zaferokumus65.sitemynet.com
AŞK NE YAPARSAN YAP YANINDAYIM DİYEBİLMEKTİR..
Hoşgeldin(iz) Aklıma..

CANKUŞUM
Yankının Rengi Var mı?
Yetti demeyi bilenlere..
Birşey olan herşey ve herşey olan birşey
Zor Zenaat
Karanlığın Karası
Aman!
Alışkanlığın Ötesi Bağımlılık
Katliam
Gökkuşağı
Umudun Adı Tomurcuk
Metamorfoz
SONU KÖTÜ BİTEN İYİ FİLM

Acı
Aşk Mantığa Zararlıdır
Kum Saati Çocukları
GİT BAŞIMDAN AŞKIM

AŞK NE YAPARSAN YAP YANINDAYIM DİYEBİLMEKTİR..


benden sonra

AŞK NE YAPARSAN YAP YANINDAYIM DİYEBİLMEKTİR..

Taptığım melekten gelen yazdıklarım ve söylediklerim arasındaki nüans için uyarıya, gelen önerilere ve mesajlara teşekkürler..

Bu doğrultuda siteden çıkardıklarım, hayatımda da bir gün gerçekleşir umarım..

Tamamen katılıyorum; Beklediğime bir gün değecek.. Çünkü Aşk beklemeyi bilmektir. Ancak şunu da gözden kaçırmamak gerek, "beklenen" zaten herşeyi ile yıllardır benim. Yalnızca gözü, şaçı, yalnızca kirpiği ve kaşı ile değil, yalnızca mutluluğu, sevinci, yalnızca gururu ve gözyaşı ile değil, O çektiği acı ile, O yaşadığı korku ile, O katlandığı eziyet ile, O yaptığı fedakarlıkla, hala sadece ve sadece bana ait. Bu yüzden BENİM KADINIM.

Sırf bu yüzden yalnız bir gün değil, yüreğine beni kabul ettiğinden beri, yıllardır ve sonsuza kadar yıllarca yalnız benim Aşkım.

Zor, çok zor biliyorum, ama, Aşk denilen eşsiz ve bir o kadar yaralayıcı duyguyu, sizin de, "NE YAPARSAN YAP YANINDAYIM" diyebilecek özveriyle sonsuza dek yaşamanızı ve yaşatmanızı dilerim.


ŞAKA GİBİSİN KADINIM

şaka gibisin kadınım
bir tatlım bir acım
özendiğim ne varsa yaşattın
her şakanın yarısı kadar gerçek
her gerçeğin yarısı kadar şakaydın
sen hem sırat olurdun bana
yürürdüm köprüne korka korka
hem de ab-u hayattın
susuzluğunla kavrulsam da
kana kana yudumlayamazdım

şaka gibisin kadınım
bir açığım bir saklım
sırtımda hançerle yaşamayı dayattın
her sırrın yarısı kadar gerçek
her gerçeğin yarısı kadar sırdın
sen hem varış olurdun bana
geçerdim kendimden yana yana
hem de beni geçen karıştın
bir nefes kadar yakın olsam da
doya doya koklayamazdım

şaka gibisin kadınım
bir karam bir akım
hiç görmeden düşleyip
dişlemeden tattığım her elma kadar yarım
hiç sevişmeden aşık olup
aşık olmadan seviştiğim her kadın kadar karımdın
sen hem ışık olurdun bana
on ikiye bölünür yayılırdım yılına
hem de kör kuyu kadar karanlığımdın
dibine döküldüğümde parça parça
çığlığımı ben bile duyamazdım

şaka gibisin be kadınım
beni şakasız bıraktın ya
ıssız kere ıssızım



YADİGAR

günüm kıyamet
umudum mahşer olsa
yarama tuz
elime ateş konsa
dağlasa sevdan yüreğimi
yar olur sararsın
derya kadar derman vurur bedenime

yeşil derin
mavi ufuk olsa
gözüme kum
ciğerlerime iyot dolsa
burksa sevdan içimi
yakamoz olur yanarsın
çöl kadar ay yansır yüzüme

toprak yağmur
hasret yosun koksa
kirpiklerime hüzün
yanaklarıma kan yağsa
yırtsa sevdan tenimi
buğu olur konarsın
bulut kadar yaş dolar gözlerime

yaşamak zulüm
ölüm kurtuluş olsa
canevimden gülüm
gecemden yıldız kaysa
son bir dilek tutsam
yadigar sen kalırsın
dün kadar aşina düşlerime


NE KADAR

ne çıkarırsan çıkar aklından
ben sende arta kalanım
ne yıkarsan ırmağımdan
benden seni çıkardığın kadarım

neyle çarparsan çarp
ben elde var olanım
ne harcarsan anlamımdan
benle seni topladığın kadarım


KENDİNİ AŞ(K)TA GEL

dündü kendinden aşmadan
tüm sunulanlara kulp takan
dündü gönlündeki aşkı yaşamadan
bileğindeki zincirden kurtulmayı uman
dündü yüreğime gömüldü
dün bir aşktı tam göğsünden vurulan

dündü kendinden taşmadan
soruları içine hapsolan
dündü yar ifadesi sormadan
bugünü ve yar'ını yargılayan
dündü aşkın ağzına sıkıldı
dün bir dişi kaplandı
gölgesinden korkup kafesine saklanan


BENDEN SONRA

bakacaksın ardımdan
ellerinle savurduğunu düşünerek
yalnızlık o zaman ellerini tutacak
kendine sarılıp kendinle üşüyeceksin

pusum inmeyecek gözlerinden
dişleriyle kopardığını tükürerek
yalnızlık o zaman gözlerini vuracak
düşlerinde ağlayıp gerçeklere güleceksin

sözlerim çıkmayacak kulaklarından
anlayışınla değerimi düşürerek
yalnızlık o zaman kanına girecek
yüreğini kapatacaksın kahrından
yaşamın akacak
sen bakacaksın ardımdan

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Mesaj:

tt.jpg

MERHABA..

Sen aklımın erdiğinden beri bendesin. Kendimi bildim bileli gördüğüm bir düş bu, ne olduğun, neye benzediğin hiç de önemli değil, yaşamanın aramak olduğunu ve de asıl önemli noktanın, bulduğunun değerini bilip adını koymak olduğunu çözeli çok uzun yıllar oldu..

Vazgeçmekten vazgeçmeyi öğrendim. Aklımın erdiği zaman da o zamandır.

Hayallerim aklımın erdiği ve düşlerim dağarcığımdaki hayallerin gücü kadar, biliyorum.. Bir gün sonlanacak olan nefesimin yettiği kadar düşebilirim yollara, onu da biliyorum..

Biliyorum ama, gönüllü bir yolculuk bu, bu yolu ben buldum, bu yolu ben seçtim, ben yürüyeceğim..

Zahmetli bir yol olduğunu da biliyor ve yürüyorum, kaç kez büründü sana, kaç kez sen diye çıktı karşıma ve kaç kez senden ayrı sana benzemezlerden beni kopardı çöl ortasındaki vahalarda.. Üstelik sen diyebilecek kadar yakınındaydık kelimelerin, paylaştığımız dertlerin, koparttığımız kıyametlerin.. Sen dediğimse hem gurbet hem de sılaydı aslında. Seni benzetsem de başkalarına, hepsi tek tek hem yabancıydı hem de aşina. Adlandıramadıklarımdan bile ışık aldım, ama ne gölgemde kendimi gördüm, ne tanıdık geldi tebessümlerindeki bir küçücük yansıma. Bazen içten bir merhaba oldu gülücük içinde kalan tazeliğe, bazen de acı içinde kıvranan çürümüşlüğe kırgın ve küskün bir elveda..

Giderek eskiyen, ama eskilikten hiç gocunmayan bir merhaba ile de ben selamladım senden olanı, yeni yetmeliğimden bu yana..

Bildik tatların yanı sıra yeni lezzetler.. Her yenide eskinin tanıdıklığı, her bildik de yeninin merakı, öğrenmeye açlık duyanların hazzı. Her detay için yeni yorumlar, geçen seferkinden'e göre yapılan karşılaştırmalar..

Yeniydi o zaman eskiyi aramam ve çok eski bir hikayeydi yeniden korkmam.. Haydi at bakalım bir işaret daha yol haritasına, buradan daha önce geçtiğimde sen'i nasıl da fark edememişimle biten..

Kaçıncı kırık diken bu, versin diye koyu rengini kırmızının güle, kaçıncı katre kan bu, aktığını bile hissetmeden döke saça yürüdüğüm, gün ve yol kendini yenilerken bu kaçıncı dönemeç, arkasında sen, ille de sen diye dönüp durduğum..

Aynı zaman ve aynı anı yakalayamadan attığım her adım, aslında yeni bir varışı simgelerken ve de o yeni varış, geri dönüş için hazırlıklarını daha ben gelmeden yapmışken, gözlerinden bu kaçıncı zorunlu göçebeliğim, sürgünüm.

Belki de bir arayış aşkıydı içine düştüğüm, keşfetme merakı değil, bir arayış sancısıydı, bulma sevinci, kaybetme korkusu değil.. Kendime keşif yolculuğuydu, her yeni memleket, her yeni diyarda, bu da benden, ben de bundanım diyebilme sevdasıydı..

Ve seni bulup ta, yüzüne karşı "özüm kadar sevebildim" diye avaz avaz haykırma çabasıydı.. Özüm kadar.. Özüm..

Ve de " kendimi geçtim de geldim sana, senin için senden de geçerim, pahası can da olsa " diyebilmekti, " iki gözüm "..

İşte bu yüzden dönmedim harcadığım emekten, verdiğim sözden.. Sırf bu yüzden vazgeçmedim verdiğim değerden, sen'i bulana dek yürümekten.

Buldum sonunda.. Hem de yıllar sonra, anıların küllerini karıştırırken..

Daha ilk karşılaşmamızdan beri yanıbaşımdaymış meğer, istediğinde içimde durup, istediğinde aramıza yollar, dağlar koyan, yüzüme gözüme sen, ille de sen diye vurup duran hep O'ymuş..

Hep özlediğim hep de özleyeceğim, hayalinin bile üstüne kırk kilit vurduğum, kaçmasın diye her daim kapısında durduğum, avuçlarımın teri, parmaklarımın titremesi, saç diplerimin ürpertileri, dişlerimdeki kamaşmayı, boğazımdaki kurumayı, yüreğimdeki onulmaz telaşları, gözlerimdeki boşluğa volkan gibi patlayıp, lavlarını yollara döke saça yürümeyi de bilen, öğrenen ve öğreten yol arkadaşım..

Kayıtsızlığımı bile kayda alan, dert ortağım, sırdaşım, beklentisizim, ve de sonsuz hasretim: Y A L N I Z L I Ğ I M..

Sanki o tanıdık bildik merhabaydı dudakları neredeyse hiç kıpırdamadan sesi içimde yankılanan, meğer onu arar dururmuşum hem de yanıbaşımda dururken, hem de rüzgar kilometrelerce öteden kokusunu ciğerlerime doldururken..

"Hoş geldin biricik sevgilim, nihayet buldum seni, merhaba" dedim,
Y A L N I Z L I Ğ I M'a, ve de erdim sırrına yaşamın,
takvimler artık ne sen, ne de ben
"o eski biz" değiliz'i gösterirken..



YÜZÜM DOĞUYA DÖNÜK

Yüzüm doğuya dönük,
penceremde bekliyor,
sevdamı gözlüyorum.
Yüzüm ilkbahar..
Oysa dışarıda; gönlümün umut yapraklarını
sarartıp, savuran bir rüzgar..
Ve gökyüzünde; sensizliğimi gürleyen
seninle yüklü kara bulutlar..
Vazgeçmem,
vazgeçmem diyorum.
Hep seveceğim.
İçimde,
bulutlardan daha kara sevdam var.

Yüzüm doğuya dönük,
penceremde bekliyor,
sevdamı özlüyorum.
Sarısına yeşiller ekliyorum,
gönlümde rüzgarınla savrulan yaprakların,
karasına beyazlar çekiyorum,
gözlerimde hasretinle kavrulan bulutların..
Varlığıma girip sessizce,
yokluğuna endişeleri eken,
öksüz gecelerimin yanına,
kimsesiz gündüzleri çeken,
fırtınalarca patlayan öfkemi,
gemliyorum gizlice..
Ve ayrılığının acısını yudumluyorum,
beynimde şimşekler çakarken delice..
Vazgeçmem,
vazgeçmem diyorum.
Hep seveceğim.
İçimde,
fırtınalardan daha divane sevdam var.

Yüzüm doğuya dönük,
penceremde bekliyor,
sevdamı düşlüyorum.
Çiçeklerine kelebekler yolluyorum,
ellerinden tutup, uçurtmalarla,
kırlarca koşturduğumuz papatyaların..
Mavisine turkuaz katıyorum,
aramızdaki dağların ardında,
kayalarca yosun tutmuş deryaların..
Ve beline sarılıp, yelkenlilerle
enginlerce coşturduğumuz dalgaların..
Vazgeçmem,
vazgeçmem diyorum.
Hep seveceğim.
İçimde,
deryalardan daha derin sevdam var..

Yüzüm doğuya dönük,
penceremde bekliyor,
sevdamı çekiyorum duman duman.
Seni düşünüyorum,
hırslanıyor yüreğim,
aklıma geldikçe
sensiz geçirdiğim bunca zaman..
Yırtıp karanlığını akşamın,
firar ediyorum gecenin koynundaki ıssıza
ve sürgünlerce gidiyorum
saman yolundaki yıldıza..
yüzüm donuk,
yüzüm soğuk,
yüzüm akşam,
içim sönük.
Yine sığınağım oluyorsun zaman hırsızım.
Vazgeçmem,
vazgeçmem diyorum.
Hep seveceğim.
İçimde,
gecelerden yıldızlarca aydın,
gündüzlerden güneşlerce sıcak sabrım var..

Yüzüm doğuya dönük,
penceremde bekliyor,
sevdamı istiyorum.
Uzaklığın öyle çok,
yakınlığın öyle yok ki
sarsılıyor bedenim.
Batıdan gelip sırtıma saplanan,
değdiği yeri delip geçen,
bana kan kusturan hançerim.
Sırtım sıcak,
sırtım güz,
sırtım gündüz
içimde giz
ve sağanağım oluyorsun kan kırmızım
Vazgeçmem,
vazgeçmem diyorum.
Hep seveceğim.
İçimde,
kan sağanağından daha kızıl yangınım var..

stt16.jpg

Bana ulaşmak için zaferokumus@hotmail.com adresini kullanın