Köşe yazarımız Şükrü Sevindik

21.11.2009
ÖĞRETMEN OLMANIN HAZZINI TATMIŞTIM BİR KEZ DAHA

Bu kez Ordu Derinçay Başkotanı Mahalle İlkokulu’na düşmüştü yolum. İkinci sürgün yiyişimdi… Ordu İmam Hatip Lisesi'nin yanından bindik Kartal Memet’in arabasına… Karanlıkta geçtik Ulubey Kirazlık Köyü'nü, Harami’yi ve Dokuzdolambaç’ı… Darıcabaşı'na çıkmadan durdu Kartal Memet:

—Özel bir durum var, daha gidemem.

Şaşkındık. Arabayı durduran genç bir şeyler fısıldamıştı Kartal’ın kulağına… Tüm yolcular indik. Derenin kenarında ışığı yanan eve yürüdük. Geniş bir evdi. Ev sahibi güler yüzle karşıladı bizi. Soba yanıyordu. Yemek hazırlandı. Yedik. Çaylar içildi… Vakit hayli geç olmuştu. Öteki odada hazırlanan yatağı gösterdi ev sahibi;

—Sen yat, dinlen öğretmen. Misafirsin, yorgunsundur…

Sabah erken kalktım… Karabalçığa giden birisi ile yayan devam ettik. O kişi Karabalçık’taki öğretmene teslim etti beni. Birlikte sabah kahvaltısı yaptık. Öğretmen bir çocuk kattı yanıma Melet deresindeki tahta köprüye kadar… Su boz bulanıktı… Çocuk geri döndü. Ben devam ettim yokuş yukarı. Arazi dik mi dik. Patika virajlı… Sular hoplaya hoplaya akıyor… hayli yukarıdan bir balta sesi karışıyor derenin şarıltısına. İki dik yamacın arasındaki Melet deresinin özü korkutuyor insanı. Gayya deresi geliyor aklıma. Hüzünleniyorum:

—Neydi kabahatim? Neden düşmüştüm bu yollara? Kabahatim: Atatürkçü olmaktı. Toparlıyorum kendimi:
—Atatürkçü olmak kabahat değil olsa olsa şeref olur.
Diye düşünüyorum. Bir türkü mırıldanıyorum kendimce:

Kara düşle çopur sakal
Bağlayamaz yolumu.
Yemin ettim ahdim var
Yüceltmeye soyumu…

Öğretmenim, öğretenim
Önce Atatürk’ü, Türk’ü…
Başkotanı memleketim;
Var oldukça bende sevgi.

…………………………
……………………….....
Yokuşu çıktım. Okul gözüktü. Bir heyecandır basmıştı içimi. 1987’nin o 23 Nisan günü yetiştim törene… Lacivert elbiseli, uzun boylu bir öğretmen konuşma yapıyor. Öğrenciler, halk; kadın, erkek dinliyordu. Çocuklar beyaz yakalı. Ellerinde bayraklar, balonlar…

O, yol iz gitmeyen, elektriği olmayan köyde 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’na katılmanın verdiği haz silmişti tüm hüznümü. Yorgunluğumu…

Öğretmen olduğumun farkına bir kez daha varmış ve çok mutlu olmuştum.
www.yesilakkus.com Köşe yazarı Şükrü Sevindik

Şükrü Sevindik'in Tüm KÖŞE YAZILARI IÇIN TIKLAYIN
Geri Dönüş