katılımcılardan konuşmacılar seçilebilir, duygu ve düşünceleri paylaşılabilirdi.

 

Akkuştaki her meslek grubundan bir konuşmacı belirlenerek o konudaki olumlu ve olumsuz bilgi birikimleri paylaşılabilirdi.

 

Konu eğitim olunca, emekli bir öğretmenin hayatında unutamadığı bir ya da birkaç anısı paylaşılarak geceye ayrı bir renk katılabilir ve katılımcıların dikkatleri toplanabilirdi. Şimdi bu cümleleri okuyan kardeşlerim, “bu hoca da ne demek istiyor, katılımcıların dikkati mi dağıldı ki…” şeklinde düşünce sahibi olabilirler. Ben de açıkça söyleyebilirim ki; evet. Sadece o geceye mahsus değil, monoton konuşmalar millet olarak bizleri sıkar, bir müddet sonra konuşmaları duymayız bile. İşin içine ilgi çekici anılar, hikayeler katılırsa pür dikkat kesiliriz. Öğrenciye ders anlatırken bile biz bu metodu hep kullanırız. Aksi takdirde öğrenci gözünün içine bakar ama ruhen sınıfta değildir.

 

Eğitim, sadece örgün eğitim kurumlarında yapılan bir olgu değildir. Her insan, her baba, her aile reisi bir eğitimcidir. Eğitim ailede başlar. Örgün eğitim kurumları kadar, sokakların da eğitim konusunda olumlu ya da olumsuz katkılarının olduğu dile getirilebilir, sıkıntılar ve çözüm önerileri velilerle paylaşılabilirdi.

 

Akkuş belediye başkanı sayın Ergüder EFİL Bey’in, kısa süreli de olsa bir eğitim ve öğretimcilik yanının olduğunu bu gece öğrendim. Herkes az çok bir eğitimcidir ama, öğretim ile de ilgilendiğini, sonradan eczacılığı tercih ettiğini öğrendim. Bunu öğrenmiş olmam neyi değiştirir? Çok şey değiştirir. Bir eğitimci, eğitimin problemlerini daha iyi kavrar. Bu sebeple, eğitim alanında mahalli idarenin imkanlarından yararlanma yoluna gidilebilir. Gene, Ergüder Bey’in konuşmalarında festival ile ilgili açıklamalarını beğendiğimi söyleyebilirim. Davul-zurna ve iki saatlik güreşle festival olmaz diyordu, Ergüder Bey. Doğru söylüyordu. Bölge ekonomisinin, el sanatlarının, kültürünün, tanıtılması adına da bir şeyler yapılmalıydı. Sayın Ergüder Bey, bu sene dar bir süreçte bunu başaramadığını söylerken, gelecek sene için de çok kapsamlı, bölge kültürünü, yaşantısını tanıtacak ve bölge ekonomisine katkıda bulunacak bir festival çalışmasının müjdesini verir gibiydi. Ayrıca, festival için yapılacak harcamaların yüksek okul için harcanması fikrini de olumlu buldum. Ama sonuç olarak, sebep ne olursa olsun, her ikisi için de gözle görülür bir hareketliliğin olmaması da üzücü tabi.

 

AKKUŞLULAR TANIŞMA- DAYANIŞMA VE EĞİTİME DESTEK ETKİNLİĞİ’nin bir ilk olarak bazı aksaklıklarla gerçekleşmesi elbette ki normal karşılanabilir. Ama bu bir ilk dedik. Yani bundan sonra devamı gelecektir. Öyleyse, bu toplantıda görülen eksikliler ve aksaklıklar dile getirilmeli ki bir sonrakine bu noksanlar giderilmeli. Yazımın başında da dediğim gibi, milliyetçilik duygusuyla her şeyi olduğundan fazla abartmak yerine görünen gerçekleri de dile getirelim ki, bu tür organizeyi yapacak olan kardeşlerimize yol göstermek bakımından yardımcı olmuş olalım. Kesinlikle bu bir eleştiri olarak algılanmamalıdır.

 

--İlk olduğu için bazı aksaklıklardan bahsetmiştim. Bunlardan birisi mekan ile ilgili sıkıntı. Çoğu katılımcılar ayakta kaldı. Belki bu kadar büyük bir katılım beklenmiyordu.

 

--Köydeki ve diğer kentlerdeki vatandaşlarımız ulaşılmış ama, Ankara merkezde oturan pek çok kardeşimize ulaşılamamış olduğunu gördüm.

 

--Salondaki servis hizmetleri oldukça aksak ve yetersiz idi. Bu mekanın personeli ile ilgili olsa da bir sonraki toplantı için dikkate alınması gereken bir konu diye düşünüyorum.

 

--Akkuşumuzun tanıtılmasında gerçekten özverili çalışan ve gönüllü hizmet eden site kurucu ve yönetici kardeşlerimizi yan yana görmek güzel bir duygu idi. Ama konuşmalarında rekabeti hissettirmiş olmaları, biraz bencil davranmaları hoş olmadı. Böyle bir yerde, Akkuşlu olmak kimliğinin dışındaki kimlikler bir kenara bırakılmalıydı.

 

--Akkuş Eren Turizmin, Akkuş’tan gidecek vatandaşlarımıza jest yapması, indirimli yolcu götürmesi takdir edilecek bir davranıştı. Ama toplantı günü erken bir saatte bir sefer düzenlenip, toplantı sonunda da geri dönüşü sağlansaydı, katılımcı sayısının artacağına inanıyorum.

 

--Bu toplantı hafta içi mesai günü değil de hafta sonuna denk getirilseydi, katılımcı sayısı gene artacaktı diye düşünüyorum.

 

Her şeye rağmen, güzel bir başlangıç, güzel bir düşünce idi. Bir sonraki toplantının daha geniş kapsamlı, daha planlı ve programlı olacağını düşünüyorum. Birinci toplantıda görülen aksaklıkların giderileceğini ve daha geniş kitlelere ulaşılacağını ümit ediyorum.

 

Bu gecenin gerçekleşmesinde emeği geçen bütün gönül dostlarıma ve katılımcı hemşerilerime bir kez daha teşekkür ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Akkuşlu olmak yetmez, Akkuş’u sevmek gerekir diyor, her şeyin gönlünüzce olmasını temenni ediyorum.

 

13.11.2009

Yaşar GEBEŞ

www.yesilakkus.com köşe yazarı


www.yesilakkus.com Köşe Yazarı Yaşar GEBEŞ

Yaşar GEBEŞ'in TÜM KÖŞE YAZILARI İÇİN TIKLAYIN
Geri Dönüş