Yüreğimin Yangın Yeri Gazze
Dünya milletlerinin, devletlerinin gözü önünde masum sivil halkı katlederek dünyaya güç gösterisi yapan Katil İsrail kana doymak bilmiyor. Bu kez yüreğimizdeki yangın yerinin adresi GAZZE. Temennim odur ki Firavun İsrail bir gün gelir de sırtını sıvazlayan ve her zaman destekçisi olan ABD ile birlikte masum Müslüman halkının kanı içinde boğulur.
Gazze’de yaşanan hayat, sergilenen sahne Müslüman aleminin ne kadar içler acısı durumda olduğunun göstergesidir. Büyük Türk Hükümdarlarından Bilge Kağan’ın meşhur bir sözü vardır: “Ey Türk milleti titre ve kendine dön”. Bu manidar sözü Müslüman alemine uyarlarsak çok yerinde olur: “Ey Müslüman alemi titre ve kendine dön”.
Kısa bir tarih gezintisi yapacak olursak, I.Cihan Harbinde Osmanlı’nın Filistin’inde içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesini terk etmek zorunda kalmasından sonra bölgede kan ve gözyaşı eksik olmadı. Asırlar süren Osmanlı hükümranlığı sona erdikten sonra, bölgede yaşayan birçok inançta ve etnik grupta insanın bulunmasını da fırsat bilen emperyalist Avrupalı devletler bölgede hakimiyet alanları oluşturmaya başladılar. Böylece çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu parçaladılar. Ortadoğu’nun zengin yer altı kaynakları ve stratejik önemi vardı. Bunu Avrupa çok iyi biliyordu ve elde etmek için gerekeni de gözünü kırpmadan yaptı.
Büyük bir güç dışardan değil ancak içerden çökertilir. Bir kez sistemin bir parçası bozulursa o sistemin dengesi bozulur ve çöker. Tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi. Bunun en güzel örneğini I.Cihan harbinde Osmanlıya karşı İngiliz ve Fransızlarla anlaşıp birlik olan Arapların Osmanlı’dan kopmasıyla gördük. Halbuki Osmanlı en kötü durumda, varlık mücadelesini verirken bile (II.Abdülhamit dönemi) yoğun istek ve baskı politikasına rağmen bir karış toprağını Siyonist Yahudilere satmamıştır. Biz Müslümanlar birlik olmadık, olamadık. Sömürgeci Avrupa, Ortadoğu’da “böl-parçala-yönet” siyasetini iyi uyguladı. Osmanlı sancağı altında huzur içinde yaşayan Müslüman alemi böylece sistemden, birlikten koptu. Osmanlıya cephe alan yada almayıp da Osmanlıdan kopan coğrafyalar böylece Batının güdümüne, hakimiyet sahasına girdi. Batının felsefesinde var olan hakim düşünce hakimiyet alanları sömürülmesidir. Kan ve gözyaşı pahasına da olsa sömürülür. Onlar için söz konusu olan kendi gelecekleridir.
Müslüman dünyasını geçmişte öyle parçaladılar ve bizi birbirimize öyle düşman ettiler ki Sömürgeci Avrupa, bu parçalanmışlığın vermiş olduğu rahatlıkla istedikleri politikayı rahatlıkla uyguladılar ve uyguluyorlar. Bu parçalanmışlıkta ve geri kalmışlıkta dış etki olduğu kadar asıl kendimizden kaynaklanan nedenlerde yok değildir. Birbirimize olan güven, saygı, adalet ve inanç ortaklığından uzak kaldık. Sorumluluklarımıza karşı sorumsuz kaldık.
Parçalanan Müslüman dünyasında oluşan demiyorum, oluşturulan devletler kendi çıkar hesaplarını yapmaktadır. Zaten bu oluşturulan devletlerin çoğunun başında Avrupalı liderlerin seçtikleri seçilmiş liderler vardır. Bu nedenle bu liderler Müslüman bir ülkeye yapılan saldırıda kayıtsız kalıyorlar. O ülkelerde halkın aksi yönde eylemleri, düşünceleri olsa bile kayıtsız kalıyorlar. Sözde barışı tesis etmek amacıyla oluşturulmuş Birleşmiş Milletler örgütü vardır. Bu örgüt gelişmiş süper güçlerin güdümündedir. Bunların içinde bir tane Müslüman devlet yoktur. Haliyle ne beklenir ki. Bu nedenle ezilen taraf hep Müslüman dünyası olmuştur ve olacaktır. Müslümanlara karşı eylemlerde sessiz kalmayı BM iyi becerir. Karabağ, Kosova, Irak ve şu an Gazze’de yaşanılanlara kayıtsız kalındığı gibi.
Yapılması gereken inançta, saygıda, siyasette, ticarette birlik olmak, birbirimizin toprağında gözümüz olmamalı. Birlikte karşılıklı etkileşim içinde eğitime, teknolojiye önem vermeliyiz. Eğitim-öğretimde öğrenci değişimleri yapmalıyız. Ortak bir geçmişimiz, tarihimiz olduğu unutulmamalı. Kaynaklarımızı Avrupa’nın sömürmesine izin vermemeliyiz. Ülkelerimizde açılan Avrupa kökenli okulların neye hizmet ettiğine dikkat etmeliyiz. Ayrıca özellikle Yahudi yani İsrail yapımı ürünlere para verip onların servetlerine servet katmamalıyız. Benim almamamla ne değişir denmemeli, az da olsa böylece safımızı belli etmiş oluruz. Herkes böyle düşünürse İsrail’in zenginliğine etkili bir darbe ineceği şüphe götürmez.
Netice itibariyle Gazze’deki katliam gösteriyor ki Müslüman alemi paramparça olmakla birlikte yaşananlara duyarsız ve kayıtsız kalmakta. Evet meydanlara dökülen duyarlı insanlar da var ama kuru sözlerle bir yere varılmıyor. Avrupa devletleri kendi aralarında nasıl etkili örgütler yani birliktelikler oluşturuyorsa Müslüman ülke liderleri da oluşturmalı. Aslında İKÖ (İslam Konferansı Örgütü) gibi örgütler var ama etkisiz kalmakta. Birlikte olmalıyız, güçlü olmalıyız. Hristiyan ve Yahudi dünyasının düzelmesini bekleyemeyiz. Zaten böyle bir durum hiç görülmemiştir ve de görülmeyecektir. Bu nedenle kendimize yani özümüze dönmeli tek peygamber ve tek kitabımızı rehber edinmeliyiz. Rehberimizin ışığında eğitime, ekonomiye, bilime, teknolojiye, orduya, siyasete önem vermeli ve birlik olmalıyız.
Yazan: MURAT BOLATLI MURAT BOLATLI'IN TÜM KÖŞE YAZILARI IÇIN TIKLAYIN
|