za.korkmaz.sitemynet.com
Ana Sayfa English Deutsch Çocuk Sayfası Rüya Tabirleri Yemek TarifleriSerbest Köşe Tabiat Eczanesi Kitap Sayfası Konuklara Özel Foto Albüm Sohpethane Linkler Sayfam Arşiv

Arşiv

HZ. ÖMER (R.A.)'DEN NASİHATLER

1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.
2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.
3. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.
4. Sırrını gizleyen murâdına erer.
5. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır. 6.Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.
7. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.
8. Henüz vukû bulmamış şeylerden sorma.
9. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.
10. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.
11. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.
12. Düşmanlarından uzak dur.
13. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah'tan korkandır.
14. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.
15. Tâat ânında kendini zavallı gör.
16. Günah işlemek istersen sonunu düşün.
17. Herhangi bir işinde, Allah'tan korkanlarla istişâre et.

anilines.gif

MÜSLÜMAN

Müslüman her an uyanıktır. Allah'ın emir ve yasaklarına uyar. Kendisi Allah'tan razıdır. Haline şükreder. İşlediği günahlarına tevbe eder, tevbeyi elden bırakmaz.

Gayesi Allah'ın Rızasıdır. Farzları yerine getirir. Nafile ibadetlerle amellerini süsler. Kur'an'ın manasını anlayarak çokça okur.

Tüketiminde ve harcamalarında israfa kaçmaz. Spor yapar. Bedenini ve elbisesini temiz tutar. Güzel kokular sürünür. Saç bakımına ve kılık kıyafetine özen gösterir.

İlmi yitik malı gibi arar. Ölünceye kadar ilim öğrenir. Müslüman, ruhunu ibadet ve zikirle tatmin eder, temizler. İyi arkadaşlar edinir. İman meclislerine devam eder. Duayı dilinden bırakmaz, çokça dua eder. Akrabalarına karşı iyi, sadık ve yardımcıdır. Akraba ziyaretlerini ihmal etmez.

Komşusunu ihmal etmez. Müslüman olmasalar da, eğer dine karşı mücadele etmiyorlarsa insanlara, anaya ve babaya iyi davranırlar. Eşini ve işini İslam'a göre seçer. Hayatını İslami çizgide devam ettirir. Eşine karşı anlayışlı olur.

Çocuklarına karşı mesuliyetini bilir. Çevresinde iyi insan olarak tanınır. Terbiyede en güzel metodu uygular. Sevgi ve şefkatini hissettirir. İnsanlara

anilines.gif

FAİZ BATAĞI

Asırlar boyu yapılan tecrübeler ilâhî kitabın tesbitlerini doğruladığı halde kapitalist dünya bundan vazgeçmediği gibi zamanla faiz belası İslam ülkelerine de musallat olmuştur.
Allah Teâlâ Kitab'ında, "ribâ" diye bilinen faizi yasaklamış; faizin, mal-para, hizmet-para, mal-değerinde başka mal arasında yapılan ticaretten farklı olduğunu bildirmiş, ticareti helal kılmış, faizin servet ve refahı arttırmayacağını, helal kazancın hayırda kullanılmasının fertlere ve ülkeye zenginlik getireceğini, faiz yiyenlerin "cin çarpmış" denilen kimseler gibi olacaklarını, dengelerini kaybedeceklerini, kendilerine de zarar verecek davranışlarda bulunacaklarını... bildirmiştir. Asırlar boyu yapılan tecrübeler ilâhî kitabın tesbitlerini doğruladığı halde kapitalist dünya bundan vazgeçmediği gibi zamanla faiz belası İslam ülkelerine de musallat olmuştur. Özellikle son iki asırda giderek sayıları artan yenilikçi müslüman ilim adamlarının bir kısmı, meşru ictihad kurallarını zorlayarak -başka inanç ve kültürlerin etkisinde kaldıkları iuçin bir kere faydasına inandıkları- faizin İslam ülkelerine girmesinde önemli rol oynamışlardır. Bunlara göre Kur'an'ın yasakladığı faiz, Cahiliye döneminde yaygın olan, tüketim ihtiyacına yönelik, durmadan katlanan, zenginin yoksulu sömürmesine araç olan faizdir. Bugün bankaların uyguladığı faizcilikte bu olumsuz nitelikler yoktur, bu sebeple de yasak kapsamına girmez. Yenilikçilerin birçok konuda olduğu gibi faiz konusunda da yaptıkları, işin aslını faslını bilmeden, "Batı'da varsa iyidir" peşin hükmüne dayalı ve kendilerine göre "fayda" (maslaha) ilkesine bağlı bir yorumdur, ictihaddır (!) Bizim gibi düşünenler "faizin, azının ve çoğunun haram olduğunu, ondan müslümanlara hayır gelmeyeceğini, Batı'da sermaye toplamak için zorunlu bir teşvik aracı olarak görülen ve makul ölçülerde tutulan faizin de bizde alternatiflerinin bulunduğunu, ortaklık ve buna dayalı olan hisse senedi alım satımı, risk sermayesi uygulaması, İslamî usule göre kurulup işletilecek sigorta sistemi gibi yollarla da sermaye toplanabileceğini..." söyledikçe, yenilikçiler tepeden bakarak bize, eskimiş kafalarımızı değiştirmemiz gerektiğini söylemişlerdir.
Şimdi eskimemiş kafaların, İslam'dan da neredeyse cevazın ötesinde teşvikler bulan yorumlarıyla Türkiye'yi nasıl bir belanın ve zararın içine soktuklarına bakalım: Batı'daki benzerleri gibi faizcilik esasına göre çalışan bizdeki bankalar, amaçlarının aksine üretime katkıda bulunmamışlar, yatırımların yönünü saptırmışlar, ülke için yararlı yatırım ve üretimler yerine kısa zamanda dönen ve çok kazanç sağlayan alanlara kredi vermişler, bu krediler de çoğu kez dönmemiş; yani batmıştır. Bankalar faizci mudilerini (müşterilerini) ürkütmemek için yine de faiz ödemeye devam etmişler, batmamak için de devletten "mevdûâtın sigortalanması" avantajını koparmışlardır. Sanki ülkeye hizmet etmişler de halk da bu hizmete karşılık onların uğradıkları zararı karşılıyormuş gibi bir meşruiyet anlayışı içinde, batırdıkları parayı da bunların faizlerini de devlete/halka ödetmişlerdir. Bugün toplanan ek vergi dört milyar dolar civarındadır, bu vergiyi doğrudan veya dolaylı ödeyenler büyük çoğunluğu itibarıyla dar gelirli kesimdir, son günlerde kurtarılan; yani kötü üretim ve suiistimal sebebiyle parasını batıran beş bankanın halka maliyeti de dört milyar dolar civarındadır. Tehlikeyi hissettikleri gün bankaların önünde toplanan ensesi kalınlar mutlu; çünkü paralarını halk ödeyecek ve onlar refahlı hayatlarına devam edecekler, banka yöneticileri mutlu; çünkü kimsenin kimseye hesap sorduğu yok, sorsa bile işin ucu yukarılara dayandığı için bir yerde hasır altı edilecektir, parayı götürenler (devleti hortumlayanlar) mutlu; çünkü minareyi çalarken kılıfını hazırlamışlar, vicdan ve imanları da yoksa hiçbir cezaları yok demektir.
Gelelim devletin hazine bonosu satarak; yani faiz karşılığında zenginlerden (elinde fazlası olan İslam'a göre zengindir) ödünç para alarak sebep olduğu zulme. Devlet, önünde birçok başka imkanlar bulunduğu halde, ya hükümetlerin siyasi çıkarlarına veya bazı rant çevrelerinin menfaatine uygun düşmediği için bu makul imkan ve yolları kullanmamış; köklü, yapıcı ve ülke menfaatine uygun çözüm getirici tedbirleri devamlı ertelemiş, giderek arttırdığı faiz ile borç almaya devam etmiştir. Sonunda bu borçlar, daha önce alınan borçların faizleri ile memur maaşlarına yetmez hale gelmiş, yatırımlar ve hizmetler büyük ölçüde aksamıştır. Akıl başa geldiği için değil, Kur'an'a kulak verildiği için de değil, Avrupa bastırdığı için nihayet bazı tedbirler gündeme gelmiş, faiz batağından ve bunun da sebepleri arasında bulunduğu enflasyon canavarından kurtulabilmek için başka çareler aranmaya başlamıştır.
Bizim vicdanımız rahat, kafamızdan da memnunuz, ama başkalarını bilemiyorum.
(MUSTAFA İSLAMOĞLU)

anilines.gif

Tebliğ Etmek, Davetten Bir Parçadır

Kur'an-ı Kerim, davet kelimesi yerine "tebliğ" kelimesini de kullanmıştır. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Ey Rasul, Rabbından indirileni tebliğ et. Yapmazsan O'nun risaletini tebliğ etmiş sayılmazsın. Allah seni insanlardan koruyacaktır."
Bu konuda Rasulullah (s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır:
"Ben bir ayeti okuduğum zaman onu tebliğ edin."
Yine Kur'an-ı Kerim, davet kelimesi yerine insanlara karşı şahitlik yapma kelimesini kullanmıştır:
"Bu şekilde sizi vasat (seçkin) bir ümmet haline getirdi ki, insanlara şahit olasınız ve Rasul de size şahit olsun."
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Mü'minler, yeryüzünde Allah'ın şahitleridir."
"Şahit olan kimse burada bulunmayana tebliğ etsin."


anilines.gif

Af İle İlgili Veciz Sözler:

"Kerim odur ki mücâzâtı afv ede hasma,
Felek müsaade-i intikam verdikçe."
"Afv eyleyelim ki belki bilmez;
Bir sürçen atın başı kesilmez."
"Affetmek, zaferin zekâtıdır."
"Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır."
"Af, insanlık dilinin en tatlı kelimesidir."
"Suçludan öç almak, adalet; onu bağışlamaksa fazilettir."
"İnsan sevdiği müddetçe affeder."
"Affın en güzeli, hasmını ezmeğe güçlü iken yapılanıdır."
"Başkalarını sık sık affet, kendini asla!"
"Aptalı, sık sık bağışlamak onu ahlâksız yapar."
"Affetmek, güçlüyü daha güçlü yapar."
"Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affedin; Ama dininize ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyin."
"Zâlimleri bağışlamak, yoksullara cefâdır."
"Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir; yüreksizlerin tabiatında af diye bir şey yoktur."
"Affedebilirim, fakat unutmam' demek, 'affetmeyeceğim' demenin başka bir şeklidir."
"İyi geçinme, iki kimsenin kusursuz olmalarıyla değil; karşılıklı birbirinin kusurlarını hoş görmekle olur."
"Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur."
"Mâzeret, iyi insanların katında kabul görür."
Allah'ım! Sana, Kur'an'da öğrettiğin gibi duâ ediyoruz:
"Rabbimiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla. Sen bizim Mevlâ'mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı da bize yardım et." (Bakara: 2/286). [261]

anilines.gif

Allah'ın Affediciliğini İstismar Edip, Günahları Önemsememe:

Allah'ın rahmeti elbette ki çok geniştir. Ancak, O'nun engin rahmeti yanında, azabı da çok çetindir. Allah'ın rahmetinden ümit kesilmemelidir. Çünkü O'nun rahmetinden ancak kâfirler ümit keserler. Fakat, Allah'ın rahmetine güvenip de günahlara dalmak mü'minlere yakışmayan dengesizliktir. Mü'min için uygun olan, umutla korku arası yaşamak, takvâya sarılıp günahlardan cehenneme düşüyor gibi sakınmaktır.
"Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve ğarûr olan şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın." (Lokman: 31/33)
Şeytanın en önemli hilelerinden biri, insana kendini tümüyle temize çıkartıp, suçlarını itiraf ettirmemesidir. Böylece insan, nefsini avukat gibi müdafaa eder. Şeytanı dinleyen nefis, kusurunu görmek istemez; görse de yüzlerce te'vil ile kılıf bulur. Ayıbını göremediği için insan, suçunu itiraf etmez, istiğfar etmez ve şeytana maskara olur. Ancak nefsini itham eden kusurunu görür. Kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Kusurunu görse, o kusur, kusurluktan çıkar; insan hatalarını itiraf edince, tevbe eder ve affa müstahak olur.

KIZILDERİLİLERİN ANLAMLI ATASÖZLERİ

  • AĞLAMAKTAN korkma. Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşıyla temizlenir.

  • ARKAMDAN yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü böylece ikimiz de eşit oluruz.

  • BİR düşman çok, yüz dost azdır.

  • DÜŞMANIMI cesur yap. Onu yenersem utanç duymayayım.

  • DERİNİN rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyi, kötü de kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yarattı.

  • SU gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda ama kayadan bile kuvvetli.

  • YERYÜZÜNE iyi muamele et. O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.

  • KOMŞUN hakkında hüküm vermeden önce iki ay onun makosenleriyle yürü.

  • ÖLÜLER güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.

  • GÖZ ile değil yüreğinle hüküm ver.

  • KEHANET, muhtemel olayı kesin bir bakışla görmekten ibaret. Hava ya bulutlu olur ya da güneş açar.

  • HERKES bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz.

  • YANLIŞI gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçlu olur.

  • ŞEYTAN hakkında konuşma. Gençlerin kalbinde merak uyanır.

  • VERDİKLERİ sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve sonunda aldılar.

YARIN ÖLECEĞİZ

Yarın öleceğiz! Bir gün bütün düşünceniz yarın ölmek üzerine olsun. Nasibiniz varsa yarın da yaşarsınız. O bir günlük düşünce sizi farklı bir boyuta, bir yürek zenginliğine taşır. Taşındığınız yer, ölümün ve hayatın kesiştiği anlamlı bir yerdir.


Yarin öleceğiz! Su sokak çocuğunun üstünü başını düzmek, cebine bir harçlık vermek, ilk önümüze çıkan lokantada bir tas sıcak çorba ısmarlamak ve sonrasında iyi günler evladım, demek elimizin altındadır.

Yarin öleceğiz! Allah rızası için bir ekmek parası, diyen ve sahiden yüzünde bir ekmek parasına ihtiyacı olduğu hissi uyandıran dilenciye, al kardeş, bu senin bir yıllık ekmek paran, bir yıl ne olur ele-güne muhtaç olma demek elinizden ve dilinizden gelir; gelirse esirgemeyin.

Yarin öleceğiz! Radyodan anonsu duydunuz, kan grubunuz olan kandan bilmem hangi hastanenin acil servisinde can çekişen bir yaralının ihtiyacı var. Hiç vakit kaybetmeden, ise yahut eve geç kalmak pahasına ilk vesaitle hastaneye ulaşın ve kan bulunmuş olsa dahi yedek kan verin.

Yarın öleceğiz! Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun; sınıftaki en fakir öğrencinin gömlek ve ayakkabı numarasını alın, bir öğleden sonra, içinde gömlek, kazak, ayakkabı ve elbette kitap, kalem ve defter olan bir çantayı yüzünüzü göstermeden öğretmeni aracılığıyla o çocuğa iletin.

Yarin öleceğiz! Bir gün telefonu elinize alın, varsın bayram-seyran filan olmasın, uzak yakın bütün akrabalarınızı arayın ve onlara esenlik dileyin. Hallerini hatırlarını sorun.

Yarın ölecekmiş gibi yaşamıyorsak hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız...

anilines.gif

TCK ESPİRİLERİ

"Hırsız: Kaynak arayışı içinde olan girişimci vatandaş

Hortumcu: Hortumun emiş özelliğini parasal alana uygulayan buluş adamı

Rüşvetçi: ´Benim memurum işini bilir´ felsefesinin masum müridi

Sahtekar: Bir şeyin aynısını yapma derdindeki insan

Kalpazan: Merkez Bankası fahri çalışanı

Tecavüzcü: Güzellikler karşısında çaresiz kalan yiğit

Holigan: Döner bıçakla gezen spor düşkünü

Kaçakçı: Var oluşunu sınırlar ötesinde arayan macera tutkunu gezgin

Kapkaççı: Kadınların çantasında ne olduğunu çok merak eden macera tutkunu kişilik

Uyuşturucu satıcısı: Mutluluk peşindeki insanları hatır için madde bağımlısı yapan dost

Kadın satıcısı: Dostlarını birbiriyle tanıştırıp yüzdesini alan güzel huylu insan

Kiralık katil: Para ile kişiliğini satmayan mütevazi yaratık

Yankesici: Cebimizdekilere ilgi ve tutkuyla yandan yaklaşan muzip

Dolandırıcı: Saf vatandaşlara şaka yapan komik ruhlu masum

Mafya: Yasaların olmadığı bir toplumda işlerin daha kolay yürüdüğünü ispata yönelik özel kuruluş

Sömürücü: İşçiye iş verip para vermeyen güzel müteşebbis".




anilines.gif

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU
ÖZET, KARAKTER VE YAZARIN ÖZELLİKLERİ

Özet:

Yazar, Uzun yıllardan beri bacağından bir sorun yaşamaktadır. Bu problem, yazarın doktorların dediklerini uygulamamasından dolayı gün geçtikçe kendini hissettirmeye başlamıştır. Fakat yazar, Bu olayları annesine aktarmamamak için çeşitli bahaneler üretir ve annesini üzmek istemez. Yazarin akrabalarından olan bir paşa vardır. Bazı zamanlar paşaya giderken romanlar alır ve bu romanları gece yatarken paşaya okur. Bu Olay Paşanın çok HoŞuna Gİtmektedİr. Yazar PaŞanin Evİne Gİder. Orada Bİr KaÇ GÜn Kalirken PaŞanin Kizi NÜzhet İle Aralarinda Sicak Bİr İlİŞkİ BaŞlar. Fakat Bu İlİŞkİ BÜyÜdÜkÇe, Yazarin İÇİnde NÜzhet Sevgİsİ FazlalaŞtikÇa NÜzhet İle Daha Fazla Beraber Olmaya ÇaliŞir. Fakat Yazarin KarŞisinda Bİr Engel Vardir Kİ Oda PaŞanin Karisinin NÜzhetİ Bİr Doktorla Evlendİrmek İstemesİdİr.
Bİr GÜn Yazar PaŞanin Evİndeyken O GÜnÜn AkŞam YemeĞİne Doktorun Da GeleceĞİnİ ÖĞrenİr. Doktorun Adi Ragiptir. Doktor GeldİĞİnde Hemen Yemek Yenmeye BaŞlanir. PaŞa İle Doktor Arasinda GÜzel Bİr Sohbet BaŞlar. Fakat Bu Yazari Pek İlgİlendİrmez ÇÜnkÜ Onun İÇİn Önemlİ Olan NÜzhetİn Yemekte VerdİĞİ Tepkİdİr. Yemek Esnasinda PaŞa, Doktorla KonuŞtuklari Konu Hakkinda Yazara Bİr Soru Sorar Ve Onun Da GÖrÜŞlerİnİ Almak İster. Konuyu Tam Olarak Bİlmeyen Yazar Konu Hakkinda Pek De İlgİlİ Olmayan SÖzler SÖyler. Bu SÖzler PaŞanin HoŞuna Gİtmez Ve Aralarinda Bİr TartiŞma BaŞlar. PaŞa Çok Sİnİrlenİr. Ertesİ GÜn PaŞa Yazari Odasina ÇaĞirir. O Sirada PaŞanin Nİye Yazari Odasina ÇaĞirdiĞini ÖĞrenmek İÇİn De PaŞanin Karisi, PaŞanin Odasinda Oyalanir. Yazar İÇerİ Gİrer Ve PaŞa Hemen Ona Bİr Soru YÖneltİr Ve Doktor Ragip Beyİn Kizi NÜzhete Uygun Olup OlmadiĞini Sorar. Yazar Da Bu Konu Hakkinda KuŞkusuz Hayir Cevabini Verİr Ve PaŞa Da Onu Destekler Bİr BİÇİmde GÜler. O Sirada Odada Oyalanan PaŞanin Karisi Hemen Araya Gİrer Ve Bu DÜŞÜnceye KarŞi OlduĞunu Savunur. Daha Sonra Yazar Evden Ayrilmaya Karar Verİr Fakat Tam PaŞanin Evİnden AyrilacaĞi Sirada Annesİ Gelİr Ve Bİr KaÇ GÜn Daha PaŞanin Evİnde Kalmak Zorunda Kalir.
Eve DÖndÜklerİnde Yazar Uyurken, Ansizin BacaĞinda Şİddetlİ Bİr AĞri Hİsseder Ve Annesİne Bunu Haber Verİr. Annesİ De Yazari Sabah Hemen Bİr Doktora GÖtÜrÜr. Doktor Yazarin BacaĞini İnceledİkten Sonra Elİnİ Yikamaya Gİder Ve Daha Sonra Tekrar Yazarin Yanina Gelİr Ve YÜzÜnÜ BruŞturarak KÖtÜ Haberİ Verİr. Yazar Doktorlarin SÖylemİŞ OlduĞu Uygulamalardan HİÇbİrİnİ YapmamiŞ, Baston KullanmamiŞve AyaĞina Çok YÜklenmİŞtİr, Bu YÜzden De AyaĞi Kesİlme Noktasina Kadar GelmİŞtİr. Yazar, Annesİ Ve ArkadaŞlari Bu Duruma Çok ÜzÜlÜrler. Daha Sonra Yazar Ve Annesİ Şanslarini BaŞka Bİr Doktorda Denerler Ve Doktordan İyİ Haberİ Alirlar Ve AyaĞinin Kesİlme Durumunun Ortadan KalkabİleceĞİnİ ÖĞrenİrler. Fakat Bunun Sadece Dokuzuncu Harİcİye KoĞuŞunda Yapilacak Kontrollerden Sonra MÜmkÜn OlacaĞini ÖĞrenİrler. Yazar Bu KoĞuŞta Kalmaya Razi Olur.
Yazar, Bu KoĞuŞta KaldiĞi SÜrede Kendİnİ Yalniz HİssetmİŞ, GeleceĞİ Ve NÜzhetİ DÜŞÜnmÜŞtÜr. Yazar, KaldiĞi SÜre İÇersİnde Bİr Çok Pansumana Tabİ TutulmuŞ Ve Sonunda Fİnal KontrolÜ GelmİŞtİr. Yazar Amelİyat Olur Ve Amelİyattan Sonra AyaĞinin Kesİlmesİne Gerek OlmadiĞini SÖyler. Bu Olaya Yazar Ve Annesİ Çok Sevİnİrler Ve Yazar Hasahaneden Taburcu Olur...


Romanin Kahramanlari

Yazar: İÇİne Kapanik, Yillardir AyaĞindan Sorun YaŞayan, Doktorlar Ve Hastahanelerden BikmiŞ, İyİ Kalplİ Bİrİsİdİr.
Yazarin Annesİ: OĞlunun SaĞliĞi İÇİn Elİnden Gelenİ Yapan Bİrİdİr.
PaŞa: İyİ Kalplİ, Kizini Doktor Ragip Beye Vermek İstemeyen, Yazari En İyİ Dostlarindan Bİrİsİ Olarak GÖren Bİrİsİdİr.
Yazarin Karisi: Kizinin Doktor Ragip Beyle Evlenmesİnİ İsteyen, Yazari Bİr Mİkrop Olarak GÖren Bİrİsİdİr.
Doktor Ragip Bey: NÜzhetle Evlenecek Olan KİŞİdİr. ÖĞrenİm GÖrmÜŞ, MesleĞİnde BaŞarili Bİrİsİdİr.
NÜzhet: Daha Çok Yazarla Bİrlİkte Olmak İsteyen, Doktor Ragip Beyİ Sevmeyen Bİrİsİdİr...


Yazar: Peyamİ Safa

Roman Yazari Ve Gazetecİdİr. Psİkolojİk Romanlariyla TaninmiŞtir. Yazilarinda DÖnemİn Sİyasal Etkİlerİnden EtkİlenmİŞtİr. CİngÖz Recaİ Adli Yazi Dİzİsİyle İlgİ ToplamiŞtir. Psİkolojİ, Sosyolojİ, Edebİyat Ve Felsefe Alanlarinda Yazilar YazmiŞtir. Temel Konu Olarak İnsanlarin DÜŞmÜŞ OlduĞu KÖtÜ Durumlardan Ders Çikarmayi AmaÇlamiŞtir...

Eserlerİ::::. Mahşer, SÖzde Kizlar, Canan, Bİr Akşamdı

anilines.gif

Allah Haramdan Kaçanı Korur

Ünlü hükümdar Timur'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh (XV.y.yıl) babasının tersine bilime ve bilgine değer veren, dindar, halim, selim biriydi. Bilginlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki bilgin kişilerden biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.)

Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi. Başta hükümdar ve Nimetullah Efendi olmak üzere davetliler sofraya oturdular. Baş yemek kehribar gibi kızarmış bir kuzu çevirmesiydi. Herkes gibi Nimetullah Efendi de iştahla yiyor, yedikçe "Allah haramdan kaçanı korur" sözünü tekrarlayıp duruyordu. Hükümdar ve adamları da bıyık altından gülüyorlardı. Nihayet yemek bitti. Şahruh Nimetullah Efendi'ye sordu:

- Allah haramdan kaçanı her zaman ve her durumda korur mu?

- Evet korur, haramdan kaçana Allah haram nasip etmez.

- Ama hocam seni korumadı, sende bizimle birlikte haram yedin.

- Hayır, ben haram yemedim haramı siz yediniz.

- Boşuna iddia etme hocam, sofrada yediğimiz kuzuyu benim adamlarım çalmıştı, hırsızlık malıydı o...

- Olabilir, size haramdı, ama bana helaldi. Hükümdar lahavle çekti:

- Nasıl olur hocam, çalınmış bir kuzu bize haram, sana helal?

Nimetullah Efendi sözünü bağladı:

- Eğer inanmıyorsanız, kuzunun sahibini bulun sorun...

Gerçekten hükümdarın adamları çaldıkları kuzunun sahibini buldular. Yaşlı bir kadındı kuzunun sahibi. Kuzuyu çaldıklarını, pişirip yediklerini itiraf ettiler ve parasını ödemek istediklerini söylediler. Kadın parasını almayı reddetti ve kendilerine beddua etti.

- Ben o kuzuyu parası için değil, bu havalide Nimetullah Efendi diye mübarek bir zat varmış, ona ikram etmek için yetiştiriyordum, diye açıklamada bulundu.

fıkra
Türkcell Süper Ligi Puan Durumu
Şehirler Arası Mesafe
İl İl Türkiye Tanıtımı
Veda Hutbesi
Namaz Vakitleri
Yeni Doğan Bebeğin Bakımı
Keloğlan ve Sihirli Tas
Yemek Tarifleri
Iste size sifali bitkiler
Risale-i Nur Külliyatı
Efendimiz'in Şemaili
Foto Albüm
Kadın Hakları ve Efendimiz'in Alemlere Rahmet Sırrı