zuhal.toprak.sitemynet.com
Türkiye

Demokrasi
Çaresizlikler
Çevre
Oyunlar
Dilimiz
Görüşler
Suçlamalar
Skandallar
Dolandırıcılık
Cinnetler
Tecavüzler
Yozlaştırma
Perde
Onlar
siteler
Tünel
Diyalog

Demokrasi


AKP'de toplu istifa

@ Baykal: Türkiye'yi Talabani yönetiyor

@ Naylon fatura düzenlemekten sanık bir Maliye Bakanı : Sanık Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu Abdullah Unakıtan, hiç çalışmadan, yorulmadan, oturduğu yerde bir kalemde 366 milyar lira kazanıyor. Peki nasıl? 17 Nisan 2003 tarihinde önce mısır ithalatındaki gümrük vergisi %35'den %20'ye indiriliyor. Ağustos 2003 tarihinde Kemal Unakıtan'ın oğlu 4000 ton mısır ithal ediyor, İthalat işlemi bittikten sonra, 8 Ağustos 2003 tarihinde mısır ithalinde gümrük vergisi önce %40'a daha sonra %70'e çıkarılıyor. Kimin hakkı yeniyor? Tabii ki halkın! Abdullah Unakıtan. pastörize yumurta ithalatı işine de giriyor. Önce şirketi AB Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye 2,5 milyon YTL'lik teşvik belgesi veriliyor. İşe başlamadan önce pastörize yumurtada KDV oranları %18'den %8'e iniyor.
Yani Maliye Bakanı, aileye çalışıyor!

@ Kadir Topbaş'a Sayıştay şoku : «Belediye 11 milyon 547 bin TL'lik zarara uğratıldı»

@ Sayıştay: Melih Gökçek, Belediye'yi 37 milyon lira zarara uğrattı

@ Ankara'da bir skandal daha : Seçimler yaklaşırken Melih Gökçek ile ilgili yeni iddialar da ortalığa saçılmaya devam ediyor

@ Melih Gökçek'in burs yolsuzluğu

@ AKP'li Başkan: Davette 5 koli rakı, 100 litre şarap, 1 koli votka, 1 koli cin, 5 kasa bira içtik!

@ "AKP polisle ordu kuruyor"

@ Mahdumlara kriz vurmadı

@ Ergenekon'un 1 numarası mı?
"Bir torba bulmuşlar sevmediklerini içine atıyorlar"

@ Kamer Genç, AKP iktidarını sert sözlerle eleştirdi

ERBAKAN'ın sert uyarısı : AKP şuursuz, bilgisiz,  tecrübesiz, vizyonsuz

@ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sorduğu Ekrem Tosun'un kimliği ilginç bir ortaklığı ortaya çıkardı. Başbakan'ın küçük oğlu Bilal Erdoğan ve büyük oğlu Burak Erdoğan'ın eşi Sema Erdoğan'ı "freeshop'taki mağazasına ortak aldığı ortaya çıkan Atasay Kuyumculuk'un sahibi Cihan Kamer, VATAN'ı arayarak iddiaları yanıtladı". İşte Kamer'in sorularımıza verdiği yanıtlar...

Belediyeler : Kendimize gelelim, özümüze dönelim

@ Ulaştırma Bakanı'nın oğlu nasıl gemi sahibi oldu? Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım, Almanya'daki Santour GmbH firmasından aldığı 200.000 Euro ile İtalya'da bir gemi satın aldı. Binali Yıldırım, milletvekili olmadan önce bu firmanın Genel Müdürüydü, Peki, Binali Yıldırım'ın oğluna 200.000 Euro para veren şirkete nasıl bir kıyak yapıldı? Türkiye Denizcilik İşletmesi'ne ait bir gemi ihalesiz olarak, Santour GmbH firmasına kiralandı! Kimin eli kimin cebinde?

@ Melih Gökçek'ten bir skandal daha!

@ Elazığ'da AKP'lilerin rüşvet kavgası

@ Topbaş İBB Spor'a usulsüz para aktardı : Sayıştay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2007 yılına yönelik inceleme ve denetiminde birinci ligdeki Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Derneği'ne mevzuata aykırı biçimde "aktarım" yapıldığını belirledi.

@ Tufan TÜRENÇ : AKP yolsuzluk sarmalına dolanmış

@ AKP'li Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy tutuklandı


Çocuklar katledildi...
Ama bizim başbakanın
gıkı çıkmadı!

....Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, ABD'nin Irak operasyonu sırasında binlerce Müslüman kadına tecavüz edildiğini savunurken, "Çocuklar katledildi. Ama bizim başbakanın gıkı çıkmadı. Çıkmaz, neden? Çünkü başbakan olabilmek için ABD'den icazet alırsanız birşey demeye hakkınız olmaz" diye konuştu. Konuşmasının ardından salondan alkışlarla ayrılan Kılıçdaroğlu, partililerle birlikte "Yerel iktidara yürüyüş" kapsamında Süleyman Felek Caddesi'nden yaklaşık 1 kilometre yürüyüş yaptı. Sevgi gösterisinde bulunduğu Kılıçdaroğlu daha sonra karayolu ile Fatsa İlçesi'ne geçti.

10.01.2009 Cumartesi

ERGENEKON DA HEDEF ORDU

HAK ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Konya'da partisinin il binasının açılışında, Ergenekon operasyonlarının, batının Türkiye üzerindeki siyasi manevrasının bir parçası olduğunu ve bu operasyonlarla orduyu, halk nezninde yıpratmayı hedeflendiğini belirtti. Pamukoğlu, son operasyonlarda gözaltına alınanların bir dönem devleti temsil ettiklerine dikkat çekerek, bu operasyonlarla bir anlamla devletle ve devletin rejimi ile uğraşıldığını gösterdiğini ifade etti. Batı ve ABD'nin asıl amacının Kürdistan devletini kurmak olduğunu söyleyen Pamukoğlu, Ergenekon'un da bunun bir parçası olduğunu, Talabani ve Barzani'nin Kuzay Irak'ta, TRT 6 ile de Güneydoğu'da Kürdistan devletini şekillendirmeye çalıştıklarını belirtti.

Haber Günlük

Neler oluyor?

° Sınıfta öğretmene darp

° Lise öğrencisi bıçaklandı

° Lise öğrencisi öldürüldü

° Batman'da bir lise öğrencisi öldürüldü

° İşitme engelliler okulunda öğrenciye tecavüz

° Hatay'ın İskenderun ilçesinde bir öğretmenin, öğrencisini kaçırdığı iddia edildi.

° Kanserojen tarım ilaçları

° Kanserin en önemli risk faktörleri

Demokrasilerde
çareler tükenmez?

milletvekili yemini

ANDİÇME

Milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

"Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."

Zuhal Toprak sunuyor

ART GÖZALTINDA

¤ Mustafa Özbek : Bizi kimse susturamaz

¤ Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Basını susturacağına, yolsuzlukları temizle" çağrısı yaptı. ABF Genel Başkanı Ali Balkız dün Mülkiyeliler Birliği Toplantı Salonu'nda Alevi örgütleri adına son gelişmeleri değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi

¤ Sonunda Erhan Göksel’i de susturdular!

Türk Bayrağı

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Mustafa Kemal Atatürk

Bor'da Ömer Fethi GÜRER'i destekleyelim!

Ömer Fethi GÜRER

CHP ADAYI ÖMER FETHİ GÜRER :
"YOKSULLUK HIZLA YAYILMAKTADIR..."

Cumhuriyet Halk Partisi BOR Belediye Başkan Adayı Ömer Fethi Gürer mahalle gezilerinde yoksulluğun görülen yüzünden daha büyük boyutlara erdiğini yerinde saptadığını belirterek toplumsal açlık noktasına doğru hızla yol alıyoruz dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan Adayı Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer : "Özellikle son yıllarda , toplum yönetim tarzında yapılan köklü değişimler ile üretken bir toplum olmaktan hızla uzaklaştığımızı, tüketici topluma dönüşen dokumuzda iş alanları ve iş sahalarının kriz etkisine girdikten sonra yoksulluğun şiddet boyutunun arttığını gözlemlediğini söyledi.

Yoksulluk sorunun varlığı ve yaygınlığını ilçe genelinde ev ziyaretlerinde daha düşündürücü biçimi ile şahit olduğunu söyleyen Gürer Genel anlamda yoksulluk insanların günlük gereksinimlerini elde edememe durumudur. İş ve aş sorunu ile büyük bir kriz yaşayan halkımız seçimlerden öte geçim derdine düşmüş durumdadır. Bazı ailelerde evin erkeği gurbette iş peşinde koşarken çok evde açlık sınırı altında yaşam devam etmektedir. Kent yoksullarına çalışan yoksulları eklediğimizde gerçekten ciddi bir tablo ile karşı karşıyayız. Kapısını çaldığım evden gözü yaşlı açım diyen bayanlar çıkmaktadır. Bu durum yürek dağlar boyuttadır. Bu bağlamda sosyal boyutta uygulanan ekonomik destek dahi yetmez hale gelmiştir. İnsanlarımızı üretkenliğinden eden iş ve aş sorunu ile açlığa mahkûm eden anlayış mutlaka değişime uğramalıdır. Ülke değerleri yabancılara adeta peşkeş çekilerek satılması, iş yerleri kapanması önemli boyutta sorun yaratmıştır. Belediye başkan seçildiğim taktirde kent genelinde başlatacağım yenileşme ve imar hareketleri ile belirli oranda iş ve aş sorunu için yapacaklarım olsa da bu konuda hızla yeni bir devlet politikası uygulamaya konması ve toplumumuzu tüketen toplum kimliği yerine üreten toplum kimliğine taşınması şarttır. Eğer bu anlayış değişmez ise geleceğimiz sorunların arttığı bir dönem olacaktır. Acı ve gözyaşı çaresiz toplum her türlü olumsuzluğu çağırır. O nedenle ülkeyi yönetenlerin mutlaka sözden icraata pembe tablodan gereçeğe yönelmesi ve halkın yokluk yoksulluk soruna ciddi çözüm üretmesi şarttır" dedi

Ömer Fethi GÜRER

CHP ADAYI GÜRER
"AYIRIMSIZ HİZMET" VE
"TARAFSIZ BELEDİYECİLİK"
BİZİM TEMEL ANLAYIŞIMIZDIR

Cumhuriyet Halk Partisi Bor Belediye Başkan Adayı Endüstri Mühendisi Ömer Fethi Gürer yerel seçime yönelik çalışmalarını seçmenlerle görüşerek devam ediyor. Gündüz vatandaşlarla söyleşen gece ev gezileri ile seçmenlerle buluşan Gürer memleketimizi hepimizin çok sevmeden öte çok sahiplenmemiz gerekiyor. Bor'da yaşayan herkes Bor ilçesinin birinci derecede hemşehrisi sahibidir. Diye konuşuyor. Gürer şöyle diyor : "Hiç kimsenin diğerine göre ayrı tutulması mümkün değildir. Başkanlığa halkımızın oyları işle seçildiğim taktirde ayrımsız hizmet ve tarafsız belediye olarak yalnız hizmet odaklı çalışacağım .Bor ilçesinde mevcut sorunların ötesinde çağdaş kent anlayışlı ile yapılması gerekenleri biliyorum. Halkım destek verdiğinde bunları yaşama geçireceğim" dedi

Ömer Fethi Gürer "Cumhuriyet Halk Partisi Belediye başkan adayı olarak insan eksenli hizmet vereceğini ve amacının bu kentte yaşayan her kesimin mutlu olmasını sağlayacak işler yapmak olduğunu belirtti. Kentlerde değişimde belediye başkanlarının öncü ve önder olduğunda gelişme yakalanabildiğine değinen Gürer Bor ilçemiz çekim alanı olmaktan çıkmış yaşanmasında sorunlar olan bir konuma gerilemiştir. Bu gidişe 29 mart seçimleri ile dur diyeceğiz. Kimse ile ayrımız gayrımız yok. Bu memleket bizim seveceğiz dayanışma içinde olacağız sahip çıkacağız. B u kentte yaşayan herkes içinde eşit mesafede hizmete odaklı olarak çalışmalarımızı yapacağız. Geçmedi Bor'un Pazarı Yapacak Çok İş var derken hem kentimizin dününü iyi tanıyan hem yarınında olması gerekenleri bilen olarak konuşuyorum. Yapacak çok iş olduğu için aday oldum ve memleketime hizmete hazırım" dedi.
Ömer Fethi Gürer Fatih Mahallesi ile Sivri Kisle'de seçim çalışmalarını sürdürdü.

Bor ilçemiz ve Ömer Fethi GÜRER

Milletvekili yemini : "...halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma (...) namusum ve şerefim üzerine and içerim."

ERGENEKON DEDİKLERİ...

Emekli Albay Abdülkerim Kırca : Teröristler bile bizden kıymetli

¤ "Ergenekon'da hedef ordu!" Osman Pamukoğlu: "Tansiyonu şekeri olan insanlar mı darbe yapacak?"

¤ Sarızeybek'ten şok iddia : Savcı Öz, TSK Aleyhine ifade vermem için beni zorladı! Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün Türk Silahlı Kuvvetleri'nin aleyhinden kendisinin ifade vermesi için zorladığını ileri sürdü.

¤ Ergenekon'da şok suçlama : Savcılar, "Komutanların adını ver, seni koruyalım" dedi

Geciken adalet, Uçkun Geray

¤ İntikam alma operasyonu : CHP'li Kılıçdaroğlu, Ümraniye davasının AKP'yi eleştirenleri gözaltına alma sürecine dönüştüğünü savundu.

¤ Onursal Yargıtay Başkanı Sami Selçuk Ergenekon operasyonunu eleştirdi : Böyle şey görmedim!

¤ Deniz Baykal'dan gözaltılara sert tepki:"Alarm! Hitler ve Humeyni öncesi gibi bir tablo"

¤ Can Ataklı : Yargıtay kararı Ergenekon iddianamesini zora sokar

¤ Yetersiz delille 220 GÜN HAPİS!
Ümraniye operasyonlarının 6. dalgasında tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon
aleyhinde delil olmadığı için tahliye edildi.

¤ AKP'den Yargıya 1 Temmuz misillemesi iddiası : Demokratik Sol Parti DSP Manisa İl Başkanı Sefa Dağlı "Ergenekon operasyonu kapsamında Emekli Orgeneral Şener Eruygur ATO Başkanı Sinan Aygün ve Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın 1 Temmuz da gözaltına alınmalarının bir tesadüf olmadığını AKP'nin Yargıya karşı misilleme yaptığını" ileri sürdü.

Ergenekon'da tahliye  : Sami Hoştan, Abdülmuttalip Tonçer ve Serhan Bolluk'un tahliyesine karar verildi.

Haşim Kılıç'ın oğluna tuhaf jest

¤ Haşim Kılıç 4 yıldır neyi bekliyor!
Yargıtay Onursal Başsavcısı Kanadoğlu "telekulak" yasasını hatırlattı : 10. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in herkesin dinlenmesine imkan tanıyan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açtığı davanın, 4 yıldır gündeme bile alınmadığını hatırlatan Kanadoğlu, "Yurttaşlarıma her gün için geçmiş olsun diyorum" dedi.
Telekulak dosyası Haşim Kılıç'ın önünde bekliyor. Herkesin dinlenmesine imkan tanıyan yasanın iptali için Sezer'in açtığı dava, tam 4 yıldır Anayasa Mahkemesi gündemine alınmadı.
(17.01.2009 22:40)

Haşim Kılıç, kimsenin ticari faaliyetlerini denetlemek görevi olmadığını söyledi

Düzeltirken fena dağıttı! Kılıç savunmaya geçti : "Vicdanıma gölge düşürmek isteyenler şerefli, namuslu olsunlar" diyen Haşim Kılıç, kimsenin ticari faaliyetlerini denetlemek görevi olmadığını söyledi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, damadı dahil kimsenin ticari faaliyetlerini denetlemek ve takip etmenin kendi görevi olamayacağını belirterek, "Söz konusu kişilerin varsa bir yanlışlıkları yetkili yerlere bunun hesabını verecek erdeme sahip olduklarına inanıyorum" dedi. Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, dün akşam bazı televizyon kanallarında, bugün de yazılı basında yer alan haberlerde, damadı ve ortağının Ankara Büyükşehir Belediyesi ile karşılıklı emlak değiştirdiklerinin ifade edildiğini ve takas edilen gayrimenkullerin değerleri arasında bir uyumsuzluk olduğunun iddia edildiğini kaydetti. Konunun taraflarının belli, ilgililerin kamuoyuna detaylı açıklama yapacaklarının kuşkusuz olduğunu ifade eden Kılıç, şöyle devam etti:

Damadım dahi olsa hesabını verir
"Takdir edersiniz ki ayrıntılarını bilmediğim, haberimin olmadığı bir konuda bilgi vermem mümkün değildir. Damadım dahil kimsenin ticari faaliyetlerini denetlemek, takip etmek benim görevim olamaz. Söz konusu kişilerin varsa bir yanlışlıkları yetkili yerlere bunun hesabını verecek erdeme sahip olduklarına inanıyorum. Konunun beni ilgilendiren boyutuna gelince, söz konusu haberde ismim açıkça belirtilerek bir siyasi partinin kapatılma davası ile bağlantı kurulmaya çalışılması, çirkinliğin, seviyesizliğin hangi noktaya geldiğini açıkça göstermektedir.

Seviyesiz saldırıların amacı belli
Anayasa Mahkemesinde 18 yıldır sürdürdüğüm görev sırasında, siyasi parti kapatma davalarında istikrarlı bir şekilde savunduğumu düşüncelerim kamuoyunca bilinmektedir. Bu vicdani kanaatime çeşitli imalarda bulunularak gölge düşürmek isteyenleri şerefli, namuslu ve sorumlu olmaya davet ediyorum. Seviyesizce yapılan bu saldırılan hangi amaçlarla yapıldığı aziz milletimizce çok iyi bilinmektedir." (AA)

Yeniçağ Gazetesi, 08.01.2009

Sedye skandalı öldürdü!

Önce OFER'i tanımadığını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra bir kez görüştüğünü açıkladı, Ancak OFER'le birden fazla görüştüğü ortaya çıktı.

¤ AKP'nin ulusal yolsuzluk markası : OFER... AKP hükümeti, yasalara aykırı olarak İsrailli işadamına 6 ayda 755 milyon dolar kazandırdı!
TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesi, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla, yasadışı olarak İsrailli işadamı OFER'e 446 milyon dolara satıldı. Ancak 6 ay sonra TÜPRAŞ'ın %51'lik hissesi ihaleyle satıldığında gerçek fiyatın, bu rakamın çok üstünde olduğu anlaşıldı, 6 ay arayla yapılan, biri ihaleli, diğeri ihalesiz iki işlem karşılaştırıldığında, AKP hükümetinin OFER'lere 755 milyon dolar kazandırdığı ortaya çıktı. Danıştay, ihalesiz satışın yasalara aykırılığını karara bağladı. Fakat yargı kararı yerine getirilmedi. Önce OFER'i tanımadığını söyleyen Tayyip Erdoğan, daha sonra bir kez görüştüğünü açıkladı, Ancak OFER'le birden fazla görüştüğü ortaya çıktı.
Kemal Unakıtan, Kuşadası, Galataport ve Tüpraş ihaleleriyle ilgili olarak kapalı kapılar ardında OFER ailesiyle pek çok kez görüşmeler yaptı. OFER'in özel uçağıyla Hong Kong'a gitti, Limanların özelleştirilmesiyle ilgili olarak, Mehmet Kutman adlı bir işadamından ihale tekliflerini gizli yazılarla aldı.
Hükümet, Türk halkından yana değil OFER'den yana tavır alıyor. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, OFER'i koruyor.

¤ Özelleştirme yağmasına örnek : Gemlik Gübre Sanayii A.Ş., 83,1 milyon dolara özelleştirildi. Oysa bu fabrikanın sadece arsası, içindeki 154 lojmanla birlikte 120 milyon dolar ediyor. Limanıyla birlikte fabrikayı salın alan İşadamı Ali Rıza Yıldırım'ın basına yaptığı açıklama: "IGSAŞ gübre, 90 milyon dolara satıldı, içinde 60 milyon dolar para vardı, Eti Gümüş, 33 milyon dolara satıldı. 20 milyon dolar nakiti vardı, Gemlik Gübre bugün satılsa, iki katına satılır." İşte, ülkemiz bu şekilde yoksullaştırılıyor...

AKP ile Türkiye gerçekleri :  Maskesiz Soygun -  Bir AKP Belge'seli

AKP'de yumruklar konuştu  : Genel Merkez'de "Liste" kavgası!

¤ AKP insanları dilenci yaptı... SP'nin Müslüman solcu adayı Bekaroğlu AKP'yi eleştirdi. Saadet Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, "Müslüman sol" kimliğiyle tanınan Mehmet Bekaroğlu AKP'ye sert eleştiriler yöneltti.(07.02.2009)

CHP'li Ali Kılıç'tan şok iddialar  ; Başbakan'ın oğlunun gemicik'i Deniz Feneri parasıyla mı alındı?

Başbakan'ın oğlunun gemicik'i
Deniz Feneri parasıyla mı alındı?

CHP'li Ali Kılıç'tan şok iddialar ; Başbakan'ın oğlunun gemicik'i Deniz Feneri parasıyla mı alındı?
Almanya'daki 'Deniz Feneri' davasının dosyasını Türkiye'ye getirdiklerini açıklayan CHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi Ali Kılıç, çarpıcı iddialarda bulundu.

CHP DOSYAYI GETİRDİ

Parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Kılıç, şok iddialarda bulundu.Almanya'daki Deniz Feneri davasına ilişkin dosyanın yaklaşık 5 aydır Türkiye'ye getirilemediğini ifade eden Kılıç, CHP olarak dosyayı Ankara'dan getirdiklerini ifade etti.

ZEKERİYA KARAMAN

İşte "Arzu ederlerse Adalet Bakanı'na ve Türk savcılarına bu Deniz Feneri dosyasını verebiliriz" diyen Kılıç'ın açıklamaları:

"Bu dosyayı incelediğimizde çok ilginç bilgilerle karşılaşıyoruz.100 trilyon gibi bir para kaybolmuş, birilerinin hesaplarına aktarılmış. Alman mahkemelerine göre bu siyasi anlayışın adresi AKP'dir. Suçluların ortakları Akman gibi, yandaş medyanın önde gelen isimlerinden Zekeriya Karaman gibi AKP yandaşlarıdır.
....
Vatan Gazetesi, 16.02.2009

¤ AKP kömürle zehirliyor : AKP hükümetinin her seçim döneminde yaptığı bedava kömür dağıtımı hava kirliliğini artırarak Türkiye'yi çevre felaketine sürükleyecek boyutlara ulaşırken, Rusya'dan 30 bin ton kömürün kaçak olarak ülkeye sokulduğu ve 3-4 trilyonluk vurgun yapıldığı ortaya çıktı.

¤ Ampülü kaçak elektrikle aydınlattı :
AKP'nin Eyüp belediye başkan adayı İsmail Kavuncu'nun, kaçak elektrik kullandığı ortaya çıktı... Kavuncu'nun, Alibeyköy'ün girişine asılan ışıklı tabelanın aydınlatılması için sokaktaki elektrik direklerinden hat çekildi. Tabelanın 15 metre yakınında ise Eyüp Belediyesi'ne bağlı Alibeyköy Zabıta Başkomiserliği bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nda skandal

 MEB'de yine usulsüz atama

Bu olaylar bir Avrupa ülkesinde olsaydı
bakanlar intihar eder,
hükümetler istifa ederdi!

Gökçek Yalan Söylüyor : MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'a göre Gökçek eksik beyanda bulundu

* Melih Gökçek'e suç duyurusu : Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Ankara'daki doğalgaz abonelerinden usülsüz fazla para alındığı iddiasıyla, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş Genel Müdürü Veysel Karani Demir hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

* Çankaya Belediye Başkanı Eryılmaz, Melih Gökçek'e sordu : Kıbrıs'ta yedek subayken kantin yolsuzluğuna bulaşan kilosu, yaşı, boyu, gülüşü tıpatıp sana uyan birisini tanıyor musun, tanımıyor musun?

¤ İ.Melih Gökçek yolsuzluk dosyalarını görünce panikledi

¤ Melih Gökçek'e eşekli protesto :
Gökçek'i protesto eden bir grup, yerel seçimler sonrası Gökçek'i temsili olarak eşeğe bindirip göndermeyi içeren ilginç bir mizansen gerçekleştirdi

AKP'li Başkan'ın oğluna
imar rantı...

B.Çekmece'de imar skandalı!
AKP'li Başkan'ın oğluna imar rantı...
Yakuplu'da en fazla 12 daireli bina yapılabilecek arsayı Belediye Başkanı'nın oğlu ve AKP'li ortakları satın alınca imar değişikliğine gidildi. Sonuçta arsaya 40 daireli bir bina yapıldı. Rant, izin alamayan diğer vatandaşların itirazı üzerine ortaya çıktı!
Büyükçekmece Yakuplu Belde Belediye Başkanı AKP'li Şanver Çolak'ın oğlu Ömer Çolak ve AKP'li yöneticilerinin ortağı olduğu inşaat şirketine yapılan imar düzenlemesiyle büyük bir rant sağlandığı ortaya çıktı.

Başkan'ın oğlu Ömer Çolak ve 2 AKP'linin ortak olduğu şirket, imar düzenlemesiyle en fazla 12 daire yapabileceği araziye 40 daire yaptı. Yakuplu'da yüzlerce kişinin mahkemeye başvurması üzerine imar planı değişikliği iptal edildi, ancak, bu arada 40 dairelik blok da tamamlandı.
Yakuplu'da 2 ada 102 parsel, 1996'da yapılan planlarda ilköğretim alanına ayrıldı. Arsa hissedarları karara itiraz etti, ancak, sonuç değişmedi. Belediye araziyi istimlak da etmedi.
.....
Vatan Gazetesi, 16.02.2009

Deniz BAYKAL AKP'yi çok ağır bir dille eleştirdi    :  Yolsuzluk zirveye çıktı

Deniz BAYKAL :  Yolsuzluk zirveye çıktı

Deniz Feneri skandalına da değinen CHP Genel Başkanı Baykal, şunları kaydetti: "Deniz Feneri diye bir olay var. Deniz Feneri, yoksula yardımcı olacak diye vatandaşımızdan yardım toplamış. Vatandaşımız fitresini, zekatını muhtaçlara ulaştırılsın diye bunlara vermiş. Burada tereddüt yok. Ama sonra, Deniz Feneri'nde toplanan paralar, kuryelerle Ankara'ya, İstanbul'a taşınmış, burada şirketler kurulmuş, harcamalar yapılmış. Millet evini satıp kredi kartı borcunu ödemeye mecbur bırakılırken milletin fitresini, zekatını almışlar, kendi reklamlarını yaptırmak için televizyon kurmuşlar. Bunu da din, iman adına yapmışlar."

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan 4 arkadaşıyla Genel Başkan Zeki Sezer'i uyardı!

OYLARI BÖLMEK İHANETTİR!

Ecevit'in mirasını yemeyin!

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, Genel Başkan Zeki Sezer'e, 4 arkadaşıyla birlikte yazdığı mektubun ardından bir uyarı daha yaptı: Ecevit'in mirası böyle avantür yaklaşımlarla harcanamaz. Hem de, hele de böyle bir dönemde, Kılıçdaroğlu'nun oylarını bölmek millete ihanettir!

Faturayı seçimlerde ödersiniz

Genel Başkan Zeki Sezer'in Ahmet Vefik Alp'i İstanbul adayı göstermekle büyük bir risk aldığını belirten DSP'li Ahmet Tan, "Bunun faturasını yerel seçimlerde ödeyeceksiniz. Madem aday çıkararak oyları böleceksin, bari attığın taş ürküttüğün kurbağaya değsin!" dedi.
.....
Yeniçağ Gazetesi, 14.02.2009

Desen :  Üzeyir Lokman ÇAYCI

Desen : Üzeyir Lokman ÇAYCI

KURBAĞANIN GÜNLÜĞÜ

Üzeyir Lokman ÇAYCI

Ne kadar ülke varsa gezmişti. Göller ve insanlarla ilgili bir edebiyat dosyası oluşturma niyetindeydi. Gittiği ülkelerden birinde bir partinin genel başkanı yüksek bir kürsüye çıkmış konuşuyordu. Kalabalık ilgisini çekmişti. Ezilmemek için kendisine kenarda, kuytu bir köşede yer buldu... « Bu adam ne diyor? » diye biraz yaklaştı. Adamın konuşması kurbağanın hiç hoşuna gitmemişti... Bu adamın mesleği « kasap » olmalı diye düşündü. « Oldukça kaba, saygısız saldırgan ve yabanî... Bu haliyle asla kasap olamaz... Benim bildiğim kasaplar güler yüzlüdür... İnsan sevgisi taşırlar, bu kadar merhametsiz olamazlar... »

Biraz daha dinledikten sonra « Yooo... yoo... bu adam kasap olamaz... Olsa olsa cellattır...» dedi. « Kışkırtıcı sözleriyle başkalarını dahi cellatlığa teşvik ediyor... İnsanlık ve adalet kapıları bu adamın kalbinde tamamen kapanmış! İntikamdan, zulümden zevk alan biri bu! İnancın yerine hırs, sevginin yerine nefret adama sermaye olmuş... Etrafındaki dalkavuklar da, ya menfaat için ya da cellatın eylemlerine ortak olmak için onu alkışlıyorlar...»
Kurbağanın kendi kendine konuşmalarını dinleyen bir karınca ona yaklaştı... Nezaket icabı onu korkutmamak için öksürdü... Sonra :
« Günaydın kurbağa kardeş !», diye konuşmaya başladı. « Bakıyorum oldukça düşüncelisin? » Kurbağa : « Kalabalığa hitap eden şu adam dikkatimi çekti... Kuralsız ve seviyesiz bir üslupla konuşuyor... Millet herhalde bu adamı kendilerine kötülük yapması için seçmiş, diye düşündüm... Cellat gibi birisi!»
Karınca : «Biz de tedirginiz... Karınca milleti olarak bu adama ve etrafındakilere fırsat buldukça beddua ediyoruz. Üzerinde yaşadığımız toprakları dahi, düşmanlarımıza satmaktan çekinmediler. Çiftçi bunların çirkin emelleri yüzünden tahıl yetiştiremez oldu. Geçmiş yıllara göre bizler de oldukça zor durumdayız! Şerleri boylarını aştı... İhanetleri zirveye ulaştı... Sen hiç merak etme, insanlar da uyandı feryatları meydanlardan taştı ! »
Bir karga da her ikisinin kuytu bir yerde yaptıkları konuşmalarından oldukça etkilenmişti. Daldan dala konarak onlara iyice yaklaştı :
- Ben de sizin fikirlerinize aynen katılıyorum... Bu adamların yanlarında arkadaşlarımla bir çok kez öttük. Mankafalar ikazlarımızdan hiçbir şey anlamadılar. Üstüne üstlük bir de dindar geçiniyorlar... Yalan... haksızlık... türlü türlü oyunlar bu adamları tanımlayan hususlar... Aklınıza ne kadar olumsuz şey gelirse bu adamlarda var... Maşallah çevresindekiler de bu adamlardan geri kalır gibi değiller... Hepsi birden el birliğiyle içinde bulunduğumuz ülkeyi perişan ettiler... Biz karga milleti olarak bu adamların defolup gitmeleri için elimizden gelen ne varsa yapıyoruz...

Kurbağa uzun uzun düşündü ve günlüğüne « Bu gün bir cellatla karşılaştım, bir karıncayla bir karga da benim görüşlerime katıldılar... » diye not düştü. Karga ve karıncayla vedalaşarak oradan ayrıldı.

Paris, 03.06.2007

Yer aldığı yayınlar :

13.06.2007 Yeşil Bor Gazetesi
00.11.2007 Yeni Ortam Gazetesi Yıl : 1, Sayı : 7

Kaşınızı çatsanız...

Necdet Sevinç

Necdet SEVİNÇ

PKK'nın Kerkük semâlarında bayrak dalgalandırmakla aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne meydan okuduğunu idrak edemiyorsanız bu ülkeyi yönetemezsiniz!
İdrak ettiğimiz hâlde bayrağın asıldığı binayı o gün, o gece, o saatta berhava edemiyorsanız da yönetemezsiniz Türkiye'yi!
Sivilseniz de yönetemezsiniz, askerseniz de!
Bunun aksi vârit olsaydı, şehit cenazelerinin kaldırıldığı câmi avlularında karılar gibi ağlayıp, yetkisizlikten şikâyet etmezdiniz. Kutsal Türk çocuklarının hayatta kalmaları için ihtiyaç duyulan kanunların çıkarılmasını isterdiniz Meclis'den!
Sakın hiç kimse bana Meclis'in kutsiyetinden, millî iradeye müdahale edilemeyeceğinden, kuvvetler ayrılığı prensibinden falan bahsetmişsin.
Bu Meclis'e müdahale etmeyen mi kaldı ki?
İMF'nin ve Avrupa Birliği'nin dayatmalarını; tasarı metinlerini dahi görmeden, gece - gündüz çalışarak kanunlaştırır da benim taleplerimi millî iradeye müdahale gerekçesiyle geri mi çevirir bu Meclis?
Mümkün mü bu?
Kaşınızı çatsanız dağları devirirsiniz be!
İşte beş evlâdımız daha şehit edildi. Kuzey Irak'dan geldiler, roketlerle Şemdinli Jandarma Karakolu'na saldırdılar ve inlerine döndüler.
Abdullah Gül, herhâlde iki yıldan beri yaptığı gibi; bu olaydan sonra gene eşkiyayı amerikalılara şikâyet edecek, onlar da "git Irak'lı yetkililerle görüş" diyeceklerdir.
Ya o na'pacaktır?
O da bize dönüp amerikalıların hassasiyetimizi paylaştığından ve meselenin Irak'lı yetkililerle görüşüldüğünden bahsedecektir.
Söyler misiniz lütfen, Irak'taki bütün yetkililer birer Amerikan kuklası değil mi?
Artık Amerika'nın Türkiye'yi oyaladığını anlamamak için aptal olmak gerekir, aptal!
Bu amerikalılar, Bağdat ve Kerkük'te bayrak dalgalandıran otuz kadar PKK bürosu sorulduğunda "o bürolar Demokratik Çözüm Partisi'ne aittir" demişlerdi.
Bu partiyi kim kurmuştur?
-PKK
Üstelik PKK'nın bürosu Bağdat'taki amerikan karargâhına sadece bir kaç adım mesafededir.
Demek ki no'luyor?
-Demek ki amerikalılar Abdullah Gül''ü ve bilumum Abdullah'ları, Abdullah Gül ve bilumum Abdullah'lar da bizi uyutuyor.
Fakat kutsal Türk çocukları da kutsal Türk Devleti de Abdullah'lara emanet edilmedi. Türk milli varlığı Türk Ordusu'na emanettir.
PKK eşkiyanın heykelini dikti beyler, Allah aşkına mevzuatın esiri olmayın, yoksa bizi esir düşüreceksiniz.

Yeniçağ Gazetesi

ABD ATATÜRK'E NİÇİN KARŞI?

AHMET TANER KIŞLALI  - ABD ATATÜRK'E NİÇİN KARŞI?

AHMET TANER KIŞLALI

Önceki yazımda bazı somut bilgiler vardı.
ABD'li bazı "servis"lerin, Türkiye'ye yönelik çabaları ile ilgili bilgilerdi bunlar. Atatürk'ü ve Kemalizm'i yıkmak için gösterilen çabalar yanyana geldiğinde, ortaya yadsınamayacak bir tablo çıkıyordu. Ama bu tabloya eklenecek, birkaç fırça darbesi daha kalmıştı.

Varan bir:
"CIA İstasyon Şefi" Paul Henze, 1993 yılında bir rapor hazırlıyor; ama "yeni dünya düzeni" ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. "Klasik Atatürkçülük" ölmüştür... Aydınların imam hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. İran ve Arap parası ile desteklenen köktendincilik, Türkiye için ciddi bir tehlike değildir...
Atatürk'e "deccal" diyen Said - i Nursi ve Nurcular ilericidir... Nakşibendiler geriye dönük değillerdir; Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler...
Varan iki:
Samuel Huntington gibi "bazı" ABD'li yazarlar, Kemalizme karşı "ılımlı İslam"a sahip çıkıyorlar. Türkiye'nin batı ile bütünleşmesini istemiyorlar. Türkiye'nin "yeni dünya düzeni" içindeki yerinin "ılımlı İslam" olması gerektiğini düşünüyorlar. Batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar...
Varan üç:
CIA Türkiye ve Ortadoğu masa şeflerinden Graham Fuller de, üç yıl önce bir Türkiye raporu hazırlıyor... Ve özellikle "Kürt sorunu"na elatıyor:
Irak'ın "üniter" yapısını koruması ABD çıkarlarına uygun değildir. Türkiye Kürtlere özerklik verirse, Kuzey Irak'taki Kürtlerle bir bütünleşme gerçekleşebilir. En kötü şey, Türkiye'nin Irak'a yakınlaşmasıdır.

Şimdi gelelim sorunun yanıtına: ABD "servis"leri Atatürk'e niçin düşman?
Bunun dört temel nedeni var.
Birincisi...
Laik - demokratik Kemalist model, "ihraç" etmeye elverişli değildir. Türkiye'nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan İslam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. "Ilımlı İslam" ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir Türkiye, ABD çıkarlarına daha uygundur!
Üstelik, petrol zengini Ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, Kemalist model tehlikeli bir örnektir. Bu rejimlerin varlığı, Amerikan çıkarlarının güvencesindedir!
İkincisi...
Kemalizmin temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. Bu ise, ABD'nin ve genel olarak batının çıkarlarına terstir. Türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. Türkiye Ortadoğuda büyük bir güç olmamalıdır!
Üçüncüsü...
Türkiye'nin Kürtlere özerklik vermesi giderek federasyonu peşinden getirir. Bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile, "bağımsız" bir Kürt devletinin oluşturulmasıdır. Her zaman ABD'ye muhtaç böyle bir devlet... Amerikan çıkarları için en iyi çözümdür. Ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, Türkiye'de Atatürk'ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!
Dördüncüsü...
Yeni dünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel "ulusal devlet"tir. Türkiye'de Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!
1994 Arallığında, Yeni Demokrasi Hareketi kurulurken çıkan bir yazım şöyle noktalanıyordu:
"Özal - 12 Eylül sayesinde - boşaltılmış bir meydanda işe başlamıştı... 'Dört eğilimi' birleştirip, ABD'nin çizdiği yolda kararlılıkla yürüdü. Ama bugün artık ne dünya o günün dünyası, ne de Türkiye o günün Türkiyesi... Özal öldü, yaşasın Boyner!.. Doğru isim, yanlış zaman... Ve tarihi, isimler değil 'zaman'lar belirler!.."
Suç, bir buçuk yılda tükenen Boyner'de değil, "zaman"da!
Ve zamanlar hep Atatürk'ü haklı çıkarıyor!

AHMET TANER KIŞLALI

21 Ekim 1999 sabahı, Ankara'da evinin önünde bombalı bir suikast sonucunda öldürülen Ahmet Taner Kışlalı, 1939'da Tokat'ın Zile ilçesinde doğdu. Banka memuru Hüseyin Hüsnü ve öğretmen Lütfiye Hanım'ın oğlu, gaeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı'nın küçük kardeşidir. Kilis Kemaliye İlkokulu'ndan (1951) sonra, Kilis Orta Okulu'nu ve Kabataş Erkek Lisesi'ni (1957) bitirdi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 1963'te mezun olmadan önce, o zaman Ankara'da yayımlanan Yeni Gün gazetesinde çalıştı. 1967'de Paris Üniversitesi'nin Anayasa Hukuku ve Siyaset Bilimi Bölümü'nde "Çağdaş Türkiye'de Siyasal Güçler" konusunda doktorasını yaptı. Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak, akademik yaşama atıldı. Daha sonra SBF'de öğretim üyesi ve 1972'de doçent oldu, 1974-1977 yılları arasında Ankara Üniversitesi SiyasalDavranış Kürsüsü'nde doçent ünvanı ile görev yaptı.

1977'de CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in önerisi üzerine siyasete atıldı ve İzmir Milletvekili olarak parlamentoya girdi. 42.hükümette getirildiği Kültür Bakanlığı'nda (1978-79) kurduğu güçlü bir kadro ile, Milli Eğitim bakanlığı'nca yayımına son verilmiş olan klasik kitaplar dizisini yeniden yayımlattı.

12 Eylül'den sonra üniversiteye döndü. Siyaset bilimi dersleri verdi. 1988'de profesör oldu. AÜ İletişim Fakültesi'nden emekli olduktan sonra da ders vermeyi sürdürdü. Pek çok ünlü gazeteci ve televizyoncunun yetişmesinde büyük katkıda bulundu.

1990'ların başından bu yana, Cumhuriyet gazetesinde "Haftaya Bakış" köşesinde Kemalizmi, laikliği, demokrasiyi, insan haklarını savunan ve eğitime önem veren yazılar yazdı. ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) ve ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) gibi Atatürkçü ve çağdaş aydınlıkçı derneklerin üyesi olarak, Anadolu'nun en ücra köşelerine giderek konferanslar verdi. "Terörün, güçsüzlerin başvurduğu bir yöntem olduğu" inancını, dersleri ve yazılarında vurgulayan Kışlalı, 1971'de "TRT Bilimsel başarı Ödülü"nü aldı.

9 Eylül 1995'te geçirdiği trafik kazasında, 28 mayıs 1968'de evlendiği ilk eşi Nilgün Kışlalı öldü, kendisi ağır yaralı kurtuldu. İlk eşinden Dolunay ve Altınay adında iki kız çocuğu olan Kışlalı'nın ikinci eşi Nilüfer Kışlalı'dan da Nilhan Nur adında bir aylık bir kız çocuğu vardı. Kışlalı, Fransızca biliyordu.

yeni safak

En sinsi cinayetler

Tarih boyunca peygamberler, hükümdarlar, devlet adamları, komutanlar farklı yöntemlerle zehirlendi. Günümüzde de iktidar çatışmaları ve güç savaşları nedeniyle zehirli suikastler sık sık devreye giriyor.

Antik çağdan itibaren en sinsi cinayet türü olan zehirle öldürme çoktan polisiye edebiyatın sınırlarını aştı. Geçtiğimiz günlerde Ukrayna muhalefet lideri Viktor Yuşçenko'nun zehirlenme girişiminin ardından, FKÖ Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın da MOSSAD tarafından zehirlenerek öldürüldüğü kuşkularının güçlenmesi 'zehirli suikastler'i bir kez daha gündeme taşıdı. Öte yandan Agatha Christie'nin romanlarındaki zehirler de gerçeğe uygunmuş. İspanyol farmakoloji profesörü olan Alfonso Velasco Martfin 'Polisiye romanlardaki zehirler' isimli bir kitap yazdı. Kitaba göre Agatha Christie'nin zehir uzmanlığı birinci dünya savaşı yıllarındaki hemşireliğinden geliyormuş. Sherlock Holmes, Komiser Maigret ve Hercule Poirot tiplemelerinin araştırdığı zehirlenme vakalarının kusursuz olduğunu savunan yazar, "Arsenik, kürar ve mantar zehirleri vücutta mutlaka iz bırakır. Vücutta iz bırakmayan tek bir zehir var, ama onu da ben söylemem" der.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ve MHP lideri Alparslan Türkeş'in kalp krizine neden olan bir zehirle öldürüldükleri iddiaları ortalığı karıştırdı. Daha önce de Genelkurmay eski Başkanı Org. Doğan Güreş'in PKK sempatizanı askerler tarafından kahvesine zehir konularak öldürülmek istendiği ortaya çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise Endonezya Başkan Yardımcısı Yusuf Kalla'nın çorbasına konan arsenikle zehirlendiği öğrenildi. Benzer iddialar Atatürk için de ortaya atıldı. Atatürk'e otopsi yapılmasına gerek olmadığı şeklindeki heyet raporuna rağmen bu konuda iddialar hep oldu.
......
Türkeş'in kalbi saat gibi çalışıyordu

Eski MHP Erzurum Milletvekili Rıza Müftüoğlu ise "Derin Sayfalarıyla Milliyetçi Hareket" adlı kitabında MHP lideri Alparslan Türkeş'in öldürüldüğünü öne sürer. Müftüoğlu, "Başbuğ'un öldürüldüğü kanaatindeyim. Mart 1997'de Almanya'da gittiği doktorun 'Kalbiniz saat gibi' dediğini bize anlatmıştı. Bu doktor da Başbuğ'un ölümünden 1 yıl sonra, kalp durmasından hayatını kaybetti. Bir gün bana CIA'da çalışan bir Türk'ten bir rapor ulaştı. Bir siyasi partinin liderine gönderilmişti. Raporda hem Başbuğ'un, hem de Özal'ın öldürüldüğü yazıyordu. Potasyum yüklemesi yapılarak, iz bırakmadan ölümler gerçekleştirilebiliyordu" diyor.
.......

50 Yıllık Sırlar Deşifre Oldu

Tümgeneral İlhan Atabaş, merhum Albay Atıf Erçıkan'ın NATO görevi
sırasında başından geçen bir olayı anlattığı mektubunda, ABD'nin iki yüzlü olduğunu deşifre etti

27 Mart 2005 18:04

Erçıkan'ın anlattığına göre, eline yanlışlıkla verilen dosyada ABD, SSCB'nin dağılmasının ardından kurulucak Türk devletlerinin Türkiye ile birleşmesi durumunda batı için büyük bir tehlikenin ortaya çıkacağı belirtiliyor.
Emekli Tümgeneral İlhan Atabaş, 1960'larda Amerika'nın NATO'da müttefiki olan Türkiye'ye dost görünürken diğer taraftan da hasmane bir tutum içerisine girdiğine dikkat çekti. Atabaş Paşa, Emekli Korgeneral Merhum Atıf Erçıkan'ın 1960'ların başında Washington'daki
NATO Askeri Komite karargahında görev yaparken tanık olduğu ve kendisine aktardığı bir anısını gazetelere gönderdiği bir
mektupla kamuoyu ile paylaştı.
.......

Ali Dibo

İKTİDAR OLMANIN DAYANILMAZ ZAAFİYETİ!!!

Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Ülkemizde iktidar olanlar belli bir süreden sonra halkın gerçek ihtiyaçlarını unutup, kendilerince veya kendilerine birilerince (iç ve dış baskı gruplarınca) önerilen bir öncelikler dizisine göre faaliyetlerine devam etmek istiyorlar. Yani İKTİDAR OLMANIN DAYANILMAZ ZAAFİYETİ'ne yakalanıyorlar.

Bu yüzden birçok ilimizde (seçim kazanmak umudu ile temeli atılan), uçak bekleyen havaalanları, doktor bekleyen hastaneler, sporcu bekleyen spor salonları ve yarım kalmış gereksiz yatırımlar bulunmaktadır. Bunların yapımı için alınmış dış borçlar ödenemediği için ülkemizin başına çok büyük sorunlar çımış, IMF'ye el açmak ve onun güdümünde olmak zorunda kalmışızdır.

Ne yazık ki şimdiki yöneticilerimiz de ortaya koydukları hedeflerle bu zaafiyete yakalanmış durumdalar. Örnek vermek gerekirse;

1 - İstanbulda 2 tane hava alanı varken, 3. nün yapılmak istenmesi. İstanbulun ikinci hava alanı olan Sabiha Gökçen, daha gereği gibi kullanılmazken ve yurtdışı uçuşlara kapalı iken, neden 3. hava alanı düşünülüyor? Üstelik Atatürk hava alanına büyük masraf ve büyük hafriyatla yapılan 2. pist uçuşlara açılamazken. Ayrıca geçen hafta Turist geliş rekoru kırılan (24 saatte 512 uçak indi) Antalya gibi Turizm bölgelerimizde yeni hava alanlarına acil ihtiyaç verken (İsparta hariç, çünkü oradaki hava alanıda uçak bekliyor)

2 - İstanbula 3. köprüyü yapmak. İstanbulun iki yakası arasında otoyla geçişi azaltmak amacıyla yapılacak olan Raylı Tüp geçiş daha bitmemişken ve de bittikten sonra da işlevi sınanmamışken, çevre yolları İstanbulun akciğerleri sayılan Sarıyer ve civarından geçecek şekilde 3. asma köprüyü yapmaya kalkmak,

3 - 3 tane Nükleer santral kurulması. %98'i deprem bölgesi sayılan ülkemizde, hem de 3 tane nükleer santral kurulması için Enerji Bakanlığı tarafından çalışmalara başlanması. Hidroelektrik santralları için ideal sayılan ülkemizde, sahip olunan potansiyelin henüz 1/3'ü kullanılmışken ve de en önemlisi dışa bağımlı olmadan çok ucuza elektrik enerjisi üretmek varken (3 yıldır elektrik üretimi için hidroelektrik santrallerine ağırlık veren yönetim bu sayede, diğer enerji kaynaklarına göre elektriğe daha az zam yapmıştır. Çünkü hidro elektrik santraller birkilowatt saat elektriği 0,2 sentten üretirken, doğalgaz santrallerinde 5,5 ile 9 sent arasında değişecek şekilde üretilmektedir.
16.07.2005
Sabah Gazetesi - Olcay Aydilek

Bunlar gibi bu aşamada yersiz ve gereksiz yatırımlar yerine, yarım kalmış ve bitirildiğinde hemen üretime ve hizmete geçerek yatırılan sermayeyi geri ödeyecek yatırımlara öncelik verilmesinin daha uygun olacağı inancındayım.
Sevgi ve saygılarımla.
(18.07.2005)

Akşam Gazetesi - ABD, 'büyük oyununu' uygulamaya koymaya başladı  - Türkiye'ye 3.5 ton patlayıcı madde sokuldu!

Türkiye'ye 3.5 ton patlayıcı madde sokuldu!

ABD, "büyük oyununu"
uygulamaya koymaya başladı

Şakir Süter

Dün yazımıza nokta koyacağımız saatlerde telefonla bir bilgi ulaştı.
İnanamadık, aynı bilgiyi iki ayrı kaynaktan daha doğrulattık. Dinledikçe hayretimiz artıyordu. Ortada tek bir konu varken, aldığımız bilgiler çeşitlendikçe işin rengi değişiyordu. İlk aldığımız bilgiyi aktaralım önce:

- Türkiye'ye 3.5 ton patlayıcı madde sokuldu!
Çok önemli bir miktar bu; inanılır gibi değil ama bilgi maalesef doğru.
Ve maalesef konu sadece bu kadarla sınırlı değil.

- Bu patlayıcı, Amerikan malı!

- Türk- Irak sınırında Barzani'ye bağlı güçler aşırı biçimde silahlandırıldı.

- Barzani'nin peşmergeleri, "malum uzmanlarca" eğitiliyor. ABD askerleri ile birlikte tam anlamıyla bir "blok" oluşturulmuş vaziyette.

- Türkiye'de yoğun biçimde "sınır ötesi harekat yapalım" propagandası pompalanıyor. Bu tamamen bir Amerikan tezgahı! Birileri bilerek, kimileri de bilmeden bu oyuna geliyorlar.

- Türkiye, sınır ötesi harekat yapmak zorunda kalacağa benziyor.

- Irak'a girersek, PKK'lı veya peşmerge ile değil, büyük ihtimalle ABD askerleri ile savaşmak zorunda kalacağız.

- Bu sırada ciddi kayıplarımız da olabilir. Çünkü Kuzey Irak, tam anlamıyla 'silah deposuna' dönüşmüş bulunuyor.

- Şu anda Türkiye'deki terörün İmralı ile hiç ilgisi yok; tamamen ABD güdümlü terörle karşı karşıyayız.

TÜRKİYE'DEN TOPRAK

Bu bilgileri aktardıktan sonra konunun "nedenine, niçinine" geliyoruz.

Bu konuda iletilen bilgiler de şöyle:

- Amerika, yıllardır vazgeçmediği "Kürt Özerk Devleti" projesini uygulamaya koymak için uygun bir zemin bulduğuna inanıyor.

- Talabani'nin Irak Cumhurbaşkanı seçilmesinden çok, Barzani'nin Kuzey Irak'ta kalması, projenin daha sağlıklı biçimde uygulanması için özel bir tercih.

- Şu anda terörün Çukurca'da yoğunlaşması da, o bölgenin Kürdistan'a bırakılması için "üs" gibi seçilmiş olmasından kaynaklanıyor.

- Daha Türkçesi, Sünni Kürtler'den oluşturulacak "Kürt Özerk Devleti" için Türkiye'den toprak talep ediliyor! Türkiye buna mecbur bırakılmak isteniyor.

- Yapay terör eylemleri, son derece modern silahlarla güçlendirilmiş peşmergeler... "Sözde PKK eylemleri..." Ve Türk ordusunun sınır ötesi harekat yapmaya zorlanması... Hepsi, bu ABD planının parçaları.

- ABD, Türkiye'ye dönüp şunları söylemeye hazırlanıyor:

1 - Karşılıklı itiş-kakış yaşanıyor. Sizden de, Irak kesiminden de can kayıpları oluyor. PKK teröründen de kurtulamıyorsunuz.

2 - Gelin, Türkiye olarak "Bağımsız" değil, "Kürt Özerk Devlet" nin kurulmasına yardımcı olun.

3 - Böylece sizin de kontrolünüzdeki yeni devlet sayesinde huzura kavuşun, PKK terörü de sona erdirilmiş olsun, bölgeye huzur gelsin.

AÇIK TALEP, KİRLİ PLAN

Yukarıda yazdıklarımızın bir bölümü, olayları yakından izleyenler için 'yeni' değil.
Yeni olan, yıllardır söylenenlerin 'icraata' geçirilmesi için somut adımların atılmaya başlanmış olması.
Kaldı ki...
ABD bu projesini açıktan açığa deklare etmese de, kapalı kapılar ardında dillendiriyordu.

Yaklaşık 10 yıl önce dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na bu projelerini iletmiş ve şu karşılığı almışlardı:

- Ben, bir koalisyon hükümeti olarak 'Kürt Özerk Devleti'nin kurulmasına öncülük edemem. Muhalefet de bu işin içinde yer alırsa; belki...

Aynı ABD yetkilileri, dönemin ana muhalefet partisi liderine de bu önerilerini iletmiş ve ondan da şu karşılığı almışlardı:

- Buna ben evet diyemem. Hükümet de diyemez. Türkiye'de orduyu ve kamuoyunu böylesi bir projeye ikna edebilmeyi de mümkün görmüyorum.
10 yıl önce "uykuya" yatırıldığı zannedilen ABD projesi, bugün uygulanmaya çalışılıyor.
Hem de son derece kirli bir tezgah kurularak...

"Uluslarası terörle mücadele" adına Irak'a giren ABD, Türk insanlarının canları pahasına "Kürt Özerk Devleti" kurulması için "bölgesel terör" estirmekten geri durmuyor.
Pekiyi, bütün bunlar gerçekleşebilir mi? Bilemiyoruz.
Ve bizce sorun..
ABD'nin ne yapacağından çok, böylesi bir durum karşısında Türkiye'nin nasıl bir tavır alacağına bağlı.
Özetle Ankara...
Hem dışarıdan hem içeriden 'büyük gözaltında' tutuluyor.


İpin ucu

Kerkük, 'Kürdistan' haritasına alınmış.
Tevazu gösterilmiş...
Bağdat'ı unutmuşlar!..
Gidişat!

"..Hayatımda bunu da yaptım. Baktım, uçakla tarlada gidiyoruz."
Tayyip Erdoğan - Başbakan.
....
Akşam Gazetesi - 23.07.2005

ABD'den bebek katillerine yani teröristlere destek

Tercüman Gazetesi - Kerkük'te ABD destekli PKK bürosu açıldı

Kerkük'te ABD destekli PKK bürosu açıldı

Türkiye, teröristlere karşı sınırötesi operasyonu tartışırken, PKK, ABD kontrolündeki Kerkük'te büro açıp flama astı. PKK ile mücadele sözü veren ABD, kılını bile kıpırdatmadı.

PKK Kerkük'te büro açtı

Türkiye K. Irak'ta teröristlere karşı operasyon yapmayı tartışırken PKK, ABD kontrolündeki Kerkük'te büro açıp, örgüt flaması astı

Türkiye'nin Kuzey Irak'a muhtemel bir sınır ötesi operasyonu tartışılırken, terör örgütü PKK, ABD'nin kontrolündeki Irak'ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük kentinde büro açarak, örgütü ve sözde "demokratik konfederalizm"i simgeleyen flamalar astı. Kerkük'ten yayın yapan Türkmeneli Televizyonu, Kerkük'ün merkezinde PKK'lıların büro olarak kullandığı binanın üstünde örgütü simgeleyen flama ile teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın 21 Mart'taki Nevruz sırasında "kuruluşunu ilan ettiği", Türkiye, Irak, İran ve Suriye'deki Kürtleri tek çatı altında toplayan sözde "demokratik konfederalizm"i simgeleyen flamaların yan yana asıldığını görüntüledi. Büyük bir telsiz anteninin de göze çarptığı binaya Amerika ve diğer müttefik güçlerinin hiçbir müdahalede bulunmadığı belirtildi.

TÜRKİYE DİKKATLİ

Türkmeneli televizyonunun haberinde ayrıca, İmralı'da ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkûm edilen Öcalan'ın posterlerinin de Kerkük'teki bazı yerlerde asılı olduğu ifade edildi. Türkmeneli televizyonu, ABD'nin yanı sıra geçici Irak yönetiminin terör örgütleri listesinin ilk sıralarında yer alan PKK'nın bu kadar açık faaliyet göstermesinin Türkiye tarafından dikkatle izlendiğini vurguladı. Irak Başbakanı İbrahim Caferi'nin Ankara'ya yaptığı ziyarette PKK ile mücadele sözü verdiği, ABD'nin de örgütün Kuzey Irak'taki faaliyetlerinin durdurulacağına dair Ankara'ya defalarca teminat verdiği hatırlatıldı.

Tercüman Gazetesi - 1 Ağustos 2005 Pazartesi

Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanımadığı sürece müzakerelerin başlaması kabul edilemez.

Dominique de Villepin
Fransa Başbakanı
Milliyet Gazetesi - 05.08.2005

Ntv

The New York Times, dünyanın 13'üncü büyük demir-çelik şirketi olan Ereğli Demir Çelik'te özelleştirmenin Türk ekonomisinin geleceği için zor dönemeç olduğunu yazdı.

NTV - MSNBC - 05 Ağustos 2005

ntv msn nbc

Tavizler olayları körüklüyor !

Daha ne zamana kadar bu gidişe sessiz kalınacak ! Avrupa sevdasıyla ihmal ve ihanet zirveye çıktı ! Terör bir aczin boşluğunda at koşturuyor. Kapkaçcılar, eşkıyalar ve teröristler şehrin göbeğinde eylem yapıyorlar. Bunlara dur deme zamanı geldi ! Cumhurbaşkanımız bu kötü gidişi engellemeli ve ihanetleri durdurmalıdır!

Ayla SONGÜL
Ankara, 13 Şubat 2006

KISIR DÖNGÜ VEYA
KENDİ KUYRUĞUNU ISIRAN YILAN

Yakup YURT

Yakup YURT

Satış, satış, satış. Varsa yoksa satış. Evrensel bir saplantı haline geldi. Herkes neyi varsa satıyor.

Peki kime? İşte o pek belli değil. Yani belli ama değil kabilinden. Sermaye şirketlerinde hisse sahibi olan anonim gerçek veya tüzel kişilerle, bunların bir araya gelerek kurdukları çoğunlukla çokuluslu çıkar kumpanyalarına.

Tüm dünya ülkelerindeki varlıklı azınlıklar, dil, din, kültür ve uluslar üstü/ötesi ortaklıklarında birbirine kıyak çekerken; yoksullar da çırpınıyorlar vıyak vıyak. "Adaletin bu mu dünya?"

Ve bütün bunlar nerede oluyor?

Herkesin gözleri önünde, tamamen medyatik bir ortamda, demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, hoşgörü, dinler ve medeniyetler arası diyalog, çoğulculuk nutukları atılan iki yüzlü dünyamızda.

Hikaye hep aynı.

Globalleşme sürecindeymişiz. Ondan kaçış mümkün değilmiş. Direnmeye çalışırsan marjinal veya dinozor olurmuşsun. Jakobenlikle suçlarlar, statükocu derlermiş, şap gibi yanarmışsın. Yani mevcut durumu koruma gayreti içinde olmak racona uymazmış. Gelişerek değişmek zorundaymışız yani kısacası... Çok okumuş, büyük enteller öyle buyuruyorlar!

Bu acımasız uluslararası rekabet ortamında hata yapma hakkınız ve lüksünüz yok. Yarım başarılar bile başarısızlık sayılıyor. Sistemde af sözcüğüne yer yok. Ya satacaksın, ya satacaksın ona göre. Yoksa... yeniden yapılanmalar, giderek büyüyen işsizler ordusu, ucuz emek ve düşük maliyet adına yaşanan şirket göçleri olur gidersin valla okkanın altına...

Çağımızın ileri teknolojileri öylesine karmaşık bir çelişkinin içine attı ki insanlık alemini, hiç kimse önünü göremiyor. Sadece aptalca büyümekten başka mantık tanımayan uluslararası sermayeden insana saygı, yani bir nevi duygusallık ya da maneviyat bekler hale getirdiler hepimizi.

İnsancıklar lüks tüketim sarmalında kıvranıp duruyorlar. Bir binek otomobil bir Belçikalı ailenin yıllık bütçesinin %13'ünü yutuyor. Arz-talep dengesini yaşatmak adına tüm insani değerler pazarlama (marketing) konusu günümüzde. Tam bir kısır döngü. İşverenler şaşkın, işçiler ve sendikalar çaresiz. Tanınmış üniversitelerin iktisat fakültelerini birincilikle bitirmiş "süper" beyinlerin dilindeki dahiyane bilimsel terminolojiyi bizim köyün çobanı bile ezberledi günümüzde.

Kimse aptal değil. Herkes herşeyin farkında. Elinden oyuncağı veya ağzından emziği alınmış çocuk gibi ağlaşıyor çoğunluk. Herşeyin bir maliyeti olduğunu düşünmüyor narkozlanmış beyinler. Ellerde birer cep telefonu, herkes durmaksızın konuşuyor, her konuda. Sesli, yazılı ve görüntülü olarak. Herkes konuşuyor, ama kimse kimseyi dinlemiyor ve anlamıyor aslında.

Global sistem dedikleri şeyi bir gemiye benzetebiliriz. Arz-talep dengesi tutturulamazsa, yani talep azlığı veya yokluğu sebebiyle (yani işsizlik, züğürtlük, parasızlık, imkansızlık, çaresizlik...) arz tıkanırsa, yani tüketimsizlik nedeniyle üretim elde kalırsa, yani kısacası bu gemi batarsa ne olur? Tayfalar boğulursa, kaptan(lar) boğulmaz mı? Tüketimin ekonomik kalkınmanın ve zenginliğin vazgeçilmez bir ayağı olduğuna itiraz etmiyoruz. Bu satırların yazarı sosyal sistemleri besleyen finans kaynaklarının tüketimden alınan vergilerle sağlandığının bilincinde. Evet ama nereye kadar? "İnceldiği yerden kopsun. Elle gelen düğün bayram. Satmışım anasını ben bu dünyanın. Ölürsem mezarıma gelme istemem..." Teselli edebiyatımız çok zengin ve de tarihinde derinliklerinden gelen kaderciliğimizle çok güzel örtüşüyor.

Evvelden "kemer sıkma" sözü edilirdi, ekonomik kriz dönemlerinde. Şimdi sıkacak kemer kalmadı kimsede. Olanlarda da süs niyetine. O halde "vur patlasın, çal oynasın, çalkala yavrum, çalkala" dönemini yaşatıyor medyamız, sağ olsun. İnsanlar düşünmeye zaman bulamasınlar diye olsa gerek. Kendi kuyruğunu ısıran bir yılana benziyor dünyamız.

Yakup YURT ©
Brüksel, 17 Şubat 2006

Takvimden bir sayfa

"Bizi tarihimizden koparmaya çalışıyorlar"

5 Ağustos 2005 Diyanet Takvimi

5 Ağustos 2005 - Diyanet Takvimi

KAMUOYUNA DAVET

ÇOCUKLARINIZ
"NEDEN ORADA DEĞİLDİN" DİYE
SORMASIN!

Ben 14 Nisan saat 11:00'de Ankara, Tandoğan'dayım ve Ata'nın huzuruna yürüyeceğim.

Ülkeyi yaklaşan kabustan kurtarmak adına yurttaşlık görevimi yapacağım.

Siz ne yapacaksınız?

Yıllar sonra torunlarınıza "Evet oradaydım" diye gururla anlatacak mısınız, yoksa çocuklarınız "Neden orada değildin?" diye sorduklarında başınızı önünüze mi eğeceksiniz?

Ben tehlikenin farkındayım ve 14 Nisanda Tandoğan Meydanında olmayı seçiyorum.

Sizi de bekliyorum.

Prof. Dr. Mehmet NEŞŞAR
Cumhuriyet Halk Partisi
Denizli Milletvekili
09 Nisan 2007

OYUN bitince...  Erman Kamasoglu'nun gönderdiği mesajdan alınmıştır - undi 1 août 2005 11:11

Dut yemiş bülbül gibi
bir kenara çekilip susmak varken...

Birilerinin petrol, bor ve uranyum madenlerinin peşinde koştuğu bir sırada, savaşlar ve işgalleri göre göre nasıl oldu da yolunuz bu tarafa düştü?

Ülkemizdeki madenleri işlettirmeyenlerin maskelerinin birer birer düştüğü bir devirde :

Sitemiz "çare" ye hoş geldiniz...

Zuhal TOPRAK

çare